# VetArt® > www.vetart.com.tr > URL: https://vetart.com.tr --- ## Mavi Gözlü Beyaz Kediler > URL: https://vetart.com.tr/mavi-gozlu-beyaz-kediler/ Mavi gözlü beyaz kediler, zarif görünümleri ve dikkat çekici göz renkleri nedeniyle dünyanın en çok ilgi gören kedileri arasındadır. Ancak bu görünüm, yalnızca estetik bir özellik değildir; bazı genetik özelliklerle ve sağlık durumlarıyla da ilişkilidir. Mavi Gözlü Beyaz Kediler Neden Beyazdır? Beyaz tüy rengi, çoğunlukla dominant beyaz (W) geni veya daha nadir olarak albinizm ile ilişkilidir. Dominant beyaz geni, tüylerde pigment oluşumunu engeller ve kedinin tamamen beyaz görünmesine neden olur. Mavi göz ise iris tabakasında melanin pigmentinin az olmasından kaynaklanır. Gözün mavi görünmesinin nedeni aslında mavi pigment değil, ışığın iris dokusunda saçılmasıdır. En Bilinen Mavi Gözlü Beyaz Kedi Irkları Ankara Kedisi Türkiye'nin en tanınmış yerli kedi ırklarından biridir. Beyaz renk oldukça yaygındır. Gözleri mavi, kehribar veya biri mavi biri kehribar (odd-eyed) olabilir. Uzun ve ipeksi tüylere sahiptir. Oldukça zeki ve insan odaklıdır. Khao Manee Tayland kökenlidir. Tamamen beyaz kürke sahiptir. Mavi veya farklı renk gözlere sahip olabilir. "Elmas Gözlü Kedi" olarak da bilinir. Persian (İran Kedisi) Saf beyaz bireylerinde mavi göz görülebilir. Uzun tüylü ve sakin karakterlidir. Günlük tüy bakımı gerektirir. Scottish Fold Beyaz renk varyasyonlarında mavi göz görülebilir. Katlanık kulaklarıyla tanınır. Genetik iskelet hastalıklarına yatkınlığı nedeniyle sorumlu üretim çok önemlidir. Mavi Gözlü Beyaz Kediler Sağır mı? Kısa cevap: Hayır, hepsi değil. Toplumda "mavi gözlü beyaz kedilerin tamamı sağırdır" şeklinde yaygın bir inanış vardır. Bu doğru değildir. Araştırmalar göstermektedir ki: İki gözü de mavi olan beyaz kedilerde doğuştan sağırlık riski daha yüksektir. Tek gözü mavi olan kedilerde risk daha düşüktür. Kehribar veya yeşil gözlü beyaz kedilerde sağırlık görülme olasılığı daha da azdır. Yaklaşık olarak: Göz rengiDoğuştan sağırlık riskiİki mavi göz%60–80'e kadar çıkabilirTek mavi göz%30–40 civarında olabilirMavi olmayan gözlerBelirgin şekilde daha düşüktür Sağırlık varsa çoğu zaman: Tek kulakta olabilir. Her iki kulakta olabilir. Doğuştandır ve ilerleyici değildir. Sağırlık Neden Oluşur? Dominant beyaz gen, yalnızca tüy pigmentini değil, iç kulakta işitmeden sorumlu yapıların gelişimini de etkileyebilir. İç kulaktaki pigment hücreleri yeterince gelişmezse işitme hücreleri zarar görebilir ve doğuştan sağırlık meydana gelebilir. Bu nedenle mavi göz sağırlığın nedeni değil, aynı genetik mekanizmanın görünen bir işaretidir. Sağır Olduğu Nasıl Anlaşılır? Veteriner hekimler kesin tanı için BAER (Brainstem Auditory Evoked Response) işitme testi uygular. Evde şüphe uyandırabilecek belirtiler şunlardır: İsmi söylendiğinde tepki vermemesi Uyurken yüksek seslerden etkilenmemesi Arkasından yaklaşınca kolay irkilmesi Diğer kedilere göre daha yüksek sesle miyavlaması Kesin tanı için veteriner muayenesi gerekir. Bakımı Nasıldır? Mavi gözlü beyaz kedilerin bakımı diğer kedilerle büyük ölçüde aynıdır. Dikkat edilmesi gereken noktalar: Güneş yanıklarına karşı özellikle kulak ve burun korunmalıdır. Beyaz tüyler kolay kirlenebilir. Düzenli tarama yapılmalıdır. Kaliteli mama tercih edilmelidir. Düzenli veteriner kontrolleri ihmal edilmemelidir. Karakter Özellikleri Karakter, göz renginden çok ırka ve bireysel yapıya bağlıdır. Ancak birçok mavi gözlü beyaz kedi: İnsanlarla güçlü bağ kurar. Oyuncudur. Meraklıdır. Sessiz ve zarif davranışlar sergiler. Ev yaşamına kolay uyum sağlar. Mavi Gözlü Beyaz Kedilerin Ömrü İyi bakım gören sağlıklı bir birey ortalama: 12–18 yıl Bazıları 20 yılın üzerine yaşayabilir. Yaşam süresi; genetik yapı, beslenme, düzenli sağlık kontrolleri, yaşam koşulları gibi faktörlere bağlıdır. Sık Sorulan Sorular Mavi gözlü beyaz kedilerin hepsi sağır mıdır? Hayır. Sağırlık riski daha yüksek olsa da tüm mavi gözlü beyaz kediler sağır değildir. En ünlü mavi gözlü beyaz kedi hangisidir? Türkiye'de en çok bilineni Ankara Kedisi'dir. Mavi göz sonradan değişir mi? Yavru kediler genellikle mavi gözle doğar. Birçok kedide göz rengi büyüdükçe değişir. Ancak genetik olarak mavi gözlü kalacak kedilerde renk kalıcı olur. Mavi gözlü beyaz kediler daha hassas mıdır? Güneş ışığına karşı biraz daha hassas olabilirler ve sağırlık açısından dikkatli değerlendirilmeleri önerilir. Bunun dışında uygun bakım ile sağlıklı ve uzun bir yaşam sürebilirler. Mavi gözlü beyaz kediler, etkileyici görünümleri kadar genetik özellikleriyle de dikkat çeker. Özellikle iki mavi göze sahip beyaz kedilerde doğuştan sağırlık riski daha yüksek olsa da bu durum her birey için geçerli değildir. Düzenli veteriner kontrolleri, kaliteli beslenme ve uygun bakım sayesinde bu kediler uzun yıllar sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilir. Özellikle Ankara Kedisi gibi yerli ırklar, doğru koşullarda hem sadık hem de sevgi dolu birer ev arkadaşı olabilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. Sağlıklı bir ömür dileriz… VetArt Veteriner Polikliniği --- ## Kedilerde Denge Kaybı Neden Olur? > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-denge-kaybi-neden-olur/ Kedilerde denge kaybı, yürüme, ayakta durma veya hareket etme sırasında koordinasyonun bozulmasıyla ortaya çıkan bir belirtidir. Kediniz yürürken sendeleyebilir, sağa veya sola doğru eğilebilir, daire çizerek yürüyebilir ya da ayağa kalkmakta zorlanabilir. Denge kaybı tek başına bir hastalık değildir. İç kulak hastalıklarından nörolojik bozukluklara kadar birçok farklı sağlık sorununun belirtisi olabilir. Bazı nedenler acil müdahale gerektirdiğinden, belirtiler fark edildiğinde vakit kaybetmeden veteriner hekime başvurulmalıdır. Yılda bir kez Check-Up ve koruyucu hekimlik takibini önemsiyoruz. Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir.  Kedilerde Denge Kaybının Belirtileri Denge kaybı yaşayan kedilerde aşağıdaki belirtilerden biri veya birkaçı görülebilir: Yürürken sendeleme Ayakta durmakta zorlanma Sürekli düşme Başın bir tarafa eğik durması Daire çizerek yürüme Gözlerde istemsiz hareket (nistagmus) Kusma Koordinasyon bozukluğu İştahsızlık Normalden daha az hareket etme Bazı kedilerde belirtiler aniden ortaya çıkarken, bazı durumlarda yavaş ilerleyebilir. Kedilerde Denge Kaybının Nedenleri 1. İç Kulak İltihabı (Otitis Interna) Kedilerde denge kaybının en yaygın nedenlerinden biridir. İç kulak, denge sisteminin önemli bir parçasıdır ve burada gelişen enfeksiyonlar koordinasyon bozukluğuna yol açabilir. Belirtiler: Baş eğikliği Göz hareketlerinde bozulma Kusma Dairesel yürüme 2. Vestibüler Sendrom Vestibüler sistem, başın ve vücudun uzaydaki konumunu algılamaya yardımcı olur. Bu sistemde oluşan bozukluklar ani denge kaybına neden olabilir. Belirtileri: Ani başlayan baş eğikliği Sendeleme Düşme Nistagmus Kusma 3. Orta Kulak Hastalıkları Tedavi edilmeyen orta kulak enfeksiyonları zamanla iç kulağa ilerleyerek denge problemlerine yol açabilir. İşitme ve Kulak Sorunları ile ilgili yazımızı da inceleyebilirsiniz. >> Kedilerde İşitme ve Kulak Hastalıkları 4. Travmalar Yüksekten düşme, trafik kazası veya kafa travmaları sonrasında denge kaybı gelişebilir. 5. Beyin Hastalıkları Merkezi sinir sistemini etkileyen hastalıklar da koordinasyon bozukluğuna neden olabilir. Örneğin: Beyin tümörleri İnme benzeri damar olayları Menenjit Ensefalit 6. Zehirlenmeler Bazı ilaçlar, bitkiler, kimyasallar veya toksik maddeler sinir sistemini etkileyerek denge kaybına neden olabilir. 7. Metabolik Hastalıklar Daha nadir olmakla birlikte aşağıdaki durumlar da etkili olabilir: Hipoglisemi Karaciğer hastalıkları Böbrek yetmezliği Elektrolit bozuklukları 8. Yaşlanmaya Bağlı Nörolojik Değişiklikler İleri yaştaki kedilerde dengeyi etkileyen nörolojik değişiklikler görülebilir. Ancak yaşlılık, denge kaybının tek başına normal bir nedeni olarak değerlendirilmemelidir. Kedilerde Denge Kaybı Nasıl Teşhis Edilir? Veteriner hekim, denge kaybının nedenini belirlemek için şu yöntemlerden yararlanabilir: Ayrıntılı fiziksel muayene Nörolojik muayene Otoskop ile kulak muayenesi Kan tahlilleri Kulak sitolojisi Röntgen Bilgisayarlı tomografi (BT) Manyetik rezonans görüntüleme (MR) Bazı vakalarda ileri görüntüleme yöntemleri kesin tanı için gerekli olabilir. Kedilerde Denge Kaybı Nasıl Tedavi Edilir? Tedavi, altta yatan nedene göre planlanır. Kullanılabilecek tedavi yöntemleri şunlardır: Antibiyotik tedavisi Antifungal ilaçlar Antiparaziter tedavi Antiemetik ilaçlar (kusmayı kontrol etmek için) Destekleyici sıvı tedavisi Cerrahi müdahale (gerekli durumlarda) Nörolojik hastalıklara yönelik özel tedaviler Evde uygulanacak tedaviler yalnızca veteriner hekimin önerisi doğrultusunda yapılmalıdır. Evde Nelere Dikkat Edilmelidir? Denge problemi yaşayan kediler yaralanma riski taşıdığından şu önlemler alınabilir: Yüksek mobilyalara çıkması engellenmelidir. Kaygan zeminlerde dikkatli olunmalıdır. Mama ve su kapları kolay ulaşılabilecek yerlere konulmalıdır. Merdiven erişimi geçici olarak sınırlandırılmalıdır. İlaçlar düzenli kullanılmalıdır. Ne Zaman Acil Veteriner Hekime Başvurulmalıdır? Aşağıdaki belirtiler acil değerlendirme gerektirir: Ani başlayan denge kaybı Ayağa kalkamama Sürekli kusma Bilinç değişikliği Nöbet geçirme Şiddetli baş eğikliği Kulaktan kan veya yoğun akıntı gelmesi Travma sonrası denge bozukluğu Bu belirtiler ciddi nörolojik veya kulak hastalıklarının habercisi olabilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. Sık Sorulan Sorular Kedilerde denge kaybı kendiliğinden düzelir mi? Hayır. Bazı hafif vestibüler vakalarda belirtiler zamanla azalabilir; ancak denge kaybı ciddi hastalıkların belirtisi olabileceği için veteriner muayenesi ihmal edilmemelidir. İç kulak iltihabı denge kaybına neden olur mu? Evet. İç kulak, denge sisteminin önemli bir parçasıdır. Bu bölgede gelişen enfeksiyonlar baş eğikliği, sendeleme ve koordinasyon bozukluğu gibi belirtilere yol açabilir. Kedim yürürken sürekli sağa veya sola eğiliyor. Neden olabilir? Baş eğikliği ve tek tarafa yönelme; iç kulak hastalıkları, vestibüler sendrom veya nörolojik rahatsızlıklarla ilişkili olabilir. Kesin nedenin belirlenmesi için veteriner değerlendirmesi gerekir. Yaşlı kedilerde denge kaybı normal midir? Hayır. Yaşlanmaya bağlı bazı değişiklikler görülebilse de ani veya ilerleyici denge kaybı normal kabul edilmez ve mutlaka araştırılmalıdır. Sağlıklı bir ömür dileriz… VetArt Veteriner Polikliniği --- ## Scottish Fold Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/scottish-fold-bakimi/ Scottish Fold Kedisi Nedir? Scottish Fold, öne doğru kıvrık kulakları ile dünyanın en kolay tanınan kedi ırklarından biridir. İlk olarak 1961 yılında İskoçya'da bir gen mutasyonu sonucu ortaya çıkan bu ırk, sakin karakteri, insan odaklı yapısı ve sevimli görünümü sayesinde kısa sürede popüler hale gelmiştir. Ancak Scottish Fold yalnızca görünüşüyle değil, genetik olarak taşıdığı sağlık riskleri nedeniyle de veteriner hekimler tarafından dikkatle değerlendirilmesi gereken bir kedi ırkıdır. Günümüzde birçok ülkede etik yetiştiricilik kuralları kapsamında Scottish Fold üretimi sınırlandırılmış veya yasaklanmıştır. Bunun nedeni, kulak kıvrıklığına neden olan genin aynı zamanda ciddi kemik ve eklem hastalıklarına yol açabilmesidir. Vetart olarak biz de bu ırkın üretimine karşıyız. Bu yazımızda zaten sahiplenilmiş veya bakımı üstlenilmiş Scottish Fold kedilerin ömürlerini mümkün olduğunca refah içerisinde geçirebilmeleri için gerekli bilgileri toparladık. Scottish Fold Irk Özellikleri ÖzellikBilgiKökenİskoçyaOrtalama Yaşam Süresi11–15 yılAğırlık3–6 kgTüy YapısıKısa veya uzun tüylüKarakterSakin, sevecen, uyumluAktivite SeviyesiOrtaÇocuklarla UyumYüksekDiğer Evcil Hayvanlarla Uyumİyi Scottish Fold'un Fiziksel Özellikleri Scottish Fold'u diğer kedilerden ayıran en belirgin özellik kulaklarının öne doğru katlanmış olmasıdır. Diğer fiziksel özellikleri ise şunlardır: Yuvarlak kafa yapısı Büyük ve yuvarlak gözler Kısa fakat güçlü boyun Kaslı vücut Kalın kuyruk Yoğun ve yumuşak tüy yapısı Scottish Fold kedilerinin kulakları doğduklarında düzdür. Yaklaşık 3-4 haftalıkken genetik yapıya bağlı olarak kıvrılmaya başlar. Scottish Fold Karakter Özellikleri Scottish Fold oldukça sosyal bir kedi ırkıdır. Genellikle; İnsanlarla vakit geçirmekten hoşlanır. Sessiz bir yapıya sahiptir. Çok yüksek sesle miyavlamaz. Ev yaşamına kolay uyum sağlar. Çocuklarla iyi anlaşır. Diğer kediler ve köpeklerle birlikte yaşayabilir. Scottish Fold Bakımı Beslenme Scottish Fold'larda kilo alma eğilimi görülebilir. Bu nedenle: Kaliteli ve dengeli mama tercih edilmelidir. Günlük kalori ihtiyacı kontrol edilmelidir. Fazla ödül maması verilmemelidir. Omega-3 içeren beslenme eklem sağlığını destekleyebilir (veteriner hekimin önerisiyle). Tüy Bakımı Kısa tüylüler haftada 1 kez, Uzun tüylüler ise haftada 2-3 kez taranmalıdır. Bu sayede: Ölü tüyler uzaklaştırılır. Tüy yumağı oluşumu azalır. Deri sağlığı korunur. Kulak Bakımı Kulakları katlanmış olduğu için hava dolaşımı azalabilir. Bu nedenle; Düzenli kulak kontrolü yapılmalıdır. Kir birikimi takip edilmelidir. Kulak temizliği yalnızca veteriner hekimin önerdiği ürünlerle yapılmalıdır. Kulak çubuğu kullanılmamalıdır. Egzersiz Scottish Fold hareket etmeyi sever ancak aşırı aktif değildir. Oyuncaklarla günlük oyun oynatılması; kilo kontrolüne, kas gelişimine, eklem hareketliliğine katkı sağlar. Scottish Fold Hangi Hastalıklara Yatkındır? Scottish Fold ırkında görülen hastalıkların büyük bölümü kulak kıvrıklığından sorumlu gen mutasyonu ile ilişkilidir. En önemli hastalıklar şunlardır: 1. Scottish Fold Osteokondrodisplazisi (Scottish Fold Osteochondrodysplasia) Bu hastalık yalnızca Scottish Fold ırkında görülür. Kulak kıvrıklığına neden olan TRPV4 gen mutasyonu, aynı zamanda: kıkırdak gelişimini, kemik oluşumunu, eklem yapısını olumsuz etkiler. Belirtiler: Topallık Hareket etmek istememe Kuyruk sertliği Arka bacaklarda ağrı Merdiven çıkamama Zıplamaktan kaçınma Eklem şişliği İleri vakalarda yaşam kalitesini ciddi şekilde düşürebilir. 2. Dejeneratif Eklem Hastalığı (Osteoartrit) Scottish Fold'larda erken yaşlarda osteoartrit gelişebilir. Belirtiler: Sabah tutukluğu Hareket kısıtlılığı Topallama Ağrı Aktivite azalması Veteriner hekim kontrolünde uygun ağrı yönetimi, kilo kontrolü ve destekleyici tedaviler önerilebilir. 3. Kulak Problemleri Katlanmış kulak yapısı nedeniyle; kulak kiri birikimi, dış kulak iltihabı (otitis externa), maya ve bakteriyel enfeksiyonlar daha sık görülebilir. Belirtiler: Baş sallama Kulak kaşıma Kötü koku Akıntı Kulakta kızarıklık 4. Obezite Scottish Fold'lar sakin karakterleri nedeniyle kilo almaya yatkındır. Obezite; diyabet, eklem hastalıkları, kalp hastalıkları, yaşam süresinde azalma gibi problemlere neden olabilir. 5. Polikistik Böbrek Hastalığı (PKD) Özellikle Persian kedileri ile yapılan geçmiş çaprazlamalar nedeniyle bazı Scottish Fold bireylerinde görülebilir. Belirtiler: Çok su içme Çok idrar yapma İştahsızlık Kilo kaybı Riskli soy hatlarında genetik testler faydalı olabilir. 6. Hipertrofik Kardiyomiyopati (HCM) Bazı Scottish Fold kedilerinde kalp kası kalınlaşması görülebilir. Belirtiler: Halsizlik Solunum güçlüğü Egzersiz intoleransı Bayılma Erken teşhis için veteriner kardiyoloji kontrolleri önemlidir. Scottish Fold Kulak Temizliği Nasıl Yapılır? Kulak temizliği sırasında; Veteriner hekimin önerdiği kulak temizleme solüsyonu kullanılmalıdır. Kulak kanalına yabancı cisim sokulmamalıdır. Pamuklu çubuk kullanılmamalıdır. Kulakta ağrı veya kötü koku varsa evde müdahale edilmemelidir. Scottish Fold Kaç Yıl Yaşar? İyi bakım gören sağlıklı Scottish Fold kedileri ortalama 11–15 yıl yaşayabilir. Yaşam süresini etkileyen faktörler: Genetik yapı Beslenme Düzenli veteriner kontrolleri Kilo kontrolü Egzersiz Genetik hastalıkların varlığı Scottish Fold Sahiplenmeden Önce Bilinmesi Gerekenler Scottish Fold sahiplenmeyi düşünen kişilerin, bu ırkın görünümünün ardında önemli sağlık riskleri bulunduğunu bilmesi gerekir. Dikkat edilmesi gereken noktalar: Güvenilir ve etik yetiştiriciler tercih edilmelidir.  İki Scottish Fold'un çiftleştirilmesi önerilmez; bu durum yavrularda ciddi iskelet sorunları riskini artırır. Hareket kısıtlılığı belirtileri erken dönemde fark edilirse veteriner hekime başvurulmalıdır. Düzenli ortopedik muayeneler ve kilo kontrolü yaşam kalitesini artırabilir. Scottish Fold İçin Düzenli Veteriner Kontrolleri Scottish Fold kedilerinde aşağıdaki kontroller ihmal edilmemelidir: Genel sağlık muayenesi Ortopedik değerlendirme Kulak muayenesi Ağız ve diş kontrolü Kalp muayenesi (riskli bireylerde) Gerekli durumlarda radyografi ve genetik testler Erken teşhis, özellikle eklem ve kemik hastalıklarının yönetiminde büyük önem taşır. Sık Sorulan Sorular (SSS) Scottish Fold neden kulakları kıvrıktır? Kulak kıvrıklığı, TRPV4 genindeki bir mutasyondan kaynaklanır. Aynı gen mutasyonu kıkırdak ve kemik gelişimini de etkileyebilir. Scottish Fold her zaman hasta olur mu? Hayır. Her Scottish Fold klinik olarak ağır hastalık geliştirmez. Ancak bu ırk, osteokondrodisplazi ve eklem hastalıkları açısından diğer birçok kedi ırkına göre daha yüksek risk taşır. Düzenli veteriner kontrolleri erken tanı açısından önemlidir. Scottish Fold evde bakıma uygun mudur? Evet. Sakin mizacı ve insanlarla güçlü bağ kurması sayesinde ev yaşamına iyi uyum sağlar. Ancak kilo kontrolü, egzersiz ve sağlık takibi ihmal edilmemelidir. Scottish Fold çocuklarla anlaşır mı? Genellikle evet. Doğru sosyalleştirildiğinde çocuklarla ve diğer evcil hayvanlarla uyumlu bir yaşam sürebilir. Scottish Fold'un kulakları düzenli temizlenmeli mi? Evet. Katlanmış kulak yapısı nedeniyle kir ve nem birikimi daha kolay olabilir. Kulaklar düzenli kontrol edilmeli ve yalnızca veteriner hekimin önerdiği ürünlerle temizlenmelidir. ~~ 0 ~~ Scottish Fold, sevimli görünümü ve sakin karakteriyle sevilen bir kedi ırkıdır. Ancak kulaklarının kıvrık olmasına neden olan genetik mutasyon, aynı zamanda kemik ve kıkırdak gelişimini de etkileyebilir. Bir Scottish Fold kediniz varsa düzenli veteriner kontrollerini aksatmamalı, kilo yönetimine dikkat etmelidir. Ayrıca hareket sistemiyle ilgili belirtilerin erken fark edilmesi büyük önem taşır. Bilinçli bakım ve erken teşhis sayesinde birçok Scottish Fold kedisi daha konforlu ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilir. Yılda bir kez Check-Up ve koruyucu hekimlik takibini önemsiyoruz. Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. Sağlıklı bir ömür dileriz… VetArt Veteriner Polikliniği --- ## Kedilerde İşitme ve Kulak Hastalıkları > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-isitme-ve-kulak-hastaliklari/ Kediler, gelişmiş işitme duyuları sayesinde çevrelerindeki en küçük sesleri bile algılayabilen canlılardır. Ancak kulak enfeksiyonları, parazitler, genetik hastalıklar veya yaşlanmaya bağlı problemler bu hassas duyunun zarar görmesine neden olabilir. Erken dönemde fark edilmeyen kulak hastalıkları ise kalıcı işitme kaybına kadar ilerleyebilir. Bu rehberde kedilerde en sık görülen kulak hastalıklarını, belirtilerini, tedavi yöntemlerini ve hangi kedi ırklarının bu hastalıklara daha yatkın olduğunu veteriner hekim bakış açısıyla detaylı olarak inceleyebilirsiniz. Yazımızdaki Başlıklar Kedilerin işitme sistemi nasıl çalışır? Kedilerde en sık görülen kulak hastalıkları Kulak enfeksiyonunun belirtileri İşitme kaybı neden olur? Risk altındaki kedi ırkları Veteriner hekim nasıl teşhis koyar? Tedavi yöntemleri Evde bakım önerileri Ne zaman veterinere gidilmeli? Sık Sorulan Sorular Kedilerin İşitme Sistemi Nasıl Çalışır? Kediler yaklaşık 64–85 kHz frekansına kadar olan yüksek sesleri algılayabilir. Bu değer insanların duyabildiği ses aralığının oldukça üzerindedir. Her iki kulakta bulunan 30'dan fazla kas sayesinde kulak kepçeleri bağımsız hareket eder ve sesin geldiği yön büyük bir hassasiyetle belirlenebilir. Bu gelişmiş yapı sayesinde kediler avlarını karanlıkta bile seslerinden tespit edebilir. Kedilerde En Sık Görülen Kulak Hastalıkları 1. Dış Kulak İltihabı (Otitis Externa) En sık görülen kulak hastalığıdır. Bir bakteri türü olan “Malassezia Pachydermatis” mayası enfekte olmuş kulakta bulaşıcı olmaya neden olur. Bu bakteri sağlıklı kulaklarda da bulunur. Ancak en yoğun olarak iltihaplı olanlarda var olur. Bir nevi fırsatçı bakteri türü olduğu da söylenebilir. Dış kulak iltihabı tedavi edilmezse ciddi problemlere yol açar. Bunları iç kulakta oluşan iltihap (bulaşma nedeniyle), kafanın yana eğilmesi, dengede kalamama, kulak zarının yırtılması olarak örneklendirebiliriz. Tedavi süreci; bu tarz enfeksiyonların  üç haftadan az olmamakla birlikte en etkili olacak ilaçlarla tedavi edilmesi gerekir. Akar çabuk bulaşan bir hastalıktır. Enfeksiyonun sebebi ve seyrine göre ilaç kullanılmalıdır. Ancak kulak zarı yırtılması durumunda tedavide ekstra dikkat gerekir. İlaçların içeriği kulak sinirine zarar verebilmektedir. Bu anlamda veteriner hekimin uzmanlığı ve dikkati büyük önem taşır. Nedenleri Kulak akarları Bakteriler Maya mantarları Alerjiler Yabancı cisim Aşırı kulak kiri Belirtileri Sürekli kulak kaşıma Baş sallama Kötü koku Kahverengi akıntı Kulakta kızarıklık Dokununca ağrı 2. Kulak Akarı Özellikle yavru kedilerde görülür. Çok bilinen ve karşılaşılan akarlar kulaklarda kuru ve silisli toprak varmış gibi granül kahve görüntüsü veren bir iltihaptır. Normal bir kulak kiri sert olmayan kahverengi olur. Ancak bakteri nedeniyle enfeksiyonlu olan kulak kiri açık sarı, nemli kokulu olur. Alerjik bir durum söz konusu olduğunda akan yahut sızan bir şey olmaz. Genellikle kaşınma ve kızarma olur. Bu rahatsızlığa Alerjik Otit denilmektedir. Belirtiler Kahve telvesi görünümünde kulak kiri Şiddetli kaşıntı Baş sallama Kulak çevresinde yaralar 3. Orta Kulak İltihabı Tedavi edilmeyen dış kulak enfeksiyonlarının ilerlemesiyle gelişebilir. Belirtileri Baş eğikliği Denge kaybı İşitme azalması Ağrı 4. İç Kulak Hastalıkları En ciddi kulak hastalıkları arasındadır. Belirtiler Nistagmus Kusma Daire çizerek yürüme Denge kaybı Kalıcı sağırlık 5. Kulak Polipleri Genellikle genç kedilerde görülür. Belirtileri Tekrarlayan kulak enfeksiyonları Horlama benzeri solunum İşitme kaybı Kulaktan akıntı Kedilerde Otit Nedir? Daha ziyade ufak yaşlardaki kedilerde ortaya çıkan bir iltihap türüdür. Görüntüsü sebebiyle Pamukçuk olarak da bilinmektedir. Minik  top ( iğne başı gibi) şekilde beyaz renkte bir iltihaptır. Ayrıca sanılanın aksine hareketlidir. Nitekim yapılan çalışmalarda ışığa maruz kaldığında hızla hareket ettiği görülmüştür. Tekrar eden akar problemlerinin bir sebebi de bu türlerin kulak dışında  da yaşayabilmesi dir. Sıklıkla kulak içine istilada bulunurlar. Bu istilalar sırasında direncin düşmesiyle başka bakteri türleri de saldırıya geçebilmektedir. Kulak Uru Nedir? Bir tür kabarcık şeklinde maviye çalan gri renkte olmaktadır. Kulak kanalında oluşan “Seruminomas” kronik hale gelmiş iltihaplanma sonucu ortaya çıkmaktadır. Bulaşması sıklıkla rastlanılan bir durumdur. Daha çok yetişkin kedilerde görülür. Tedavi süreci; Özellikle sürekli hale gelen kulak rahatsızlıkları için en iyi çözüm, ameliyat ile kanalın hava alabilme olanağının en üst seviyeye çıkarılmasını sağlanmasıdır. Eğer ki sürekli olarak bir iltihaplanma durumu orta kulakta nüks ediyorsa ve zar yırtılması varsa, en iyi çözüm bütünüyle kulak kanalının alınması olabilir. İşitme Kaybı (Sağırlık) Doğuştan işitme kaybı ile doğan kedilerin büyük çoğunluğu beyaz ve mavi renkli gözlere sahip olanlar oluşturmaktadır. Bir oran vermek gerekirse %20’si sağır olarak doğar. Bunun dışında yaş ilerlemesi sonucunda görülür. Ancak en doğru tanının koyulabilmesi için,  veteriner hekimin Beyin sapı işitsel çağrışım tepkisi testini uygulaması ile sonuca ulaşmasıdır. Sonrasında kedinin yaşamında, bazı dikkat edilmesi gereken hususlar ortaya çıkar. Mümkün mertebe dışarı çıkarılmamalıdır. Sağırlığı kediyi dış dünyaya karşı savunmasız hale getirir. Günlük yaşamda ev içerisinde de dikkatli olunmalı; irkilip korkmasına mahal verilmemelidir. Kulak Kepçesinde Oluşan Hastalıklar Hematom Kulakların,  kepçe dediğimiz kısmında engebeli bir arazi misali, aralıklı olarak oluşan şişmelerdir. Bu şişlikler sıcak ve yumuşak olur. Oluşumuna sebep ise, kan damarı çatladığında kanın deri ve kulak kıkırdağının arasına akmasıdır. Hematomu boşaltarak tedavi edilir. Ancak dikiş işlemi yapılır ki aynı olay tekrarlanmasın. Kortikosteroid ilaçlarda kullanılabilmektedir. Soğuktan Donma Aşırı soğuğa maruz kalan kedinin,  kulaklarının özellikle sivri kısımlarında oluşan, donma durumlarında ılık suyla bu kısmı ıslatmak yeterlidir.  Ovalamak canının yanmasına neden olduğu için kesinlikle uygulanmamalıdır. Güneş Yanığı Böyle durumlara maruz kalmaya en müsait kediler, özellikle çok sıcak yerlerde yaşayan beyaz tüylü cinslerdir. Kanser oluşumuna yatkın olan, kısımları kulaklarının sivri olan bölümüdür. Mümkün olduğunca uzun süreli olarak kedi güneşe maruz bırakılmamalıdır. Eğer bir yolculuk vs. gibi mecburiyet söz konusuysa en az 30 spf korumalı güneş kremi sürülmelidir. Kedilerde İşitme Kaybı Neden Olur? İşitme kaybı; Yaşlanma Kronik kulak enfeksiyonları Travmalar Kulak tümörleri Doğuştan sağırlık Ototoksik ilaçlar nedeniyle ortaya çıkabilir. Hangi Kedi Irkları Daha Risklidir? Kedi IrkıRiskScottish FoldKronik kulak enfeksiyonuPersian (İran Kedisi)Kulak kiri ve otitisHimalayanKulak enfeksiyonuExotic ShorthairOtitisSfenks KedisiKulak kiri birikimiDevon RexMaya enfeksiyonuCornish RexKronik otitisBeyaz-Mavi Gözlü KedilerDoğuştan işitme kaybı Veteriner Hekim Kulak Hastalıklarını Nasıl Teşhis Eder? Teşhis için veteriner hekim aşağıdaki yöntemlerden yararlanabilir: Fiziksel muayene Otoskop ile kulak kanalı incelemesi Kulak sürüntüsü ve mikroskobik inceleme Bakteriyel kültür Mantar testi Röntgen veya ileri görüntüleme (gerektiğinde) İşitme değerlendirmesi (BAER testi gibi) Tedavi planı, altta yatan nedene göre belirlenir. Kedilerde Kulak Hastalıklarının Tedavisi Tedavi tamamen hastalığın nedenine bağlıdır. Hangi tedavinin uygulanacağına ise veteriner hekiminiz karar verir. Kullanılabilecek yöntemler: Antibiyotik kulak damlaları Antifungal ilaçlar Parazit ilaçları Antiinflamatuvar tedavi Kulak temizliği Cerrahi müdahale (polip veya hematom gibi durumlarda) Uyarı: Veteriner önerisi olmadan insanlara ait kulak damlaları veya temizlik ürünleri kedilerde kullanılmamalıdır. Kedilerde Kulak Sağlığını Korumak İçin Öneriler Kulakları haftada bir gözle kontrol edin. Kulak içine pamuklu çubuk sokmayın. Düzenli dış parazit uygulamalarını ihmal etmeyin. Banyo sonrası kulakların kuru kalmasını sağlayın. Kötü koku veya akıntı fark ettiğinizde veteriner hekime başvurun. Kulak temizliğini yalnızca veteriner önerisiyle uygun ürünlerle yapın. Ne Zaman Veterinere Başvurmalısınız? Aşağıdaki belirtilerden biri varsa vakit kaybetmeden veteriner hekime başvurmanız önerilir: Sürekli baş sallama Kulaktan kan veya irin gelmesi Denge kaybı Şiddetli ağrı Ani işitme kaybı Kusma ile birlikte baş eğikliği Kulakta kötü koku Erken teşhis, birçok kulak hastalığında kalıcı işitme kaybının önlenmesinde kritik öneme sahiptir. Yukarıdaki belirtilerden bir veya birkaçını görmeniz durumunda Veteriner KBB bölümünden randevu alabilir ve hemen muayene olabilirsiniz. Ayrıca kediniz için en az yılda bir kez genel check-up yaptırarak olası hastalıkların önüne geçebilirsiniz. Unutmayın erken teşhis hayat kurtarır.  Sık Sorulan Sorular Kedilerde kulak enfeksiyonu kendiliğinden geçer mi? Hayır. Tedavi edilmeyen enfeksiyonlar orta ve iç kulağa ilerleyerek kalıcı işitme kaybına neden olabilir. Kedimin kulağındaki siyah kir normal midir? Kahve telvesi görünümündeki siyah veya koyu kahverengi kir, kulak akarı enfeksiyonunun belirtisi olabilir. Kesin tanı için veteriner muayenesi gereklidir. Kedilerin kulakları ne sıklıkla temizlenmelidir? Sağlıklı kedilerde rutin ve sık kulak temizliği genellikle gerekli değildir. Temizlik sıklığı, kedinin ırkına, kulak yapısına ve veteriner hekimin önerisine göre belirlenmelidir. Scottish Fold kedilerde kulak hastalıkları daha sık mı görülür? Evet. Kulak yapılarındaki anatomik farklılıklar nedeniyle havalanma azalabilir ve kronik kulak problemleri gelişme riski diğer birçok ırka göre daha yüksektir. --- ## Toy Poodle > URL: https://vetart.com.tr/toy-poodle/ Toy Poodle (Oyuncak Kaniş), dünyanın en zeki köpek ırklarından biri olan Poodle (Kaniş) ırkının en küçük boyutlu çeşididir. Sevimli görünümü, yüksek zekâsı ve insan odaklı karakteri sayesinde en popüler ev köpeklerinden biridir. Toy Poodle Irk Özellikleri ve Bakımı Toy Poodle, son yıllarda evcil hayvan sahiplenmek isteyen birçok kişi tarafından tercih edilen bir tür. Sosyalleşmesi ve yumuşacık tüyleri bunda en büyük etken elbette. Oyuncak bir köpek gibi hatta bir süs eşyası gibi duran köpek ırkı Toy Poodle, Kaniş ailesine aittir. Sahiplendiğinizde sizinle beraber sosyalleşir ve evinize renk katabilir. Peluş ayıcıklar gibi yumuşak tüyleri olan Toy Poodle ırkı köpekleri sahiplenmeyi düşünüyorsanız doğru kararı veriyorsunuz diyebiliriz. Ancak şunu unutmamalısınız: O her şeyden önce bir canlı; özel ilgi ve bakıma ihtiyaç duyacaktır. Yazımızın devamında hangi şartlar altında büyütülmesi gerektiği ve bakımı için neler gerekli olduğu bir çok bilgi öğreneceksiniz. Toy Poodle Özellikleri Nelerdir? Genel ÖzellikleriIrkToy Poodle (Oyuncak Kaniş)KökenFransa (ırk standardı), kökenleri Almanya'ya dayanırBoy24–38 cmAğırlık2–4 kgOrtalama yaşam süresi12–18 yılTüy yapısı Kıvırcık, yoğun ve tek katmanlıTüy dökmeÇok az Yetişkin bir Toy Poodle 24-38 cm boyunda olabilir. Sağlıklı bir Poodle için 30 cm ve civarı boy idealdir. Toy Poodle ırkı köpeklerin bilimsel adı Canis lupus familiaris’tır. Hastalandığında yada ilaç gerektiği zaman bu adı kullanmanız gerekebilir. Yetişkin bir Poodle 3-4 kg ağırlığındadır, kucağınızda rahatça gezdirebilirsiniz. Eğitilmesi diğer köpeklere göre biraz farklıdır, şiddet ile eğitirseniz ileride asabi bir köpek olabilir. Sevgi ile büyütülmesi tavsiye edilir. Çok zeki bir ırk olduğu için kolayca eğitilebilir. İstediklerinizi ve komutlarınızı kolayca anlayabilirler. Ortalama yaşam süreleri  12-15 yıl arasındadır. Bu yaşam süresi baz alınırken sağlıklı köpeklerden referans noktası oluşturulmuştur. Toy Poodle Köpek Bakımı Nasıl Olmalı? Poddle taranması için mutlaka uzman destek alınmalıdır, birkaç defa uzman kişi önünde nasıl tarandığı öğrenilmelidir. Bilmeyen birisi tüylere zarar verebilir ve köpeğin sağlığını bozabilir. Poodle için çok fazla egzersiz yaptırmanıza gerek yoktur bu da sizi büyük bir yükten kurtaracaktır. Ara ara yaptırmak ona iyi gelecektir. Tüyleri her ne kadar düz gibi görünse de aslında kıvırcıktır ve yumuşacıktır. Tüyleri yüne benzemektedir, genellikle beyaz renkli olanları popülerdir lakin gri, kahverengi gibi çeşitli renkleri de olabilmektedir. Poodle sokağa terk edilirse yaşayamaz ve kısa süre içerisinde ölür bu yüzden insanların bulunduğu ortamda yaşaması önerilir! Bebek ve çocuklarla çok iyi anlaşırlar kısa sürede uyum gösterirler ve uzun süre uyum içerisinde yaşayabilirler. Poodle ırkı köpekler 2.5 yaşında ki bir bebekle aynı zekaya sahip olduğu bilinmektedir. Bu yüzden zeki kaniş olarakta nitelendirilebilir. Tuvalet ihtiyaçlarını sabah ve akşam dışarı çıkararak rahatlıkla giderebilirler. Apartman gibi yerlerde kolaylık yaşayabilirler, herhangi bir olumsuz durum görmedikçe havlamazlar ve uslu şekilde sizin gelmenizi beklerler. İki ayakları üzerinde kolayca yürüyebilirler bu yüzden show ve sirk ortamlarında sıkça görünen bir ırktır. Beslenmeleri sağlıklı olmalıdır, kuru mama yedirilmesi uzman veteriner hekimler tarafından sıklıkla önerilir. Ancak bireysel olarak kendi veterinerinizden beslenme tavsiyesi almalısınız. Her bireyin bakımı kendine özeldir. Mide, kulak ve kalp rahatsızlıklarına yakalanma riski yüksek olan bir ırktır. Tüy Bakımı Toy Poodle'ın tüyleri sürekli uzar ve düzenli bakım gerektirir. Haftada 3–4 kez tarama Yaklaşık 4–8 haftada bir profesyonel tıraş Göz çevresinin temizliği Kulak bakımının düzenli yapılması Tüyleri çok az dökülse de keçeleşmeye eğilimlidir. Beslenme Küçük ırklara uygun kaliteli mama tercih edilmelidir. Dikkat edilmesi gerekenler: Obeziteye yatkın olabilir. Küçük öğünler halinde beslemek faydalıdır. Her zaman temiz su bulundurulmalıdır. Sağlık Problemleri Toy Poodle genel olarak sağlıklı bir ırktır ancak şu rahatsızlıklara yatkın olabilir. Olası durumlarda takibini yapmanız için küçük bir liste paylaştık. Diz kapağı çıkığı (Patellar Luxation) Diş ve diş eti hastalıkları Göz hastalıkları (katarakt, ilerleyici retina atrofisi) Kulak enfeksiyonları Kalça sorunları (daha nadir) Trakea çökmesi (Tracheal Collapse) Evcil hayvanınızın sağlıklı, uzun bir yaşam sürmesi için Aşı takvimini takip etmeli ve rutin kontrollerini aksatmamalısınız. Yılda bir kez Check-Up ve koruyucu hekimlik takibini önemsiyoruz. Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. Sağlıklı bir ömür dileriz... VetArt Veteriner Polikliniği --- ## Pire Damlaları İle İlgili Merak Edilenler > URL: https://vetart.com.tr/pire-damlalari-ile-ilgili-merak-edilenler/ Pire damlaları ile ilgili o kadar çok soru alıyoruz ki hepsini bir yerde toplayıp paylaşmak istedik. Faydalı olması dileğiyle... :) Daha dün dış parazit damlasını yaptırdık, kedimizin (köpeğimizin) üzerinde hala pireler var? - Sakin olun 24 saat içinde hepsi ölecek. Yumurtaları ne olacak, çok pirelenmişti hepsi ölecek mi? - Evet efendim, damlalar etkinliklerine ve etken maddelerine göre çeşit çeşittir. Veteriner Hekiminiz evcil hayvanınıza en uygun olanını kullanmıştır. Dış parazit damlamızı yaptırmamıza rağmen, kedimin/köpeğimin üzerinde pire görüyorum ? - Olabilir çünkü damlalar evcil hayvanınıza pire ya da kene gelmesini engellemez, gelenlerin ısırdığında ölmesini sağlar. Dış parazit uygulamalarının çalışma biçimi budur. Damla yaptığım halde üzerinde kum gibi siyah siyah pireler görüyorum? - Onlar pire değil, pire dışkısıdır. Tarayarak temizleyebilirsiniz, yahut evcil dostunuz bir köpek ise yıkamada faydalı olacaktır. Evcil hayvanımın pireleri bana bulaşır mı? - Kedi köpek piresi genelde insanlara gelmez, saklanabilecekleri tüylü, sıcak, kanlı canlı sevimli dostlarınız varken hiç biri sizi tercih etmez. Sizin deri yüzeyiniz onların yaşaması ve tutunması için uygun değildir. Kedim/köpeğim yüzünden evim pirelenir mi? - Bakımınızda ki bir kedi bir köpek ya da, 3-4 kedi ile bu pek mümkün görünmüyor.(Heleki paraziter tedavilerini düzgün yaptırıyorsanız) Ama hayvan nüfusunun fazla olduğu ve hijyen koşulları iyi bulunmayan ortamlarda böyle olaylarla karşılaşılabiliyor. Kedimin köpeğimin üzerinde sürekli pire görüyorum? - Bunun birkaç sebebi olabilir. Evcil hayvanınız sokağa çıkıyordur, siz getiriyorsunuzdur yada evcil dostunuz pire kaynağında yaşıyordur. Dışardan üzerine gelenler ya da sizin taşıdıklarınız proplem değil zira parazit tedavisi tam bir hayvanda bu pirelerin kalması mümkün değil. Isırdıktan sonra öleceklerdir. Pire kaynağı derken ne kastettiniz? - Nedir bu kaynak, eviniz pirelenmiş olabilir, baktığınız ortam, depo, iş yeri pirelenmiş olabilir. Bu durumda maalesef evcil hayvanınız sürekli pirelenecektir. Kaynağı kurutmanız lazım, Bunun için ise profesyonel yardıma başvurmalısınız. Konusunda uzman ilaçlama firmaları. Dış parazit damlalarını ne sıklıkla uygulamalıyım? - Sokağa çıksın çıkmasın, evcil hayvanlarınız için dış parazit uygulamasını her ay öneriyoruz. Dış parazit damlalarının kedime/köpeğime zararı olur mu? - Veteriner Hekiminizin, evcil hayvanınızın sağlık durumu, kilosu ve özel ihtiyaçlarına uygun olarak belirleyip kullandığı damlalar tamamen güvenlidir. İç-dış parazit damla ve ilaçlarınızı her zaman Veteriner Kliniklerinden alınız. Pet shoplardan alınan damlalar güvenli olmadığı gibi, böyle bir satış yapmaları da yasaktır. Yanlış içerik evcil dostunuzun zehirlenmesi ve hatta ölmesine sebep olabilir. Kedim/köpeğim damlasını yalarsa bir şey olur mu? - Öncelikle damlaların uygulama alanı onların ulaşamayacağı bir bölgedir. Her önleme rağmen kediniz yada köpeğinizin damlayı yaladığını varsayarsak; paraziter ürünlerin güvenlik indeksleri oldukça yüksektir fakat buna rağmen her bünyenin vereceği tepki farklı olacaktır. Kimi gün boyu kusarken, kiminin sadece salyasında artış olur, küçükte olsa bir kısım hayvanda zehirlenme ve ani ölüm gelişebilir. --- ## Kedilerde Kronik Sinüzit > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-kronik-sinuzit/ Kedilerde sık görülen üst solunum yolu hastalıklarından biri olan sinüzit, zamanında tedavi edilmediğinde kronikleşerek yaşam kalitesini ciddi şekilde etkileyebilen bir sağlık problemidir. Özellikle yavru kedilerde geçirilen viral enfeksiyonlar sonrasında ortaya çıkan kronik sinüzit, uzun süreli burun akıntısı, hapşırık nöbetleri ve nefes alma güçlüğü gibi belirtilerle kendini gösterebilir. Peki kedilerde kronik sinüzit nedir, neden oluşur ve nasıl tedavi edilir? İşte kedi sahiplerinin bilmesi gerekenler… Kedilerde Kronik Sinüzit Nedir? Sinüsler, burun boşluğunun çevresinde bulunan ve solunum sisteminin sağlıklı çalışmasına yardımcı olan hava dolu boşluklardır. Bu yapıların iltihaplanmasına sinüzit adı verilir. Sinüzit kısa süreli (akut) olabileceği gibi, belirtilerin haftalar veya aylar boyunca devam etmesi durumunda kronik sinüzit olarak değerlendirilir. Kronik sinüzit çoğunlukla; Geçirilmiş viral üst solunum yolu enfeksiyonları, İkincil bakteriyel enfeksiyonlar, Fungal (mantar) enfeksiyonlar, Burun anatomisinde meydana gelen kalıcı hasarlar sonucunda gelişmektedir. Kedilerde Kronik Sinüzit Belirtileri Nelerdir? Kronik sinüzit belirtileri zaman zaman hafifleyip tekrar şiddetlenebilir. En sık görülen belirtiler şunlardır: Sürekli veya tekrarlayan hapşırma, Burun akıntısı, Sarı veya yeşil renkli burun akıntısı, Burun tıkanıklığı, Zor nefes alma, Hırıltılı solunum, Koku alma duyusunda azalma, Gözlerde kızarıklık ve akıntı, İştahsızlık, Halsizlik, Kilo kaybı, Ağızdan nefes alma eğilimi. Özellikle tek taraflı ve kötü kokulu burun akıntılarında yabancı cisim, diş kökü enfeksiyonları veya burun tümörleri gibi farklı hastalıkların da değerlendirilmesi gerekir. Kedilerde Kronik Sinüzit Neden Olur? 1. Tedavi Edilmeyen Kedi Nezlesi Kronik sinüzitin en yaygın nedenlerinden biri, halk arasında kedi nezlesi olarak bilinen viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının yeterince tedavi edilmemesidir. Kedi nezlesi genellikle iki önemli virüs nedeniyle gelişir: Feline Herpesvirus-1 (FHV-1) Feline Calicivirus (FCV) Bu enfeksiyonlar sırasında oluşan yoğun iltihap, sinüs dokularında kalıcı değişikliklere neden olabilir. Sonuç olarak enfeksiyon iyileşse bile kedide kronik burun akıntısı ve tekrarlayan sinüzit atakları görülebilir. 2. Feline Herpesvirus (FHV-1) Enfeksiyonu FHV-1, kedilerde üst solunum yolu hastalıklarının en önemli etkenlerinden biridir. Bu virüs; Şiddetli hapşırma, Burun akıntısı, Göz enfeksiyonları, Gözlerde ülser oluşumu, Ateş, İştahsızlık gibi belirtilere yol açabilir. Virüs enfeksiyonu geçtikten sonra sinir dokularında latent halde kalabilir ve stres gibi durumlarda yeniden aktifleşebilir. Bu nedenle bazı kedilerde kronik burun akıntısı ve sinüzit ömür boyu devam edebilmektedir. 3. Feline Calicivirus (FCV) Enfeksiyonu Calicivirus enfeksiyonları da kronik sinüzit gelişiminde önemli rol oynar. Bu virüsün neden olabileceği belirtiler arasında: Ağız içerisinde ülserler, Stomatit, Diş eti iltihabı, Diş kayıpları, Hapşırma, Burun akıntısı, Ateş, Öksürük yer almaktadır. Özellikle yavru kedilerde enfeksiyonun alt solunum yollarına ilerlemesi durumunda zatürre gelişme riski bulunmaktadır. 4. Bakteriyel Enfeksiyonlar Viral enfeksiyonlar sonrasında bağışıklığın zayıflamasıyla birlikte bakteriler sinüslerde çoğalarak kronik iltihap oluşumuna neden olabilir. Bu durumda genellikle: Kalın kıvamlı, Sarı-yeşil renkli, Kötü kokulu burun akıntısı görülür. 5. Fungal (Mantar) Enfeksiyonları Kedilerde sinüzite neden olabilen mantar enfeksiyonlarından biri kriptokokkozis (Cryptococcosis) hastalığıdır. Hastalığın etkeni olan Cryptococcus mantarı özellikle kuş dışkılarının yoğun bulunduğu ortamlarda bulunabilir. Bu nedenle halk arasında zaman zaman "güvercin sever hastalığı" olarak da adlandırılmaktadır. Kriptokok enfeksiyonlarında; Burun akıntısı, Burunda şekil bozukluğu, Hapşırma, Göz problemleri, Solunum güçlüğü gibi belirtiler ortaya çıkabilir. Yavru Kedilerde Kronik Sinüzit Yavru kediler, bağışıklık sistemlerinin tam gelişmemiş olması nedeniyle üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı daha hassastır. Özellikle erken dönemde geçirilen ve yeterli şekilde tedavi edilmeyen enfeksiyonlar; Sinüs dokularında kalıcı hasar, Sürekli burun tıkanıklığı, Tekrarlayan enfeksiyonlar, Yaşam boyu sürebilen kronik sinüzit gibi problemlere yol açabilir. Bu nedenle yavru kedilerde görülen hapşırma ve burun akıntısı belirtileri kesinlikle hafife alınmamalıdır. Kedilerde Kronik Sinüzit Nasıl Teşhis Edilir? Veteriner hekim tarafından yapılacak detaylı muayene sonrasında tanı için çeşitli yöntemlerden yararlanılabilir: Fiziksel muayene, Burun ve ağız boşluğu değerlendirmesi, Kan tahlilleri, Röntgen görüntüleme, Bilgisayarlı tomografi (BT), Burun içi endoskopik inceleme (rinoskopi), Burun akıntısı kültürü, Fungal testler. Doğru teşhis, uygulanacak tedavinin başarısını doğrudan etkiler. Kedilerde Kronik Sinüzit Tedavisi Kronik sinüzit tedavisi, altta yatan nedene göre planlanmaktadır. Tedavide şu yöntemler kullanılabilir: Antibiyotik Tedavisi Bakteriyel enfeksiyonların varlığında uzun süreli antibiyotik tedavisi uygulanabilir. Ancak antibiyotiklerin veteriner hekim önerisi olmadan kullanılması doğru değildir. Antiviral Destek Tedavileri Herpesvirus enfeksiyonlarında destekleyici antiviral yaklaşımlar tercih edilebilir. Antifungal Tedavi Mantar enfeksiyonlarında özel antifungal ilaçların uzun süreli kullanımı gerekebilir. Burun Temizliği ve Destekleyici Bakım Burun akıntılarının temizlenmesi, Nemli ortam sağlanması, Buhar uygulamaları, Yeterli sıvı alımının desteklenmesi, İştahsız kedilerde beslenme desteği iyileşme sürecine katkı sağlayabilir. Kronik sinüzit bazı kedilerde tamamen ortadan kaldırılamayabilir. Bu durumlarda amaç, belirtileri kontrol altına alarak kedinin yaşam kalitesini artırmaktır. Kedilerde Kronik Sinüzit Nasıl Önlenir? Kronik sinüzit riskini azaltmak için şu önlemler alınmalıdır: Kedi aşı takvimini düzenli olarak uygulamak, Özellikle FHV-1 ve FCV aşılarını ihmal etmemek, Hasta kedilerle teması sınırlandırmak, Stresten uzak bir yaşam ortamı sağlamak, Düzenli veteriner hekim kontrollerini yaptırmak, Hapşırma ve burun akıntısı gibi belirtilerde erken dönemde veteriner kliniğine başvurmak. Sık Sorulan Sorular Kedilerde kronik sinüzit tamamen iyileşir mi? Altta yatan nedene bağlı olarak bazı vakalarda tamamen iyileşme sağlanabilir. Ancak viral enfeksiyonlara bağlı gelişen kronik olgularda belirtiler dönemsel olarak tekrar edebilir. Kedilerde burun akıntısı ne zaman ciddiye alınmalıdır? Burun akıntısı 2–3 günden uzun sürüyorsa, sarı-yeşil renkteyse, kötü kokuluysa veya iştahsızlık ve solunum güçlüğü eşlik ediyorsa mutlaka veteriner hekim muayenesi gereklidir. Kedi nezlesi kronik sinüzite neden olur mu? Evet. Özellikle tedavi edilmeyen veya ağır seyreden kedi nezlesi vakaları, kedilerde kronik sinüzit gelişiminin en sık nedenlerinden biridir. Kedilerde kronik sinüzit, çoğu zaman basit bir üst solunum yolu enfeksiyonunun ardından gelişen ancak uzun vadede ciddi rahatsızlıklara yol açabilen önemli bir sağlık sorunudur. Sürekli hapşırma, burun akıntısı ve nefes alma güçlüğü yaşayan kedilerde erken veteriner müdahalesi büyük önem taşır. Eğer kedinizde bu belirtilerden birini veya birkaçını gözlemliyorsanız, zaman kaybetmeden veteriner hekiminize başvurmanız; doğru teşhis, uygun tedavi ve kedinizin yaşam kalitesinin korunması açısından en doğru yaklaşım olacaktır. Kedi nezlesi ile baş edebilmek için kedilerimizin sağlık kontrollerini aksatmamak ve bulaşıcı etkenlerden uzak tutmakta yarar var. Hastalığın başladığını fark ettiğimiz de ise hemen veteriner kliniğini ile iletişime geçmeli, yada bizzat başvurarak tedavi edilmesi için gerekli adımları atmanız gerekmektedir. Yoksa minik dostlarımız çok daha üzücü sonuçlarla karşılaşabilir, çok daha ciddi sağlık sorunları yaşayabilirler. Olası bir durum gözlemlediğinizde Veteriner KBB bölümümüzden muayene için randevu alabilirsiniz. İstanbul Veteriner Kliniği VetArt Veteriner Polikliniği --- ## Vet.Tek. Sudenur Dere > URL: https://vetart.com.tr/vet-tek-sudenur-dere/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="6602" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]--[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Köpek Diş Hastalıkları > URL: https://vetart.com.tr/kopek-dis-hastaliklari/ Köpek Diş Hastalıkları Nedir? Köpek diş hastalıkları, dişler ve diş etlerini etkileyen enfeksiyonlar, iltihaplanmalar ve yapısal bozuklukları kapsayan sağlık sorunlarıdır. En yaygın problem Periodontal Hastalık olup, erken teşhis edilmezse ciddi komplikasyonlara yol açabilir. Araştırmalar, 3 yaş üzeri köpeklerin %80’inde bir tür diş hastalığı bulunduğunu göstermektedir. Köpeklerde Diş Hastalıklarının Belirtileri Aşağıdaki belirtiler köpeğinizde diş problemi olabileceğini gösterir: Şiddetli ağız kokusu Diş etlerinde kızarıklık ve kanama Yemek yerken zorlanma veya iştahsızlık Dişlerde sararma ve plak oluşumu Aşırı salya akıntısı Diş kaybı En Yaygın Köpek Diş Hastalıkları 1. Periodontal Hastalık Diş eti iltihabı ile başlar ve tedavi edilmezse kemik kaybına kadar ilerler. 2. Gingivitis Erken evre diş eti hastalığıdır ve doğru bakım ile tamamen iyileşebilir. 3. Diş Taşı (Tartar) Plakların sertleşmesi sonucu oluşur ve bakteriler için uygun ortam yaratır. 4. Diş Kırıkları Travma veya sert cisimlerin çiğnenmesi sonucu oluşur. 5. Ağız Tümörleri Nadir görülür ancak erken teşhis edilmezse hayati risk oluşturur. Köpeklerde Diş Hastalıklarının Nedenleri Yetersiz ağız hijyeni Yumuşak mama ağırlıklı beslenme Genetik yatkınlık (özellikle küçük ırklar) Sert kemik ve oyuncaklar Düzenli veteriner kontrolünün yapılmaması Köpek Diş Hastalıkları Nasıl Tedavi Edilir? Tedavi yöntemi hastalığın seviyesine göre değişir: Profesyonel diş temizliği (anestezi altında) Antibiyotik ve ağrı kesici tedavi Hasarlı dişlerin çekilmesi İleri vakalarda cerrahi müdahale Köpeklerde Diş Sağlığı Nasıl Korunur? Haftada en az 2–3 kez diş fırçalama Köpeklere özel diş macunu kullanma Diş temizleyici oyuncaklar tercih etme Yıllık veteriner kontrolü yaptırma Diş sağlığına uygun mama kullanımı Köpeğinizin ağız veya diş sağlığı ile ilgili bir durum gözlediyseniz Veteriner Ağız ve Diş Sağlığı Polikliniği muayene randevusu alabilirsiniz. Sık Sorulan Sorular  Köpeklerde diş hastalıkları nasıl anlaşılır? Ağız kokusu, diş eti kanaması ve iştahsızlık en yaygın belirtilerdir. Köpeklerde diş taşı nasıl temizlenir? Veteriner hekim tarafından yapılan profesyonel diş temizliği ile güvenli şekilde temizlenir. Köpeklerin dişleri evde temizlenebilir mi? Evet, düzenli fırçalama ve uygun ürünlerle diş sağlığı korunabilir. Köpeklerde diş hastalıkları tedavi edilmezse ne olur? Enfeksiyonlar kana karışarak kalp, böbrek ve karaciğer hastalıklarına yol açabilir. --- ## Napolyon (Minuet) Kedisi Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/napolyon-minuet-kedisi/ Napolyon (Minuet) Kedisi Nedir? Napolyon Kedisi, kısa bacaklı yapısı ve yuvarlak yüz hatlarıyla dikkat çeken, sevecen ve uyumlu bir kedi ırkıdır. Günümüzde daha çok Minuet kedisi adıyla bilinir ve ev ortamına kolay adapte olmasıyla öne çıkar. Bu ırk; Munchkin Kedisi ile Persian Kedisi çiftleştirilerek geliştirilmiştir. Böylece hem kısa bacaklı hem de sakin karakterli bir kedi türü ortaya çıkmıştır. Napolyon Kedisi Fiziksel Özellikleri Boyut: Küçük – orta Ağırlık: 2.5 – 4.5 kg Bacak Yapısı: Kısa ve kaslı Tüy Tipi: Kısa veya uzun olabilir Gözler: Büyük ve yuvarlak Yüz: Basık ve yuvarlak (brachycephalic yapı) Kısa bacaklarına rağmen oldukça dengeli hareket eder ve oyuncu bir yapıya sahiptir. Napolyon Kedisi Karakteri Napolyon kedileri, evcil hayvan olarak oldukça tercih edilmesinin en önemli nedeni olan karakter özellikleriyle öne çıkar: Sosyal ve insan odaklıdır. Oyuncu ve enerjik yapıya sahiptir. Çocuklarla uyumludur. Diğer evcil hayvanlarla genellikle iyi anlaşır. Sahiplerine karşı bağlı ve sevgi doludur. Uzun süre yalnız kalmaları stres ve davranış problemlerine yol açabilir. Napolyon Kedisi Bakımı Tüy Bakımı Uzun tüylü bireylerde haftada 3–4 kez tarama önerilir Kısa tüylüler için haftada 1–2 kez yeterlidir Tüy yumağı oluşumunu önlemek için düzenli bakım önemlidir Beslenme Yüksek kaliteli, dengeli kedi mamaları tercih edilmelidir Obezite riski göz önünde bulundurulmalıdır Günlük kalori ihtiyacı veteriner hekim tarafından belirlenmelidir Egzersiz ve Aktivite Günlük oyun ihtiyacı vardır İnteraktif oyuncaklar önerilir Hareketsizlik kilo artışına neden olabilir Napolyon Kedisi Sağlık Sorunları Veteriner hekimler açısından bu ırkta dikkat edilmesi gereken bazı genetik yatkınlıklar bulunmaktadır: 1. İskelet ve Eklem Problemleri Munchkin Kedisi genetiğine bağlı olarak: Kısa bacak yapısı eklem yükünü artırabilir Nadir de olsa omurga sorunları görülebilir 2. Solunum Problemleri Persian Kedisi etkisiyle: Basık yüz yapısı nedeniyle solunum güçlüğü Sıcak havalarda nefes alma problemleri 3. Göz ve Burun Akıntısı Göz kanallarında tıkanma Düzenli temizlik ihtiyacı 4. Obezite Riski Düşük aktivite + kısa bacak yapısı → kilo kontrolü kritik Napolyon (Minuet) kedisi; sevecen karakteri, kompakt yapısı ve uyumlu doğası ile modern ev yaşamına en iyi adapte olan kedi ırklarından biridir. Ancak genetik özelliklerinden kaynaklanan sağlık riskleri nedeniyle, bilinçli bakım ve düzenli veteriner kontrolü büyük önem taşır. Yıllık rutin sağlık kontrolleri aksatılmamalıdır. Aşı ve parazit uygulamaları düzenli yapılmalıdır. Kilo takibi mutlaka yapılmalıdır. Solunum ve hareket kısıtlılığı belirtilerinde erken müdahale önemlidir. Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. --- ## Vet. Hek. Berkay Deniz Etirli > URL: https://vetart.com.tr/vet-hek-berkay-deniz-etirli/ [vc_row][vc_column][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="6551" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text] 1999 yılında İstanbul’da doğan Dr.Vet.Hek. Berkay Deniz Etirli, 2022 yılında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun olmuştur. Mezuniyet öncesi dönemde, farklı hasta profilleriyle çalışan çeşitli kliniklerde staj yaparak klinik pratiğin temelini sağlam bir şekilde oluşturmuştur. Mezuniyetinin ardından İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı’nda doktora programına kabul edilmiş olup, akademik çalışmalarını aktif olarak sürdürmektedir. Mesleki kariyeri boyunca yoğun hasta sirkülasyonuna sahip kliniklerde veteriner hekim ve nöbetçi hekim olarak görev almış; özellikle acil vakalar, hızlı karar gerektiren klinik durumlar ve yoğun bakım süreçlerinde deneyim kazanmıştır. 2026 yılı itibarıyla VetArt Veteriner Polikliniği bünyesinde veteriner hekim olarak görevine devam etmektedir. İlgi alanları:* Acil müdahale ve tedavi prensipleri [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_column][/vc_column] --- ## Vet. Hek. Bora Pehlivanlı > URL: https://vetart.com.tr/vet-hek-bora-pehlivanli/ [vc_row][vc_column][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="6570" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text] - [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_column][/vc_column] --- ## Çam Kese Böceği'ne Dikkat! > URL: https://vetart.com.tr/cam-kese-bocegine-dikkat/ Çam kese böceği yada bilinen diğer adı ile Çam kese tırtılı… Bahar aylarının başlaması ile özellikle çam ağacı olan park, bahçe ve ormanlarda sıkça gördüğümüz, birbiri ardında uzun bir sıra halinde gezen Çam kese tırtıllarının aslında zararlı bir tür olduğunu biliyor muydunuz? Çam Kese Böceği (Çam Kese Tırtılı) Nedir? Aslında bir kelebek türü olan çam kese böceğinin bilimsel adı Thaumetopoea pityocampa olarak belirlenmiştir. Çam ağaçları üzerinde beyaz pamuksu keseler oluşturan çam kese böceklerinin yaşam döngüsü birkaç evreden oluşuyor. Yaz aylarının sonlarına doğru yumurtadan çıkan tırtıllar soğuklar başlamadan kışı geçirecekleri keselerini örmeye başlarlar. Ekim - Şubat arasında kese içerisinde gelişmeye devam eden çam kese tırtılları Şubat ayı sonrasında, havalarında biraz ısınması ve baharın gelmesi ile çam ağaçlarındaki keselerinden çıkarlar ve toprağın altına doğru yola çıkarlar. Bu yolculuk Şubat - Mayıs ayları arasında devam eder. Çam kese böcekleri güneşi pek sevmezler. Gece yada kapalı havalarda gündüz beslenmek için yuvalarından çıkarlar. Çok soğuk havalardan da hoşlanmazlar. 6 derecenin altındaki soğuk havalarda da kendisini görmemiz pek mümkün olmaz. Bu sebeplerle daha önce bahsettiğimiz gibi havaların ısınmaya başladığı ve bol bol yağmur yağan bahar aylarında bu tırtılları çok fazla görmeye başlıyoruz. Özellikle İstanbul ve diğer batı illerde, Çam ağaçlarının olduğu alanlarda çoğalıyorlar. Çam Kese Böceği Zararlı mı? Evet, orman zararlısı böcekler kategorisinde nitelendirilen bu tür maalesef hem yuva yaptıkları çam ağaçları, hem insanlar hem de hayvanlar için risk oluşturuyor. Ağaçlar için zararları Çam kese böcekleri bir ağaca zarar vermesini önlemek için keseler farkedildiğinde daldan kesilerek alınmaları bir çözüm yolu olabilir. Ağaca verdiği zarar birkaç yılı almaktadır. Üst Üste birkaç yıl boyunca bu böceğin istilasına uğrar ve tahrip edilirse ağacın gelişiminde gerileme, dallarında kurumalar görülmeye başlar. Uzun yıllar sürmesi halinde ağaç kaybedilebilir. İnsanlar için zararları Çam kese böcekleri insanlar üzerinde de zararlı etkilere sahiptir. Özellikle çam ağaçlarının olduğu bölgelerde, bahar aylarında piknik yapan kişilerde bu böcek ile bilinçli yada bilinçsiz temas edildiğinde alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. Çam kese böcekleri birbiri ardına uzun kuyruklar oluşturarak yolculuk yaptıkları için özellikle küçük çocukların ilgisini çekebiliyor ve dokunulduğunda alerjik reaksiyonlar meydana gelebiliyor. Bu gibi durumlarda soğuk kompres uygulayarak en yakın sağlık kuruluşuna başvurulması uygun olacaktır. Hayvanlar için zararları Çam kese böcekleri tıpkı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da ciddi alerjik reaksiyonlara sebep olabiliyor. Hatta hayvanlar için daha ciddi sorunlara sebep oluyorlar. Neden mi? Çünkü çok meraklılar aynı küçük çocuklar gibi. Aradaki fark ise insanlar genelde elleri ile temas ediyor ancak özellikle kedi ve köpek gibi doğayı merak eden evcil hayvanlarımız genellikle dillerini uzatarak temas ediyorlar.  Çam kese böceği ve evcil hayvanımız Bu böcek türü elbette tüm hayvanlar için riskli ancak evcil hayvanlarımız doğa ile sürekli iç içe olmadıkları için biraz daha fazla meraklı olabiliyorlar. Kedi yada köpeğinizin dili çam kese böceği ile temas ettiyse, hatta birde yuttuysa ciddi alerjik reaksiyonlara sebep olabilir.  Alerjik reaksiyon oluşması halinde dilde ve boğazda şişme meydana gelecektir. Hayvanlarda da insanlarda olduğu gibi alerjik reaksiyonun şiddeti farklı olabilir ancak çok üzücü sonuçlarla karşılaşmamak için risk almamalı ve en kısa sürede veteriner kliniğine ulaşmalı, müdahalesini yaptırmalısınız. Geç kalınması halinde maalesef organ kaybı hatta hayat kaybı yaşanabilmektedir. Vetart Veteriner Polikliniği'nde bu sebeple bize başvuran çok fazla vaka ile karşılaşıyoruz. Özellikle bu dönemde, bahar aylarının gelmesi ile çam kese böceklerinin tam zamanı. Bu blog yazımız ile sizi bilgilendirmek ve uyarmak istedik. --- ## Labrador Retriever Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/labrador-retriever/ Labrador Retriever, kökeni Kanada’nın Newfoundland bölgesine dayanan, dost canlısı, zeki ve çok yönlü bir köpek ırkıdır. Dünya genelinde hem evcil aile köpeği olarak hem de rehber, arama-kurtarma ve hizmet köpeği olarak yaygın biçimde kullanılır. Labrador Retriever Hakkında Temel Bilgiler Köken: Newfoundland, Kanada (19. yüzyıl başı) Irk türü: Av ve retriever köpeği Ağırlık: 25–36 kg Yaşam süresi: 10–12 yıl Renkler: Sarı, siyah, çikolata Labrador Retriever, Newfoundland’daki balıkçıların kullandığı su köpeklerinden türetilmiştir. 1800’lerde İngiltere’ye getirilen bu köpekler, avcılar tarafından su kuşlarını getirmede üstün yetenekleri nedeniyle ıslah edilmiştir. Irk, zamanla Kanada ve Britanya kökenli soyların karışımıyla bugünkü halini almıştır. Fiziksel Özellikler Labradorlar kaslı, dengeli vücutlu ve kısa, su geçirmez tüylerle kaplıdır. “Suya dayanıklı kuyruk” olarak bilinen kalın, kısa kuyruğu yüzmede denge sağlar. Geniş kafası, dost bakışlı kahverengi veya ela gözleri, belirgin kimliğini oluşturur. Davranış ve Mizah Bu ırk, sosyal, oyuncu ve çocuklarla iyi geçinen yapısıyla bilinir. Eğitime açık, sabırlı ve motive edilebilir bir karaktere sahiptir. Enerjik doğası nedeniyle düzenli egzersiz ve zihinsel uyarım gerektirir; aksi halde sıkılıp yaramaz davranışlar sergileyebilir. Labrador Retriever Özellikleri Labrador Retriever orta-büyük boy köpek ırkları arasında yer alır. Erkek bireylerde omuz yüksekliği ortalama 57–62 cm, dişilerde ise 55–60 cm civarındadır. Vücut ağırlığı genellikle 25–36 kg arasında değişmektedir. Irkın en belirgin fiziksel özelliklerinden biri, su geçirmez yapıya sahip çift katmanlı kürküdür. Tüy yapısı kısa ve yoğundur. Renk varyasyonları sarı, siyah ve çikolata kahverengi olarak sınıflandırılır. Davranışsal olarak Labradorlar: Sosyal ve insan odaklı Yüksek öğrenme kapasitesine sahip Oyun ve aktiviteye istekli Sabırlı ve uyumlu Bu özellikleri nedeniyle rehber köpek, terapi köpeği ve arama-kurtarma görevlerinde yaygın olarak kullanılmaktadır. Davranış ve Uyum Süreci Labrador Retriever’lar sürü psikolojisine yatkın ve sosyal bağ kurma eğilimi yüksek köpeklerdir. Yalnız kalmaya karşı hassas olabilirler. Bu nedenle erken dönem sosyalleştirme, davranış gelişimi açısından kritik öneme sahiptir. Yeterli fiziksel ve zihinsel uyarım sağlanmadığı zaman eşyaları kemirme, aşırı havlama, hiperaktivite gibi davranış problemleri gözlenebilir. Beslenme ve Kilo Kontrolü Veteriner hekimlik açısından Labrador Retriever’larda en sık karşılaşılan sorunlardan biri obezitedir. Bu ırkın iştah kontrolü zayıf olup aşırı beslenmeye eğilimlidir. Sağlıklı bir beslenme planı için: Yaşa, kiloya ve aktivite düzeyine uygun mama seçilmelidir. Günlük kalori alımı kontrol altında tutulmalıdır. Ödül mamaları sınırlı verilmelidir. Obezite; eklem hastalıkları, kardiyovasküler problemler ve metabolik hastalıklar açısından önemli bir risk faktörüdür. Egzersiz ve Fiziksel Aktivite Labrador Retriever yüksek enerji seviyesine sahip bir ırktır. Günlük düzenli egzersiz, hem fiziksel sağlık hem de davranış dengesi için gereklidir. Önerilen aktiviteler: Günlük en az 60–90 dakika yürüyüş, Top getirme gibi interaktif oyunlar, Yüzme (ırkın doğal yatkınlığı vardır). Yetersiz egzersiz, kilo artışı ve davranış bozukluklarına zemin hazırlayabilir. Tüy, Deri ve Kulak Bakımı Kısa tüylü olmalarına rağmen Labradorlar düzenli bakım gerektirir. Haftada 1–2 kez fırçalama yapılmalıdır. Mevsimsel tüy dökümü dönemlerinde bakım sıklığı artırılmalıdır. Deri sağlığı için aşırı yıkamadan kaçınılmalıdır. Sarkık kulak yapısı nedeniyle kulak kanalı nemli kalmaya eğilimlidir. Bu durum, bakteriyel ve fungal enfeksiyon riskini artırır. Düzenli kulak kontrolü ve temizliği önerilir. Yaygın Sağlık Problemleri Labrador Retriever ırkında genetik yatkınlık gösteren bazı hastalıklar bulunmaktadır: Kalça displazisi Dirsek displazisi Katarakt (Göz Sorunları) Progresif retinal atrofi (PRA) Obezite Kulak enfeksiyonları Bu hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri büyük önem taşır. Eğitim ve Davranış Yönetimi Labrador Retriever’lar yüksek zekâ seviyeleri ve öğrenmeye açıklıkları sayesinde eğitime oldukça yatkındır. Pozitif pekiştirme temelli eğitim yöntemleri ile kısa sürede başarılı sonuçlar alınabilir. Veteriner davranış bilimi açısından: Eğitim erken yaşta başlatılmalıdır. Sosyalleşme süreci ihmal edilmemelidir. Zihinsel uyarım sağlayan aktiviteler eklenmelidir. Labrador Retriever, uygun bakım ve düzenli veteriner kontrolü sağlandığında uzun yıllar sağlıklı ve dengeli bir yaşam sürdürebilen bir ırktır. Ancak yüksek enerji ihtiyacı, beslenme hassasiyeti ve genetik yatkınlıkları nedeniyle bilinçli bir bakım süreci gerektirir. Veteriner hekim kontrolünde oluşturulacak bireysel bakım ve beslenme planı, Labrador Retriever’ların yaşam kalitesini önemli ölçüde artıracaktır. Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. --- ## Beagle Köpeği Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/beagle-kopegi-ozellikleri-ve-bakimi/ Beagle köpeği, enerjik yapısı, güçlü koku alma yeteneği ve aile dostu karakteriyle dünya genelinde en çok tercih edilen ırklardan biridir. Kökeni İngiltere’ye dayanan bu ırk, tarihsel olarak av köpeği olarak yetiştirilmiş olsa da günümüzde daha çok ev yaşamına uyum sağlayan sosyal bir aile köpeği olarak bilinir. Sevecen yapısı ve hareketli karakteri sayesinde özellikle çocuklu aileler için ideal seçeneklerden biri olarak görülür. Ortalama 33–41 cm boyunda ve 9–14 kilogram ağırlığında olan Beagle, kompakt yapısına rağmen oldukça dayanıklıdır. Üç renkli (siyah, beyaz ve kahverengi) tüy kombinasyonu en yaygın görülen desenidir. Kısa ve sık tüy yapısı bakımı kolaylaştırsa da mevsim geçişlerinde belirgin tüy dökümü görülebilir. Beagle Köpeği Özellikleri Köken: İngiltere Ortalama Boy: 33–41 cm Ortalama Kilo: 9–14 kg Yaşam Süresi: 12–15 yıl Tüy Yapısı: Kısa, sık ve çift katlı Renk: En yaygın üç renkli (siyah–beyaz–kahverengi) Beagle Karakteri ve Davranış Özellikleri Beagle son derece sosyal, oyuncu ve meraklı bir köpektir. Sürü köpeği geçmişi nedeniyle yalnız kalmaktan hoşlanmaz ve uzun süre ilgisiz bırakıldığında huzursuz davranışlar gösterebilir. Zeki bir ırk olmasına rağmen zaman zaman inatçı tavırlar sergileyebilir; bu nedenle eğitim sürecinde sabırlı ve tutarlı olunması önemlidir. Pozitif pekiştirme yöntemi Beagle eğitiminde en etkili yaklaşımdır. Bu ırkın en belirgin özelliği güçlü koku alma yeteneğidir. Burnunu takip etme içgüdüsü oldukça gelişmiştir ve dış ortamda dikkati kolayca dağılabilir. Bu nedenle yürüyüşlerde tasma kontrolü önem taşır. Beagle Evde Beslenir mi? Beagle apartman yaşamına uyum sağlayabilir ancak yüksek enerji seviyesine sahip olduğu unutulmamalıdır. Günlük en az 60–90 dakikalık yürüyüş ve oyun süresi sağlanmadığında havlama, eşya kemirme ve kilo alma gibi davranış problemleri ortaya çıkabilir. Fiziksel egzersizin yanında zihinsel aktiviteler de Beagle’ın dengeli bir ruh haline sahip olmasına yardımcı olur. Beagle Bakımı Nasıl Yapılır? Beagle’ın kısa tüyleri haftada bir veya iki kez tarandığında sağlıklı görünümünü korur. Düzenli tarama hem ölü tüylerin uzaklaştırılmasını sağlar hem de deri sağlığını destekler. Aşırı yıkama önerilmez; genellikle ayda bir banyo yeterlidir. Sarkık kulak yapısı nedeniyle kulak sağlığına özel dikkat edilmelidir. Hava sirkülasyonunun sınırlı olması enfeksiyon riskini artırabilir. Haftalık kontrol ve veteriner önerisiyle yapılan temizlik, bu riskleri büyük ölçüde azaltır. Bunun yanında düzenli diş fırçalama ve tırnak bakımı genel sağlık açısından önem taşır. Beagle Beslenmesi Nasıl Olmalı? Beagle ırkı iştahlı olmasıyla bilinir. Bu nedenle porsiyon kontrolü sağlanmazsa kolayca kilo alabilir. Dengeli protein oranına sahip kaliteli bir mama tercih edilmeli ve günlük miktar iki öğüne bölünerek verilmelidir. Ödül mamaları eğitimde kullanılabilir ancak miktarı sınırlı tutulmalıdır. Sürekli erişilebilir temiz su bulundurulması temel bir gerekliliktir. Obezite, Beagle’larda en sık görülen sağlık sorunlarından biridir ve kalça problemleri başta olmak üzere birçok hastalığı tetikleyebilir. Bu nedenle düzenli kilo takibi yapılmalıdır. Beagle Sağlık Durumu ve Yaşam Süresi Beagle genel olarak dayanıklı bir ırk olsa da kulak enfeksiyonları, obezite, epilepsi, hipotiroidi ve kalça displazisi gibi bazı rahatsızlıklara yatkın olabilir. Ortalama yaşam süresi 12–15 yıl arasındadır. Düzenli veteriner kontrolleri, aşı takibi ve dengeli beslenme Beagle’ın sağlıklı ve uzun bir yaşam sürmesine katkı sağlar. Beagle Köpeklerinin Yatkın Olduğu Hastalıklar Genel olarak dayanıklı bir ırk olsa da şu sorunlara yatkın olabilir: Obezite Kulak enfeksiyonları Epilepsi Kalça displazisi Hipotiroidi Düzenli veteriner kontrolü, ideal kilo takibi ve aşı programı büyük önem taşır. Beagle Sahiplenmeden Önce Bilinmesi Gerekenler Beagle, aktif bir yaşam tarzına sahip kişiler için oldukça uygundur. Çocuklarla ve diğer hayvanlarla genellikle iyi anlaşır. Ancak gün boyu yalnız kalacak bir köpek arayanlar için ideal değildir. İlgi, hareket ve zihinsel uyarım ihtiyacı yüksek bir ırktır. Bu nedenle Beagle sahiplenmeden önce zaman ve enerji planlaması yapılmalıdır. Beagle köpeği; sevgi dolu, enerjik ve sosyal yapısıyla doğru şartlar sağlandığında mükemmel bir aile üyesi olur. Ancak yüksek hareket ihtiyacı ve güçlü içgüdüleri nedeniyle sorumluluk gerektirir. Eğer aktif bir yaşam sürüyor ve köpeğinizle kaliteli zaman geçirebilecekseniz, Beagle sizin için harika bir tercih olabilir. Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. --- ## Kedi Kısırlaştırma Ne zaman Yapılmalıdır? > URL: https://vetart.com.tr/kedi-kisirlastirma-ne-zaman-yapilmalidir/ Kediler ile ilgili sıkça sorulan soruların başında kısırlaştırma, doğurganlık ve üreme süreci geliyor. Kedilerde kısırlaştırma ne zaman olmalı?, Riskleri var mı?, Avantajları nedir?, Zararı olur mu? Bu yazımızda bu soruların büyük bir çoğunluğuna cevap verelim istedik.  İlk olarak genellikle  tercih edilen zaman zarfı 5. aydan itibaren olan zaman zarfıdır, bu dönemden başlayarak sağlıklı tüm kedilerde kısırlaştırma yapılabilir. Ayrıca doğruluğuna inanılan ancak yanlış olan bir diğer bilgi ise kısırlaştırma operasyonunun hormonları büyük oranda etkileyerek kedinizin büyümesini engellediği yolundaki bilgilerdir. Bu bilgilerin doğruluğu kanıtlanmadığı gibi yapılan dünyada yapılan araştırmalarda bu bilginin yanlış olduğu bilhassa erken dönemde yapılan kısırlaştırmanın büyüme hormonuna bir etkisi olmadığı görülmüştür. Konu kedi kısırlaştırma olunca ayrıntılı olarak  dişi ve erkek kediler şeklinde ayrı başlıklar altında detaylı  ele alalım istedik. Dişi Kedi Kısırlaştırma  Dişi kedilerin kısırlaştırılması olgunluğa eriştiği kabul edilen, beşinci ayın ortalarından altıncı aya kadar olan bir dönemdir. Bu süreci sağlık açısından ameliyata herhangi bir engel taşımayan kedinizin daha erken aylarında da yaptırmanızda bir sakınca yoktur. Erken zaman kısırlaştırma olarak bilinen bu dönem 4. aydan itibaren ameliyatın yapılabilmesidir.    Kısırlaştırma ameliyatı öncesinde kan tahlili ile birlikte çeşitli testler yapılır. Bunlar arasında Tomografi veya MR ile vücuttan görüntü alma testleri de vardır. Dişi kedilerde 1 yaş ve sonrasında, meme uru rahatsızlığına daha fazla rastlanmaktadır. Ayrıca üreme organlarında çeşitli hastalıklarda oluşması muhtemeldir. Bu durum üreme döneminde çiftleşmenin gerçekleşmemesi sebebiyle ortaya çıkmaktadır.  Erken dönem kısırlaştırmanın Dişi kedilerde gözlemlenen faydaları Ameliyat için  verilen narkoz, çabuk ve basit bir şekilde vücuda uyum sağlar. Verilen narkozun dozu düşük tutulur. Bu nedenle operasyon  sonrasında patili dostunuzda  narkozun etkileri hem daha az olur; hem de daha çabuk atlatır. Dişi kedilerde yaygın görülen Meme Uru (tümörü) nun engellenmesine fayda sağlar. Risk oranını düşürür. Ameliyat süresini azaltır.  Ameliyat sorunsuz ve rahat uygulanır. Erkek Kedi Kısırlaştırma Eski dönemlerden beri bilinen bazı yanlış algılardan bahsetmek isteriz. Erkek kedilerin kısırlaştırılmasından ( özellikle erken dönem) dolayı, idrar yollarında sıkıntı yaşadığı söylenir. Son dönem de özellikle yapılan çalışmaların ışığında bu durumun söz konusu olmadığı ilmi olarak da kanıtlanmıştır. Erken dönem kısırlaştırmanın Erkek kedilerdeki etkileri Erkek kedilerdeki Testosteron hormonun yoğun etkisi 1 yaş ve daha büyük olan  kedilerde daha fazla hissedilmektedir. Bu nedenle sağlıklı olan her erkek kedinin 4.ay sonrasında kısırlaştırılmasında bir sakınca olmadığı gibi faydaları vardır.  Stres ve hırçınlık düzeyi daha az olduğu için tavır bozuklukları (davranış), oldukça büyük oranda azalır. Kontrol altına alınması daha kolaylaşır.  Erkek kedilerde halk arasındaki tabirle bölgesini işaretleme, koku bırakma  amaçlı yapılan işeme (idrarını yapma) sonucunda, bulunulan ortamın havasında ağır bir koku kalır. Hijyen anlamında da rahatsızlık verici bu durum, erken dönemde yapılan kısırlaştırma ile önüne geçilebilir bir durumdur.  Elbette yukarıda dişi kediler için paylaştığımız, faydalar erkek kediler içinde geçerlidir. Ameliyat süreci de oldukça rahat bir şekilde geçmektedir. Kısırlaştırma için uygun olmayan durumlar nelerdir? Operasyon olması istenilen, patili dostun sağlık durumunun genel olarak iyi olması gerekir. Eğer ki böyle bir durum söz konusu değilse, yapılan tetkik ve tahliller sonucunda, olumsuz bulgulara rastlanır ise ve en önemlisi de Kaşeksi dediğimiz sorunlar ile karşılaşılırsa kısırlaştırma ameliyatı yapılması söz konusu değildir.  Kaşeksi, hasta olan kedinin vücudunda aşırı derece  su, kan, yağ, kilo kaybı oluşması ve buna bağlı olarak organ küçülmesidir. Ciddi bir rahatsızlık olması nedeniyle operasyon yapılması olasılığını yok eder. Kedi Kısırlaştırma ile ilgili Veteriner Hekim Koray Musluer'in daha önce farklı bir web sitesinde cevapladığı sorulara buradan göz atabilirsiniz. --- ## Cocker Spaniel Köpeklerin Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/cocker-spaniel/ Cocker Spaniel, kökeni İngiltere'ye dayanan, orta büyüklükte bir köpek cinsidir. Bu köpekler, sıcakkanlı, cana yakın ve sadık karakterleriyle bilinirler. Ayrıca avcılık yetenekleri de oldukça gelişmiştir. Cocker Spaniel Fiziksel Özellikleri Cocker Spaniel, iki farklı tipte yetiştirilir: Amerikan Cocker Spaniel ve İngiliz Cocker Spaniel. Amerikan Cocker Spaniel, daha küçük ve genellikle evcil hayvan olarak daha popülerdir. İngiliz Cocker Spaniel ise daha büyük ve avcılık amaçlı yetiştirilir. İki tip arasındaki farkı daha detaylı anlatacağız. Cocker Spaniel'in boyu ortalama 35-40 cm, ağırlığı ise ortalama 12-16 kg arasındadır. Ortalama ömürleri 12-15 yıldır. Tüyleri genellikle uzun ve ipeksi olup, birçok renk çeşidi vardır. Cocker Spaniel Karakter Özellikleri Bu köpek cinsi, çocuklarla ve diğer evcil hayvanlarla iyi geçinir. Ancak diğer köpeklere karşı rekabetçi olabilirler, bu nedenle sosyalleştirme ve eğitim önemlidir. Cocker Spaniel'ler, zeki köpeklerdir ve eğitimde başarılı olabilirler. Ancak, bazı bireysel örnekler sahibine bağlı olmakla birlikte, bazen fazla havlama eğiliminde olabilirler. Genel olarak, Cocker Spaniel, enerjik, sevgi dolu ve sadık bir köpek cinsidir. Ancak, bu köpeklerin ihtiyaçlarına uygun bir şekilde bakımının yapılması önemlidir. Egzersiz, sosyalleştirme ve eğitim, sağlıklı ve mutlu bir Cocker Spaniel sahibi olmanın anahtarlarıdır. İngiliz Cocker Spaniel İngiliz Cocker Spaniel, İngiltere kökenli bir köpek cinsidir ve av köpeği olarak yetiştirilmiştir. Boyut olarak küçük ve orta büyüklükte olup, ortalama olarak 12-15 yıl yaşarlar. İngiliz Cocker Spaniel'in özellikleri arasında uzun kulakları, düz veya dalgalı tüyleri, kısa burunlu yüzü ve kısa bacakları sayılabilir. Renkleri arasında siyah, altın sarısı, kahverengi, krem ​​ve diğer renkler bulunur. Bu köpekler, zeki, sevecen ve sadık bir yapıya sahiptirler ve aileleriyle çok iyi geçinirler. Ayrıca aktif bir cins oldukları için düzenli egzersizlere ihtiyaç duyarlar. Av köpeği kökenleri nedeniyle, avlanma içgüdüleri yüksek olabilir, bu nedenle iyi bir eğitim ve sosyalleştirme önemlidir. Amerikan Cocker Spaniel Amerikan Cocker Spaniel, Cocker Spaniel cinsi köpeklerin diğer türüdür ve İngiliz Cocker Spaniel ile aynı kökeni paylaşır. Ancak, Amerikan Cocker Spaniel, İngiliz Cocker Spaniel'den daha küçük ve daha hafif bir yapıya sahiptir. Amerikan Cocker Spaniel, tüyleri uzun, ipeksi ve dalgalı bir görünüme sahiptir. Tüyleri birçok renkte olabilir, ancak siyah, kahverengi ve altın sarısı en yaygın olanlarıdır. Bu köpeklerin kulakları da oldukça uzundur ve yuvarlak bir şekle sahiptir. Amerikan Cocker Spaniel'ler, cana yakın, sevecen ve zeki bir cins olarak bilinirler. Ayrıca, çocuklar ve diğer evcil hayvanlarla iyi geçinirler. Ancak, sosyalleştirme ve eğitim önemlidir, çünkü bazı zamanlar diğer köpeklere karşı rekabetçi olabilirler. Amerikan Cocker Spaniel'ler, egzersiz ihtiyaçları olan enerjik köpeklerdir. Düzenli yürüyüşler, koşular ve oyun zamanı sağlıklı bir yaşam sürdürmeleri için önemlidir. Ayrıca, kulaklarının düzenli olarak temizlenmesi ve bakımının yapılması da önemlidir, çünkü bu köpekler kulak enfeksiyonlarına yatkındırlar. Amerikan Cocker Spaniel'lerin yatkın olduğu sağlık sorunları arasında göz problemleri, kulak enfeksiyonları, cilt problemleri, kalça displazisi ve diğer kalp sorunları yer almaktadır. Bu nedenle, sağlıklı bir yaşam sürdürmeleri için düzenli veteriner kontrolü ve sağlıklı bir diyet uygulaması önemlidir. Cocker Spaniel cinsi köpeklerin yatkın oldukları hastalıklar nelerdir? Cocker Spaniel cinsi köpeklerin yatkın oldukları hastalıklar arasında şunlar bulunur: Kulak enfeksiyonları: Cocker Spaniel'ler, kulaklarının yapısı nedeniyle kulak enfeksiyonlarına yatkındırlar. Kulaklarının düzenli olarak temizlenmesi önemlidir. Göz sorunları: Cocker Spaniel'lerde göz problemleri, kornea yaralanmaları, katarakt ve glokom gibi sorunlar sık görülür. Kalça displazisi: Bu genetik bir hastalıktır ve Cocker Spaniel'lerde görülme sıklığı yüksektir. Kalça displazisi, hareket sırasında ağrı ve tutukluklara neden olabilir. Dermatolojik sorunlar: Cocker Spaniel'lerde cilt alerjileri, dermatit ve diğer cilt problemleri görülebilir. Kalp hastalıkları: Cocker Spaniel'lerde kalp yetmezliği, kalp kapakçığı hastalığı ve diğer kalp sorunları sık görülen problemlerdir. Cocker Spaniel'lerin yukarıdaki hastalıklara yatkınlığı, genetik faktörlerin yanı sıra köpeğin yaşam tarzı ve sağlıklı beslenme alışkanlıklarıyla da ilgilidir. Bu nedenle, Cocker Spaniel sahipleri köpeklerini düzenli olarak veteriner kontrolüne götürmeli, sağlıklı bir diyet uygulamalı ve egzersiz ve temizlik rutinlerine özen göstermelidir. Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. --- ## Munchkin Kedisi Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/munchkin-kedisi-ozellikleri-ve-bakimi/ Munchkin kedileri, isimleri 1930’lu yıllarda kayıtlara geçmeye başlasada, bugünkü bilinen Munchkin ırkı 80'li yıllarda Louisiana, ABD'de üremeye başlayan bir kedi ırkıdır. 1983 yılında Sandra Hochenedel adında bir öğretmen, iki kısa bacaklı kedinin yavrusunu bulur. Bu kısa bacaklı kediler, sonraki yıllarda aynı özellikleri taşıyan başka kedilerin de doğmasına yol açar… Bu kısa bacaklı kediler, daha sonra müthiş bir ilgi görür ve "Munchkin" adı verilen bir kedi ırkı olarak tanınmaya başlanır. İsmini, L. Frank Baum'un "The Wonderful Wizard of Oz" (Oz Büyücüsü) kitabındaki kısa bacaklı karakterler olan Munchkinlerden aldığı söylenir. 1991 yılında TICA (The International Cat Association), Munchkin kedisini tanımaya başladı ve 1995 yılında da geçici olarak tanınmış bir ırk olarak kabul etti. Ancak, Munchkin kedileri hakkında bazı tartışmalar da ortaya çıktı. Bazı insanlar, kısa bacaklarının sağlık sorunlarına yol açabileceğini ve ırkın sağlığına zarar verebileceğini düşündü. Bu tartışmaların ardından bazı kedi organizasyonları, bu ırkı tanımamayı tercih etti. Bununla birlikte, diğer kedi organizasyonları, Munchkinleri ırk olarak kabul etti ve yetiştiricilerin Munchkin ırk standardına uygun şekilde çalışmalarını teşvik etti. Günümüzde Munchkin kedileri, popüler bir kedi ırkı olmaya devam etmektedir. Birçok insan, onların sevimli ve eğlenceli doğalarını ve benzersiz görünümlerini sevmektedir. Munchkin kedileri, sağlıklı bir şekilde üretilip bakıldığında mutlu ve sağlıklı bir hayat sürdürebilirler. Munchkin Kedisi Fiziksel Özellikleri Munchkin kedisi, kısa bacaklarıyla tanınan sevimli ve enerjik bir kedi ırkıdır. Munchkin kedilerinin fiziksel özellikleri ve bakımı hakkında biraz bilgi verelim. Munchkin ırkı kedilerin belirgin bir özelliği kısa bacaklarıdır. Bu durum, bir doğal gen mutasyonundan kaynaklanır ve onlara benzersiz bir görünüm verir. Bacakları normalden daha kısa olsa da, hareket kabiliyetleri fazla etkilenmez ve normal kediler gibi aktif olabilirler. Munchkin kedileri farklı tüy tiplerine sahip olabilir. Kısa tüylü veya uzun tüylü olabilirler. Kürklerinin bakımı, tüy uzunluğuna bağlı olarak değişebilir. Kısa tüylü Munchkinlerin tüyleri genellikle düzenli tarama ile kontrol altında tutulabilirken, uzun tüylü Munchkin kedilerinin daha sık tarama ve tüy bakımına ihtiyacı olabilir. Munchkin Kedisi Karakter Özellikleri Munchkinler genellikle enerjik, neşeli ve oyuncu yapıya sahiptir. Aktif oyunlar ve oyuncaklarla ilgilenmeyi severler. Fiziksel ve zihinsel uyarıya ihtiyaç duyarlar, bu yüzden zamanlarının bir kısmını oyun oynayarak geçirmeleri önemlidir. Munchkin kedisi genellikle insanlarla ve diğer evcil hayvanlarla uyumlu bir şekilde yaşarlar. Sosyal bir yapıya sahip olup aileleriyle etkileşim kurmaktan hoşlanırlar. Diğer evcil hayvanlarla tanıştırıldıklarında genellikle iyi geçinirler. Munchkin Kedisi Sağlık Durumu Munchkinler kısa bacaklı yapılarından dolayı bazı sağlık sorunlarına yatkın olabilirler. Özellikle omurga problemleri ve eklemlerde sorunlar gelişebilir. Munchkin kedileri için düzenli tüy bakımı önemlidir. Kısa tüylü Munchkin kedileri haftada birkaç kez tarama ile tüy dökümünü kontrol altında tutulabilir. Uzun tüylü Munchkin kedileri ise günlük tarama ve düzenli tüy fırçalama gerektirebilir. Tırnak kesimi, diş temizliği ve kulak bakımı gibi rutin bakımlar da ihmal edilmemelidir. Düzenli veteriner kontrolleri olası hastalıkların önüne geçilmesini sağlayacaktır. Munchkin kedilerinin yatkın olduğu hastalıklar Omurga Problemleri: Bacak yapısı sebebiyle omurga sorunları daha sık görülebilir. Bacaklarının kısalığına bağlı olarak omurga eğriliği veya omurga deformiteleri gelişebilir. Bu durumlar Munchkin kedilerinin hareketliliklerini etkileyebilir ve bazı durumlarda ağrıya neden olabilir. Eklem Problemleri: Munchkin ırkında eklem sorunları da yaygın olarak görülebilir. Kısa bacaklı yapıları, eklem stresine ve displazi gibi sorunlara yol açabilir. Bu durumlar genellikle diz veya kalça eklemi gibi büyük eklemlerde ağrı, sertlik veya hareket kısıtlılığı şeklinde kendini gösterebilir. Obezite: Munchkin ırkı, diğer kedilere nazaran daha fazla kilo alma eğiliminde olabilir. Kısa bacaklarından dolayı fiziksel aktivitelerinde sınırlamaları olabileceği için obezite riski artabilir. Obezite, çeşitli sağlık sorunlarına ve eklem rahatsızlıklarına yol açabilir. Polikistik Böbrek Hastalığı: Munchkin kedileri, polikistik böbrek hastalığı olarak adlandırılan genetik bir rahatsızlığa yatkın olabilir. Bu durumda, böbreklerde kistler oluşur ve böbrek fonksiyonları etkilenebilir. İleri durumlarda böbrek yetmezliği gelişebilir. Erken teşhis ile önüne geçilebilir. Bu sebeple yılda bir kez check-up önerilir. Munchkin kedileri, genel olarak sağlıklı kedilerdir. Ancak, diğer kedilere de rastlanabilecek ortak hastalıklara da yatkın olabilirler. Bu hastalıklar arasında solunum yolu enfeksiyonları, diş ve diş eti problemleri, kalp hastalıkları ve diyabet gibi durumlar yer alabilir. Munchkin kedisi sahiplenirken düzenli veteriner kontrolleri, uygun beslenme, egzersiz ve bakım rutinlerini takip etmelisiniz, bu adımlar onların sağlıklarını korumaya yardımcı olabilir. Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. --- ## Köpeklerde Kulak Hastalıkları > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-kulak-hastaliklari/ Köpeklerde kulak hastalıkları oldukça yaygın bir sorundur. Köpeklerin kulakları, nemli ve sıcak bir ortam olduğu için bakteri ve mantarların üremesi için ideal bir yerdir. Bunun yanı sıra, bazı köpeklerin kulakları daha fazla tüy ve kıvrım içerir, bu da kulaklarının daha sık temizlenmesini gerektirir. Köpeklerde sık görülen kulak hastalıkları arasında kulak enfeksiyonları, kulak akarları, kulak mantarları ve kulak polipleri sayılabilir. Bu hastalıkların belirtileri arasında kulakta kaşıntı, kızarıklık, kulak içinde kötü koku, kulak içinde kirli bir madde birikimi ve aşırı kulak sallama yer alır. Köpeklerde kulak hastalıklarının önlenmesi için düzenli olarak kulakların temizlenmesi önemlidir. Ayrıca, köpeğinizin kulaklarının nemli kalmasını önlemek için kulaklarının kuru kalmasını sağlamak da faydalı olacaktır. Eğer köpeğinizde kulak enfeksiyonu veya başka bir kulak hastalığı şüphesi varsa, en kısa sürede veteriner hekime başvurmanız önemlidir. Köpeklerde İşitme Sorunları Köpeklerde işitme sorunları, hafif duyma kaybından tam sağırlığa kadar değişebilir. Bu problemler doğuştan, yaşa bağlı, enfeksiyona bağlı ya da travmatik nedenlerle ortaya çıkabilir. Köpeklerde İşitme Sorunları Nelerdir? 1️- Kısmi İşitme Kaybı (Hipakuzi) Seslere zayıf tepki verir. Uzaktan gelen sesleri algılayamaz. İsmi söylendiğinde geç tepki verebilir. 2- Tam İşitme Kaybı (Sağırlık / Anakuzi) Seslere hiç tepki vermez. Uykudan sesle uyanmaz. Daha kolay irkilir (titreşimle fark eder). 3-  Tek Taraflı Sağırlık Bir kulağı duyar iken diğerini duymaz. Sahipler tarafından fark edilmesi zor olabilir. 4-  Yaşa Bağlı İşitme Azalması (Presbiakuzi) Yaşlı köpeklerde sinirsel dejenerasyon nedeniyle gelişir. Genellikle kalıcıdır. Köpeklerde İşitme Sorunlarının Nedenleri Nelerdir? Doğuştan (Genetik) Nedenler Kulak Enfeksiyonları (Otitis) Kulak Kanalı Tıkanıklıkları Travma ve Fiziksel Hasar Sinir Sistemi ve İç Kulak Problemleri Ototoksik İlaçlar (İşitmeye Zararlı) Yaşlanma (Presbiakuzi) Metabolik ve Sistemik Hastalıklar Köpeklerde İşitme Sorunu Belirtileri Nelerdir? Sahibi seslendiğinde tepki vermemesi. Normalden daha yüksek sesle havlama. Ani dokunuşlara aşırı irkilme. Eğitime tepkisizlik. Kulak kaşıma, kafa sallama. Denge sorunları (iç kulak tutulumu varsa). Köpeklerde işitme sorunlarına karşı yapılacaklar, köpeğinizin neden işitme sorunu yaşadığının belirlenmesiyle başlar. Veteriner hekimin yapacağı bir dizi test ve muayeneden sonra, bir tedavi planı önerilebilir. Bazı durumlarda, işitme sorunları tedavi edilemeyebilir. Ancak köpeğinizin yaşam kalitesini artırmak için işitme cihazları gibi alternatif çözümler de mevcuttur. Kulak Hastalıklarına Yatkın Olan Köpek Cinsleri Köpeklerde kulak hastalıklarına yatkın olan bazı cinsler vardır. Bazı köpekler, anatomik yapısı veya genetik yatkınlık nedeniyle kulak enfeksiyonlarına, alerjik reaksiyonlara ve diğer kulak problemlerine daha yatkındırlar. İşte kulak hastalıklarına yatkın bazı köpek cinsleri: Cocker Spaniel: Kulak enfeksiyonlarına ve diğer kulak problemlerine yatkın olan Cocker Spaniel, uzun kulakları nedeniyle daha fazla risk altındadır. Beagle: Beagle, kulaklarının iç kısımlarının tüylü olması nedeniyle daha fazla kir ve nem birikmesi riski taşır. Basset Hound: Basset Hound, uzun kulakları nedeniyle kulak enfeksiyonlarına ve kulak problemlerine daha yatkındır. Golden Retriever: Golden Retriever'lar, kulaklarının iç kısımlarında daha fazla tüy birikmesi nedeniyle kulak enfeksiyonlarına daha yatkındır. Labrador Retriever: Labrador Retriever'lar, kulaklarının şekli ve yapısı nedeniyle kulak enfeksiyonlarına ve kulak problemlerine daha yatkındır. Şar Pei: Şar Pei (Shar-Pei), kulaklarının iç kısımlarında fazla tüy birikmesi nedeniyle kulak problemlerine daha yatkın olabilir. Bu cinsler kulak hastalıklarına yatkın olsalar da, kulak hijyeni düzenli bir şekilde yapılırsa ve veteriner hekimin tavsiyeleri takip edilirse kulak problemlerinin önlenmesi mümkündür. Bunun yanı sıra, kulak enfeksiyonları ve diğer kulak problemleri için erken teşhis ve tedavi de oldukça önemlidir. Köpeklerde Check-Up Önemli Köpeklerde düzenli check-up yaptırmak sağlıklı bir yaşam için son derece önemlidir. Köpeklerin de insanlar gibi, rutin sağlık kontrolüne ihtiyaçları vardır. Veteriner hekim, köpeğinizin sağlık durumunu değerlendirmek, hastalıkları önlemek veya erken teşhis etmek ve sağlıklı bir yaşam sürdürmelerini sağlamak için önemli bir kaynaktır. Düzenli check-up, köpeğinizin yaşına, sağlık durumuna, yaşam tarzına ve genel sağlık geçmişine bağlı olarak yılda en az bir kez yapılmalıdır. Bu kontroller sırasında, veteriner hekim köpeğinizin kulaklarını, gözlerini, ağız ve dişlerini, kalp, akciğerler, karaciğer, böbrekler ve diğer iç organlarını kontrol eder. Ayrıca, köpeğinizin aşı takvimini de gözden geçirir ve eksik olan aşıları yapar. Düzenli check-up, köpeğinizin sağlığını korumanın yanı sıra, hastalıkları erken teşhis etmenizi de sağlar. Erken teşhis, birçok hastalık için tedavi seçeneklerinin daha fazla olmasını sağlar ve köpeğinizin daha hızlı bir şekilde iyileşmesini sağlar. Ayrıca, düzenli check-up yapmak, sağlıklı bir yaşam için önemli olan egzersiz ve beslenme programlarını da tartışmanıza yardımcı olur. Kısacası, düzenli check-up, köpeğinizin sağlığı için çok önemlidir ve herhangi bir sağlık sorununun erken teşhis edilmesine yardımcı olur. Bu nedenle, köpeğinizin sağlığı için veteriner hekime düzenli olarak başvurmanızı öneririz. Check-up ile ilgili daha fazla bilgi. Olası bir durum gözlemlediğinizde Veteriner KBB bölümümüzden muayene için randevu alabilirsiniz. --- ## Hayvanlarda PRP > URL: https://vetart.com.tr/hayvanlarda-prp/ Hayvanlarda PRP Nedir? Öncelik olarak PRP’nin ne olduğundan söz etmek gerekirse; PRP yani açılımı Platelet Rich Plasma’yı şu şekilde açıklayabiliriz ki, kanın santrifüj edilmesi ile birlikte elde edilen ve kanın normal değerinden çok daha fazla yüksek konsantrasyon içeren plazma komponeti olduğunu söyleyebiliriz. İçeriğinde bulunan çok sayıda büyüme faktörü ile çeşitli kas iskelet sistemi üzerinde hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. PRP enjeksiyonları, histopatolojik kanıtlar doğrultusunda kronik yumuşak doku dejenerasyonunda inflasmasyondan farklı olarak onarım sistemindeki yetersizliği patolojik süreçte rol almaktadır. İyileşme süreçlerindeki etkisi olan büyüme faktörlerinin, hastalıklı bölgeye lokal olarak enjekte edilmesi ile tendon ve kıkırdak doku onarımında etkili bir tedavi yöntemi olarak ön plana çıkmaktadır.  PRP'nin hayvanlar üzerinde kullanımı PRP, doku iyileşmesinde göstermiş olduğu başarılı etkileri ile yaklaşık olarak 20 yıldır tıpta kullanılan bir tedavi yöntemidir. Günümüzde veteriner hekimler tarafından hayvanların tedavilerinde de kullanılan bir yöntem olmayı başaran PRP,  plateletlerin içerdiği büyüme faktörlerinde ve biyoaktif proteinlerin iyileşme sürecinde önemli bir etkiye sahiptir. Özellikle kronikleşen ve iyileşmeyen kemik ile doku aralarında iyileşmeyi tetikleyen bir özelliğe sahiptir. PRP'de iyileşme süreci Plateletlerin iyileşme süreçlerinin ilk günlerinde erken pik görülmektedir. Kanamanın durdurulmasında ve yaranın iyileşmesinde çok kritik bir rol üstlenmesiyle birlikte pıhtılaşma ve büyüme faktörlerinde ortalama sağlamayı başarırlar. Bu konudaki başlatıcı olanlar ise küçük proteinlerdir. Hücre iyileşme sürecinde diferansiasyon, proliferasyonda, kemotaksiste, anjiogenezde ve matrika sentezinde önemli etkilerini görebilmekteyiz. PRP ile vücudun tamir mekanizmaları harekete geçer ve dokuların hücre çoğalmasında, kollajen sentezi ile damarlanmasında artışa yol açarak tedavi edici etkiler elde edilmektedir. PRP, kanın pıhtılaşmasını önleyici maddelerin katıldığı ve sonra santrifüje edilerek birkaç işlem sonucu elde edilmektedir. Elde edilen bu materyaller ile büyüme faktörü açığa çıkarılır ve hastalıklı eklem, kas ile dokulara enjekte edilerek tedavi için gereken uygulama gerçekleşir. Yıllardır uygulanan ve oldukça başarılı olan bu tedavi yöntemi, veteriner kliniklerde hayvanlar üzerinde de uygulanmakta ve tedavi edici sonuçlar elde edilmektedir. Oldukça eski bir tedavi yöntemi olmasından dolayı PRP denildiğinde ilk akla insanlar geliyor olsa da hayvanlar üzerinde de tedavi edici uygulamalardan biri olarak kabul görmektedir. Mevcut olan PRP uygulamalarını veterinerlik biliminde sistematik olarak kullanıldığı bu dönemde minik dostlarımızın sağlığı açısından önemli bir yer edinmiştir. Özellikle ortopedik rahatsızlıkların göz önüne alındığı atlar için PRP uygulamaları çok geniş çaplı bir yer edinmektedir. Birçok hayvan üzerinde tedavi edici etkileri sayesinde başarılı bir şekilde uygulanan PRP ile hayvanlar da sağlıklarına kavuşabilmektedirler. İnsanlar üzerinde uygulanan yöntemden temel olarak çokta farkı olmayan bu tedavi yöntemi ile veteriner hekimler, hayvanların birçok rahatsızlığını tedavi etmeyi başarabilmektedirler. Bu köklü geçmişe sahip ve başarı oranı ciddi anlamda sabitlenmiş olan PRP ile ileride büyük hasarlara neden olabilecek rahatsızlıkların tedavi edilmesi sağlanabilmekte, hayvanlarında eski sağlıklarına kavuşabilmelerine yardımcı olmaktadır. Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. --- ## Pet Taksi (Pet Taxi) Hizmeti > URL: https://vetart.com.tr/pet-taksi/ Hareket etmekte zorlanan, acil durumlar için veterinere götürülmesi gereken ya da sizin yoğun programınız nedeniyle seyahat etmekte zorlanan evcil dostlarınız için özel olarak tasarlanmış pet taksimizle yanınızdayız. Sizi ve sevimli dostlarınızı güvenli bir şekilde istedikleri yere taşıyoruz. Pet Taksi (Pet Taxi) Nedir? Pet taksi (pet taxi), evcil hayvanınızın bizim tarafımızdan evinizden alınarak kliniğimize getirilmesini ve uygulama sonrası tekrar evinize bırakılmasını kapsar. Evde veterinerlik hizmeti kapsamında yaptığımız ziyaretlerde, ev ortamında uygulama yada işlem yapılamayacak bir durum var ise pet taksi hizmetimizi ile evcil hayvanınızı kliniğimize getiriyor (pet nakil), gerekli uygulamalar yapıldıktan sonra tekrar evinize bırakıyoruz. Bu hizmetimiz genellikle evde veterinerlik hizmetimiz ile birlikte tercih ediliyor. Pet Taksi ile Nakil Ücreti Nedir? Pet taksi ile nakil ücreti, bulunulan bölgeye ve kliniğe uzaklığa göre değişiklik gösteriyor. Güncel fiyat bilgisi için telefon ile bilgi alabilir, Randevu oluşturabilirsiniz. Pet Taksi Hizmetlerini Nasıl Alabilirim?  Hangi günler pet taksi hizmeti veriyorsunuz? ve Pet taksi hizmeti almak için nasıl bir yol izlemeliyim? bu konuda en çok aldığımız sorulardan. Pet taksi hizmeti için randevu sistemi ile çalışıyoruz. Bu günleri talebe göre ve mümkün olduğunca sizin için uygun olan güne ve saate göre belirlemeye çalışıyoruz. Bu aşamada en önemli şey randevu almanızdır. Mutlaka önceden arayarak istediğiniz gün ve saat için randevu almalısınız. Pet Taksi (Pet Taxi) Hizmeti Ücreti Nedir? Nasıl Belirleniyor? Pet Taksi hizmeti ücreti de en fazla aldığımız sorulardan biri. Haklı olarak merak edilen bir konu. Bu hizmetimiz için Yol ücreti bölgeye göre değişiklik göstereceğinden bize ulaşarak güncel fiyat bilgisi almanızı rica ediyoruz. Evde Veterinerlik Hizmetimiz için buradan bilgi alabilirsiniz. Bizim için her bir evcil dost, bir aile üyesidir. Onların sağlığı ve mutluluğu, misyonumuzun merkezindedir. Bizimle birlikte, evcil dostlarınıza en iyi bakımı sağlamak ve onların sağlıklı bir yaşam sürmelerine destek olmak için adım atın. Onlar sizin için değerli, biz de onların sağlığı için buradayız. Evcil dostlarınızın sağlık ve mutluluğu için bize ulaşın, çünkü onlar bizim için bir aile üyesinden daha fazlasıdır. Sevgi ve Sağlıkla, VetArt Veteriner Polikliniği --- ## 2026 Veteriner Ücretleri > URL: https://vetart.com.tr/veteriner-ucretleri/ 2026 Yılı Veteriner Asgari Ücret Tarifesi Veteriner ücretleri ya da 2026 Veterinerlik Ücretleri, her yıl olduğu gibi bu yılda yeni yılın başında İstanbul Veteriner Hekimler Odası tarafından açıklandı. Veterinerlik ücretleri hakkında güncel bilgiyi size sunmak adına paylaşmak istedik. Öncelikle belirtmek gerekiyor ki bu ücretler asgari yani alt sınır ücret tarifesidir. Her veteriner kliniği, veteriner polikliniği ya da hayvan hastanesinde fiyatlar farklı olabilmektedir ancak bu fiyatların altına inmek mümkün değildir. Ocak 2026 itibari ile İstanbul Veteriner Hekimler Odası tarafından güncellenmiş fiyatlar yayınlandı. Güncel fiyatları aşağıdaki tabloda veya paylaştığımız bağlantılar ile İstanbul Veteriner Hekimler Odası resmi web sitesinden inceleyebilirsiniz. Evcil hayvanınızı götürebileceğiniz veteriner kliniği, veteriner polikliniği veya hayvan hastanesinde uygulanan fiyatlar her yıl bulunduğunuz ilde yer alan Veteriner Hekimler Odası tarafından belirleniyor. Belirlenen veteriner fiyatları ilgili kurumların uygulaması gereken taban (asgari) fiyatlardır. Bazı kliniklerde bu ücretlerin üzerine ek ücretler koyulabiliyor, bazı klinikler ise sadece listede bulunan fiyatları uyguluyor. Ancak listedeki fiyatların altına inilmesi mümkün değildir, bunu da belirtmek gerekir. Bu listeyi evcil hayvanınızı veteriner kliniğine gitmeden önce ortalama bir fikriniz olması amacı ile paylaşıyoruz. Kesin fiyatlar için veteriner hekiminiz ile iletişime geçebilirsiniz. 2026 İstanbul Veteriner Ücretleri VetArt Veteriner Kliniği olarak İstanbul Anadolu Yakası genelinde, birçok ilçeye hizmet sunmaktayız. Bu sebeple sayfamızda Türk Veteriner Hekimleri Birliği, İstanbul Veteriner Hekimler Odası tarafından belirlenen 2026 yılı veteriner ücretleri bulunduğu listeyi paylaşıyoruz. Listeye aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz. Listede ev ve süs hayvanları için ücret tarifesinin yanı sıra çiftlik hayvanları içinde ücret bilgisi bulunuyor. Evcil hayvanlarınız için (kedi, köpek ,kuş vb.) muayene ve klinik ücretleri, görüntüleme ve tanı ücretleri (Radyoloji, Tomografi, MR, Ultrason, Endoskopik muayene gibi), kedi ve köpek aşı fiyatları, parazit uygulama fiyatları, kedi kısırlaştırma fiyatları, köpek kısırlaştırma fiyatları, ameliyat fiyatları ve veteriner diş hekimliği gibi bölümlerin alt sınır ücretleri bu listede paylaşıldı. Detaylar: http://www.ivho.org.tr/ Yeni Liste: https://www.ivho.org.tr/assets/docs/IVHO2026tarife.pdf Ayrıca aşağıdaki tabloda bu listedeki bazı uygulamaların fiyatlarını kısaca listeledik. Muayene ve Klinik Uygulama Ücretleri (Alt Sınır) 2026 KediKöpekKafes KuşlarıGenel Muayene₺1750₺1750₺1500Kontrol Muayenesi₺850₺850₺500 Kedi ve Köpekler için Aşı ve Antiparaziter Uygulama Ücretleri (Alt Sınır) 2026 KediKöpekKuduz (Rabies)₺1450₺1450Köpek Karma Aşıları (DHPPİ+L - DHPL - DP)₺1.750Corona Virus Aşısı₺1.750Kennel Cough (Bortadella Bronchiseotica Bacterin)₺1.750Lyme Hastalığı (Borelia Burgdorferi)₺2.320Kedi Karma Aşıları (FVRCP)₺1.750Kedi Lösemi Virus₺1.750Kedi İmmun Yetersizliği (FIV)₺2.100Sprey yada Dökme İlaç ile Dış Paraziter İlaçlama (ilaç ücreti hariç)₺510₺690Uyuz ve Mantar Tedavileri için İlaçlı Banyo Uygulaması₺1.350₺2.000Antiparaziter İlaç Uygulamaları (ilaç ücreti hariç)₺350₺350 Veterinerlik Ücretleri ile İlgili Sık Sorulan Sorular Evcil hayvanlarınızı ihtiyaç halinde yada rutin kontrolleri için veteriner kliniğine götürmeniz gerektiğinde akla gelen sorulardan biridir veteriner ücretleri. Gün içerisinde veteriner ücretleri ile ilgili birçok soru alıyoruz. Bu sebeple sizlerle 2026 ücret tarifesini paylaşmak istedik. En fazla aldığımız sorular ise şöyle  Veteriner ücretleri? Kedi aşı fiyatları? Köpek Aşı Fiyatları? Veteriner muayene fiyatları? İstanbul veteriner ücretleri? Kedi kısırlaştırma ücretleri? Köpek kısırlaştırma fiyatı nedir? Veteriner aşı fiyatlar nasıl? Evcil hayvanınızın veteriner kontrollerini aksatmamalı ve olası ciddi rahatsızlıkların önüne geçebilmek açısından yılda en az 1 kez check-up yaptırılmalıdır. Bu uygulama erken teşhis için gerçekten önemlidir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji ve Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu ve bilgi alabilirsiniz. Erken teşhis ve düzenli bakım, patili dostunuzun sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesine yardımcı olacaktır! 🐾 --- ## Kedi Aşı Takvimi > URL: https://vetart.com.tr/kedi-asi-takvimi/ Kedilerde belirlenen aşılama uygulamaları, bakteri ve virüs kaynaklı hastalıklara karşı dirençli bir bağışıklık sistemi oluşumunu destekliyor. Aşılama uygulamalarında ilk aşılama dönemi ve doğru aşılama takvimi, yavru kedilerin  sağlığı için hayati önem arz ediyor. Aşılı hamile anne kediler, plasenta vasıtasıyla ya da emzirmeyle antikorları yavru kedilere iletiyor. Bu antikorlar geçici bir süre için bile olsa yavruları hastalıklara karşı daha dayanıklı kılabiliyor. Bunların yanı sıra, aşılama programlarının hiçbirinin hastalıklara karşı %100 garanti sunmadığını, daima göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yavru Kedi Aşı Takvimi Kedilerde İlk Aşılama Yaşı Kedilerin ilk genel sağlık kontrolleri altı haftalık oldukları dönemde gerçekleşiyor. İlk aşıları ise, yedi haftalık oldukları dönemde corona aşısı ile başlıyor. Karma aşı, leukemia ve kuduz aşısının yılda bir kez tekrarlanması gerekiyor. Kedilerin, lösemi aşısı yapılmadan önce leukemia testinden geçirilmesi, hayvanın bu hastalığa yakalanıp yakalanmadığının belirlenmesi açısından önem taşıyor. Uygun olmayan koşullarda yapılacak lösemi aşısıyla hastanın sağlık durumuna olumsuz yönde etkilere neden olabiliyor. Kedi Aşı Rehberi Aşılama hastalıkların önlenmesinde en güvenli yöntemlerden biridir. Günümüzde aşıların uygulanma şekillerinde ve aşı programlarında bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişiklikler Dünya Küçük hayvan Veteriner Hekimleri Derneği (World Small Animal Veterinary Association - WSAVA) tarafından belirlenmiştir. Belirlenen bu prosedürler ise ülkemizde Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği tarafından kabul edilmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. WSAVA Tarafından Belirlenen Aşı Protokolleri Core : Mutlaka yapılması gereken aşılar. Core aşıların tümü mutlaka kedi yada köpeklerimize uygulanmalıdır. Noncore : Yaşanılan bölge ya da seyahat edilen yere göre uygulanan aşılar. Bu aşılar bölgelere değişebilir. Veteriner Hekim önerisiyle uygulanır. ​Önerilmeyen Aşılar : Kullanımının kesinlikle gerekli olduğunu ispatlayacak yeterli bilimsel bulgunun olmadığı durumlarda bazı aşılar "önerilmeyen aşılar" olarak gruplanır. Kediler için Aşı Takvimi 6 HaftalıkGenel sağlık kontrolü 9-10 HaftalıkGenel sağlık kontrolü, karma aşı, leukemia testi ve leukemia aşısıKarma ve kuduz aşısı mutlaka yaptırılması gereken aşılardır. (Core Aşı)12-14 HaftalıkGenel sağlık kontrolü, karma aşı, leukemia ve kuduz aşısı 6 AylıkGenel sağlık kontrolü, leukemia aşısıLeukemia aşısı, leukemia testi yapıldıktan sonra sonuç negatif ise hekim tavsiyesi ile yapılır. (Noncore aşı)12 AylıkGenel sağlık kontrolü 16 AylıkGenel sağlık kontrolü, karma aşı, leukemia ve kuduz aşısı Her yılKarma aşı, leukemia ve kuduz aşısı  Aşılama ile İlgili Dikkat Edilmesi Gereken Ayrıntılar Hamile ve hasta hayvanlara aşı yaptırılmamalı. Süt emen yavruların sütten kesilmeden aşıya götürülmemesi gerekir. Aşılar hafif ateş, iştah kaybı gibi yan etkiler gösterebilir. Aşı sonrasında hayvanların dinlenmesi, tümör oluşum riskine karşı, aşı yerinin aralıklarla kontrol edilmesine özen göstermek gerekir. Aşı takvimi çok önemli. En ufak bir eksiklik büyük sorunlara sebep olabilir. Bu sebeple özenle takip edilmesi gereken bir konudur. Bu sebeple veteriner kliniğinizi düzenli olarak ziyaret etmeli, rutin kontrol ve aşı takvimini aksatmamalısınız. Kedi Aşı Fiyatları 2026 2026 Kedi Aşı Fiyatları, Kedi Karma Aşı Fiyatı için 2026 Veteriner Ücretleri Sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. İstanbul Veteriner Kliniği VetArt. --- ## Köpek Aşı Takvimi > URL: https://vetart.com.tr/kopek-asi-takvimi/ Köpekler için belirlenen aşılama uygulamaları, bakteri ve virüs kaynaklı hastalıklara karşı dirençli bir bağışıklık sistemi oluşumunu destekliyor. Aşılama uygulamalarında ilk aşılama dönemi ve doğru aşılama takvimi, yavruların sağlığı için hayati önem arz ediyor. Aşılı hamile anneler, plasenta vasıtasıyla ya da emzirmeyle antikorları yavrulara iletiyor. Bu antikorlar geçici bir süre için bile olsa yavruları hastalıklara karşı daha dayanıklı kılabiliyor. Bunların yanı sıra, aşılama programlarının hiçbirinin hastalıklara karşı %100 garanti sunmadığını, daima göz önünde bulundurmak gerekiyor. Yavru Köpek Aşı Takvimi İlk Aşılama Bir yaşından küçük ve 8 yaşın üzerindeki köpeklerin bağışıklık sistemleri viral hastalıklara karşı savunmasız oluyor. Köpeklere ilk aşı bir buçuk aylık oldukları dönemde yapılıyor. Aşılama takvimi öncesi köpeklerin parazitlerden arındırılması, hemogram (kan tahlili) yapılması önem taşıyor. Çünkü hastalığın kuluçka döneminde yapılan aşılar, sağlığı olumsuz yönde etkiliyor. Köpek besleyen kişilere yılda bir sefere mahsus kuduz aşısı yaptırmak hukuki açıdan zorunluluk olarak sunuluyor. Köpeklerden insanlara geçebilen tenyalara karşı hayvanlara senede dört kez ilaç vermek gerekiyor. Köpek Aşı Rehberi Aşılama hastalıkların önlenmesinde en güvenli yöntemlerden biridir. Günümüzde aşıların uygulanma şekillerinde ve aşı programlarında bazı değişiklikler olmuştur. Bu değişiklikler Dünya Küçük hayvan Veteriner Hekimleri Derneği (World Small Animal Veterinary Association - WSAVA) tarafından belirlenmiştir. Belirlenen bu prosedürler ise ülkemizde Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği tarafından kabul edilmiş ve uygulanmaya başlanmıştır. WSAVA Tarafından Belirlenen Aşı Protokolleri Core : Mutlaka yapılması gereken aşılar. Core aşıların tümü mutlaka kedi yada köpeklerimize uygulanmalıdır. Noncore : Yaşanılan bölge ya da seyahat edilen yere göre uygulanan aşılar. Bu aşılar bölgelere değişebilir. Veteriner Hekim önerisiyle uygulanır. ​Önerilmeyen Aşılar : Kullanımının kesinlikle gerekli olduğunu ispatlayacak yeterli bilimsel bulgunun olmadığı durumlarda bazı aşılar "önerilmeyen aşılar" olarak gruplanır. Köpekler İçin Aşı Takvimi 6 HaftalıkParazit AşısıMutlaka yapılması gereken aşılar7 HaftalıkCorona aşısıÖnerilmeyen aşılar8 HaftalıkKarma aşı IMutlaka yapılması gereken aşılar9 HaftalıkÖksürük - Bronşit Aşısı (Bordetella bronchiseptica) IMutlaka yapılması gereken aşılar11 HaftalıkCorona aşısıÖnerilmeyen aşılar12 HaftalıkKarma aşı IIMutlaka yapılması gereken aşılar13 HaftalıkKuduz aşısıMutlaka yapılması gereken aşılar14 HaftalıkÖksürük - Bronşit Aşısı (Bordetella bronchiseptica) IIMutlaka yapılması gereken aşılar15 HaftalıkLyme aşısı IYaşanılan bölge ya da seyahat edilen yere göre16 HaftalıkKarma aşı IIIMutlaka yapılması gereken aşılar17 HaftalıkLyme aşısı IIYaşanılan bölge ya da seyahat edilen yere göre1 YaşındaKarma aşı, KuduzMutlaka yapılması gereken aşılar2-3 Ayda Birİç ve dış parazit AşısıMutlaka yapılması gereken aşılar Aşılama ile İlgili Dikkat Edilmesi Gereken Ayrıntılar Hamile ve hasta hayvanlara aşı yaptırılamıyor. Süt emen yavruların sütten kesilmeden aşıya götürülmemesi gerekiyor. Aşılar hafif ateş, iştah kaybı gibi yan etkiler gösterebiliyor. Aşı sonrasında hayvanların dinlenmesi, tümör oluşum riskine karşı, aşı yerinin aralıklarla kontrol edilmesine özen göstermek gerekiyor. Aşı takvimi çok önemli bir konudur. En ufak bir eksiklik büyük sorunlara sebep olabilir. Bu sebeple özenle takip edilmesi gereken bir konudur. Bu sebeple veteriner kliniğinizi düzenli olarak ziyaret etmeli, rutin kontrol ve aşı takvimini aksatmamalısınız. Köpek Aşı Fiyatları 2026 2026 Köpek Aşı Fiyatları, Köpek Karma Aşı Fiyatı için 2026 Veteriner Ücretleri Sayfamızı ziyaret edebilirsiniz. İstanbul Veteriner Kliniği VetArt. --- ## Pet Kuaför > URL: https://vetart.com.tr/pet-kuafor/ Pet Kuaför Nedir? VetArt Pet kuaför hizmeti; kedi ve köpeklerin tüy, deri, pati, kulak ve genel hijyen bakımlarının profesyonel ve güvenli bir şekilde yapılmasını kapsayan özel bir bakım hizmetidir. Biz kliniğimizde pet kuaför hizmetini yalnızca estetik bir uygulama olarak değil, evcil dostlarımızın sağlığını koruyan veteriner destekli bir bakım süreci olarak ele alıyoruz. Tüm işlemler, hayvanların anatomisine ve hassasiyetlerine uygun şekilde, veteriner hekim kontrolünde gerçekleştirilmektedir. Üsküdar Fıstıkağacı’ndaki kliniğimizde sunduğumuz pet kuaför hizmeti, özellikle şehir yaşamında düzenli bakımı aksayan dostlarımız için güvenli ve konforlu bir çözüm sunar. Pet Kuaför Hangi Hizmetleri Verir? Kliniğimiz bünyesinde sunduğumuz pet kuaför hizmetleri şunları kapsar: Banyo ve kurutma (tüy ve deri tipine uygun ürünlerle) Evcil dostlarımızı, tüy ve deri yapılarına uygun ürünlerle yıkayıp güvenli şekilde kurutuyoruz. Bu işlem; deri sağlığını korur, kötü kokuların önüne geçer ve parazit riskini azaltır. Düzenli banyo, cilt problemlerinin erken fark edilmesine de yardımcı olur. Traş ve tüy kesimi (ırka ve mevsime uygun) Irk özellikleri ve mevsim koşullarına göre tüy kesimi ve tıraş uygulamaları yapıyoruz. Doğru tıraş; aşırı tüy dökülmesini azaltır, sıcak havalarda serinlemeyi kolaylaştırır ve deri hava alımını destekler. Yanlış kesimlerin önüne geçmek sağlıklı tüy gelişimi için önemlidir. Pati ve tırnak bakımı Tırnak kesimi ve pati bakımı işlemlerini kontrollü ve güvenli şekilde gerçekleştiriyoruz. Uzamış tırnaklar; yürüme bozukluklarına, eklem sorunlarına ve tırnak kırılmalarına neden olabilir. Düzenli bakım, evcil dostlarımızın rahat ve dengeli hareket etmesini sağlar. Kulak temizliği Kulakları nazik ve uygun ürünlerle temizliyoruz. Kulak bakımı; enfeksiyon, kötü koku ve kulak içi parazitlerin önlenmesi açısından büyük önem taşır. Düzenli temizlik, erken dönemde kulak problemlerinin fark edilmesini sağlar. Göz çevresi bakımı Göz çevresinde biriken akıntı ve kirleri hassas şekilde temizliyoruz. Bu bakım; göz enfeksiyonlarını, tahrişi ve leke oluşumunu önlemeye yardımcı olur. Özellikle açık renkli ve uzun tüylü ırklar için düzenli göz çevresi bakımı oldukça önemlidir. Keçe açma ve tarama işlemleri Keçeleşmiş tüyleri zarar vermeden açıyor ve düzenli tarama yapıyoruz. Keçeleşmiş tüyler; cilt tahrişine, hava alamamaya ve ağrıya neden olabilir. Tarama işlemi, tüy sağlığını korur ve deri problemlerinin önüne geçer. Yavru ve hassas hayvanlara özel bakım uygulamaları Yavru, yaşlı veya hassas evcil dostlarımız için özel ve sakin bakım uygulamaları sunuyoruz. Bu yaklaşım; stresin azalmasını, güvenli bakım sürecini ve hayvanın kuaför deneyimine olumlu şekilde alışmasını sağlar. Hassas hayvanlarda doğru bakım, hem fiziksel hem psikolojik sağlık açısından önemlidir. **Tüm bakım işlemleri sırasında evcil dostlarımızın stres seviyesini en aza indirecek yöntemler kullanır, gerek duyulduğunda veteriner hekim desteğiyle süreci yönetiriz. Pet Kuaför Kimler İçindir? Pet kuaför hizmeti aslında tüm kedi ve köpeklerin ihtiyacıdır. Ancak bazı türler özellikle tercih etmelidir; Uzun tüylü veya sık tüy döken ırklar, Düzenli tüy ve deri bakımı gerektiren evcil hayvanlar, Keçeleşme, kötü koku veya cilt hassasiyeti yaşayan dostlarımız, Ev ortamında bakımı zor olan büyük veya hareketli hayvanlar, Büyük ve tüylü kulaklı, düzenli kulak bakımı yapılması gereken türler için uygundur. Özellikle Üsküdar ve çevresinde yaşayan, güvenilir ve veteriner destekli bir pet kuaför arayan hayvan sahipleri için ideal bir hizmet sunuyoruz. Bununla birlikte metro hattına yakın konumumuz sayesinde birçok çevre ilçeden patili dostumuza hizmet veriyoruz. Pet Kuaför Ücretleri Nedir? Pet kuaför ücretleri; Evcil hayvanın türü ve ırkına, Tüy uzunluğu ve yoğunluğuna, Alınacak bakım hizmetlerinin kapsamına, Hayvanın yaşı ve genel sağlık durumuna göre değişiklik gösterebilir. Bu nedenle kliniğimizde pet kuaför ücretlendirmesi standart bir fiyat yerine, her dostumuza özel değerlendirme yapılarak belirlenmektedir. En doğru bilgiyi, evcil hayvanınızı görerek ve ihtiyaçlarını değerlendirerek sunuyoruz. Kliniğimiz pet kuaför hizmetini randevu ile vermektedir. Lütfen randevu alınız! 📍 Üsküdar Fıstıkağacı’nda Kolay Ulaşım Kliniğimiz İstanbul Anadolu Yakası,Üsküdar - Fıstıkağacı bölgesinde yer almakta olup, metro ile kolay ulaşım imkânı sunmaktadır. Toplu taşıma kullanarak rahatlıkla ulaşabileceğiniz konumumuz sayesinde, evcil dostlarınızın bakım randevularını günlük planınıza kolayca dahil edebilirsiniz. Üsküdar pet kuaför, Fıstıkağacı pet kuaför ve veteriner destekli pet bakım hizmeti arayan tüm hayvan sahiplerini kliniğimize bekliyoruz. *** Ulaşımda sorun yaşayacağınızı düşünüyorsanız Pet Taksi hizmetimiz hakkında bilgi alabilirsiniz. 🐾 Veteriner Destekli Pet Kuaför Hizmeti  Üsküdar Fıstıkağacı’nda yer alan veteriner kliniğimizde, kedi ve köpekler için veteriner hekim kontrolünde pet kuaför hizmeti sunuyoruz. Banyo, tıraş, tırnak ve kulak bakımı gibi işlemleri evcil dostlarımızın sağlığı ve konforunu ön planda tutarak gerçekleştiriyoruz. Kliniğimize metro ile kolayca ulaşabilirsiniz. Pet Kuaför Hizmetimiz Hakkında Sıkça Sorulan Sorular  Pet kuaför hizmeti nedir? Pet kuaför hizmeti; kedi ve köpeklerin tüy, deri, pati, kulak ve genel hijyen bakımlarının profesyonel şekilde yapılmasını kapsar. Biz kliniğimizde bu hizmeti veteriner hekim kontrolünde, evcil dostlarımızın sağlığını ön planda tutarak sunuyoruz. Pet kuaför hizmeti hangi hayvanlar için uygundur? Pet kuaför hizmetimiz kedi ve köpekler için uygundur. Irk, yaş ve tüy yapısına göre bakım planlaması yaparak her dostumuza özel uygulamalar gerçekleştiriyoruz. Pet kuaför işlemleri güvenli midir? Evet. Tüm işlemler kliniğimizde, veteriner hekim denetiminde ve hayvanlara özel ekipmanlarla yapılmaktadır. Hassas veya stresli hayvanlar için süreci kontrollü ve güvenli şekilde yönetiyoruz. Pet kuaför hizmetleri neleri kapsar? Hizmetlerimiz; banyo, tıraş, tüy kesimi, tırnak bakımı, kulak temizliği, göz çevresi bakımı ve keçe açma işlemlerini kapsar. Gerekli görülen durumlarda veteriner değerlendirmesi ile desteklenir. Pet kuaför ücretleri nasıl belirlenir? Ücretler; evcil hayvanın türü, ırkı, tüy yapısı, bakım ihtiyacı ve uygulanacak işlemlere göre değişiklik gösterir. Bu nedenle her dostumuz için bireysel değerlendirme yapıyoruz. Üsküdar’da pet kuaför hizmeti alabilir miyim? Evet. Kliniğimiz Üsküdar Fıstıkağacı’nda yer almaktadır. Metro ile kolay ulaşım imkânı sayesinde çevre semtlerden de rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Pet kuaför randevusu nasıl alınır? Pet kuaför hizmetimiz için telefonla veya kliniğimizle iletişime geçerek randevu oluşturabilirsiniz. Randevu sistemi sayesinde evcil dostlarımızı bekletmeden hizmet veriyoruz. --- ## Evde Veterinerlik Hizmeti > URL: https://vetart.com.tr/evde-veterinerlik-hizmeti/ Hayatımızın vazgeçilmez bir parçası olan evcil dostlarımızın sağlığı ve mutluluğu, bizim için her şeyden önce gelir. Ancak, zaman zaman sevimli dostlarımızın ihtiyaçlarına anında yanıt vermek ve onlara en iyi bakımı sağlamak, gündelik yaşantımızın yoğun temposu içinde zorlu bir görev haline gelebilir. İşte tam da bu noktada, sizin ve sevimli dostlarınızın hayatını kolaylaştırmak amacıyla "Evde Veterinerlik Hizmeti" ile karşınızdayız! Biz, evinizin konforunda, sevimli dostlarınızın stresini en aza indirerek, onlara özel ve kişiselleştirilmiş veterinerlik hizmeti sunuyoruz. Evde Veterinerlik Hizmeti uygulaması, çeşitli sebepler ile veteriner kliniğine ulaşamayanlar için önem arz ediyor. Peki evde veterinerlik hizmeti ve genellikle birlikte tercih edilen pet taksi hizmeti tam olarak nedir? Neleri kapsıyor? Bu hizmetleri alabilmek için hangi şartları yerine getirmeniz gerekiyor? Bu konuda en fazla aldığımız soruları mümkün olduğunca cevaplamaya çalıştık. Evde Veterinerlik Hizmetimiz Sevimli dostlarınızın konforunu düşünerek, deneyimli ekibimizle kapınıza geliyoruz. Ev ortamında aşı ve paraziter uygulama hizmetleri sunuyoruz. Evcil dostlarınızın sağlığı ve huzuru bizim önceliğimizdir. Evde Veterinerlik Hizmeti Nedir? Evde veterinerlik hizmeti yıllardır sunulan bir hizmetimiz. Peki nedir evde veterinerlik hizmeti ve neleri kapsıyor kısaca açıklayalım. Evcil hayvanlarımız ailemizin üyesi. Onların sağlıklı, bakımlı ve mutlu olması bizim en önceliğimiz. Düzenli olarak veteriner muayenesini yaptırıyor, rutin ve düzenli olarak yapılması gereken aşı ve uygulamalarını yaptırıyor, pet kuaför ile bakımlarını yaptırıyoruz. Ancak günlük koşuşturma, ulaşım yada farklı sebepler ile rutin kontroller ve sağlık takibi aksayabiliyor.  Düzenli olarak ziyaret ettiğiniz veteriner kliniği evinize çok yakın olmayabilir. Veteriner kliniği seçiminde yakınlıktan ziyade kliniğin hizmet kalitesi daha önemlidir. Bu aşamada bazen vakit kısıtlılığından bazen de ulaşım zorluğundan dolayı rutin kontroller için veteriner kliniğine ulaşmak zorlaşabiliyor. İşte evde veterinerlik hizmeti burada devreye giriyor. Evinizin konforunda rutin kontroller, düzenli yapılması gereken uygulamaları ve bakım için hizmet alabilirsiniz. Mesafe dışında da ulaşımı zorlaştıran sebepler de vardır. Evcil hayvanınız büyük boy cinslerden olabilir, yaşlı veya hareket kabiliyeti kısıtlı olabilir. Tüm bu durumlar için bizimle iletişime geçebilirsiniz. Evde Veterinerlik Hizmeti Neleri Kapsıyor? Evde aşı uygulamaları Paraziter uygulamalar Reçeteli tedavinin uygulanması Pet Taksi (Pet Taxi), Pet Nakil Hizmeti Evde Veterinerlik Hizmetlerini Nasıl Alabilirim?  Hangi günler evde veteriner hizmeti veriyorsunuz? ve Evde veteriner hizmeti almak için nasıl bir yol izlemeliyim? bu konuda en çok aldığımız sorulardan. Evde veteriner hizmeti için randevu sistemi ile çalışıyoruz. Bu günleri talebe göre ve mümkün olduğunca sizin için uygun olan güne ve saate göre belirlemeye çalışıyoruz. Bu aşamada en önemli şey randevu almanızdır. Mutlaka önceden arayarak istediğiniz gün için randevu almalısınız. Evde Veterinerlik Hizmeti Ücreti Nedir? Nasıl Belirleniyor? Evde veteriner hizmeti ücreti de en fazla aldığımız sorulardan biri. Haklı olarak merak edilen bir konu. Bu hizmetimiz için kliniğimizdeki fiyat ne ise aynı fiyat uygulanmaktadır. Uygulamalar için ekstra fiyat eklenmez. Sadece bulunduğunuz bölge için yol ücreti eklenir. Yol ücreti bölgeye göre değişiklik göstereceğinden bize ulaşarak güncel fiyat bilgisi almanızı rica ediyoruz. Pet Taksi için buradan bilgi alabilirsiniz. Bizim için her bir evcil dost, bir aile üyesidir. Onların sağlığı ve mutluluğu, misyonumuzun merkezindedir. Bizimle birlikte, evcil dostlarınıza en iyi bakımı sağlamak ve onların sağlıklı bir yaşam sürmelerine destek olmak için adım atın. Onlar sizin için değerli, biz de onların sağlığı için buradayız. Evcil dostlarınızın sağlık ve mutluluğu için bize ulaşın, çünkü onlar bizim için bir aile üyesinden daha fazlasıdır. Sevgi ve Sağlıkla, VetArt Veteriner Polikliniği --- ## Evcil Hayvan Kaybı ve Yas Süreciyle Başa Çıkma Yolları > URL: https://vetart.com.tr/evcil-hayvan-kaybi-ve-yas-sureciyle-basa-cikma-yollari/ Birlikte yıllar geçirdiğimiz kedilerimiz ve köpeklerimiz, aslında sadece “evcil hayvan” değil; ailemizin bir parçasıdır. Onların kaybı, çoğu zaman bir insan kaybı kadar derin acı bırakabilir. Ancak toplumda evcil hayvan kaybı çoğu zaman küçümsenir veya anlaşılmaz. Bu yazıda evcil hayvan kaybı, yas süreci ve başa çıkma yolları üzerine yazdık. 🐾 Evcil Hayvan Kaybı: Neden Bu Kadar Ağır Hissederiz? Kediler ve köpekler günlük hayatımızın bir parçasıdır; onlarla bağ kurarız. Kaybı, sadece bir dostu değil; bir rutini, bir sesi, bir kokuyu da kaybetmek anlamına gelir. Bu nedenle evcil kayıp, tıpkı insan kayıpları gibi yoğun yas tepkileri doğurur. 👉 Bilimsel olarak bu süreç “disenfranchised grief” yani toplum tarafından yeterince tanınmayan yas türüne girer. 🐾 Yas Sürecinin Aşamaları İnkâr: Kaybın gerçekliğini kabullenememe. Öfke: “Veterinere daha önce götürseydim”, “Daha iyi bakabilirdim” gibi suçluluk duyguları. Pazarlık: “Bir şans daha olsaydı…” düşünceleri. Depresyon: Yoğun üzüntü, boşluk hissi. Kabul: Kaybı kabullenip anılarla yaşamaya başlama. Her insan bu aşamaları farklı sırada ve yoğunlukta yaşayabilir. 🐾 Evcil Kaybıyla Başa Çıkma Yolları Duyguları bastırmamak: Ağlamak ve üzülmek doğal tepkilerdir. Anıları yaşatmak: Fotoğraf albümü yapmak, pati izi almak veya özel bir köşe hazırlamak yas sürecini sağlıklı kılar. Destek almak: Arkadaşlarla konuşmak, aynı süreci yaşayan gruplara katılmak veya gerekirse psikolojik destek almak önemlidir. Ritüeller oluşturmak: Küçük bir anma töreni, sevdiği oyuncağıyla vedalaşmak iyileştirici olabilir. 🐾 Çocuklar için Evcil Hayvan Kaybı Çocuklar için bu kayıp, ölüm kavramını öğrenmenin ilk adımı olabilir. Onlara gerçeği saklamadan, sade ve net bir dille anlatmak gerekir. “Uyudu” veya “kaçtı” gibi ifadeler kafa karıştırıcı olabilir. Çocuğun yas sürecine katılması, duygularını ifade etmesine yardımcı olur. 🐾 Kendinize Zaman ve İzin Verin Yas süresi kişiden kişiye değişir. “Artık üzülme” baskısı zararlıdır. Evcil hayvan kaybından sonra yeni bir hayvan sahiplenme kararı kişiseldir. Bazıları için iyileştirici olurken, bazıları için erken olabilir. Önemli olan kendi duygularınızı tanımak ve süreci aceleye getirmemektir. 🐾 Toplumsal Bakış Açısını Değiştirmek Evcil kayıplar, toplumda hâlâ yeterince ciddiye alınmıyor. Bu yazıyı okuyan her hayvanseverin, çevresinde benzer bir acıyı yaşayan kişilere anlayış ve empatiyle yaklaşması çok kıymetli. Çünkü kayıplar küçümsendikçe yalnızlık hissi daha da artar. Evcil dostlarımızın kaybı, kalbimizde derin izler bırakır. Onlarla geçirdiğimiz yılları sevgiyle anmak ve yas sürecimizi sağlıklı yaşamak hem kendi ruh sağlığımız hem de ileride başka dostlarla kuracağımız bağlar için önemlidir. 🐾 “Onlar gitti ama sevgileri hep bizimle.” --- ## Köpeklerde Solunum Hastalıkları Nelerdir? > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-solunum-hastaliklari-nelerdir/ Köpeklerde solunum sistemi sorunları, tıpkı insanlarda olduğu gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Solunum sistemi sorunları, köpeklerin nefes almasını ve oksijen almasını engelleyebilir ve bu da sağlıklarını olumsuz etkileyebilir.  Bazı üst solunum hastalıkları köpeklerde daha yaygın olarak görülürken bazıları ise spesifik olarak bazı ırklar üzerinde daha etkili olabilmekteler. Kimi hastalıklar genetik kimisi ise dış etkenler sebebi ile görülebilmektedir. Bu sebeplerle en önemli bölümlerden biri olan kulak - burun - boğaz yani veteriner kbb muayeneleri düzenli olarak takip edilmelidir. Köpeklerde görülen bazı yaygın solunum hastalıkları şunlardır: Trakea Kollapsı: Köpeklerde en sık görülen solunum hastalıklarından biridir. Trakea kollapsı veya solunum yolu daralması, trakeanın daralması veya çökmesi sonucu oluşur ve nefes almada zorluk ve öksürük gibi belirtilerle kendini gösterir. Bu hastalık kalıtsal olabiliyor.  Astım: Astım, köpeklerde alerjik reaksiyonlara veya irritanlara karşı bir tepki olarak ortaya çıkan kronik bir solunum hastalığıdır. Bu durumda, köpeklerde nefes darlığı, öksürük ve hırıltılı solunum gibi semptomlar gözlemlenebilir. Bronşit: Köpeklerde bronşit, solunum yollarının iltihaplanması sonucu ortaya çıkan bir hastalıktır. Köpeklerde öksürük, balgam üretimi, hırıltılı solunum ve halsizlik gibi semptomlar görülebilir. Pnömoni: Köpeklerde pnömoni, akciğerlerin enfeksiyonu sonucu oluşan bir solunum hastalığıdır. Köpeklerde ateş, öksürük, hırıltılı solunum, iştahsızlık, halsizlik ve burun akıntısı gibi semptomlar görülebilir. Yüksek Rakımlı Solunum Problemleri: Yüksek rakımda yaşayan köpeklerde solunum problemleri oluşabilir. Bu durumda, köpeklerde nefes darlığı, yorgunluk ve hızlı solunum gibi semptomlar gözlemlenebilir. Eğer köpeğinizde solunum sistemi ile ilgili herhangi bir sorun olduğundan şüpheleniyorsanız, en kısa sürede veteriner hekiminize başvurmanız gerekir. Özellikle burun yapısı dar ve çökük, bu tür hastalıklara yatkınlığı bilinen cinslerden birine sahipseniz belirti olmasa bile mutlaka düzenli olarak kontrollerinizi yaptırmalısınız. Solunum yolu hastalıklarına yatkın köpek ırkları hangileridir? Solunum yolu hastalıklarına yatkın olan köpek ırkları, genellikle brakiosefalik (kısa burunlu) köpekler olarak bilinir. Bu ırkların özellikle yüksek sıcaklık, nem ve egzersiz sırasında solunum sorunları yaşama ihtimalleri daha yüksektir. Bu hastalıklara yatkınlığı en bilinen ırklar şunlardır: Pug Bulldog Boxer Shih Tzu Pekingese (Pekinez) Lhasa Apso Boston Terrier French Bulldog Cavalier King Charles Spaniel İngiliz Mastiff Bu köpek ırkları genellikle daha dar burun ve boğaz yapısına sahip olduğu için solunum problemleri yaşama riski daha yüksektir. Ancak, diğer köpek ırkları da solunum yolu problemleri yaşayabilirler, özellikle de obezite veya solunum yolu enfeksiyonu gibi başka faktörler varsa. Bu nedenle, tüm köpeklerin solunum yolu sağlığına düzenli olarak dikkat etmek önemlidir, veteriner kbb muayeneleri düzenli olarak takip edilmelidir. Solunum yolu hastalıkları yaygın görülen ve özenli takibi yapılırsa tedavi edilebilen rahatsızlıklardır. Vetart Veteriner Polikliniği olarak erken teşhis amacıyla yılda bir kez mutlaka köpeğinize genel check-up yaptırmanızı öneriyoruz. --- ## Gingivit ve Stomatit nedir? > URL: https://vetart.com.tr/gingivit-ve-stomatit-nedir/ Kedilerde Gingivit ve Stomatit Nedir? Gingivit kısaca açıklanacak olursa diş eti iltihabıdır. Dişlerde tartar birikmesi sonucunda diş etleri iltihaplanır ve şişer bu duruma gingivit nedir. Diş etlerinin bakterilere karşı verdiği reaksiyon sonucu Gingivit oluşur. Gingivit halk dilinde cincivit olarakta bilinir. Kedilerde ağız bakımı iyi yapılmadığı takdirde Gingivit sıklıkla görülebilir, ağız ve diş bakımı düzenli olarak yapılmalıdır. Gingivit oluşmadan önlemi alınmalı ancak oluşmuşsa derhal veteriner hekime gidilmesi gerekir, aksi durumda tüm ağzı kaplayan bir iltihap ortaya çıkabilir. Evde tedavi edilebilecek bir durum değildir. Stomatit ise ağızda oluşan yaraya verilen isimdir. Stomatit te Gingivit gibi temelde aynı sebeplerden ortaya çıkmaktadır. Yaradan dolayı oluşan iltihaplanma durumuna Stomatit ismi verilir. Stomatit ağız kenarlarında, dilde, damakta, yanaklarda ve diş etlerinde oluşabilir. Genel olarak ağızda her yerde Stomatit oluşabilir. Kedinin oral hijyenine dikkat edilmediği taktirde Stomatit görülebilir. Gingivit ve Stomatit belirtileri nelerdir? Gingivit veya stomatit rahatsızlığını tespit edebilmek için kedinin ağzını iyi bir şekilde incelemek gerekiyor. Işık ve flaş yardımıyla ağzın her tarafı detaylıca incelenmeli olası durumda mutlaka veterinere götürerek tedavinin yapılması sağlanmalıdır. Genel olarak en büyük belirtirtisi diş eti renginin açık pembeden kırmızıya dönmesidir. Ağız içerisinde yanaklarda, diş etlerinde, dilde ve damakta şişme olma durumu. Ağız içerisinde çok yüksek boyutlara ulaşan ağrı. Bazı durumlarda ağız kokusu. Ağızda kanama Kedi eskisi kadar iştahla yemek yemiyorsa. Kanla karışık tükürük. Aşırı salya akması. Ağızda çatlamış diş etleri. Kediniz ağzını tırmalıyorsa bu da bir belirti sayılabilir. Kedinin ağzına dokunulduğunda aşırı derecede rahatsızlık duyuyorsa. Kediler de Gingivit ve Stomatit oluşmasının sebepleri Tıbbi olarak kesin bir sebebi bulunmamasına rağmen uzman veteriner hekimler bunun doğuştan gelen bağışıklık durumu ile alakalı olduğunu düşünmektedirler. Aynı zamanda ağız iltihabının bir diğer sebebi ise hijyendir. Dişlerde ki tartar ve plakalara kedinin bağışıklık sistemi, müsait olmayan şekilde tepki vermesi sonucu ağız iltihabı oluşabilir. Kediler de ağız iltihabı nasıl tedavi edilir? Kedilerde ağız iltihabının anlaşılması için veteriner hekimler tarafından incelenmelidir bazı durumlarda ise evde kendi başınıza müdahale edebilirsiniz. Başlangıç düzeyi bir iltihap için en yaygın tedavi yöntemi profesyonel şekilde diş temizliğidir. Kedilerin dişleri sıklıkla fırçalamalı ve temizlenmelidir. Bazı durumlarda ise veterinerlerin önerdiği ağız gargarası ve anti plaka önleyici ürünler kullanılabilir. İltihap ağıza yayılırsa diş eti çekilmesi görülebilir bu gibi durumlarda mutlaka veterinere götürülmelidir. Diş eti iltihabı ilerlemişse bazı durumlarda cerrahi operasyon önerilebilir, bu kendinizin sağlığı açısından tehlikeli bir durum olabilir. Kedinin cerrahi operasyon sonrası yemesi ve diğer tüm yaşamsal fonksiyonlarında düzelme görülür lakin durum çok ciddi olmadıkça cerrahi operasyon önerilmemektedir. Cerrahi operasyon öncesi mutlaka check up yapılarak kedinin başka rahatsızlıkları olup olmadığı incelenmelidir. Erken Teşhis Önemlidir Kedilerde ağız ve diş sağlığı çok önemlidir. Bu sebeple ağız ve diş bakımı, temizliği aksatılmadan yapılmalıdır. Bakım ve hijyen düzenli sağlanırsa olası hastalıkların önüne henüz oluşmadan geçilebilir. Yılda bir kez yaptıracağınız genel check-up ile erken teşhis edilme ve varsa hastalık ilerlemeden müdahale edilme şansı da doğar. Genetik yani kalıtımsal bir rahatsızlık olması durumunda da check-up sayesinde müdahale edilebilir. Kendi gözlemleriniz sonucu bir sorun olduğunu düşünüyorsanız Ağız ve Diş Polikliniğimizden randevu oluşturabilir, bilgi alabilirsiniz. Ağız ve diş bakımını kendiniz yapamıyorsanız Pet kuaför hizmetinden yararlanabilirsiniz. Ayrıca ağız ve diş bakımı ile ilgili veteriner hekiminiz size bakım önerilerinde bulunabilir, rahatsızlık çok erken safhadaysa ilaç tedavisine başlayabilir. --- ## Evcil Hayvan Alerjisi > URL: https://vetart.com.tr/evcil-hayvan-alerjisi/ Evcil Hayvan Alerjisi: Kedilere ve Köpeklere Karşı Gelişen Alerjiler ile Yaşamak Kediniz kucağınıza kıvrıldığında dünyanın en huzurlu anını yaşıyor olabilirsiniz. Fakat aynı anda gözleriniz kızarmaya, burnunuz akmaya ve boğazınız kaşınmaya başlıyorsa bu huzur çok kısa sürer. İşte bu, evcil hayvan alerjisinin klasik hikâyesidir. Dünya genelinde yetişkinlerin yaklaşık %10–20’si kedi veya köpek alerjisine duyarlıdır. Yani her beş kişiden biri, farkında olsa da olmasa da evcil hayvan alerjisi ile yaşıyor. Peki, bu alerjiler neden gelişir, nasıl fark edilir ve hayatımızı nasıl etkiler? Alerjinin Kaynağı: Tüy Değil, İçindeki Gizli Proteinler Sıklıkla sanıldığı gibi evcil hayvan alerjisine neden olan şey kedi veya köpeğin tüyü değildir. Sorun, tüyün üzerinde veya salyada bulunan mikroskobik proteinlerdir. Kedilerde en yaygın alerjen Fel d 1 proteinidir ve kedi alerjilerinin %90’ından fazlasından sorumludur. Köpeklerde ise Can f 1 ve Can f 5 gibi proteinler öne çıkar. Bu proteinler sadece hayvanın üzerinde kalmaz; halılara, koltuklara, giysilere tutunarak aylarca ortamdaki varlığını sürdürebilir. Yani bir evde kedi yaşasa da yaşamasa da, kedi alerjenleri başka yollarla eve taşınabilir. Evcil Hayvan Alerjisi Belirtileri: Birlikte Yaşarken Bedenin Verdiği Tepki Evcil hayvan alerjilerinde en sık görülen belirtiler şunlardır: Sürekli burun akıntısı, hapşırma, gözlerde sulanma ve kaşıntı Hırıltılı solunum, öksürük, nefes darlığı (alerjik astım tablosu) Ciltte kızarıklık, kaşıntı, döküntüler Kimi zaman bu belirtiler yalnızca hayvanla temas edildiğinde ortaya çıkar. Bazense evcil hayvanın hiç bulunmadığı bir ortamda bile, kıyafetler aracılığıyla taşınan alerjenler aynı rahatsızlığı yaratabilir. Teşhis: “Gerçekten Hayvana mı Alerjim Var?” Alerji belirtileri grip veya basit nezleyle karışabilir. Bu nedenle doğru teşhis için doktor kontrolü şarttır. Cilt testi (Prick Test): Deriye çok küçük miktarda alerjen uygulanır ve reaksiyon gözlemlenir. IgE kan testi: Kanda alerjene karşı oluşan antikorların varlığı ölçülür.Gelişmiş merkezlerde, Fel d 1 veya Can f 1 gibi spesifik alerjenlere yönelik testler de yapılabilmektedir. Yönetim: Alerjiyle Beraber Yaşamak Mümkün mü? Birçok kişi için “çözüm” hayvanı sahiplendirmek gibi görünse de, alerjisi olan kişilerin çoğu dostlarından ayrılmak istemez. Neyse ki uygulanabilecek birçok yöntem vardır: Ev Düzeni: Hayvanı yatak odasından uzak tutun. Halı ve perdeleri minimumda tutarak alerjen birikimini azatın. HEPA filtreli hava temizleyiciler kullanın. Temizlik ve Bakım: Kedilerin ve köpeklerin tüylerini düzenli taramak, haftada bir yıkamak alerjen yükünü azaltabilir. Eller hayvanla temas sonrası mutlaka yıkanmalı. Belirli aralıklarla Pet Kuaför hizmeti alarak profesyonel bakımlarını yaptırabilirsiniz. Tıbbi Destek: (Mutlaka doktorunuza danışınız.) Antihistaminikler, kortizonlu spreyler ve astım inhalerleri semptomları hafifletebilir. Alerji aşısı (immünoterapi): Uzun vadede bağışıklık sistemini eğiterek kalıcı rahatlama sağlayabilir. Araştırmalar, ciddi alerjisi olan bazı kişilerin hayvanlarını sahiplendirmekten vazgeçtiğini gösteriyor. Bu durum yalnızca sağlık değil, aynı zamanda psikolojik bir soruna dönüşebiliyor. Çünkü evcil hayvan yalnızca “tüy döken bir canlı” değil, çoğumuz için bir aile üyesi. Bu nedenle alerjiyi yönetmek için bilgi ve destek çok önemli. Evcil hayvan alerjileri, günlük yaşamı zorlaştırsa da doğru önlemler ve tedaviyle yönetilebilir. Önemli olan, belirtileri göz ardı etmeden bir uzmanla görüşmek ve yaşam alanını düzenleyerek hem kendinize hem de dostunuza sağlıklı bir ortam yaratmaktır. Unutmayın, Onlardan vazgeçmek zorunda değilsiniz. Doğru bilgi, doğru yöntemlerle alerjiyle yaşam mümkün. Vetart Veteriner Kliniği --- ## Köpeklerde Kaprofaji Nedir? > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-kaprofaji/ Kaprofaji (dışkı yeme) kolaylıkla gelişen bir davranış bozukluğu olarak tanımlanıyor. Kedilerde nadiren görülebilen bu soruna, çoğunlukla köpeklerde rastlanıyor. Kimi köpeklerde bu davranış sadece kendi dışkılarına yönelikken, kimileri diğer kedi, kuş ya da at gibi hayvanların dışkıları için eğilim geliştirebiliyor. Köpeklerde Kaprofaji Nedenleri Nelerdir? Köpek yavruları doğdukları andan 3 haftalık oldukları ana kadar annelerinin bakımında kalıyor. Dışkılama uyarımı için yavrularının karınlarını yalayan anne, dışkıları içinde barındırdıkları sindirilmemiş proteinlerden dolayı tekrar yiyor. Bir rol modeli olan annenin davranışının taklidi ile yavru köpekler bazen dışkı yemeye başlayabiliyor. Ne var ki, bu taklit davranışı, yavrular sütten kesildikten sonra kendiliğinden sona eriyor. İşte bu dönemde normal olarak bırakılması beklenen bu davranış, sonraki dönemde devam ettirilerek kalıcı bir hal alabiliyor. Sütten kesilen yavrularla birlikte, annenin bırakması gereken kaprofaji, bir alışkanlık şeklinde devam edebiliyor. Taklit etme ya da alışkanlık ile başlayıp kalıcı bir davranışa dönüşebilen kaprofajinin oluşumunda başka etkenler de rol oynayabiliyor. Canlıların, yaşamlarını verimli ve kaliteli kılabilecek nitelikleri barındıran temel ve etkin besin maddeleriyle, düzenli ve yeteri kadar beslenmesi, dengeli beslenmenin gerçekleştiği anlamına geliyor. Yetersiz beslenme, beslenme bozuklukları, vitamin ve mineral eksiklikleri bu davranış bozukluğunun gelişimine neden olabiliyor. Beslenme koşulları dışında kaprofajiye yol açabilecek herhangi bir hastalığın varlığının araştırılması sorunun tespitinde yardımcı olabiliyor. Kulübelerde yaşayan köpeklerde hissedilen can sıkıntısı ve yalnızlık sendromu, Strese yol açabilecek her türlü etken, Egzersiz eksiliği ve hareketsizlik, İlgi çekme ve oyun isteği, Parazit tedavisinin yapılmaması ve enfeksiyon oluşumu, Sindirim sistemi hastalıkları, Köpeklere cazip gelen birtakım dışkı kokuları. Kaprofajinin Tedavisi Nedir? Kaprofajinin nedenin teşhisi ve bu teşhise en uygun tedavinin gerçekleştirilebilmesi için öncelikle bir veteriner hekimden yardım almak gerekiyor. Teşhisin niteliğine bağlı olarak tedavinin içeriği değişebiliyor. Eğer bu davranış bozukluğunun nedeni beslenme kaynaklı ise, kullanılan mamanın değiştirilmesiyle ya da beslenme şeklinin ihtiyaca göre yeniden belirlenmesiyle çözümlenebiliyor. Teşhis, stres kaynaklı ise neyin strese neden olduğu tespit edilerek, o nedenin ortadan kaldırılması isteniyor. Kafeste uzun süre kalan hayvanların düzenli sürelerle kafes dışına alınması, ilgi gösterilmesi ya da tamamen özgür bırakılmaları öneriliyor. Köpeklerde kaprofaji çoğunlukla dikkat çekme isteğinden kaynaklanabiliyor. Sorunun nedeni bu ise tedavi için uzman bir eğiticiden yardım almak gerekebiliyor. Çünkü hayvanı bu davranışından uzaklaştırmak için gerekli olan davranış şekli hakkında bilgi sahibi olmak çözüme daha kolay ulaşılmasını sağlayabiliyor. Örneğin; köpeğin kaprofajiyi bırakması için ona bağırıp, kızmak sorunu daha da kronik bir hale dönüştürebiliyor. Tuvalet alışkanlıklarını takip etmek, uzaklaştırıcı spreyler kullanmak çözümler arasında yer alıyor. Köpeğin dışkı yemesini önlemek ve davranışı unutana kadar ağızlık takmasını sağlamak pek tercih edilebilir bir yöntem olmada da sorunun çözümlenmesinde yardımcı olabiliyor. Kaprofaji davranışının önüne geçmek için bazı adımlar atılabilir: >> Beslenme Düzeni: Düzenli ve dengeli bir beslenme sağlamak, köpeğin besin ihtiyaçlarını karşılayarak dışkı yeme eğilimini azaltabilir.>> Eğitim: Köpeğe temel itaat eğitimi vermek, bu tür istenmeyen davranışları kontrol altında tutmada yardımcı olabilir.>> Dışkı Temizliği: Evin içinde veya bahçede bulunan dışkıları düzenli olarak temizlemek, köpeğin bu davranışı sergileme olasılığını azaltabilir.>> Veteriner Kontrolü: Bazı durumlarda, bu davranışın altında yatan tıbbi bir sebep olabilir. Bu nedenle, bir veterinerle görüşmek faydalı olabilir. Üsküdar Veteriner Kliniği VetArt olarak yılda en az bir kez genel check-up yaptırmanızı öneriyoruz. Bu sayede erken teşhis ile olası hastalıkların önüne geçebilirsiniz. Bununla birlikte kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve aşı takvimini aksatmadan takip etmelisiniz. --- ## Kedi Lösemi Virüsü (FeLV): Bulaş, Seyir, Aşı ve Tedavi > URL: https://vetart.com.tr/kedi-losemi-virusu-felv/ 1) FeLV nedir, neden önemlidir? FeLV bir gammaretrovirüs olup kedilerde immünsüpresyon, anemi ve çeşitli neoplazilere (özellikle lenfoma) yol açabilir; dünya çapında önemli morbidite ve mortalite nedenidir. FeLV özellikle progressif enfeksiyon gelişen kedilerde sürekli virüs saçılımına ve kedi popülasyonunda yayılıma neden olur. 2) Bulaşma: Kediden kediye “yakın temas” virüsün yakıtı Tükürük başlıca kaynaktır; uzun süreli yakın temas, karşılıklı yalanma, ortak mama–su kapları ve kum kabı bulaşı kolaylaştırır. Yavru kedilere transplasental ve laktasyon yoluyla da geçebilir. Virüs çevrede uzun süre canlı kalmaz; basit dezenfektanlar ve hijyenle hızla inaktive olur. Erişkinlere göre yavrularda progresif enfeksiyon gelişme riski daha yüksektir (yani “kalıcı saçıcı” olma olasılığı artar).  3) Patogenez ve enfeksiyonun 4 olası sonucu Güncel kılavuzlar FeLV temasından sonra kedilerde dört klinik/virolojik sonuç tanımlar: Abortif: Bağışıklık virüsü erken temizler; testler negatifleşir. Regresif: Erken viremi bastırılır; proviral DNA hücrelere entegre kalabilir, kedi çoğunlukla saçıcı değildir. Progressif: Süregelen viremi ve yüksek saçılım; klinik hastalık ve erken mortalite riski yüksektir. Fokal/atipik: Belirli dokularla sınırlı enfeksiyon paternleri.Bu ayrım, testlerin yorumlanması ve prognoz için kritik öneme sahiptir.  4) Klinik tablolar Hematolojik: Regeneratif olmayan anemi, sitopeniler Onkolojik: Lenfoma/lenfoid lösemi İmmünsüpresyon: Sekonder enfeksiyonlara yatkınlık, stomatit, kronik dermatolojik/solunum yolu problemleriKlinik spektrum geniştir; düzenli tarama, erken tanı ve risk yönetimi yaşam süresini belirgin etkiler.  5) Tanı algoritması (pratik yaklaşım) İlk basamak: P27 antijen ELISA (SNAP vb.).Doğrulama/evreleme: İFA ile viremi doğrulaması ve/veya PCR (proviral DNA) — özellikle regresif olasılığı için.Ne zaman test edelim? Tüm yavru kediler (ilk muayenede), Eve yeni katılan her kedi (tanışma öncesi ve ≥30–60 gün sonra tekrar), Her hasta kedi, Aşı öncesi durum bilinmiyorsa.  Not: “Şüpheli/erken negatif” sonuçlarda 30–60 gün sonra yeniden test, maruziyet penceresini kapatmak için önerilir.  6) Aşı: Kime yapılmalı?, Ne zaman yapılmalı? ve Ne beklemeli? Kime? Yavrular: FeLV aşısı küresel kılavuzlarda core (temel) olarak önerilir (ilk seri + 1 yıl sonra rapel). Erişkinler: Dışarı çıkanlar, çok kedili evler/sığınaklar, FeLV prevalansının yüksek olduğu bölgelerde risk temelli rapeller.  Etkinlik ve beklenti: Aşı %100 koruyucu değildir; ancak progressif enfeksiyon ve klinik hastalık riskini anlamlı azaltır. Test edilmemiş kediyi aşılamak yerine önce test önerilir.  Uygulama yeri: Enjeksiyon bölgesi sarkomu riskini en aza indirmek için distal ekstremite tercihleri, üretici ve kılavuz önerilerine göre planlanmalıdır (risk düşük ama sıfır değildir; yarar–risk değerlendirmesi yapılır).  7) Enfekte kedinin yönetimi: “Kür” yok, yaşam kalitesi var. FeLV için onaylı kür sağlayan tedavi yoktur; hedef yaşam süresi ve kalitesini artırmaktır: İç–dış parazit önlemleri, tam ve dengeli beslenme, ham/çiğ diyetten kaçınma, iç mekânda yaşam 6 ayda bir klinik muayene + tam kan sayımı/biokimya + gerekirse toraks/USG İkincil enfeksiyonların erken tanı ve agresif tedavisi Diş ve ağız sağlığına yakın takip (stomatit eğilimi)  Beklentileri doğru yönetmek: Progressif FeLV’de prognoz değişken ve sıklıkla ihtiyatlı–kötü; regresif olgularda yaşam süresi yıllarca uzayabilir ve saçılım minimal–yoktur. Evde stresin azaltılması, zenginleştirilmiş çevre, rutin profilaksi gerçek fark yaratır.  8) Kliniğe yönelik hızlı kontrol listesi Yeni gelen/evdeki tüm kediler için test et – izolasyon – yeniden test protokolü Yavru ve riskli erişkinlerde aşılama (seri + 1. yıl rapel; sonrasında risk bazlı) Pozitif kedilerde iç mekân ve yarı yıllık check-up Sekonder enfeksiyon şüphesinde erken kültür/antibiyogram ve destek tedavi Sahip bilgilendirmesi: bulaş yolları, ev içi hijyen, başka kedilerle temas yönetimi  9) Sık Sorulan Sorular  Aşıdan sonra test pozitif olur mu?FeLV aşısı antijen testlerinde yalancı pozitifliğe yol açmaz; yine de aşıdan önce test en doğrusudur.  FeLV çevrede ne kadar yaşar?Kuru ortamda hızla inaktive olur; standart dezenfektanlar etkilidir. Yakın temas bulaşta belirleyicidir.  Regresif kedi diğerlerine bulaştırır mı?Genelde düşük risk; ancak stressörler/immünsüpresyon altında nadir reaktivasyon bildirilebilir — ev içi temas politikaları klinik ve PCR sonuçlarıyla bireyselleştirilmelidir.  Düzenli veteriner kontrolleri ile olası ciddi rahatsızlıkların önüne geçebilmek açısından yılda en az 1 kez check-up yaptırılması önerilir. Bu uygulama erken teşhis için önemlidir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız iletişim sayfamızdan veya telefon ile ulaşarak muayene randevusu alabilirsiniz. Kaynaklar  AAFP Feline Retrovirus Testing & Management Guidelines (2020) — Tanı, evreleme, test algoritmaları ve yönetim. PubMed WSAVA Vaccination Guidelines (2024) — FeLV aşısının yavrularda “core”, erişkinde risk bazlı kullanımı. wsava.org Merck Veterinary Manual — Patogenez (abortif/regresif/progressif), klinik ve yönetim özeti. Merck Veterinary Manual Cornell Feline Health Center — Bulaş, yaş gruplarına göre progresyon riski, klinik etkiler. Cornell Veteriner Okulu Hofmann-Lehmann R. (2020) – Practical approach review — FeLV patogenezi ve tanı yöntemleri. PMC Meli ML. (2024) – Prospektif FeLV çalışması — Bulaş ve klinik seyir güncel veriler. PMC rFeIFN-ω çalışmaları (de Mari 2004 ve derlemeler) — Klinik belirti/sağkalımda iyileşme bildirilen, ancak kanıt kalitesi sınırlı araştırmalar.Pubmed.ncbi.nlm.nih.gov --- ## Alerjik Bünyeli Kedi ve Köpekler > URL: https://vetart.com.tr/alerjik-bunyeli-kedi-ve-kopekler/ Evcil dostlarımızın zaman zaman sebepsiz gibi görünen kaşıntıları, tekrarlayan kulak enfeksiyonları ya da sindirim sorunları aslında basit bir “hassasiyet” değil, alerjik bir bünyenin işareti olabilir. Birçok kedi ve köpek, tıpkı insanlar gibi çevresel faktörlere veya gıdalara karşı aşırı duyarlılık geliştirebilir. Bu durum, hem hayvanın yaşam kalitesini düşürür hem de sahipleri için endişe verici bir sürece dönüşür. Son yıllarda yapılan araştırmalar, köpeklerin yaklaşık %10–15’inde alerjik deri hastalıklarının görüldüğünü ortaya koyuyor (Cornell Veterinary College). Kedilerde de gıda alerjilerinden çevresel atopik reaksiyonlara kadar pek çok tabloya rastlanıyor. Alerji Belirtileri: Sadece Kaşıntı Değil Alerjik bünyeli evcil hayvanlarda en sık görülen bulgular şunlardır: Sürekli kaşınma ve deride kızarıklık Tüy dökülmesi, ciltte kabuklanma veya yaralar Tekrarlayan kulak enfeksiyonları Sindirim sorunları (kusma, ishal, gaz, şişkinlik) Patilerde yalama ve kızarıklık Bu belirtiler, sahipler tarafından genellikle “mevsimsel” ya da “önemsiz” olarak düşünülür. Oysa erken dönemde fark edilip kontrol altına alınmazsa, kronikleşerek yaşam boyu sürebilir. Alerji Sebepleri: Çevre, Gıda ve Genetik Alerjiler tek bir nedene bağlı değildir; çoğu zaman genetik yatkınlık ile çevresel faktörlerin birleşimiyle ortaya çıkar. Çevresel Alerjenler (Atopik Dermatit) Polen, ev tozu akarları, küf mantarları, pire ısırıkları ve hatta ev içinde kullanılan temizlik ürünleri, deri bariyerinde reaksiyon başlatabilir. Gıda Alerjileri Köpeklerde en sık tetikleyiciler sığır eti, tavuk, süt ürünleri ve buğdaydır. Kedilerde ise balık, tavuk ve sığır eti ön plandadır (Merck Veterinary Manual). Genetik Yatkınlık Bazı ırklar (Terrier, Boxer, Retriever gibi köpekler; Siyam kedisi gibi bazı kedi ırkları) alerjik hastalıklara daha yatkındır (Frontiers in Veterinary Science, 2025). Tanı: Veterinerin Dedektifliği Alerjiyi teşhis etmek zaman alabilir çünkü birçok deri veya sindirim sorunu benzer belirtiler gösterir. Eliminasyon diyeti: Hayvanın 6–8 hafta boyunca yalnızca hipoalerjenik mama ile beslenmesi. Cilt testleri: Atopik dermatit şüphesinde uygulanabilir. Laboratuvar testleri: Spesifik alerjenlere karşı antikor varlığını gösterebilir. Tanı sürecinde sabır çok önemlidir; çünkü alerjiler çoğu zaman “eleme yöntemi” ile kesinleştirilir. Çözüm Yolları: Yönetmek Mümkün Çevresel Kontrol Düzenli temizlik, yatak ve halıların sık yıkanması Pire kontrolü ve düzenli dış parazit önlemleri Ev içinde parfüm, ağır temizlik kimyasallarından kaçınma Diyet Düzenlemeleri Hidrolize protein bazlı mamalar veya “novel protein” (ör. kanguru, ördek) diyetleri kullanılabilir. Diyet değişiklikleri mutlaka veteriner kontrolünde yapılmalıdır. Medikal Tedavi Antihistaminikler ve kortikosteroidler: Semptomatik rahatlama sağlar. Apoquel (Oclacitinib) ve Cytopoint (Lokivetmab): Özellikle köpeklerde kaşıntı kontrolünde yeni nesil ve etkili tedaviler (Time Magazine, 2024). Uzun vadede immünoterapi (alerji aşısı) da düşünülebilir. Yaşam Tarzı Desteği Stres yönetimi (oyun, egzersiz, sakin ortam) Düzenli banyo ve uygun şampuan kullanımı Kulak ve cilt bakımının aksatılmaması Alerjik bünyeli bir evcil hayvana sahip olmak, sabır ve dikkat gerektirir. Ama doğru teşhis, düzenli bakım ve modern tedaviler sayesinde bu dostlarımız da sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilir. En önemlisi, sahiplerinin gözlemi ve veteriner hekimle iş birliği, hayat kalitesini büyük ölçüde artırır. Düzenli veteriner kontrolleri ile olası ciddi rahatsızlıkların önüne geçebilmek açısından yılda en az 1 kez check-up yaptırılması önerilir. Bu uygulama erken teşhis için önemlidir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji ve Dahiliye gibi bölümlerimizden muayene randevusu alabilirsiniz. Onlar yalnızca kaşınan patiler değil; sevgiyle, doğru bilgiyle konfor içinde yaşayabilecek aile üyelerimizdir. --- ## Yaşlı Evcil Hayvan Bakımı Nasıl Olmalı? > URL: https://vetart.com.tr/yasli-evcil-hayvan-bakimi-nasil-olmali/ Yaşlı Kedi ve Köpekler için Konfor, Beslenme ve Sağlık Rehberi Kediler ve köpekler hayatımızın en değerli parçalarıdır. Zaman hızla akar ve bir bakmışız patili dostlarımız yaşlanmış. Peki yaşlı kedi ve köpeklerin bakımı nasıl olmalı? Onlara hem sağlık hem de konfor açısından destek olabilmek için dikkat etmemiz gereken noktaları bu yazıda bulabilirsiniz. 1. Yaşlı Evcil Hayvanlarda Görülen Belirtiler Daha fazla uyuma ve halsizlik Merdiven çıkma veya zıplamada zorlanma Görme ve işitmede azalma İştah değişiklikleri Sık idrara çıkma ya da su tüketiminde artış Bu belirtileri fark ettiğinizde veteriner kontrolünü ihmal etmeyin. 2. Yaşlı Kedi ve Köpeklerde Beslenme “Senior” mamalar tercih edilmeli. Protein dengesi böbrek ve karaciğer sağlığı için ayarlanmalı. Lif oranı yüksek mamalar sindirimi kolaylaştırır. Fazla kilo eklem ve kalp sorunlarını artırır, porsiyon kontrolü yapılmalı. 3. Düzenli Veteriner Kontrolleri Tercihen 6 ayda bir rutin muayene, check-up öneririz. Kan tahlilleri, idrar analizleri, röntgen/ultrason yaşlılıkta çok değerli bilgiler sunar. Diş sağlığı kontrol edilmeli; çünkü diş taşları kalp, böbrek ve karaciğeri etkileyebilir. 4. Yaşlı Evcil Hayvanlar için Egzersiz ve Aktivite Uzun koşular yerine kısa ama sık yürüyüşler tercih edilmeli. Basit koku oyunları, saklı ödüller zihinsel aktiviteyi destekler. Eklem sağlığı için fazla zorlayıcı hareketlerden kaçınılmalı. 5. Evde Konfor ve Çevre Düzenlemesi Kaymaz halılar ve yumuşak yataklar eklem ağrılarını azaltır. Mama ve su kapları kolay erişilebilir yükseklikte olmalı. Merdiven çıkmakta zorlananlara rampa desteği sağlanabilir. Sessiz ve huzurlu bir dinlenme köşesi konfor için önemlidir. 6. Yaşlı Evcil Hayvanlar Sık Görülen Hastalıklar ve Yaklaşım Böbrek yetmezliği, kalp hastalıkları, artrit yaşlılıkta sık görülür. Düzenli ilaç kullanımı ve özel diyetlerle yaşam kalitesi artırılabilir. Sahiplerin dikkatli gözlemi hayat kurtarıcı olabilir. Sonuç olarak, yaşlı evcil hayvan bakımı sabır, sevgi ve bilgi ister. Onların bu özel döneminde yanlarında olmak, sağlıklı ve mutlu bir yaşlılık geçirmelerini sağlar. Düzenli veteriner kontrolleri, doğru beslenme ve konforlu bir yaşam alanı ile patili dostlarımızla daha uzun yıllar birlikte olabiliriz. Olası ciddi rahatsızlıkların önüne geçebilmek açısından yılda en az 1 kez check-up yaptırılması önerilir. Bu uygulama erken teşhis için önemlidir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji ve Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. 🐾 “Birlikte yaş alıyoruz, birlikte güzel yaşlanalım.” --- ## Pediatrik Dönem Kısırlaştırma > URL: https://vetart.com.tr/pediatrik-donem-kisirlastirma/ Evcil hayvanların kısırlaştırılması, sadece bireysel sağlık açısından değil, toplum sağlığı ve hayvan refahı açısından da büyük önem taşımaktadır. Son yıllarda özellikle pediatrik dönem kısırlaştırma (prepubertal), yani 6–16 haftalık yaş aralığında yapılan operasyonlar, hem barınaklarda hem de bireysel sahiplendirmeler de sıkça tercih edilen bir uygulama haline gelmiştir. Peki bu uygulama gerçekten güvenli mi? Güncel literatür bize ne söylüyor? Bu yazımızda, pediatrik kısırlaştırmanın avantajlarını, risklerini ve güncel önerileri ele alıyoruz. Pediatrik Kısırlaştırma Nedir? Pediatrik kısırlaştırma, köpek ve kedilerin ergenlikten önce, genellikle 6 ila 16 haftalıkken kısırlaştırılması işlemidir. Amerika’daki hayvan barınaklarında uzun süredir uygulanan bu yöntem, erken yaşta sahiplendirilen hayvanların üremesini önlemek ve nüfus kontrolünü sağlamak açısından etkili bir yöntem olarak kabul edilmektedir. Veteriner tıbbın ilerlemesiyle birlikte, bu yaş grubundaki hayvanlarda anestezi protokolleri, cerrahi teknikler ve iyileşme süreçleri artık çok daha güvenli hale gelmiştir. Avantajları Nelerdir? 1. Toplum Sağlığına Katkı:  - Erken yaşta kısırlaştırma, özellikle sahiplendirme öncesi uygulandığında, istenmeyen yavruların ve sokak hayvanlarının sayısını azaltmada etkilidir. 2. Davranışsal Faydalar:  - Erken yaşta kısırlaştırılmış hayvanlarda agresyon, işaretleme ve dolaşma davranışlarında azalma gözlemlenmiştir. 3. Hızlı İyileşme:  - Pediatrik hastaların dokuları daha elastik, vücut ağırlıkları daha düşük olduğu için operasyonlar kısa sürer ve iyileşme çok daha hızlı olur. 4. Daha Az Komplikasyon:  - Kanama ve enfeksiyon riski, ileri yaşa göre daha düşüktür. Pediatrik Kısırlaştırmada Riskler ve Dikkat Edilmesi Gerekenler 1. Büyüme Bozuklukları:  - Özellikle büyük ırk köpeklerde, erken kısırlaştırma epifiz plaklarının (büyüme plakları) kapanmasını geciktirebilir, bu da ileride eklem sorunları veya kas-iskelet anomalileri riskini artırabilir. 2. Bazı Kanser Türleri:  - Son dönem literatür, erken yaşta kısırlaştırılan bazı büyük ırklarda (örneğin Golden Retriever) belirli kanser türlerinin görülme sıklığında artış olabileceğini belirtmektedir. 3. İdrar Tutma Sorunları:  - Dişi köpeklerde nadiren de olsa idrar tutamama vakalarına rastlanabilmektedir. Bu nedenle her hastanın bireysel özellikleri göz önünde bulundurularak karar verilmesi en doğru yaklaşımdır. Irka ve Yaşa Göre Karar Vermek 2020 sonrası yayınlanan birçok klinik kılavuz ve meta-analiz, kısırlaştırma kararının ırk, cinsiyet, yaşam tarzı ve risk faktörlerine göre bireyselleştirilmesi gerektiğini vurgulamaktadır. Küçük ırklar ve kediler: 8–16 haftalık dönemde kısırlaştırma güvenlidir. Orta ve büyük ırk köpekler: 12 ay sonrasında kısırlaştırma düşünülmelidir. Barınak hayvanları: Sahiplendirme öncesi sterilizasyon etik ve toplum sağlığı açısından uygundur. Veteriner Hekiminiz Ne Der? Pediatrik kısırlaştırma; doğru hasta seçimi, uygun cerrahi teknik, anestezi takibi ve post-operatif bakım ile son derece güvenli ve etkili bir işlemdir. Ancak her hayvanın bireysel fizyolojisi, yaşam koşulları ve ırk özellikleri farklıdır. Bu nedenle mutlaka veteriner hekiminize danışarak, evcil dostunuz için en doğru zamanlamayı birlikte belirlemeniz önemlidir. VetArt YouTube : Dişi kedi kısırlaştırma / Feline ovariohysterectomy Kaynakça - Joyce, A., & Yates, D. (2011). Effects of neutering on behaviour of male dogs in a veterinary behaviour referral population. Journal of Small Animal Practice, 52(8), 456–460.- Spain, C. V., Scarlett, J. M., & Houpt, K. A. (2004). Long-term risks and benefits of early-age gonadectomy in cats. JAVMA, 224(3), 372–379.- MDPI (2023). Gonadectomy Timing and Disease Incidence in Dogs: A Systematic Review. Animals, 13(3), 436.- WSAVA Global Guidelines for the Reproductive Management of Dogs and Cats (2021). wsava.org- ASPCA Spay/Neuter Guidelines. aspca.org Randevu Çağrısı Evcil dostunuz için en doğru zamanlama ve güvenli cerrahi planlama için buradayız.📅 Randevu almak veya veteriner hekimlerimize danışmak için bizimle iletişime geçin:👉 vetart.com.tr/iletisim📍 VetArt Veteriner Polikliniği – Güven, şefkat ve bilimle… --- ## Kedilerde Hepatik Lipidozis (Karaciğer Yağlanması) > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-hepatik-lipidozis-karaciger-yaglanmasi/ Kedilerde Hepatik Lipidozis Nedir? Kedilerde hepatik lipidozis, karaciğerin aşırı yağ birikimi ile karakterize olan bir durumdur. Bu durum genellikle obez veya kilo kaybı yaşayan kedilerde görülür. Kediler, vücutlarında depolanan yağları kullanamazlar ve bu durum karaciğeri yağ depolamak zorunda bırakabilir. Karaciğer, normalden çok daha fazla yağ depolayarak lipidosis gelişebilir. Hepatik lipidozis genellikle birincil veya ikincil olarak sınıflandırılır. Birincil hepatik lipidozis, temel olarak obezite veya hızlı kilo kaybı gibi faktörlerle ilişkilendirilen bir durumdur. İkincil hepatik lipidozis ise başka bir sağlık sorununun (örneğin, diyabet gibi) bir sonucu olarak ortaya çıkabilir. Belirtiler arasında kilo kaybı, iştah kaybı, kusma, sarılık, halsizlik, karın bölgesinde ağrı ve karaciğerde büyüme bulunabilir. Bu durum ciddi olabilir ve veteriner müdahalesi gerektirebilir. Tedavi genellikle, karaciğerin yağ birikimini azaltmaya odaklanan özel bir diyet, beslenme desteği ve veterinerin önerdiği tedavileri içerir. Tedavi erken aşamalarda başlatılırsa, kediler genellikle iyileşebilir. Kedilerde Hepatik Lipidozis Sebepleri ve Belirtileri nelerdir? Kedilerde hepatik lipidozis, genellikle obezite veya aşırı kilo kaybı ile ilişkilendirilen bir durumdur. Ana sebepler: Hızlı kilo kaybı: Kedi hızla kilo verirse, vücudu depolanan yağları kullanamaz ve bu durum karaciğeri yağ depolamak zorunda bırakabilir. Obezite: Özellikle aşırı kilolu olan kedilerde, vücut yağı metabolize etmekte zorlanabilir ve karaciğerde yağ birikimine neden olabilir. Stres: Kedi stres altında ise veya stresli bir durumla karşı karşıya ise, iştah kaybı yaşayabilir ve bu da hepatik lipidozis riskini artırabilir. En yaygın görülen belirtiler: İştah kaybı: Kedinin normalden çok daha az yemek yemesi veya hiç yemek yememesi. Kilo kaybı: Hızlı ve belirgin bir kilo kaybı. Kusma: Kusma, genellikle sindirim sistemi üzerindeki baskı nedeniyle görülebilir. Sarılık: Gözlerin veya diğer mukozal bölgelerin sararması. Halsizlik: Kedinin genel halsizlik hissetmesi, hareket etmekte zorlanması. Karın bölgesinde ağrı: Karın bölgesinde hassasiyet veya ağrı belirtileri. Karaciğer büyümesi: Karaciğerin büyümesi ve palpe edilebilir olması. Hepatik lipidozis, ciddi bir durumdur ve erken teşhis ve tedavi önemlidir. Kedinizin yukarıdaki belirtilerden herhangi birini göstermesi durumunda bir veteriner hekime danışmanız önemlidir. Veteriner hekiminiz, uygun testler yaparak tanı koyabilir ve tedavi sürecini başlatabilir. Beslenme desteği, özel bir diyet ve veteriner tarafından önerilen diğer tedaviler uygulanır. Kedilerde Hepatik Lipidozis tedavisi nasıldır? Kedilerde hepatik lipidozis tedavisi, veteriner hekimin yönlendirmesiyle yapılır. Tedavi genellikle aşağıdaki aşamaları içerir. Tedavi edilmezse veya geç kalınırsa sonuçları üzücü olabilir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Beslenme Desteği: Kedinin karaciğerinin iyileşmesini desteklemek için özel bir beslenme programı uygulanır. Bu genellikle yüksek kaliteli protein içeren, karaciğer fonksiyonlarını destekleyen özel bir diyeti içerir. Kediler, bu süreçte zorla beslenme gerekebilir, bu da bir tüp aracılığıyla veya özel gıda takviyeleriyle yapılabilir. Karaciğer Destekleyici İlaçlar: Veteriner, karaciğerin iyileşmesine yardımcı olmak için karaciğer fonksiyonlarını destekleyen ilaçlar önerebilir. Hidrasyon Sağlama: Kedilerde hepatik lipidosis genellikle dehidrasyona yol açabilir, bu nedenle sıvı dengesini sağlamak için veteriner sıvı tedavisi önerebilir. Altta Yatan Nedenlerin Tedavisi: Eğer hepatik lipidosis, başka bir sağlık sorununun bir sonucuysa (örneğin, diyabet gibi), altta yatan bu sorunun tedavisi de önemlidir. Veteriner Kontrolleri ve Takip: Kedinin durumu düzenli olarak kontrol edilmeli ve veterinerin önerdiği takip tedavileri ve testler yapılmalıdır. Tedavi süreci uzun ve titiz olabilir. Kedinin evde bakımı önemlidir; veterinerin önerilerini dikkate almak, beslenme programını sıkı bir şekilde takip etmek ve veteriner randevularına düzenli olarak gitmek kedinin iyileşme sürecini destekleyebilir. Tedavi erken aşamalarda başlatılırsa, kediler genellikle başarılı bir şekilde iyileşebilir. ~~ Hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Bu sebeple yılda en az bir kez genel check-up yaptırılması önerilir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji, Dermatoloji  veya Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. --- ## Kedi ve Köpeklerde Gastrit Tedavisi > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-gastrit-tedavisi/ Merhaba değerli hayvan severler ve hasta yakınları,Gastrit konusuna gösterdiğiniz yoğun ilgiye teşekkür ederiz. Önceki yazımıza (Veterinerlikte Gastrit) gösterdiğiniz ilgi üzerine, bu yazımızda hayvanlarda gastrit tedavisi ve dikkat edilmesi gereken önemli detaylardan bahsedeceğiz. Hazırsanız kahvenizi tazeleyin, biz de anlatmaya başlayalım. Gastrit Nedir ve Nedenleri Nelerdir? Gastrit, mide mukozasının iltihaplanmasıdır ve çeşitli nedenlere bağlı olarak ortaya çıkabilir. Gastrit tedavisine başlamadan önce, bu hastalığın kaynağını doğru belirlemek oldukça kritiktir. Gastrit genellikle şu nedenlerden kaynaklanır: Otoimmün nedenler Beslenme kaynaklı problemler Bakteriyel enfeksiyonlar Mekanik ya da yapısal bozukluklar Otoimmün Gastrit ve Tedavi Yaklaşımı Otoimmün gastrit durumunda, mide asidi salgılayan hücreler bağışıklık sistemi tarafından hedef alınır. Bu nedenle, antiasit ilaçlar bu tür hastalarda faydadan çok zarar verebilir. Çünkü zaten düşük olan mide asidi seviyesini daha da azaltmak, sindirim sistemini olumsuz etkiler. Bu gibi durumlarda, mide asidini desteklemek amacıyla BETAİN gibi mide asidi takviyeleri kullanılabilir. Bu destek, genellikle yemekten 45 dakika ila 1 saat önce verildiğinde sindirime yardımcı olur. Ancak, mide mukozasını korumak için Sukralfat gibi mukozayı saran ilaçların eş zamanlı kullanımı da önemlidir. Beslenmeye Bağlı Gastrit: Kalitesiz Mamaların Rolü Kedilerde gastritin en yaygın nedenlerinden biri de kalitesiz kuru mamalardır. İçeriği düşük kaliteli ve yüksek karbonhidratlı mamalar, uzun vadede sindirim sisteminde hasara ve gastrit gibi sorunlara yol açabilir. Peki, hangi mama kullanılmalı?Bu sorunun cevabı, veteriner hekiminizin yapacağı değerlendirme ile belirlenmelidir. Hekiminiz, kedinizin günlük alması gereken protein, yağ ve karbonhidrat oranlarına göre en uygun mamayı önerecektir. Özellikle karbonhidrat oranı mamalarda çoğu zaman yazmaz ama sindirim sistemi sağlığı açısından büyük önem taşır. Ek Gıdalar ve Gastrit Üzerindeki Etkileri Kuru mamaların dışında, evde verilen çeşitli ek gıdalar da gastrit üzerinde olumsuz etkilere yol açabilir. Özellikle: Kalitesiz yaş mamalar Ödül mamaları Ev yemekleri (özellikle tuzlu ve baharatlı olanlar) Kalitesiz malt macunları Bu tür ürünler mideyi tahriş edebilir ve kusma gibi semptomlara yol açabilir. Kusma şikayetiyle veterinere başvurduğunuzda, son 2-3 ay içinde tüketilen gıdaların bilgisini detaylı şekilde paylaşmanız çok önemlidir. Gerçek Bir Vaka: Yoğurt Detayı Yeri gelmişken size şöyle bir tecrübemden bahsedeyim. 4 yaşındaki bir hastanın sürekli olarak her iki ayda bir kusması üzerine yapılan detaylı tetkikler ve mamalarda değişiklik sonuç vermemişti.  Hasta kaliteli bir mamayla besleniyor. Ara sıra yaş mama yiyor ama o da bilinen kaliteli yaş mamalardan. Ödül maması kesinlikle yemiyor, ev gıdası olarak sadece kendi yemeklerinden tatsız tuzsuz balık veriyorlar. Hasta düzenli olarak her 2 ayda bir kusuyor saati kurulmuş gibi.  Hastanın başka kliniklerde bakılmamış testi kalmamış. Böbreğinden karaciğerine, pankreasından midesine her yerine bakmış. Hiçbir bulgu yok. Bu süreçte neredeyse piyasadaki bütün mamaları denemişler ama çözüm olmamış.  Ben böyle hastalarda genelde hasta yakınının bir şey gizlediğini düşünürüm. Sanki söylediklerinde tepki alacaklar gibi hissediyorlar ama biz tamamen çocuğun durumunu çözüme kavuşturmak için bu kadar detaylı sorular soruyoruz.  Sonuç olarak her soruyu sorduğumda en son aklıma ‘’eve ayda 1 - 2 gelen biri var mı?’’ diye sormak geldi. Acaba stres kaynaklı mı? diye öğrenmek için. Hasta yakını, ayda bir gelen yok ama annem 2 ayda bir torununu görmeye geliyor o da bir şey vermiyor dedi. Bende annenizi arayıp sorabilir misiniz bunu dedim. Annesini arayıp sordu. Annesi her geldiğinde köyden getirdiği yoğurttan verdiğini söyledi. Yani o kadar test o kadar tetkik boşuna yapılmış gibi oldu. Neyse ki check-up’tan sayabiliriz bunu. 🙂  Demem o ki kedinizin veya köpeğinizin hastalığını anlatırken ufak noktaları bile kaçırmamanız hem sizin hem evcil hayvanınızın faydasına olacaktır. Bu küçük detay, uzun süre çözülemeyen gastrit vakasının sebebi olarak kayda geçmiştir. Bu örnek, gıda takviyesi ve değişimlerinin ne kadar önemli olduğunu ve en küçük bilginin bile tedavi sürecinde belirleyici olabileceğini göstermektedir. Medikal Ürün Seçiminde Dikkat Edilmesi Gerekenler Klinikten temin edilmesi gereken medikal ürünler yerine internetten alınan kozmetik ürünlerin tercih edilmesi, hastalığın tedavisini aksatabilir. Bu hatalı tercihlerin bedeli ise, tekrar edilen testler ve tetkikler ile daha fazla masraf anlamına gelmektedir. Veterinerinizin önerdiği medikal ürünleri tercih etmek, hem zaman hem de maliyet açısından avantaj sağlayacaktır. Gastrit Tedavisinde Doğru Bilgi ve Takip Şart Kedinizin ya da köpeğinizin gastrit gibi kronik bir mide problemi varsa, mutlaka uzman bir veteriner hekim kontrolünde süreci yürütün. Beslenmeden medikal tedaviye kadar tüm detayların doğru şekilde değerlendirilmesi, tedavinin başarısını doğrudan etkiler. Yeni konular ve merak ettiğiniz başlıklar için bizlere ulaşabilir, önerilerinizi paylaşabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz! Yazar: Vet. Hek. Halil İbrahim Yavuz --- ## Veterinerlikte Gastrit > URL: https://vetart.com.tr/veterinerlikte-gastrit/ Merhabalar sayın hasta yakınları. Sizlere okumaktan keyif aldığım farklı içerikleri birleştirip kendi yorumumu da katarak bazı hastalıklar ile ilgili bilgi vermek istiyorum. Bu yazımızda ele alacağımız konu kedi ve köpeklerde görülen Gastrit.  Bu durum kimine göre “mide ekşimesi” kimine göre “gastrik” kimine göre “ya öyle farklı şeyler yiyince oluyor.” olarak isimlendiriliyor. Hayvanlarda Gastrit nedir? Neden oluşur? ve Tedavi için neler yapmamız gerekiyor? Mamalarla alakalı bir durum mu? Bunlardan bahsedeceğiz. Kedi ve Köpeklerde Gastrit Nedir? Ne Değildir? Öncelikle Gastrit nedir? Ne değildir? kısmıyla başlayalım. Gastrit mide zarının iltihaplanmasıdır. Zar iltihaplandığında, mide zarının korumasız olduğu yerlerde hasarlar oluşabilir. Bu hasarların yara haline gelmesine de ülser denir.  Gastrit denen hastalığın aslında iki versiyonu var. Biri akut diğeri kronik. Aralarındaki farkı anlayacağımız tek bir şey var. O da AĞRI. Akut gastritteki ağrı çok fazla olur ve çocuğunuzun (kedi veya köpeğinizin) duruşu, gözleri, yürüyüşü ağrısını fark etmenizi sağlar.   Peki bu saat gibi işleyen sindirim sistemi neden iltihaplanır? Neden yaralar oluşur?  Aslında birçok sebebi var. Hepsi bir arada da olabilir. Bazıları diğerlerini de tetikleyebilir. Tek bir etken de olabilir.  Gastrite Neden Olan Etkenler Nelerdir? Bunlar nelerdir hemen anlatalım. 1- Helikobakter pilori 2- Beslenme Kaynaklı Nedenler 3- Toksik maddeler (Fazla ilaç kullanımı vs.) 4- Metabolik ve sistemik hastalıklar 5- Stres ve psikolojik etkenler 6- İmmünite ve diğer nedenler  Bütün bunları tek tek diğer yazılarda anlatacağım tabiki ama şimdi sadece genel tedavi protokollerinden ve kullanılan ilaçlardan bahsetmek istiyorum.  Tedavisi yapılan bütün hasta ve bu hastanın yakınları tedavide kullanılan ilaçların ne işe yaradığını öğrenme hakkına sahiptir. Şimdi gelelim hangi ilaç ne işe yarıyor neden kullanıyoruz. 1-Asit Engelleyenler (Proton Pompa İnhibitörü)(Ppi) Bu ilaçların etken maddelerinin sonu -prazol ile biter. 2-H2 Reseptör Blokörleri (Histaminin reseptöre bağlanmasını engeller) Bu ilaçların etken maddelerinin sonu  -tidin ile biter. 3-Antiasitler (Mide asidiyle kimyasal tepkimeye girerek asit engellerler.) -Sodyum bikarbonat -Kalsiyum karbonat -Magnezyum hidroksit -Alüminyum hidroksit 4-Sukralfat ve Bizmut (mide mukozasında bariyer görevi görür) İlaçlarımızı tanıdık, şimdi nasıl çalıştıklarını anlayalım. Mideyi bir oda gibi düşünelim. 5 kapıyla odaya giriş, 1 odayla odadan çıkış olduğunun düşünelim. Bu odaya giren insanlar da asit olsun. Oda neyle dolu oldu asitle. Bu oda Hücrenin parietal hücresi. Şimdi bu odaların bir de ilaçlı versiyonları görelim bakalım neler değişiyormuş. 1-ASİT ENGELLEYENLER (PROTON POMPA İNHİBİTÖRÜ)(PPİ) Bu ilaçlardan herhangi birini aldığınızda bu odadan mideye giden asit kapısını kapatıyorsunuz. Yani bu ilaçları kullandıkça mide asitsiz kalıyor. Bu asitsizlik B12 emilimini bozar çünkü emilim için gerekli faktörleri engellerler. Mide asiti olmayınca hazımsızlık başlar ve sindirim olmaz. 2-ANTİASİTLER Bu ilaçlar odadaki hiçbir kapıyı engellemez. Sadece mideye giden asiti nötr yapar. Anlamanız için şöyle örnek vereyim. Asiti sıcak düşünün bazı da soğuk. Mide normalde sıcak ama bu ilaçla ılıklaştırıyorsunuz. 3-SUKRALFAT Bu ilaçlar sadece mukozaya verilen zararı engellemek için çalışır. Peki biz bu ilaçlarla asiti bastırdık. Mideyi rahatlattık ama mide enfeksiyonu ne oldu. Kalacak mı öyle. İyileşti mi tamam mı?Ne yazık ki değil. Çünkü mide asiti bize çok çok çok lazım. Sindirim için vazgeçilmez. Peki Bu İlaçlar Uzun Süre Kullanılırsa Ne Olur? 1-ASİT ENGELLEYENLER (PROTON POMPA İNHİBİTÖRÜ)(PPİ) Kansızlık oluşturabilir. Bazı elementlerin emilimini düşürebilirler. Bazı zararlı bakterilerin bağırsakta üremesine sebep olabilir. Yağların emilimini arttırır ve kilo artışı yapabilir. 2-ANTİASİTLER Böbrek taşı oluşturabilir. Kas güçsüzlüğü yapabilir. Sonuç olarak, bu ilaçlar uzun süre kullanılmamalıdır. Bizim için önemli olan vücut bir semptom gösteriyorsa bu semptomun sebebinin ne olduğu ve neden oluştuğudur. Bu ilaçlar arasında bence en masum olanı (kişisel görüşüm) sukralfat. Bu ilaçlar sadece semptomları dizginler ama iltihabı iyileştirmez.  Tedaviyle  alakalı  bir sonraki yazımda görüşmek üzere. Yazar: Vet. Hek. Halil İbrahim Yavuz Not: Bu yazımızda belirttiğimiz ilaçlar veteriner hekime danışılmadan kullanılmamalıdır. Tedavi bireyseldir, her hastanın tedavi programı farklı olabilir. --- ## Kedi ve Köpeklerde Rinoplasti Uygulamaları > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-rinoplasti-uygulamalari/ Burun insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da yaşamsal faaliyetlerin devam etmesi için en temel ihtiyaçlardan biri olan oksijenin bedene giriş noktasıdır. İçerisinde birçok yapıyı ve bağlantıyı barındıran burun için operasyon planlanırken muhakkak hasta fiziki olarak muayene edilir.  Veterinerlikte Rinoplasti Rinoplasti denince genellikle aklımıza estetik kaygılar ile burun şeklini düzeltme ve güzelleştirmek amacıyla yapılan bir operasyon gelmektedir. Fakat bizim hastalarımızın insanlar gibi estetik kaygıları olmadığı için rinoplasti operasyonunu hastanın rahat nefes alması ve yaşam kalitesinin artması amacıyla yapıyoruz.  Özellikle brakisefalik ırklar burun deliklerinin dar olması, burun kanallarının basık olması ve yumuşak damağının normalinden uzun olması hastanın nefes almasını zor hale getirmektedir.  Veterinerlikte Rinoplasti Operasyonu Nasıl Yapılır? Klinik muayene esnasında hastanın durumu değerlendirilir ve uygun görülürse ileri görüntüleme yöntemlerine başvurulabilir. Ardından hastaya uygun bir operasyon planı eşliğinde genel anestezi altında rinoplasti operasyonu gerçekleştirilir. Anestezi altındayken hastanın yumuşak damak uzunluğu değerlendirilebilir eğer olması gerekenden uzunsa uygun bir şekilde kısaltılır. İyileşme sürecinde 21 gün boyunca hastanın dikişleri bırakılır ve 21. gün dikişleri alınır.  Kedi ve Köpek Rinoplasti Sonrası Rinoplastiden sonra hastalarımızda % 80-90 oranında gözle görülür oranda rahatlama görmekteyiz. Hastalarımızın aileleri evde hareket etmeyen kedi ve köpeklerin operasyondan sonra hareketlendiğini ve daha enerjik olduğunu söylemektedir.  Rinoplasti veya Yumuşak Damak Kısaltma Operasyonu Olmazsa Ne Olur? Rinoplasti veya yumuşak damak kısaltma operasyonu olmazsa ne olur sorusunun cevabını ise şöyle bir yorumla cevaplayabiliriz; Oksijenin vücuda giriş kapısı burun olduğu için kapıdan az miktarda giren oksijen vücutta kan dolaşımına katılıyor ve bu yetersiz oksijen dokulardan bize oksijen yetmiyor geri bildirimine sebep oluyor. Kalp ise bu geri bildirime daha fazla kan göndermeliyim diyerek daha fazla çalışmaya ve kendini büyütmeye başlıyor. Bu kalp büyümesi ise kalpte geri dönüşümsüz ve ilerleyici bir hasara sebep olabilir. Rinoplasti operasyonu başta da söylediğimiz gibi estetik bir amaçla değil hastada oluşabilecek hastalıkların önüne geçmek ve hastanın hayat kalitesini arttırmak amacıyla yapılmaktadır.  Yazar: Vet.Hek. M.Murat Kılıç Gözlemleriniz doğrultusunda kedi veya köpeğinizin nefes almasında sorun varsa veya burun ile ilgili bir sıkıntısı olduğunu düşünüyorsanız vakit kaybetmeden Veteriner KBB bölümünden randevu alarak muayene olmanızı tavsiye ediyoruz. Her zaman belirttiğimiz gibi erken teşhis, hastalıklar için çok önemlidir ve önemsiz gibi görünen bir rahatsızlık, aslında daha büyük bir sorunu işaret ediyor olabilir.Solunum yolu hastalıkları yaygın görülen ve özenli takibi yapılırsa tedavi edilebilen rahatsızlıklardır. Vetart Veteriner Polikliniği olarak erken teşhis amacıyla yılda bir kez mutlaka köpeğinize genel check-up yaptırmanızı öneriyoruz. Kliniğimizde gerçekleştirdiğimiz rinoplasti uygulamaları için aşağıdaki instagram bağlantılarımızı inceleyebilirsiniz. https://www.instagram.com/p/CswN7ihse91 https://www.instagram.com/p/Cp0CAZ-sccV --- ## Dorsal Rinotomi Operasyonu Nedir? > URL: https://vetart.com.tr/dorsal-rinotomi/ Dorsal Rinotomi Nedir? Dorsal rinotomi, özellikle veteriner tıpta burun boşluğu ve sinüsleri ilgilendiren cerrahi operasyonlardan biridir. Burun, koku almanın yanı sıra organizmanın en önemli ihtiyaçlarından biri olan oksijenin vücuda giriş kapısıdır. Kedi ve köpeklerde burun ile ilgili birçok sorun yaşanmaktadır ve bu sorunlar hastalarda çeşitli semptomlar ile seyreden birbiriyle bağlantılı olarak ortaya çıkmaktadır.  Burnun yapısı:   Burun; dış burun, burun boşluğu ve sinüsler olmak üzere 3 bölümde incelenmektedir.  Dış burun yara, tümör veya ırk spesifik hastalıklar (Brakisefalik ırklarda basık ve dar burun delikleri vs) yönünden incelenir.  Burun boşluğunda ise burun etleri (konka) ve konkalar arasında, içinde havanın izlediği yol ve frontal sinüslere (alın sinüsleri) uzanan 4 adet yol bulunan yapılar mevcuttur. Burun üzerinde şişlik, yara, geçmeyen hapşırık, çeşitli tedavilere rağmen geçmeyen enfeksiyonlar, stertorik (gürültülü) nefes alıp verme veya çeşitli şekillerde ortaya çıkan burun akıntıları burun boşluğu ile ilgili bir problemi işaret etmektedir.  Sinüsler ise frontal, maksiller ve sfenoid sinüs olmak üzere 3 bölümde incelenir. Yine hastada geçmeyen hapşırık, stertorik (gürültülü) nefes alıp verme, çeşitli şekillerde ortaya çıkan burun akıntıları sinüslerle ilgili problemleri işaret etmektedir.  Dorsal Rinotomi Belirtileri ve Teşhisi Kliniğimize geçmeyen hapşırık, stertorik (gürültülü) nefes alıp verme, çeşitli şekillerde ortaya çıkan burun akıntıları, çeşitli tedavilere rağmen geçmeyen enfeksiyonlar, burun üzerinde şişlik, yara vb. şikayetlerle gelen hastanın muayenesinin ardından, gerekirse sedasyon eşliğinde muayeneyi tamamladıktan sonra bilgisayarlı tomografi (BT) ile hastanın mevcut sorununun kaynağını ve kulak burun boğaz üçgeninde etkilenen bölgelerin tam sınırını çizdikten sonra gerekli tedavi veya operatif müdahale ile hastanın çözüme kavuşmasına yardımcı oluyoruz. Dorsal rinotomi ise burun boşluğu ve sinüslerde şekillenen kronik enfeksiyon, iyi ve kötü burun tümörlerinin açık cerrahi yöntem ile temizlenmesi işlemine denir. Bu işlemin planlanması için bilgisayarlı tomografi çok büyük rol oynamaktadır.  Dorsal Rinotomi Operasyonu Alın ve burun bölgesindeki deri ve ardından kemik doku açıldıktan sonra burun boşluğuna, frontal ve sfenoid sinüslere ulaşmaktayız. Bölgede şekillenen duruma göre mikrobiyolojik veya patolojik incelemeye uygun örnek alındıktan sonra bölge temizlenir, ardından kemik doku ve cilt kapatılır. Hastanın durumuna uygun tedavi planlandıktan sonra laboratuvardan gelecek sonuçlara göre tedavi şekillendirilir.  Yazar: Vet.Hek. M.Murat Kılıç Gözlemleriniz doğrultusunda kedi veya köpeğinizin nefes almasında sorun varsa veya burun ile ilgili bir sıkıntısı olduğunu düşünüyorsanız vakit kaybetmeden Veteriner KBB bölümünden randevu alarak muayene olmanızı tavsiye ediyoruz. Her zaman belirttiğimiz gibi erken teşhis, hastalıklar için çok önemlidir ve önemsiz gibi görünen bir rahatsızlık, aslında daha büyük bir sorunu işaret ediyor olabilir. --- ## Boston Terrier Köpek Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/boston-terrier/ Boston Terrier kökeni Amerika Birleşik Devletleri'ne dayanan ve genellikle "Amerika'nın beyefendisi" olarak anılan bir köpek ırkıdır. Hem fiziksel hem de karakter özellikleriyle dikkat çeken bu ırk, sevecen ve enerjik yapısıyla popülerdir. İşte detaylı bilgiler: Boston Terrier Irk Özellikleri Kökeni: 19. yüzyıl sonlarında Boston, Massachusetts’te geliştirilmiştir. Bulldog ve İngiliz Terrier cinsinin melezlenmesi sonucu ortaya çıkmıştır. Küçük ila orta boy arasında yer alır. Boston Terrier Fiziksel Özellikleri Boston Terrier, belirgin fiziksel özellikleriyle kolayca tanınan bir ırktır. Küçük ila orta boyutları, atletik yapıları ve kendine özgü yüz ifadeleriyle dikkat çekerler.  Ortalama boy: Erkekler: 38-43 cm, Dişiler: 36-41 cm Boston Terrier’ler genellikle ağırlıklarına göre üç kategoriye ayrılır. Aşırı kilolu olmaktan kaçınmak, bu ırkın sağlığı için önemlidir.  Hafif: 6.8 kg’a kadar Orta: 6.8-9 kg Ağır: 9-11 kg Kare şeklinde, düz bir üst kısma sahiptir. Kısa ve düz. Brakiosefalik yapıya sahiptir, bu da nefes almada zorluklara neden olabilir. Büyük, yuvarlak ve çıkıktır. Gözler birbirinden uzakta ve genellikle koyu renklidir. Gözlerinin canlı ve zeki bir ifadesi vardır. Dik, ince ve küçük. Genellikle doğal olarak dik durur, ancak bazen cerrahi müdahaleyle dikleştirilir. Boyun yapısı Kısa, güçlü ve hafif kemerli. Gövde, kompakt ve kaslı. Vücut yapısı dengeli ve simetriktir. Kuyruk yapısı ise kısa ve genellikle doğal olarak aşağı doğru eğimlidir. Kuyruk hiçbir zaman kıvrılmamış veya düz olgunun ötesine uzanmamalıdır. Boston Terrier Bakımı Nasıl Olmalı? Boston Terrier köpeklerin bakımı, onların sağlıklı, mutlu ve uzun bir yaşam sürmesi için önemlidir. Bu köpeklerin fiziksel ve zihinsel gereksinimlerini karşılamak, bakımlarını düzenli yapmak ve sağlığına dikkat etmek gerekir. Boston Terrier Tüy Bakımı Tüy Yapısı: Kısa, ince ve parlak tüyleri vardır, bu nedenle fazla tüy dökmezler. Haftada 1-2 kez tüylerini yumuşak bir fırça ile taramak yeterlidir. Bu, ölü tüyleri temizler ve cildin sağlıklı kalmasını sağlar. Sık sık banyo gerektirmezler, 4-6 haftada bir veya kirlenince yıkanabilirler. Doğal içerikli ve köpekler için özel şampuan kullanmak önemlidir. Göz ve Kulak Bakımı Büyük ve belirgin gözleri, toz ve yaralanmalara karşı hassastır. Düzenli olarak gözlerini kontrol edin ve gerekirse bir veterinerden tavsiye alın. Haftada bir kez kulaklarını nazikçe temizleyin. Aşırı kir birikimi, enfeksiyon veya kötü koku fark ederseniz veterinerle görüşün. Diş ve Ağız Sağlığı Dişlerini haftada 2-3 kez köpekler için özel diş macunlarıyla fırçalayın. Diş eti hastalıklarını önlemek için çiğneme oyuncakları veya diş sağlığına yardımcı mamalar tercih edebilirsiniz. Tırnak Bakımı Tırnaklar doğal olarak aşınmazsa düzenli olarak kesilmelidir (genellikle 3-4 haftada bir). Tırnakların fazla uzun olması rahatsızlığa ve yürüyüş sırasında sorunlara yol açabilir. Boston Terrier Köpeklerin Egzersiz İhtiyacı Enerji Seviyesi: Orta düzeyde enerjiktirler. Günlük kısa yürüyüşler ve oyun seansları onların fiziksel ve zihinsel olarak formda kalmasını sağlar. Aşırı sıcak veya soğuk hava koşullarına karşı hassastırlar. Sıcak havalarda gölgede dinlenmeleri, soğuk havalarda ise kıyafet giydirilerek korunmaları gerekir. Boston Terrier Köpeklerin Beslenme Düzeni Yüksek kaliteli, yaşına, kilosuna ve aktivite seviyesine uygun mama tercih edilmelidir. Boston Terrier’ler kilo almaya yatkındır. Günlük porsiyonları kontrol ederek aşırı beslenmelerini önlemek önemlidir. Her zaman temiz ve taze suya erişim sağlanmalıdır. Sosyal ve Zihinsel Bakım Boston Terrier’ler ailesiyle vakit geçirmeyi seven, sosyal köpeklerdir. Uzun süre yalnız bırakıldıklarında ayrılık kaygısı yaşayabilirler. Onları aşırı yormamaya ve sıcak-soğuk hava koşullarına karşı korumaya özen gösterin. Veterinerin önerdiği sağlık kontrollerini ve diyet planını uygulamak, Boston Terrier’inizin sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesini sağlar. 😊 Eğitim: Zeki oldukları için temel itaat eğitimi ve sosyalizasyon kolaydır. Pozitif pekiştirme yöntemleriyle eğitilmeleri önerilir. Sosyalizasyon: Diğer köpeklerle ve insanlarla erken dönemde tanışması, uyumlu bir yetişkin olmasına katkı sağlar. Oyuncaklar: Zihinsel olarak uyarıcı oyuncaklarla (örneğin bulmaca oyuncakları) vakit geçirmesi, sıkılmasını önler. Boston Terrier’de Yaygın Görülen Hastalıklar ve Genetik Yatkınlık Boston Terrier köpeklerde genetik yatkınlık, vücut yapıları ve belirgin özelliklerinden dolayı bazı hastalıklar daha yaygın görülür. Bu hastalıkların belirtilerini erken fark etmek ve düzenli veteriner kontrolleriyle önlem almak önemlidir.  1. Solunum Problemleri (Brachycephalic Sendrom) Boston Terrier’ler kısa burunlu (brakiosefalik) bir yapıya sahiptir. Bu yapı, solunum yollarını daraltarak nefes almayı zorlaştırabilir. Duruma göre cerrahi müdahale gerekebilir. Aşırı sıcak ve stresli durumlardan kaçınılmalıdır Belirtiler: Horlama veya hırıltılı nefes, Egzersiz sırasında zorlanma, Aşırı sıcak havalarda solunum sıkıntısı 2. Göz Hastalıkları Katarakt: Özellikle yaşlandıkça yaygınlaşır. Genetik yatkınlık nedeniyle genç yaşta da görülebilir. İleri durumlarda cerrahi müdahale gerekebilir. Belirtiler: Bulanık görme, gözde beyaz opaklık. Korneal Ülser: Büyük ve çıkık gözleri nedeniyle göz yaralanmalarına eğilimlidir. Veteriner tarafından göz damlası veya ilaçla tedavi edilir. Belirtiler: Gözde kızarıklık, sulanma, gözünü kısmak. 3. Patellar Lüksasyonu (Diz Kapağı Çıkığı) Diz kapağının yerinden çıkması genetik bir sorun olabilir. Hareket kısıtlılığına yol açar. Hafif durumlar için fizik tedavi ve ilaçlar, şiddetli durumlarda cerrahi gereklidir. Belirtiler: Topallama, Koşarken bir ayağı havada tutma 4. Alerjiler Cilt Alerjileri, pireler, polenler veya bazı yiyecekler nedeniyle olabilir. Alerjinin belirlenmesi ve veteriner hekimin önerdiği tedavi yöntemlerinin uygulanması ile sonuç alınabilir. Belirtiler: Kaşıntı ve tüy dökülmesi, Deride kızarıklık 5. Sağırlık Boston Terrier ırkı köpeklerde genetik sağırlık görülebilir. Özellikle beyaz renkli Boston Terrier’ler bu duruma daha yatkındır. Çoğu durumda sağırlık kalıcıdır, ancak işaret dili gibi alternatif iletişim yöntemleriyle köpeğinizle bağınızı güçlendirebilirsiniz. Belirtiler: Seslere tepki vermeme, itaat komutlarına yanıt alamama. 6. Kalp Hastalıkları Aort Stenozu: Kalpten kan akışını zorlaştıran genetik bir durumdur. İlaçlarla tedavi kontrol altına alınabilir, ancak ciddi durumlarda müdahale gerekebilir. Belirtiler: Hızlı yorulma, Egzersiz sırasında bayılma 7. Sindirim Problemleri Gastrit ve Şişkinlik: Boston Terrier köpekler hassas bir sindirim sistemine sahiptir. Yüksek kaliteli mama ve düzenli beslenme alışkanlıkları ile bu sorunlar hafifletilebilir. Belirtiler: Aşırı gaz çıkarma, Karın şişliği 8. Mite Enfeksiyonları (Demodex Mange) Bağışıklık sistemi zayıf köpeklerde deri akarlarının aşırı çoğalması. Veteriner kontrolünde topikal ilaçlar ve bağışıklık sistemi destekleyici tedaviler. Belirtiler: Deride kızarıklık ve kabuklanma, Tüy dökülmesi 9. Omurga Problemleri (Hemivertebra) Boston Terrier’lerin kısa ve kıvrımlı kuyruk yapısı, bazen omurga anomalilerine neden olabilir. Hafif durumlarda izleme yeterlidir; şiddetli durumlarda cerrahi gerekebilir. Belirtiler: Arka bacaklarda güçsüzlük, Hareket zorluğu 10. Obezite (Şişmanlık) Aşırı beslenme ve yetersiz egzersiz. Boston Terrier’ler kilo almaya yatkındır. Kalori alımını kontrol etmek ve egzersizi artırmak. Belirtiler: Aşırı kilo nedeniyle nefes darlığı ve hareket kısıtlılığı. Boston Terrier Sağlığı İçin Öneriler: Düzenli veteriner kontrollerini, rutin veteriner ziyaretlerinde aşılarını ve iç-dış parazit kontrollerinizi aksatmayın. Dengeli ve kaliteli bir diyet uygulayın. Solunum ve göz sağlığına dikkat ederek uygun çevre koşulları sağlayın. Egzersiz ve oyunlarla fiziksel ve zihinsel sağlığını destekleyin. Veteriner kontrollerini aksatmamalı ve olası ciddi rahatsızlıkların önüne geçebilmek açısından yılda en az 1 kez check-up yaptırılmalıdır. Bu uygulama erken teşhis için gerçekten önemlidir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji ve Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. Erken teşhis ve düzenli bakım, Boston Terrier'inizin sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesine yardımcı olacaktır! 🐾 --- ## Vet. Tek. Ural Çalım > URL: https://vetart.com.tr/vet-tek-ural-calim/ [vc_row][vc_column][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5056" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text] -  [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row][vc_column][vc_column_text] [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Maine Coon Kedisi Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/maine-coon-kedisi-ozellikleri-ve-bakimi/ Maine Coon kedisi, büyük boyutları, yoğun tüy yapısı ve dost canlısı karakteriyle bilinen popüler bir kedi cinsidir. Maine Coon vahşi mi?, Maine Coon nasıl bir kedidir?, Maine Coon kedi tüy döker mi?, Maine Coon bakımı zor mu? gibi birçok soru alıyoruz. Maine Coon'ların fiziksel ve karakter özellikleri, yatkın oldukları hastalıklar, genetik sorunları ve bakımı hakkında bilgi vermek istedik. Maine Coon Kedilerinin Kökeni Maine Coon kedileri, Amerika Birleşik Devletleri'ne özgü olan en eski kedi cinslerinden biri olarak kabul edilir. Cins, adını ABD'nin kuzeydoğusunda yer alan Maine eyaletinden almıştır. 19. yüzyılda Maine'de popüler hale gelen bu kedi cinsi, yerel halk tarafından çalışkanlığı ve avcılık yetenekleri nedeniyle sevilmiştir. Maine Coon kedileri, 19. yüzyılda New England bölgesinde çok popülerdi. 1800'lerin sonlarında çeşitli kedi şovlarına katılmaya başladılar ve 1895'te New York'taki Madison Square Garden'da düzenlenen ilk büyük kedi yarışmasında Maine Coon kedisi kazandı. Günümüzde Maine Coon kedileri, dünya çapında popüler bir evcil hayvan olarak kabul edilir ve birçok kedi yarışmasında başarıyla temsil edilirler. Amerika'nın yerli kedi cinslerinden biri olarak saygınlık kazanmışlardır ve özellikle aileler arasında sevecen doğaları ve eşsiz görünümleriyle çok sevilirler. Maine Coon Fiziksel Özellikleri Boyut:  Maine Coon'lar, en büyük evcil kedi cinslerinden biridir. Erkekler dişilere göre genellikle daha büyük olur. Ağırlıkları 6-9 kg arasında değişir, bazıları 10 kg veya daha fazla da olabilir. Tüy Yapısı:  Uzun ve yoğun tüylere sahiptirler. Tüyleri su geçirmez özelliktedir ve mevsime göre kalınlaşır ya da incelir. Genellikle tüyleri iki katmanlıdır. Alt katman kısa, üst katman ise uzun ve daha kalındır. Göz Rengi:  Çeşitli göz renklerine sahip olabilirler, ancak genellikle yeşil, altın sarısı ya da bakır tonlarında gözleri vardır. Kuyruk:  Uzun ve kabarık bir kuyruğa sahiptirler, bu da soğuk iklimlerde onları sıcak tutmaya yardımcı olur. Kafa Yapısı:  Geniş bir kafa yapıları vardır, kulakları büyük ve tüylüdür. Maine Coon Karakter Özellikleri Maine Coon kedileri insanlara ve diğer hayvanlara karşı oldukça dost canlısıdırlar. Yalnız kalmaktan hoşlanmazlar. Zeki ve öğrenmeye açıktır. Zeka seviyeleri yüksektir, oyun oynamaktan hoşlanırlar ve eğitilebilirler. Genel olarak nazik ve sakin, ama aynı zamanda oyuncu bir doğaya sahiptirler. İnsanlarla vakit geçirmeyi severler, ama aynı zamanda bağımsız bir karakterleri de vardır. Zorlanmadan kendi başlarına zaman geçirebilirler. Yatkın Olduğu Hastalıklar ve Genetik Sorunlar Aşağıda bahsedeceğimiz hastalıklar bu tür için yaygın görülse de her Maine Coon’da görüleceği anlamına gelmez. Bu hastalıklardan bahsetme amacımız takibini ve gözlemini yaparken aklınızda olmasıdır. Hipertrofik Kardiyomiyopati (HCM): Maine Coon'lar, kalp kası kalınlaşmasıyla karakterize edilen HCM'ye yatkındır. Bu genetik bir kalp hastalığıdır ve cinsin en yaygın sağlık sorunlarından biridir. Kalça Displazisi: Özellikle büyük kedilerde görülen bu sorun, kalça eklemlerinde anormallikler anlamına gelir. Maine Coon'larda bu durum, hareket güçlüğüne ve ağrıya neden olabilir. Spinal Musküler Atrofi (SMA): Bu genetik bozukluk, çoğunlukla Maine Coon kedilerinde görülür. Omurilikteki sinir hücrelerinin dejenerasyonuna neden olur ve kas güçsüzlüğüne yol açar. Polikistik Böbrek Hastalığı (PKD): Böbreklerde kistlerin oluşmasına yol açan bir hastalıktır. Maine Coon'larda görülme olasılığı vardır. Yukarıdaki sağlık sorunlarına ek olarak tüyleri sık ve uzun olduğu için kulak ve dermatoloji sorunları görülebilmektedir. Veteriner kontrollerini aksatmamalı ve olası ciddi rahatsızlıkların önüne geçebilmek açısından yılda en az 1 kez check-up yaptırılmalıdır. Bu uygulama erken teşhis için gerçekten önemlidir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji ve Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. Maine Coon Bakımı Nasıl Yapılmalı? Tüy Bakımı:  Yoğun tüy yapıları nedeniyle düzenli taranması gerekir. Haftada en az 2-3 kez taramak, tüy dökülmesini ve tüy yumaklarının oluşmasını engeller. Beslenme:  Yüksek kaliteli, protein açısından zengin mamalarla beslenmeleri önerilir. Maine Coon'lar büyük oldukları için beslenme ihtiyaçları diğer kedi cinslerinden biraz daha fazladır. Egzersiz:  Oyun oynamayı severler ve enerjik oldukları için günlük egzersiz ihtiyaçlarının karşılanması önemlidir. Aktif kalmaları, obezite riskini azaltır. Veteriner Kontrolleri:  Genetik yatkınlıkları olan hastalıkların erken teşhisi için düzenli veteriner kontrolleri gereklidir. Maine Coon'lar doğru bakım ve ilgiyle uzun yıllar sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürebilirler. Onların ihtiyaçlarını karşılamak, özellikle sağlık sorunlarına dikkat etmek önemlidir. --- ## Endoskopi (Kolonoskopi-Bronkoskopi) > URL: https://vetart.com.tr/endoskopi/ Veterinerlikte endoskopi, hayvanların iç organlarının ve vücut boşluklarının incelenmesi için kullanılan minimal invaziv bir teşhis ve tedavi yöntemidir. Veteriner görüntüleme hizmetlerinden biri olan Endoskopi, bir kamera ve ışık kaynağına sahip ince, esnek bir tüp olan endoskopun kullanılmasıyla gerçekleştirilir. Bu yöntem sayesinde veteriner hekimler, hayvanların sindirim sistemi, solunum yolları, ürogenital sistem, eklem boşlukları ve daha birçok bölgesini doğrudan görüntüleyebilir ve gerektiğinde biyopsi alabilirler. Evinizin bir parçası, ailenizin bir üyesi olan evcil hayvanlarınız da tıpkı sizin gibi zaman zaman hastalanabilir. İnsanlardan farklı olarak hayvanların sıkıntılarını dile getirememeleri daha fazla hassasiyet gerektirmektedir. Dolayısıyla sahiplerin sorumluluklarını yerine getirmesi özellikle hastalık döneminde çok daha önemlidir. Vetart Veteriner Polikliniği olarak alanında uzman veteriner hekimlerimiz ve modern cihazlarımız ile tüm bu süreçte yanınızda ve yardımcı olmaya hazırız. Veterinerlikte Endoskopi Nedir? Endoskopi, ucunda ışıklı kamera olan bir cihazla yemek borusu, mide, bağırsak incelemesi yapılmasına yardımcı olan sistemdir. Evcil hayvanların düzenli olarak bakımlarının yapılması önemlidir ancak zaman zaman ne kadar dikkat edilse de mide, bağırsak sorunları yaşanmaktadır. Hastalığın teşhis edilebilmesi için sedasyon gerekmektedir. Hayvanın sakinleşmesi gerçekleştikten sonra ışıklı kamera ile sırasıyla yutak, yemek borusu mide ve bağırsağın girişine bakılmaktadır. Bu görüntüleme tekniği ile sorun net olarak tespit edilebilmektedir. Endoskopi Gereken Hastaların Şikâyetleri Nelerdir? Endoskopi yapılması gereken evcil hayvanlarda en çok kusmanın eşlik ettiği sindirme problemleri olmaktadır. Sık görülen durumlardan biri uykuda horlama, sıçrayarak uyanma ve öksürme nöbetleridir. Bunların yanında açıklanamayan kilo kayıpları, demir eksikliği, de endoskopi gerektiren durumlar arasında yer almaktadır. Tüm bu süreçte Üsküdar Vetart Veteriner Kliniği olarak evcil hayvanlarınıza endoskopi ünitemizde teşhis ve tedavi imkanı sağlıyoruz. Veterinerlikte Kolonoskopi Nedir? Veterinerlikte kolonoskopi uygulaması, hayvanların bağırsak sorunlarını çözümlemek için yapılmaktadır. Dolayısıyla ucunda ışık olan bir kamera ile anüs bölgesinden girilerek bağırsakların incelenmesi esasına dayanmaktadır. Kolonoskopi teşhis için önemli bir adımdır çünkü röntgenden ve tahlillerden çok daha kesin sonuçlar vermektedir. Veteriner klinikleri, kolonoskopiyi şiddetli düzeye gelmiş kabızlık, dışkıda kan görülmesi ve önü alınamayan ishallerde kullanılabilmektedir. Dolayısıyla kolonoskopi, tedavi sürecine nasıl başlanacağı konusunda hekime yardımcı olmaktadır.  Veterinerlikte Bronkoskopi Nedir? Bronkoskopi, ucunda ışıklı bir kamera bulunan cihazla solunum yollarının incelenmesi olarak tanımlanmaktadır. Evcil hayvanların dönem dönem solunum sıkıntısı çektiği görülmektedir. Veteriner klinikleri bu süreçte ellerinden geldiğince inceleme yapsalar da bazen daha detaylı teşhis teknikleri gerekmektedir. Bronkoskopi yapılması gereken hastalar; kanlı balgam çıkaran, öksürüğüne çözüm bulunamayan, balgamında tümör hücresine rastlanılan hastalardır. Bununla beraber nefes borusuna yabancı bir madde kaçan hayvanlara da bronkoskopi yapılması gerekmektedir. Bronkoskopi yapılırken öncelikle sedasyon işlemi yapılmaktadır. Daha sonra ışıklı kamera solunum bölgesine gönderilir. Bu süreçte hastayı rahatsız edecek, acı verecek herhangi bir durum söz konusu değildir. Dolayısıyla hastanın sorununun ne olduğunu çözümlemek biraz daha kolay olmaktadır. Bronkoskopinin bu konuda deneyimli veterinerler tarafından yapılması son derece önemlidir. Veterinerlikte Endoskopinin Önemi Endoskopi, veteriner hekimliğinde önemli avantajlar sunar: Minimal İnvaziv: Endoskopi, açık cerrahiye göre daha az invazivdir ve genellikle daha az ağrı, daha hızlı iyileşme süresi ve daha düşük komplikasyon riski ile sonuçlanır. Doğrudan Görüntüleme: Endoskopi, veteriner hekimlere doğrudan görsel bilgi sağlayarak teşhisin doğruluğunu artırır. Teşhis ve Tedavi Bir Arada: Endoskopi, teşhis ve tedavi işlemlerini aynı anda gerçekleştirme imkanı sunar. Örneğin, yabancı cisim çıkarma veya biyopsi alma işlemleri sırasında yapılabilir. Hızlı İyileşme: Minimal invaziv doğası sayesinde hayvanlar daha hızlı iyileşir ve günlük aktivitelerine daha çabuk dönerler. Endoskopi, veteriner hekimlerin daha doğru teşhisler koymalarına ve daha etkili tedaviler uygulamalarına olanak tanır, bu da hayvanların sağlığı ve refahı için büyük bir önem taşır. --- ## Veteriner Görüntüleme Hizmetleri > URL: https://vetart.com.tr/veteriner-goruntuleme/ Veteriner görüntüleme poliklinikleri, hayvanların tanı ve tedavisinde kullanılan çeşitli görüntüleme tekniklerini sağlar. Görüntüleme hizmetleri birçok cihaz ve uygulamayı kapsar. Bu cihazlar sayesinde hastalıkların teşhisi kolaylaşır ve müdahale süreci hızlanır. Sadece bu hizmeti veteriner görüntüleme merkezleri (Vet. radyoloji merkezi) olduğu gibi bazı donanımlı veteriner polikliniklerinde de bu cihazların bir veya birkaçı bulunmaktadır.  Veteriner polikliniklerinde sunulan başlıca görüntüleme hizmetleri ve kullanılan başlıca görüntüleme uygulamalarından bahsedelim. Veterinerlikte Görüntüleme Uygulamaları Veteriner Röntgen (X-ray) Kemik yapısı ve yoğunluğunu, ayrıca bazı organların genel yapısını görüntüler. Hızlı ve yaygın olarak kullanılır. Kemik kırıkları, eklem hastalıkları, diş sorunları, yabancı cisimler ve bazı tümörlerin teşhisinde kullanılır. DR (Dijital Radyografi) ve CR (Bilgisayarlı Radyografi) olarak ikiye ayrılır. Detaylı bilgi için Röntgen ile ilgili sayfamızı inceleyebilirsiniz. Veteriner Ultrasonografi Ses dalgaları kullanarak organların iç yapısını ve kan akışını değerlendirir. Özellikle karın içi organlar ve kalp incelemelerinde çok etkilidir. Karın organları, yumuşak doku kitleleri, gebelik, kalp (ekokardiyografi) ve bazı kas-iskelet sistemi sorunlarının değerlendirilmesinde kullanılır. Veteriner Endoskopi İç organların ve boşlukların doğrudan görüntülenmesini sağlar. Teşhis ve bazı tedavi işlemleri için kullanılır (örneğin, biyopsi alma veya yabancı cisim çıkarma). Sindirim sistemi, solunum yolu ve bazı ürogenital sistem hastalıklarının teşhisinde ve tedavisinde kullanılır. Veteriner MR (Manyetik Rezonans - EMAR)  Yüksek çözünürlüklü ve detaylı görüntüler sağlar. Yumuşak doku lezyonlarının teşhisinde oldukça değerlidir. Beyin, omurilik, eklemler ve yumuşak doku lezyonlarının detaylı incelenmesinde kullanılır. Veteriner BT (Bilgisayarlı Tomografi)  Vücudun kesitsel görüntülerini alır ve üç boyutlu görüntüleme sağlar. Özellikle kafa, toraks (göğüs bölgesi) ve karın bölgelerinin detaylı incelenmesinde kullanılır. Kafa, toraks, karın ve omurilik bölgelerindeki ayrıntılı anatomik yapıların değerlendirilmesinde kullanılır. Veteriner Floroskopi Hareketli görüntüler sağlar. Özellikle yutma fonksiyonu, gastrointestinal sistem hareketleri ve eklem hareketlerinin değerlendirilmesinde kullanılır. Gerçek zamanlı hareketli görüntüleme sağlayarak, sindirim sistemi problemleri ve eklem hareketlerinin incelenmesinde kullanılır. Bu görüntüleme yöntemleri, veteriner hekimlerin hastalıkların tanısını koymalarına, tedavi planlarını oluşturmalarına ve hayvanların genel sağlık durumunu izlemelerine yardımcı olur. --- ## Veteriner Dermatoloji > URL: https://vetart.com.tr/dermatoloji/ Veterinerlikte dermatoloji, hayvanların deri, tüy, tırnak ve mukoz membranları ile ilgili hastalıkların teşhis, tedavi ve yönetimi ile ilgilenen bir uzmanlık alanıdır. Bu sayfamızda veteriner dermatoloji bölümü ve kliniğimizde uyguladığımız dermatolojik uygulamalardan bahsettik. Daha detaylı bilgiye ihtiyacınız olması durumunda veya randevu oluşturmak için VetArt Veteriner Polikliniği İletişim sayfamızdan veya +90 (216) 553 01 12 no'lu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. VetArt Veteriner Polikliniği ekibimizden Dermatoloji alanında uzman Vet. Hek. Halil İbrahim Yavuz ile birlikte bu alanda başarılı tedaviler gerçekleştiriyoruz. Bu sayfamızda kendisinden de aldığımız değerli bilgiler ışığında Vet. Dermatoloji bölümümüz ve uygulamalarımız hakkında bilgi vermek istedik.  Veteriner Dermatoloji Nedir? Veteriner dermatoloji, kedi, köpek, kuş gibi evcil hayvanların ve diğer hayvan türlerinin deri hastalıkları ile ilgilenen bir veterinerlik dalıdır. Bu alan, deri, tüy, tırnak ve mukoz membranlardaki rahatsızlıkların teşhisi, tedavisi ve önlenmesini kapsar. Hayvanlarda deri hastalıkları, genetik, enfeksiyöz, paraziter, alerjik ve çevresel faktörler gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Dermatoloji uzmanı veteriner hekim tarafından teşhis ve tedavisi yapılır. Veteriner Dermatoloji Bölümü Ne İş Yapar? Veteriner dermatoloji bölümü, hayvanların deri ile ilgili sorunlarını teşhis etmek ve tedavi etmekle sorumludur. Bu bölümde çalışan dermatoloji uzmanı veteriner hekimler, dermatolojik hastalıkların yanı sıra immünolojik, alerjik ve paraziter hastalıklarla da ilgilenirler. Temel görevleri başlıca şöyledir; Teşhis: Deri biyopsileri, alerji testleri, mikroskobik incelemeler ve kültürler gibi çeşitli yöntemlerle deri hastalıklarını teşhis ederler. Tedavi: İlaç tedavisi, topikal tedaviler, diyet değişiklikleri ve bazen cerrahi müdahaleler ile deri hastalıklarını tedavi ederler. Önleme: Alerji yönetimi, parazit kontrolü ve cilt bakımı önerileri ile hastalıkların önlenmesine yönelik stratejiler geliştirirler. Veteriner Dermatoloji Kliniği Uygulamaları Veteriner dermatoloji kliniklerinde yapılan bazı yaygın uygulamalar şunlardır: Deri Biyopsileri: Deri örnekleri alınarak incelenir ve hastalığın türü belirlenir. Alerji Testleri: Deri veya kan testleri kullanılarak hayvanın hangi maddelere alerjisi olduğu belirlenir. Mikroskobik İncelemeler: Deri kazıntıları ve tüy örnekleri incelenerek varsa parazitler ve enfeksiyon etkenleri tespit edilir. Kültür ve Duyarlılık Testleri: Bakteriyel veya fungal enfeksiyonların teşhisi için kültürler alınır ve uygun tedavi belirlenir. Topikal ve Sistemik Tedaviler: Kremler, şampuanlar, oral ilaçlar ve enjeksiyonlar kullanılarak tedavi uygulanır. Gerekli görülürse tedavi boyunca gözetim altında tutulabilir. Kedi ve Köpeklerde Görülen Dermatoloji Sorunları Kedi dermatoloji ve köpek dermatoloji sorunlarını ayrı ayrı incelenebilir. Ancak temelde yaygın olarak görülen genel dermatolojik sorunlar şunlardır: Alerjik Dermatit: Gıda, çevresel alerjenler veya parazitler nedeniyle oluşan cilt iltihapları. Paraziter Enfeksiyonlar: Pireler, keneler, akarlar gibi dış parazitlerin neden olduğu cilt sorunları. Fungal Enfeksiyonlar: Mantar enfeksiyonları, özellikle ringworm (dermatofitoz) yaygındır. Bakteriyel Enfeksiyonlar: Pyoderma gibi bakteriyel cilt enfeksiyonları. Otoimmün Hastalıklar: Pemfigus gibi bağışıklık sisteminin cilt hücrelerine saldırdığı hastalıklar. Hormonal Bozukluklar: Hipotiroidizm veya Cushing hastalığı gibi hormonal dengesizliklerin neden olduğu cilt sorunları. Seboreik Dermatit: Aşırı yağlanma veya cildin kuruması sonucu oluşan iltihaplanma. Dermatomiyozit: Kas ve cilt iltihaplanmasına neden olan nadir bir bağışıklık hastalığı. Veteriner dermatoloji polikliniği, bu hastalıkların yanı sıra birçok başka cilt rahatsızlığının da teşhis ve tedavisinde önemli bir rol oynar. Hayvan sahipleri, evcil hayvanlarının cilt sağlığını korumak için düzenli veteriner kontrolleri ve uygun cilt bakımı uygulamalarını ihmal etmemelidir. Daha detaylı bilgiye ihtiyacınız olması durumunda VetArt Veteriner Polikliniği İletişim sayfamızdan veya +90 (216) 553 01 12 no'lu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. --- ## Veteriner KBB > URL: https://vetart.com.tr/kbb/ Veterinerlikte KBB, hayvanların kulak, burun, boğaz kısmındaki hastalıkların teşhisi ve tedavisi açısından çok önemli ve çok fazla başvurulan bir alandır. Polikliniğimize Veteriner KBB uygulamaları ile ilgili çok fazla soru geliyor.  VetArt Veteriner Polikliniği ekibimizden KBB alanında çalışan Veteriner Hekimimiz M. Murat Kılıç ile birlikte bu alanda başarılı operasyonlar ve tedaviler gerçekleştiriyoruz. Bu sayfamızda kendisinden de aldığımız değerli bilgiler ışığında Vet. KBB bölümümüz ve uygulamalarımız hakkında bilgi vermek istedik.  Daha detaylı bilgiye ihtiyacınız olması durumunda VetArt Veteriner Polikliniği İletişim sayfamızdan veya +90 (216) 553 01 12 no'lu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. Veteriner KBB Nedir? Veteriner KBB (Kulak Burun Boğaz) bölümü, hayvanların kulak, burun ve boğaz sağlığıyla ilgilenen bir uzmanlık alanıdır.Veterinerlikte KBB, alanında uzmanlık gerektiren bir bölümdür. KBB alanındaki sorun ve hastalıklar çok çeşitlidir ve bazıları cerrahi müdahale gerektirebilir.  Veteriner Kulak Burun Boğaz kliniğinin başlıca kapsadığı alanlardan bahsedelim. Kedi ve Köpeklerde Kulak Hastalıkları: Veterinerlikte görülen başlıca kulak hastalıkları şöyle; Otitis Externa (Dış kulak iltihabı),  Otitis Media (Orta kulak iltihabı),  Otitis İnterna (İç kulak iltihabı),  Bakteriyel, viral veya mantar kaynaklı kulak enfeksiyonları,  Kulak kirleri ve tıkanıklıkları,  Kulak hematomları (kulak kepçesinde meydana gelen değişimler),  İşitme kaybı ve denge problemleri Kedi ve Köpeklerde Burun ve Sinüs Hastalıkları: Rinit: Burun mukozasının iltihabı Sinüzit: Sinüslerin iltihabı Nazal tümörler Burun kanamaları Yabancı cisimlerin çıkarılması Alerjik reaksiyonlar Solunumu etkileyen ve cerrahi müdahale gerektiren hastalıklar (Rinoplasti vb.) Kedi ve Köpeklerde Boğaz ve Üst Solunum Yolu Hastalıkları: Larenjit: Gırtlak iltihabı Farenjit: Yutak iltihabı Tonsillit: Bademcik iltihabı Yutma zorlukları Trakeal kollaps: Soluk borusunun çökmesi Boğazda yabancı cisimler Yumuşak damak sarkmaları Veteriner KBB Kliniği Uygulamaları Veteriner KBB kliniği uygulamaları, inceleme, teşhis ve tedavi yöntemlerini içerir. Aşağıda bunların başlıcalarını listeledik. Endoskopi: Kulak, burun ve boğaz bölgelerinin ayrıntılı incelenmesi Radyografi ve CT Tarama: İç yapıların görüntülenmesi Mikroskopik Muayene: Hücresel düzeyde inceleme Kültür ve Biyopsi: Enfeksiyonların ve tümörlerin teşhisi Cerrahi Müdahaleler: Kulak, burun ve boğazdaki patolojilerin cerrahi tedavisi Farmakolojik Tedaviler: Antibiyotikler, anti-enflamatuar ilaçlar ve diğer medikal tedaviler Kedi ve Köpekler İçin KBB Bölümünün Önemi Kedi ve köpeklerin KBB sağlığı, genel sağlıkları ve yaşam kaliteleri için oldukça önemlidir. Önemsiz gibi görünen ufak bir sorun bile bütün bedenin dengesini bozabilir ve daha büyük sorunlara sebep olabilmektedir. Bu sayfada bu sorunların her birini detaylıca listelememiz elbette mümkün değil ancak genel hatları ile listelemeye çalıştık. En Bilinen KBB sorunları: Ağrı ve Rahatsızlık: Kulak enfeksiyonları ve diğer KBB sorunları ciddi ağrı ve rahatsızlık yaratabilir. İşitme ve Denge Problemleri: Özellikle kulak hastalıkları, işitme kaybı ve denge sorunlarına yol açabilir. Solunum Problemleri: Burun ve boğaz hastalıkları, solunum güçlüğü ve yetersiz oksijen alımına neden olabilir. Enfeksiyonların Yayılması: KBB enfeksiyonları tedavi edilmezse, çevre dokulara ve sistemik olarak yayılabilir. Kedi ve köpeklerde KBB sağlığının korunması, erken teşhis ve uygun tedavi ile mümkündür. Bu nedenle, veteriner KBB uzmanları, evcil hayvanların bu tür sağlık sorunlarına karşı profesyonel destek sağlar.  Kedi KBB ve Köpek KBB temelde aynı kapsamda olsa da hasta özelinde farklılıklar gösterebilir. Kedi ve Köpeklerde Rinoplasti (Burun Ameliyatı) Rinoplasti aslında estetik burun operasyonu anlamına geliyor. Ancak söz konusu kedi veya köpekler olduğunda bu ameliyat genellikle sağlık açısından tercih ediliyor. Kedi rinoplasti ve köpek rinoplasti yani burun ameliyatı ile ilgili oldukça fazla soru alıyoruz. Bu sebeple bu konuya ayrıca değinmek istedik.  Kedi ve köpeklerde burun ameliyatı genellikle burun yapısının veya işlevinin iyileştirilmesi amacıyla yapılan cerrahi bir işlemdir.  Vet. Rinoplasti, bazı spesifik durumlarda uygulanır: Solunum Problemleri: Burun pasajlarının dar olması veya yapısal anormallikler nedeniyle solunum güçlüğü yaşayan hayvanlarda, rinoplasti burun pasajlarını genişleterek solunumu iyileştirir.  **Genetik olarak basık buruna sahip olan ırklar başta olmak üzere bu sebeple cerrahi müdahaleye ihtiyacı olan birçok hastamız bize başvuruyor. Yaralanmalar ve Travma: Kaza veya yaralanma sonucu burun yapısında deformasyon meydana gelen hayvanlarda, rinoplasti bu deformasyonları düzelterek burun işlevini ve estetiğini iyileştirir. Doğumsal Anomaliler: Bazı hayvanlar doğuştan burun yapısında anormalliklerle doğar. Bu anomaliler solunumu zorlaştırabilir ve yaşam kalitesini düşürebilir. Rinoplasti, bu doğumsal sorunları düzeltmek için kullanılır. Tümörler ve Kistler: Burun bölgesinde tümör veya kitle bulunan hayvanlarda, bu yapıların çıkarılması sonrası oluşan boşlukların veya deformasyonların düzeltilmesi için rinoplasti operasyonu yapılabilir. Kronik Enfeksiyonlar: Kronik burun enfeksiyonları nedeniyle burun yapısında hasar oluşan hayvanlarda, rinoplasti enfeksiyonun yayılmasını engellemek ve normal burun işlevini geri kazandırmak amacıyla uygulanabilir. Rinoplasti İşlemi Süreci Teşhis ve Planlama: KBB uzmanı veteriner hekimimiz, hayvanın durumunu değerlendirir ve rinoplastinin gerekli olup olmadığına karar verir. Bu aşamada röntgen, CT tarama veya endoskopi gibi görüntüleme teknikleri kullanılabilir. Cerrahi Müdahale: Anestezi altında gerçekleştirilen cerrahi müdahale ile burun yapısındaki problemler düzeltilir. İşlem, burun deliklerinin genişletilmesi, burun kemiklerinin yeniden şekillendirilmesi veya kitlelerin çıkarılması gibi adımları içerebilir. Postoperatif Bakım: Cerrahi operasyon sonrası iyileşme sürecinde hayvanın durumu yakından izlenir. Enfeksiyon riskine karşı antibiyotikler ve ağrı yönetimi için ağrı kesiciler kullanılır. Uygun görüldüğünde taburcu edilir. Kedi ve köpeklerde rinoplasti, solunum sağlığını iyileştirmek ve yaşam kalitesini artırmak için önemli bir cerrahi müdahaledir. Bu operasyona özellikle KBB alanında deneyimli bir veteriner hekim karar verebilir. Rinoplasti operasyonu yapılmadan önce, veteriner hekim tarafından kapsamlı bir değerlendirme yapılır ve işlem sonrası uygun bakım sağlanmalıdır. Daha detaylı bilgiye ihtiyacınız olması durumunda veya KBB (Kulak Burun Boğaz) muayene randevusu almak için VetArt Veteriner Polikliniği İletişim sayfamızdan ya da +90 (216) 553 01 12 no'lu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. --- ## Veteriner Patoloji > URL: https://vetart.com.tr/patoloji/ Veterinerlikte Patoloji, hastalıkların teşhisi ve araştırılması açısından önemli bir alandır. Bu sayfada Patoloji bölümü ve uygulamaları hakkında bilgi vermek istedik. Daha detaylı bilgiye ihtiyacınız olması durumunda VetArt Veteriner Polikliniği İletişim sayfamızdan veya +90 (216) 553 01 12 no'lu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. Veteriner Patoloji Nedir? Veterinerlikte patoloji, hayvan hastalıklarının nedenlerini, gelişim süreçlerini, etkilerini ve sonuçlarını inceleyen bir bilim dalıdır. Veteriner patoloji, hayvan hastalıklarını teşhis etmek, önlemek ve tedavi etmek amacıyla laboratuvar testleri, mikroskobik incelemeler ve otopsiler yaparlar. Patoloji alanındaki çalışmalar, hayvan sağlığının korunması ve iyileştirilmesinin yanı sıra insan sağlığına geçebilecek zoonotik hastalıkların kontrolü açısından da önem arz etmektedir.  Vet. Patoloji alanında uzmanlaşmış veteriner hekimler “Veteriner Patolog” olarak adlandırılır. Veteriner Patologlar, hayvanlar özelinde doku ve vücut sıvılarının incelenmesi yoluyla hastalıkların teşhisinde uzmandırlar. Veteriner Patoloji Bölümü Görevleri Nelerdir? Hastalık Teşhisi:  Hayvanlardan alınan doku ve hücre örneklerini laboratuvar ortamında inceleyerek hastalıkların teşhisini koyar. Bu, biyopsi, sitoloji ve nekropsi (otopsi) gibi yöntemlerle yapılır. Araştırma ve Geliştirme:  Hayvan hastalıklarının nedenlerini ve mekanizmalarını anlamak için araştırmalar yapar. Bu araştırmalar, yeni teşhis yöntemlerinin geliştirilmesi ve hastalıkların tedavisi için yeni yolların bulunmasına katkıda bulunur. Veteriner Patoloji Kliniği Uygulamaları Veteriner patoloji klinikleri, aşağıdaki hizmetleri sunar: Biyopsi İncelemesi: Hayvanlardan alınan doku örneklerinin incelenmesi ile kanser, enfeksiyon ve diğer hastalıkların teşhisi. Sitoloji: Hücre örneklerinin mikroskop altında incelenmesi. Bu, deri lezyonları, lenf düğümleri, kemik iliği ve diğer vücut sıvılarının değerlendirilmesini içerir. Nekropsi (Otopsi): Hayvanların ölüm nedenlerini belirlemek için yapılan otopsi işlemleri. Bu, özellikle ani ölümler ve bilinmeyen nedenlerle ölen hayvanlar için önemlidir. Moleküler Patoloji: DNA ve RNA analizleri gibi moleküler teknikler kullanarak hastalıkların genetik nedenlerini ve biyomarkerlerini belirler. Kedi ve Köpeklerde Sıkça Karşılaşılan Patolojik Durumlar  Veterinerlikte patoloji kedi ve köpekler başta olmak üzere evcil hayvanların en yaygın hastalıklarını teşhis etmek ve tedavi etmek için önemlidir. Kedi ve köpeklerde sıkça karşılaşılan başlıca patolojik durumlar ise şöyle; Tümörler ve Kanser: Deri, meme, karaciğer ve lenf düğümleri gibi organlarda ortaya çıkan tümörlerin incelenmesi ve teşhisi. Enfeksiyon Hastalıkları: Bakteriyel, viral, mantar ve parazitik enfeksiyonların belirlenmesi. Örneğin, kedi lösemi virüsü (FeLV) veya köpek parvovirüsü gibi hastalıklar. Organ Hastalıkları: Karaciğer, böbrek, kalp ve akciğer gibi organlarda meydana gelen hastalıkların teşhisi. Örneğin, kronik böbrek hastalığı veya hepatit. Otoimmün Hastalıklar: Vücudun kendi dokularına saldırdığı hastalıkların belirlenmesi. Örneğin, immün aracılı hemolitik anemi. Veteriner patoloji, hayvanların sağlık sorunlarını anlamak ve tedavi etmek için hayati öneme sahiptir. Veteriner patologlar, çeşitli laboratuvar teknikleri kullanarak hastalıkların nedenlerini araştırır, belirler ve veteriner hekimlere bu hastalıklarla başa çıkmaları için gerekli bilgileri sağlar. Her veteriner kliniğinde patoloji bölümü olmayabilir. Bazı veteriner laboratuvarları ise sadece bu alanda hizmet vermektedir. Veteriner hekiminiz ihtiyaç olması halinde bu konuda sizi yönlendirecektir. Kaynaklar: https://en.wikipedia.org/wiki/Veterinary_pathology --- ## Ventral Bulla Osteotomisi (VBO) > URL: https://vetart.com.tr/ventral-bulla-osteotomisi-vbo/ Kulak, insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da en önemli organlardan biri ve bazen ufak bir rahatsızlık bile tüm bedeni etkileyebiliyor. Kedi ve köpeklerde birçok farklı kulak rahatsızlığı görülebiliyor. Bu rahatsızlıklardan daha önceki yazılarımızda bahsetmiştik. (Yazımızın sonunda bu içeriklere birer bağlantı bulabilirsiniz.) Veterinerlikte KBB (Kulak Burun Boğaz) alanında da birçok farklı cerrahi operasyonlar gerçekleştirilmektedir. Bu yazımızın konusu ise Ventral Bulla Osteotomisi (VBO veya Ventral Bulla Osteotomy olarak da karşınıza çıkabilir.) Ventral bulla osteotomisi (VBO), özellikle veteriner hekimlikte uygulanan cerrahi bir prosedürdür. Bu işlem, orta kulak hastalıklarını tedavi etmek amacıyla yapılır ve genellikle kedi, köpeklerde kullanılır. Öncelikle kulağın yapısından bahsedelim. Kulağın Yapısı Kulak; dış kulak, orta kulak ve iç kulak olmak üzere üç bölümden oluşur. Ayrıca kulak burun ve boğaz biliminin tek çatı altında toplanmasının nedeni bu üç yapının birbiriyle iştirak halinde olmasıdır.  Ventral Bulla Osteotomisi Nedir? Orta kulak boşluğunda şekillenen enfeksiyonlar ve orta kulak boşluğu mukozasından köken alan polibin neden olduğu yangısal değişiklikleri ortadan kaldırmak için yapılan bir operasyondur.  Genellikle üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren hastalarda enfeksiyonun orta kulak boşluğuna geçmesi yoluyla orta kulak enfeksiyonu gelişir veya orta kulak boşluğundaki mukozanın irrtitasyonu sonucu mukozanın iyi huylu tümörü olarak bilinen polip şekillenir. İki durumda da hastanın yaşam kalitesi bozulur ve orta kulak boşluğu sadece bir boşluk olmayıp sinir dalları ihtiva ettiği için durumun şiddetine göre hastada etkilenen kulak tarafına doğru baş eğikliği, üçüncü göz kapağının gözün üzerini örtmesi ve Horner sendromu gibi birtakım nörolojik semptomlar görülmektedir.  Ventral Bulla Osteotomisi Operasyonları Hastanın klinik muayenesi ve ileri görüntüleme tekniklerine (MR veya Bilgisayarlı tomografi) başvurulması ile birlikte teşhis konduktan sonra operasyon planlanmalıdır.  Deri ile orta kulak boşluğu arasında yaklaşık 5 mm olmasına rağmen bölge içerisinde; dili besleyen atardamar (A. lingualis), yüzden ve dilden gelen kanı toplayan toplardamar (V. linguofasialis) ve 12 çift kraniyal sinirden 12. olan Nervus hipoglossus gibi  çok önemli yapılar bulunmaktadır. Bölge anatomisine ve operasyona hakim bir hekim tarafından gerçekleştirilmesi bu yapıların korunmasında elzemdir. Orta kulak boşluğu kapalı bir kutu gibi olduğundan; orta kulak enfeksiyonları ve polipler mutlaka VBO operasyonu ile temizlenmelidir. Ameliyat sonrası nekahat döneminde bu semptomlar kısmen veya tamamen gerilemekte ve hastanın yaşam kalitesi çok büyük oranda artmaktadır.  ~~ Bu değerli bilgiler için KBB alanında çok sayıda başarılı operasyon gerçekleştirmiş Veteriner Hekimimiz M. Murat Kılıç’a teşekkür ederiz. Konu hakkında merak ettiğiniz bir nokta olursa Vetart Veteriner Polikliniği iletişim bilgileri üzerinden bize ulaşabilirsiniz. Aşağıdaki Yazılarımızı İncelemek İsteyebilirsiniz. https://vetart.com.tr/kopeklerde-kulak-hastaliklari https://vetart.com.tr/kedilerde-isitme-ve-kulak-hastaliklari --- ## Kedilerde Diyafram Fıtığı (Hernisi) Nedir? > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-diyafram-fitigi-hernisi-nedir/ Kedilerde diyafram fıtığı bir diğer deyişle diyafram hernisi, diyaframın bir bölgesinde anormal bir açıklık veya yırtık oluşması durumudur. Bu açıklık veya yırtık, karın organlarının (örneğin, mide, bağırsaklar veya karaciğer gibi) göğüs boşluğuna doğru kaymasına neden olabilir. Kedilerde diyafram fıtığı genellikle travmatik bir olayın (örneğin, araba çarpması veya yüksekten düşme) sonucunda ortaya çıkar, ancak bazen doğuştan (konjenital) da olabilir. **Diyafram hernisi insanlarda da görülebilen bir rahatsızlıktır. Bu yazımız kedilerde görülen diyafram hernisi ile ilgilidir.  Kedilerde Diyafram Fıtığı Belirtileri Nelerdir? Kedilerde diyafram fıtığının belirtileri, fıtığın boyutuna ve hangi organların göğüs boşluğuna geçtiğine bağlı olarak değişir. Birçok farklı şekillerde belirti gösterebilir ancak yaygın belirtileri şöyle sıralayabiliriz. Solunum Güçlüğü: Hızlı veya zor nefes alma, nefes alırken sesli solunum Karın ve Göğüs Ağrısı: Kedinin karın ya da göğüs kısmına dokunulduğunda acı hissetmesi Kilo Kaybı ve İştahsızlık: Bu gibi durumlarda çoğunlukta yemek yemekte zorluk veya yemek yemeyi reddetme durumu görülebiliyor. Öksürük veya Hırıltı: Göğüs boşluğuna geçen organların solunum yollarını etkilemesi durumunda hırıltı duyulabilir. Öksürük yapabilir. Şok Belirtileri: Travmatik bir olay yaşandıysa ve durum ciddi ise vakalarda zayıflık, düşük vücut ısısı, solgun diş etleri görülebilir. Bu gibi durumlarda zaten başka sorunlarda olabileceği için mutlaka veteriner hekim kontrolüne gidilmelidir. Bu aşamada gözlem çok önemlidir. Bu belirtilerden bir veya birkaçı dikkatinizi çekerse veteriner hekim kontrolüne gitmenizde fayda olacaktır. Kedilerde Diyafram Hernisi Neden Olur? Kedilerde diyafram fıtığına neden olabilecek başlıca faktörler şunlardır: Travma: En yaygın sebebidir. Araba çarpması, yüksekten düşme gibi kazalar sonucunda oluşan ciddi fiziksel travmalar diyafram fıtığına sebep olabilir. Doğuştan Anomaliler: Bazı kediler, diyaframda doğal bir açıklıkla doğabilir. Cerrahi veya Tıbbi Durumlar: Önceden yapılmış bir cerrahi müdahale veya ciddi bir hastalık sonrası oluşabilir. Kediler için Diyafram Hernisi Teşhisi Diyafram fıtığının teşhisi genellikle veteriner hekim tarafından fiziksel muayene ve görüntüleme teknikleri kullanılarak yapılır.  Röntgen: Göğüs boşluğunda karın organlarının varlığını gösterebilir. Ultrason: Daha ayrıntılı görüntüleme sağlayabilir ve fıtığın boyutunu ve yerini belirlemeye yardımcı olabilir. Bilgisayarlı Tomografi (BT): Kompleks vakalarda daha ayrıntılı bir değerlendirme için kullanılabilir. Bu görüntüleme tekniklerini yorumlayacak olan ise yine veteriner hekiminizdir. Diyafram Fıtığı (Hernisi) Tedavisi Nasıldır? Kedilerde diyafram fıtığının tedavisi genellikle cerrahidir. Ameliyat, organları tekrar karın boşluğuna yerleştirilir ve diyaframdaki yırtığı veya açıklığı onarır. Cerrahi müdahale sonrası iyileşme süreci, fıtığın ciddiyetine ve kedinin genel sağlık durumuna bağlı olarak değişir. Cerrahi Müdahale: Genellikle acil bir durum olarak değerlendirilir ve organların göğüs boşluğunda neden olduğu baskıyı hafifletmek için hızlı bir şekilde yapılır. Destekleyici Tedavi: Ameliyat öncesi ve sonrası kedinin stabilizasyonu için oksijen tedavisi, sıvı tedavisi ve ağrı yönetimi gibi destekleyici tedaviler uygulanabilir. Kedilerde diyafram fıtığı ciddi bir durumdur ve hızlı veteriner müdahalesi gerektirir. Kedinizde yukarıdaki belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, hemen veteriner kliniği ile iletişime geçip veteriner hekiminize başvurmanız önemlidir. --- ## Pekingese (Pekinez) Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/pekingese-pekinez-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Pekinezler, tarihsel olarak Çin'de soylu ve aristokratik ailelerin köpekleri olarak bilinirler. Geçmişte sadece Çin saraylarında görülebilen bu ırk, 1800’lü yıllarda Batı’ya doğru yolculuğuna başlamıştır. Genellikle arkadaş canlısı, bağımsız ve şaşırtıcı derecede cesur olabilirler. Ailesine karşı sakin ve sevgi dolu olan bu sevimli ırk yabancılara karşı kibirli, inatçı ve soğuk olabiliyor. Pekinez Irkının Fiziksel Özellikleri Küçük boyutlu bir ırktır. Yetişkin bir Pekinez, 20-23 cm boyunda ve 2,5-4 kg ağırlığında olabilir. Uzun, ipeksi ve yoğun bir kürkü vardır. Farklı renk kombinasyonları mevcuttur. Düz bir yüzü, kısa bacakları ve düz bir kuyruğu vardır. Büyük, yuvarlak ve koyu renkli gözleri vardır. Burunları kısa ve yassıdır. Pekinez Irkının Karakter Özellikleri Cesur ve kendine güvenli bir karakter yapıları vardır. Sahiplerine karşı sevgi dolu ve sadıktırlar ancak yabancılara karşı mesafeli olabilirler. Oyuncu, neşeli ve zeki yapıları sayesinde eğitilmeleri çok zor değildir. Dikkat çekmeyi severler ve zaman zaman çok inatçı olabilirler. Pekinez Irkının Bakımı ve Sağlık Gereksinimleri Uzun tüyleri düzenli olarak bakım ister. Tüylerinde düğümlenme vb. gibi durumlarla karşılaşmamak için haftada en az 2-3 kez fırçalamak gerekir. Ayda bir kez veya ihtiyaç duyulduğunda yıkanabilir. Tüylerinin keçeleşmesini önlemek için özel şampuan ve saç kremi kullanılmalıdır. Gözleri ve kulakları düzenli olarak temizlenmelidir. Dişleri düzenli olarak fırçalanmalıdır. Kısa bacakları ve düz yüzleri nedeniyle bazı sağlık sorunlarına yatkın olabilirler. Bu nedenle düzenli veteriner kontrolleri önemlidir. Pekinez, sevgi dolu ve sadık bir arkadaştır. Küçük boyutları ve az egzersiz ihtiyacı nedeniyle apartman dairelerinde yaşayanlar için iyi bir seçim olabilirler. Ancak, uzun tüylerinin bakımı için zaman ve çaba harcamaya hazır olmanız gerekir. Pekinez cinsi köpeklerin burunları kısa ve yassı olduğu için zaman zaman solunum problemleri yaşayabilirler. Özellikle yaz aylarında, sıcak havalarda bu konuya dikkat edilmelidir. Ayrıca, bacak boyu ve yapısı sebebi ile kalça displazisi ve Köpeklerde Patella Luksasyonu gibi diz hastalıkları bazı genetik sağlık sorunlar olarak görülebilir.  Bu gibi sebeplerle, düzenli veteriner kontrolleri önemlidir. Veteriner kontrollerini aksatmamalı, ve olası ciddi rahatsızlıkların önüne geçebilmek açısından yılda en az 1 kez check-up yaptırılmalıdır. Bu uygulama erken teşhis için gerçekten önemlidir. Beslenme Pekinezler küçük ırklar olduğu için uygun bir diyetle beslenmelidirler. İdeal beslenme düzeni ve porsiyon boyutları, veteriner tarafından belirlenmelidir. Bir Pekinez sahiplenmeyi düşünüyorsanız; Yaşam tarzınızın bir Pekinez'e uygun olup olmadığını düşünün. Tüylerinin bakımı için zaman ve çaba harcamaya hazır olun. Düzenli veteriner kontrollerine ayıracak zaman ve bütçeniz olduğundan emin olun. Bu ırkın inatçı olabileceğini ve sabırlı bir eğitim gerektirdiğini unutmayın. Diğer Köpek Irkları ile ilgili bilgiler için bu bağlantıyı takip edebilirsiniz. --- ## Beylerbeyi Veteriner Hizmetlerimiz > URL: https://vetart.com.tr/beylerbeyi-veteriner/ Üsküdar’ın Boğaz’a nazır, tarihi ve huzurlu semtlerinden biri olan Beylerbeyi, sakin atmosferi ve sevimli sokaklarıyla hem insanlar hem de minik dostlarımız için oldukça keyifli bir yaşam alanı sunar. Evcil hayvanlarımız ailemizin bir parçası ve onların sağlığı için güvenilir bir veteriner kliniğine düzenli olarak ulaşmak çok önemlidir. Eğer Beylerbeyi’nde yaşıyorsanız ve evcil dostunuz için kaliteli veterinerlik hizmeti arıyorsanız, Vetart Veteriner Polikliniği her zaman yanınızda. Beylerbeyi Veterinerlik Hizmetleri Vetart Veteriner Kliniği, Üsküdar Fıstıkağacı’nda merkezi konumda yer alıyor ve İstanbul Anadolu Yakası genelinde hizmet veriyor. Beylerbeyi semti de bu bölgeye oldukça yakın. Ancak söz konusu evcil hayvan ile seyahat etmek olduğunda, özellikle yaşlı, büyük ya da sağlık durumu hassas hayvanlar için ulaşım biraz zorlayıcı olabilir. Bu durumda endişelenmenize gerek yok. Evde Veterinerlik Hizmeti ve Pet Taksi Hizmeti ile yanınızdayız. Mesafeler, can dostlarımızın hak ettiği özverili ve kaliteli bakımı almalarına engel olmamalı. Evde Veterinerlik Hizmeti Nasıl Çalışır? Evde verilen veterinerlik hizmetimiz, koruyucu hekimlik kapsamında yer alan pek çok işlemi kapsar. Ev ortamında muayene, aşılama, paraziter uygulamalar gibi birçok işlem yapılabilmektedir. Bu hizmetten faydalanmak oldukça kolay: Bize telefonla ulaşarak evcil hayvanınız hakkında bilgi verip randevunuzu oluşturmanız yeterlidir. Beylerbeyi’ndeki evde veterinerlik hizmetimiz için de kliniğimizdeki fiyatlar geçerlidir, sadece mesafeye göre bir yol ücreti eklenir. Bu konuda detaylı bilgi randevu sırasında verilmektedir. Pet Kuaför hizmetlerimizden faydalanmak istiyorsanız bilgi ve randevu için bize ulaşabilirsiniz. İster evinizde sizinle yaşayan patili dostlarınız, ister sokakta yardıma ihtiyaç duyan sevimli canlar olsun; onların ihtiyaç duyduğu anda yanlarında olmak çok kıymetli. Onları güvenilir ve profesyonel bir veteriner hekime ulaştırmak, verebileceğiniz en büyük destektir. Vetart Veteriner Kliniğinde Hangi Hizmetleri Alabilirim? Acil Tedavi Cerrahi Dahiliye Laboratuvar Hizmetleri Koruyucu Hekimlik Ağız ve Diş Sağlığı Pet Kuaför Hizmeti Beylerbeyi Veterinerlik Hizmeti İçin Bize Nasıl Ulaşabilirsiniz? Vetart Veteriner Kliniği, Üsküdar Fıstıkağacı’ndaki merkezi konumu sayesinde Beylerbeyi’ne oldukça yakın bir noktada yer almaktadır. Fıstıkağacı Metro durağının hemen yanında bulunan kliniğimize toplu taşıma, özel araç ya da taksi ile kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Ayrıca, evcil hayvanınızı getiremeyecek durumdaysanız Pet Taksi Hizmetimiz ile de destek sunuyoruz. Acil ya da olağan dışı bir durum söz konusuysa veteriner hekimimize ulaşarak hemen bilgi alabilir, en doğru yönlendirmeyi alabilirsiniz. Can dostlarımızın sağlığı için her zaman yanınızdayız. Beylerbeyi’nde güvenilir ve ilgili bir veteriner arıyorsanız, Vetart ile iletişime geçebilirsiniz. --- ## Kedi ve Köpekler İçin Zararlı Bitkiler > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopekler-icin-zararli-bitkiler/ İnsanlar için zararsız olan hatta yararı olan bir çok bitki evcil hayvanlarınızın zehirlenmesine hatta ölümüne yol açabilir. Hayvanlar için zararlı bitkilerin hangilerinin olduğu öğrenilmeli ve eğer evimizde mevcut ise derhal kaldırılmalıdır. Evde zararlı bitki yiyen hayvana yapabileceğiniz bir müdahale maalesef yoktur. Eğer geç saatlerde bu bitkiyi tüketmişse veya bu bitkiyi yediğini fark etmediyseniz sonuçları kötü olabilir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için evcil hayvanlarınız için zararlı olabilecek bitkiler hakkında araştırma yapabilir veya veteriner hekiminizden detaylı bilgi alabilirsiniz. Bu yazımızda kedi ve köpekler için en bilinen zararlı bitkilerden bahsedeceğiz lakin listede adı olmayan farklı bitkiler de olabilir. Takdir edersiniz ki tüm listeyi vermek mümkün olmuyor. Bu bitkilerden bazıları insanlara zarar vermeyen bitkiler olsa da kedi veya köpeğinize ciddi zararlar verebilir. Güzel koksun diye koyduğunuz  bir karanfil kedinizi zehirleyebilir, o yüzden evde bulunan tüm bitkileri kedi ve köpeğin ulaşamayacağı yerlerde barındırmalısınız. Kediler ve köpekler cinsten cinse değişse de meraklı olabilirler ve bu bitkileri tatmak isteyebilirler. Evcil hayvanım zararlı bitki yedi ne yapmalıyım? Eğer evcil hayvanınız zararlı olduğunu düşündüğünüz bir bitki yediyse mutlaka ve acilen veteriner kliniğine götürülmelidir. Yediği bitkinin türüne göre acil müdahale edilmesi gerekebilir. Muhtemelen midesi yıkanacaktır veya tıbbi müdahale ile midesi boşaltılacaktır. Mevcut duruma göre en doğru kararı veteriner hekiminiz uygulayacaktır. Bu gibi acil durumlarda veteriner hekiminizin telefonunu rehberinizde barındırmanın çok fazla yararı olacaktır. Zararlı Olduğu Bilinen Ev Bitkileri Kediler ve köpekler için zararlı bitkiler genellikle zehirli veya sindirilmekte güçlük çıkarabilecek bitkilerdir. Evcil hayvanlarınızın sağlığı için bu tür bitkileri evinizden uzak tutmanız önemlidir. Zambak: Hem kökleri hem de yaprakları toksik olan zambaklar, kediler ve köpekler için ciddi zehirlenmelere neden olabilir. Kaktüsler: Kaktüs dikenleri kedilerin ve köpeklerin ağızlarına zarar verebilir ve sindirim sisteminde sorunlara yol açabilir. Difenbahya: Hemen hemen birçok evde yeşil bitki olarak yetiştirilen bu çiçeğin yeşil yaprakları maalesef evcil hayvanlarımız için zararlı. Bu bitkinin yaprakları sulu bir sıvı içerir ve bu sıvı evcil hayvanların ağızlarında ve boğazlarında yanma ve şişmeye neden olabilir. Yelken Çiçeği (Peace Lily / Barış Lilyumu): Barış lilyumu veya yelken çiçeği isimleriyle bildiğimiz bu çiçekte birçok evde dekoratif olarak kullanılıyor ve maalesef kediler ve köpekler için zehirli olan kalsiyum oksalat kristalleri içerir. Şakayık: Şakayık bitkisi hem kökleri hem de yapraklarıyla zehirli olabilir ve evcil hayvanlarda mide bulantısı, kusma ve ishal gibi semptomlara neden olabilir. Papatya: Papatya, köpeklerde ve kedilerde sindirim sistemi rahatsızlıklarına yol açabilecek uçucu yağlar içerir. Yukarıdaki bitkilerin haricinde aşağıdaki sebze, meyve ve bitkilerinde zararlı olduğu bilinmektedir. Kediler için başlıca zararlı bitkiler Kediler için zararlı gözükmese de birçok bitki zararlı olabilir bunlardan başlıcalarını biz sizlere listeleyeceğiz lakin genel olarak belirtmek gerekirse çekirdeği olan birçok meyveyi ve sebzeyi evcil hayvanınızdan uzak tutunuz bu çekirdekleri sindiremeyecekleri için çok ağır sorunlar yaşayacaktır. Yada çöplerinizde eskimiş meyveler varsa bunları kedinizin erişemeyeceğinden emin olunuz. Kiraz yaprakları ve çekirdeği Aşk sarmaşığı Karanfil Atatürk çiçeği Şeftali yapraklar ve çekirdeği Zakkum Nergis Küstüm otu Açelya Kudüs kirazı Kış difenbahyası Hint tırmığı Hint keneviri  Fulya Soğan Mısır Küçük ve boncuk fasulye türleri Köpekler için başlıca zararlı bitkiler Çoğu köpek türü hemen hemen her şeyi yeme kabiliyetine sahiptir. Eğer evinizde çöpler köpeğinizin erişebileceği yerdeyse mutlaka değiştirmelidir. Köpekler doğası gereği gözükmeyen lakin kokan şeyleri karıştırmak isterler. Sizin dünden yediğiniz elma sapını köpeğiniz yerse ciddi açıdan zehirlenebilir ve müdahale gerektirebilir. Bu gibi durumlarla karşılaşmak istemiyorsanız aşırı dikkatli olmanızı önermekteyiz. Şeftali çekirdeği Aşk Sarmaşığı Asparagus Açelya Hint Keneveri Begonya Kasımpatı Elma çekirdeği Kuru soğan yada yeşil soğan Sarımsak ve türevleri Kayısı çekirdeği Draçena Bitkisi Kiraz çekirdeği yada kiraz yaprakları Domates Limon Portakal Greyfurt Bu bitkiler dışında evcil hayvanınızın yediğini gördüğünüz ve şüphelendiğiniz bir bitki olursa mutlaka Veteriner kliniğinizi arayarak bilgi almalısınız. Ancak yukarıda da bahsettiğimiz gibi bu durumu yaşamadan önce önlem almak her zaman daha iyidir.. --- ## Kedilerde Nazofarengeal Polip Nedir? > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-nazofarengeal-polip-nedir/ Kedilerde Nazofarengeal Polip Nazofarengeal polip, kedilerde nadir görülen ancak rahatsız edici bir durumdur. Polipler bir veya birden fazla olabilir. Kedilerin burun ve boğaz bölgesinde oluşan, ancak zararlı olmayan tümörlerdir. Polipler genellikle nazofarengeal bölge olarak adlandırılan, yutak ile burun boşluğu arasında bulunan alanda gelişim gösterirler. Solunum sistemi gerisinde veya orta kulakta ortaya çıkan bu oluşumlar hemen hemen her yaştan kedide görülebilen oluşumlardır. Bazı virüs ve enfeksiyonlardan geldiği düşünülse de henüz sebebi kesin olarak bilinmemektedir. Kedilerde Nazofarengeal Polip Nedenleri ve Belirtileri nelerdir? Nazofarengeal Polip veya kısaca Nazal Polip belirtileri arasında nefes alma güçlüğü , burun akıntısı, burun tıkanıklığı, hapşırma, ağız kokusu, horlama, yutma zorluğu bulunabilir. Bu belirtiler, polip veya poliplerin büyüklüğüne ve konumuna bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Kedilerde nazofarengeal polip oluşumunun kesin nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, birkaç olası etken bulunmaktadır.  Nazofarengeal polip’in olası nedenleri Kronik ve tekrarlayan enfeksiyonlar nazofarengeal poliplerin oluşumunda rol oynayabilir. Bazı kedilerin genetik olarak poliplere yatkın olabileceği düşünülmektedir. Kimyasal veya fiziksel irritanlar, burun ve boğaz bölgesinde poliplerin oluşumunu teşvik edebilir. Bazı alerjiler tetikleyici olabilir. Bazı alerjenlere maruz kalmak, polip oluşumunu tetikleyebilir. Bazı kedilerin doğuştan gelen burun ve boğaz yapıları, polip oluşumuna yatkınlığı artırabilir. Nazofarengeal polip belirtileri Kedinin burun akıntısı olması,  Sürekli veya tekrarlayan hapşırma,  Kedinin burun tıkanıklığı yaşaması,  Poliplerin büyümesi nedeniyle hava yolunun kısmen veya tamamen engellenmesi, Polipler, kedinin hava yolunu tıkayarak nefes almasını zorlaştırması, Kedide yutma güçlüğü, Kedinin horlaması, Kedide ağız kokusu poliplerin olası bir belirtisi olabilir. Eğer kedinizde yukarıdaki belirtilerden herhangi biri görülüyorsa, bir veteriner hekime başvurmanız gerekir. Veteriner hekim, doğru teşhisi koymak ve uygun tedaviyi başlatmak için gerekli muayene ve testleri yapacaktır. Senede en az bir kez yaptıracağınız genel check-up uygulaması erken teşhis şansınızı arttıracaktır. Uygulamalar ve operasyon sonrası ihtiyacınız dahilinde Pet taksi ve evde veterinerlik hizmeti kullanabilirsiniz. Kedilerde nazofarengeal polip nasıl tedavi edilir? Tedavi genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Polipin boyutuna ve konumuna bağlı olarak, veteriner hekim cerrahi müdahale yaparak polipi çıkarabilir. Cerrahi müdahaleden sonra, kedilerin semptomları genellikle hızla düzelir ve yaşam kaliteleri artar. Ancak, nadir durumlarda poliplerin tekrar büyüme riski olabilir, bu nedenle düzenli veteriner kontrolü önemlidir.  Tedavi aşamaları genellikle aşağıdaki şekilde ilerler; Muayene ve Teşhis: Kedinin semptomlarına dayanarak veteriner hekim, poliplerin varlığını doğrulamak için bir muayene yapar. Muayeneye ek olarak, veteriner olası diğer nedenleri elemek için kan testleri, radyografi veya görüntüleme testleri gibi ek testler de isteyebilir. Cerrahi Operasyon:  Poliplerin çıkarılması için cerrahi müdahale gerekir. Veteriner hekim, polipleri çıkarmak için uygun bir cerrahi prosedür uygular. Bu prosedür genellikle endoskopik olarak yapılır, bu da küçük kesilerle poliplerin çıkarılmasını sağlar. Ancak, bazı durumlarda daha kapsamlı cerrahi müdahaleler gerekebilir. Operasyon Sonrası Bakım:  Kedinin rahatlaması ve iyileşmesi için cerrahi müdahaleden sonra, uygun bir postoperatif (ameliyat sonrası bakım prosedürleri) bakım sağlanmalıdır. Bu, veteriner hekimin önerilerine göre antibiyotiklerin veya ağrı kesicilerin kullanılmasını içerebilir. Kedinin dinlenmesi ve yara iyileşmesinin gözlenmesi önemlidir. Süreç her kedi için farklı ilerleyebilir. Düzenli Takip:  Veteriner hekim, cerrahi müdahaleden sonra kedinin iyileşme sürecini izlemek için düzenli kontroller için sizi çağıracaktır. Bu kontrollerde, müdahale edilen poliplerin tekrar büyüyüp büyümediği ve kedinin genel sağlığı gözlemlenir. Gerektiğinde ek tedaviler veya müdahaleler yapılabilir. Düzenli takip aksatılmamalıdır. Tedaviye ek olarak, bazı durumlarda kedilere semptomları hafifletmek için semptomatik tedaviler de uygulanabilir. Ancak, bu tedaviler çoğu zaman polipleri tamamen ortadan kaldırmaz ve nüksetme riskini azaltmaz. Son olarak şunu belirtmekte fayda görüyoruz. Kedinin durumu ve poliplerin boyutu ve konumuna bağlı olarak, tedavi planı değişebilir. Bu nedenle, tedavi için veterinerin önerileri dikkate alınmalı ve gerektiğinde veterinerle düzenli iletişim kurulmalıdır. --- ## Kedi ve Köpeklerde Uveitis Nedir? > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-uveitis/ Uveitis, gözün uvea adı verilen orta tabakasının iltihaplanması rahatsızlığıdır. Bu durum, kedi ve köpeklerde görülebilen bir göz hastalığıdır. Uvea, iris, koroid ve siliyer cisim gibi yapıları içeren gözün orta tabakasını oluşturur. Bu hastalık, kedi ve köpeklerde görmeyi ciddi derecede tehdit eden hastalıklardan biridir. Uveitis, gözün segmentlerini etkileyen bir hastalıktır. Gözün damarlı kısmında meydana gelir, uzunca seyredebilir ve klinik belirti göstermeyebilir. Bu yüzden evcil hayvanınız devamlı gittiğiniz veteriner kliniği tarafından düzenli takip etmeli ve rutinlerini bilmelisiniz. Hatta erken teşhis açısından seneden bir kez yaptıracağınız check-up uygulamaları ile bu rahatsızlığın önüne geçme ihtimaliniz yükselir. Uveitis Sebepleri Nelerdir? Uveitis, sadece görmeyi bozmakla kalmaz aynı zamanda birçok ölümcül hastalığın da ilk aşamalarından sayılmaktadır. Uveitis genellikle bir başka temel nedenin bir sonucu olarak ortaya çıkar. Kedi ve köpeklerde uveitis nedenleri arasında enfeksiyonlar, travmalar, otoimmün hastalıklar, tümörler veya sistemik hastalıklar bulunabilir. Bu yüzden bu rahatsızlık ciddiye alınmalı ve tedavi için uzman veteriner hekimler tarafından muayene edilmelidir. Veteriner hekimlerin muayene sebebi sadece gözleri iyileştirmek değil aynı zamanda altında yatan herhangi bir hastalık olup olmadığını tespit etmeye yöneliktir. Uveitis kısaca, göze rengi veren madde ile korpus siliyarenin mikroplara karşı koymak için oluşan şişkinlik, kızarıklık, kırmızılık ve ağrılara denilebilir. Uveitis aynı zamanda virüslere ve lösemi gibi ciddi ölümcül hastalıklara neden olabilmektedir. Uveitis kronik olarak gelişebilir ve hayvanda son dönemlerde ciddi boyutlara ulaşabilir. Bu gibi durumlarda ne kadar erken teşhis edilirse o kadar yararlıdır. Aynı zamanda Uveitis akut (aniden) gelişebilir bu gibi durumlarda fazla bekletilmeden veteriner hekim tarafından muayene edilmelidir. Çeşitli bakterilerden oluşan enfeksiyon , Bakteri ve virüs arasında geçiş canlısı olarak bilinen Riketsiyal enfeksiyonlardan, Viral enfeksiyonlar, Parazit enfeksiyonları, Toksoplazma gondii Kalp kapakları ve endokardin bakteriyel enfeksiyonları, Çeşitli iyi huylu ve kötü huylu tümörler, Kediye sert şekilde vurulması, araba çarpması ya da kedinin dövülmesi sonucunda bu hastalık ortaya çıkabilir. İdiopatik durumlar yani herhangi bir sebep olmadan da  bu rahatsızlık gelişebilir. Bu gibi durumlarda tam teşekküllü bir klinikte muayene edilerek altında gizli bir hastalık olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmalıdır. Uveitis hastalığı genellikle altta yatan gizli bir hastalıktan dolayı gelişmektedir. Uveitis Belirtileri Nelerdir? Uveitis hastalığına yakalanan bir kedi yada köpek kendini rahatça belli eder, görme ve denge bozuklukları yaşaması her zaman Uveitis belirtisi değildir lakin her zaman muayene gerektiren bir durumdur. Bu yüzden teşekküllü kliniklerde muayene edilmelidir. Aşağıdaki belirtilerden bir yada daha fazlası kedi yada köpeğinizde varsa mutlaka uzman veteriner hekim tarafından muayene edilmelidir. Gün ışığında rahatsız olma yada ışık kaynaklarına karşı aşırı duyarlılık, hassasiyet göstermesi. Gözlerinde sürekli olarak yaş gelmesi ve batma derecesinde göz ağrıları. Eskisi kadar iyi görememe ve yürürken büyük engellere çarpma. Göz bebeklerinde kan lekeleri yada çeşitli lekeler. Göz içerisinde ve göz kapaklarında iltihap durumları söz konusu olabilir. Eski göz rengine göre farklı bir göz rengi yada var olan göz renginin daha da soluklaşması. Kedi ve Köpeklerde Uveitis Tedavisi Veteriner hekimler, uveitisin temel nedenini belirlemek ve uygun tedaviyi başlatmak için genellikle detaylı bir göz muayenesi yaparlar. Tedavi, altta yatan nedeni ele almayı ve semptomları hafifletmeyi içerebilir. Steroid ilaçlar, göz damlaları veya antibiyotikler gibi ilaçlar kullanılabilir. Ancak, tedavi genellikle spesifik duruma bağlıdır. Uveitis hastalığı tedavisinde doğru ilaçlar doğru dozlarda kullanırsa iyileşme yaşanacaktır bu da ancak uzman veteriner hekim kontrolünde olacaktır. Çünkü bu ilaçların yan etkileri ciddi boyutlarda olabilir bu yüzden mutlaka veterinerinize danışınız. Eğer evcil hayvanınızda gözle ilgili bir sorun şüphesi varsa, derhal bir veteriner hekime başvurmanız önemlidir. Erken tanı ve uygun tedavi, evcil hayvanınızın göz sağlığını korumaya yardımcı olabilir. Veteriner hekim veya kliniğinize ulaşımda sorun yaşıyorsanız Evde Veterinerlik Hizmeti ve Pet Taksi hizmetimizden faydalanabilirsiniz. --- ## Lhasa Apso Köpek Irkı Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/lhasa-apso-kopek-irki-ozellikleri-ve-bakimi/ Lhasa Apso, küçük bir köpek ırkıdır ve kökeni Tibet'e dayanmaktadır. İsim, başkent Lhasa'dan ve Tibetçe "Apso" kelimesinden gelir, ki bu da "küçük köpek" anlamına gelir. Lhasa Apso'lar genellikle Tibet manastırlarında, özellikle de Lama'ların saraylarında bekçi köpeği olarak yetiştirilmiştir. Lhasa Apso Köpeklerin Fiziksel Özellikleri Nelerdir? Boyut ve Ağırlık: Orta büyüklükte bir köpektir. Omuz yüksekliği genellikle 25-28 cm arasında olup, ağırlığı 5-8 kg arasında değişebilir. Yaşam Süresi: Lhasa Apso'lar genellikle 12 ila 15 yıl arasında yaşarlar. Ancak, sağlıklı bir yaşam süresi için düzenli veteriner kontrolü, dengeli bir beslenme ve uygun egzersiz gibi faktörlerin göz önünde bulundurulması önemlidir. Görünüm: Kalın çift katlı bir kürke sahiptir. Kuyruğu sırtına kıvrılmış ve genellikle tüylerle kaplıdır. Yüz ifadesi ciddi ve akıllıdır. Aktivite Seviyesi: Lhasa Apso, enerjik olabilir, ancak genellikle küçük bir evde veya dairede yaşayan insanlar için uygun bir ırktır. Günlük kısa yürüyüşler ve oyunlar genellikle ihtiyaçlarını karşılar. Lhasa Apso Köpeklerin Karakteristik Özellikleri Nelerdir? Lhasa Apso, genel olarak ev yaşamına uyum sağlayabilen bir köpek ırkıdır. İdeal olarak, düzenli kısa yürüyüşler ve zaman zaman oyunlarla enerjisini boşaltabilirler. Sahiplerine sadık ve sevgi dolu bir arkadaşlık sunabilir. Ancak, her köpek gibi, uygun eğitim, bakım ve sosyalizasyona ihtiyaç duyar. Genellikle bağımsız, zeki ve biraz dağınık olabilirler. Bu nedenle, erken sosyalizasyon ve temel eğitim bu köpeklerle daha iyi bir iletişim kurmanıza yardımcı olabilir. Karakter: Lhasa Apso, bağımsız, zeki ve cesur bir köpek olarak bilinir. Aynı zamanda sadık ve sevgi dolu olabilir. İyi bir bekçi köpeği olarak görev yapabilir. Eğitim: Zeki olmalarına rağmen, bazen kendi başlarına hareket edebilirler. Erken sosyalizasyon ve temel eğitim, iyi davranışlarını geliştirmelerine yardımcı olabilir. Bakım: Uzun tüyleri düzenli bakım gerektirir. Haftada birkaç kez taramak ve düğümleri çözmek önemlidir. Ayrıca, gözleri düzenli olarak kontrol edilmeli ve temizlenmelidir. Evde Veterinerlik Hizmeti, Bakım ve Pet Taksi için randevu oluşturabilir, bu hizmetlerimizden faydalanabilirsiniz. Lhasa Apso Köpeklerin Yatkın Olduğu Sağlık Sorunları Lhasa Apso'lar, bazı genetik yatkınlıklar nedeniyle belirli sağlık sorunlarına eğilimli olabilir. Bu potansiyel sağlık sorunları arasında şunlar bulunabilir: Göz Sorunları: Lhasa Apso'lar genellikle göz sorunlarına yatkındır. Göz enfeksiyonları, katarakt ve diğer göz rahatsızlıkları bu ırkta görülebilecek problemler arasında yer alabilir. Kalça Displazisi: Bazı Lhasa Apso'lar kalça displazisi gibi ortopedik sorunlara yatkın olabilir. Bu durum, kalça eklemi gelişiminde sorunlar içerir ve köpeğin hareket kabiliyetini etkileyebilir. Kulak Enfeksiyonları: Uzun kulak tüyleri, Lhasa Apso'ların kulaklarında nem birikimine neden olabilir, bu da kulak enfeksiyonlarına yol açabilir. Kulak hijyenine dikkat edilmesi önemlidir. Dental Sorunlar: Küçük ırklar genellikle diş sağlığı sorunlarına yatkın olabilir, bu nedenle düzenli diş bakımına özen gösterilmelidir. Solunum Problemleri: Yüz yapısı nedeniyle bazı küçük ırklar solunum problemleri yaşayabilir. Bu durumda veterinerin önerileri takip edilmelidir. Lhasa Apso cinsi köpeklerin sağlığını korumak için düzenli veteriner kontrolleri, sağlıklı bir beslenme programı, uygun egzersiz ve genel bakım önemlidir. Bakımı için profesyonel desteğe ihtiyacınız olduğunda Pet Kuaför hizmetlerinden yararlanabilirsiniz. Yılda bir kez yapılacak check-up olası sağlık sorunlarının erken teşhisine olanak tanır. Erken teşhis ve tedavi, potansiyel sağlık sorunlarının etkilerini azaltmaya yardımcı olabilir. --- ## Mastiff Irkı Köpek Türleri ve Özellikleri > URL: https://vetart.com.tr/mastiff/ Mastiff, büyük ve güçlü bir köpek ırkıdır. Genellikle büyük vücut yapısı, geniş başı ve kısa tüyleri ile tanınır. Mastifler, köpekler arasında en büyük cinslerden biridir. Bu ırk genellikle güçlü, cesur ve sadık olmalarıyla bilinir. İşte mastiff köpek ırkı hakkında bazı temel bilgiler: Mastifler, tarih boyunca çeşitli bölgelerde kullanılmış olan antik bir köpek ırkıdır. Genellikle muhafız köpeği olarak görev yapmışlardır. Mastiff Köpeklerin Genel Fiziksel Özellikleri Mastifler genellikle iri ve kaslıdır. Başları geniştir ve kısa bir burunları vardır. Göğüsleri derin ve geniştir. Kulakları düşük, büyük ve üçgen şeklindedir. Kuyrukları genellikle yüksektir ve vücutlarına kıvrıktır. Tüyleri kısa ve düz olabilir. Mastiflerin tüy renkleri çeşitli olabilir. Farklı renk kombinasyonları arasında alaca, kahverengi, fawn ve brindle bulunabilir. Büyük cins köpeklerdendir. Erkekler genellikle dişilerden daha büyük olabilir. Omuz yükseklikleri genellikle 70 ile 76 cm arasında değişebilir. Mastiff Köpeklerin Genel Karakter Özellikleri Mastifler genellikle sakin, güvenilir ve çocuklarla iyi anlaşan köpekler olarak bilinir. Ancak, iyi bir sosyalizasyon ve eğitim gerektirirler. Ayrıca, bu köpekler genellikle ailelerine karşı sadık ve korumacı olabilirler. Mastiff Köpeklerin Bakımı ve Olası Sağlık Sorunları Mastifler kısa tüylü olduklarından bakımları genellikle kolaydır. Ancak, büyük ırklar olduklarından, düzenli egzersiz ve iyi bir beslenme programı önemlidir. Düzenli bakımları için Pet Kuaför hizmetinden faydalanabilirsiniz. ayrıca büyük ırk olması sebebi ile veteriner kliniğine getirmekte sorun yaşıyorsanız Evde Veterinerlik Hizmeti, Bakım ve Pet Taxi için randevu oluşturabilir, bu hizmetlerimizden de faydalanabilirsiniz. Yatkın oldukları bazı sağlık sorunları vardır. Mastifler, büyük köpeklerin genellikle karşılaştığı bazı sağlık sorunlarına yatkındır. Kalça displazisi, büyüme oranlarından kaynaklanan iskelet sorunları ve mide torsiyonu, solunum yolu rahatsızlıkları gibi sağlık sorunlarına dikkat edilmelidir. En Bilinen Mastiff Köpek Türleri Presa Canario (Kanarya Mastiff) Mastiff, genel olarak büyük, güçlü ve koruyucu köpeklerin bir grup cinsini ifade eder. Mastiff türleri arasında farklı alt türler ve farklı ülkelerde geliştirilmiş çeşitli cinsler bulunmaktadır. En bilinen türler ise şöyle; İngiliz Mastiff (English Mastiff): Genellikle "Mastiff" ifadesi kullanıldığında akla gelen cinstir. İngiliz Mastiff, büyük boyutları, güçlü yapısı ve sakin kişiliği ile bilinir. Mizaçları genellikle sakin, güvenilir ve çocuklarla iyi anlaşan köpeklerdir. Genellikle mizahi bir yanları vardır ve aileleriyle iyi vakit geçirmeyi severler. Ailelerine karşı güçlü bir bağ geliştirirler ve onları koruma içgüdüsüyle tanınırlar. Presa Canario (Kanarya Mastiff): Kanarya Adaları kökenli olan bu cins, özellikle sığır çobanlığı ve koruma görevleri için yetiştirilmiştir. Güçlü, cesur ve bağımsız bir cins olarak bilinir. Bullmastiff: İngiliz Mastiff ile İngiliz Bulldog arasında bir melezdir. Bullmastiff, koruma görevleri için özellikle yetiştirilmiştir. Güçlü, cesur ve sadık bir cins olarak bilinir. Tibetan Mastiff: Aslında Doğu Asya kökenli olan bu cins, genellikle Tibet'ten gelir. Büyük, yün gibi tüyleri ve güçlü koruma içgüdüsü ile tanınır. Dağlık bölgelerde çobanlık yapma geçmişine sahiptir. Anadolu Çoban Köpeği (Kangal): Türk kökenli olan bu cins, genellikle çobanlık ve sürü koruma görevleri için kullanılır. Büyük, güçlü ve cesur bir cinstir. Boerboel: Güney Afrika kökenli olan Boerboel, koruma köpeği olarak yetiştirilmiştir. Büyük, kaslı ve cesur bir cins olarak bilinir. Aileleri için çok koruyucu olabilirler. Napoli Mastifi (Neapolitan Mastiff): İtalya kökenli olan bu cins, kırışık bir cilt yapısı ve büyük başı ile tanınır. Koruma köpeği olarak kullanılmışlardır ve sadık, cesur bir cins olarak bilinirler. Her bir Mastiff türü, kendi özellikleri, ihtiyaçları ve mizacıyla birbirinden farklıdır. Bu köpekler genellikle büyük boyutları ve koruyucu doğalarıyla dikkat çekerler. Potansiyel sahipler, seçtikleri cinsin özellikleri hakkında iyi bir araştırma yapmalı ve uygun bakım ve eğitim sağlamalıdır. Veteriner kontrolleri aksatılmamalı ve sahiplenilen cinse göre takibi yapılmalıdır. Yılda en az bir kez yaptıracağınız check-up ile olası rahatsızlıkların önüne geçebilirsiniz. --- ## Shih Tzu Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/shih-tzu/ Tarihi 1600’lü yıllarda uzanan Shih Tzu, Çin saraylarında üretilen bir türdür. Hareketli ve girişken yapısıyla iyi bir oyuncu ve dosttur. Ortalama 12-14 yıl yaşayan bu cins köpekler gerçek bir yoldaştır. Yabancılara ve diğer hayvanlara bile dostça davranır. Shih Tzu Fiziksel Özellikleri Shih Tzu, küçük boyutlu, sevimli ve tüyleri uzun bir köpek ırkıdır.  Küçük ve kompakt bir yapıya sahiptir. Boyları genellikle 20 cm ila 28 cm arasında omuz yüksekliğine sahiptir. Yetişkin bir Shih Tzu'nun ağırlığı genellikle 4.5 kg ile 8 kg arasında değişir. Tüy Yapısı farklıdır. Tüyleri uzun, yoğun ve düz veya hafif dalgalı olabilir. Bu tüyler genellikle çeşitli renklerde olabilir. Tüylerinin uzun olması özenli bakım gerektirir. Gözleri genellikle koyu renkli olmakla birlikte iri ve yuvarlaktır. Geniş ve sarkık kulakları ise genellikle tüyleri tarafından gizlenir. Shih Tzu Karakter Özellikleri Shih Tzu köpekleri genellikle sevgi dolu, arkadaş canlısı ve insanlarla iyi anlaşan köpeklerdir. Sahiplerine karşı oldukça sadık ve bağlı olabilirler. Enerjik olmalarına rağmen, genellikle yüksek enerjili değillerdir. Ancak, günlük kısa yürüyüşler ve oyunlar onları tatmin eder. Çocuklar başta olmak üzere insanlarla ve diğer hayvanlarla iyi anlaşırlar. Shih Tzu Köpeklerin Bakımı Nasıl Olmalı? Tüy bakımı önemlidir. Shih Tzu'nun uzun tüyleri düzenli bakım gerektirir. Günlük taramalar ve periyodik olarak profesyonel tımar işlemleri yapılması önerilir. Düzenli yürüyüş ve egzersiz yaptırmalısınız. Orta seviyede enerjik olmalarına rağmen, Shih Tzu köpekler günlük kısa yürüyüşler ve düzenli egzersizle sağlıklı kalabilirler. Shih Tzu ırkı, genellikle göz akıntılarına yatkındır. Gözleri düzenli olarak temizlemek ve kırpılmış tüyleri kontrol etmek önemlidir. Bununla birlikte burun yapısı sebebiyle solunum ile ilgili problem yaşayabilirler. Bu sebeple onları gözlemleyiniz ve bir sorun olduğunu hissettiğinizde muayene ettirmelisiniz. Shih Tzu Köpeklerin Yatkın Olduğu Hastalıklar nelerdir? Shih Tzu'lar, diğer bazı küçük ırklar gibi bazı genetik sağlık sorunlarına yatkın olabilir. Bu sorunlar arasında göz sorunları, diş sorunları ve burun yapısı sebebiyle solunum problemleri olabilir. Düzenli veteriner kontrolleri ve sağlıklı bir yaşam tarzı, bu sorunların önlenmesine yardımcı olabilir. Solunum yolu hastalıklarına yatkın diğer köpek ırklarını buradan inceleyebilirsiniz. Sevgi dolu bir evcil hayvan olarak bilinir. Ancak, uzun tüyleri nedeniyle düzenli bakım ve dikkat gerektirir. Ayrıca, sağlıklarını korumak için düzenli veteriner kontrolleri ve sağlıklı bir yaşam tarzı önemlidir. Evde Veterinerlik Hizmeti, Bakım ve Pet Taksi için randevu oluşturabilir, bu hizmetlerimizden faydalanabilirsiniz. --- ## Kedi ve Köpeklerde Pnömoni (Akciğer Enfeksiyonu) > URL: https://vetart.com.tr/pnomoni/ Pnömoni, insanlarda görüldüğü gibi kedi ve köpeklerde de görülen bir solunum yolu hastalığıdır. Erken teşhis ile tedavi edilebilen bu hastalığın sebeplerinden ve tedavisinden bahsedeceğiz. Kedi ve Köpeklerde Pnömoni nedir? Pnömoni, genellikle bakteri, virüs ya da mantarların neden olduğu, akciğerleri etkileyen bir enfeksiyondur. Kedi ve köpeklerde de insanlarda olduğu gibi görülebilir. Pnömoni, akciğerlerin hava keselerini (alveoller) ve bronşları etkileyebilir. Hayvanlarda bu durum öksürük, zorlu solunum, halsizlik, iştah kaybı, ateş gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Veteriner hekim, kediniz veya köpeğinizin belirtilerine ve durumuna göre uygun tedaviyi belirlemek için genellikle bir fiziksel muayene yaparlar.  Tedavi, genellikle antibiyotikler, destekleyici tedaviler ve dinlenme gibi yöntemlerle enfeksiyonun kontrol altına alınmasını ve iyileşmeyi amaçlar. Tedaviye mümkün olan en kısa sürede başlamak, evcil hayvanınızın daha hızlı iyileşmesine yardımcı olabilir. Pnömoni Sebepleri ve Belirtileri Nelerdir? Kedi ve Köpeklerde pnömoni, genellikle enfeksiyonlar nedeniyle ortaya çıkar. Bu enfeksiyonlar bakteriler, virüsler, mantarlar veya parazitler tarafından tetiklenebilir. Bununla birlikte, pnömoni aynı zamanda hayvanın akciğerlerine yabancı maddelerin (örneğin, yiyecek, sıvı veya kimyasallar) inhalasyonu sonucu da oluşabilir. Hayvanlarda akciğer enfeksiyonu neden olur? Pnömoni belirtileri arasında şunlar bulunabilir: Öksürük (bazen balgamla birlikte) Zorlu solunum Nefes darlığı Halsizlik ve yorgunluk İştah kaybı Ateş Solunum sırasında ses değişiklikleri (hırıltı veya solunumun daha gürültülü olması) Evcil hayvanınızda bu belirtilerden herhangi birini fark ederseniz, veterinere danışmak önemlidir. Veteriner, köpeğinizi muayene ederek ve gerekirse röntgen veya kan testleri gibi tetkikler yaparak pnömoni teşhisi koyabilir. Pnömoni Tedavisi Antibiyotikler: Pnömoni genellikle enfeksiyon kaynaklı olduğundan, uygun antibiyotikler enfeksiyonun kontrol altına alınmasına yardımcı olabilir. Destekleyici tedaviler: Köpeğinizin sıvı ve besin alımını desteklemek için sıvı tedavisi veya besleyici destekler gerekebilir. Ayrıca, solunumun rahatlatılması için oksijen terapisi de uygulanabilir. Dinlenme ve bakım: Köpeğinize tam bir dinlenme sağlamak, iyileşme sürecini destekler. Sıcak ve rahat bir ortamda tutmak, iyileşme sürecini hızlandırabilir. Tedavi süreci, evcil hayvanınızın sağlık durumuna, enfeksiyonun ciddiyetine ve nedenine bağlı olarak değişebilir. Veteriner hekiminizin önerilerini takip etmek ve tedaviyi tamamlamak önemlidir. Gerekirse birkaç gün veteriner kliniğinde misafir edilebilir. Ayrıca, düzenli veteriner kontrolleriyle köpeğinizin sağlığını takip etmek ve potansiyel sağlık sorunlarını erken yakalamak da önemlidir. Erken teşhis için ise ev ortamında gözlemlemek ve yılda birkez genel check-up yaptırmak faydalı olacaktır. Evcil hayvanınızı çeşitli sebeplerle (veteriner kliniğine mesafe, evcil hayvanınızın büyük ırklardan olması veya çok yaşlı olması vb.) kliniğe getiremiyorsanız önceden randevu alarak Pet taksi hizmetimizden veya evde bakım hizmetimizden faydalanabilirsiniz. --- ## Vet.Tek. Umut Yeşilalioğlu > URL: https://vetart.com.tr/vet-tek-umut-yesilalioglu/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5056" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]-[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## British Shorthair Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/british-shorthair/ British Shorthair, İngiltere grubundan bir İngiliz kedisidir. 19. yüzyılda kedi gösterilerinde tanınmaya başlanmıştır. İngiltere’ye 1. yüzyılda Mısırdan, Romalılar tarafından getirildiği düşünülmekte. British Shorthair, Alice harikalar diyarında ki kitapta Cheshire isimli karakterin kedisidir. British Shorthair Fiziksel Özellikleri British Shorthair kedileri, genellikle sağlam yapılı, kuvvetli ve kısa tüylü kedilerdir. Koyu gri tüyleri ve bakır rengi, kehribar gözleri ile karşılaşılan herkesi etkileyen bir kedidir. Kedinin belirgin özellikleri arasında yüz hatlarının mutlu ve gülümser olması, kulaklarının kısa olması, kafaları yuvarlağımsı bir görüntüde, burnu yayvan ve gözleri iri gözükür. Tüylerinin peluşu andırması da bilinen bir özelliğidir. British Shorthair sağlıklı doğum yapabilme özelliğine sahiptir ve tek seferde 4-5 yavru yapabilir. Yeni doğan yavrular annelerine bağımlıdır ve belirli bir yaşa kadar annesinden yavru ayrılmamalıdır. British Shorthair Karakter Özellikleri British Shorthair kedileri genellikle sakin, dost canlısı ve sevecen karakterdedirler. Enerjileri orta düzeydedir ve genellikle ev içinde rahatça adapte olabilirler. Ancak, her kedi bireyseldir ve bu genel özellikler bireysel farklılıklara bağlı olarak değişebilir. British Shorthair kedileri genellikle sakin ve uyumlu bir karaktere sahiptirler. Yüksek enerjili değillerdir ve genellikle ev içinde rahatça adapte olabilirler. Bu kediler genellikle insanlarla iyi geçinirler. Dost canlısı ve sevecen bir yapıları vardır. Aynı zamanda diğer evcil hayvanlarla da iyi geçinebilirler. Her ne kadar sakin olsalar da, oyuncu ve meraklı olabilirler. Oyuncağınızla oynamaktan keyif alabilirler ve çevrelerinde olup bitenlere meraklı bir şekilde yaklaşabilirler. British Shorthair kedileri genellikle bağımsızlık duygusuna sahiptirler. Ancak bu, sahibiyle zaman geçirmeye veya sevgi göstermeye isteksiz oldukları anlamına gelmez. Genellikle yumuşak sesli ve düşük bir miyav sesine sahiptirler. Bu, ses düzeylerinin düşük olması anlamına gelir ve çoğu zaman insanları rahatsız etmez. British Shorthair Bakımı British Shorthair kedisi 15-20 yıl arası yaşayabilmektedirler. Yetişkinleri 5-10 kilo arasında olabilmektedir. Obeziteye yatkın bir ırk olduğu için 10 kilo ve üzeri gelmesi halinde diyete sokulmalıdır. Tüyleri çok sık ve kısa olduğu için düğüm düğüm kesinlikle olmaz. Tüyleri her renkte olabilir; lavanta, mavi ve beyaz renkteki türleri de çok popülerdir. Kulakları, kafası ile oldukça uyumludur. Gözleri bakır ve altın renginde olur. Tombul yanakları vardır ama fiziksel olarak çok kaslıdır. Patileri yuvarlaktır. Kedinin arkası düzdür. Çenesi ve burnu iyi gelişmiştir. Kuyruğu da peluş oyuncak gibidir. Tüyleri sık ve kısadır. Titiz bir kedi türüdür, haftada bir kere fırçalamak yeterlidir. Tüylerinin her gün taranması kediyi mutlu eder. Sevilmekten fazla hoşlanmazlar, insan vücudu yerine etrafta uyumayı severler. Oyun oynamak istedikleri zaman kedinin sahibi etrafında sık sık dolanmaya başlar. Sıcak havayı pek sevmezler, sıcağa tahammül edemezler. British Shorthair sessiz olması en bilinen özellikleridir. Genellikle hiç sesi çıkmaz. Saldırgan değillerdir, insanlara karşı tırmalama gibi durumlarla nadir karşılaşılır. Küçük çocuklarla araları çok iyidir ama yabancılar ve kalabalıktan pek hoşlanmazlar. Ev kedisidir, sokağa çıkmaktan hoşlanmazlar. Kedi zaman zaman depresyona girebilir. British Shorthair kedisinin yatkın olduğu hastalıklar Hipertrofik Kardiyomiyopati : Bu hastalık genellikle British Shorthair ırkına gözükür. Hipertrofik Kardiyomiyopati hastalarının kalbin kan pompalama gücü daha zayıftır. Aynı zamanda Hipertrofik Kardiyomiyopati hastalığı olan kedilerde konjestif kalp yetmezliği de görülebilir. Polikistik böbrek hastalığı: Bu hastalık British Shorthair ırkında ve İran kedilerinde sık görülen bir hastalıktır. Üriner sistem hastalığı, British Shorthair ırkı kedilerin en sık ölüm yaşadığı hastalıktır. Metafizal osteopati, bu hastalığa kapılan kedi normal yürüyemez ve yürüdükleri zaman kedi acı ile miyavlar. Retinal atrofi ve dejeneratif retina hastalığına sahip olanlarda ise görme sorunu yaşanır. Katarakt hastalığı sık sık görülür. Anemi: Eritrosit Pirüvat Kinaz eksikliği British Shorthair kedilerinde görülen bir tür anemidir ve belirtileri ise zayıflık, kilo kaybı, karın bölgesinde şişlik ve ishaldir. Kedilerde görülen hastalıkların bazıları kalıtsal bazıları ise sonradan meydana gelen hastalıklardır. Erken teşhis ve önlem için kedinizin yılda en az 1 kez genel check-up ile kontrol edilmesini önermekteyiz. Kedinizin yaşı ilerledikçe veteriner hekiminizin önerisi ile bu kontrolleri daha da arttırabilirsiniz. Yukarıda bahsettiğimiz hastalıklardan herhangi birinin belirtisi olduğunu düşünüyorsanız vakit kaybetmeden veteriner hekiminize başvurmalısınız. --- ## Kedi Aknesi Sebepleri ve Tedavisi > URL: https://vetart.com.tr/kedi-aknesi/ Kedi aknesi, kedilerde yaygın görülen bir durumdur. Akneler sadece insanlarda değil aynı zamanda kedi ve köpeklerde de görülebilmektedir. Akne, kısaca yağ ve kir birikmesi sonucu oluşan siyah noktalara denilir. Birçok sebebi olmakla birlikte birçok tedavisi de bulunmaktadır. Kedi aknesi, pire yumurtaları ile sıklıkla karıştırılır bu ikisi arasındaki farkı anlamak için ıslak pamukla siyah nokta oluşan noktayı temizlemeye başlayın eğer temizlediğiniz yerlerde kırmızı ve pembelik oluşuyorsa bu akne değil pire yumurtalarıdır. Akneler ise silindiklerinde temizlenir ve ortadan yok olur lakin sadece görünen kısmı yok olduğu için tekrardan ortaya çıkacaktır. Sıkma gibi yöntemleri kullanmanızı tavsiye etmiyoruz kedilerin ciltleri insanlara göre daha hassas olduğu için canını yakabilir hatta derisine zarar verebilirsiniz. Kedi aknesinin sebepleri Aknelerin oluşma sebepleri kediden kediye ve ortamdan ortama değişiklik gösterebilen bir durumdur bu oluşma sebebini anlamak için kedinin yaşam ortamını iyi bilmelisiniz. Aynı zamanda kedinizin sağlıklı şekilde beslendiğini ve doğru mamaların kullanıldığından emin olmalısınız. Doğru beslenme için veteriner hekiminize danışabilirsiniz. Bağışıklık sistemindeki zayıflıklar akne oluşumuna sebebiyet verebilir. Yoğun stres yada huzursuzluk akneler oluşturabilir. Sürekli mama değişikliği ve yanlış mama kullanımı. Kirli ortamda yaşama, temizlenmeyen yuva. Mama koyduğunuz kabın düzenli şekilde oluşmaması ve mikroplara açık hale gelmesi. Hormonal bozukluklar. Ergenlik ve gençlik çağında olan kedinizin istekleri tam karşılayamama. Alerjik durumlarda söz konusu olabilir. Kedi aknesinin belirtileri Öncelikle kedilerde genellikle akneler çene altında çıkmaktadır. Çene altında çıkma sebebi ise yağ bezelerinin en çok orada birikerek kir oluşturmasıdır. Akne için çok fazla belirti söz konusu değildir genellikle çene altında ki siyah noktalar akneye işarettir. Çene altında siyah siyah küçük noktalar görünmesi Kedinin sürekli olarak çenesini kaşıması Çene altının kızarması Çene altında çeşitli alerjik durumların oluşması. Kedilerde akne tedavisi Kedilerde akne gelişmesi ve ritmik şekilde oluşması kesin tedavi gerektiren bir durum değildir. Bu doğasında vardır ve ne kadar önlem alırsanız alın yine de karşınıza çıkabilir. Tıpkı insanlarda ki gibi çeşitli sosyal ve fizyolojik etkenler akne oluşumuna sebebiyet verebilir. Tedavi için evde kendi yöntemlerinizi kullanabilirsiniz eğer akneler çok büyük şekilde yayılmışsa ve tüm çeneyi kaplıyorsa mutlaka uzman veteriner hekim tarafından tedavi edilmelidir. Evde tedavi: Şiddetli ve yoğun geçen akneler için yapılan tedavi yöntemlerinden bir tanesi; ½ yemek kaşığı Epsum tuzu ile 25-30 ml sıcak su karıştırılır ve ortaya çıkan sıvı temiz  bir bez ile akne olan yerlere çok hafif baskı yapılarak 5-10 dakika kadar durdurulur. Bezi çene altında çok fazla gezdirmeniz ve baskı uygulamanız cilt bozukluklarına sebep olabilir. Böyle bir yöntem uygulayacaksanız bile öncelikle veteriner kliniğinize danışmanızda fayda var. Krem ile tedavi: Krem ve ilaçla tedavi içinse veteriner hekiminizin önereceği ilaç ve kremler kullanılarak tedavi edilir. Bu tarz kremler birçok veteriner kliniğinde bulunabilir. --- ## Kedilerde Pyometra > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-pyometra/ Pyometra, dişi kedilerde (ve dişi köpeklerde) rahim iltihaplanması olarak bilinen ciddi bir rahatsızlıktır. "Pyometra" terimi Yunanca "pyo" (iltihap) ve "metra" (rahim) kelimelerinden türetilmiştir. Bu durum, rahim iç yüzeyinin iltihaplanması ve irin birikmesi sonucu oluşur. Pyometra Nedir? Rahimde enfekte bir içeriğin toplanması ile seyreden hastalık pyometra olarak tanımlanıyor. Pyometra tipik (açık) ve atipik (kapalı) olmak üzere iki şekilde karakterize ediliyor. Tipik pyometra vakalarında duvarı çok kalınlaşarak, iltihapla ya da kanlı irinle dolan rahimde boğum boğum yapılar oluşuyor. Atipik pyometrada ise rahim duvarı oldukça incelirken, rahim boşluğu düzgün bir biçimde genişliyor. Bazı vakalarda pyometra rahim içindeki tek kornuda (boynuz) gelişebiliyor. Rahimde biriken iltihaplı içerik bazen karın boşluğuna aktıktan sonra  şiddetli bir ağrıya yol açarak, hayatı tehdit eden boyutlara ulaşabiliyor. Pyometra gelişirken, aynı anda yumurtalıklarda corpus luteum, polikist ovarium gibi hücreler de gelişiyor. Bu hücreler, aşırı şekilde çoğalarak habis kistlere dönüşme riski taşıyor. Kedilerde Pyometra Nedenleri Kedilerde pyometra genellikle hormonal denge bozukluğundan dolayı savunma mekanizmasının bozulması ya da farklı sebeplerle bakterilerin rahime geçerek orada lokal bir enfeksiyonu başlatması ile oluşuyor. Yaşlılık, kızgınlık döngüsü, kızgınlık döngüsüne geçişin uzaması, gizli kızgınlık, hamileliği engellemek üzere yapılan östrojen uygulamaları, zor doğum ve bu zor duruma hijyenik olmayan müdahaleler, rahim anatomisi ve doğumdan sonra yavru zarlarının atılamaması, üriner sistem enfeksiyonları pyometranın oluşumuna katkıda bulunan faktörler arasında yer alıyor. Pyometra, yavrulamış kedilerde de görülebilirken, hiç yavrulamamış, hayali gebelik yaşamış ya da son birkaç yılında gebe kalmayan kedilerde daha çok gözleniyor. Rahimde toplanan kanlı ve irinli içerik belli bir sınırı aştığında, bakteriyel toksinler dolaşıma geçerek, hastada toksemi belirtilerini görünür kılıyor. Kedilerde Pyometra Belirtileri Yaşlı ve kısırlık tedavisi görmemiş kediler, bu hastalığın genel adaylarını oluşturuyor. Çoğunlukla bir iki ay önce kızgınlık dönemine giren hasta, başlangıç safhasında yüksek ateş yaşıyor. Zaman ilerledikçe ısı normale dönerek, hareketlilikte azalma, çevreye karşı ilgisizlik, iştahsızlık, kusma, fazla su içme, sık idrar yapma, karında büyüme gözlemleniyor. Sıklıkla rastlanan tipik pyometra hastalığında rahim boynu açık olduğu için rahimdeki enfekte içerik dışarı doğru akmaya başlıyor. Rahim boynunun kapalı olduğu durumlarda vajinal akıntı olmadığı için, dış klinik belirtilerek bakarak teşhiste bulunmak da pek mümkün olmuyor.  Kapalı pyometra yaşayan hastalarda toksik içerik dışarı atılamadığı için, hastalık daha şiddetli seyredebiliyor. Kedilerde Pyometra Tedavisi Rahim içinde biriken içerik oluşumunu durdurmak, enfekte içeriği boşaltmak ve etkilenen diğer vücut fonksiyonlarını normale döndürmek tedavinin amacını oluşturuyor. İstatistik değerlere bakıldığında açık pyometrada ilaçla tedavide başarı oranı %75 iken, kapalı pyometrada %25’tir. İyileşmeden sonraki kızgınlık döneminde ise hastalığın nüksetme ihtimali %75 gibi dikkat çekici bir tablo oluşturuyor. Bu durumda en tatmin edici tedavi, ovariohisterektomi yapılarak, rahim ve yumurtalıkların alınmasıyla gerçekleşiyor. Rahim içindeki toksik içerik kanda görülmeye başladıysa cerrahi müdahalenin hiç geciktirilmeden yapılması gerekiyor. Pyometra, hızlı müdahale gerektiren bir durumdur. Tedavi genellikle cerrahi müdahale ile rahmin alınmasını gerektirir. Bu işlem, aynı zamanda enfekte bölgenin temizlenmesini içerir. Erken teşhis ve tedavi, evcil hayvanınızın sağlığını korumak için hayati öneme sahiptir. Evcil hayvanınızın sağlığını gözlemlemeli ve herhangi bir belirti görürseniz, vakit kaybetmeden veteriner hekiminizle iletişime geçmelisiniz. Yılda birkez yaptıracağınız genel check-up ile bu ve benzeri olası rahatsızlıkların önüne geçme şansınız daha yüksektir. Vetart Üsküdar Veteriner Polikliniği --- ## Kedi Sahiplenmek ve Evinizi Kediye Hazırlamak > URL: https://vetart.com.tr/kedi-sahiplenmek-ve-evinizi-kediye-hazirlamak/ Kedi veya başka bir evcil hayvan sahiplenmek oldukça ciddi bir karardır. Uzun yıllar boyunca evinizi paylaşacaksınız, evinizin bir bireyi olacak. Bu sebeple bu kararı verirken oldukça iyi düşünmeli ve o gelmeden hazırlıklarınızı tamamlamalısınız. Kediniz Gelmeden Önce Evdeki Hazırlıklar Kedinizi evinize getirmeden önce, kedi sahiplenme süreci hakkında bilgi edinmek ve kedinizin bakımı hakkında daha fazla bilgi sahibi olmak önemlidir. Kedinizin ırk ve cins özelliklerini araştırmalı ve özel gereksinimleri var mı öğrenmelisiniz. Kedinizin bireysel ihtiyaçlarını anlamak ve ona uygun bir yaşam alanı sunmak için çaba göstermek, mutlu ve sağlıklı bir ev arkadaşı edinmenize yardımcı olacaktır. Evinizi bir kediye hazırlamak için birkaç madde ile küçük bir liste hazırladık. Faydalı olması dileğiyle; Kedi Sahiplenmek için Gerekli Malzemeleri Hazırlayın Mama ve su kapları Uygun mama seçimi Kedi kumu ve kum kabı Kedi oyuncakları Tırmalama tahtası veya sütunu Yatak veya battaniye Kedi tarağı veya fırçası Evinizde Güvenli Ortam Oluşturun Keskin veya tehlikeli nesneleri kaldırın. Zehirli bitkileri evden uzak tutun. Elektrik kablolarını kedinin ulaşamayacağı şekilde düzenleyin. Kediye Özel Bir Alan Hazırlayın Kedinin kendisini güvende hissedeceği bir alan belirleyin. Bu alanda kedi yatağı veya battaniyesi olabilir. Mama ve Su İstasyonu Oluşturun Kedinizin mama ve su ihtiyacını karşılayabileceği bir alan oluşturun. Mama ve su kaplarını düzenli olarak temizleyin ve taze içeriklerle doldurun. Yerini değiştirmeyin. Kedi Kumu Alanı Hazırlayın Kedi kumunu, sessiz ve rahat bir alanda konumlandırın.  Kumu düzenli olarak temizleyin ve değiştirin. Oyun ve Egzersiz İçin Olanaklar Sağlayın Kediyi eğlendirecek çeşitli oyuncaklar temin edin. Kedi için tırmalama tahtası veya sütunu bulundurun. Kedinizle düzenli olarak oynayarak ve etkileşimde bulunarak onun zihinsel ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılayın. Veteriner Kontrollerini Aksatmayın Kedinizin ırk ve cins özelliklerini, yaşını öğrenmeli ve ilk iş olarak veteriner muayenesini yaptırmalısınız. Kedinizi düzenli veteriner kontrollerine götürün. Aşılarını ve sağlık kontrollerini düzenli olarak yaptırın. Kedi checkup hizmeti alabilir ve varsa görünmeyen sağlık problemlerini tespit edebilirsiniz. Kedinin Güvenliğini Sağlayın Kedinizin dışarı çıkmasını istemiyorsanız veya yüksek katlı bir binada oturuyorsanız pencereleri ve balkon kapılarını güvenli hale getirin. Kapıları dikkatli bir şekilde kapatın, böylece kediniz kaçamaz. Sabır Gösterin Kediniz evinize alışana kadar biraz zaman geçebilir. Ona zaman tanıyarak, sakin ve sevgi dolu bir şekilde yaklaşın. --- ## Kedilerde Fip > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-fip/ FIP (Feline Infectious Peritonitis), kedi coronavirüslerinin (solunum yoluyla bulaşan) öldürücü ve mutant bir formu tarafından oluşturulan, bağışıklık sistemine yönelik bir hastalık olarak tanımlanıyor. Kedilerde Fip Enfeksiyonu Nedir? Genç kedilerdeki ölüm nedenlerinin en başında yer alan Fip, tanı açısından da zor bir hastalık olarak biliniyor. Fip vürüsünün mutantı olduğu coronavirüsler, genellikle hastalığa neden olmuyor ya da bazı olgularda sadece hafif ishale yol açabiliyor. Fip, efüsiv ve non-efüsiv olarak iki farklı formda seyrediyor. Efüsiv form, karın zarının enfekte olmasıyla ya da akciğer zarı iltihabıyla tanımlanıyor. Non-efüsiv ya da kuru form ise, lenf nodülleri, böbrekler, gözler ve merkezi sinir sistemi gibi organların bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden oluyor. FIP, bağışıklık sistemiyle ilgili ciddi sorunlara neden olan ve çeşitli organ sistemlerini etkileyebilen bir hastalıktır. FIP, iki temel formda görülür: Islak Form (Efüsiv Form): Bu formda, vücut boşluklarında (karın boşluğu, göğüs boşluğu) sıvı birikimi oluşur. Kedinin karın veya göğüs bölgesi şişer ve sıvı birikimi nedeniyle nefes darlığı gibi semptomlar görülebilir. Kuru Form (Non-efüsiv Form): Bu formda, vücudun çeşitli organlarında granülomatöz lezyonlar oluşur. Bu lezyonlar, karaciğer, böbrekler, bağırsaklar, gözler gibi farklı organlarda görülebilir ve organların işlevselliğini bozabilir. Kedilerde Fip Nedenleri FIP enfeksiyonunun kedilerdeki oluşumunu hangi faktörlerin tetiklediği henüz bilinmiyor. Bir teoriye göre çoğu kedi hastalığa neden olma yeteneği çok düşük kökenli virüslerle enfekte oluyor. Fakat bu virüs çoğaldıkça oluşan mutasyonlar, virüsün daha tehlikeli bir hale gelmesine yol açıyor. Bir kedinin bireysel olarak Fip enfeksiyonuna vereceği yanıt bağışıklık sistemi ve maruz kaldığı virüs türü tarafından belirleniyor. Çok genç ya da çok yaşlı kediler, immün sistemi zayıf düşüren hastalıklar yaşayan ya da stres altında olan kediler ve genetik faktörler, diğerler kedilere oranla hastalığa yakalanma olasılığını destekliyor. Đran, Birman, Burmese ve Bengal kedileri gibi bazı ırklar ve bazı aileler FIP’e diğerlerinden daha kolay yakalanıyor. Kedilerde Fip Belirtileri Kedi coronavirüsleri (FCoV) ile enfekte kediler tamamen sağlıklı kalabildiği gibi, FCoV bulaşan on kediden birinde Fip enfeksiyonunun geliştiği bildiriliyor. Fip’in klinik bulguları, kedinin bağışıklık sisteminin durumu ve enfeksiyona daha önce maruz kalıp kalmadığı ile ilişkili olarak değişiyor. Hastalık belirtilerinin ortaya çıkması aylar hatta yıllar alabiliyor. Özellikle kuru FIP enfeksiyonlarında belirtilerin ortaya çıkma süresinin çok daha uzun bir süreyi gerektirdiği bildiriliyor. Fip enfeksiyonu belirtileri arasında kilo kaybı, iştahsızlık, ateş, antibiyotiklere yanıt alınamaması, göz iç boşluğunda kanama gibi klinik bulgular bulunuyor.  Hem efüsiv hem de nonefüsiv formda kan değerleri belirgin şekilde değişirken, şiddetli anemiye rastlanıyor. Hücresel ve total protein düzeyi yükseliyor. Kolonik duvarda kalınlaşma, böbrek, karaciğer ve akciğerde lezyonlar, bağırsaklarda nodüllere rastlanıyor. Biyopsi ile alınacak parçanın patolojide incelenmesi hastalıkla ilgili daha net sonuçlara ulaştırabiliyor. Kedilerde Fip Tedavisi Olası tanı, klinik bulgular ve bazı kan parametrelerindeki karakteristik değişiklikler sonucunda koyuluyor. Tek bir testle yola çıkarak tanıyı kesinleştirmek mümkün olmuyor. Klinik bulgular, laboratuar bulguları ve antikorların durumunun bir arada değerlendirilmesi gerekiyor. Kesin tedavisi olmamakla birlikte en etkin tedavi kedilere özgü interferon omega uygulamasıyla gerçekleştiriliyor. Mevcut olan tek aşının etkinliği tartışılmakta ve diğer aşılar gibi %100 etkili olduğu söylenememektedir. 12-24 haftalık kedi yavruları üzerinde yapılan bir incelemede, diğer kedilerle birlikte tutulan yavrularda hastalığın görülme oranının %52, annesiyle bırakılan ve diğer kedilerden ayrılanlarda ise %30 olarak gerçekleştiği kaydedilmiştir. İstanbul veteriner kliniği VetArt her zaman can dostlarınızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. VetArt Veteriner Kliniği Fıstıkağacı - Üsküdar'da yer alır ancak Acıbadem, Koşuyolu, Ataşehir ve  Kadıköy veteriner kliniği olarak ta hizmet vermektedir. --- ## Sfenks Kedisi > URL: https://vetart.com.tr/sfenks-kedisi/ Sfenks kedisi tüysüz olması ve sahibine yakınlığı ile bilinen bir türdür. Bu tür ilk olarak Kanada da keşfedildiği için Kanada Sfenks kedisi ismini almıştır. Sfenks, Yunan mitolojisinde bilinen ve sıkça filmlere konu olan bir yaratıktır. Sfenks isimli yaratık tüysüz ve saçsız olduğu için benzetilen bu tür Kanada Tüysüz kedisi ve Sfenks Kedisi olarak ta bilinmektedir. Sfenks Kedisi Fiziksel Özellikleri Sfenks kedilerinin en belirgin özelliği, tüysüz bir cilde sahip olmalarıdır. Ancak, ciltleri pürüzlü veya yumuşak dokulu olabilir. Cilt renkleri farklı tonlarda olabilir. Kaslı ve atletik bir vücut yapısına sahiptir. Kaslarını belirgin şekilde gösterirler. Büyük ve geniş kulaklara sahiptirler. Kulaklar, kafalarına oranla oldukça büyük görünebilir. Sfenks kedilerinin büyük ve geniş gözleri vardır. Genellikle limon şeklinde olan gözleri, geniş aralıklı olarak yerleşmiştir. Kısa ve geniş burunları, karakteristik bir görünüm yaratır. Ağızları genellikle altı keskin hatlarıyla belirginleşir. Uzun ve ince bir kuyruğa sahip olabilirler. Kuyrukları vücutlarına oranla uzun olabilir. Sfenks kedilerinin pati altlarında ve parmak aralarında genellikle koyu renkte deri kalıntıları bulunur. Diğer kedi ırklarına göre daha fazla vücut ısısına sahip olabilirler, bu da onları sıcak ve enerjik tutar. Sıcak ortamları severler. Sfenksler tüysüz olmaları nedeniyle cilt bakımına özel bir ilgi göstermek gerekebilir. Güneşe karşı hassas olabilirler, bu yüzden dışarıda fazla güneşte uzun süre bırakılmamaları önerilir. Sfenks kedisi diğer kedilere göre orta boyutlarda bir kedidir. İnce kuyruğu ve büyük gözleri ile tanınmaktadır. Sfenks kedisi tüysüz olduğu için bakımı kolay sanılmaktadır lakin en az diğer kediler kadar bakım ve ilgi istemektedir. Bunların en başında gelen istekleri ise sıcak ortamdır. Kedide tüy olmadığı için çabuk üşürler ve hasta olabilirler. Kendilerine ait kafesleri yada yuvaları olsa da genellikle sahibinin yanında yorganın altında uyumayı ve istirahat etmeyi tercih ederler. Sfenks kedisi sahibi olmayı planlıyorsanız yatağınızı da paylaşacağınızı unutmayınız. Sfenks Kedisi Karakteristik Özellikleri Sfenks kedisi oldukça sadık ve şefkatli bir kedi türüdür. Siz eve her geldiğinizde sizi kapıda karşılayan bir tür olan Sfenks kedisi aynı zamanda misafirlere karşı da oldukça sadık davranır. Yeni insanlarla ve hayvanlarla tanışmayı severler ve ortama neşe katmayı başarırlar. Sfenks kedisi aynı zamanda naziktir, yani etrafa karşı her zaman seviyeli davranmasını bilir ve diğer kedi, köpek türlerini incitmezler. Sfenks kedileri çeşitli psikologlar tarafından önerilmektedir, bir nevi terapi kedisi diyebiliriz. Yalnız insanlar sfenks kedisi alarak yaşamlarına ciddi ölçüde renk katabilirler. Enerjik kişiliği sayesinde sahibi ile saatlerce oyun oynayabilir ve gezebilir. İlgi görmediği zamanlarda ise ilgiyi kendi aramaya başlayarak etrafı gezerek öğrenme arzusu içerisinde yaşamını devam ettirir. Sfenks Kedisi Sağlık Sorunları Her kedide genetiksel ve kalıtsal olarak rahatsızlıklar görülebileceğini unutmayınız. Sfenks kedileri genellikle sağlıklı bir ırka mensupturlar lakin kedinin ailesinin de rahatsızlık öyküsü mutlaka bilinmelidir. Genlerinde hastalık taşıyan kedi türlerini kısırlaştırmak onların iyiliği için gereklidir. Sfenks kedilerinde genellikle deri hastalıkları görülür, kabuklu yaralar ile seyreden bu hastalığın tedavisi mümkündür ve ülkemiz de ki birçok veteriner hekim tarafından  gerçekleştirilebilir. Daha sonraki makalemizde detaylı olarak bahsedeceğimiz HCM hastalığı yani kalbin kaslarının kalbe göre büyük olma durumu sfenkslerde görülebilir. Sfenks Kedisi Bakımı Sfenks kedisinde tüy olmamasına rağmen diğer tüm kedi türleri gibi bu kedi türü de taranmaya ve kaşınmaya ihtiyaç duyar. Derileri yağlı olabilmektedir, eşyalarınızda leke bırakmaması için haftada bir kere yıkanması önerilmektedir.  Yetişkin bir Sfenks kedisi banyoya girmek istemez o yüzden küçük yaşlarda kediye banyo ve sıcak su alışkanlığı kazandırılmalıdır. Yavru kediye iyi bir eğitim verirseniz ileride sorun yaşamadan sağlıklı bir hayat sürebilirsiniz. Sfenks kedisi banyodan çıktıktan sonra ve ara ara derisine nemlendirici krem sürmeniz gerekmektedir.  Banyo sonrası dişlerini de fırçalamanız çok yararlı olacaktır, eğer imkanınız varsa günlük olarak dişleri fırçalanmalıdır. Kedilerde ağız bakımı düzgün ve iyi yapılmazsa gingivit gibi rahatsızlıklar görülebilmektedir. Gingivit hakkında detaylı bilgi almak isterseniz Gingivit nedir? yazımızı inceleyebilirsiniz. Kedinizin tırnak bakımı da sağlığı için önemlidir. Tırnaklar fazla uzadığında yürüme zorluğuna ve rahatsızlığa neden olabilir. Eğer tırnak kesimini kendiniz yapamıyorsanız, Pet kuaför hizmeti ile tırnak ve banyo işlemlerini yaptırabilirsiniz. --- ## Dalmaçyalı Köpek Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/dalmacyali-kopek-ozellikleri-ve-bakimi/ Beyaz üzerine siyah benekleri ile tanınan Dalmaçyalı köpekler antik çağlardan bu yana varlığını sürdürmüştür. Kökenleri kaynaklarda Hırvatistan ve Hindistan olarak geçer. Yüzyıllar önce sürek avı, sürü gütme, kuş avı, taşıyıcılık gibi görevlerde çalıştırılmışlardır. Ancak günümüzde artık sadece iyi bir dost olarak varlığını sürdürüyor. Dalmaçyalı Köpeklerin Fiziksel Özellikleri Dalmaçyalı köpekler, dikkat çekici beyaz tüyleri üzerinde siyah veya kahverengi benekleri ile tanınan orta büyüklükte köpeklerdir. Ortalama olarak, erkeklerde ortalama 58-61 cm, dişilerde ise ortalama 56-58 cm boya sahiptirler. Yetişkin Dalmaçyalıların omuz yüksekliği bu aralıklarda olabilir. Ağırlık olarak ise erkek dalmaçyalılar ortalama 27-32 kg ağırlığında olabilirken, dişiler ortalama 24-29 kg ağırlığındadır. Gövde Yapısı zarif ve uyumlu bir vücut yapısına sahiptir. Vücutları genellikle uzun değil, dengeli bir görünüme sahiptir. Tüyleri kısa, sık ve parlak olma eğilimindedir. Üzerinde belirgin siyah veya kahverengi benekler bulunur. Benekleri genellikle düzenli dağılmıştır ve tüylerin rengi genellikle beyazdır.  Kafaları uzun, orta büyüklükte ve zariftir. Kulakları yüksek ve düşük takılmış, üçgen şeklindedir. Genellikle gözleri koyu renklidir ve canlı bir ifadeye sahiptir. Göz kapakları genellikle benekli tüylerle çevrili olabilir. Ortalama uzunlukta, kalın bazen sivrileşen bir kuyruğa sahiptirler. Kuyruklarında da benekler görülebilir. Dalmaçyalıların benekleri doğuştan gelir ve zamanla değişmez. Her Dalmaçyalının benekleri diğerine benzer olmayabilir ve beneklerin şekli ve boyutu farklılık gösterebilir. Dalmaçyalı köpeklerin karakter özellikleri Dalmaçyalılar, enerjik, arkadaş canlısı, zeki ve dikkatli köpekler olarak bilinirler. Tarihsel olarak at arabalarını çekmek, çiftlikleri korumak ve avlanmada kullanılmak gibi farklı görevlerde yer almışlardır. Bugün ise harika bir aile köpeği olarak popülerdirler ve aktif bir yaşam tarzına sahip aileler için iyi bir tercihtirler. Düzenli egzersiz ve sosyal etkileşim onlar için önemlidir. Oldukça enerjik köpeklerdir. Günlük olarak yeterli fiziksel aktiviteye ihtiyaç duyarlar. Koşu, yürüyüş, oyuncaklarla oynamak gibi aktivitelerle uğraşmaktan keyif alırlar. Arkadaş canlısı Dalmaçyalı köpekler, aileleri ve tanıdıkları kişilere karşı oldukça sevecendir. Yabancılara karşı genellikle meraklı ve dostça bir tutum sergilerler. Bu köpekler oldukça zekidir ve öğrenmeye açıktırlar. Eğitim süreçlerinde hızlı ilerleyebilirler. Ancak, bazen kendi başlarına karar verme eğilimleri olabilir, bu nedenle sabırlı ve tutarlı bir eğitim yaklaşımı önemlidir. Oyuncu ve eğlencelidirler, oyun oynamaktan keyif alır ve aileleri ile zaman geçirmeyi severler. Aktif oyunlar ve zeka oyunları, onların zihinsel ve fiziksel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olur. Dalmaçyalılar aynı zamanda ailelerini korumak için içgüdüsel olarak eğilimli olabilirler. Uygun sosyalizasyon ve eğitimle, aşırı koruyucu olmaktan uzaklaştırılabilirler. Sosyal köpekler olarak, diğer köpeklerle, evcil hayvanlarla ve insanlarla iyi geçinme eğilimindedirler. Erken yaşlardan itibaren sosyalleştirilmeleri, olumlu davranışlarının pekiştirilmesine yardımcı olur. Bazı Dalmaçyalılar, kendine güvenli bir şekilde hareket edebilir ve bağımsız bir karaktere sahip olabilirler. Ancak, yine de insanlarla ve aileleriyle ilişkilerini önemserler. Eğitim sürecinde sert yöntemler yerine pozitif pekiştirme yöntemleriyle yaklaşmak önemlidir, çünkü Dalmaçyalılar hassas bir yapıya sahip olabilirler ve olumsuz tepkilere duyarlı olabilirler. Sevgi dolu ve aktif bir aile köpeği olarak harika bir seçimdir, ancak enerjilerini ve zekalarını tatmin etmek için uygun fiziksel aktivite ve zihinsel uyarım sağlamak önemlidir. Aileleri ile birlikte vakit geçirmeyi ve onlarla etkileşimde bulunmayı severler, bu nedenle sahipleriyle yakın bir bağ geliştirirler. Dalmaçyalı Köpekleri Bakımı Dalmaçyalı köpeklerin bakımı, köpeğinizin sağlığı ve mutluluğu için düzenli olarak yapılması gereken birkaç önemli adım içerir. İşte Dalmaçyalı köpeklerinin bakımında dikkate almanız gereken bazı temel unsurlar: Tarama ve Tüy Bakımı:  Dalmaçyalıların tüyleri kısa ve sık olduğu için genellikle aşırı tüy dökümü yaşamazlar. Haftada birkaç kez fırçalayarak ölü tüyleri ve kirleri uzaklaştırabilirsiniz. Banyo ve Temizlik:  Düzenli banyo yapmalarına gerek yoktur. Ancak, kirlendiklerinde veya koktuklarında banyo yaptırabilirsiniz. Aşırı sık banyo ciltlerinin doğal yağ dengesini bozabilir, bu nedenle aşırıya kaçmamaya özen gösterin. Tırnak Kesimi ve Bakımı:  Köpeğinizin tırnaklarını düzenli olarak kesmelisiniz. Tırnaklar fazla uzadığında yürüme zorluğuna ve rahatsızlığa neden olabilir. Eğer tırnak kesimini kendiniz yapamıyorsanız, veterinerinizden yardım alabilirsiniz. Pet kuaför hizmeti ile tırnak ve banyo işlemlerini yaptırabilirsiniz. Ağız ve Diş Bakımı:  Dişlerini düzenli olarak fırçalamak, diş sağlığını korumak açısından önemlidir. Ayrıca, diş temizliği için özel oyuncaklar ve kemikler kullanabilirsiniz. Spor ve Egzersiz:  Dalmaçyalılar enerjik köpeklerdir ve yeterli egzersiz almalıdırlar. Günlük yürüyüşler, koşular ve oyunlar onların fiziksel ve zihinsel ihtiyaçlarını karşılamalarına yardımcı olur. Enerjilerini boşaltmaları sağlıklı olmalarını sağlayacaktır. Veteriner Kontrolleri:  Düzenli veteriner kontrolleri, köpeğinizin sağlığını takip etmek ve erken dönemde tespit edilebilecek herhangi bir sağlık sorununu ele almak için önemlidir. Aşı takvimi aksatılmamalı ve yılda bir kez köpekler için check-up yaptırılması önerilir. Beslenme:  Kaliteli ve dengeli bir köpek maması, Dalmaçyalı köpeğinizin sağlığını destekleyecektir. Köpeğinizin yaşına, boyutuna ve aktivite seviyesine uygun bir beslenme planı oluşturun. Ayrıca, obeziteyi önlemek için yemek porsiyonlarını kontrol altında tutun. Dalmaçyalı Köpeklerin Olası Sağlık Sorunları Dalmaçyalı köpekler genellikle sağlam ve dayanıklı köpeklerdir, ancak bazı genetik veya ırk özgü sağlık sorunlarına yatkınlıkları vardır. İşitme Sorunları: Beyaz renkli kulakları, işitme sorunlarına yatkınlıklarını artırır. İşitme problemleri, tek taraflı veya çift taraflı olabilir ve çoğunlukla doğuştan gelen bir durumdur. Bu hastalığa yatkınlığı olsa da bu her dalmaçyalıda olacağı anlamına gelmez. Üriner Taşlar: Bazı Dalmaçyalılar, idrar yolu taşlarına yatkınlık gösterebilirler. Bu durum, idrar yollarında oluşan taşların neden olduğu ağrı, idrar yapma zorluğu ve diğer üriner semptomlarla kendini gösterebilir. Dermal Distrofi (Cilt Problemleri): Bu durumda, köpeğin cildinde soyulma ve kabuklanma gibi problemler ortaya çıkar. Deri ve tüy sağlığını etkileyebilir. Kalıtsal Görme Sorunları: Bazı Dalmaçyalılar, retina veya optik sinir gibi göz yapılarıyla ilgili kalıtsal göz hastalıklarına yatkın olabilirler. Alerjiler: Dalmaçyalılar, gıda alerjileri ve çevresel alerjilere yatkın olabilirler. Alerjiler kaşıntı, deri tahrişi ve yüzeyel enfeksiyonlara neden olabilir. Kalça Displazisi: Bu, kalça ekleminde anormal bir gelişime sahip olabilecek bir durumdur ve kalça eklemi sorunlarına yol açabilir. Gut: Bazı Dalmaçyalılar, ürik asit kristallerinin birikmesine neden olan gut hastalığına yatkın olabilirler. Bu sağlık sorunlarının bazıları, kalıtsal yatkınlıklar veya genetik faktörlerden kaynaklanabilir. Ancak, sağlıklı bir yaşam sürdürebilmek için dikkatli ve sorumlu yetiştirme, uygun beslenme, düzenli egzersiz ve düzenli veteriner kontrolleri gibi önlemler almak önemlidir. Dalmaçyalı köpeğinizi bir veterinerle düzenli olarak kontrol ettirerek ve herhangi bir sağlık sorunu belirtisi görüldüğünde hemen müdahale ederek onun sağlığını koruyabilir ve sağlıklı bir yaşam sürdürebilirsiniz. --- ## Kedilerde Ovarian Remnant Sendromu (ORS) > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-ovarian-remnant-sendromu-ors/ Dişi kedinizi kısırlaştırdınız fakat kızgınlık dönemleri devam mı ediyor? Ovarian Remnant Sendromu (ORS) nadir de olsa dişi kedilerde görülen bir durum. Bu konu oldukça önemli ve takip edilmesi gereken bir konu. Bu yazımızda Ovarian Remnant Syndrome yani Kalıntı Ovaryum Sendromu nedir? Nedenleri nelerdir? Bunları inceleyeceğiz. Kedilerde ORS Ovarian Remnant Sendromu nedir? Kedilerde Ovarian Remnant Syndrome (ORS) veya Kalıntı Ovaryum Sendromu dişi kedilerde nadir görülen bir sağlık durumudur. Bu sendrom, bir dişi kedinin kısırlaştırılmasına rağmen, yumurtalıklarının tamamen çıkarılamaması veya cerrahi sırasında yumurtalık dokusunun yanlışlıkla bırakılması durumunda ortaya çıkar. Bu sebeple bu operasyon için alanında uzman ve deneyimli bir veteriner hekim ile görüşmelisiniz. Kedilerde kısırlaştırma işlemi genellikle rahim ve yumurtalıkların tamamen çıkarılmasıyla gerçekleştirilir. Ancak nadiren de olsa, cerrahi sırasında yumurtalık dokusu tam olarak alınamayabilir veya yanlışlıkla bırakılabilir. Bu durumda, kalan yumurtalık dokusu zamanla hormon üretmeye devam eder ve dişi kedinin normal döngüsü devam eder. ORS, genellikle kedinin kısırlaştırma sonrası dönemde, normal estrus (kızgınlık) dönemlerinin tekrar başlaması veya dişi kedilerde hala çiftleşme davranışı sergilemeleriyle fark edilir. Bununla birlikte, bazı kedilerde semptomlar belirgin olmayabilir veya hafif olabilir. ORS tanısı için veteriner hekim, kedinin klinik belirtilerini değerlendirebilir ve hormonal testler yapabilir. Ultrasonografi ve radyografi gibi görüntüleme yöntemleri, kalan yumurtalık dokusunun varlığını teşhis etmek için kullanılabilir. Kedilerde ORS Tedavisi Kalıntı Ovaryum Sendromu tedavisi, genellikle cerrahi müdahale gerektirir. Veteriner hekim, kalan yumurtalık dokusunu bulup çıkarmak için bir operasyon gerçekleştirir. Cerrahi müdahale sonrasında, kediler genellikle hormonal dengeleri normale döner ve normal kısırlaştırılmış dişi kediler gibi davranmaya başlarlar. ORS, nadir bir durum olsa da, dişi kedilerde kısırlaştırma sonrası tekrar çiftleşme davranışı veya normal kızgınlık döngüleri görüldüğünde göz önünde bulundurulması gereken bir sağlık sorunudur. Bu durumda veteriner hekiminize danışmak en iyisidir. Kedilerde ORS Ovarian Remnant Sendromu neden olur? Kedilerde Ovarian Remnant Sendromu (ORS) genellikle cerrahi prosedürün yanlış uygulanması veya komplikasyonlar nedeniyle ortaya çıkar. ORS'nin oluşumuna katkıda bulunan faktörlerin en bilinenleri ise şöyledir; Yanlış cerrahi teknik: Kedilerin kısırlaştırılması sırasında, yumurtalıkların tamamen çıkarılması önemlidir. Ancak nadiren de olsa, cerrah yanlışlıkla yumurtalık dokusunu tamamen alamayabilir veya yanlış bir şekilde bırakabilir. Yumurtalık dokusunun yer değiştirmesi: Bazı durumlarda, yumurtalık dokusu normal yerinden sapabilir ve farklı bir konuma yerleşebilir. Bu durumda, cerrah yanlışlıkla bırakılan yumurtalık dokusunu bulmayabilir. Mikroskobik yumurtalık dokusu: Kısırlaştırma sırasında yumurtalıkların tamamen çıkarıldığı düşünülse bile, bazen mikroskobik düzeyde küçük parçalar kalabilir. Bu parçalar zamanla büyüyebilir ve hormonal aktiviteyi sürdürebilir. ORS’nin nadir bir komplikasyon olduğunu ve çoğu kedinin kısırlaştırma prosedüründen sonra normal olarak iyileştiğini belirtelim. Profesyonel bir veteriner hekim tarafından yapılan kısırlaştırma prosedürü, ORS riskini minimize etmek için en iyi yaklaşımdır. Bu sebeple mutlaka alanında uzman bir veteriner hekim ve veteriner kliniği ile görüşmelisiniz. --- ## Basset Hound Köpek Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/basset-hound-kopek-ozellikleri-ve-bakimi/ Büyük kulakları, kısa bacakları ve sakin ama neşeli karakterleri ile bilinen Basset Hound cinsi köpekler iyi birer dostturlar. Basset Hound köpekleri, tüylü kulakları, kısa bacakları ve sarkık derileriyle tanınan orta büyüklükte bir köpek cinsidir. Basset Hound'un da diğer cinsler gibi özellikle ve bakımı kendine hastır. Gelin bu özellikleri inceleyelim; Basset Hound Köpeklerin Fiziksel Özellikleri Basset Hound, güçlü bir yapıya sahip olup tipik olarak 25 ila 35 kilogram ağırlığındadır. Omuz yüksekliği genellikle 33 - 38 santimetre arasındadır. Kısa tüylü bir kürkü ve genellikle kahverengi, siyah, beyaz renkte lekeleri vardır. Basset Hound köpeklerin en dikkat çekici özelliği, uzun ve sarkık kulaklarıdır. Basset Hound Köpeklerin Karakter Özellikleri Basset Houndlar, dostane ve sakin bir kişiliğe sahip olan bir köpek cinsidir. Genellikle neşeli, sevecen ve sevgi dolu olurlar. İyi huyludurlar ve aileleriyle iyi geçinirler. Ancak, bazen inatçı olabilirler ve eğitim süreci sabır ve tutarlılık gerektirebilir. Basset Hound köpeklerin, düşük enerji seviyesine sahip olmasına rağmen günlük egzersiz ihtiyaçları vardır. Orta tempolu yürüyüşler, kısada olsa oyun zamanları ve bahçede serbestçe dolaşma onlar için yeterli olacaktır. Aşırı egzersizden kaçınmak önemlidir, çünkü Basset Hound'un sırt ve diz sorunları yaşama eğilimi vardır. Yatkın olduğu sağlık sorunlarına yazımızın devamında değineceğiz. Basset Hound Bakımı Fiziksel özellikleri sebebiyle beslenme ve bakımında dikkat edilmesi gereken bazı hususlar vardır. Basset Hound Beslenme Basset Hound'un sağlığı için dengeli ve kaliteli bir beslenme önemlidir. Onlara uygun miktarda yüksek kaliteli köpek maması verilmelidir. Mama miktarını yaşlarına, aktivite seviyelerine ve sağlık durumlarına göre ayarlamak önemlidir. Aşırı kilo alma eğilimleri olduğundan, beslenme düzenine dikkat etmek önemlidir. Beslenme ile ilgili köpeğinizin bireysel ihtiyaçlarına yönelik olarak veteriner hekiminizden tavsiye alabilirsiniz. Basset Hound Tüy Bakımı Basset Hound'un tüyleri kısa ve düz olduğu için bakımı oldukça kolaydır. Haftalık olarak tüylerini fırçalamak, ölü tüyleri ve kirden arındırmak için yeterlidir. Tırnak kesimi, kulak temizliği ve diş bakımı gibi düzenli hijyen rutinleri de uygulanmalıdır. Bu bakımların uygulanmasında sorun yaşıyor veya zorlanıyorsanız Pet Kuaför hizmeti alarak konforlu ve güvenli şekilde bu işlemleri yaptırabilirsiniz. Basset Hound köpeklerin yatkın olduğu hastalıklar Basset Hound köpekleri, genel olarak sağlıklı bir cins olmasına rağmen bazı genetik yatkınlıklara sahip olabilir. Basset Hound, bazı sağlık sorunlarına yatkın olabilir. Kulak enfeksiyonları, obezite, cilt sorunları, sırt ve diz problemleri gibi durumlar bu cinsin sıkça karşılaştığı sağlık sorunları arasındadır.  Kulak Enfeksiyonları: Uzun ve sarkık kulakları nedeniyle Basset Hound'lar, kulak enfeksiyonlarına daha yatkındır. Kulaklarının düzenli temizliği ve kontrolü önemlidir. Obezite: Basset Hound'lar, kilo alma eğilimi olan köpeklerdir. Dengeli bir beslenme programı ve uygun egzersiz ile kilo kontrolü sağlanmalıdır, aksi takdirde obeziteye bağlı sağlık sorunları ortaya çıkabilir. Sırt Sorunları: Basset Hound'ların uzun sırt yapıları, disk hastalıklarına ve sırt problemlerine yatkınlığı artırır. Zorlayıcı aktivitelerden kaçınılması ve aşırı kilo almalarının önlenmesi önemlidir. Kanser: Basset Hound'lar, özellikle yaşlandıkça kanser riski altında olabilirler. Düzenli veteriner kontrolleri ve erken teşhis önemlidir. Bu sebeple yılda en az 1 kez check-up önerilir. Göz Problemleri: Göz enfeksiyonları, kornea problemleri ve göz kapaklarındaki sorunlar Basset Hound'lar arasında yaygın olan göz rahatsızlıklarıdır. Düzenli göz kontrolleri ve temizlik önemlidir. Cilt Sorunları: Basset Hound'lar, sarkık derileri nedeniyle cilt enfeksiyonları, kızarıklık, egzama gibi cilt sorunlarına yatkın olabilirler. Düzenli temizlik, tüy bakımı ve veterinerin önerdiği şampuanlar kullanmak önemlidir. Yukarıda belirtilen hastalıklar, Basset Hound'ların genel olarak yatkın olduğu durumlardır, ancak her köpekte aynı olması gerekmeyebilir. Basset Hound sahipleri, düzenli veteriner kontrolleri ve sağlıklı bir yaşam tarzıyla köpeklerinin sağlığını korumak için önlemler almalıdır. --- ## Kedilerin Bıyıkları Neden Önemli? > URL: https://vetart.com.tr/kedilerin-biyiklari-neden-onemli/ Kedilerin bıyıkları küçük bir detay gibi görünse de aslında onlar için çok önemli işleve sahiptir. Bu sebeple bıyıklar bilerek veya yanlışlıkla, gelişigüzel kesilmemelidir. Kedilerin bıyıkları ne işe yarar? Kedilerin bıyıkları, onlar için hayati derecede önemli ve işlevsel bir özelliktir. Bıyıkların işlevlerinden en önemlilerinden bahsedelim. Dokunsal Algı Kedilerin bıyıkları, oldukça hassas sinir uçlarına sahiptir. Bu sayede çevrelerindeki nesnelerin ve yüzeylerin dokusunu algılamalarına yardımcı olur. Bıyıkları sayesinde dar alanlara veya engellere olan uzaklık ve genişlik gibi bilgileri ölçebilirler. Bıyıklarının temas ettiği nesnelerin hareketi veya titreşimi hakkında da bilgi sağlayarak çevrelerindeki değişiklikleri takip edebilirler. Alan Algısı / Yön Bulma Kedilerin bıyıkları, onlara bir tür "alan algısı" sağlar. Bıyıklarının konumunu değiştirerek çevredeki nesnelerin yerini ve konumunu anlamalarına yardımcı olur. Bu özellik, kedilerin avlanma sırasında veya dar alanlarda dolaşırken çarpışmaları önlemelerine yardımcı olur. Duygusal İfade Kedilerin bıyıkları, duygusal ifadelerini de yansıtabilir. Kediler genellikle mutlu ve rahat olduklarında bıyıklarını yanlara doğru açarlar, heyecanlandıklarında ise ileri doğru dikerler. Korktuklarında veya endişeli olduklarında ise bıyıklarını geriye doğru çekebilirler. Kedinizi yeterince iyi tanıyorsanız bıyıklarına bakarak duygu durumu hakkında çıkarım yapabilirsiniz. Kedilerin bıyıkları kesilirse ne olur? Kedilerin bıyıkları, onlar için önemli bir duyusal organ ve navigasyon aracıdır. Bu nedenle, kedilerin bıyıklarını kesmek veya zarar vermek, onların doğal algılama yeteneklerini engelleyebilir ve streslerine neden olabilir. Bu yüzden kedilerin bıyıklarına dikkat etmek ve korumak önemlidir. Kedilerin bıyıklarını kesmek çeşitli sorunlara yol açabilir. Bu sorunların başlıcaları; Denge Problemleri Kediler, bıyıklarını kullanarak denge sağlarlar. Bıyıklarının uzunluğu ve konumu, kedilerin çevrelerindeki nesnelerle olan mesafeyi ve konumlarını anlamalarına yardımcı olur. Bıyıklar kesildiğinde, kediler denge problemleri yaşayabilir ve hareketlerinde koordinasyon sorunları ortaya çıkabilir. Navigasyon /Yön Bulma Güçlüğü Bıyıklar, kedilerin dar alanlarda dolaşırken çarpışmalardan kaçınmalarına yardımcı olur. Kesildiğinde, kediler nesnelere veya engellere çarpmakta zorluk çekebilir ve dolaşırken daha fazla hata yapabilir. Stres ve Gerginlik  Kediler için bıyıklar, bir tür duyusal organ ve ifade aracıdır. Bıyıklarını kesmek, kedilerde stres, gerginlik ve rahatsızlık hissi yaratabilir. Doğal algılama yeteneklerinin kısıtlandığını hissedebilirler ve bu durum strese neden olabilir. İletişim Zorluğu Kediler, bıyıklarını kullanarak diğer kediler ve insanlarla iletişim kurarlar. Bıyıklarının pozisyonu ve hareketi, duygusal ifadelerini yansıtabilir. Bıyıklar kesildiğinde, kedilerin iletişim becerileri sınırlanabilir ve duygusal ifadelerini tam olarak iletemeyebilirler. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi kedilerin bıyıklarının kesilmesi önerilmez ve kedilerin doğal olarak bıyıklarını korumak önemlidir. Tüy bakımı ve kesimi esnasında bıyıklara dikkat edilmeli, yanlışlıkla bıyıklara zarar verilmemelidir. Eğer bir kedinin bıyıkları kazara kesilmişse veya kesilmiş bir kediyle ilgileniyorsanız, veteriner hekime danışmanız önemlidir. Kedinizin tüylerinin kesim zamanında Pet kuaför hizmeti alamanız bu aşamada faydalı olacaktır. --- ## Boxer (Boksör) Köpek Irkı Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/boxer-boksor-kopek-irki-ozellikleri-ve-bakimi/ Boxer cinsi köpekler, güçlü ve kaslı yapılarıyla tanınan orta büyüklükte bir köpek ırkıdır. Kökenleri Almanya olarak bilinen bu cins 1800’lü yıllardan bu yana koruma veya çalışma köpeği olarak yetiştirilmiştir. Bakımı ve sağlık takibi özenli yapılırsa 8 ila 12 yıl arasında ömürleri vardır. Boxer (Boksör) cinsi köpeklerin genel özellikleri ise şöyle; Boxer (Boksör) Köpeklerin Fiziksel Özellikleri Boxerlar, orta büyüklükte, kaslı ve sağlam yapılı köpeklerdir. Göğüsleri geniş ve derin, sırtları kısa ve düzdür. Kafaları kare şeklindedir ve burunları genellikle kısa ve siyahtır. Gözleri kahverengi renktedir. Erkek boxer köpekler genellikle dişilere göre biraz daha büyüktür. Yetişkin bir erkek boxerın omuz yüksekliği genellikle 57-63 cm arasında, dişilerin ise 53-59 cm arasında olabilir. Ağırlıkları ise erkeklerde 27-32 kg, dişilerde ise 24-29 kg arasında değişebilir. Kürkü kısa ve sık tüylüdür. Renkleri genellikle kahverengi, brindle (çizgili), fawn (kum rengi) veya beyaz olabilir. Beyaz renkli boxerlar, diğer renklere göre sağlık sorunlarına daha yatkın olabilirler. Boxer (Boksör) Köpeklerin Karakter Özellikleri Boxer cinsi sevecen, canlı, oyuncu ve sadık köpeklerdir. Genellikle çocuklarla iyi geçinirler ve aileleriyle yakın bir bağ geliştirirler. Aynı zamanda cesur ve koruyucu olabilirler, bu nedenle iyi bir bekçi köpeği olabilirler. Zeki ve öğrenmeye açık köpeklerdir. Ancak bazen kendi başlarına düşündükleri için eğitimde sabır ve tutarlılık gerektirebilirler. Erken yaşlarda sosyalleşme ve temel itaat eğitimi almaları önemlidir. Enerjik ve hareketli köpeklerdir. Günlük egzersiz ihtiyaçları yüksektir. Uzun yürüyüşler, koşular ve oyunlarla fiziksel ve zihinsel uyarım sağlanmalıdır. Yeterli aktivite yapamadıklarında sıkılabilirler ve istenmeyen davranışlar sergileyebilirler. Boxer köpeklerin yatkın olduğu hastalıklar nelerdir? Boxerlar, bazı genetik sağlık sorunlarına yatkın olabilirler. Bunlar arasında kalp sorunları, kanser, kalça displazisi, tiroit sorunları, alerjiler ve mide sorunları bulunabilir. Bu nedenle düzenli veteriner kontrollerini sağlamak önemlidir. Boxer köpekler, bazı genetik hastalıklara yatkın olabilir. Sık görülen bazı sağlık sorunları ise şöyle; Kalp Sorunları Boxerlar arasında en yaygın görülen sağlık sorunlarından biri kalp hastalıklarıdır. Fazlaca görülen kalp hastalıkları arasında dilate kardiyomiyopati (kalp kasının genişlemesi) ve aort darlığı bulunur. Kanser Boxerlar, özellikle yaşlandıkça kanser geliştirme riski taşırlar. En sık görülen kanser türleri arasında lenfoma, mast hücreli tümörler ve cilt kanseri bulunabilir. Hipotiroidizm  Boxer köpeklerde tiroid bezinin düşük hormon üretimi ile karakterize bir durum olan hipotiroidizm görülebilir. Bu, metabolizma, cilt, kilo kontrolü ve enerji düzeyi gibi çeşitli sorunlara yol açabilir. Kalça Displazisi Kalça eklemi gelişiminde anormalliklere bağlı olarak kalça displazisi ortaya çıkabilir. Bu durum, eklemde ağrı, sertlik ve hareket kısıtlılığına neden olabilir. Dermatit Boxerlar, cilt alerjileri ve dermatit gibi deri sorunlarına yatkın olabilirler. Dermatit, kaşıntı, kızarıklık, tahriş ve cilt enfeksiyonlarına neden olabilir. Göz Sorunları Bazı boxer köpeklerde göz sorunları görülebilir. Özellikle göz kapağının içe dönmesi (entropion) veya dışa dönmesi (ektropion), göz enfeksiyonlarına ve rahatsızlığa neden olabilir. Bu hastalıkların hepsi tüm boxer köpeklerde görülmeyebilir, ancak ırkın genetik yatkınlığı nedeniyle boxer sahiplerinin bu sağlık sorunlarına karşı dikkatli olmaları önemlidir. Sağlıklı bir boxer köpek sahibi olmak için düzenli veteriner kontrolleri, genetik testler ve uygun bakım ve yılda en az bir kez check-up yaptırmak önemlidir. --- ## Kedilerin Pati ve Tırnak Bakımı Nasıl Olmalı? > URL: https://vetart.com.tr/kedilerin-pati-ve-tirnak-bakimi-nasil-olmali/ Kedilerin pati ve tırnak bakımı önemlidir, çünkü uzun ve keskin tırnaklar, düzenli temizlenmeyen patiler sağlık açısından zararlı olabilir. Kedilerinizin tırnak ve pati bakımları hakkında birkaç ipucu derledik; Kedi Tırnak Kesimi Kedinizin tırnaklarını düzenli aralıklarla kesmeniz gerekmektedir. Tırnak kesimi düzenli aralıklarla yapılmadığı takdirde kırılmalar ve batıklar meydana gelecektir. Bu kedinin patisi için sağlıksız bir durumdur ve rahat yürüyememesi başta olmak üzere birçok soruna sebep olacaktır.  Kedinizin tırnaklarını keserken dikkatli olmalısınız ve sadece tırnağın ucunu kısaltmalısınız. Tırnak damarının iç kısmına çok yaklaşmamaya özen göstermelisiniz. Hatalı bir işlem bu damarın kesilmesine veya kanamasına neden olabilir. Eğer tırnak damarına yakın bir noktada kesme yapmanız gerekiyorsa, veteriner hekiminizden yardım alabilirsiniz. Veteriner kliniğinden alabileceğiniz düzenli pet kuaför hizmeti de tırnak ve pati bakımının profesyonel kişilerce daha güvenli yapılmasını sağlar. Kedi Tırnak Törpüleme Kedinizin tırnaklarını kesmek istemiyorsanız, tırnak zımparası veya tırnak törpüsü gibi aletlerle tırnakları düzenli olarak törpüleyebilirsiniz. Bu işlem tırnakların keskinliğini azaltır ve tırnak uçlarını düzgün hale getirir. Tırnak törpüleme işlemi genellikle tırnak kesmeden daha az stresli bir seçenektir. Evde daha güvenle yapabileceğiniz bir işlemdir. Tırnak Koruyucu Kaplamalar  Bazı veterinerlik ürünleri, kedilerin tırnaklarını korumak ve keskinliklerini azaltmak için kullanılabilir. Tırnak koruyucu kaplamalar, tırnaklara zarar vermeden tırnakları körleştirir ve tırnaklarınızın mobilya veya diğer yüzeylere zarar vermesini önler. Bu tür ürünlerin kullanımı için veteriner hekiminize danışmanız önemlidir. Bu tür ürünlerin kediniz için uygun olup olmadığına karar verecek olan veteriner hekiminizdir. Kedi Tırnak Tahtası veya Kazıyıcı Kedinizin tırnaklarını düzgün bir şekilde törpülemek için bir tırnak tahtası veya kazıyıcı kullanabilirsiniz. Bu tür aletler, kedilerin tırnaklarını törpüleyerek keskinliklerini azaltır, aynı zamanda içgüdüsel olarak tırmalama ihtiyaçlarını da gidermiş olur. Kedinizin tırnaklarını düzenli olarak bu tür aletlerle törpülemek, tırnaklarının kontrol altında tutulmasına yardımcı olur. Aktivite ve Oyun Kedinizin düzenli olarak fiziksel aktivite yapmasını sağlamak, tırnakların doğal olarak aşındırılmasına yardımcı olur. Oyuncaklarla oynamak, tırnaklarını çizmeleri için uygun bir yüzey sağlamak (örneğin, tırnak çizme tahtası) ve tırnaklarını düzenli olarak esnetmeleri için yüksek yerlere tırmanabilecekleri bir alan sunmak önemlidir. Pati Temizliği Kediniz herhangi bir sebeple ev dışında bir ortama çıktığında patileri normal olarak kirlenir. Bu tür geziler sonrası pati temizliğinin yapılması, hijyeninin sağlanması pati ve tırnak sağlığının yanı sıra genel sağlık içinde çok önemlidir. --- ## Sultan Papağanı (Cockatiel) Bakımı Nasıl Olmalı? > URL: https://vetart.com.tr/sultan-papagani-cockatiel-bakimi-nasil-olmali/ Sultan Papağanı, Cockatiel veya bilimsel adıyla Nymphicus hollandicus, genellikle sarı veya gri renkli, turuncu yanaklı, tepesinde dik duran tüyleri ile bilinen popüler ve sevimli bir evcil papağan türüdür.  Sultan Papağanı (Cockatiel) Genel Özellikleri Sultan papağanları orta büyüklükte papağanlardır. Genellikle 30 ila 33 cm uzunluğunda olurlar, bu da onları evcil papağanlar arasında orta boyda kılar. Tüyleri doğal olarak sarı ve gri renkte olur. Genellikle başlarında ve yüzlerinde turuncu yanak lekeleri vardır. Bazı yetiştirilmiş varyasyonlarda, sarı, beyaz, lila, tarçın, gri ve çeşitli desenlerde tüy renkleri de bulunabilir. Sultan papağanlarının tüyleri üzerinde karakteristik bir desen vardır. Gri renkteki tüylerde, beyaz lekeler ve çizgiler bulunabilir. Sarı renkteki tüylerde desenler daha belirgin olabilir. Cockatiel papağanların başlarında tepeli bir tüy büyümesi vardır. Bu tüyleri farklı şekillerde kaldırabilirler, duygusal durumlarına veya dikkat çekme amacına bağlı olarak tepelerini düşürebilirler. Türüne özel bakım gereklilikleri ve sağlık kontrolleri takip edilirse 14 ila 20 yıl arasında yaşarlar. Sultan Papağanı Karakter Özellikleri Sultan papağanları sosyal ve sevecen kuşlardır. İnsanlarla etkileşim kurmaktan hoşlanırlar ve sahipleriyle güçlü bağlar oluşturabilirler. Genellikle sevecen, oyunbaz ve eğlenceli kişiliklere sahiptirler. Sultan papağanları genellikle konuşma yetenekleriyle bilinmezler, ancak bazı bireyler kelime ve kısa cümleleri taklit edebilirler. Düzenli eğitim verilirse konuşabilirler. Ayrıca, ıslık çalmayı öğrenirler ve melodik sesler yapabilirler. Sultan papağanları için dengeli bir beslenme sağlamak önemlidir. Bu, özel papağan yemi, taze meyve, sebze, yeşillikler ve zaman zaman ek olarak verilen diğer besinlerin uygun kombinasyonunu içerir. Cockatiel papağanlar genellikle sevimli ve sosyal evcil hayvanlar olarak tercih edilirler. Sahipleriyle bağ kurabilir, eğitilebilirler ve birçok evde uyumlu bir şekilde yaşayabilirler. Onların sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürebilmeleri için uygun bakım, uygun beslenme, temiz bir yaşam ortamı ve düzenli veteriner kontrolü sağlanmalıdır. Sultan Papağanı Beslenme ve Bakımı Sultan Papağanı (Cockatiel) için kafes ve yaşam alanı seçimi çok önemlidir. Onlar için uygun boyutta ve güvenli bir kafes sağlayın. Kafesin genişliği, kuşun rahatça uçabilmesi ve kanatlarını yayabilmesi için yeterli olmalıdır. Kafeste tırmanma dalları, oyuncaklar ve bir yemlik-su kabı bulunmalıdır. Kuşun dışarıda zaman geçirebileceği bir kafes veya uçma alanı da düşünebilirsiniz. Bir Sultan Papağanı sahiplenmeyi düşünüyorsanız onu ömrü boyunca kafese kapatmamayı kabul etmelisiniz. Kafesi onun özel yaşam alanıdır  ancak kafesin dışında da vakit geçirmeyi çok severler. Bakım Sultan papağanları için dengeli bir beslenme sağlamak önemlidir. Bir papağan yemi karışımı temel beslenmelerini oluşturmalıdır. Bu yem sultan papağanı gibi orta boy papağanlar için üretilmiş yemlerden olmalıdır.  Ayrıca, taze meyve (elma, armut, üzüm vb.), sebze (havuç, brokoli, kabak vb.) ve yeşillikler (marul, maydanoz, ıspanak vb.), dal darı eklemek de önemlidir. Su kabını her gün temizleyin ve taze su sağlayın. Cockatiel papağanlar sosyal kuşlardır ve insan etkileşimine ihtiyaç duyarlar. Günlük olarak zaman ayırarak onlarla konuşun, şarkı söyleyin ve oynayın. Oyuncaklar sağlayarak zihinsel ve fiziksel uyarı sağlayın. Islık çalmayı öğrenmeye yatkın olduklarını unutmayın, bu yüzden onlara zaman ayırarak onlara ıslık çalabilir veya yeni şeyler öğretebilirsiniz. Sultan papağanları için yaşam alanı sıcaklık ve nem açısından uygun olmalıdır. Optimal sıcaklık 20-24°C arasında olmalıdır. Kuşun yaşadığı alanı düzenli olarak temizleyin, tüy tozunu ve dökülen yem artıklarını temizleyin. Açık havayı çok severler, güzel havalarda onları kafesleri ile havalandırmayı düşünebilirsiniz. Ancak bu aşama da dikkat etmeniz gereken en önemli konu rüzgar alan, hava akımı olan yerde tutmamalısınız. Narin bir yapıları olduğu için kolaylıkla hasta olabilmektedirler. Kuş türleri için veteriner kontrolleri genellikle aksatılır veya es geçilir. Papağan türleri egzotik türler oldukları için düzenli olarak veteriner kontrolüne götürmelisiniz. Veteriner hekim kuşun sağlığını izleyebilir, vitaminlerini tamamlayabilir ve herhangi bir sağlık sorununu tespit edebilir. Ayrıca, tüylerin temizlenmesi, tırnak kesimi ve gerekirse gagaların bakımı gibi rutin bakımları da düşünmelisiniz. Sultan papağanları uzun ömürlü evcil hayvanlardır ve bakım, zaman ve sabır gerektirir. Kuşunuzun davranışını anlamaya ve onun ihtiyaçlarına uygun şekilde yanıt vermeye çalışın.  Beslenme Papağan Yemi: Sultan papağanları için özel olarak formüle edilmiş papağan yemleri temel beslenmelerini oluşturmalıdır. Bu yemler, temel besin ihtiyaçlarını karşılar ve genellikle dengeli bir besin profili sunar. Düzenli olarak taze papağan yemi sağlamak önemlidir. Almaları gereken vitamin ve mineralleri de ihtiva ederler. Taze Meyve ve Sebzeler: Taze meyve ve sebzeler önemli bir ek besin kaynağıdır. Elma, armut, üzüm, havuç, brokoli, kabak, marul, maydanoz ve ıspanak gibi çeşitli meyve ve sebzeleri onlara sunabilirsiniz. Bu besinlerde vitaminler, mineraller ve lif sağlar. Yeşillikler: Yeşillikleri çok sever ve tüketebilir. Marul, roka, pazı yaprakları gibi çeşitli yeşillikleri küçük parçalara ayırarak kuşunuza sunabilirsiniz. Bu, besin çeşitliliğini artırır ve sağlıklı bir beslenme sağlar. Tohumlar: Onlar için tohumlar uygun bir enerji kaynağıdır. Kabak çekirdeği, ayçiçeği, darı, keten tohumu ve kenevir tohumu gibi çeşitli tohumları onlara verebilirsiniz. Ancak tohumlar yüksek yağ içeriğine sahip olduğundan, aşırı tüketimine dikkat etmek önemlidir. Su: Taze ve temiz su her zaman erişilebilir olmalıdır. Su kabını her gün temizleyin ve taze su sağlayın. Dikkat edilmesi gereken hususlar; İnsanların tükettiği bazı yiyecekler, onlar için toksik veya zararlı olabilir. Örneğin, çikolata, kafein, avokado, soğan, sarımsak, alkol ve tuz gibi yiyeceklerden uzak tutun. Tüy yumağı oluşumunu önlemek için arada bir yemeklerine tüy yumağı önleyici bir takviye eklemek faydalı olabilir. Beslenme programını çeşitlendirmek önemlidir. Farklı türde yiyecekler sunarak kuşunuzun beslenme ihtiyaçlarını karşılayabilirsiniz. Her birey tür olarak aynı olsa da farklı beslenme ihtiyaçlarına sahip olabilir, bu nedenle kuşunuzun davranışını ve sağlığını gözlemleyerek beslenme programını ayarlayabilirsiniz. Bu aşamada veteriner hekiminizin görüşlerini de dikkate almalısınız. --- ## Cornish Rex Kedi Irkı Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/cornish-rex-kedi-irki-ozellikleri-ve-bakimi/ Cornish Rex kedileri, nadir tüy yapıları ve enerjik, zeki kişilikleriyle öne çıkan sevimli bir kedi türüdür. Kadifemsi kürkü, büyük kulakları ve boncuk gözleri ile dikkat çeken Cornish Rex Kedi ırkı zarifliği ile her zaman ilgi odağı olmuştur.  Kökeni 1950’li yıllara İngiltere’nin Cornwall bölgesine dayanır. Cornish Rex Kedilerinin Fiziksel Özellikleri Cornish Rex kedileri, ince ve kıvrak bir yapıya sahip, orta büyüklükte bir kedi türüdür. Diğer kedi türlerine göre daha ince bir yapısı vardır ve kasları daha belirgin bir şekilde ortaya çıkar. Bu ırkın tüyleri oldukça farklıdır ve ipeksi bir dokuya sahiptir. Tüyleri, normal kedilerin aksine, kadifemsi yumuşak ve kıvrımlıdır. Bu özellikleri nedeniyle, tüyleri nadiren tarama veya fırçalama gerektirir. Orta büyüklükte, oval bir boncuk gibi gözleri, büyük kulakları, ince uzun kuyrukları onları tanımlayan en belirgin özellikleridir. Cornish Rex Karakter Özellikleri Cornish Rex’ler çoğu kedi türünden daha enerjiktir ve oldukça zeki bir yapıya sahiptir. Sahipleriyle sıkı bağlar kurarlar ve evde oyun oynamak veya keşfetmek için çok zaman harcayabilirler. Cornish Rex kedileri, orta derecede konuşkan bir yapıya sahiptir ve sık sık miyavlayabilirler. Ayrıca, bazı insanlarla oldukça iyi geçinirler ve hatta diğer evcil hayvanlarla da arkadaş olabilirler. Uyumlu, oyuncu, enerjik bir yapıları vardır. Cornish Rex Bakımı Nasıl Olmalı? Cornish Rex kedileri, bakım açısından diğer kedi türlerinden biraz farklılık gösterir. Tüylerinin yapısı nedeniyle, onları diğer kedilere göre daha az tarama veya fırçalama gerektirir. Ancak, yine de haftada birkaç kez hafifçe taramak, tüylerinin parlaklığını korumasına yardımcı olur ve tüylerinde düğümlenmeleri önler. Ayrıca bu bakım ona bir masaj terapisi gibi geleceği için hoşuna gidecektir. Normalde sık yıkama gerektirmezler, ancak zaman zaman yıkamak iyi bir fikir olabilir. Bunun nedeni, tüylerinin ince ve yağsız olmasıdır. Bu nedenle, diğer kedi türleri gibi yüzünü yalayarak temizleyemezler ve kir ve yağ tüylerinde birikebilir. Ancak, aşırı sık yıkama da tüylerinin doğal yağlarını alabilir, bu nedenle sık sık yıkamaktan kaçınmak gerekir. Cornish Rex kedileri, normal kedi beslenme ihtiyaçlarına sahiptirler. Kedinize kaliteli bir kedi maması vermek, sağlıklı ve mutlu kalması için çok önemlidir. Ayrıca, su kabını her zaman dolu ve taze tutmak da önemlidir. Beslenmesi ile ilgili veteriner hekiminizden öneriler alabilirsiniz. Bu şekilde kedinize özel bir beslenme şekline sahip olursunuz. Tüm bunlarla birlikte Cornish Rex ırkı oldukça aktif ve zeki olduklarından, egzersiz ihtiyaçları da diğer kedilere göre daha yüksektir. Oynamak için oyuncaklar veya tırmanma ağaçları gibi aktivite oyuncakları sağlamak, onların fiziksel ve zihinsel sağlığı için faydalı olabilir. Cornish Rex kedilerin yatkın olduğu hastalıklar Cornish Rex kedileri genel olarak sağlıklı kedilerdir, ancak diğer kedi türleri gibi bazı genetik veya çevresel faktörlere bağlı sağlık sorunlarına yatkın olabilirler.  Cornish Rex kedilerinde yaygın görülen sağlık sorunları şunlardır; Sindirim Sorunları: Cornish Rex kedileri bazen hassas bir sindirim sistemine sahip olabilir ve sindirim sorunları yaşayabilirler. Diyet değişiklikleri, uygun olmayan gıdalar veya diğer stres faktörleri, ishal, kusma ve kabızlık gibi sindirim sorunlarına neden olabilir. Üriner Sistem Sorunları: Bazı Cornish Rex kedileri idrar yolu enfeksiyonlarına veya idrar yolu taşlarına yatkın olabilirler. Bu nedenle, kedinin su tüketimine ve idrar yapma alışkanlıklarına dikkat etmek önemlidir. Kardiyomiyopati: Bu ırk kedileri kalp kası hastalığı olan kardiyomiyopatiye yatkındır. Bu durum, kalp atım hızında artış, nefes darlığı ve diğer semptomlarla karakterizedir. Kronik Sinüzit: Cornish Rex’ler burun ve sinüslerinde kronik iltihaplanma olan kronik sinüzit sorunu yaşayabilirler. Bu, burun akıntısı, hapşırma ve burun tıkanıklığına neden olabilir. Yukarıda bahsettiğimiz rahatsızlıklar genel bilgilerdir. Bu hastalıklar hiç görülmeyebilir veya farklı hastalıklarda görülebilir. Bu sebeple kedinizin sağlığı için düzenli veteriner kontrolü, doğru beslenme, uygun hijyen ve egzersiz programlarına dikkat etmek ve yılda bir kez check-up yaptırmak önemlidir. Herhangi bir sağlık sorunu tespit edildiğinde, mümkün olan en kısa sürede veterinere danışılmalıdır. Check-up ise olası hastalıkların erken teşhisinde önemli rol oynadığı için hayat kurtarıcı etkisi vardır. --- ## Shar-Pei Köpek Irkı Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/shar-pei-kopek-irki-ozellikleri-ve-bakimi/ Shar-Pei köpekleri, Çin'den köken alan bir köpek ırkıdır ve karakteristik kırışıklıkları ile tanınırlar. Özgürlüğüne düşkün, sadık ve zeki Shar-Pei (Türkçede “Şar Pey” olarak anılıyor) ırkı tatlılığı ile her zaman ilgi odağı olmuştur. Kürk yapısındaki kırışık yapı sebebi ile özel bakıma ihtiyacı vardır. Peki nelere dikkat etmeliyiz, bu yazımızda bahsedeceğiz. Öncelikle Shar-Pei köpeklerinin fiziksel ve karakteristik özelliklerinden bahsedelim. Shar-Pei Köpek Irkı Fiziksel Özellikleri  Boyut olarak çok büyük bir ırk değildir. Shar-Pei, orta büyüklükte bir köpektir. Erkekler ortalama 46-51 cm, dişiler ise 44-50 cm arasında olabilirler. Ağırlıkları ise genellikle 18-25 kg arasındadır. Kıvırcık kuyruk en belirgin özelliklerinden biridir.  Shar-Pei köpeğinin kuyruğu, kıvrılmış bir şekle sahiptir. Bu özellik, onları diğer köpek ırklarından ayıran en belirgin özelliklerden biridir. Kırışıklıklardan yukarıda bahsetmiştik. Shar-Pei'nin kırışıklıkları, derilerinin gevşek olmasından kaynaklanır. Bu kırışıklıklar, özellikle yavruyken çok belirgindir ve yaşlandıkça azalır. Kısa tüyler: Shar-Pei'nin tüyleri kısa ve serttir. Genellikle tek renkli (siyah, mavi, kahverengi, krem vb.) veya iki renkli (siyah ve krem, mavi ve krem, kahverengi ve krem vb.) olurlar. Shar-Pei Köpekleri Karakter Özellikleri Birazda köpeğimizin huyu suyu nasıl bundan bahsedelim. Shar-Pei köpekleri, bağımsız bir doğaya sahiptir. Kendi başlarına hareket etmekten hoşlanırlar ve sahiplerinin talimatlarını takip etmek yerine kendi kararlarını vermeyi tercih ederler. Sadakat konusunda oldukça istikrarlı olan Shar-Pei'ler, sahiplerine oldukça sadık bir köpek ırkıdır. Ailelerine karşı son derece koruyucu ve savunmacıdırlar. Shar-Pei'ler, zeki ve çabuk öğrenen bir köpek ırkıdır. Eğitimleri için ödül temelli eğitim yöntemleri önerilir. Shar-Pei Köpek Bakımı Nasıl Olmalıdır? Her evcil hayvan ırkı gibi onlarında kendilerine has bakım özellikleri vardır. Shar-Pei köpeklerinin bakımı için dikkat edilmesi gereken hususlar şöyle; Tüy bakımı: Shar-Pei'nin tüyleri kısa ve sert olduğu için düzenli tarama gerektirmezler. Ancak, haftada bir kez fırçalamak, tüylerinin parlak ve temiz kalmasına yardımcı olur. Kırışıklık bakımı: En önemli konulardan biridir. Shar-Pei'nin kırışıklıkları temizlenmeli ve kuru tutulmalıdır. Kırışıklıkların arasında bakteri ve mantar enfeksiyonları oluşabilir, bu nedenle kırışıklıkların temizliği ve bakımı önemlidir. Banyo: Shar-Pei'nin banyo yapma sıklığı ayda bir kez olmalıdır. Sık banyo, tüylerinin doğal yağlarını yok edebilir ve cildinde kuruluğa neden olabilir. Ayrıca, Shar-Pei'nin kulağı ve kulak kanalı, banyodan sonra temizlenmeli ve kurulanmalıdır. Egzersiz: Shar-Pei'ler, düzenli egzersize ihtiyaç duyarlar. Günlük yürüyüşler, koşular veya bahçede oyun oynamaları, Shar-Pei'nin enerjisinin atılmasına yardımcı olur. Beslenme: Shar-Pei'nin beslenmesi, sağlığı açısından çok önemlidir. Kaliteli bir köpek maması tercih edilmeli ve günlük beslenme ihtiyaçlarına uygun olarak beslenmelidirler. Ayrıca, Shar-Pei'nin kilo alma eğilimleri olduğu için porsiyon kontrolü de önemlidir. Veteriner kontrolleri: Shar-Pei'nin sağlıklı kalması için düzenli olarak veteriner kontrollerine gitmeleri gerekir. Sağlık sorunları erken teşhis edildiğinde, daha kolay ve daha az maliyetli bir şekilde tedavi edilebilirler. Yılda birkez genel check-up ile erken teşhise olanak vermiş olursunuz. Eğitim: Shar-Pei'nin erken yaşlarda eğitim almaları önemlidir. Eğitim, onların davranış problemlerini engellemeye yardımcı olur ve sahibiyle daha iyi bir iletişim kurmalarını sağlar. Ödül tabanlı eğitim yöntemleri, Shar-Pei'nin öğrenmesi için en etkili yöntemdir. Shar-Pei Köpeklerin Yatkın Olduğu Hastalıklar Nelerdir? Shar-Pei köpekleri, bazı sağlık sorunlarına yatkın bir ırktır. Bazı yatkın hastalıklar şunlardır: Kırışıklık enfeksiyonları: Shar-Pei'nin kırışıklıkları, cilt enfeksiyonlarına neden olabilir. Bu enfeksiyonlar, bakteri ve mantarlar tarafından oluşabilir. Kırışıklıkların temizliği ve bakımı önemlidir. Kalça displazisi: Kalça displazisi, kalça ekleminde deformasyon ve kıkırdak hasarı nedeniyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu durum, Shar-Pei'nin kalça ağrısı ve hareket kısıtlaması yaşamasına neden olabilir. Hipotiroidizm: Hipotiroidizm, tiroid bezlerinin yeterli hormon üretmediği bir durumdur. Bu durum, Shar-Pei'nin metabolizmasını etkileyebilir ve kilo alma, tüy dökülmesi, cilt problemleri ve yorgunluk gibi semptomlara neden olabilir. Kırmızı Göz Sendromu: Shar-Pei köpekleri, gözlerindeki damarlarda şişme ve iltihaplanma ile karakterize olan bir göz hastalığı olan Kırmızı Göz Sendromu'na yatkındır. Amiloidoz: Shar-Pei'nin amiloidozu, vücutta amiloid adı verilen bir proteinin birikmesiyle ortaya çıkan bir hastalıktır. Bu hastalık, böbrekler, bağırsaklar ve diğer organlar gibi birçok farklı bölgeyi etkileyebilir. Göz problemleri: Shar-Pei'nin gözleri çeşitli problemlere yatkındır, özellikle de göz kapaklarındaki anomaliler ve kornea ülserleri görülebilir. Göz sağlığına dikkat edilmesi önemlidir. Bu sağlık sorunlarının yanı sıra, Shar-Pei köpekleri, diğer köpek ırkları gibi, kalça, dirsek ve diz gibi eklemlerinde osteoartrit gibi ortak sağlık sorunları da yaşayabilirler. Shar-Pei sahipleri, köpeklerinin sağlık durumlarını düzenli olarak kontrol ettirmeli ve veterinerlerinin önerilerine uymalıdırlar. Yukarıda bahsettiğimiz hastalıkların bazıları kalıtsal olarak, bazıları ise sonradan gelişebilen hastalıklardır. Düzenli takibi yapıldığında erken teşhis ile önüne geçilebilmektedir. Eğer ulaşımda sorun yaşıyorsanız Evde Veterinerlik Hizmeti ve Pet Taksi hizmetimizi incelemenizi tavsiye ederiz. --- ## Macaw Papağanı Bakımı Nasıl Olmalı? > URL: https://vetart.com.tr/macaw-papagani-bakimi-nasil-olmali/ Macaw papağanı, Güney Amerika'nın tropik ormanlarında yaşayan büyük boyutlu papağan türleridir. En yaygın türleri arasında büyük yeşil macaw, büyük kırmızı macaw, mavi ve altın ara gibi türler bulunur. Mavi ve Altın Ara Macaw Macaw papağanları, uzun ömürlü ve sosyal hayvanlardır. Doğal yaşam alanlarında, genellikle büyük sürüler halinde yaşarlar ve birbirleriyle karmaşık iletişim kurarlar. Tropik ormanlarda yaşadıkları için, meyveler, tohumlar, çiçekler ve bazen de böceklerle beslenirler. Bu papağanlar, güçlü gagaları ve tüyleriyle tanınırlar. Tüyleri canlı renklere sahiptir ve en yaygın olanları kırmızı, yeşil, mavi ve sarıdır. Macaw papağanları, hem evcil hayvan olarak hem de yaban hayatında takip edilebilecek popüler bir kuş türüdür. Ancak, avlanma, tüy ticareti ve yaşam alanı kaybı gibi nedenlerle, bazı türleri tehdit altındadır. Eğer bir Macaw sahibiyseniz onun bakımına ve beslenmesine çok özenli ve dikkatli olmalısınız. Bu tür hayvanlar için en doğru yer doğal ortamlarıdır aslında. Büyük kuş türlerinden biri olması ve tropikal iklim hayvanı olması sebebi ile narindir. Evcilleşmiş bir Macaw papağanın evde bakımını üstlendiyseniz mutlaka düzenli veteriner kontrolleri ile sağlığını takip etmeli, ihtiyaçlarını karşılamalısınız. Macaw papağanı bakımı Macaw papağanı bakımı oldukça önemlidir ve bu papağanların sağlıklı ve mutlu kalması için bazı özenli davranışlar gerektirir. İşte dikkat edilmesi gereken bazı önemli noktalar: Kafes: Macaw papağanları, geniş kafeslerde yaşamalıdır. Kafesin boyutu, kanatlarının tamamen açılabilmesi için yeterli olmalıdır. Kafesin tabanı, temizlemesi kolay ve hijyenik olmalıdır. Beslenme: Macaw papağanları, çeşitli meyve, sebze ve tohumlarla beslenmelidir. Ayrıca özel olarak üretilen ticari kuş yemi de verilebilir. Yiyecek ve su kapları günlük olarak temizlenmelidir. Egzersiz: Macaw papağanları, düzenli olarak uçurulmalı ve egzersiz yapmalıdır. Sosyal İletişim: Macaw papağanları, sosyal hayvanlar oldukları için, sahipleriyle düzenli olarak ilgilenilmelidir. Kuşlarla konuşmak, oynamak ve eğitmek, onların sağlığı ve mutluluğu için önemlidir. Veteriner Kontrolü: Macaw papağanları, en az yılda bir kez veterinere götürülmeli ve sağlık kontrolleri yapılmalıdır. Bu kontrollerde, parazitler, enfeksiyonlar veya diğer sağlık sorunları tespit edilebilir ve tedavi edilebilir. Macaw papağanları, özenli bakım ve sevgi dolu bir ortamda yaşadıklarında, uzun ve sağlıklı bir yaşam sürebilirler. Macaw papağanı beslenmesi nasıl olmalı? Macaw papağanları, doğal yaşam alanları olan Güney Amerika'da, meyveler, tohumlar, çiçekler ve bazen de böceklerle beslenirler. Evcil macaw papağanlarının beslenmesi de doğal beslenmelerine benzemelidir ve bu kuşlar, sağlıklı ve dengeli bir diyetle beslenmelidirler. İşte macaw papağanı beslenmesi için dikkat edilmesi gerekenler: Meyveler: Macaw papağanları, taze meyvelerle beslenmelidir. Özellikle elma, muz, kivi, portakal, üzüm, karpuz, mango ve çilek gibi çeşitli meyveler verilebilir. Sebzeler: Macaw papağanları, havuç, brokoli, kabak, lahana, bezelye, biber, salatalık ve ıspanak gibi taze sebzelerle beslenmelidir. Tohumlar: Macaw papağanları, yaban hayatında, çeşitli tohumlarla beslenirler. Bu nedenle evcil macaw papağanlarına, keten tohumu, kanarya tohumu, kabak çekirdeği, ayçiçeği ve darı gibi farklı tohumlar verilebilir. Macaw papağanlar için üretilmiş özel kuş yemi: Macaw papağanlarına özel olarak üretilen ticari kuş yemi, vitamin ve mineral açısından zengindir ve bu papağanların sağlığı için gereklidir. Ancak, ticari kuş yemi, tek başına bir beslenme kaynağı olarak kullanılmamalıdır. Beslenme Standartları: Macaw papağanları, günde 1-2 öğün beslenmelidir. Verilen yiyecekler, kuşların büyüklüğüne ve aktivite düzeyine göre ayarlanmalıdır. Su, kuşların her zaman erişebileceği bir kapta bulunmalıdır. Yukarıda verdiğimiz besinler Macaw papağanları tüketebileceği gıdalar olsa da bilinçli ve belirli miktarlarda verilmelidir. Beslenme programı, bir veteriner hekim tarafından hazırlanmalıdır ve kuşun sağlığına özel olarak dikkat edilmelidir. Beslenme miktarı, beslenme aralıkları, ihtiyacı olan vitamin takviyeleri veteriner hekim tarafından belirlenmelidir. Ayrıca, çiğneme ihtiyacını karşılamak ve dişlerini ve gagasını aşındırmak için macaw papağanlarına özel ürünlerde verilebilmektedir. --- ## Birman Kedisi Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/birman-kedisi-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Birman kedisi, Myanmar (Burma) kökenli bir kedi ırkıdır. Burma'daki tapınaklarda yetiştirildikleri söylenir ve bu nedenle "Tapınak Kedisi" olarak da bilinirler. Soyu tükenmek üzere olan Birman kedisi türünün II.Dünya Savaşı sonrası Fransa’da çiftleştirilerek çoğaltıldığı düşünülmektedir. Renkli kürkü ile dikkatleri üzerine çeken Birman kedilerini yakından inceleyelim.. Birman Kedisi Fiziksel Özellikleri Birman kedileri, orta büyüklükte, kaslı, yuvarlak yüzlü ve güzel bir kürke sahiptirler. Kürkleri uzun, ipeksi ve sıkıdır, renkleri genellikle beyaz ve krem tonlarındadır ve yüzlerinde, ayaklarında ve kuyruklarında kahverengi, mavi, lila veya çikolata renkli noktalar vardır. Gözleri ise genellikle mavi renktedir. Birman kedilerinin gövdesi uzun ve güçlü yapılıdır. Boyu ortalama uzunluktadır, bacakları kalındır. Sağlıklı bir Birman kedisi 4.5 kilogramdan 8 kilograma kadar ağırlıkta olabilir. Uzun ipeksi tüyleri sebebi ile günlük olarak tımar edilmek, taranmak, bakım yapılmak ister. Birman Kedisi Karakter Özellikleri Birman kedileri, sevecen, sadık ve oyuncu kişilikleri ile tanınırlar. Sahiplerine çok bağlı olurlar ve evde oyun oynamayı severler. Ayrıca sessiz kedilerdir, ancak yine de sahibinin konuşmalarını severler ve sahiplerine nazik miyavlamalarla cevap verirler. Cana yakın oldukları kadar soğukkanlı kedilerdir. Birman Kedisi Bakımı ve Sağlık Takibi Birman kedileri, genellikle sağlıklı bir ırktır ve ortalama ömürleri 12-16 yıl arasındadır. Ancak bazı genetik sağlık sorunlarına yatkındırlar, özellikle böbrek hastalıkları ve kalp problemleri gibi.  Birman kedisinin eşsiz güzellikteki kürküne gerekli bakım yapılmazsa deri hastalıkları görülebilir. Bu sebeple bakımı düzenli olarak takip edilmelidir. Tırnak ve diş bakımı diğer tüm kedi ırklarında olduğu gibi önemlidir. Sahiplenildiği günden itibaren aşıları düzenli takip edilmeli ve aksatılmamalıdır. Bu nedenlerle, Birman kedilerinin düzenli veteriner kontrollerine gitmeleri ve sağlıklı bir diyetle beslenmeleri önemlidir. Yılda bir kez check-up yaptırılarak olası sağlık sorunlarının erken teşhis ile önüne geçilmesi mümkündür.  --- ## Yrd. Per. Özge Görgülü > URL: https://vetart.com.tr/yrd-per-ozge-gorgulu/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5056" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]-[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Köpeklerde Göz Hastalıkları > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-goz-hastaliklari/ Köpeklerde göz hastalıkları kalıtsal olabildiği gibi dış etkenler sebebiyle de oluşabilir. Göz insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da en hassas organlardan biridir.  Köpeklerde kalıtsal göz hastalıkları körlüğe kadar ilerleyebilir. Dış etkenler ile meydana gelen göz sorunları ise erken müdahale ile genellikle tedavi edilebilmektedir.  Köpeklerde Göz Hastalıklarına Sebep Olan Dış Etkenler Nelerdir?  Sert bir cismin temas etmesi ile kornea yaralanmaları Kirli ortamlardan enfeksiyon bulaşması Bulaşıcı hastalığı olan başka bir köpekten bulaşabilen viral hastalıklar Alerjik durumlar Köpeklerde Kornea Yaralanmaları: Kaza veya bir kavga durumunda gözde hasar meydana gelebilir. Özellikle basık yüzlü, gözleri çukurda olan köpek cinslerinde bu tür hasarlar sonucu körlük daha fazla görülmektedir. Kornea yani gözün en dış tabakası hasar aldığında şişmeye ve bulanık bir görüntü vermeye başlar. Veteriner hekim müdahalesi ile temizlenir ve antibiyotik tedavisi ile iyileştirilebilir. Çok ciddi vakalarda ameliyat gerekebilmektedir. Köpeklerde Göz Kuruluğu: Gözyaşı üretiminin azalması ile “kuru göz” olarak adlandırılan hastalık meydana gelebilir. Bu genelde bağışıklık kaynaklı bir rahatsızlıktır. Göz kuruluk sebebi ile parlaklığını kaybeder, ilerleyen durumda irinli konjonktivit görülebilir. Erken teşhisi ile tedavisi mümkündür, müdahale edilmemesi ve ilerlemesi durumunda körlüğe sebep olabilir. Köpeklerde Kalıtsal Göz Hastalıkları Köpeklerde kalıtsal yani genetik göz hastalıklarına örnek vermek gerekirse, en yaygın görülen Katarakt ve Progresif Retinal Atrofi örnek verilebilir. Köpeklerde Katarakt: Katarakt göz merceğinin kısmen veya tamamen şeffaflığını kaybetmesi, adeta gözün önüne bir perde inmesidir. İleri derece katarakt durumlarında dışarıdan bakıldığında da anlaşılabilir. Köpeklerde görülen katarakt hastalığının birçoğu şeker hastalığı veya genetik faktörler sebebiyledir. Kalıtsal olması durumunda genellikle her iki gözde de katarakt oluşumu gözlenir. Labrador ve Cocker Spaniel ırkı köpeklerde daha yüksek yatkınlık vardır. Yaralanmalar sonucu da tek gözde katarakt oluşumu görülebilmektedir. Köpeklerde Progresif Retinal Atrofi: Çok yaygın görülen bu kalıtsal hastalık doksandan fazla cinste görülmüştür. Hastalık belirtilerini öncelikle gece körlüğü ile gösterir, ilerleyen dönemlerde merdiven inerken ya da bir yere atlarken güvensizlik durumu gözlenir. Bu hastalığın maalesef tedavisi yoktur ve ilerisi körlüktür. Bu hastalığın önüne geçebilmenin tek yolu üretim yapılırken ailesinde bu hastalığın olup olmadığının araştırılmasıdır. Belirtiler ve Teşhis Köpeğinizin sağlığını takip ederken gözle görebileceğiniz bazı belirtiler vardır. Bu semptomlardan biri veya birkaçını farkederseniz mutlaka veteriner hekiminize başvurmalısınız. Bu belirtiler basit bir alerji de olabilir, kornea yaralanması / hasarı olabilir veya çok ciddi bir sorun da olabilir. Gözleri kısmak, ışığa bakamama Gözlerde akıntı ve bulanıklık Gözlerde kızarıklık ve enflamasyon Gözyaşı akıntısı Çökmüş veya dışarı fırlamış gözler Göz çevresinde çapak veya akıntı Görüşte bozulma veya görme kaybı (Yürürken görmeme, cisimlere çarpma, takılma vb.) Gözde tahriş ve acı Köpeklerde Göz Hastalıkları Tedavisi Birçok göz hastalığının kendine has göz damlası ya da merhemi ile tedavisi mümkündür. Önemli olan erken teşhistir. Bazı ilerleyen rahatsızlıklarda ameliyat gerekebilir. Bu kararı köpeğinizin takibini yapan veteriner hekiminiz verecektir. Sahiplendiğiniz köpeğin rutin kontrollerinin aksatmamalı ve tüm aşılarını takip etmelisiniz. Yılda bir kez genel check-up yaptırarak olası rahatsızlıklarında erken teşhisini sağlamış olursunuz. --- ## Fox Terrier Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/fox-terrier-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Fox Terrier (Foksterye veya Fox Teriye olarakta isimlendirilir), İngiliz Terrier ırkının en eski üyelerinden biridir. Kökeni 1700’lü yıllara kadar uzanır. İlk olarak Büyük Britanya’da yaşamış olan bu köpekler o dönem tilki avlamak için kullanılmışlardır.  Fox Terrier Fiziksel Özellikleri Hızlı, çevik, sürekli harekete hazır ve tetikte, canlı bir mizacı vardır. Eğlenceli ve mutlu bir köpektir. Çok hareketli olan Fox Terrier köpekler sevecen ve kendine güvenen köpeklerdir.  Fox Terrier fiziksel özelliklerinden bahsederken önceliği kürk tipine verelim. Bu cinsin iki farklı türü bulunur. Biri “Sert Tüylü Fox Terrier” diğeri ise “Düz Tüylü Fox Terrier”. Düz tüylü olan yumuşak tüylü olarakta bilinir. Kürk rengi genellikler beyaz zemin üzerine siyah, gri veya kahverengi desenlidir. Tamamen beyaz olanlarıda mevcuttur.  İkisininde kafatası basık ve dar, burnu ise öne doğru uzundur. Burun rengi siyahtır. gözleri koyu renkli ve yuvarlaktır. gözlerindeki zeki bakışları hissedebilirsiniz. Kısa ve güçlü bir göğüs, düz bir sırta sahiptir. Bakımına dikkat edilir ve sağlığına özen gösterilirse ortalama ömürleri 13-14 yıl civarındadır. boyları ortalama 35-40 cm, ağırlıkları ise 7-8 kg civarında olan çok büyük olmayan köpeklerdir. Fox Terrier Karakter Özellikleri İçgüdüsel olarak avcılık ve sürekli bir yerleri kazma içgüdüsüne sahiptirler. Küçüklükten itibaren iyi eğitilirse kazma içgüdüsü biraz köreltilebilir. Genel itibari ile mutlu, enerjik, meraklı, araştırmayı seven (avcılık içgüdüsü sebebiyle), oyun oynamayı seven bir köpektir. Zaman zaman koşup eğlenebileceği geniş park veya orman gibi alanlara götürülmesi onu mutlu edecektir. Sert Tüylü Fox Terrier, diğer türe göre biraz daha sabırsız ve inatçı olabilmektedir. Ancak bu da yine eğitim ile çözülebilecek bir durumdur. Fox Terrier Bakımı Her zanlı gibi Fox Terrier bakımı da kendine has ve önemlidir. Özellikle dış ortamda çok meraklı olması sebebiyle kürkü kirlenebilir. Eve döndüğünde kürk temizliği yapılmalıdır. Bununla birlikte haftalık olarak tüyleri taranmalı, ölü ve dökülmüş tüyler köpeğin üzerinden uzaklaştırılmalıdır. Diş ve tırnak bakımı aksatılmadan yapılmalıdır. Bakımlı olmak sağlıklı olmanın ilk şartıdır. Bakım konusunda destek almak isterseniz Pet Kuaför hizmetimizden faydalanabilirsiniz. Fox Terrier Sağlığı Fox Terrier köpekler aşağıdaki hastalıklara daha yatkındır. Demodikozis,  Distichiasis, sağırlık, katarakt, lens çıkıklığı gibi göz hastalıkları, Atopik dermatit (Egzama), Omuz eklem rahatsızlıkları Fox Terrier, sahiplenildiği günden itibaren veteriner ziyaretleri, aşı takvimi aksatılmamalıdır. Yaşına göre yılda 1 veya 2 kez genel check-up yaptırılması yatkın olduğu hastalıklar veya beklenmedik rahatsızlıkların erken teşhis edilmesinde fayda sağlayacaktır. Böylece sağlıklı ve mutlu bir ömür sürecektir. --- ## Van Kedisi Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/van-kedisi/ Kökenleri Türkiye’nin Van gölü ve çevresine dayanan Van Kedisi, farklı renkteki gözleri ve iyi bir yüzücü olmaları ile dikkat çekiyorlar. Dünya genelinde ünlenmiş Van Kedileri, bembeyaz tüyleri, asil duruşu, uysal ve oyuncu olması gibi özellikleri ile en fazla sahiplenilen türler arasında. Geçmişi 18. yüzyıldan öncesine dayanır. 1955 yılında iki Van kedisinin İngiltere’ye getirilmesi ve çoğaltılması ile Avrupa’da yaygınlaşmaya başlamıştır. Sonrasında hızlı şekilde Amerika kıtasında da yaygınlaşan Van kedisi ırkı farklı türler ile çiftleştirilerek çoğaltılmaya başlanmıştır. Götürülen Van kedilerinin ileriki dönemlerde safkan olmadıkları anlaşılmış ve Van kedisi karakteristik özelliklerini taşıyan yeni bir cins olarak kayıtlara geçmiştir. Bu yeni cinse Türk Van Kedisi (Turkish Van) adı verilmiştir. Bu durum orijinal Van kedisi neslinin tükenmesi tehlikesini doğurmuştur. Günümüzde Van kedisinin genetiğini korumak amacıyla bir dizi yasak getirilmiştir. Yurtdışına ve hatta bazı dönemlerde il dışına çıkarılması, satışı yasak olan Van kedilerinin genetiklerinin korunması için bir bakım evi de kurulmuş ve koruma altına alınmıştır. Van Kedisi Fiziksel Özellikleri En belirgin özelliği gözlerinin farklı renkte olmasıdır. Genellikle biri mavi diğeri kehribar sarısı renktedir. Safkan Van kedisi muhteşem beyaz kürkü ile bilinirler. Sarımsı kumral veya krem rengi deseni olanlar safkan Van Kedisi değildir. Bu tür yukarıda bahsettiğimiz gibi Türk Van Kedisi olarak adlandırılan türdür. Özellikle baş ve kuyruk bölgesindeki desen bu ikinci türün belirleyici özelliğidir. Van kedisi büyük oval gözler, iri ve başın tepesinde dik duran kulaklar, uzun ve sağlam gövdesi ile dikkat çeker. Kuyruğu uzun ve fırça gibidir. Kürkü ise uzun ve ipeksi yumuşaklıktadır. Esnek ve atletik bir yapıya sahiptir. Ses tonları çok yüksek değildir. Yavru Van kedilerinin tam olarak yetişkinliğe ulaşması 3 ila 5 yıl arasında zaman alır. Sağlıklı bir Van kedisi 3 ila 8,5 kg arasında ağırlığa sahiptir.  Kediler arasında suyu en çok seven ve hatta yüzen kedi olarak anılan kedi türüdür. Su ile oynamayı, banyo yapmayı, denize veya havuza girip yüzmeyi diğer kedilerin aksine çok severler. (Türk Van kedileri de safkan Van kedileri gibi aynı karakteristik özellikleri gösterirler.) Van Kedisi Karakter Özellikleri Van kedileri narin, nazik, sevgi dolu hayvanlardır. Duygularını genelde pek belli etmemeyi seçerler. Bağımsız bir kişiliğe sahiptir. Bazen sakin bir kucak kedisi olsa da enerjik ve oyuncu bir kedidir. Hızlı hareket eder ve aynı zamanda çok zekidir. Diğer hayvanlarla ve çocuklarla iyi anlaşır, uyumludur. Sahiplerine ve bulundukları ortama kolay adapte olan ve bağlanan hayvanlardır. Sahipleri ile sürekli iletişim kurmaya çalışırlar ve bekledikleri ilgi alakayı göremediklerinde üzülürler. Sahiplenildiğinde yuvası ömürlük olmalıdır. Van kedilerinin duyguları ve hisleri oldukça kuvvetlidir. Özellikle altıncı hissi en yüksek kedi cinsidir. Örneğin evde birinin mutsuz olduğunu hemen anlayabilmektedirler. Çabuk öğrenir ve çabuk kavrarlar. Yaşam alanındaki aile fertlerini çabuk tanırlar. Eğitim vermesi diğer ırklara göre daha kolaydır. Örneğin ismini kolayca öğretebilir ve birkaç ay sonrasında onu ismi ile çağırabilirsiniz. Van Kedisi Bakımı ve Yatkın Olduğu Hastalıklar Genellikle sağlıklı bir yapıya sahip olan Van kedilerinin bağışıklığı iyidir. Bakım ve sağlık takipleri düzenli yapıldığında kolay kolay hasta olmazlar.  Temizliği ve bakımı tüm hayvanlarda olduğu gibi düzenli takip edilmelidir. Tüy bakımı, tırnak ve diş bakımı aksatılmamalıdır. Beslenme konusu önemlidir. Obeziteye ve kilo almaya yatkın bir tür olması sebebi ile doğru mama seçilmelidir. Protein açısından zengin mamalar seçmeniz Van kedisi için en iyisidir ancak yine de kediniz özelinde veteriner hekiminizden detaylı bilgi alabilirsiniz. Sağlığı konusunda aşıları aksatılmamalı ve düzenli takip edilmelidir. Yılda bir kez yapılacak genel check-up ile kedinizde oluşabilecek herhangi bir hastalığı erken teşhis ederek önüne geçebilirsiniz. Van kedisinin yatkın olabileceği hastalıklar; Obeziteye yatkındır, aşırı kilo alması önlenmelidir. Parazitlere açıktır. Özellikle kene, pire, kurt gibi parazitlere karşı önlem alınmalıdır. --- ## Maltese (Malta Köpeği) Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/maltese-malta-kopegi-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Maltese cinsi köpekler Malta Terrier veya Malta Köpeği olarak da anılırlar. Kökenleri antik çağlara uzanır. Maltese ismi Malta’dan gelmektedir. Orijin ülkesi Akdeniz bölgesi ve yoğunlukla Malta’dır. 2000 yıl önce Fenikeli seyyahlar tarafından Malta’ya getirildiği ve burada üretildiği düşünülmektedir. Malta köpeklerinin Minyatür Poodle ve Spanyel ırklarının melezi olduğu tahmin ediliyor. Maltese (Malta Köpeği) Fiziksel Özellikleri Uzun, beyaz, düz ve ipeksi tüyleri ile aristokrat ve havalı bir duruşu vardır. Tüylerinin uzun olması düzenli bakım ve özen ister. Sağlıklı bir ömür sürdüklerinde 14-15 yıl yaşayabilmektedirler. Boyları ortalama 20-25 cm, ağırlıkları ise 2-3 kg civarındadır. Çok büyük boy köpek değillerdir. Hatta minyatür bile denilebilirler. İri, yuvarlak ve koyu renk (genellikle siyah) gözleri biraz dışarı çıkıktır. Kulakları uzun tüylerle kaplıdır, burnu ise ince yapılıdır.  Çok hareketli olmasa da oyuncu bir köpektir, egzersiz ister. Özellikle çocuklar ile iyi anlaşır.  Maltese (Malta Köpeği) Karakter Özellikleri Yumuşak huylu, oyuncu, sevecen bir ırk olan Maltese, güvenilir, sevgi dolu ve sadık bir köpektir. Genellikle hareketsiz karakter yapısında görünse de oldukça oyuncudur. Enerji seviyesi ve oyun kabiliyeti yüksektir. Oldukça zeki bir köpektir. Eğitim verilebilir ve diğer hayvanlarla iyi anlaşabilir. Maltese Bakımı ve Yatkın Olduğu Hastalıklar Özellikle tüylerinin uzun ve beyaz olması düzenli bakım gerektirir. Parlaklığını kaybetmemesi ve tüylerin dolaşmaması için hergün taranmalıdır. Bununla birlikte ağız ve diş bakımı da diğer köpeklerde olduğu gibi ihmal edilmemelidir. Sağlıklı bir ömür için düzenli bakım ve temizlik çok önemlidir. Maltese (Malta köpeği) ırkı genel itibariyle sağlıklı bir köpektir ancak her ırkta olduğu gibi kendi ırklarının daha yatkın olduğu bazı hastalıklar vardır. Bu hastalıklar düzenli veteriner ziyaretleri ve yılda 2 kez önerilen genel check-up ile erken teşhis edilerek önlenebilmektedir. Yatkın olduğu bazı hastalıklar; Patent Duktus Arteriosus (PDA) Patella Luksasyonu Progresif Retinal Atrofi (PRA) Hipoglisemi Ters Hapşırma Çöken Trakea Kalp Anomalileri Diz Kapağı sorunları Karaciğer ve Böbrek Rahatsızlıkları Tüy ve tırnak bakımı Maltese köpekleri için çok önemlidir. Rutin bakımları evinizde yaparak belirli aralıklarla Pet Kuaför hizmeti alarak tırnak ve tüylerinin kısaltılması konusunda yardım alabilirsiniz. Düzenli ve özenli bakım sağlıklı bir ömür için önemlidir. --- ## Kedi ve Köpekler İçin Zorunlu Mikroçip Uygulaması > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopekler-icin-zorunlu-mikrocip-uygulamasi/ Mikroçip uygulaması, patili dostlarımızın kimliklendirilmesi, korunması ve takibinin yapılması için önemli bir uygulama. Bu amaçla yayınlanan yönetmelik kapsamında kedi, köpek ve gelinciklerin kimliklendirilerek kayıt altına alınması zorunlu hale getirildi. 5199 sayılı Hayvanları Koruma kanunu kapsamında “Kedi ve köpek sahipleri, hayvanlarını en geç 31.12.2022 tarihine kadar dijital kimliklendirme yöntemleri ile kayıt altına aldırmak zorundadır” hükmü yer alıyor. Bu yönetmelik ile birlikte birçok kedi ve köpek sahibinin aklında çeşitli sorular belirdi. Vetart Veteriner Polikliniği olarak bu konuda bize en fazla yöneltilen sorulara cevap vermek istedik. Buradaki sorular dışında aklınıza takılan herhangi bir konu için kliniğimizi arayarak detaylı bilgi alabilirsiniz.  Mikroçip Uygulaması Nedir? Ne işe Yarar? Mikroçip uygulaması hayvanın kimliklendirilmesi ve takip edilmesi için geliştirilmiş teknolojik bir uygulamadır.  Özellikle kaybolma konusu biz evcil hayvan sahiplerinin en korkulu rüyasıdır. Maalesef ki herhangi bir sebeple evden uzaklaşan ve kaybolan kedi veya köpeklerden çok azı evine geri dönebiliyor. Bu hem patili dostunuz hem de sahibi için gerçekten çok üzücü bir durum. Evcil hayvanınız üzerindeki mikroçipte sadece onun bilgileri değil sahibininde isim, soyisim, adres, telefon gibi kimlik bilgileri yer alacak. Bu uygulama sayesinde evcil hayvanınız kaybolursa, bulunması ve evine dönmesi çok daha kolay olacaktır.  Mikroçip uygulamasının tek faydası sadece bu değildir. Bu uygulama ile evcil hayvanınız dijital bir kimliğe sahip olacak. Bu sayede veteriner kliniğine gittiğinizde üzerindeki çip sayesinde daha önce geçirdiği hastalıklar, operasyonlar, aşılar ve diğer sağlık bilgileri bu çipte kayıtlı olacaktır. Bu da kedi veya köpeğinizin sağlık takibinin daha hızlı, kolay ve düzenli yapılmasına olanak sağlayacaktır. Evcil hayvanınız yurt dışına seyahat edecekse mikroçip uygulamasının zorunlu olduğunu da hatırlatmakta fayda var. Evcil hayvanlar için mikroçip uygulamasının yürürlüğe girmesinin bir diğer ve en önemli sebebi ise sokağa terk edilen hayvanlardır. Maalesef birçok hayvan çeşitli sebepler ile sahipleri tarafından sokağa terkediliyor. Hayvanın üzerinde taşıdığı  çip sayesinde sahibinin kim olduğu tespit edilebilecek ve cezai işlem uygulanacaktır. Bu uygulama devlet desteklidir ve amaç hayvan haklarının korunmasıdır. Gerekli işlemler bakanlık tarafından yürütülür ve takip edilir. Mikroçip üzerindeki benzersiz numara ile hayvan sahibinin TC kimlik numarası Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının sistemine işlenir. Mikroçip Nasıl Takılır? Mikroçip uygulaması oldukça basit, hızlı ve ağrısız bir uygulamadır. Aşı olmaktan farkı yoktur aslında. Bir şırınga yardımı ile kedi veya köpeğin ense kısmından mikroçip yerleştirilir. Yerleştirilen çip pirinç tanesi boyutundadır. Çip bulunduğu bölgede hareket etmez, ağrıya sebep olmaz, uzun ömürlüdür ve uzun zaman kalıcıdır. Mikroçip Uygulaması Kedi veya Köpeğimin Canını Acıtır mı? Bu konuda çok fazla soru alıyoruz. Doğal olarak onların canının acımasını, rahatsız olmasını istemeyiz. Bu uygulamada hissedilecek acı sadece diğer aşı uygulamalarında olduğu kadardır. Geçici, anlık bir acıdır. Sonrasında ağrı veya rahatsızlık yapmaz. Mikroçip Uygulaması Ücretli mi? Mikroçip uygulaması ücretli bir uygulamadır. Bu konuda en doğru ve güncel bilgi için kliniğimizi arayarak bilgi alabilir ve randevu oluşturabilirsiniz. --- ## Kedilerde Göz Hastalıkları > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-goz-hastaliklari/ Bu haftaki yazımızı, kedilerin en dikkat çekici ve hayati organlarından biri olan kedilerde göz hastalıkları konusuna ayırdık. Göz hastalıklarının birçok  sebebi olabilir. Yaş almaya bağlı sebepler olabildiği gibi, kedilerin doğalarının bir gereği olan yırtıcılıklarının da bunda payı büyüktür. Sokak yahut evde olsun; kavgalar, bazen oyun ile başlayan didişmeler bile gözlerde hasara ve mikrobik hastalıklara yol açar. Ayrıca insanlarda olduğu gibi kedilerde de bir hastalık sonucunda gözlerinde tahribat olur. Göz Hastalıklarının Belirtileri En belirgin belirti, korneadaki zarda (konjonktiva) iltihaplanma olmasıdır. Durumun vehametine bağlı olarak geciktirilmeden veteriner hekime başvurulmalıdır. Neticesi ciddi enfeksiyonlara yol açacağı gibi kansere de sebep olabilir. Özellikle FİV, FELV, FIP gibi enfeksiyonlar hayati derecede önem arz eder. Mutlak suretle dikkate alınmalıdır. Gözlemlenmesi gereken oluşumlar Gözlerde kısılmaGöz içinden farklı renk ve dokuda sıvının akması,Gözün berrak ve net görüntüsünün kaybolması, kızarma yahut iltihaplanması Kedilerde bulunan üçüncü göz kapağının ortaya çıkmasıNormal akan gözyaşının fazla olmasıGözlerin yerinden çıkarak çıkık bir görünüme sahip olması ya da içe çökük olmasıGözde oluşan akıntının kuruyarak göz çevresini kaplaması (çapaklanma), iltihaplanmaKedide görme durumunun kötü hale gelmesi yahut göremez hale gelmesiYoğun tahriş olma durumunun ağrılı bir şekilde artış göstermesi  bu tarz oluşumların başladığını fark ettiğiniz anda gecikmeden kedinizi hekiminize göstermelisiniz. Gözde oluşabilecek akıntılar ve oluşum sebepleri Katı olmayan: Sıvı, rengi olmayan duru vaziyetteki akıntının nedeni daha ziyade fiziki olarak tahrişten, yahut yoğun duyarlılık (alerji) kaynaklı tahripten meydana gelebilir.Pelte kıvamlı mukus: Yoğun tahriş ve enfeksiyon sonucu solunum yolunda normal mukus akıntısının fazla olması (tetiklenmesi) ile olur.Sarıdan yeşile geçişli akıntı: Bakteri kaynaklı oluşan içinde iltihap barındıran bir akıntı çeşididir. Cerahat yahut  irin olarak da bilinir. Mutlak suretle tedavi edilmelidir.Göz çevresindeki kılların kirlenmesine sebep olan akıntı: Oluşum nedeni göz kanalında tıkanma dır. Bu durumda yoğun gözyaşı akışı söz konusu olur. Bilinen diğer ismi ise Epifora dır. En fazla anatomik yapılarından dolayı (yüzleri basık ve düz olduğu için) İran kedilerinde görülür. Kedilerde Görülen Diğer Göz Hastalıkları Kornea yaralanması (kornea ülseri): Gözde bulunan şeffaf bölümde (kornea) oluşan hasara ülseratif keratit denir. Virüs kaynaklı olabildiği gibi kedilerin kendi aralarında yaşadığı dalaşma (kavga) sonucunda da olabilir. Bölgesel şişlik oluştuğunda net olmayan görüntü olabilir. Zedelenme nedeniyle ülser oluşur. Virüs kaynaklı hasar alan kornea ile göz kapaklarında bir tür yapışkanlık olur. Kırmızı göz hastalığı olarak da bilinen konjonktivit de kornea hasarı ile eş zamanlı oluşur. İyileştirme süreci: Veteriner hekim tarafından patili dostun gözleri temizlenir. Sonrasında hastalığın seyrine göre ilaç tedavisi uygulanır. Durumun aciliyeti gerektirirse cerrahi işlem uygulanabilir. Katarakt: Tıpkı insanlarda olduğu gibi hayvanlarda da  sık görülen göz hastalığıdır. Kataraktın açılımı şu şekildedir.  Göz merceğinin, görüşü sağlayan ışığı kırma yetisini kaybederek saydamlığının bozulmasıdır. Bu nedenle görme yetisinin kısmen yahut tamamen ortadan kalkması söz konusu olur.  Kedilerde en çok birli (tekli) katarakt oluşur. Başlıca sebebi ise kavga ya da farklı sebepten (kaza vb.) kaynaklı yaralanmadır. Diyabet (şeker) nedeniyle oluşan katarakt hastalığına Bilateral katarakt denir. Tam körlük durumu olduktan sonra cerrahi işlem ile tedavi edilir. Göz merceğinin konumunun değişmesi: İki türlüsü vardır. Subluksasyon ve Luksasyon… Subluksasyon: Göz merceğinin bir bölümünün (kısmen) konumunun yer değiştirmesidir.Luksasyon: Merceğin tamamının konumunun yer değiştirmesidir.  Genellikle oluşum fiziksel yaralanmalar ile oluşur. Kavga, kaza gibi…. Mercekte enfeksiyon olması diğer bir var olma durumudur. Yaşlılık da diğer oluşum sebebidir. Cerrahi tedavi gerektirir. Yazımızın başında bahsettiğimiz gibi göz, en hassas organlardan biridir ve müdahale edilmemesi halinde büyük hasarlara veya gözün kaybedilmesine sebep olabilmektedir. Kedinizin gözü ile ilgili dışarıdan bir farklılık ya da rahatsızlık olduğunu farkederseniz veyahut dışarıdan bir farklılık olmasa bile yürümesinde, dengesinde bozukluk fark ederseniz derhal veteriner kliniğine getirerek muayenesini yaptırmalısınız. Yılda bir kez önerdiğimiz check-up ile kedinizin yatkın olduğu genetik bir rahatsızlık varsa erken teşhis edilmesine katkıda bulunmuş olursunuz. --- ## Weimaraner Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/weimaraner-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Weimaraner kendine has duruşu ve zarafeti ile sadık bir dosttur. Kökenlerinin 1600’lü yıllara ve Almanya’ya dayandığı bilinmektedir. Özgüvenli, dikkatli, güçlü, çevik, hızlı ve bir okadarda zarif, cana yakın, sadık ve koruma içgüdüsü güçlü bir köpektir. Geçmişte av köpeği veya bekçi olarak çalıştırılmış Weimaraner ırkı köpekler bugün sadık bir dost olarak sahiplenilmeye devam ediyor.  Weimaraner Fiziksel Özellikleri  Weimaraner cinsi köpeklerin en belirgin özellikleri kısa gri kürküdür. Parlak, pürüzsüz, kısa gri tüyleri farklı tonlarda olabilir. Gümüş grisi (Silver grey), Fare grisi (Mouse grey) gibi tanımlamalarla karşılaşırsanız şaşırmayın. Kendine has bu gözalıcı kürkü sayesinde oldukça asil ve alımlı görünür. Tüyleri kısa ve diktir. Çok nadir olsa da bu ırkta uzun tüy görülmüştür ancak bu standart dışı olarak kabul edilmiştir. Atletik vücudu her an harekete hazırdır. Ön bacakları düz ve uzun, kuyruğu ise ortalama boyutlardadır. Sağlıklı bir Weimaraner’ın boyu 55-70 cm’i bulabilir. Ortalama kilosu ise 30 ila 40 kg arasındadır. İyi bakılırsa 12-13 yıl yaşamaktadır. Weimaraner kulakları büyük ve aşağıya sarkıktır. Gözleri ile dikkat çekicidir. Göz rengi genellikle açık renkli olur. Kehribar rengi ve gri göz rengi de görülmüştür. Weimaraner Karakter Özellikleri Weimaraner adeta görev için yaratılmıştır. Bu sebeple geçmişte av köpeği olarak görevlendirilmiştir. 17. yüzyıl Almanya’sında av köpeği yarışlarında oldukça fazla tercih edilmişlerdir. Yukarıda bahsettiğimiz gibi sorumluluk sahibi, atik, çevik, kararlı ve özgüvenlidir. Aynı zamanda cana yakındır. Çocukları sevsede oyuncu bir köpek değildir. Bir bakıma muhafız görevi üstlenir. Koruma içgüdüsü güçlüdür. Weimaraner Bakımı ve Sağlığı Weimaraner köpeklerin parlak ve pürüzsüz görünümdeki kürkü düzenli bakım ister. Bakımı zor değildir ancak düzenli olarak yapılmalıdır. Haftada 2 yada 3 kez taranmalı, dökülen tüylerden kürkü arındırılmalıdır. Çok fazla tüy döken bir cins değildir ancak yinede dökülenler temizlenmelidir. Tarama işlemi aynı zamanda vücudunun doğal olarak deri üzerinde salgıladığı yağın tüylerine yayılmasını sağlar. Bu işlem aynı zamanda tüylerin bakımlı, sağlıklı ve parlak görünmesini sağlar. Bunun dışında düzenli egzersize ihtiyaç duyarlar. Atletik vücutları sürekli hareket etmeye alışıktır. Tırnak bakımı tüm ırklarda olduğu gibi Weimaraner’lerde de önemlidir. Belirli aralıklarla tırnakları kısaltılmalıdır. Bu işlemi sağlıklı şekilde yapamayacağınızı düşünüyorsanız pet kuaför hizmetinden yararlanmalısınız. Yanlış kesim köpeğinizin hareket kabiliyetini kötü etkileyebilir. Ağız ve diş bakımı için de haftada 2 veya 3 kez dişlerini fırçalamalısınız. Tüm bunlara dikkat ettiğinizde köpeğiniz çok sık hastalanmayacaktır. Ancak yinede veteriner hekim kontrollerinizi düzenli takip etmeli, aşı takvimini aksatmamalısınız. Bunun yanında Weimaraner cinsi köpekler için yılda bir kez genel check-up yapılmasını önemsiyoruz. Bu işlem olası hastalıkların erken teşhis edilmesini ve köpeğinizin hayatının kurtulmasını sağlayabilir. Genel anlamda sağlıklı olan bu ırkında yatkın olduğu bazı sağlık sorunları var maalesef. Düzenli kontrolleri ile bu hastalıklarında önüne geçebilirsiniz. Bunlar;  Kalça displazisiHipertrofik osteodistrofiye (aşırı hızlı büyüme) Mast hücre tümörü Weimaraner köpekler çok yemek yemeyi severler. Bu sebeple obezite de dikkat etmeniz gereken bir diğer unsurdur. Köpeğinize vereceğiniz mama türü ve miktarını da veteriner hekiminize danışabilirsiniz. --- ## Kedilerde Deri Hastalıkları > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-deri-hastaliklari/ Bu hafta blog yazımızda en sık karşılaşılan kedi rahatsızlıklarından bir tanesine, kedilerde deri hastalıkları konusuna yer verelim istedik. Kedilerde yoğun kalıcı dökülmelere, yer yer şişerek yumru oluşmasına kanama ve kabuklanmalara yol açan deri hastalıklarının sebepleri ise çeşitlidir. Kedilerde Deri Hastalıklarının Teşhis Süreci Genel olarak tedavi sürecinin başlangıcında uzman veteriner hekim tarafından belirtiler doğrultusunda bir kür uygulanır. Bunun yanı sıra yapılan işlemler ultraviyole ışıkta inceleme yapılarak patili dostunuzun kürkünde mantar rahatsızlığı olarak bilinen halkalı solucanın taraması yapılır. Ayrıca Smir testi yapılması da herhangi bir maya yahut oluşan zararlı bakteriler ve asalak (parazit) için ufak bir parça alınarak sürecin durumuna bakmak ve hücre yapısının kontrolünü sağlamak için biyopsi yapılır. Yapılması gereken diğer tetkiklerin  başında deri ve kan testleri, uygulanan perhizler, yapılan yaşam bölgesi değişiklikleri,  aşırı duyarlılık da (alerji) deri oluşan rahatsızlıkların teşhisine yardımcı olabilir.  Deri hastalıklarının belirtileri nelerdir? En belirgin belirti yoğun kaşınma hissi, bu nedenle oluşan kıl dökülmesi ve deride tüm bu sebeplerin sonucu olarak renk değişikliğidir. Ayrıca deri altında oluşan yuvarlak şişkinlikler, aşırı kuruma sebepli deri dökülmeleri ve bunun sonucunda oluşan tahribatın ıslak hale gelmesi de bir belirtidir. Bu aşamada bir parantez açmak isteriz. Tüketilen mamaya aşırı duyarlılık sebebiyle oluşabilen deri hastalıkları da vardır. Bunu ayırt etmenin en kolay yolu öncelikle yenilen mamanın, içeriğini ve markasını değiştirebilirsiniz. Ayrıca bu süreçte başka bir yiyecek verilmemesi en doğru teşhisin konmasına yardımcı olacaktır. Bu anlamda gerekli olduğu takdirde veteriner hekiminizden yardım alabilirsiniz. Kedilerde Kaşıntılı Deri Hastalıkları Asalak (parazit), mikrobik aktarım (enfeksiyon), çeşitli durumlara karşı aşırı duyarlılık (alerji) kaşıntılı deri rahatsızlığının sebepleridir. Yoğun kaşıntının tedavisi bazı zamanlarda tüm hastalığın tedavisine de yardımcı olabilmektedir. Bununla birlikte kaşıntının aşırılığı sebebiyle, kedinin aşırı derecede bu kısmın hijyenine dikkat etmesinin sonuçları sıkıntılıdır. Örneğin bölgede kıl dökülmesi, aşırı kuruluk ve deri dökülmesi yaşandığı gibi, yara olmasına sebep de olur. Ve bu durum kanama yoluyla iyileşmeyi zorlaştırır. Kedinin hastalık süresince şiddet eğilimi gösterir. Sinir, stres hali nedenli olarak kedinin karakteri değişir. 1- Sivilce, deride dökülme ve deride aşırı kuruluk (pul pul görünüm) Deride oluşan sivilcelerin iki türlüsü vardır. Bunların içinde iltihap dolu, ufak ve şişkin olanına Püstül denilir. İçinde bulaşıcı hücrelerin oluşturduğu yumuşak olmayan ufak şişkin sivilceye Papül ismi verilir. Bu iki sivilce türünün oluşumuna  genellikle aşırı duyarlılık neden olur. Yoğunluk kuruluk konak oluşumuna neden olur; derinin bu şekilde dökülmesi söz konusu olur. Ayrıca sivilce oluşumunun nedenlerinden bir tanesi de derideki yağ üretiminin fazla olması birikmesidir. Tüm bunların sonucunda enfeksiyonun, birikmiş yağ hücrelerinin ve kanın bir araya gelmesi kabuklanmaya yol açar. 2- Kabuk oluşumu, açık yara ve pullanma ile oluşan hastalıklar Çember (halka) biçimli solucan (mantar rahatsızlığı)Kulakta akarPyoderma (bakteri kaynaklı deri rahat.)Cheyletiella LeishmaniaGüneş kimyasal veya ısı sebepli yanmalarFrengi KanserVücut koruma sistemi hastalıkları (Pemfigus Foliaseus)Eozinofilik granülom (ağrısı olmayan ülser) Halkalı Solucan (Ringworm tinea) bulaşıcı olan bu rahatsızlık diğer adıyla mantar hastalığı, insana bulaşma riski de olan bir hastalık türüdür. Dolayısıyla her adımda dikkat edilmeli; uzman veteriner hekimin tedavi sürecinde önerileri gözardı edilmemelidir. Kedinin  ev halkından izolasyonunun sağlanması gerekebilir. 3- Pire ısırması kaynaklı sorunlar Sık sık oluşan kedi kaşıntısının başlıca sebebidir.  Genel olarak kedilerin bir kısmı pire ısırıklarında salgılanan tahriş edici sıvıdan hoşnutsuzluk duyarlar. Oluşan durum aşırı kaşıntı, temizlenmenin yoğunluğu sebebiyle kızarıklık kıl ve deri  deri dökülmesidir. Bilhassa yoğunlukla sıcak havalarda ortaya çıkar. Başka hayvanların temas ettiği yerlerde bulunması ya da direk onlarla muhatap olması durumun oluşmasını sağlar.  Eğer kedinizde kılların arasında kuru iken siyah, ıslanınca kızıl kahverengi olan tozlar bulursanız sebebi pirenin temasıdır. Yapılması gereken veteriner hekimin  önerdiği bir  ilaç  ile tedavi uygulanması ve yaşam alanının, temizlenmesidir. Kılların  Dökülmesi Bölge bölge kıllarda, tüylerde dökülmenin bilinen diğer adı Alopesidir. Deri hastalıkları sonucunda ortaya çıkar. Birçok sebebi vardır. Yukarıda anlattığımız dışında, yanma aşırı hijyenik olma veya kedi bakımı ve temizliği, bazı hormonsal sebepler, ilaç enjekte edilmesi sonucu oluşan yoğun hassasiyet, uyuz rahatsızlıkları vb. Deri şişkinlikleri (yumrular), kedi ısırıkları sonucu oluşan yaralarda deride hastalıklara yol açar.  Yukarıda bahsettiklerimiz kedilerde görülebilen deri hastalıklarının en fazla görülenleri. Kesin teşhis için veteriner muayenesi gereklidir. Kedinizde olağan dışı bir kaşıntı, kızarıklık, aşırı tüy dökülmesi fark ederseniz hemen veteriner kliniğinize uğrayıp, kedinizin düzenli takibini yapan veteriner hekime muayene ettirmelisiniz. --- ## Exotic Shorthair Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/exotic-shorthair-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Exotic Shorthair, Persian yani İran kedisine benzerliği ile dikkat çeker. Bu benzerliğin sebebi bu ırkın American Shorthair ve İran Kedisi kırması olmasıdır. Üretimi 1960’lı yıllarda başlamıştır.Dayanıklı ve güçlü yapısının yanı sıra oyuncudur. Güzel tüyleri ve basık suratı ile en sevilen türlerden biridir. Bu yazımızda Exotic Shorthair kedilerin ırk ve karakter özelliklerinin yanı sıra sağlıklı ve uzun bir ömür sürmesi için bakımında dikkat edilmesi gereken hususlar ve yatkın olduğu hastalıklar hakkında bilgi vereceğiz.   Exotic Shorthair Fiziksel Özellikleri  Exotic Shorthair, fiziksel olarak soy ağacındaki her iki ırka da benzerlik gösterir. Ancak bu benzerlikte İran Kedisi (Persian) daha baskındır. Özellikle yüzü İran kedisi gibi yumuk ve basıktır. Bu sebeple İran kedisine daha çok benzetilir. Yuvarlak kafa ve vücut hatları, iri yuvarlak gözleri ile dikkat çekerler. Küçükken yumuşak ve uzun olan tüyleri yaşlandıkça kısalır ve biraz sertleşir. Tüyleri kısa olmasına rağmen kürkü sık ve yumuşaktır. Tüm bunlara rağmen tüylerinin bakımı İran kedisine göre daha kolaydır. Çok fazla renk ve desen çeşitliliğine sahiptir. Göz renkleri ise kürk rengine göre değişiklik gösterir. Mavi, yeşil yada kehribar rengi olabilir. Kulakları küçük ve uçları yuvarlaktır. Kuyruğu ise diğer kedilere oranla görece daha kısadır. Exotic Shorthair Karakter Özellikleri Exotic Shorthair kedilerinin karakter özelliklerinde ise soy ağacındaki Amerikan Shorthair ırkı daha baskındır. Genel mizac olarak İran kedileri daha sakindir, Exotic Shorthair ise Amerikan Shorthair gibi canlı, hareketli, oyuncu, fiziksel aktivitelere katılmayı seven bir mizaca sahiptir. Sahiplerine bağlı ve sadıklardır. Sahipleri ve evi ailesi gibidir. Onlar tarafından sürekli sevilmek, okşanmak, sarılmak çok hoşlarına gider. Sahiplerine ve ilgiye düşkün bir ırk olan Exotic Shorthair kediler sürekli sahiplerinin yanında olmayı isterler. Evde uzun süre yalnız bırakılmayı sevmezler. Bu sebeple bu ırkı sahiplenmeyi düşünüyorsanız bu durumu göz ardı etmemelisiniz. Exotic Shorthair Bakımı Exotic Shorthair kediler bakımı ve sağlık takipleri düzenli yapılırsa 15 yıl ve üzeri yaşayabilirler. Aşı takvimi ve rutin veteriner kontrolleri aksatılmamalıdır. Yılda bir kez check-up yaptırılması önerilmektedir. Kürk bakımı konusunda çok zorlanmazsınız. Tüyleri sık olsa da İran kedisi gibi uzun olmadığı için bakımı ve temizliği daha kolay olacaktır.  Sağlıklı büyümesi ve uzun bir ömür sürmesi için uygun mama seçimini yapmalısınız. Bu konuda detaylı bilgi için veteriner hekiminize danışabilirsiniz. --- ## Progresif Retina Atrofisi (PRA) > URL: https://vetart.com.tr/progresif-retina-atrofisi-pra/ Progresif retina atrofisi daha anlaşılır ismi ile “ilerleyici retina tembelliği”, köpek ve kedilerde görülen kalıtsal, genetik bir hastalıktır. Kuşaktan kuşağa, ebeveynden yavruya geçebilen bu genetik hastalık köpeklerde kedilere göre daha fazla görülmektedir. Progresif Retina Atrofisi (PRA) Belirtileri Nelerdir? Progresif retina atrofisi, gözün retina tabakasını etkileyen bir hastalıktır. Göz hastalıkları arasında yer alan bu rahatsızlık Retinayı etkilemektedir. Retina, gözün arkasında ışığı algılayan dokudur. Progresif retina atrofisi yani ilerleyici retina tembelliği hastalığında retina zaman içerisinde yavaş yavaş incelir ve buradaki hücrelerin yapısı ve fonksiyonu bozulur. Bunun sonucunda özellikle gece ve ışığın az olduğu ortamlarda olmak üzere görüş kaybı yaşanır. İlerleyen dönemlerde gündüz ve yeterli ışığın olduğu ortamlarda da görüş azalır ve bozulur. Bazı vakalarda bu hastalık ile birlikte katarakt ta görülmektedir. Bu hastalığın en kötü durumu kalıcı körlük ile sonuçlanır.  Hastalığın belirtisi olarak ilk olarak özellikle karanlık ve loş ortamlarda görüşün azalması diyebiliriz. Köpek veya kedinizin ışığın az olduğu ortamlarda çevresindeki eşyalara, duvarlara çarptığını farkederseniz bu hastalıktan şüphelenebilirsiniz. Görüş yetisi azaldığında ve bozulduğunda hareketlerde yavaşlamaya başlar ve hatta hareket etmekte zorlanabilir. Bu gibi bir gözleminiz olduğunda derhal veteriner hekiminize muayene ettirmelisiniz. Göz bebeklerinin büyümesi de belirtilerden bir diğeridir. Progresif Retina Atrofisi (PRA) Teşhisi ve Tedavisi Progresif retina atrofisi gerekli tarama testleri ile kolaylıkla tespit edilebilir. Bu hastalığın maalesef henüz etkili bir tedavisi bulunmamaktadır. Genellikle taşıyıcı ebeveynlerden kalıtsal olarak geçen bir hastalık olduğu için, kesin tanı konulan kedi ve köpeğin yavrusu olması engellenmelidir. Aksi halde yavrununda ilerleyen yaşlarında bu hastalığı yakalanması yüksek ihtimaldir. Köpeklerde Progresif Retina Atrofisi (PRA) Köpeklerde Progresif Retina Atrofisi, kedilere oranla daha yaygın görülmektedir. Genetik ve kuşaktan kuşağa geçen bu hastalık ırklara göre de farklılık gösterir. Bazı köpek ırkları ilerleyici retina tembelliğine daha yatkındır. Bununla birlikte her ırkta görülme şekli ve yaş aralığı da çok az da olsa farklılık gösterir. Örneğin Labrador ırkında 5 ila 6 yaş arasında görülen bu hastalık Terrier ırkında 9 ila 10 yaşları arasında daha sık görülür. Bu aşamada size en doğru bilgiyi verecek olan köpeğinizin düzenli takibini yapan veteriner hekiminizdir.  Bu hastalığın daha yaygın görüldüğü köpek ırkları ise şöyledir; Golden Retriever, Labrador Retriever, Kaniş, Terrier ve Dachshund. Kedilerde Progresif Retina Atrofisi (PRA) Kedilerde Progresif Retina Atrofisi, köpeklere oranla daha az rastlanılır ancak yinede zaman içerisinde birçok kendi ırkında tespit edilmiştir. Kademeli olarak ilerleyen bu genetik hastalık kedilerde 3 ila 5 yaşları arasında daha yaygın görülür. Bu hastalığın daha yaygın görüldüğü kedi türleri ise şöyledir; Siyam kedisi , Habeş kedisi, Somali kedisi, Cornish Rex, Oriental Shorthair, Bengal, Bali (Balinese), Tonkinese, Peterbald, Singapura, Munchkin, Ocicat, American wirehair, Amerikan Curl. --- ## Yorkshire Terrier Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/yorkshire-terrier-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Yorkshire Terrier, Teriyer ırkının bir üyesidir. Tıknaz, küçük ve derli toplu yapısıyla minyatür bir enerji küpüdür. Bağımsızlığına düşkün, canlı ve hareketli yapısıyla oyuncu bir köpektir. Oyun oynamayı çok seven, zeki ve ilgi görmeyi seven bir cinstir. Mükemmel uzayan ipeksi tüyleri ve minyatür yapısıyla çok sevilen türlerdendir. Yorkshire Terrier’in kökeni 1800’lü yıllara uzanır. Orijin ülkesi Büyük Britanya olarak bilinir ve Avrupa ile Kuzey Amerika’da en fazla görülen safkan cins köpektir. Yorkshire Terrier, Yorkie ve Yorky olarak ta anılırlar. Yorkshire Terrier Köpek Irk Özellikleri Küçük türlerden olan Yorkie’lerin ortalama yaşam süreleri 14-16 yıldır. Bakımları doğru yapılır, sağlık durumları düzenli takip edilirse uzun bir hayat yaşayabilirler. Genel itibariyle boyutlarının küçük olduğundan bahsetmiştik. Ağırlıkları en fazla 3-4 kg civarındadır ve boyları 23 cm’e kadar uzayabilir. Hareketli, uyanık, oyuncu ve zeki bir türdür. Tüyleri özenli bakım yapılırsa uzatılarak veya istenirse kısa olarak kullanılabilir. Yorkshire Terrier Köpek Bakımı Yorkshire Terrier bakımında beslenme ve bakım rutinleri çok önemlidir. Bu cinsin tüyleri insan saçı gibi ince ve düz bir okadar da sık yapıdadır. Bu sebeple düzenli olarak her gün taranmalı, belirli aralıklarla temizlenmeli ve pet kuaför yardımı ile düzeltilmeli, kısaltılmalıdır. Kürk bakımının aksatılması  cilt hastalıklarına sebep olabilir. Yorkshire Terrier sahiplenecek iseniz her gün ona zaman ayırmalı ve kürk bakımını aksatmamalısınız. Köpeğiniz için uygun şampuan ve bakım ürünlerini edinmelisiniz. Tüylerinin uzun olması, gözüne veya kulağına girerek rahatsız olmasına ve tahrişe neden olabilir. aynı zamanda yemek kabında da kirlenmeye müsaittir. Bu sebeple özellikle baş kısmındaki tüyler ya kısa tutulmalı ya da bir toka ile toplanarak göz, kulak, burun ve ağız kısmının rahat etmesini sağlamak gerekir. Veteriner hekiminiz ya da düzenli uğradığınız pet kuaförünüz size bu konuda yol gösterecektir. Ağız ve diş bakımları günlük olarak takip edilmeli, tırnak kesimi için ise yine pet kuaför ile takibi yapılmalıdır. Yorkshire Terrier Sağlığı ve Yatkın Olduğu Hastalıklar Her ırk gibi bu köpek ırkının da genetik ve kalıtsal rahatsızlıkları olabiliyor. Yorkshire Terrier oldukça narin ve bakımının özenle yapılması gereken bir cinstir. Bazı hastalıklar Yorkshire Terrierlerde diğerlerinden daha yaygın görülür. Bunlar; Hipoglisemi (kan şekeri düşmesi), Patella Luksasyonu (diz kapağı çıkığı), Progresif Retinal Atrofi (PRA - Göz Hastalığı), Portosistemik şant (PSS - Karaciğer Rahatsızlığı), Trakea Çökmesi (Tracheal Collapse), Ters Hapşırma gibi rahatsızlıklardır. Yatkın olduğu bu rahatsızlıklar veteriner hekim tarafından düzenli olarak takip edilmelidir. Takip edilmediği ya da geç teşhis edilmesi halinde ciddi sonuçları olabilecek hastalıklardır. Özellikle hipoglisemi’ye (kan şekeri düşmesi) yatkınlık sebebi ile beslenme konusunda oldukça dikkatli ilerlenmeli, veteriner hekimden tavsiye alınmalıdır. Son olarak Yorkshire Terrier köpekler çok soğuk havalara dayanıklı değillerdir. Özellikle kış aylarında dışarı çıkarılırken onlar için üretilmiş özel kıyafetlerden giydirebilirsiniz. Dışarıda ıslandıysa eve geldiğinde mutlaka tüyleri temizlenmeli ve kurutulmalıdır. --- ## Üsküdar Selimiye Veteriner Hizmetimiz > URL: https://vetart.com.tr/selimiye-veteriner/ Selimiye, İstanbul'un Üsküdar ilçesinin gözde semtlerinden biri olarak öne çıkıyor. Eğer Selimiye semtinde yaşıyorsanız ve sevimli dostunuz için güvenilir bir veteriner arayışındaysanız, VetArt Veteriner Kliniği olarak her zaman yanınızdayız. Kliniğimiz İstanbul Anadolu Yakası genelinde hizmet vermektedir ve konumu itibariyle Selimiye'ye oldukça yakın bir lokasyonda bulunmaktadır. Ulaşım konusunda endişe etmenize gerek yok; metro ve diğer toplu taşıma araçlarıyla kolayca kliniğimize ulaşabilirsiniz. Evimizde beslediğimiz dostlarımız bizim için çok değerlidir ve onların en iyi bakımı hak ettiklerini biliyoruz. Bu nedenle düzenli veteriner ziyaretleri için ulaşılabilir ve güvenilir bir kliniğin tercih edilmesi büyük önem taşır. Kliniğimize olan mesafenin farkındayız, ancak sevimli dostlarımızın sağlığı için bu mesafe sorun olmamalıdır. Bu düşünceyle yıllardır Evde Veterinerlik Hizmeti ve Pet Taksi hizmeti sunarak sizlere destek oluyoruz. VetArt Veteriner Kliniğinde Sunulan Hizmetler Nelerdir? Acil Tedavi Cerrahi Dahiliye Laboratuvar Koruyucu Hekimlik Ağız ve Diş Sağlığı Pet Kuaför Selimiye Veteriner Hizmeti İçin Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz? İstanbul Anadolu Yakası'ndaki tüm ilçelere hizmet veren VetArt Veteriner Kliniği, Üsküdar Fıstıkağacı'nda merkezi bir konumda yer almaktadır. Ulaşım konusunda sıkıntı yaşamamanız için Fıstıkağacı Metro durağına oldukça yakınız. Eğer evcil hayvanınızı getiremeyecek durumdaysanız, Pet Taksi hizmetimizden faydalanabilirsiniz. Pet taksi için bize telefon numaralarımızdan ulaşabilir ve randevu oluşturabilirsiniz. Sevimli dostunuzla ilgili herhangi bir sorun yaşarsanız, düzenli takibini yapan veteriner hekimimizle iletişime geçebilir, olağanüstü durumlarda veteriner hekimimizden destek alabilirsiniz. Kliniğimize kendi aracınızla, taksiyle veya toplu taşıma araçlarıyla kolayca ulaşabilirsiniz. Evcil hayvanınızın durumu ciddiyse, telefonla iletişim kurarak en hızlı şekilde kliniğimize ulaşım sağlayabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz! --- ## Salacak Veteriner Hizmetimiz > URL: https://vetart.com.tr/salacak-veteriner/ Salacak, İstanbul'un tarihi ve eşsiz semtlerinden biri. Eğer Salacak semtinde yaşıyorsanız ve sevimli dostunuz için güvenilir bir veteriner arayışındaysanız, VetArt Veteriner Kliniği olarak sizinle birlikteyiz. Kliniğimiz İstanbul Anadolu Yakası genelinde hizmet vermektedir ve Salacak'a oldukça yakın bir konumda bulunmaktadır. Ulaşım konusunda endişelenmenize gerek yok; metro ve diğer toplu taşıma araçlarıyla rahatlıkla kliniğimize ulaşabilirsiniz. Evimizde bakımını üstlendiğimiz dostlarımız bizim için çok kıymetli ve onların en iyi sağlık hizmetini alması önemlidir. Bu nedenle düzenli veteriner ziyaretleri için ulaşılabilir ve güvenilir bir kliniği tercih etmek büyük önem taşır. Kliniğimize olan mesafenin farkındayız, ancak sevimli dostlarımızın sağlığı için bu mesafe sorun olmamalıdır. Bu düşünceyle yıllardır Evde Veterinerlik Hizmeti ve Pet Taksi hizmeti sunarak sizlere destek oluyoruz. VetArt Veteriner Kliniğinde Sunulan Hizmetler Nelerdir? Acil Tedavi Cerrahi Dahiliye Laboratuvar Koruyucu Hekimlik Ağız ve Diş Sağlığı Pet Kuaför Salacak Veteriner Hizmeti İçin Bizimle Nasıl İletişime Geçebilirsiniz? İstanbul Anadolu Yakası'ndaki tüm ilçelere hizmet veren VetArt Veteriner Kliniği Üsküdar Fıstıkağacı’nda merkezi bir konumda yer almaktadır. Ulaşım konusunda sıkıntı yaşamamanız için Fıstıkağacı’nda oldukça merkezi bir konumdayız. Eğer evcil hayvanınızı getiremeyecek durumdaysanız, Pet Taksi hizmetimizden faydalanabilirsiniz. Pet taksi için bize telefon numaralarımızdan ulaşabilir ve randevu oluşturabilirsiniz. Ayrıca evde bakım hizmetimiz içinde randevu oluşturabilir ve hizmet alabilirsiniz. Sevimli dostunuzla ilgili herhangi bir sorun yaşarsanız, düzenli takibini yapan veteriner hekimimizle iletişime geçebilir, olağanüstü durumlarda veteriner hekimimizden destek alabilirsiniz. Kliniğimize kendi aracınızla, taksiyle veya toplu taşıma araçlarıyla kolayca ulaşabilirsiniz. Evcil hayvanınızın durumu ciddiyse, telefonla iletişim kurarak en hızlı şekilde kliniğimize ulaşım sağlayabilirsiniz. Sağlıklı günler dileriz! --- ## Çengelköy Veteriner Hizmetlerimiz > URL: https://vetart.com.tr/cengelkoy-veteriner/ Çengelköy Veterinerlik Hizmetleri Üsküdar’ın en güzel semtlerinden biri olan Çengelköy, konum olarak Üsküdar merkezine oldukça yakın ve ulaşımı oldukça kolay bir semt. Minik dostlarımız bizim için çok kıymetli ve hepimiz onların en iyisini hak ettiğini biliyoruz. Bu sebeple düzenli olarak ziyaret edeceğiniz veteriner kliniğinin ulaşılabilir ve güvenilir olması çok önemlidir. Üsküdar’ın Çengelköy semtinde yaşıyorsanız ve evcil hayvanınız için güvenilir bir veteriner kliniği arayışında iseniz Vetart Veteriner Polikliniği, Çengelköy veterinerlik hizmeti ile her zaman yanınızda. İstanbul Anadolu yakası geneline hizmet veren kliniğimiz konum olarak Üsküdar Fıstıkağacı’nda bulunuyor. Konumumuz itibariyle Çengelköy semtine çok uzak mesafede olmasak ta konu evcil hayvan ile seyahat etmeye gelince biraz işler karmaşıklaşabiliyor. Eğer evcil hayvanınız büyük, yaşlı veya herhangi bir sebeple kendiniz kliniğe getiremeyeceğinizi düşünüyorsanız bize ulaşmanız yeterli. Mesafe evcil hayvanınızın hakettiği kaliteli ve özverili sağlık hizmetinden sizi alıkoymasın. Bu düşünce ile yıllardır Evde Veterinerlik Hizmeti ve Pet Taksi hizmeti sunuyoruz. Ayrıca Üsküdar’da bulunan kliniğimiz toplu ulaşım ve özel araç için elverişli konumdadır. Evde veterinerlik hizmetimiz nasıl çalışıyor? Bu hizmetimiz koruyucu veterinerlik hizmetinin kapsadığı tüm uygulamaları kapsıyor. Evde muayene, aşı, paraziter uygulamalar gibi birçok işlem ev ortamında yapılabiliyor. Bu hizmetten faydalanmak için yapmanız gereken çok kolay. Öncelikle telefon ile bize ulaşarak evcil hayvanınız ile ilgili bilgi vermeniz ve randevu oluşturmanız gerekiyor. Çengelköy evde veterinerlik hizmetimiz için kliniğimizdeki ücret ne ise o uygulanır, sadece mesafeye göre yol ücreti eklenecektir. Bunun bilgisini de randevu alırken öğrenebilirsiniz. İster evinizde bakımını üstlendiğiniz minik dostlarınızın bakımı olsun, ister dışarıda gördüğünüz zor durumda olan dostlarımız olsun. Zor durumda olduğunu gördüğünüz dostlarımıza edebileceğiniz en doğru yardım, onları güvendiğiniz; onların tedavisini yapabilecek veteriner hekimlere emanet etmektedir. Vetart Veteriner Kliniğinde Hangi Hizmetleri Alabilirim? Acil Tedavi Cerrahi Dahiliye Laboratuvar Koruyucu Hekimlik Ağız ve Diş Sağlığı Pet Kuaför Çengelköy Veteriner Hizmeti için Bize Nasıl Ulaşabilirsiniz? Çengelköy semti dahil İstanbul Anadolu Yakası genelindeki tüm ilçelere hizmet veren Vetart Veteriner Kliniğimiz Üsküdar’da merkezi konumda bulunuyor. Fıstıkağacı Metro durağının hemen yanı başında bulunan kliniğimize toplu taşıma ile ulaşım oldukça kolaydır. Ayrıca evcil hayvanınızı kendiniz getiremeyecek durumdaysanız yukarıda bahsettiğimiz Pet Taksi hizmetimizden faydalanabilirsiniz. Minik dostunuzla ilgili her sorunda, düzenli takibini yapan veteriner hekimimiz ile iletişime geçerek durumla ilgili bilgi alabilir, olağanüstü durumlarda petinize destek olabilmek adına veteriner hekimimizden destek alabilirsiniz. Kliniğimize kendi aracınızla, taksiyle, toplu ulaşım araçlarıyla rahatlıkla ulaşmanız mümkün. Minik dostumuzun durumu çok acil veya ağırsa yapmanız gerekenlerle ilgili bilgi almak, dostumuzun kliniğimize en doğru ve en hızlı şekilde naklini gerçekleştirmek için telefonla iletişim kurabilirsiniz. --- ## American Shorthair Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/american-shorthair-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Bu yazımızda, daha çok ABD’nin kuzeyine özgü olarak bilinen Shorthair ailesinden bir türü tanıtacağız. American Shorthair olarak bilinen bu ırk aslen British Shorthair’in akrabası da diyebiliriz.  Kuzey Amerika’ya Avrupalı  göçmenler ile beraber gelen kedilerdir. Zamanla bulundukları ortama adapte olup evrilerek şu andaki Shorthair halini alırlar. Irk özelliklerinin tescil edilerek korunması 1900’lü yılların başlarıdır.  İlk andan itibaren çiftçilik ile uğraşan insanların en büyük dostu olurlar. İnsanlar için yaşamsal değer taşıyan tahıl vb. ürünlerin korunmasını sağlarlar. Kemirici hayvanlar ile mücadeleleri,  onların şu andaki hallerine dönüşmelerini sağlamıştır. American Shorthair Fiziksel Özellikleri  Sağlam iskelet yapısı vardır.Kasları güçlü, dayanıklıdır.Gözleri  büyük ve çok az belirgin seviyede sarkıktır. (Çok dikkatli bir  bakışla anlaşılır.)Yüz hatları,  tombul yanaklarına orantılı iriliktedir.Düz kaslı ve dayanıklı bir göğsü vardır.Kuyruğu dipten  daha kalın başlar; uca doğru incelir.Kulakları başına eşit konumlanmış; orta büyüklükte ve yuvarlak uçludur.Tüyleri, kısa yoğun, dayanıklı ve sert bir yapıya sahiptir. (Kuzey bölgenin hava şartlarına uyumlu olarak evrilmiştir.)Renkleri siyah, gri desenli olarak bilinir. Ancak spesifik değildir. Çeşitli renk ve desenlerde olabilir.Ortalama olarak 3,5 kg ile 7 kilo civarında olabilirler.İyi bir bakımla 15 ila 20 yıl kadar yaşam süreleri olur. American Shorthair Karakter Özellikleri Hernekadar, avcı olarak yetiştirilse de bu ırkın kedileri insancıldır. Özgürlüklerine düşkün, kendilerine ait alan ve zaman yaratan bir cinstir. Bununla birlikte sahiplerini sever ve vakit geçirirler. Özellikle çocuklarla ve diğer evcil hayvanlarla  ilgilenirler. Çocuklu ailelerin tercih sebeplerinin başında bu özellik gelir. Sakin, hırçın olmayan yapıları vardır. Dost canlısı oldukları söylenebilir. Oyun oynamayı severler. Uysal ve uyumludurlar. Bulundukları ortamı inceler ve çabuk adapte olurlar. Pratik bir zekaları vardır. American Shorthair Bakımı Hem bahçeli bir evde, hem de apartman dairesinde beslemeye uygundur. Kısa olmasına karşın yoğun sert tüyleri tarama gerektirir. Ancak çok yakın aralıklı olmasına gerek yoktur. Tüy dökümü çok fazla olmaz. Ayrıca kısa olması da diğer bir avantajıdır. Özellikle balkon ve pencerelerde dikkatli olmalı; açık bırakılmamalıdır. Zira avcı içgüdüleri ve oyunbaz bir ırk olması sebebiyle kuş, kelebek vs. gibi canlıları yakalama dürtüsü tehlikeli olabilir.  Yemek yemeyi sever; obeziteye yatkındır. Ayrıca kalp ile ilgili sıkıntılara da yatkınlığı da olabilmektedir. Aşıları, gerekli olan diğer bakımları zamanında yapılır; mama tüketimine dikkat edilirse,  sağlıkla insan dostuyla uzun  vakitler  geçirebilir. --- ## Maltepe Veteriner Hizmetlerimiz > URL: https://vetart.com.tr/maltepe-veteriner/ Maltepe Veterinerlik Hizmetimiz Maltepe ilçesinde yaşıyorsanız ve evcil hayvanınız için güvenilir bir veteriner kliniği arayışında iseniz Vetart Veteriner Polikliniği, Maltepe veterinerlik hizmeti ile her zaman yanınızda. İstanbul Anadolu yakası geneline hizmet veren kliniğimiz konum olarak Üsküdar Fıstıkağacı’nda bulunuyor. Minik dostlarımız bizim için çok kıymetli ve hepimiz onların en iyisini hak ettiğini biliyoruz. Bu sebeple düzenli olarak ziyaret edeceğiniz veteriner kliniğinin ulaşılabilir ve güvenilir olması çok önemlidir. İster evinizde bakımını üstlendiğiniz minik dostlarınızın bakımı olsun, ister dışarıda gördüğünüz zor durumda olan dostlarımız olsun. Zor durumda olduğunu gördüğünüz dostlarımıza edebileceğiniz en doğru yardım, onları güvendiğiniz; onların tedavisini yapabilecek veteriner hekimlere emanet etmektedir. Konumumuz itibariyle Maltepe ilçesine biraz mesafe olduğunun farkındayız. Mesafe evcil hayvanınızın hak ettiği kaliteli ve özverili sağlık hizmetinden sizi alıkoymasın. Bu düşünce ile yıllardır Evde Veterinerlik Hizmeti ve Pet Taksi hizmeti sunuyoruz. Vetart Veteriner Kliniğinde Hangi Hizmetleri Alabilirim? Acil Tedavi Cerrahi Dahiliye Laboratuvar Koruyucu Hekimlik Ağız ve Diş Sağlığı Pet Kuaför Maltepe Veteriner Hizmeti İçin Bize Nasıl Ulaşabilirsiniz? Maltepe dahil İstanbul anadolu Yakası genelindeki tüm ilçelere hizmet veren Vetart Veteriner Kliniğimiz Üsküdar’da merkezi konumda bulunuyor. Fıstıkağacı Metro durağının hemen yanı başında bulunan kliniğimize toplu taşıma ile ulaşım oldukça kolaydır. Ayrıca evcil hayvanınızı kendiniz getiremeyecek durumdaysanız yukarıda bahsettiğimiz Pet Taksi hizmetimizden faydalanabilirsiniz. Minik dostunuzla ilgili her sorunda, düzenli takibini yapan veteriner hekimimiz ile iletişime geçerek durumla ilgili bilgi alabilir, olağanüstü durumlarda petinize destek olabilmek adına veteriner hekimimizden destek alabilirsiniz. Kliniğimize kendi aracınızla, taksiyle, toplu ulaşım araçlarıyla rahatlıkla ulaşmanız mümkün. Minik dostumuzun durumu çok ağırsa yapmanız gerekenlerle ilgili bilgi almak, dostumuzun kliniğimize en doğru ve en hızlı şekilde naklini gerçekleştirmek için telefonla iletişim kurabilirsiniz. --- ## Kedilerde Davranış Sorunları > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-davranis-sorunlari/ Kedilerde davranış sorunları denildiğinde akla birçok garip davranış gelebilir. Peki bunlar gerçekten davranış sorunu mu yoksa aslında olağan davranışlar mı? Bugün biz insanlara saçma gelen ve bizi kızdıran kedi davranış sorunlarından bahsedeceğiz. Kediler yaptıkları hareketleri içgüdüsel olarak meydana getirdikleri için çoğu zaman  bizler anlamakta güçlük çekebiliyoruz. Az çok bilinen kedi davranışları arasında tırmanma, bazen belli bir yeri bazen ise her yeri tırmalama, kendi alanlarını işaretleme, yiyeceklerini saklama veya bulma geliyor. Bize çoğu zaman garip gelen bu davranış biçimleri her ne kadar kediler evcil hayvanlar olsalarda içgüdüsel olarak normaldir. Bu onların varoluşsal olarak yırtıcı ve avcı oldukları vahşi yaşamdaki akrabalarından gelmektedir. Dolayısıyla bir ev kedisinin zaman zaman yukarıda belirttiğimiz hareketleri  sergilemesi onlar için gayet normal hatta eğlencelidir. Kedinizde görebileceğiniz “garip” davranışlar Evde kedimiz ile yaşarken bize oldukça garip gelen bazı davranışları olacaktır. Bu davranışlar gerçekten “garip” veya bir “sorun” mudur? Öncelikle şunu bilmek gerekiyor ki  evcil kediler de vahşi hayattaki diğer akrabalarıyla aynı içgüdülere sahiptir. Bir yerlere tırmanırlar ve yaşamsal silahları olan tırnaklarının daima keskin kalmasını sağlarlar.   Bölgelerinin aidiyetini işaretlerler. Bunun için genellikle dışkılarını ve çoğunlukla da idrarlarını kullanırlar. Yeşillik yemek bile kedilerin doğasında var olan bir davranıştır. Bu nedenle ev ortamında yaşayan kedilerin perdelere tırmanması, ev eşyalarını tırmalaması, evde yetiştirdiğiniz bitkileri yemeye çalışması, zaman zaman etrafa idrarlarını yapması onlar açısından gayet tabii olan şeylerdir. Bizler için ise bu durum biraz nahoş olabilir. Ayrıca bacaklara bileklere atlayıp zıplamak, kimi zaman hafif bazende sert ısırıklar almak, bunlarda kedilerin gözünde sadece bir oyundan ibarettir. Yavruyken eğlenceli bulsakta genellikle büyüdüğünde bizim için  çok eğlenceli bir oyun olmaktan çıkıyor. :) Peki Ne Yapabiliriz? İnsanlar için çokta eğlenceli olmayan davranış biçimlerini yeniden şekillendirebilir miyiz? Evet bu doğru eğitimi vererek çoğunlukla mümkündür. Özellikle yavru bir kediye bazı alışkanlıkları edindirmek elbette daha kolaydır. Eve geldiği andan itibaren; Nerede mama yemesi ve suyunu içmesi gerektiğini öğretmek,Tuvalet yerini öğretmek ve alıştırmak,Tırmalama ihtiyacı için özel üretilen tahtaları kullanmak  gibi bazı eğitim ve önlemler bu davranışları düzeltecektir. Yetişkin bir kediyi de eğitmek çok zor olmasa da zaman alabilir. Ancak belli alışkanlıkları edindikten sonra kedinizle vakit geçirmek elbette daha mutlu ve heyecanlı olacaktır. Yeşillik yemesi için evde büyütülebilen kedi otunu bulundurmak, hem onun sağlığı (ev bitkileri çoğunlukla kediler için sağlıklı olmaz) hem de bitkileriniz için en iyi yöntemdir.  Gelelim oyun kısmına bu anlamda satın alabileceğiniz renkli, sesli çok çeşitli oyuncak türleri var. Bunları evde bulundurarak oyun ihtiyacını giderebilir, enerjisini atmasına yardımcı olabilirsiniz.  Kedilerde Davranış Sorunları Nelerdir? Gelelim gerçekten davranış sorunu ve davranış bozukluğu olan şeylere.. Kedinize gerekli eğitimi verdikten ve zamanla belli bir düzene sahip olduktan sonra kedinin ev içinde yaptığı farklı hareketler veya düzeninin dışında davranışlar sergilemesi yolunda gitmeyen bir sağlık sorununun işareti olabilir. Kediniz normalden daha durgun, gergin, stresli, asabi, üzgün görünüyor olabilir. Rutininde değişiklikler olabilir, iştahı azalmış veya artmış olabilir. Suyunu yeteri kadar içmiyor olabilir. Bu tarz davranış değişikliklerini gözlemlemeniz ve fark etmeniz durumunda mutlaka çok geciktirmeden veteriner hekiminiz ile görüşmeli ve kontrollerini yaptırmalısınız. Basit ve geçici bir sağlık sorunu olabileceği gibi, ciddi bir rahatsızlığında sinyallerini veriyor olabilir ve unutmayın ki erken teşhis hayat kurtarır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer hususta kendi yiyeceklerimizden verilmemesi gerektiğidir. Biz masada otururken gözlerini büyüterek masumca “bana da yemek ver” bakışı atsalarda kanmayın… Bu davranışı tekrarlaması ve bizi yemek esnasında sürekli rahatsız etmesini sağladığı gibi, genellikle yemeklerimizde baharat, acı vs. gibi kediler için uygun olmayan ürünler olması tadı güzel gelse bile zararlı olabilir. Mümkün olduğu kadar yeme alışkanlığını varsa bizimkinden farklı bir oda içerisinde edinmelidir. Masum bakışlara ve çıkarılan seslere kanmamak da cabası :)  Tüm bunların dışında bölgelerini işaretleme amacıyla yaptıkları dışkılama ve idrar atma genellikle eve yabancı başka bir hayvanın gelmesinden de olabilir. Bazende sevmedikleri ve aralarına mesafe koymak istedikleri kişiler için yapabilirler. Bunun anlamı “burası benim alanım yaklaşma”dır. Bu gibi durumlarda kedinize zaman vermeli ve anlayışlı davranmalısınız. Başka bir hayvan sahiplenmek isterseniz eğer, onu mümkünse kedinizle birlikte eve getirmeniz, evde aynı anda var oldukları için yabancılaşmasını önleyecektir. --- ## Sancaktepe Veteriner Hizmetlerimiz > URL: https://vetart.com.tr/sancaktepe-veteriner/ Sancaktepe Veterinerlik Hizmetimiz Sancaktepe, İstanbul’un büyük ve ulaşım açısından elverişli ilçelerinden biri. Sancaktepe ilçesinde yaşıyorsanız ve evcil hayvanınız için güvenilir bir Sancaktepe veteriner kliniği arayışında iseniz Vetart Veteriner Polikliniği, Sancaktepe veterinerlik hizmeti ile her zaman yanınızda.  İstanbul Anadolu yakası geneline hizmet veren kliniğimiz konum olarak Üsküdar’da bulunuyor. Kulağa mesafe olarak uzakmış ve ulaşımı zormuş gibi gelebilir ancak öyle değil. Ulaşım olarak oldukça elverişli konumda olan kliniğimize metro ve diğer toplu taşıma araçları ile rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Minik dostlarımız bizim için çok kıymetli ve hepimiz onların en iyisini hak ettiğini biliyoruz. Bu sebeple düzenli olarak ziyaret edeceğiniz veteriner kliniğinin ulaşılabilir ve güvenilir olması çok önemlidir. İster evinizde bakımını üstlendiğiniz minik dostlarınızın bakımı olsun, ister dışarıda gördüğünüz zor durumda olan dostlarımız olsun. Zor durumda olduğunu gördüğünüz dostlarımıza edebileceğiniz en doğru yardım, onları güvendiğiniz; onların tedavisini yapabilecek veteriner hekimlere emanet etmektedir. Konumumuz itibariyle Sancaktepe ilçesine biraz mesafe olduğunun farkındayız. Mesafe evcil hayvanınızın hakettiği kaliteli ve özverili sağlık hizmetinden sizi alıkoymasın. Bu düşünce ile yıllardır Evde Veterinerlik Hizmeti ve Pet Taksi hizmeti sunuyoruz. Vetart Veteriner Kliniğinde Hangi Hizmetleri Alabilirim? Acil Tedavi Cerrahi Dahiliye Laboratuvar Koruyucu Hekimlik Ağız ve Diş Sağlığı Pet Kuaför Sancaktepe Veteriner Hizmeti için Bize Nasıl Ulaşabilirsiniz? Sancaktepe ilçesi dahil İstanbul anadolu Yakası genelindeki tüm ilçelere hizmet veren Vetart Veteriner Kliniğimiz Üsküdar’da merkezi konumda bulunuyor. Fıstıkağacı Metro durağının hemen yanı başında bulunan kliniğimize toplu taşıma ile ulaşım oldukça kolaydır. Ayrıca evcil hayvanınızı kendiniz getiremeyecek durumdaysanız yukarıda bahsettiğimiz Pet Taksi hizmetimizden faydalanabilirsiniz. Pet taksi için bize telefon numaralarımızdan ulaşabilir, birkaç gün önceden randevu oluşturabilirsiniz. Minik dostunuzla ilgili her sorunda, düzenli takibini yapan veteriner hekimimiz ile iletişime geçerek durumla ilgili bilgi alabilir, olağanüstü durumlarda petinize destek olabilmek adına veteriner hekimimizden destek alabilirsiniz. Kliniğimize kendi aracınızla, taksiyle, toplu ulaşım araçlarıyla rahatlıkla ulaşmanız mümkün. Minik dostumuzun durumu çok ağırsa yapmanız gerekenlerle ilgili bilgi almak, dostumuzun kliniğimize en doğru ve en hızlı şekilde naklini gerçekleştirmek için telefonla iletişim kurabilirsiniz. --- ## Çekmeköy Veteriner Hizmetlerimiz > URL: https://vetart.com.tr/cekmekoy-veteriner/ Çekmeköy Veterinerlik Hizmetlerimiz Minik dostlarımız bizim için çok kıymetli ve hepimiz onların en iyisini hak ettiğini biliyoruz. Bu sebeple düzenli olarak ziyaret edeceğiniz veteriner kliniğinin ulaşılabilir ve güvenilir olması çok önemlidir. Çekmeköy ilçesinde yaşıyorsanız ve evcil hayvanınız için güvenilir bir veteriner kliniği arayışında iseniz Vetart Veteriner Polikliniği, Çekmeköy veterinerlik hizmeti ile her zaman yanınızda. İstanbul Anadolu yakası geneline hizmet veren kliniğimiz konum olarak Üsküdar Fıstıkağacı’nda bulunuyor. İster evinizde bakımını üstlendiğiniz minik dostlarınızın bakımı olsun, ister dışarıda gördüğünüz zor durumda olan dostlarımız olsun. Zor durumda olduğunu gördüğünüz dostlarımıza edebileceğiniz en doğru yardım, onları güvendiğiniz; onların tedavisini yapabilecek veteriner hekimlere emanet etmektedir. Konumumuz itibariyle Çekmeköy ilçesine biraz mesafe olduğunun farkındayız. Mesafe evcil hayvanınızın hakettiği kaliteli ve özverili sağlık hizmetinden sizi alıkoymasın. Bu düşünce ile yıllardır Evde Veterinerlik Hizmeti ve Pet Taksi hizmeti sunuyoruz. Ayrıca Üsküdar - Çekmeköy metro hattını kullanarak kliniğimize kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Üsküdar'da bulunan kliniğimiz toplu ulaşım ve özel araç için elverişli konumdadır. Evde veterinerlik hizmetimiz nasıl çalışıyor? Bu hizmetimiz koruyucu veterinerlik hizmetinin kapsadığı tüm uygulamaları kapsıyor. Evde muayene, aşı, paraziter uygulamalar gibi birçok işlem ev ortamında yapılabiliyor. Bu hizmetten faydalanmak için yapmanız gereken çok kolay. Öncelikle telefon ile bize ulaşarak evcil hayvanınız ile ilgili bilgi vermeniz ve randevu oluşturmanız gerekiyor. Çekmeköy evde veterinerlik hizmetimiz için kliniğimizdeki ücret ne ise o uygulanır, sadece mesafeye göre yol ücreti eklenecektir. Bunun bilgisini de randevu alırken öğrenebilirsiniz. Vetart Veteriner Kliniğinde Hangi Hizmetleri Alabilirim? Acil Tedavi Cerrahi Dahiliye Laboratuvar Koruyucu Hekimlik Ağız ve Diş Sağlığı Pet Kuaför Çekmeköy Veteriner Hizmeti için Bize Nasıl Ulaşabilirsiniz? Çekmeköy ilçesi dahil İstanbul anadolu Yakası genelindeki tüm ilçelere hizmet veren Vetart Veteriner Kliniğimiz Üsküdar’da merkezi konumda bulunuyor. Fıstıkağacı Metro durağının hemen yanı başında bulunan kliniğimize toplu taşıma ile ulaşım oldukça kolaydır. Ayrıca evcil hayvanınızı kendiniz getiremeyecek durumdaysanız yukarıda bahsettiğimiz Pet Taksi hizmetimizden faydalanabilirsiniz. Minik dostunuzla ilgili her sorunda, düzenli takibini yapan veteriner hekimimiz ile iletişime geçerek durumla ilgili bilgi alabilir, olağanüstü durumlarda petinize destek olabilmek adına veteriner hekimimizden destek alabilirsiniz. Kliniğimize kendi aracınızla, taksiyle, toplu ulaşım araçlarıyla rahatlıkla ulaşmanız mümkün. Minik dostumuzun durumu çok ağırsa yapmanız gerekenlerle ilgili bilgi almak, dostumuzun kliniğimize en doğru ve en hızlı şekilde naklini gerçekleştirmek için telefonla iletişim kurabilirsiniz. --- ## Köpeklerde Leishmania Hastalığı > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-leishmania-hastaligi/ Köpeklerde Leishmania Hastalığı diğer adıyla "Leishmaniasis" Nedir? Vektör tatarcıkları tarafından omurgalı konaklara bulaştırılan leishmaniasis, kemirgenlerde, insanlarda ve yaygın olarak köpeklerde görülüyor. İnsanlar başta olmak üzere diğer memeliler için hastalığın rezervuarı durumunda olan köpeklerde görülecek kompleks klinik özellikler içeren hastalıkların erken dönemde teşhisi, lehishmaniasisin kontrolünde önemli rol oynuyor. Köpeklerde kronikleşebilen hastalık, ölüme kadar giden ciddi problemlere yol açıyor. Leishmaniasise Akdeniz bölgesi, Afrika, Asya ve Orta ve Güney Amerika olmak üzere dünyanın birçok yerinde yaşayan köpek popülasyonunda yaygın şekilde rastlanıyor. Parazitik bir hastalık olan leishmania, viseral ve kutanöz olarak adlandırılan iki formda seyrediyor. Kutanöz formun etkenlerinden biri Leishmania Tropica, viseral formun etkenlerinden biri ise Leishmania infantum’dur. İnsanlarda viseral formda seyreden hastalık, erken dönemde tedavi edilmezse ölümle sonuçlanabiliyor. Köpeklerde Leishmania / Leishmaniasis Nedenleri Hastalık kan emen sinekler vasıtasıyla taşınıyor. Köpeklerde hastalığa neden olan mikroorganizmaların gelişimi aylar, hatta yıllarca sürebiliyor. Leishmania infantum’un etkenliğini yaptığı Akdeniz iç organ leishmaniasisi, özellikle Akdeniz ülkelerindeki tek tük dağılımı ile karakterize olup konak olarak insan ve evcil köpekleri tercih ediyor. Asıl rezervuarın yabani köpekgiller olduğu, evcil köpeklerin ise hem konak ve hem de rezervuar olarak Leishmania odaklarındaki enfeksiyonu destekleyip, sürekli aktif olmasını sağladıkları belirtiliyor. Türkiye’de özellikle L. infatum’un oluşturduğu Akdeniz iç organ leishmaniasisi gözlemleniyor. Ayrıca Türkiye’de, doğada insan kaynaklı etkilerin neden olduğu salgın hastalıklarla karakterize, kuru tip lezyonlar oluşturan L. tropica’ya da rastlanabiliyor. Köpeklerde Leishmania / Leishmaniasis Belirtileri Parazitler, bulaştığı yerdeki deride, hücreler içinde çoğaldıktan sonra dalak, karaciğer, lenf yumruları, kemik iliği ve bağırsaklara yayılarak viseral formu oluşturuyor. Viseral leishmaniasis köpeklerde kalıcı kilo kaybı, iştahsızlık, egzersiz toleransında azalma, kaslarda zayıflık, aralıklı bir ateş, anemi, kandaki protein değerlerinin belirgin şekilde düşmesi, uyuşukluk, karaciğerle ilgili değerlerde değişiklik ve dalakta büyüme şeklinde izleniyor. Daha sonraları burun kanaması, kronik böbrek yetmezliği, pıhtılaşma bozuklukları, deride renk değişiklikleri, şiddetli ülserasyonlar gelişiyor. Köpekler L. tropica ile enfekte olduklarında gözlenen kutanöz leishmania, deri üzerinde kronik ve ağrılı ülser ve nodüller, kabuk kabuk dökülme, periokuler saçkıran ve pul pul oluşuyla karakterize deri iltihabına benzer lezyonlar görülüyor. Viseral formda da deride ülserler görülebiliyor. Köpeklerde Leishmania / Leishmaniasis Tedavisi Teşhis, hastanın öyküsü ile birlikte, kemik iliği, dalak, lenf bezesi ya da deri biopsisinde etkenin gözlemlenmesi ve dolaylı immunofluoresan testi ile konulabiliyor. Birçok sistemi birden etkileyerek hastanın genel durumunda hızla bozulmaya yol açıp, ölüme sebep olan leishmaniasisin tedavisinde geç kalınmaması, insan ve diğer canlılara bulaşmaması ve kontrol altına alınması konusunda büyük önem taşıyor. Leishmaniasisin tedavisinde kullanılmak üzere farklı ilaç ve preparat seçenekleri bulunuyor. Tedavisi oldukça zor olan leishmaniasis için Pentavalan antimon, Allopurinol, Amphotericin B., gibi ilaçlar kullanılıyor. Bu aşamada hangi ilacın kullanılacağı, hangi dozda ve nasıl uygulanacağı veteriner hekim tarafından belirlenecektir. Veteriner kliniği tarafından gerekli tetkikler yapıldıktan ve ve teşhis konulduktan sonra tedavi süreci başlar, uygulama ve ilaçlar belirlenir. Köpeğinizde bu rahatsızlığın olduğunu düşünüyorsa veya şüpheleniyorsanız vakit kaybetmeden muayene ettirmelisiniz. Unutmayın erken teşhis hayat kurtarır, geç kalındığında ise üzücü sonuçlar görülebilmektedir. Diğer köpek hastalıkları veya köpek cinsleri hakkında bilgi almak için "Köpek" kategorimizdeki yazılarımızı inceleyebilirsiniz. --- ## Ragdoll Kedi Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/ragdoll-kedi-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Mavi gözleri uzun ipeksi yumuşaklıkta tüyleri ve sıcacık karakteri ile Ragdoll kedileri ile tanışmaya hazır mısınız? Çok da uzun olmayan bir geçmişe sahiptir. 1960’lı yıllarda Amerika’da ortaya çıkan bu ırk türünün ataları Longhair ve Birman olarak bilinmektedir. İri cüsseli sevgi dolu kibar dev olarak da adlandırılır. :) Ragdoll Cinsi Kedilerin Irk Özellikleri Adaleli ve uzun bir bedene sahiptir. Bedensel irilikleri ile kilosu orantılıdır denilebilir. Dört buçuk ila 10 kg. civarına kadar büyürler.  Gözleri İri, oval olmakla birlikte bir miktar çekik ve mavi renktedir. Başı gövdesine doğru orantıda iri veya orta büyüklükte olur. İri dolu yanaklı ve yuvarlak bir buruna sahiptir.  Kulakları aşağı kısmı geniş başlayarak yukarı doğru daralan bir üçgen şeklinde olup uç kısımları sivri değil yuvarlak bitişlidir. Kürkü, uzun ipeksi denilebilecek yumuşaklıkta olup, birbirine dolanmayacak bir yapıya sahiptir. Kısa ve sağlam bacaklara sahiptirler. Boynu kısa ve kalındır.  Çalıyı andıran uzun kuyrukları uca doğru ince bir yapıya bürünür.  Doğuştan gelen rengi her ne kadar beyaz olsa da zaman içerisinde büyüdükçe değişir. Renklenir, desenlenir, beneklenir. Böylelikle üç farklı Ragdoll cinsi kedi görüntüsü ortaya çıkar. Patileri Eldivenli Ragdoll, tüm vücudu desenli ve farklı renklerde olurken tüm patileri beyaz renktedir. Bu nedenle eldivenli Ragdoll cinsi kediler denir.Yüzünde maske varmışcasına, kulakları göz çevresi ve burnu, bacakları ve kuyruğu da koyu renkli olanlara ise Eldivensiz ragdoll denir.Sadece bir renkte olanları da vardır. Bu renkler arasında Lila, soğuk kahverengi tonu,  (fok rengi de deniyor) çikolata rengi gibi renklerdir. Ayrıca fildişi  rengi,  tekir kedilerde olan renk ve desende olan Ragdoll ırkı kedilerde bulunur. Ragdoll Kedilerin Karakterleri Nasıldır? Görünüşünün aksine oldukça sıcak kanlı, arkadaşlık yapmayı seven oyuncu, sevecen ve kibarlardır. Bu nedenle de kibar dev denilir. Yoğun bir enerji seviyesine sahip değiller; ancak yavruluk döneminde ve yetişkin olduklarında da oyun oynamayı seven, sahiplerine çok düşkün olan kedilerdir. Cana yakın olmaları çocuklarla ve diğer evcil hayvanlarla anlaşmalarına olanak sağlar. Bu nedenle çocukların en sevdikleri patili  dostlarından biri olurlar. Sahiplerine olan düşkünlükleri onlar ile birlikte hareket etmelerine neden olur. Meraklı ve zeki bir türdür. İzlemeyi severler. Avcılık yönleri pek yoktur.  Ragdoll Kedisinin Bakımı Uzun ve ipeksi tüyleri sık taranmasının bir nedenidir. Yaklaşık olarak 17 seneye kadar yaşarlar. Bu süre tabiki bakım şartları ile alakalıdır. Ragdoll ırkının bir özelliği de yavruluktan yetişkinliğe geçtiği sürenin uzun oluşudur. Bu nedenle beslenmesi büyük önem taşır. Kaliteli, alması gereken vitamin ve minerallerin yoğunluğu ve besin değeri iyi bir mama seçimi sağlığı ve yaşam süreci açısından çok önemlidir. Klinik kontroller ve olması gereken aşılarının düzenlenmesi bir başka önemli unsurdur. Bir kedi hakkında  “zaman konusunda tutarlıdır.” denirse bu kesinlikle Ragdoll cinsi için söylenmiştir. Nitekim mama veriliş zamanına bile dikkat eder. Her zaman aynı vakitte verilmesini bekler.  --- ## Habeş Kedisi Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/habes-kedisi-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Patili dostlarımızın en sevilen, çoluk çocuk en çok anlaştığımız hayvanların başında gelir kediler… Kimi zaman uzaylı olduklarını düşündürecek derece farklı hareketler, sesler sergileyerek şaşırtsalar bile insanoğlunun en sadık dostlarından birisidir onlar. Gelelim varoluşu çok uzun yıllara dayanan Habeş Kedisi ve bakımı hakkında detaylara… Habeş Kedisi (Abyssinian)  kökeni kuzey Afrika bölgesinde bugünün Etiyopya’sı, eski Habeşistan olarak  bilinen yerdir. 1800’lü yıllarda Britanya’ya o bölgeden getirmesi ile başlayan yolculuğu bugünlerde dünyanın birçok ülkesine yayılması ile devam ediyor. Habeş Kedisi Irk tescili takriben 1882 yılına tekabül eder. İlk olarak Britanya'da daha sonra Avrupa ve Amerika'da bu ırkın yayıldığını yapılan araştırmalarda görmekteyiz. Habeş Kedisi Irk Özellikleri Anavatanının iklim ve doğasına uygun bir şekilde var olan Habeş kedisi, kısa çok derin olmayan bir tüy yapısına sahiptir. Rengi adeta lal rengini andıran kızıla çalan kahverengi tonlarında, güneşin sarısını ve turuncusunu da içinde barındırır. Güneşin parlaklığını Habeş kedisine baktığınız anda hissedersiniz. Gözleri doğunun iri yuvarlağa kaçan çağla (badem) şeklindedir. Göz çevresindeki tüyler koyudan açığa gidecek şekilde sıralanmıştır. Laf aramızda sürmeli gibi görünmesi bu sebeptendir.  Yavru Habeş Kedisi Habeş Kedisi Fiziksel Özellikleri Biçimli, kaslı bir bedene sahip olan Habeş kedisi araştırmacı, meraklı kişilik özelliklerini bu fizik yapısını kullanarak bulunduğu ortamın şartlarına uyum sağlar. Özellikle yüksek yerlere tırmanma sevgisi, çevikliği ile bilinir. Orta boylarda, çok yoğun yağlı bir fiziğe sahip değildir. Kilosu da orta ile zayıf denilecek şekilde olur. Kas oranı daima iyidir. Kuyruk yapısına baktığımızda vücuduna orantılı olarak ince yapıdadır. Bu durum çevikliğini arttırdığı gibi tırmanmasına da fayda sağlar. Ayrıca burun ucuna doğru ufalarak sivrilen, takozu andıran yüz şekline sahiptir. Kulakları sivri, öne doğru ve büyüktür. Uç kısmında saçak gibi, püskülü andıran tüyler bulunur. Ortalama olarak yaşam süresi 10 ila 15 yıl kadardır. Bu süre ihtiyaçlarının düzenli bir şekilde karşılanarak, özenli bakımla 20 yıla değin yükseltilebilir. Habeş Kedisi Karakter Özellikleri Uysal, sakin görünüşünün altında meraklı, araştırmacı, maceracı bir yapıya sahiptir Habeş kedisi… Oyuncu ve oldukça enerjiktir. Çocuklarla iyi anlaşan bu cins kediler diğer hayvanlarla da iyi anlaşır. Akıllı bir kedi türüdür. Bulunduğu ortama uyum sağlar. Saldırgan olmayan bir köpeğiniz varsa Habeş cinsi bir kedi ile sağlam bir dostluk kurabilir. Irk özelliği olarak avcı bir kedi olduğunu söyleyebiliriz; bu nedenle çevresini gözlemleyerek tahlil etmede çok başarılıdır. Habeş cinsi kediler genellikle sahiplerinden sevgi gösterileri istemez; sevilmek isterse kendisi belirtmeyi tercih eder. :) Habeş Kedisi Bakımı Enerjik ve oyuncu Habeş kedisi protein ağırlıklı beslenmesi gereken bir cins türüdür.  Buna uygun olan mamaları tercih etmeli belli bir kalitesi olmalıdır. Mama kalitesi her patili dostun olduğu gibi bu cinsinde bağışıklığını desteklemede önemli bir payı vardır. Her ne kadar ırk özelliği gereği sağlam bir yapıya sahip olsada bu sağlamlığı destekleyerek ömrünü uzatabilir ve daha güzel ve enerjik anlar yaşayabilirsiniz…  Tüy dökme mevsiminde  biraz daha sık tarama yaparak yoğun döküleyi önleyebilirsiniz. Zaten kısa ve çok derin olmayan bir tüy yapısı olduğu için ara ara taramak yeterlidir. Çok tüy döken bir kedi ırkı değildir. Oyuncaklarının temizliği de önemlidir. Oyun oynamaya düşkün olması sebebiyle buna dikkat edilmelidir. Diş temizliği  oldukça önem taşır. Habeş kedisi sahibi evde kendisi yapmasa bile düzenli kontroller sırasında bu bakımıda yaptırmalıdır.    Bunun yanı sıra uzman veteriner hekim kontrolleri düzenli olarak takip edilmeli ve aşıları yaptırılmalıdır. Habeş kedilerinde ırk olarak genlerinden gelen retina atrofisi (retina tembelliği) sıklıkla görülen bir hastalıktır. Veteriner hekiminiz bu konuda düzenli olarak kontrollerini yapacak ve sizi bilgilendirecektir. Kediler ile ilgili daha fazla yazı için Kedi kategorimizdeki yazılara gözatabilirsiniz. --- ## Köpeklerde Kısırlaştırma Ne Zaman Yapılmalı? > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-kisirlastirma-ne-zaman-yapilmali/ Bir köpek sahibi iseniz onun sizinle uzun ve sağlıklı bir ömür yaşaması için yerine getirmeniz gereken sorumluluklar vardır. Beslenme, aşı takvimi, düzenli veteriner kontrolleri özenle takip edilmelidir. Köpeklerde kısırlaştırma da dikkat edilmesi gereken konulardan biridir. Köpeklerde Kısırlaştırma Nedir? Kısırlaştırma en basit anlamıyla köpeğinizin üremesinin önlenmesi için yapılan bir uygulamadır. Kastrasyon, sterilizasyon veya nötrleştirme gibi isimlerle de anılır. Kısırlaştırma oldukça ciddi bir süreçtir ve dikkatle karar verilmesi gereken bir durumdur. Oldukça faydası olan ancak az da olsa olumsuz sonuçları olabilen bir operasyondur. Her yönü ile kapsamlı düşünülmeli, kısırlaştırma zamanı doğru seçilmelidir. Köpeklerde kısırlaştırma, istenmeyen yavruların önüne geçilmesi ve köpeğimizin sağlığını tehdit edebilecek olası sağlık sorunlarını önlemede oldukça önemlidir. Köpeklerde Kısırlaştırma Nasıl Yapılır? Kısırlaştırma operasyonu dişi ve erkek köpeklerde farklıdır. Her ikisinde de genel anestezi uygulanarak operasyon gerçekleştirilir. Bu sebeple dikkat edilmesi gereken konular  bulunur. Bunun için Anestezi öncesi kontroller yazımızı inceleyebilirsiniz. Dişi ve Erkek köpek kısırlaştırma arasındaki fark ise şöyledir; Dişi Köpek Kısırlaştırma Dişi köpek kısırlaştırma operasyonuna "sterilizasyon" ismi de verilir. Bu operasyon ile dişi köpeğin rahim ve yumurtalıkları vücut dışarısına çıkarılır. Sonraki hayatında hamile kalması ve doğum yapması önlenmiş olur. Erkek Köpek Kısırlaştırma Erkek köpek kısırlaştırma operasyonuna ise "kastrasyon" ismi verilir. Bu operasyon ile erkek köpeğin testisleri alınır. Bu sayede sonraki hayatında kızgınlık dönemi yaşamaz ve bu sebeple yaşadığı olumsuz durumlardan korunmuş olur. Dişi ve Erkek Köpek Kısırlaştırma Ne Zaman Yapılmalı? Dişi köpeklerde kısırlaştırma ve erkek köpeklerde kısırlaştırma uygulamada farklı olduğu için bu süreçte biraz farklıdır. Öncelikle şunu önemle belirtmek gerekir ki köpeğinizin yaşına, sağlığına ve cinsine bağlı olarak bu süreç farklılaşabilir ve kısırlaştırma konusunu veteriner hekiminiz ile detaylı olarak görüşerek operasyonu planlamalısınız.  Yetişkin bir köpek sahiplendi iseniz en kısa zamanda veteriner kliniğine başvurarak kısırlaştırma konusunu netleştirebilirsiniz. Ancak yavru bir köpek sahiplendi iseniz belirli bir yaşa kadar beklemeniz gerekir. Bu durumda da yine rutin kontrolleri için devamlı veteriner hekiminiz ile iletişimde olacağınız için o sizi yönlendirecektir. Köpeklerin kısırlaştırma yaşı ile ilgili farklı görüşler mevcuttur. Dişi ve erkek köpeklerin kısırlaştırılması için önerilen yaş farklıdır. Köpekler fiziksel olarak 2 aylıktan sonra güvenle kısırlaştırılabilseler de veteriner hekimler birkaç ay daha beklemenin daha sağlıklı olduğunu belirtiyor. Köpeklerde kısırlaştırma zamanı için net bir süre söylemek zor. Yavru bir köpeğin olgunlaştıktan sonra ancak ilk kızgınlıktan önce kısırlaştırılması önerilir. Yapılan araştırmalar köpeklerin ırklarına göre de kısırlaştırma zamanının farklılık gösterebileceğini ortaya koyuyor. Büyük ve iri ırk köpeklerin daha geç olgunlaştığı görülmüş ve bu operasyon için diğer ırklara göre daha uzun bir süre beklemesi gerektiği tespit edilmiştir.  Kesin bir tarih verilmese de dişi ve erkek köpek için kısırlaştırma zamanı -aksi bir durum olmadıkça- ortalama şöyledir; Erkek köpekler için kısırlaştırma zamanı köpeğin ırkı ve boyutu ile doğru orantılıdır. Köpek ne kadar büyükse bekleme süresi o'kadar artar. Genellikle küçük ve orta boyutlardaki ırklar 6 aylık olduklarında kabul edilirken büyük ırkların 1 yaşına gelmesi beklenir. Yine de operasyon için köpek özelinde veteriner hekim tarafından bir tarih belirlenir, bunu belirtmekte fayda var. Dişi köpeklerde ise ilk kızgınlıktan önce yapılması uygun görülür. Bu da 5 ve 10 aylık arasındaki zamana denk gelir. İlk kızgınlıktan önce olması istenmeyen gebeliğin önüne geçebileceği gibi meme kanseri riskini de önlemektedir. Kısırlaştırma gerçekten ciddi ve önemsenmesi gereken bir konu. Bu operasyon ile birlikte birçok ciddi hastalığın önüne geçilir. Buda başka bir yazımızın konusu olsun... --- ## Pug Cinsi Köpek Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/pug-cinsi-kopek-irk-ozellikleri-ve-bakimi/ Pug cinsi köpekler kısa boyları ve  buruşuk yüzleri ile tanınır ve çok sevilirler. Her canlı gibi onlarında kendi cinslerine özel bakım ve eğitim ihtiyaçları vardır. Bu yazımızda elimizden geldiğince Puglar hakkında detaylı bilgi vermeye çalışacağız. Pug Irk Özellikleri Geçmişi 2400 yıl önceki antik çağlara kadar uzanan Pug’ların kökenleri Çin’e dayanır. Zaman içerisinde Uzak Doğu’dan Avrupa, Asya ve tüm dünyaya yayılmışlardır. Ortalama yaşam süreleri 13-15 yıl arasındadır. Erkek Pug’ların boyu 30-35 cm’e kadar ulaşabiliyorken dişiler ise genellikle 25-30 cm civarında olurlar. Çok sıcak ve çok soğuk iklimleri sevmeyen Pug’lar kendileri için uygun ortam sağlandığında uzun ömürlü olurlar. Pug’lar genel mizac olarak sevecen, uysal, oyuncu ve bağımsız karakterdedir. İnsanlarla ve özellikle çocuklarla iyi anlaşırlar. Bağımsız ruhlu oldukları için zaman zaman inatçı ve kavgacı da olabilirler ancak genellikle uysal, oyun oynamayı seven, sevimli hayvanlardır. Saldırgan değillerdir. Düzenli eğitim ile birçok şey öğretilebilir, akıllı hayvanlardır. Pug köpeklerin yüzleri buruşuk, vücutları ise kaslı, güçlü ve kısadır. Başları vücutlarına göre iridir. Kısa yuvarlak bir burun, parlak koyu renkli gözler, ince küçük kulaklar onu fiziksel olarak tanımlayabilir. Tüylerinin rengi siyah, kahverengi, sarımsı kahve renklerde olabilir. Köşeli ve kısa vücudu kuyruğa doğru daralır, kuyruğu ise sıkı ve kıvrıktır. Pug Cinsi Köpeklerin Bakımı Pug köpeklerin bakımı diğer türlere göre görece daha kolaydır ancak sağlıklı ve uzun ömürlü olmaları için dikkat edilmesi gereken önemli hususlar vardır.  Öncelikle yaşam alanı ve iklim şartlarından bahsedelim. Pug cinsi köpekler evde olmayı severler, çok sıcak ve çok soğuk havaları sevmezler. Yapıları buna uygun değildir. Bu sebeple yaz mevsiminde aşırı sıcaklardan korumalı, özellikle gündüz sıcak saatlerde dışarıda çok fazla bulundurulmamalıdır. Pug’lar oyun oynamayı ve gezmeyi sevselerde aşırı enerjik ve çok hareketli hayvanlar değillerdir. Dinlenmeyi, gün içerisinde uyumayı severler. Bu sebeple Sabah erken (serin) saatlerde yada akşam saatlerinde dışarı çıkarıp yürüyüş yaptırmanız, ihtiyaçlarını gidermeniz yeterli olacaktır. Yaz aylarında tüm hayvanlarda olduğu gibi su tüketimine çok dikkat edilmeli, aşırı soğuk olmayan serin ve taze su ile köpeğinizi ferahlatmalısınız. Kış mevsiminde de çok soğuk havalardan korumalı, ıslanırsa veya kirlenirse eve geldiğinde hemen temizliği yapılmalıdır. Pug cinsi köpeklerin bakımında bir diğer önemli nokta ise yüz bakımıdır. Yüz buruşuk olduğu için deri araları özel losyon ile düzenli olarak temizlenmeli ve bakımı yapılmalıdır. Yüzlerindeki kırışık derinin aralarında terleme sebebiyle, yemek yerken mama artığı kalması yada dışarıda oynarken kirlenmesi sebebi ile kirler ve bakteriler birikebilir. Bu cildinde mantar veya diğer cilt rahatsızlıklarına sebep olabilir ayrıca enfeksiyon kapmasına da sebep olabilir. Yüz bakımı kadar tüylerinin bakımı da önemlidir. Yıl içerisinde tüy dökme dönemi yaşayabilirler. Düzenli olarak türlerini tarayarak dökülmüş ölü tüylerden köpeğinizi kurtarmalısınız. Bu onun daha rahat hissetmesini sağlayacaktır. Bir Pug sahiplendiğinizde onunla sağlıklı ve mutlu günler geçirebilmeniz için ilk günden itibaren veteriner hekim kontrollerini aksatmamalı, aşı takvimine uymalı ve veteriner hekiminin önerdiği şekilde onu beslemelisiniz.  --- ## Kedilerde Gençlik Hastalığı (Panleukopenia) > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-genclik-hastaligi-panleukopenia/ Kedilerde gençlik hastalığı yani Panleukopenia, özellikle yavru kediler arasında görülen, tedavi edilmezse ölüm oranı yüksek olan bir rahatsızlık türüdür. Virütik (virüs) nedenli olması hastalığın en belirleyici özelliğidir. Bu sebeple bulaşıcı olma riski, çok yüksek olmak ile birlikte insanları etkileyecek bir durum söz konusu değildir. Ancak insanların bu hastalıktaki rolleri maalesef taşıyıcı olmalarıdır. Hasta kedi ile  temasta bulunan kişi  temizliğe dikkat etmediğinde diğer hayvanlarla da temas ederek hastalığın yayılmasını hızlandırır. Gençlik Hastalığının nedenleri ve belirtileri Proto Parvovirüs familyasının alt grubu parvovirüsün sebep olduğu Panleukopenia kedilerde özellikle yavruyken sık görülür. Bağışıklığı henüz gelişmediği için bu hastalığın çok  çabuk ilerlemesi ile ölüm oranı yüksek olur. Gençlik hastalığı hangi belirtileri gösterir. İshalKusmaVücutta yoğun  su kaybıYüksek ateşYeme isteğinde azalma ve kesilmeDenge bozulması (ayakta duramama ve yürüyememe)Kilo da azalmaYoğun StresSinir sistemi işlev bozukluğu Bu belirtiler genel olarak gözlemlenebilen durumlar olduğu gibi, farklı hastalıkların belirtileri arasında da bulunmaktadır. Bu nedenle kan değerlerinin incelenmesi önemlidir. Ayrıca gözlemlenen tüm olağan dışı hareketler de hekime aktarılırsa  daha kısa zamanda ve net bir şekilde müdahale edilebilir.  Kan hücrelerinde yoğun düşüş gözlemlenmesi ile yapılması veteriner tabip tarafından uygun görülen diğer test sonuçları ile birlikte konulan teşhise istinaden tedaviye başlanmalıdır. Gençlik Hastalığının Tedavisi var mıdır? Feline Panleukopenia, yani kedi gençlik hastalığının tedavi süreci meşakkatli ve çoğu zaman üzücü sonuçları olan uzun vadeli bir tedavidir; diyebiliriz. Bunun başlıca sebebi ise, bu rahatsızlığın görülme zamanı daha ziyade yavru kedilerdir. Bağışıklığın düşük olması özellikle yetersiz beslenme hastalıkla mücadeleyi zorlaştırır. İlk etapta yapılacak en uygun müdahale, kedinin veteriner hekim tarafından muayenesinin ve gerekli görülürse testlerinin yapılmasıdır. Çıkan sonuç doğrultusunda hızla önlemler alınır. Vücutta oluşan sıvı kaybını en aza indirgeyerek, yükselmesini sağlamak, o esnada bu kayıpların yarattığı bazı mineral yoksunluğunun (sodyum, magnezyum, potasyum gibi) yerine koymaya çalışıp, belli bir dengeye oturtulması tedavinin geçerliliğini en yüksek noktaya taşır. Bununla birlikte yardımcı takviyeler verilmelidir. Özellikle test sonuçlarında en aza inmiş olan vücutta gerekli vitamin, mineral, demir, ve kan hücrelerinin yenilenip çoğalmasına yardımcı olacak şekilde bir bakım sağlanmalıdır. Bu süreçte veteriner kliniğinde bulunması en sağlıklı şekilde sürecin ilerlemesine fayda sağlar. Fiziksel sıkıntıların yanında elbetteki kedilerde psikolojik olarak da sıkıntılar oluşabilmektedir. Yoğun stres ile birlikte depresyon oluşmakta, tedavi sürecinde kedinin içinde bulunduğu bunalımın atlatılmasına yardımcı olunmalıdır. Hastalığın seyri tedavi sürecinde çok önemlidir. Doğru zamanda fark edilmemiş olması, hastanın zorlu tedavi aşamasını atlatamamasını, üzücü bir şekilde sonlanmasına neden olduğu gibi,  zaman zaman  vücutta kalıcı hasara yol açabilmektedir. Tedavi olumlu sonuçlandığı dönemde de eve çıkan kedinin varsa evdeki diğer, kedi köpek ya da başka bir evcil dosttan 1 aya  kadar  uzak tutulması gerekir. Bu konuda bilgi veren veteriner hekiminizin talimatlatları mutlak suretle dinlenmelidir. Gençlik hastalığı insana  bulaşır mı?  İnsanlara herhangi bir bulaşıcılığı söz konusu değildir. Ancak yine de temasta bulunan kişinin hijyene dikkat etmesi, kıyafetlerini değiştirerek yıkaması gerekir. Bunun başlıca sebebi ise diğer hayvanlara bulaşma riskinin çok yüksek olmasıdır. Gençlik hastalığı hayvandan hayvana geçen bir virüs türüdür. İnsanlar bu durumda taşıyıcı rol oynarlar. Bu nedenle özellikle birden fazla evcil hayvana sahip olan, yahut sokaktaki bir patili dost ile temasta bulunan kişiler bilhassa çok dikkat etmelidir. --- ## Köpek Kanlı İshal (Parvovirüs) > URL: https://vetart.com.tr/kopek-kanli-ishal-parvovirus/ Köpek kanlı ishal hastalığı veterinerlikte bilinen adı ile Parvovirüs, köpeklerde sık görülen ancak ölümcül olabilen ciddi bir hastalıktır. Her hastalıkta olduğu gibi erken teşhis çok önemlidir. Bu sebeple köpeğiniz hastalandığında gözlemleriniz, durumu farkedip en kısa sürede veteriner hekiminize ulaşmanız da çok önemlidir. Bu yazımızda Parvovirüs (Köpek Kanlı İshal) hastalığı hakkında bilgi vereceğiz. Köpek Kanlı İshal (Parvovirüs) Hastalığı Nedir? Parvovirüs enfeksiyonunun köpeklerde sık görüldüğünden bahsetmiştik. Daha sık görülen köpeklerde ishal (diyare) hastalığından farklıdır. Salgın hastalığa sebep olan ve çok kolay yayılabilen etken DNA’lı bir virüstür. Parvovirüs dışkı ile dışarı atıldığında 1 yıl hatta daha fazla süre canlı kalan, hızlı yayılan, dirençli ve tehlikeli bir virüstür. Bu sebeple bulaşma ve yayılma devam eder. Bu hastalık çoğunlukla yavru köpekleri etkilemektedir. Bağırsak epitelleri, Kalp kası gibi kritik bölgelerdeki hücrelere yerleşir ve hayati tehlikeye sebep olabilir. Köpeklerde Kanlı İshal (Parvovirüs) Nedenleri Nelerdir?  Parvovirüs enfeksiyonu bulaşması dışkı yolu ile gerçekleşir. Direkt olarak dışkı ile temas edilmese de açık ortamda bulunan dışkının çeşitli eşya ve yiyeceklere virüsü bulaştırması ile yayılma gerçekleşir. Genellikle ağız yolu ile vücuda giren etken madde hızla vücuda yayılır, organlara ve dokulara yerleşir. İçeride boş durmaz çoğalarak yayılmaya devam eder. Köpeklerde Kanlı İshal (Parvovirüs) Belirtileri Nelerdir? Nasıl Anlaşılır? Köpeğimde kanlı ishal (Parvovirüs) olduğunu nasıl anlayabilirim? Belirtileri nelerdir? Bu konuda en fazla aldığımız sorular. Bu hastalığın belirtileri de Gençlik Hastalığı (Distemper) olduğu gibi alınan virüsün miktarına göre ve köpeğinizin bağışıklık sisteminin gücüne göre değişir. Virüs bulaştıktan sonraki 3-7 gün aralığında hastalığın ilk belirtileri görülmeye başlar. Köpek kanlı ishal virüsü alındığında Enteritis (Bağırsak Yangısı) ve Myocarditis (Kalp Kası İltihabı) en sık görülen klinik belirtilerdir. Myocarditis (Kalp Kası İltihabı) 8 aylıktan küçük yavru köpeklerde daha sık görülen bir belirtidir. Parvovirüs 12 haftalıktan küçük yavru köpekleri daha çok etkiler ve yavrularda bu hastalık daha şiddetli geçer. Klinik semptomları tespit edilemeden ya da henüz klinik semptom göstermeden hızlı ilerleyerek ciddi zarar verebilir ve hatta ölüme sebep olabilir. Bu aşamada evcil hayvan sahibi olarak evdeki gözlemlerimiz çok önemlidir. Aşağıdaki semptomları gördüğünüzde acil olarak veteriner kliniği ile iletişime geçmelisiniz. Şiddetli ve sulu ishalKusmaHalsizlik, iştahsızlıkDehidrasyon (Su içmeme)Gözlerin göz çukuruna çökmesiSalya akışı,Baygınlık, bilinç kaybıÖksürük, hırıltılı nefes alma 8 aylık yavru köpeklerde kalp kasına yerleşme daha yaygın olduğundan akciğer ödemi, kalp büyümesi gibi çeşitli rahatsızlıklar da görülebilir. Ancak bu rahatsızlıklar ancak veteriner hekim tarafından tespit edilebilir. Köpeğinizin etken madde ile temas ettiğini gördüyseniz veya şüpheleniyorsanız derhal veteriner kontrolüne giderek durumu bildirmelisiniz. Bu sayede henüz klinik belirtiler göstermeden de Parvovirüs tespit edilebilir, hastalığın çok daha hafif seyretmesi sağlanabilir. Köpek Kanlı İshal (Parvovirüs) Tedavisi ve Önlenmesi Köpek Kanlı İshal (Parvovirüs) hastalığında öncelikli hedefimiz hastalığın önlenmesi olmalı. Bu aşamada köpek aşı takvimi dikkatle takip edilmeli ve gerekli aşılar aksatılmamalıdır. Bu hastalığın aşısı mevcuttur ve köpeğinizi 8 haftalık aşı takviminde yer alan Karma aşılar içerisinde yer almaktadır. Bu aşı literatürde “Canine Parvovirus Tip-2 (CPV-2)” olarak geçer. Yapılan araştırmalar aşının bu hastalığa karşı koruyucu olduğunu göstermiştir. Köpek Kanlı İshal (Parvovirüs) aşısı hakkında veteriner hekiminizden daha detaylı bilgi alabilirsiniz. --- ## Kedi ve Köpeklerde Check-Up ve Önemi > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-check-up-ve-onemi/ Evcil hayvanlarımız ailemizin bir üyesi. Onları bazen bebeklikten bazen ileri yaşlarda sahipleniyoruz. Onların uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmeleri için yaşına göre yılda bir veya 6 ayda bir Check-Up yapılması çok önemli.  Hepimiz evcil hayvanlarımızı hastalandıklarında, takvimli aşı uygulamaları için, rutin kontrolleri için ya da bakım için veteriner kliniğimize götürüyoruz. Ancak yılda bir kez yaptıracağınız geniş kapsamlı Check-Up ile rutin muayene ile gözden kaçabilecek herhangi bir rahatsızlığı erken teşhis edebilir ve erken müdahale ile evcil hayvanınızın hayatını kurtarabilirsiniz. Biz VetArt Veteriner Polikliniği olarak, evcil hayvan sahiplerine 7 yaş altı evcil hayvanları için yılda bir, 7 yaş ve üzeri evcil hayvanları için 6 ayda bir Check-Up yaptırmalarını öneriyoruz. Çünkü erken teşhis gerçekten hayat kurtarır. Kedi ve Köpeklerde Check-Up Nedir? Kedi ve köpeklerde check-up hizmeti, cerrahi müdahaleler öncesinde yapılan rutin kontrol ve check-up uygulamasından farklıdır. Evcil hayvanınız sağlıklı görünüyor olsa bile yılda bir yapılmasını önerdiğimiz check-up hizmeti ise daha kapsamlıdır. Kedi ve köpeklerde gizli semptomlara sahip ciddi hastalıklar olabiliyor. Bu hastalıklar genelde ilerleyen safhalarda kendini gösteriyor ve fark edildiğinde çok geç kalınmış oluyor. Yaşamsal fonksiyonların yolunda gidip gitmediğini anlamanın en iyi yolu yılda bir kez kapsamlı olarak Check-Up yaptırmaktır. Kedi ve Köpekler için Check-Up Neleri Kapsıyor? Check-Up uygulamasında çeşitli laboratuvar tetkikleri ve taramalı ileri düzey tetkikler yapılmaktadır. VetArt Veteriner Polikliniğinde Kediler ve Köpekler için ayrı paketler bulunuyor. Bu paketleri inceleyerek kediniz ya da köpeğiniz için uygun paketi seçebilirsiniz. Seçim yapmakta zorlanıyorsanız hekimlerimiz evcil hayvanınızın cinsine ve yaşına bağlı olarak hangi Check-Up paketini seçmeniz gerektiğini size söyleyebilir. Kediler için Check-Up Paketleri Kedi Check-Up paketleri Mini, Midi, Maxi ve Mega olarak 4 farklı kapsamda sunuluyor. Paketlere dahil olan hizmetleri aşağıdaki tabloda inceleyebilirsiniz. Köpekler için Check-Up Paketleri Köpek Check-Up paketleri de Mini, Midi, Maxi ve Mega olarak 4 farklı kapsamda sunuluyor. Paketlere dahil olan hizmetleri aşağıdaki tabloda inceleyebilirsiniz. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi evcil hayvanınız için uygun olan check-up paketi için hekimlerimize danışanilirsiniz... --- ## Pisipisi Otu Tehlikesi > URL: https://vetart.com.tr/pisipisi-otu-tehlikesi/ Baharın gelmesi ve havaların güzelleşmesiyle parklar ve bahçeler yeşillendi, ağaçlar çiçek açtı, kedi ve köpeklerimizle daha çok açık havada vakit geçirmeye başladık. Açık hava gezileri bizim için olduğu kadar hayvanlarımız içinde çok faydalı. Ancak açık alanlarda dikkat etmemiz gereken zararlı bitki ve böcek türleri mevcut ve bu türler bazen oldukça tehlikeli olabiliyor. Pisipisi otu da bu bitkilerden biri… Pisipisi Otu Nedir? Pisipisi otu, bilimsel adıyla Hordeum murinum hemen hemen birçok park ve bahçede sıklıkla gördüğümüz bir bitki. Dışarıdan baktığımızda zararsız gibi görünen bu bitki çok tehlikeli olabiliyor. İlkbahar mevsiminden sonbahara kadar yetişen yabani bir ot. Arpaya benzeyen yapısıyla kolayca tanıyabileceğiniz, çengelimsi tüyleri olan, arpa ailesine bağlı yabani bir ot türü. Pisipisi Otunun Hayvanlar için Zararları Nelerdir? Pisipisi otu özellikle kedi ve köpekler için çok zararlı olabiliyor. Açık alanda gezen hayvanın gözüne, kulağına, burnuna, diline ve patilerine batabiliyor. Tek yönlü ilerleyiş gösteren bu ot, deriye saplandığında canlı hareket ettikçe ilerler ve deri altında çok ciddi enfeksiyon ve ağrılı apselere neden olabilir. Aynı şekilde burun, kulak, göz, pati, dil, boğaz gibi birçok organına sağlanıp hayvana ciddi zarar vermektedir. Pisipisi Otuna Karşı Nasıl Önlem Alabiliriz? Öncelikle açık alanlarda kedi yada köpeğimizi gezdirirken biraz temkinli olabiliriz. Onlar çok hareketli, kontrol etmesi çok zor. Zararlı otlar hakkında biraz bilgi sahibi olursak -örneğin pisipisi otu gibi- en azından o otların olduğu bölgelerden uzak tutabiliriz. Eve döndüğümüzde ise mutlaka tüylerinin arasını, patiler, kulak, burun vs. kontrolünü yapmalıyız.  Pisipisi Otu Battığında Ne Yapmalıyız? Açık hava gezinizde kedi ya da köpeğinizin derisine, kulağına, burnuna, gözüne batmış olabilir. Eve geldiğinizde veya otu ilk farkettiğinizde elinizle veya bir cımbız ile otu alabilirsiniz. Ancak ot deriye saplanmış ve ilerlemeye başlamışsa, göz, kulak gibi çok riskli bir gölgeye batmışsa vakit kaybetmeden veteriner kliniğine başvurmanız gerekmektedir. Batan ot orada durduğu sürece ağrıya sebep olacak ve ilerleyen süreçte enfeksiyona sebep olacaktır. Evde müdahale etmeniz otun bir parçasının batık yerde kalmasına veya batan organa hasar vermesine sebep olabilir.  Vetart veteriner kliniği olarak özellikle bahar aylarında bu sebeple çok vaka alıyoruz. Bu sebeple sizleride uyarmak istedik. Olası bir durumda telefon numaralarımızdan bize ulaşabilir, acil müdahale için derhal kliniğimize gelebilirsiniz. --- ## Yrd. Per. Doğan Sarihan > URL: https://vetart.com.tr/yrd-per-dogan-sarihan/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5361" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]-[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Vet. Tek. Tuğçe Aygün > URL: https://vetart.com.tr/vet-tek-tugce-aygun/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="6439" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]-[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Vet. Hek. Ceren Artıran > URL: https://vetart.com.tr/vet-hek-ceren-artiran/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5349" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]1993 yılında Ankara’da doğdum. 2012 yılında Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesine girmeye hak kazandım ve 2017 yılında fakülteyi bitirdim. Üniversite hayatım boyunca özel kliniklerde stajyer olarak çalıştım. 2016 yılında Almanya Hannover Veteriner Üniversitesi’nde at kliniği, kedi-köpek kliniği ve sığır kliniği bölümlerinde staj yaptım. 2017 yılında Almanya Hannover Veteriner Üniversitesi Viroloji Anabilim Dalında staj yaptım. 2018 yılında Ankara Üniversitesi İç Hastalıkları Anabilim Dalında Doktora programına başladım ve doktora sürecim halen devam etmektedir. 2018-2022 yılları arasında Boğaziçi Veteriner Polikliniğinde Veteriner Hekim olarak çalıştım. 2022 Nisan ayında Vetart Veteriner kliniğinde Veteriner hekim olarak çalışmaya başladım. İlgi alanları: Nefroloji ve Üroloji Endokrinoloji ve metabolizma hastalıkları Fizik tedavi ve rehabilitasyon   Katıldığı Mesleki Eğitimler, Kurslar ve Konferanslar: Küçük Hayvan Hekimliğinde PRP ve Kök Hücre Tedavisi Semineri Egzotik hayvanlar semineri Papağanlarda bakım, besleme ve tedavi semineri [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Kedi ve Köpeklerde Diyare (İshal) > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-diyare-ishal/ Diyare, kedi ve köpeklerimizde karşılaştığımız ishal problemidir. Gerek evde, gerek veteriner hekiminize anlatmakta zorluk çekilir. Ancak küçük ipuçları bu durumun ne olduğunu kestirmenize olanak sağlar. Öncelikle ishal yada diyare (Diarrhea) çok basit sebepler sonucu olmaktan çok ciddi problemlere kadar ve hatta ölüme yol açabilecek nedenlerden kaynaklanabilir. Bunun için diyarenin başladığı gün itibariyle bir hafta geriden başlayarak neler yaptığını yada sizin ona neler verdiğinizi, davranışlarını (kedi için sık tüylerini yalama, köpek için ise halı, sandalye bacağı yada oyuncağını parçalama gibi) takip etmeniz veya hatırlamanız sonuca ve teşhise yönelik vereceğiniz bilgiler olacaktır. Klasik sebepler arasında sayabileceğimiz; ani mama değişikliği, yabancı cisim yeme, kediler için uzun tüylülerde tüylerini yalama, kimyasal olan ev malzemelerini yalama, çöp karıştırarak farklı gıda yada gıda olmayan şeyleri yeme genellikle karşılaşılan durumlar olabilir. Bunun yanısıra paraziter yada viral kaynaklı sık karşılaşılan bir durumdur. Diyare (ishal) Sebebi Olan Etkenler Düzensiz beslenmeAni mama değişikliğiParazitlerStresViral, bakteriyel, fungalMetabolik hastalıklar (Karaciğer/Böbrek hastalıkları, diabetus mellitus, hypoadrenocorticism)ToxicAntibiyotik/antiinflematuar medikasyonPankreatik hastalıklar, IBD (Inflamatory Bowel Disease), Pyometra, Peritonitis, SepsisGenellikle yaşlı hayvanlarda barsak, karaciğer, pankreas kanserleri, GI lymphosarcomaObstruksiyon/blokaj; teleskopik barsak, invaginasyon, yabancı cisim neden olabilir. Aşağıda köpeklerde diyarenin etkisi ve oluşumunu belirteceğiz. Çoğunlukla uygunsuz gıda alımı ve barsak parazitlerinden kaynaklı diyare gelişebilir. Enfeksiyöz hastalıklar genellikle diyare ile seyreder. Gıda alındıktan 8 saat sonra ince barsaklara geçmiş olur. Gıdanın katı kısmında suyun %80′i absorbe edilmiş olur. Kolon (kalın barsak) kısmına konsantre olmuş dışkı geçer ve son kısımda da normal şeklini alarak tahliye edilir. Normal dışkı da mukus, kan veya sindirilmemiş besin bulunmaz. Eğer barsaklarda hızlı bir geçiş olursa dışkıdaki su(sıvı) emilmeden barsağın son kısmına iletilmiş olurki bu geçici bir diyareye (diarrhea/ishal) neden olur. Düzensiz (uygun olmayan besinler) ile beslenme genellikle hızlı geçişe neden olacaktır. Köpekler doğal olarak çevredeki yada çöplerde aldıkları koku ile gıdaları yemeye çalışacaklardır. Bu tarz "çöpçü" diye nitelendirebileceğimiz bir düzeye gelir. Bu gıdaların bazıları; çöpçürümüş gıdalarölmüş hayvanlarçimen, otdoğada bulunan yabani veya süs bitkilerplastik parçalarağaç parçalarıkağıtdiğer yabancı cisimler Bu ve bunun gibi gıda/gıda benzeri besinler mideyi irrite edecek ve vücut bunlardan kurtulmak için kusma reflexini devreye sokacaktır. Gıda intoleransıda (gıdalara karşı hassasiyet) hızlı bir geçişe neden olur. Bazı köpekler bazı gıdalarda gıda intoleransı yaşarlar. Bunlardan bazıları; kırmızı ettavuk etidomuz etiçimen, otat etiyumurtabaharatlarmısırbuğdaysoyaüzümtuzhayvansal yağlarve bazı ticari köpek mamaları Gıda intoleransı ile gıda alerjisi aynı şeyler değildir. Gıda alerjisinde genellikle dermatit, kusma ve çok düşük ihtimalle de diyare oluşur. Yavru ve erişkin köpeklede akut ve kronik diyarenin en sık rastlanan problemlerinden birisi de barsak parazitleridir. Bu parazitler direkt alınabildiği gibi taşıyıcı olan pire veya kene yoluyla da enfekte olunabilir. En sık gözlenen parazitler arasında; askaridler, ancylostoma(Strongyloides-kancalı solucan), trişin (Trichuriasis trichuris), kıl kurdu ve giardiadır. Birçok ilaç ve medikasyonların yan etkileri sıklıkla diyareye neden olabilir. Özellikle antiinflematuar (NSAIDs), aspirin içeren ilaçlar, bazı kalp ilaçları, bazı iç parazit ilaçları ve çoğu antibiyotik diyareye neden olabilir. Köpekler bazı zamanlarda çok heyecanlandığı yada strese girdikleri zamanlarda da (veteriner ziyaretleri veya köpek yarışmaları gibi) geçici diyare olabilirler. Hatta aniden değişen köpek maması veya yaşam şartlarının değişmesi de duygusal diyareye neden olabilir. Bunun haricinde özellikle pediatrik olarak nitelendirdiğimiz yavru köpeklerde, bulunduğu bölge itibariyle tehlikeli olabilecek bazı viral ajanlarda (Parvovirus (CPV-2b,Kanlı ishal), Distemper (CDV, Gençlik hastalığı gibi) diyareye neden olabilir. Evde Diyare (İshal) Tedavisi Evde yapılacak en önemli tedavi yöntemi gastrointestinal sistemi (GIS) dinlendirmek için 24 saatlik önündeki gıdayı kaldırmak olmalıdır. Bu sayede köpeğin önünde bulunan sudan ne kadar isterse içmeye teşvik edilmiş olacaktır. Gerekirse suyuna düşük miktarda tuz içeren bunyonlardan eritilerek katılabilir. Bu sayede diyare nedeniyle kaybettiği suyu geri alacaktır. Akut diyare 24 saatlik GI dinlenmesinden sonra cevap vermiş olacaktır. Bu noktadan sonra köpeği dışarı çıkartarak rahatlamasını sağlayabilir ve bu arada yağ miktarı düşük olmak kaydıyla gıda verebilirsiniz. Örnek olarak 1 ölçek sulu köfte gibi pişirilmiş yağsız kıyma ve 2 ölçek pirinç lapası hazırlayarak verebilirsiniz. İlk iki gün günde 3-4 kez az miktarlarda bu tarif ile besleyin ve daha sonra normal yediği miktar ve gıda ile beslemeye devam ediniz. Veteriner hekime ihtiyacınız olabilecek durumlar Eğer diyare 24 saat ve üzerinde devam ediyorsaDışkıda kan veya koyu siyah bir dışkı gözlendiyseDiyare ve kusma beraber devam ediyorsaKöpeğiniz halsiz, durgun yada depresyonda görünümü varsa veya ateşi varsa, derhal veteriner hekiminize götürünüz. --- ## Anestezi Öncesi Kontroller > URL: https://vetart.com.tr/anestezi-oncesi-kontroller/ Anestezi nedir?  Hastaya uygulanacak birtakım işlemler veya cerrahi girişimlerin yapılabilmesi için hastanın duyularının kısmen veya tamamen hissizleştirilmesine ve ağrı duyumunun yok edilmesine anestezi denir. Lokal ve genel anestezi olmak üzere ikiye ayrılır. Vücudun sadece belirli bir bölgesinin hissizleştirilmesine lokal anestezi; hastanın ağrı ve his duyumunun tamamen ortadan kalkması için belirli bir prosedür kontrolünde uyutulmasına ise genel anestezi denir. Genel anestezi öncesinde hangi kontroller yapılır?  Cerrahi girişimin uygulanabilmesi için hasta genel anesteziye alınacaksa anestezi öncesinde hasta birtakım aşamalardan geçmelidir. Çünkü anestezi için kullanılan ilaçların istenilen etkileri dışında birtakım istenmeyen etkileri de olduğundan anestezi öncesi hastanın klinik muayenesinin normal olmasının yanında; laboratuvar muayenesi ve radyolojik muayenenin de normal olması gerekmektedir.  Bu amaçla hastaya; hemogram (tam kan sayımı), biyokimya tahlilleri yapılmalı ve göğüs boşluğu radyografisi çekilmelidir.  Hemogram (tam kan sayımı), Biyokimya tahlilleri ve Göğüs boşluğu radyografisi nedir?  Hemogram (tam kan sayımı): Kan hücrelerinin oranını gösterir. Hemogramda başlıca; anemi (kansızlık), enfeksiyon ve enfeksiyon mevcutsa beyaz kan hücrelerindeki değişikliklerden yola çıkarak enfeksiyonun şiddeti ve tipi hakkında bilgi elde etmek amaçlanır.  Biyokimya tahlilleri: Organizmada şekillenen kimyasal değişikliklerin; başlıca karaciğer ve böbrek fonksiyonlarını değerlendirmenin yanında kan şekeri düzeyi, karaciğerden sentezlenen temel proteinlerin seviyesi, kolestrol seviyeleri, pankreas enzimleri ve hormonlar gibi maddelerin seviyesini belirlemek amacıyla yapılır. Göğüs boşluğu radyografisi: Göğüs boşluğunda hayati öneme sahip kalp ve akciğerler bulunmaktadır. Bu organların radyolojik muayenesi patolojik değişikliklerin görüntülenebilmesi adına elzemdir.  Zorunlu haller dışında bu aşamalarda herhangi bir patolojik durum söz konusu değilse hasta anesteziye alınabilir. Anormal bir durum şüphesi halinde ise hekimin isteği doğrultusunda ekstra tetkikler, Elektrokardiyografi (EKG), Ekokardiyografi, Bilgisayarlı Tomografi, Manyetik Rezonans Görüntüleme (MR) gibi ileri tanı yöntemlerinden faydalanarak patolojik durumun teşhisi konur. Uygulanacak tedavi ve kontroller ile problem düzeldiğinde hasta anesteziye alınabilir.  Anestezi süreci nasıl işler?  Cerrahi operasyonun tamamı aslında birtakım süreçlerden oluşur;  Hastanın anesteziye hazırlanması Anesteziye giriş Anestezinin devamlılığı ve operasyon süreciHastanın anesteziden çıkması Bu aşamaları bir uçak yolculuğuna benzetebiliriz. Hazırlık aşamasından yukarıda bahsettik. Her şeyin normal olması durumunda hastaya kontrollü bir şekilde birtakım ilaçlar verilir ve hasta anesteziye girer; bu aşama uçağın pistten kalkış aşamasına benzer.        Hastanın refleksleri ve duyu hissi ortadan kalkınca soluk borusuna bir tüp yerleştirilir ve hasta anestezi makinesine bağlanır. Böylece makine yardımıyla hastanın anestezisinin ve oksijen seviyesinin devamlılığı sağlanır; bu aşama da uçağın rotasına yerleştikten sonra sabit bir şekilde uçuşuna benzer ve bu sırada cerrahi girişim başlar.  Cerrahi girişimin bitmesiyle hastanın gerektiğinde birtakım ilaçlar eşliğinde kontrollü bir şekilde anesteziden çıkması sağlanır; bu aşamayı da uçağın iniş aşamasına benzetebiliriz.  Aslında süreç birbiriyle tamamen iç içe ilerlemektedir. Cerrahi girişimin başarılı olabilmesi için tüm sürecin kontrollü bir şekilde yürütülmesi gerekir. Her hastaya aynı anestezi protokolü uygulanır mı?  Rutin olarak her kliniğin ve her hekimin tercih ettiği bir anestezi protokolü olabilir. Ancak her hastaya aynı anestezi protokolü uygulanamaz. Örneğin bir kalp hastasına uygulanacak anestezi protokolü ile sağlıklı bir hastaya uygulanacak anestezi protokolü birbirinden farklıdır. İşte tam da burada anestezi öncesinde yapılan rutin kontroller önem arz etmektedir. Özellikle geçmişi bilinmeyen hastalarda yapılan rutin kontrollerde olası bir kalp hastalığı şüphesi ve ileri tanı yöntemleriyle kalp patolojisi saptanması durumu hastanın anestezi protokolünü rutin bir protokolden tamamen farklı bir protokole yönlendirmektedir.  Sonuç olarak:  Tüm bu aşamalarda herhangi bir sorun saptanmasa bile anestezi riski düşük de olsa vardır ancak hastanın anestezi ve cerrahi girişim aşamalarında sorun yaşanmaması ve riskin minimuma indirilmesi için birtakım kontroller kaçınılmazdır. Birbiriyle iç içe olan bu sürecin kontrollü bir şekilde ilerlemesi halinde hastaya uygulanacak anestezi ve cerrahi girişim başarılı bir şekilde sonuçlanacaktır.  Vet. Hek. M. Murat Kılıç --- ## Kedilerde Mantar Enfeksiyonu > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-mantar-enfeksiyonu/ Mantar enfeksiyonu sadece kedilerde değil diğer tüm evcil hayvanlarda da görülebilen bir enfeksiyon türüdür. Kedilerde sık görülmesinin sebebi ise sık tüylerinin olması ve bağışıklık sistemlerinin tam gelişmemiş olmasıdır. Aynı zamanda bazı kedi türlerinin, tüylerinin aşırı uzun olması sonucu kedi, tüylerinin öz bakımını yapmakta zorlandığı için mantar enfeksiyonuna yakalanabilir. Bu uzun tüylü kedilerin, tüy altı derinin güneş almaması sonucu hastalığın iyileşmesinde gecikmeler görülür. Bu gecikme içerisinde kedi diğer evcil hayvanlardan uzak tutulmalıdır aksi takdirde mantar enfeksiyonu diğer evcil hayvanlara bulaşır. Kedilerin bu hastalığı diğer evcil hayvanlarla temas etmesi sonucu oluşabilmektedir. Bazı evcil hayvanlarda da görülen mantar enfeksiyonu kedilere temas sonucu bulaşabilir. Kedilerin bu enfeksiyon türüne yakalanma faktörlerinden diğerleri ise; düzensiz beslenme, sağlıksız beslenme, stres ve depresyondur. Kedilerde ki mantar enfeksiyonu belirtileri nelerdir? Kedilerin mantar enfeksiyonuna yakalanması sonucu en sık görülen belirti kedinin sürekli kendini kaşımasıdır. Diğer görülen sık belirtiler ise; kulak diplerinde kaşınma, patilerinde ve başında tüy dökülmeleri yaşanması. Genel olarak tüylerin dökülmesi yavaş olabilmekte lakin bazı durumlarda toplu olarak dökülebilir. Mantar sporlarının çok dayanıklı olması sonucu mantar enfeksiyonuna yakalanan kedi yıllarca tüy dökebilir. Kedi herhangi bir tedavi görmezse kedi tahmini 1-3 yıl arası tüy dökebilir. Kedilerde ki mantar enfeksiyonu insanlara bulaşabilir mi? Kedilerde görülen mantar sporları genellikle kedilere özgü bir enfeksiyon türüdür. Lakin bazı durumlarda kedilerde ki mantar enfeksiyonu insanlara bulaşır. İnsanlara bulaşmasının sebebi ise bağışıklık sisteminin zayıf olmasından kaynaklanır. Bağışıklık sistemi zayıf olan grup içine genellikle çocuklar girer. Kedilerden en sık mantar enfeksiyonunu çocuklar kapabilir. Bağışıklık sistemi zayıf olan bireyin kediyle temas etmesi sonucu mantar sporlarını kapmış bulunur. Grip, nezle ve diğer hastalıklar sonucu bağışıklık sistemi zayıf düşmesi sonucu mantar enfeksiyonu rahatlıkla bulaşabilir. İnsanlara bulaşması sonucu hastalık rahatlıkla tedavi edilebilir. Kedilerde mantar enfeksiyonu tedavisi Mantar enfeksiyonuna yakalanan kedi genellikle hastalığı bir iki hafta içerisinde atlatır. Bu iki hafta içerisinde kedi karantinaya alınmayacaksa mutlaka tedavi edilmelidir aksi takdirde temas ettiği eşyalara veya evde yaşayan diğer canlılara mantar enfeksiyonu bulaştırabilir. Mantar enfeksiyonu tedavisi oldukça kolaydır ve bir çok yöntem vardır. Mantar enfeksiyonu serum, aşı, krem ve tablet ilaçlarla tedavi edilebilir. Tedavi erken teşhis edilirse atlatılması da o kadar kolay olacaktır. Tedaviye geç başlanması halinde hastalığın tekrar etme riski yükselebilir veya kronik tüy dökme gibi hastalıklara yakalanır. Bu aşamada veteriner hekim tarafından kontrolleri düzenli yapılmalıdır. Mantar enfeksiyonu çok sık görülen bir hastalık olmakla birlikle çok sık bulaşabilen bir enfeksiyon türüdür bu yüzden ikinci el alınan kap, kafes ve diğer eşyalar mutlaka sterilize edilip ondan sonra kullanılması gerekmektedir. Çıplak elle mantar enfeksiyonuna yakalanmış kediye temas edilmemelidir. --- ## Yrd. Per. Serap Akbaba > URL: https://vetart.com.tr/yrd-per-serap-akbaba/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5056" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]-[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Vet. Tek. Rukiye Kurt > URL: https://vetart.com.tr/vet-tek-rukiye-kurt/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5083" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]7 Kasım 1993 İstanbul doğumluyum. 2011 yılında Selimiye Tarım Anadolu Meslek Lisesini bitirdim. Sonrasında Balıkesir Üniversitesi Susurluk MYO’u Laborant ve Veteriner Sağlık Bölümü ile eğitim hayatıma devam ettim. Mezun olduğum 2013 yılından beri çalışmaktayım. 2020 itibariyle de VetArt Veteriner Kliniği kadrosuna katıldım.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Vet. Tek. Serap Öger > URL: https://vetart.com.tr/vet-tek-serap-oger/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5056" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]-[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Vet. Tek. Emre Can Seymen > URL: https://vetart.com.tr/vet-tek-emre-can-seymen/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5073" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]16 Nisan 1992 İstanbul doğumludur. Selimiye Anadolu Tarım Meslek Lisesinden, Veteriner Sağlık Teknisyeni, Namık Kemal Üniversitesi-Ziraat Fakültesi Zootekni bölümünden de Ziraat Mühendisi olarak mezun olmuştur. Bir süre İtimat Süt İşletmeleri AŞ. de çalışmış ve 2018 yılında “kuruluşunda da bulunduğu” VetArt Veteriner Kliniğine İdari İşler Sorumlusu olarak transfer olmuştur. Jack, Lucy ve Cookie isminde 3 köpek sahibidir. Katıldığı Seminer / Projeler Hayvan Bilimi Balkan Konferansı Yem Hammadde Üretimi İş Hayatına Geçiş ve Başarının Yolu E-ticaret E-iş Manda Yetiştiricileri Birliği Konferansı TİGEM Küçükbaş Hayvancılığın Geleceği TAGEM Tarım Arazilerinin Islahı ve Mera Islah Projeleri Free Range Tavuk Yetiştirme Sistem Projesi [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Vet. Tek. Elif Gönültaş > URL: https://vetart.com.tr/vet-tek-elif-gonultas/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5069" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text] 1996 yılında İstanbul’da doğdum. 2010 yılında Selimiye Veteriner Sağlık Meslek Lisesinde okudum. 2014 yılında Vetart Veteriner kliniği kadrosuna dahil oldum. İstanbul Üniversitesi Veteriner Laborant Sağlık bölümünde eğitimime devam etmekteyim. Cafer, Ayşe ve Sarı adında üç kedi annesiyim. Katıldığım mesleki kurslar;  TUVECCA Seminer Veteriner Teknikerleri için Acil ve Yoğun Bakım serisi 02.02.2022 [/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Vet. Hek. M. Murat Kılıç > URL: https://vetart.com.tr/vet-hek-murat-kilic/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5022" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]1997 yılında Şanlıurfa’da doğdu. 2016 yılında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesine girmeye hak kazandı. Veteriner hekimliği öğreniminin başladığı ilk haftadan itibaren İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesi Eğitim Araştırma ve Uygulama Hastanesinde; İç hastalıkları Anabilim Dalı, Cerrahi Anabilim Dalı ve Doğum ve Jinekoloji Anabilim Dalında asistan ve gönüllü öğrenci olarak çalıştı. Bunun yanı sıra İstanbul’da bulunan çeşitli özel Veteriner kliniklerinde çalıştı. 2019 yılında VetArt Veteriner Kliniğinde Stajyer Veteriner hekim olarak çalışmaya başladı. 2021 yılında İstanbul Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun olduktan sonra VetArt Veteriner Polikliniğinde Veteriner hekim olarak hasta kabul etmeye başladı. İlgi alanları;  Kedi ve köpeklerde yumuşak doku cerrahisi Kedi ve köpeklerde Kulak Burun Boğaz hastalıkları Kedi ve köpeklerde Ultrasonografik muayene Katıldığı mesleki eğitimler ve konferanslar;  19. Uluslararası Veteriner Hekimliği Öğrencileri Bilimsel Araştırma Kongresi, T.C, İstanbul Üniversitesi, 2017, İstanbul, Türkiye 20. Uluslararası Veteriner Hekimliği Öğrencileri Bilimsel Araştırma Kongresi, T.C, İstanbul Üniversitesi, 2018, İstanbul, Türkiye 21. Uluslararası Veteriner Hekimliği Öğrencileri Bilimsel Araştırma Kongresi, T.C, İstanbul Üniversitesi, 2019, İstanbul, Türkiye 14. Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği Uluslararası Sürekli Eğitim Kongresi, 2019,  İstanbul, Türkiye 2. Uluslararası Kedi Hekimliği Derneği Kongresi, 2019, İstanbul, Türkiye 15. Küçük Hayvan Veteriner Hekimleri Derneği Uluslararası Sürekli Eğitim Kongresi, 2021,  İstanbul, Türkiye TuVECCA 3. Acil ve Yoğun Bakım Kurslar Sempozyumu, 2022, Antalya, Türkiye Üriner Sistem Hastalıklarında Tanı, Hasvet Akademi, 2023, İstanbul, Türkiye 3. Uluslararası Kedi Hekimliği Derneği Kongresi, 2023, İstanbul, Türkiye Gastrointestinal Sistem Hastalıklarının Ultrasonografik Tanısı, Hasvet Akademi, 2024, İstanbul, Türkiye Kedi ve Köpeklerde Travmatoloji, XII. Klivet Bahar Sempozyumu, 2024, Antalya, Türkiye TuVECCA 4. Acil ve Yoğun Bakım Kurslar Sempozyumu, 2025, Antalya, TÜRKİYE Katıldığı kurslar; - Pratik İleri Karın Ultrasonu Atölyesi. - Acil ve Kritik Olgularda Kullanılan Temel Cerrahi Teknikler. - Bölgesel Anestezi Deneyimi. Güncel seçeneklerimiz neler ? Anestezi prosedürü ve uygun anestezi ilaçları. - Onkoloji - Köpek ve kedilerde osteosarkom, lenfoma, melanomlar ve meme tümörleri. - Kedi ve Köpeklerde Karaciğer Lobektomisi - Kedi ve Köpeklerde Akciğer Lobektomisi - Kedi ve Köpeklerde Perineal Üretrostomi ve Sistotomi - Acilde Tek Başına: Ver Şu Kararı…[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Vet. Hek. Halil İbrahim Yavuz > URL: https://vetart.com.tr/vet-hek-halil-ibrahim-yavuz/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5020" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]1993 yılında Rize/Merkez de doğdum.1999 yılında özel ilgi kolejinde ilk öğrenimime başladım. 2006 yılında Rize Anadolu Lisesine başladım. 2010 yılında Konya Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesine girmeye hak kazandım. Üniversite hastanesinde; İç Hastalıkları A.B.D - Cerrahi A.B.D- Jinekoloji A.B.D stajyer olarak çalıştım.  2019 yılında VETART veteriner kliniğinde stajyer veteriner hekim olarak çalışmaya başladım. 2019 Eylül ayında ise VETART veteriner kliniğinin kadrosuna dahil edilip, hasta kabulüne başladım.    İlgi Alanları; Kedi ve köpeklerde gastroenterolojik hastalıklar Kedi ve köpeklerde dermatolojik hastalıklar Kedi ve köpeklerde beslenme ve diyetetik   Katıldığı Mesleki Eğitimler, Kurslar Ve Konferanslar ⁃ Tuvecca Webinar Serisi (14-21-28 Mart 2021) ⁃ Pnömotoraks Ve Cerrahi Tedavisi (22 Nisan 2021) ⁃ Veteriner Gerontoloji Günleri (01 Haziran 2022) ⁃ Kedilerde Osteokondrodistrofi Ve Osteartiküler Sorunlara Yaklaşım (30 Eylül 2021) ⁃ Webinar Ürogenital Sistem  Söyleşileri (01 Kasım 2022) ⁃ Webinar Veteriner İç Hastalıklarında Otoimmunite Günleri (18 Ekim 2022) ⁃ I. Uluslararası Vetexpo 2022 Veteriner Bilimleri Kongresi ⁃ Klivet 2022 X. Bahar Sempozyumu Kedi Ve Köpeklerde Tüm Yöneriyle Dermatoloji Every Aspect Of Small Animal Dermatology ⁃ Klivet 2022 Ix. Bahar Sempozyumu Kedi Ve Köpeklerde Tüm Yönleriyle Üroloji Ve Nefroloji ⁃ Vettalks Psikiyatri Seyahatnamesi - Klinik Sitoloji, Buzdağnın Görünmeyen Kısmına Bakış, 2023, İstanbul, Türkiye - Veteriner Dermatolojide Nihai İyileştirici K Vitamini, 2024, İstanbul, Türkiye - Metilasyon / Önermeyi Tanıtlama, 2024, İstanbul, Türkiye - Temettü Nutrasötikler: G.Ramsey'in Karahindibası, 2024, İstanbul, Türkiye - Khedi X-Ray Modülleri; Modül1-Toraks, Modül2-Abdomen, 2024, İstanbul - Ağız ve Diş Ekseninde Pre-Operatif Süreç ve Testler, 2024 - Kedi ve Köpeklerde Ağız ve Diş Anatomisi, Dental Terminoloji, Ağız-Diş Muayenesi, Dental Radyoloji, 2024 - Stomatitlerde Genel Bakış: "Doğru Tanı ve Tedavi", 2024 - Ağız ve Diş Ekseninde Histopatoloji Ne Zaman ve Neden Gerekli, 2024 - Ağız ve Diş Ekseninde Enfeksiyöz Hastalıklar(viral, bakteriyel, paraziter) ve Yansımaları - Kedi ve Köpeklerde Obezite ve Klinik Yansımaları 2025 - Tuvecca 4. Acil ve Yoğun Bakım Kurslar Sempozyumu 2025     Veteriner Hekimlerimizden Halil İbrahim Yavuz'un Yayınları Bölüm Köpeklerle ilgili şehir efsaneleri   https://www.youtube.com/watch?v=vHK17ZCdGAU[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Uzm. Vet. Hek. Koray Musluer > URL: https://vetart.com.tr/vet-hek-koray-musluer/ [vc_row][vc_column width="1/4"][vc_single_image image="5017" img_size="medium"][/vc_column][vc_column width="3/4"][vc_column_text]1976 yılında İstanbul’da doğdu. 2003 yılında Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. Bir yıl beşeri ilaç şirketinde çalıştı. Meslektaşı olan kayınbiraderinin daveti üzerine Amerika Birleşik Devletleri’nin Connecticut eyaletinde Ridgehill Animal Hospital ve Mouth Carmel Animal Hospital’de 2 yıl çalıştı. Türkiye’ye 2008 yılında döndüğünde 3 ayrı özel klinikte değerli meslektaşlarıyla çalıştı. 2012 Temmuz ayında Vetart Veteriner Kliniği’nin açılışını yaptı. Evli, Duru ve Patik adında iki kız çocuğu sahibidir.[/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Kedi Kumu Seçimi > URL: https://vetart.com.tr/kedi-kumu-secimi/ Kedi kumu konusu aslında üzerine fazla düşünmediğimiz konulardan biridir fakat kullanmaya başladıktan bir süre sonra aslında bu konu hakkında da bilgi edinmemiz gerektiğini anlıyoruz. Kedi kumlarının da birçok çeşidi ile piyasada karşılaşabiliyorsunuz ve bu seçenekler arasında kedinizin tuvalet alışkanlığı ile sizin evi düzeninize en uygun olanı seçmeniz kedinize gerekli bakımı sağlarken size yarar sağlayacak bir durum oluşturacaktır.Koku yaymayan, hızlı kirlenmeyen, sızdırmayan, topaklanan ya da topaklanmayan birçok kedi kumu türü arasından doğru kedi kumunu bulmanız gerekmektedir. Piyasada bulunan birçok marka ve değişik özelliklere sahip kedi kumları kedi sahipleri için birçok farklı seçeneği sunabilmektedir. Günümüzde genel olarak tercih edilen kedi kumları çam pellet, silikon kristal veya özel doğal kum çeşitlerinden üretilmektedir. Bu maddeleri temel alarak üretilen kedi kumlarıyla birçok farklı özelliğe sahip kedi kumu piyasadaki yerini almıştır. Kedi kumu çeşitleri arasında pudralı, sertleşen, topraklaşan, micro ve parfümlü kedi kumları da oldukça fazla tercih edilen özellikteki kumlardır. Kedi Kumu Seçerken Nelere Dikkat Etmeli? Kedi kumu tercih ederken dikkat edilen en önemli kriterler arasında kokuyu içine hapsetmesi bulunmaktadır. Kumun temiz kalma süresi de kokuyu içine hapsetmesi kadar önemli özelliklerden biridir. Tüm bu özellikleri göz önünde bulundurmanın yanı sıra fiyatları da elbette önemli etkenlerden biri olarak değerlendirmeye alınmaktadır. Genelde kalitesi düşük ve niteliksiz kumlar uygun fiyatlara sahip gibi görünse de kısa süreli kullanım ömürleri ile aslında o kadar da ekonomik değildirler. Birçok özelliğe sahip ve kullanım ömrü uzun olan kumlar daha pahalı görünse de uzun vadede aslında daha ekonomik olduklarını gösterebilmektedir. Bu sebeple kedi kumu diyip geçmemek ve kedi kumu tercih ederken fiyattan ziyade özelliklerine dikkat etmek en doğrusu olacaktır. Kedinizi Kuma Alıştırmak Alışkanlıklarına oldukça bağlı olan kediler için kedi kumunu değiştirdiğiniz zaman bu kuma onu alıştırmanız biraz zor bir süreç olabilir. Böyle bir durum ile karşılaştığınız zaman genelde yapabileceğiniz çokta fazla birşey olmuyor. Sadece deneme yanılma yöntemi uygulayarak, kendinizin kabulleneceği kumu bulmaya çalışmalısınız. Kedi kumu alırken en dikkat edilmesi gereken özellik kumun kokuyu hapsedebiliyor olmasıdır. Çünkü birçok kedi sahibi için koku en önemli sorunlardan biri olmaktadır. Seçeceğiniz kedi kumunun absorte etme özelliğinin yüksek olmasına dikkat etmelisiniz çünkü bu özelliği yüksek bir kum idrarı hızla emerek koku yayılmasını önleme özelliğine sahiptir. Koku yayılmasını önleyici özelliklerine ek olarak bir sonraki kullanım içinde bulaşıcılığın önüne geçerek kendinizin temiz kalmasına da yardımcı olur. Kedi Kumunun Tozlu Olmaması Önemli... Kedi kumu tercihi kriterlerinden biri de fazla tozlu olmamasına özen gösterilmesidir. Çünkü bu kumlar solunum yolu problemlerine sebep olmasının yanı sıra bu toz tanelerini kedinizin üzerinde evinize yayılmasına da neden olacaktır. Eğer kumunuzda topraklaşma özelliği varsa hem idrarın bir noktada toplanmasını sağlarken hem de dışkının üzerinin kolaylıkla kaplanmasını sağlayacaktır. Bu tür kumların temizliğini yapabilmeniz de kolay ve pratik olacağından dikkat edeceğiniz özellikler arasında bulunmalıdır. Bazı kum çeşitleri sahip olduğu içerikler nedeniyle kedinizin pati altında tahrişe sebep olabilmektedir, böyle bir sorun ile karşılaşırsanız eğer kedi kumunuzu hemen değiştirmenizi öneririz. Eğer kedi kumu seçiminde dikkat edilmesi gereken konuları özetleyecek olursak, pati tahrişini engellemek adına doğal maddelerden üretilmiş olmalı, emiş gücü yüksek kokuyu yaymayan özellikte olmalı, hijyenik açıdan kolay temizlenebilir olmalı ve çabuk topaklanabilir özellikte olmalıdır. Böylece kedinizin tuvalet alışkanlığı ve sağlığı için ideal seçimi gerçekleştirirken sizler içinde hijyenik ve ekonomik bir tercih yapmış olabilirsiniz. Kedi kumu seçimi en az kedi beslenmesi kadar önemli bir konudur. Bu konuda kararsız kalırsanız, uzman kişilerden destek almanızı tavsiye ederiz. Kediniz için hangi mamayı seçmeniz gerektiği konusunda kafanız karışık ise aşağıdaki yazımızı inceleyebilirsiniz. Kediler için Kuru Mama mı Yaş Mama mı? --- ## Köpek Maması Çeşitleri > URL: https://vetart.com.tr/kopek-mamasi-cesitleri/ Köpekler aslen doğaları gereği etçil hayvanlardır fakat evcilleştirilmeleriyle birlikte beslenme alışkanlıklarında meydana gelen değişiklikler ile etçil olmaktan çıkmışlardır. Evcilleşmeleri ile birlikte yaşam süreleri de artan köpekler, günümüzde sevimli dostlarımız olarak bizlerle yaşamaktadırlar. Elbette halen köpeklerin en önemli besin kaynakları proteinler, yağlar ve karbonhidratlardır. Yavru oldukları dönemden başlayarak sağlıklı bir gelişim gösterebilmeleri adına bu besinleri dengeli bir şekilde tüketmeleri büyük önem taşımaktadır. Çok fazla ırka sahip olan köpeklerin tüketmesi gereken besin miktarı, ırkına ve yaşına göre farklılık göstermektedir. Bu farklılıklar göz önüne alınarak hazırlanan köpek mamaları da piyasada birçok köpek mamasının bulunmasına neden olmaktadır. Kendi köpeğinize en uygun mamayı kolaylıkla bularak onun beslenme ihtiyacını neredeyse tümüyle karşılayabilirsiniz fakat yine de mamanızı tercih etmeden once veteriner hekime danışmanızı tavsiye etmekteyiz. Köpeklerin beslenmelerinin ne kadar önemli olduğunu tüm köpek sahipleri bilmektedirler. Köpekler yeterince iyi beslenemedikleri zaman birçok hastalığa karşı savunmasız kalarak direnci gittikçe zayıflar. Köpeğinizin sağlık durumuna, ırkına ve yaşına göre en doğru mama tercihini yapmak adına veteriner hekimler de size gerekli desteği verecektir. Piyasada birçok köpek maması çeşidi bulunmaktadır ve bunlar kuru mamalar ile yaş mamalar olarak ayrılmaktadırlar. Kuru Köpek Maması Farklı boy ve içeriklere sahip kuru köpek mamaları, köpeklerin beslenmesinde en çok tercih edilen mama türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Ekonomik ve kolay kullanım özellikleri ile köpek sahiplerinin sıklıkla tercih ettiği mamalardan olan kuru mamalar birçok ırka ait köpek için özelleştirilebilmektedir. Bunlara ek olarak bütün gün mama kabında kalmasına karşın bozulmayacak olan kuru mamalar, köpeklerini evde yalnız bırakmak zorunda kalan hayvan sahipleri için de ideal bir seçenek haline gelmektedir. Kuru mamaların protein ve yağ dengesi oldukça iyidir; bununla birlikte vitamin ve mineral takviyeleri ile de kullanılabilmektedir. Temizliği de oldukça kolay olan kuru mamalar aynı zamanda konserve mamalara göre daha ekonomik fiyat oranlarına sahiptir. Ayrıca köpeklerinizin diş ve diş eti sağlığı içinde kuru mamaları kullanmak daha faydalı olacaktır. Kuru köpek mamaları da kendi içinde yavru köpek maması, yetişkin köpek maması, kısırlaştırılmış köpek maması ve yaşlı köpek maması gibi türlere de ayrılarak tüm köpeklerin besin ihtiyaçlarını karşılayabilecek şekilde çeşitliliğe sahiptir. Konserve Köpek Maması Konserve mamalar et ve et yan ürünleri, tahıllar, kıvam sağlayıcı maddeler ile birleşerek hazırlanan mamalardır. Kuru mamaya kıyasla sıvı alımı da sağlayan ve su kapsamı yüksek olan konserve mamalar minik dostlarımız tarafından oldukça sevilmektedir. Köpekler için oldukça lezzetli bir tat sunan konserve mamalar, köpeklerin iştahını da ciddi oranda açmaktadır. Bu sebeple köpeklerinize konserve mama verirken ölçülü davranmanız yararlı olacaktır. Genellikle ek gıda olarak kullanılan konserve mamalar, iştahsız köpeklerin iştahını açabilmek adına kuru mamaya katılarak da verilebilir. Konserve mamalar açıldıktan sonra kesinlikle buzdolabında saklanmalı ve en fazla üç gün içerisinde tüketilmelidir. Konserve mamalar mama kaplarında uzun süre bekletilmemeli ve biran önce köpeğiniz tarafından tüketilmelidir aksi halde zehirlenmelere yol açabilecek risklere sahiptir. Konser köpek mamaları, kuru mamalara kıyasla fiyatları yüksek olan mamalardır. İri köpekleri olan köpek sahiplerinin içeriği çok daha zengin konserve mamaları tercih etmesi gerektiğinden bu fiyatlar inanılmaz oranlara yükselebilmektedir. Su içmeyen ve yeterince sıvı almayan köpeklerin sıvı alımını arttırmak için konserve mamalar tercih edilebilir. Köpekleriniz için kuru ya da konserve mama olsun, fark etmeksizin besin değeri en yüksek ve kaliteli mamaları tercih etmeniz, köpeğinizin sağlığını doğrudan etkileyecektir. --- ## Muhabbet Kuşu Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/muhabbet-kusu-bakimi/ Muhabbet Kuşu Bakım Rehberi Muhabbet kuşu bakımı nasıl yapılır? Bir papağan türü olan muhabbet kuşları, ülkemizde en çok beslenen evcil kuşlardan biridir. Oldukça sevimli ve zeki bir kuş olan muhabbet kuşları rengarenk görüntüleriyle de çok güzel canlılardır. Eğer sizler de evcil hayvan edinmek adına bir muhabbet kuşu sahiplenmek istiyorsanız, onun bakımı hakkında da birçok konuda bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Muhabbet kuşları, Avustralya kökenli bir kuş türüdür ve genellikle çimenlik alanları kendisine yaşam alanı olarak seçmiştir. Aynı zamanda göçmen bir kuş türü olan muhabbet kuşları, Avustralya’nın uçsuz bucaksız topraklarının birçok yerinde görülebilmektedir. Doğal yaşam alanlarında birkaç muhabbet kuşundan binlerce muhabbet kuşuna kadar sürüler halinde yaşayan bu sevimli canlılar besin sıkıntısı yaşamadıkları sürece sorunsuz şekilde ürerler ve bir seferde 7 – 8 yumurta bırakabilirler. Bu nedenle muhabbet kuşlarında beslenme çok önemlidir... İyi beslenemedikleri zaman üreyemeyen ve hayatlarını kaybeden muhabbet kuşları için öncelikle beslenme konusuna değinebiliriz: Muhabbet Kuşu için Beslenme Çimenlik alanları yaşam alanı olarak tercih eden muhabbet kuşlarının beslenme alışkanlıklarında çekirdek ve bitkisel maddeler bulunmaktadır. Genel olarak otçul kuşlar olan muhabbet kuşlarının temel gıda maddesi çekirdeklerdir. Eğer bir muhabbet kuşu sahiplenirseniz, bütün petshoplarda onların yiyebileceği özel olarak hazırlanan yemleri bulabilir ve muhabbet kuşunun temel gıda ihtiyacını rahatlıkla karşılayabilirsiniz. Bu özel yemlerin yanı sıra birçok yeşillik ve ot çeşidini de muhabbet kuşunuza verebilirsiniz. Bunlar arasında mutlaka seveceği ve sevmeyeceği yiyecekler olacaktır. Sevdiği otları zaman zaman ona vererek lezzet zenginliği sağlayabilirsiniz. Beslenme konusunun diğer önemli hususu da sıvı alımıdır. Muhabbet kuşlarınız için kafeslerinde sürekli temiz ve taze suyu bol miktarda bulundurmayı unutmamalısınız. Muhabbet Kuşlarında Barınma Muhabbet kuşları özlerinde göçmen ve hareketli kuşlar oldukları için yaşam alanlarının da geniş olması çok önemlidir. Bu sebeple tel aralıkları sık ve geniş bir kafes almanızı öneririz. Eğer yaşam alanı çok dar olursa bir süre sonra muhabbet kuşları depresyona girecektir. Muhabbet kuşunuz size ve evinize alıştıktan sonra zaman zaman kafesinden çıkmasına da izin vermenizi tavsiye ederiz. Muhabbet Kuşları için Eğlence Hareketli bir kuş olan muhabbet kuşları için onlara çeşitli aktiviteler sunmayı ihmal etmemelisiniz. Uzun süre kafesinde kalan ve enerjisini dışarı atamayan muhabbet kuşları bir süre sonra depresyona girecektir. Bu sebeple onlara kafesin içerisinde eğlenebilecekleri aynalar, merdivenler, kemirme taşları ve ziller gibi eğlendirici araçlar sunmanızı öneririz. Muhabbet Kuşları için Güvenlik Bu sevimli dostlarımızın bakımını sağlarken güvenliklerine de dikkat etmenizi öneririz. Bunun için yapabileceğiniz önemli adımlardan biri evinizdeki camları açık bırakmamanızı öneririz. Aynı zamanda aynalarında üstünü örtebilir, kuşunuz evinizde serbest dolaşırken yemek yapmamanızı ve ocağı açık bırakmamanızı öneririz. Bununla birlikte açık tuvalet kapaklarına da dikkat etmenizi ve hatta muhabbet kuşunuzun hep gözünüzün önünde olmasına özen göstermelisiniz. Muhabbet Kuşları için Sağlık Mantar ve grip gibi hastalıklara kolayca yakalanabilen muhabbet kuşlarının beslenmesi bu alanda da büyük önem teşkil etmektedir. İyi beslenemedikleri sürece bünyesi zayıflayan muhabbet kuşları hastalıklara da açık bir hale gelebilir. Eğer muhabbet kuşunuzda normalin dışında bir hal ve görüntü sezerseniz hemen veteriner hekime götürmeniz gerekmektedir. Muhabbet kuşunuzun sağlığı için takviye vitaminler ile besin desteğinde bulunabilirsiniz. Bununla birlikte muhabbet kuşunuzun hastalık kapma riskini en düşük seviyelere çekebilmek için yemini ve suyunu sürekli tazelemek ile birlikte kafesini de düzenli olarak temizlemelisiniz. --- ## Evcil Papağan Türleri > URL: https://vetart.com.tr/evcil-papagan-turleri/ Olağanüstü güzellikteki görüntüleri, insan sesini hayret uyandırıcı şekilde taklit edebilme yetenekleri ve kıvrak zekaları ile papağanlar kuş türleri arasındaki en yetenekli kanatlılardan biridir. Evinizde artık bir evcil hayvan besleyerek onunla dost olmak istiyorsanız belki de papağanlar tam da size dost olabilecek hayvanlardan biri olabilir. 300’ü aşkın türü bulunan papağanlar sahip oldukları meziyetler ile sizi oldukça etkileyecek bir dost olarak evcil hayvanınız olabilir. Tabi ki bu 300’ü aşkın tür arasından ev ortamında beslenebilecek ve yaşam tarzınıza uyum sağlayabilecek türleri ayrı olarak değerlendirmek gerekmektedir. Evcil türleri arasından sizler için de hangisinin uygun olduğunu bulmak için papağan türlerini daha yakından tanımanız sizin için faydalı olacaktır. Tombul gövdeleri, parlak renkli tüyleri, kalın gagaları ve taklitçi ses yetenekleri ile anavatanları tropik bölgeler olan bu kuş türleri, evcil hayvan olarak da dünyanın neredeyse her yerinde bulunabilmektedir. Bu kuş grubuna ait ve ülkemizde en sık karşılaşılan papağan türlerinden biri olarak muhabbet kuşu adıyla bilinen kuşlar sanırım herkesin bildiği evcil kuşlardan biridir. Rengarenk tüyleri ve canlı renkleri ile hayranlık uyandıran bir güzelliğe sahip olan papağanlar, zaman içerisinde tropik bölgelerden alınarak beslenmek üzere dünyanın her yanına götürülmüştür. 300’ü aşkın papağan türü arasında insan sesini en başarılı şekilde taklit edebilen ve konuşan papağan Psittacus Erithacus’dur yani Gri Papağan’dır. 40 cm’i bulan uzunluğu ve kuyruğundaki muhteşem bir tona sahip kırmızı telekleri ile evcil papağan türleri arasında dikkat çeken bir konuma sahiptir. Neredeyse işittikleri her sesi taklit edebilme yetenekleri olan bu kuşların bazı türleri bu konuda inanılmaz bir yeteneğe sahiptirler. Öyle ki yaşadıkları evde bulunan her bireyin sesini dahi farklı şekilde taklit edebildikleri gözlemlenmiştir. İdeal bir evcil hayvan olabilmelerindeki en önemli özelliklerden biri de sahip oldukları üstün zeka yetenekleridir. Evcil bir papağanı eğer iyi bir şekilde eğitmeyi başarabilirseniz sorduğunuz sorulara bile yanıt verebilirler. Şimdi de kendinize en uygun papağanı evcil hayvan edinebilmek adına sizler için biraz da bazı papağan türlerini sizlere tanıtabiliriz... Evcil Papağan Türleri ve Bakımı - Amazon Papağanı Evinizde besleyebileceğiniz papağan türleri arasındaki en uygun türlerden biri olan Amazon Papağanı, kafes ortamında uzun yıllar yaşamanı sürdürebilmektedir. Büyük boy papağanlardan biridir Amazon papağanı... Kafes ortamına uyumlu olsa da mümkün olduğunca kafesten çıkarılıp kapalı ortamda kanatlarını çalıştırması sağlanmalıdır. Konuşma ve taklit yetenekleri ile dikkat çeken Amazon Papağanına çok fazla kelime öğretebilir, yeteneklerini geliştirebilmesi adına iyi bir eğitim verebilirsiniz. 40 yaşına kadar yaşayabilen Amazon Papağanlarının boyu 34 santime kadar ulaşabilmektedir ve çok fazla kelime öğrenebilme yeteneği ile bu konudaki en başarılı türdür. Amazon Papağanı   - Jako Papağanı (Afrika Gri Papağan) Evde beslenen papağan türleri arasındaki en yaygın olan papağan türü olarak bilinmektedir. Anayurdu Afrika olan bu papağan türü Gri Papağan olarak da anılmaktadır. Jako Papağanı, birçok papağan türüne göre çok daha kolay ve hızlı bir şekilde konuşmayı öğrenebilmektedir. Fakat Jako Papağanının sahiplerine alışması biraz zaman isteyen bir süreçtir. Size alışmasının ardından ise ona soracağınız sorulara yanıt verebilecek seviyeye dahil gelebilmektedir. Bu yeteneği ile alanında uzman birçok kişi en zeki papağan türüne Jako Papağanı’nı göstermektedir. Jako Papağanı (Afrika Gri Papağan)   - Kakadu Papağanı İnanılmaz bir taklit yeteneğine sahip olan Kakadu Papağını, duydukları sesleri neredeyse ayırt bile edilemeyecek derece taklit edebilme yeteneğine sahiptir. Genellikle beyaz tüylü, siyah gagalıdırlar. Tepe tüyleri sarıdır. Ancak pembemsi rekli tüylere sahip olan Kakadu papağanlarıda vardır. Küçük bir örnek verecek olursak eğer evde bebeğiniz varsa kimi zamanlar bebeğinizin sesini duyduğunuzu zannederken Kakadu Papağanı’nızın sesini duyuyor olabilirsiniz. Kakadu Papağanı - Ara Papağanı Papağan denildiğinde ilk aklımıza gelen, belkide papağanların en görkemlisi diyebiliriz onun için... Nesli tükenme tehlikesi altında olan Ara Papağanı, en büyük ve en iri olan papağan türüdür. Ara Papağanı, konuşma konusunda öylesine yeteneklidir ki söylediği her kelimeyi çok net şekilde anlayabilirsiniz. Rengarenk tüyleri ile dikkatleri hemen üzerine toplar. Oldukça büyük bir kuştur belirtmekte fayda var. Ara Papağanı Diğer Evcil Papağan Türleri Yukarıda bahsettiğimiz papağan türleri büyük boy papağan türleridir. Bu kuşlar tropikal iklim canlılarıdır. Bakımları oldukça dikkatli yapılmalıdır. Bu tür kuşlar için her türlü yemi kullanamazsınız, evet bir kafesi olmalı orası onun evi kendi alanı olacaktır ancak 7/24 kafeste tutulmamalıdır bu tür canlılar. Bir papağan sahiplendiğinizde anlayacaksınız ki o artık evin bir bireyidir ve sizinle evin içinde kısıtlı imkanlarla da olsa dolaşabilmelidir. Bakımları ve temizliği özenle ve aksatmadan yapılmalıdır, cereyan alan rüzgarlı yerlerde kuşunuzu bırakırsanız hemen hasta olabilirler. Papağanınızın cinsine göre hangi tür yemi kullanacağınız bilmiyorsanız veteriner kliniğinize danışabilirsiniz. Evde beslemeyi düşünebileceğiniz başka papağan türleri de vardır. Bunlar yukarıda bahsettiklerimizden biraz daha ufak boyutlu kuşlardır. Parakeet olarakta adlandırılırlar. Onların bakımları yukarıdaki kuşlara göre biraz daha kolay olsa da onlarda birer tropikal iklim canlıları ve bakımlarında dikkat edilmelidir. Muhabbet Kuşları (evet onlarda bir papağan türü :) )Lori PapağanıSevda PapağanıSultan PapağanıMonk Papağanıİskender Papağanı --- ## Kuru ve Yaş Mama Arasındaki Farklar Nelerdir? > URL: https://vetart.com.tr/kuru-ve-yas-mama-arasindaki-farklar-nelerdir/ Evcil Hayvanlarda Beslenme ve Mama Seçimi Evcil hayvanlarımız ve minik dostlarımız için beslenmenin ne kadar önemli olduğunu bu zamana kadar ki birçok yazımızda bahsettiğimiz hususlardan biriydi. Köpeklerimiz ya da kedilerimiz için piyasada bulunan birçok mama çeşidi iki ana bölüme ayrılmaktadır. Bunlar kuru mamalar ve yaş mamalardır. Kuru Mama mı Yaş Mama mı? Yüksek protein ve karbonhidrat içerikli mamalar ile minik dostlarımızın ihtiyaç duyduğu günlük besin miktarını bu mamalar ile karşılamaktayız. Kaliteli mama tüketimi evcil hayvanlarımızın sağlığı için çok büyük önem taşımaktadır. Kuru mama ya da yaş mama olsun fark etmeksizin kaliteli mamalar tercih edilerek, yüksek besin değerine sahip mamaları evcil hayvanlarımıza vermemiz gerekmektedir. Birçok hayvan sahibi kuru mama mı yoksa yaş mama mı kullanmak konusunda kararsız kalmaktadır. Ve hatta birçok kişide hem kuru hem de yaş mama vererek evcil hayvanının ihtiyaç duyduğu beslenme programını uygulamaktadır. Kuru mamalar ve yaş mamalar arasında birkaç farklı özellikler bulunsa da ikiside hayvanlarımız için gerekli besin ihtiyacını sağlamaktadır. Kuru Mamalar ve Yaş Mamalar Arasındaki Farklar Kuru mamalar ve yaş mamalar arasındaki farklardan söz edecek olursak öncelikle kuru mamaların daha uzun ömürlü olduğunu söyleyerek başlayabiliriz. Kuru Mama Kuru mamalar yaş mamalara göre daha ekonomik fiyatlara sahip olduğunu da belirtmek gerekir. Kuru mamaların bir diğer önemli özelliği de köpeğinizin yada kedinizin yemek kabında yaş mamaya göre daha uzun süre bekleyebilir olmasıdır. Bu da köpeğini yada kedisini evde bırakıp işe gitmek zorunda olan kişiler gibi minik dostlarını evde bırakanlar için oldukça kullanışlı bir durum sağlıyor. Yaş Mama Kuru mamayı köpeğinizin kabına koyup dışarı çıkabilirken yaş mama da bunu yapmak mümkün olmayacaktır. Çünkü yaş mamayı köpeğinizin kabına koyduktan kısa bir süre içerisinde tüketilmesi gerekmektedir. Eğer fazla bekletilirse zehirlenmelere neden olacaktır. Yaş mamalar açıldıktan sonra hemen buzdolabında saklanmalıdır ve en fazla üç gün içerisinde de tüketilmelidir. Kuru mamaların yaş mamalara göre bir diğer farkı da kolay temizlenebilir olmasıdır. Yaş mamalar ise içeriğinde et ve et yan ürünleri ile hayvanlarınız için muhteşem bir lezzet sunuyor olmasıdır. Aynı zamanda fazla su içmeyen ve sıvı tüketimi az olan hayvanlarınız için de yaş mamalar sıvı alımı konusunda destekleyici rol üstlenmektedir. Bu özelliği ile az su içen hayvanlarınız için yaş mamalar bir adım öne çıkmaktadır. Yaş mamalar sahip olduğu yüksek protein, kalsiyum ve karbonhidrat içeriği ile oldukça zengin besin öğelerini evcil hayvanlarınıza sunabilmektedir. Fiyatları da kuru mamaya göre oldukça yüksek olan yaş mamalar da dişlerinde problem yaşayan ve yaşı geçkin köpekleriniz içinde kolay yenilebilir bir mama olma özelliğine sahiptir. Yaş ve yumuşak yiyecekler diş taşı oluşumuna daha kolay yol açtığı için köpeklerinizin diş sağlığı adına kuru mamalar da biraz daha faydalı besinler olarak dikkat çeken bir özelliğe sahiptir. Kuru mamalar ve yaş mamalar arasındaki farklardan biri de yaş mamaların sindiriminin daha kolay olması ile birlikte özellikle kedilerinizin tüyleri ve derisi için çok faydalı oluşudur. Kolay sindirilebilir bir mama türü olarak yaş mamalar bu özelliği ile metabolizmasında problemler yaşayan hayvanlar için yardımcı olmaktadır. İşin özünde kuru mamalar da içeriğin de yüksek besin değerine sahip markalar ile yaş mamalar arasında besleyici nitelikte çok büyük farklar yoktur. İkisinin de farklı avantajlı durumları görülebilmek ile birlikte, evcil hayvanlarınız için ikisinide dönüşümlü olarak vermeniz daha iyi olacaktır. Böylelikle evcil hayvanlarınız için lezzet zenginliği sunmakla birlikte tek tip beslenme alışkanlığı edinmesinin de önüne geçebilirsiniz. --- ## Anne Kedilerde Beslenme > URL: https://vetart.com.tr/anne-kedilerde-beslenme/ Hamile ve emzirme dönemindeki kedilerde hangi mama kullanılmalıdır? Anne kedilerde beslenme önemli. Minik dostlarımız olan kedilerin hamilelik döneminde tüketilen mamalar, hamile kedilerin ve karnındaki yavruların sağlığı ciddi bir önem taşımaktadır. Kedilerin hamilelik süreçlerinde yavrular karnında büyüdükçe,  kedinin mide hacmi büyük ölçüde küçülme gösterir, bu sebeple beslenme miktarı ve düzenine dikkat edilmesi gerekmektedir. Özellikle hamileliğin son 20 gününde bu belirgin olarak gözlemlenebilmektedir. Buna ek olarak hamilelik döneminde değişen hormonlar ile anne kedinin iştahında da fark edilebilir bir azalma yaşanır. Tüm bu etkenler göz önüne alındığında protein ve enerji değerinin yüksek olduğu mamaların kedinize verilmesi doğru olacaktır. Böylece midesinde küçülme yaşanan kedilere az miktarda ama besin değeri yüksek mamalara vererek ihtiyacı olan besin değerlerini almasını sağlayabilirsiniz. Bu konuda yavru mamaları oldukça etkili mama türleri arasında yer almaktadır. Hamilelikten sonraki emzirme döneminde kedilerin çok daha fazla enerjiye ihtiyacı vardır.  Hem kaybettiği enerjiyi kazanması hem de süt üretiminin artmasına yardımcı olabilmek adına bu tür mamaların kullanılması gerekmektedir. Hem hamilelik hem de emzirme dönemlerinde az miktarda fakat sık beslenilmesi gereken kedilerinizin her an mamaya erişebilir olması adına kaplarında taze mamayı bulundurmayı eksik etmemelisiniz. Bunun yanı sıra taze ve temiz suyun da kendinize bol miktarda sunularak, sıvı tüketiminin artmasına yardımcı olmalısınız. Anne Kedilerde Beslenme için Protein ve Enerji Değeri Yüksek Mamalar Protein ve enerji değeri yüksek mamaların tüketilmesi gereken bu dönemdeki en iyi hamile kedi mamaları yavru kedi mamaları olarak önerilmektedir. Hem sindirilmesi açısından hem de sahip olduğu daha fazla enerji değeri açısından da yavru kedi mamalarını bu dönemde kullanabilirsiniz. Emzirme dönemi de aynı dikkat ve önemi gerektirdiği için beslenme programında dikkatli bir hazırlık yapmalısınız. Emzirmenin 4. Haftası dolana dek kediniz normal mamasını tüketmeye devam edebilir ama 4. Haftadan sonra ise kedinize verdiğiniz normal mamayı, yavaşça yavru kedi maması ile değiştirmeye başlayabilirsiniz. Bu mama değişimi süreçleri ve tüm hamilelik ile emzirme dönemlerindeki beslenme programı için veteriner hekimlerden destek almanızı önermekteyiz. Veteriner hekimlerin sizlere yapacağı yönlendirmeler ile mama değişimi sürecini doğru bir şekilde gerçekleştirebilirsiniz. Fakat mama değişim sürecini basit bir şekilde özetlemek gerekirse mama değişim sürecinin ilk günlerindeki normal kedi mamasını %10 yavru maması ile değiştirerek başlayabilirsiniz. Bunu her gün tekrarlayarak ve her gün %10 kedi maması değişimi ile destekleyerek, sağlıklı bir değişim sürecini gerçekleştirebilirsiniz. Kediler hamilelik süreçlerinin sabahlarında çeşitli rahatsızlıklar geçirebilirler. Baş ağrısı, kusma ve halsizlik gibi rahatsızlık yaşayan hamile kediler için mamaları sunmadan önce mikrodalgada ısıtmanızı öneririz. Emzirme dönemindeki kediniz, yavrularını emzirmeye devam ettiği ve yavruların sütten kesileceği 8 – 10 haftalık döneme kadar yavru kedi maması vermeye devam etmelisiniz. Elbette sütten kesilme dönemi yavru kedilerin gelişim dönemine göre değişiklik gösterebilmektedir. Kedilerde hamilelik dönemi 9 hafta kadar sürmektedir ve hamileliğin son günlerinde mama tüketiminde ciddi bir azalma ve aniden kesilme görülebilir. Bu dönemde evinizin birçok yerinde kediniz için bol miktarda temiz ve taze su bulundurmayı da unutmamalısınız. Hamile Kediler İçin Vitamin Takviyesi Bazı durumlarda kedilerinizin hamilelik ve emzirme döneminde kedilere birtakım vitamin takviyesi yapılması gerektiği önerileri yapılmaktadır. Fakat bu dönem çok hassas bir dönem olduğu için veteriner hekimlere danışmadan bu tür takviyeleri yapmaktan kaçınmanızı önermekteyiz. Her ne kadar doğal ya da normal şartlarda faydalı olsa da hamilelik ve emzirme süreçlerinde yapılacak bu tür takviyeler için mutlaka veterinerlerden destek almanızı önermekteyiz. --- ## Hamster Bakım Rehberi > URL: https://vetart.com.tr/hamster-bakim-rehberi/ Hamster Hamster, birçok farklı renkte ve boyutta olabilen, insanlar tarafından evcil hayvan olarak bakılan sevimli dostlarımızdan biridir. Yemek yemeyi oldukça seven hamsterlar aynı zamanda egzersiz yapmaktan da fazlasıyla hoşlanan canlılardır. Oldukça sevimli ve masum bir yüz ifadesine sahip olan hamsterlar zaman zaman oldukça haylaz da olabilmektedirler. Bazı hamsterlar insanlara olan ilgisi ve düşkünlüğü ile bilindiği için evcil hayvan olarak da sıklıkla beslenen canlılardan biri olarak karşınıza çıkabilmektedir. Hamsterlarda birçok farklı türe sahip olan canlılar olarak her türün de kendine özgü özellikleri vardır. Kimi hamster türleri oldukça sakin bir canlıyken kimi hamsterlar ise sürekli yaramazlık peşinde koşan türlerden biri olabilir. Bu sebep ile bir hamster sahiplenmede önce sizin yaşam tarzınıza en uygun hamsterı tercih edebilmek adına hamster türlerini önceden araştırmanızı önerebiliriz. Bu sevimli dostlarımıza ilgi gösterebilmek adına en önemli adım da onların bakımından geçmektedir. Hamsterlara ve onların yaşam alanlarına gerekli bakımı mutlaka göstermeniz gerekmektedir. Hamsterlar İçin Kafes Seçimi Hamster kafesi seçimi büyük bir önem taşımaktadır çünkü sürekli hareket halinde olan hayvanlardan biri olduğu için kafes tercihinizi küçük kafeslerden yana yapmamalısınız. Büyük ve geniş bir kafes tercih ettikten sonra da kafesinizi mutlaka yatay teller ile desteklemeniz gerekmektedir. Bu yatay teller hamsterınızın aynı zamanda tırmanmasına da olanak sağlayarak hareket alanının genişlemesine yardımcı olabilmektedir. Hamster için en uygun kafesler pirinç ya da statik kaplı olmalıdır. Hamster Bakımı ve Kafes Temizliği Hamsterlar daha sonra yemek üzere kafeslerinde yemek saklamayı oldukça sevmektedirler. Bu saklanan yemekler bir süre sonra bakteri oluşumuna neden olacağı için kafes temizliğine dikkat edilmelidir. Hamsterların kafeslerini ayda 1 ya da 2 defa temizleyebilir ve temizlik işlemini ılık sabunlu su yardımıyla yapabilirsiniz. Kafesin temizliğinin ardından hamsterınızın rahatı için kafesin alt kısmını talaş ile doldurmanızı öneririz. Elbette hamsterların vakit geçirmeyi en çok sevdiği şey olan tekerleğini de kesinlikle kafeste bulundurmanız gereken apartlardan biridir. Çünkü hamsterlar bu tekerleğin içerisinde hem eğlenecek hem de egzersiz yaparak vakit geçirmeyi çok sevmektedirler. Hamster Beslenmesi Hamsterlar oldukça mama tüketen ve hatta obur diyebileceğimiz canlılardan biridir. Doyduklarını kabul etmeyerek sürekli yemek yemeyi sürdüren bu sevimli dostlarımızın damak zevkleri de farklılık göstermektedir. Hamsterların damak tatları farklılık gösterdiği için, evcil hayvan mağazalarından farklı mamalar alarak onun damak tadına en uygun ve en sevdiği besini bulabilir, minik dostunuzu bu anlamda oldukça mutlu etmeyi başarabilirsiniz. Diş Bakımı Önemli Hamsterlara sevginizi onu severek göstermeyi de ihmal etmemelisiniz böylelikle çekingenliğini üstünde atarak kendisine olan güvenini kazanan hamsterınız kafesinin dışına çıkabilir ve evinizin içinde dolaşmaya başlayabilir. Hamster büyüdükçe bakımı oldukça zorlaşmaktadır çünkü büyüdükleri zaman dişleri de büyüyen hamsterların dişlerine bu dönemde dikkat etmenizi önermekteyiz. Dişleri büyüyen hamsterlar için diş kemirici oyuncaklar alarak kafesine bırakmanızı tavsiye ederiz. Hamsterınızı bakterilerden korumak için bu konuda oldukça başarılı olan spreylerden alarak bunu hamsterınıza sıkarak uygulayabilirsiniz. Böylelikle bakterilerinden koruduğunuz hamsterınızın sağlığına da dikkat etmiş olursunuz. Bu aşamada detaylı bilgi almak için veteriner hekiminize danışabilirsiniz. Karanlığı seven hamsterlar gündüzleri uyuyarak geceleri uyanık olurlar. Geceleri uyku problemi yaşayan biriyseniz size oldukça iyi bir dost olacak bir hayvan olarak hamsterların da altını çizmek gerekiyor. Kesinlikle ilgi göstermeniz ve sevmeniz gereken hamsterlara onlara gerçekten de dostunuzmuş gibi davranmayı unutmamalısınız. Emin olun ona gösterdiğiniz ilgiyi ve sevgiyi hissedecek olan hamsterlar, size bunun mutluluğunu da yansıtacaktır. --- ## COVID-19 Virüsü ve Evcil Hayvanlar > URL: https://vetart.com.tr/covid-19-virusu-ve-evcil-hayvanlar/ Tüm Dünyada olduğu gibi Türkiye’de de gündeme oturan, birçok ölüme sebep olan ve etkisi halen devam eden Koronavirus (COVID-19) insanların hayatını tehdit etmeye devam ediyor. Bu süreçte kendimizi virüsten nasıl koruyabiliriz? Nasıl kendimizi ve çevremizi dezenfekte ederiz? gibi sorular ile boğuşuyoruz. Bir yandan virüs ile mücadele ederken diğer yandan da internette ve sosyal medyada yer alan bilgi kirliliği insanların kafasının karışmasına neden oluyor. Öyleki Koronavirus (COVID-19)’un evcil hayvanlardan insanlara geçebileceğine dair yanlış bilgilendirmeler var. İnsanlar oldukça tedirgin ve böyle yanlış bilgiler sebebi ile evcil hayvanları hakkında yanlış kararlar verebiliyorlar maalesef. Bizde hem bu virüs hakkında hem de evcil hayvanlarımız ile ilgisi hakkında Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü ve Türk Veteriner Hekimleri Birliği’nin paylaştığı bilgiler ışığında biraz bilgi vermek istedik. Koronavirüs (Coronavirus) Nedir? Koronavirüsler, farklı tipleri olan geniş bir virüs gurubudur. Genetik materyal olarak RNA taşır. Koronavirüs diye adlandırılmalarının sebebi virüs partikülünün, lipit zarın etrafında sivri uçlu proteinlerden oluşmuş taç şeklinde bir görünüme sahip olmasıdır. Solunum rahatsızlıklarına neden olan coronavirüsler kendi aralarında farklılık gösterir. Bazıları hafif seyrederken bazıları ölümcül olabilir. Bunda yaş, cinsiyet gibi başka etkenlerde bulunur. CoV enfeksiyonları insanlarda ve hayvanlarda yaygındır. Bazı CoV alt türleri Zoonoz’dur yani hayvanlardan insanlara bulaşabilen türlerdir ancak birçok CoV alt türü ise Zoonoz değildir. Zoonoz ile ilgili detaylar için ilgili yazımıza göz atabilirsiniz. Koronavirus 2019 (COVID-19) Nedir? 2019 yılının Aralık ayında, Çin’de birdenbire ortaya çıkan bir Koronavirüs (Coronavirus) türüdür. Yeni bir tip koronavirüs olması sebebi ile Koronavirus 2019 (COVID-19) ismi ile anılmaktadır. Coronavirüs aslında, hayvanlarda bolca rastlanan bir virüstür. Son zamanlarda hastalığa neden olan virüsün (COVID-19) kaynağının Çin'in Wuhan kentinde bulunan Huanan deniz ürünleri pazarı olduğu düşünülmektedir. Önce hayvandan insana bulaşan virüsün mutasyona uğrayarak insandan insana da yayılabildiği zamanla anlaşılmıştır. İnsanlardaki COVID- 19’un Sorumlusu Hayvanlar mı? Yapılan araştırmalar sonucunda elde edilen bulgular, COVID- 19 virüsünün hayvan kaynaklı olduğu izlenimini uyandırmaktadır. Ancak hayvan kaynağını, hayvan türünü tanımlamak ve hayvanların hastalıktaki rolünü saptamak, hastalığın bir hayvan kaynağından insana bulaşma yolunu veya hayvansal kaynağın kendisini belirlemek için yeterli bilimsel kanıt bulunmamaktadır. Genetik dizilim verileri, COVID- 19 ile Rhinolophus yarasalarında bulunan başka bir CoV arasında yakın bir ilişki olduğunu göstermektedir. Ancak bu da hastalığın sebebini kesin olarak açıklamamaktadır. 2019-nCoV’nin insanlara ilk olarak bir hayvan kaynağından bulaştığından şüphe edilmekle beraber, takip eden vakalarda çoğunlukla insandan insana bulaşma görülmektedir. Hayvansal Ürünler ile ilgili Alınabilecek Önlemler Dünya Sağlık Örgütü (WHO) bu konuda bir dizi öneri yayınladı. Belirttiğimiz gibi COVID- 19’un kökeni hala belirsizliğini koruyor. Özellikle canlı hayvan pazarlarına yada taze et & balık satılan yerlere gittiğinizde ürün ile temas ederseniz mutlaka ellerinizi temiz su ve sabun ile temizlenmeli, hatta mümkün olduğunda bu ürünlere dokunmamalısınız. Bu tür pazarlarda yaşaması muhtemel olan diğer hayvanlara, sokak kedileri ve sokak köpekleri, fareler, kuşlar vb. temas etmemeye çalışmalısınız. WHO tarafından önerilen standart tavsiyeler; Ellerin düzenli olarak yıkanması, hapşırırken veÖksürürken ağzın dirsekle kapatılması,Öksürme ve hapşırma gibi solunum yolu enfeksiyonu semptomları gösteren kişilerle yakın temastan kaçınılmalıdır.Gıda güvenliği gereğince çiğ et, süt, ya da sakatatlar gibi pişmemiş gıdalar işleme tabi tutulurken çapraz kontaminasyondan kaçınmak için dikkatli olunmalıdır. (Çapraz kontaminasyon: bakteri ve virüslerin kontamine olmuş bir yüzeyden, kontaminasyona maruz kalmamış başka bir yüzeye transfer olmasıyla meydana gelmektedir.)Sağlıklı çiftlik hayvanlarından elde edilmiş pişirilmiş etler tamamen güvenlidir. Daha fazla detay için: https://www.who.int/health-topics/coronavirus# Evcil Hayvanlarımız ve COVID-19 Virüsü Mevcut durumda COVID-19 yayılmasının sebebi insandan insana bulaşmasıdır. Şimdiye kadar, evcil hayvanların hastalığı taşıyabileceğine ya da yayabileceğine dair bilimsel bir kanıt bulunmamıştır. Bu nedenle evcil hayvanlara karşı, onların refahını tehlikeye atacak önlemler almak için haklı bir gerekçe yoktur. Dünya Sağlık Örgütü (WHO), bugüne kadar yapılan bilimsel çalışmalarda Koronavirüs (COVID-19)’un evcil hayvanlardan insanlara geçtiğine dair herhangi bir bilimsel veri olmadığını önemle bildirmektedir. Maalesef ki internet ve sosyal medyada gerçeği yansıtmayan birçok bilgi ve haber yayınlanabiliyor. Çeşitli iletişim araçlarıyla yapılan gerçek dışı söylemlere kulak asmadan, yetkili kurumların açıklamalarını dikkatle takip etmenizi öneriyoruz. Sizin ve dostunuzun sağlığı için temel hijyen ve korunma kurallarını dikkate almanızı önemle tavsiye ediyoruz. Kaynak: https://tvhb.org.tr/2020/03/10/koronavirus-2019-covid-19-hakkinda-soru-ve-cevaplar/ --- ## Yavru Köpek Maması Nasıl Olmalıdır? > URL: https://vetart.com.tr/yavru-kopek-mamasi-nasil-olmalidir/ Yavru köpek maması seçimi önemli konulardan biridir. Bütün köpek türlerinin kendilerine özgü beslenme ihtiyaçları olabilmektedir. Köpeklerin gelişimlerini tamamlayarak sağlıklı bir şekilde hayatlarına devam edebilmeleri için beslenmeleri son derece önemli konulardan biridir. Yavru köpeklerde bu durum çok daha fazla önem taşımaktadır. Bünyeleri oldukça hassas olan ve bağışıklık sistemi henüz güçlenmeyen yavru köpekler için mama seçimleri çok önemli bir noktadır. Aslen etobur canlılar olan köpekler, eti kolayca sindirebilecek bir metabolizmaya sahiptirler. Yavru köpeğinizin mama seçimi için önce sütten kesilmesini beklemek gerekmektedir. Çünkü ilk 4 ile 6 hafta kesinlikle anne sütü ile beslenmesi gereken yavru köpekler için bu dönem çok önemlidir. 4 ile 6 hafta sonrasında ise sütten kesilmeye başlayan yavru köpeğiniz için mama seçimine başlayabilirsiniz. 11 ile 17 haftalık olana kadar ki süreçte bir yavru olan bu sevimli dostlarımız için bu zaman diliminde çok dikkatli olunmalı ve onların en doğru şekilde beslenmesini sağlamalıyız. Yavru Köpek Maması ve Bakımı Yavru köpeklerinizin hızlı ve sağlıklı bir gelişim gösterebilmeleri için onlar adına tercih ettiğiniz mamaların içerikleri büyük önem taşımaktadır. Yavru köpekler için mamaların içeriğinde kolay sindirilebilen, zengin vitaminler, kalsiyum ve protein bulunmalıdır. Protein bu konuda özellikle ayrı bir yere sahiptir. Köpeğinizin gelişim aşamasında kaslarının büyümesi için yüksek proteine ihtiyaç duyacaktır bu sebeple bu ihtiyacını karşılamasına yardımcı olmalısınız. Köpek mamaları, kuru ve yaş mama olmak üzere iki çeşide ayrılmaktadır. Yaş mamalar aynı zamanda konserve mama olarak da bilinmektedir. Adeta gerçek et görüntüsüne sahip olan konserve mamalar çok zahmetli bir üretim aşamasından geçerek hazırlandığı için fiyatları da kuru mamaya nazaran biraz daha yüksek olabilmektedir. Genel olarak et yan ürünleri, sebze, tahıl ve meyve gibi farklı birçok besinden üretilen konser mamalar da kaliteli markaların ürettiği mamalar olmadığı takdirde üretimdeki pişirme sırasında yaşanan besin değeri kayıpları ile zayıf besinlere dönüşebilirler. Gelişime Göre Yavru Köpek Maması ve Beslenmesi Yavru Köpeklerde ilk 6 Hafta Yavru köpeğin ilk 6 haftası çok büyük önem taşımaktadır. Bu neden ile anne sütü ile beslenmesi gereken köpeğiniz anne sütü alamıyorsa onu mutlaka siz süt ile beslemelisiniz. Bunun için özel olarak üretilen biberonları petshoplarda bulabilirsiniz. Biberonu 45 derecelik bir açıyla tutun ve asla sıkmayın. Verdiğiniz süt ne çok sıcak ne de çok soğuk olsun... Köpeğinizin ilk 6 haftasından sonra yavaş yavaş sütten kesilmeye başlayacağı sürece girecektir ve siz bu 6 haftalık dönemde onun yeteri kadar süt ile beslendiğinden emin olmalısınız. Bu konuda veteriner hekimlerden destek almanızı öneririz. Yavru Köpeklerde 2 – 3 Ay Sütten kesilen köpekler için artık yavaş yavaş kuru mamaya geçiş dönemi başlamaktadır. Bunu başlarda mamasına biraz süt katarak yapabilirsiniz. Fakat bu kattığınız sütü de ileride su ile değiştirerek sütü tamamı ile kesmeniz gerekmektedir. Çünkü fazla süt köpeğe artık zarar verebilir ve onu ishal yapabilir. Ek olarak sindirim sistemini de önemli oranda bozabilmektedir. Yavru Köpeklerde 4 – 6 Ay Bu döneme gelindiğinde ise köpeğiniz artık sütü bütünüyle bırakmış olacaktır. Artık yavru köpek mamasına başlayabileceğiniz bir dönem başlayacaktır. Artık bu süreç içerisinde yavaş yavaş et verebilir ve kemik ile oynamasına izin de verebilirsiniz. Etçil bir doğal yapısı olan köpeklere sürekli olarak kuru mama vermek doğru olmayacaktır. Bu sebeple arada ek besinler ile onu destekleyebilirsiniz. 6 aylık dönemi arkada bıraktığınızda ise artık köpeğiniz yetişkin bir köpek olmaya başlayacaktır ve 9. aya ulaştığında ise tamamı ile yetişkin bir köpek olacaktır. Köpek bakımı ile ilgili daha fazla bilgi içim Köpek kategorimizdeki yazıları inceleyebilirsiniz. --- ## Kediler için Kuru Mama mı Yaş Mama mı? > URL: https://vetart.com.tr/kediler-icin-kuru-mama-mi-yas-mama-mi/ Kuru Mama mı Yaş Mama mı? Minik dostlarımız kediler, evlerimizdeki yerini almadan çok uzun yıllar önce çöllerde yaşayan canlılardı. Çöllerde yaşadıkları zamanlarda aşırı su kaybına maruz kaldıkları için bu durumu ortadan kaldırabilmek adına vücutları da buna göre gelişmiş bir yapıya sahiptir. Vücudun su tasarrufunu sağlayabilmesi için idrarı konsantre edebilme yetenekleri bulunan kedilerin günümüzde sıklıkla idrar yolu hastalıklarına yakalanmasının da sebebi bu olarak gösterilmektedir. Kedilerimizin sağlığı için yeterli su tüketimi büyük önem teşkil etmektedir ve protein ile mineral içeriği olan diyet programlarıyla da bu idrar yolu hastalıklarından kedilerimizi koruyabilirsiniz. Mama Seçiminde Yeterli Su Tüketimi Önemli Yukarıda bahsettiğimiz gibi gerekli korumayı yaş ya da kuru mama tercihleriyle de sağlayabilmekteyiz. Genelde kedi sahipleri kuru mama mı ya da yaş mama mı konusunda net bir karar veremediği için genellikle hem yaş hem de kuru mamayı kedilerine vermektedirler. Bunda sakıncalı bir durum olduğunu söyleyemeyiz bu sebeple sizler de kedinize hem kuru hem de yaş mama vererek besleyebilirsiniz. Sadece kuru mama seçimi yaparken dikkat etmeniz gereken önemli bir konu vardır ki o da kuru mamanın içeriğindeki pH dengesini koruyucu özellikteki zenginliğe sahip olmasıdır. Kuru Mama mı Yaş Mama mı? Tercih ettiğiniz mamaları verirken bununla birlikte bolca içme suyu vermeyi de ihmal etmemeniz gerekmektedir. Kedilerin mama tüketimini doğru şekilde yapabilmeleri için vücuttaki kilo başına 55 ile 70 ml arası su ihtiyacını karşılamalısınız. Kedilerin günde ortalama olarak 10 – 12 kere su içtiği bilinmektedir. Bu oran kuru ya da yaş mama yediklerinde değişmektedir. Kuru mama yemeleri onların biraz daha fazla su ihtiyacı duymalarına neden olmaktadır. Kedilerinize konserve mama verirken bunun oda sıcaklığında olmasını unutmayınız çünkü kediler soğuk ya da sıcak mama sevmezler. Kedilerin su tüketimi kuru ya da yaş mama tercihine göre daha önemlidir. Bu nedenle kediniz için taze ve temiz suyu erişimi kolay yerlere bırakmalısınız. Hatta evde birkaç su dolu kap bırakmanız çok daha iyi olacaktır. Kedinizin su içmesine teşvik edici detaylardan biri de kedilerin cam, porselen ya da metal kaplardan su içmeyi sevmesini bilmeniz olacaktır. Kedinizin su kabını kumluğunun hemen yanına bırakmamalısınız; arada en az yarım metre mesafe olmalıdır. Ve bilinenin aksine mama kasesi ile su kasesini yan yana koymamalısınız. İki kase arasında en az iki metre bulunması çok daha iyi olacaktır. Bunun nedeni de iki kaseyi yan yana koyduğunuzda kedinizin bunu tatsız gıda olarak algılaması ve su içmekten rahatsız olmasıdır. Eğer kediniz yeterli miktarda su içmiyorsa, kaliteli ıslak mama ve kuru mama takviyesi yapabilirsiniz. Hatta kuru kedi mamasına çok az sıcak su ekleyerek de kedinize verebilir ve sıvı alımı gerçekleştirmesine yardımcı olabilirsiniz. Yaş mamaların kuru mamalara göre genel olarak sindirilebilir daha yüksek orandaki yağ ve protein içeriğine sahip olarak düşük orandaki karbonhidrat içeriği ile daha tercih edilebilir bir seçenek gibi gözükmektedir. Fakat günümüzde bu içeriğe sahip oldukça kaliteli kuru mamalarda bulunmaktadır. Yaş mamaların tek avantajı az su içen kedilere yardımcı olabilmesidir. Bununla birlikte yaş mamalarda yer alan yağların sindirilebilmesi daha yüksek olduğu için kedilerin tüyleri ve deri sağlığı için fayda sağlamaktadır. Aslında buradaki en doğru hamle kedinize hem kuru hem de yaş mama vermek olacaktır. Böylece kediniz ihtiyacı olan yüksek proteini farklı mama çeşitlerinden alarak aynı zamanda lezzet zenginliğine de sahip olabilecektir. --- ## Hamile Köpeklerde Beslenme > URL: https://vetart.com.tr/hamile-kopeklerde-beslenme/ Hamile Köpeklerde Beslenme Nasıl Olmalı? Köpeklerde diğer canlılarda olduğu gibi yaşadıkları hamilelik dönemlerinde özel bir beslenme programı ve düzenine ihtiyaç duymaktadırlar. Yavruların gelişimi için anne köpeğin tüketeceği mama miktarı bile farklılıklar gösterebilmektedir. Hamileliğin her dönemi için köpeğinize farklı mama türleri ve farklı oranlarda mama miktarı vermeniz gerekebilmektedir. Hamile bir köpek hem karnında gelişmekte olan yavruları hem de kendisi için fazladan besine ihtiyaç duymaktadır. Bu sebeple köpeğinizin hamilelik dönemindeki beslenmesi büyük önem taşımaktadır. Köpeğinizi doğru şekilde besleyebilmeniz hem onun hem de karnındaki yavruların sağlığı için çok önemlidir. Bu sebeple köpeğinizin hamilelik döneminde veterinerlerden destek olarak, onun beslenme tarzınızı belirlemeniz çok faydalı olacaktır. Köpeğinizin yaşına, ırkına, sağlık ve fiziki durumuna göre veteriner hekimlerin yapacağı yönlendirmeler ile köpeğinizin gebelik döneminde en iyi beslenme tarzını belirleyebilirsiniz. Veteriner hekimlerin gerçekleştireceği muayene sonrası köpeğiniz için en uygun mama miktarı ve mama tarzı belirlenebilecektir. Hamilelik Döneminde Fazladan Besin İhtiyacına Dikkat Etmelisiniz. Köpeğiniz gebelik döneminde fazladan besine ihtiyaç duymaktadır bu sebeple bu konuda da dikkat edilmesi gerekmektedir. Bu dönemde köpekleriniz ölçülü ve sağlıklı beslenmelidir... Hamile köpeğinizin mama miktarını ve öğün sayısını arttırmanız bu dönemde onun ihtiyaç duyacağı fazladan besini karşılaşmasını sağlayacaktır. Ölçülü bir şekilde besin miktarını arttırarak anne karnındaki yavruların ve hamile köpeğinizin yeterli şekilde beslenmesini sağlayabilirsiniz. Bu dönemde özellikle protein değeri ve yağ oranı yüksek dengeli besinleri tercih etmeniz faydalı olacaktır. Ayrıca veteriner hekiminizin önerisi ile köpeğinize vitamin ve mineral takviyesi yapmanız da yararlı olacak adımlardan biridir. Bol bol su içebilmeleri için evin belli noktalarına sürekli olarak kaplar içerisinde temiz su koymayı unutmayın ve vitamin desteği ile yorgun düşen bünyesini toparlamasına da yardımcı olmaya çalışın... Hamilelik döneminde kilo almaya meyilli olan köpeğiniz için fazladan alınan kilolara da dikkat edilmesi gereken hususlardan biridir. Vücutta artış gösteren yağ oranı ile kilo artışı yaşayan hamile köpeğiniz, bu sebeple yorucu  bir sürece girebilir. Bu durum içerisinde de köpeğinizi fazla yormadan gerçekleştireceğiniz kısa yürüyüşler ile ona yardımcı olabilirsiniz. Yazımızın başlarında fazladan besin takviyesi konusuna değinmiştik fakat hamileliğin ilerlediği dönemlerde de karnı büyüyen köpeğinizin midesine uygulanan baskıdan ötürü aşırı mama tüketmesi bir takım mide rahatsızlıklarını tetikleyebilmektedir. Bu nedenle köpeğinize mama verirken az miktarda fakat sık öğünler vererek bir beslenme programı yapabilirsiniz. Karbonhidrat Tüketimine Dikkat Etmelisiniz! Güçlü bir enerji kaynağı olan karbonhidratların da tüketimi, köpeğinizin hamilelik döneminde dikkat edilmesi gereken konulardan biridir. Bu süreçte son derece dengeli ve yeterli düzeyde karbonhidrat tüketimi sağlanmalıdır. Karbonhidrat bakımından oldukça zengin besinlerden olan pirinç, mısır ve buğday beslenme programınızda bulunabilir. Fakat söylediğimiz gibi bu konuda dengeli ve dikkatli olmalısın aksi halde köpeğiniz hızlı bir kilo alımı yaşayabilir. Tüm bunların yanı sıra, ev yemekleri bu dönemde köpeğinizin tüketmemesi gereken besinler arasındadır. Ev yemekleri köpeğiniz için dengesiz bir beslenmeye neden olabilir ve ihtiyacı olan besin değerlerini sağlıklı bir şekilde almasına mani olabilir. Bu nedenle veterinerinizin önermiş olduğu besin değeri yüksek ve doğal bir formüle sahip kuru ile yaş mamaları tercih etmelisiniz.... Köpeğinizin doğumdan önceki son 24 saatte neredeyse hiç mama yemeyecek şekilde besin tüketimi durma noktasına gelebilir. Bu süreçte ona sürekli olarak taze ve temiz su takviyesi sağlamaya özen göstermelisiniz. Köpeğinizin gebeliği döneminde beslenme düzeninin ne kadar önemli olduğunu anlamakta ve her konuda öncelikle veteriner hekimlerden destek almakta büyük yarar var. Bu nedenle köpeğinizin gebeliği süresince veteriner kontrollerini aksatmamanızı önemle hatırlatırız. --- ## Yetişkin ve Yavru Kedi Maması Farklı mıdır? > URL: https://vetart.com.tr/yetiskin-ve-yavru-kedi-mamasi-farkli-midir/ Yavru kedi maması ile yetişkin kedi maması arasında fark olup olmadığına dair birçok soru alıyoruz. Kedi mamaları genel anlamda kuru ve yaş olmak üzere iki ana türe sahiptirler. Farklı birçok içeriği bulunan kedi mamalarını alırken paketlerin üzerinde yazan yetişkin ya da yavru için olduğu ibaresini görebilirsiniz. Yavru ve yetişkin mamaları farklı olarak üretilmekte ve satılmaktadır. Yavru dostlarımız için üretilen kedi mamaları, onların hassas bünyelerine uygun içeriklere sahiptir. Bağışık sistemi henüz güçlenmemiş olan yavrular için yüksek mineral ve vitamin gibi besin değerlerine sahip içerikle ile yavru kedi mamaları ayrı bir yere sahiptir. Kısaca özetlemek gerekirse nasıl kendi bebeklerimiz henüz çok küçük olduklarında onlara yetişkin yemekleri vermek istemiyorsak, yavru kedilere de yetişkin mamaları vermemiz doğru olmaz. Yetişkin Kedi ve Yavru Kedi Maması Arasındaki Farklar Yetişkin kedi mamalarının tanecikleri biraz daha iri iken, yavru kedilerin mamaları onların yiyebilmesine daha uygun olacak şekilde küçük taneciklerden oluşmaktadır. Yavru kedi mamasının besin değerleri, yetişkin kedi mamasının besin değerlerine göre daha yüksek olduğundan gelişmekte olan bünyeleri için ihtiyaç duydukları besini karşılayacak niteliktedir. Yetişkin kediler ekstra besin değerine sahip yavru kedi mamasını tüketmeye başlarsa eğer, bu yetişkin kedilerde çok hızlı kilo alımına neden olabilir ve ilerleyen süreçte bu da kedilerin sağlığı için hiçte iyi olmayan sonuçlar doğurabilir. Fakat yavru mamalarını kontrollü şekilde yetişkin kedilere verebilirsek, bu onlar için bir sorun teşkil etmeyecektir; ama küçük porsiyonlarda oldukları için onlara doyurucu da gelmeyecektir. Yetişkin kedilere yavru kedi maması vermek ciddi bir soruna neden olmazken yavru kedilerimize yetişkin maması vermeye kalkışırsak bu onların gelişimini ciddi şekilde olumsuz yönde etkileyecektir. Yavru kedilerin gelişimlerini doğru şekilde ilerletebilmesi için mineral ve vitamin yönünden son derece zengin kedi mamaları ile beslenmelidir. Yavru kedi beslenmesi nasıl olmalıdır? Buraya kadar bahsettiklerimizden de anlaşılacağı gibi yavru kedi mamaları ve yetişkin kedi mamaları oldukça farklı iki mama türü olarak karşımıza çıkmaktadır. Yavru kedilerimiz tamamiyle onların bünyelerine ve sağlık durumlarına uygun şekilde üretilen yavru kedi mamalarını tüketerek büyümelidirler. Böylece ileride yaşanacak sağlık problemlerinin önüne geçilir ve gelişimlerini hem hızlı hem de doğru yönde tamamlayabilirler. Yetişkin kedi mamaları ise yetişkin kedilerin ihtiyaçlarını karşılayabilecek niteliklerde olduğundan yetişkin kediler için yeterli besin değerlerini taşıyabilmektedir. Fakat yavru kediler çok daha fazla besin değerine ihtiyaç duyacağından onların tüketeceği mamalar da onlara özel üretilmiş olmalıdır. Yavru kediler için besleyici değeri yüksek, sindirimi kolay mamalar kullanılmalı... Eğer bir yavru kedi sahiplendiyseniz beslenmesi ile ilgili mutlaka veteriner hekiminizden destek alın. Bu onun sağlıklı gelişimi ve büyümesi için çok önemli... Aynı zamanda yavru kedi mamaları yetişkin kedi mamalarına göre sindirimi daha kolay mamalar olduğu için sindirim sistemini de yeni gelişen yavru dostlarımız için oldukça faydalıdır. Henüz süt dişleri yeni çıkan yavru kedilerin yiyebilmelerine uygun katılıkta ve ebatlarda olan yavru kedi mamaları bu açıdan da minik dostlarımız için başka bir fayda daha sağlamaktadır. Yetişkin kedi mamaları ise yavru kedilerin tüketebilmesi zor pozisyonlarda olabilmektedir. Sonuç olarak yavru kedi mamaları ve yetişkin kedi mamaları birbirinden farklı iki mama türüdür diyebiliriz. Yavru kedi mamaları hem tüketim kolaylığı açısından, hem de içeriğinde oldukça zengin besin değerleri açısından, minik dostlarımıza özel üretilen kedi mamalarıdır. Yetişkin kedi mamaları da sadece yetişkin kedilerin yiyebileceği ve sindirebileceği düşünülerek onlar için hazırlanmış ve onlara yeterli gelebilecek seviyede besin değerine sahip kedi mamalarıdır. Eğer yetişkin kedinize yavru kedi maması vermek isterseniz bunu bir besin takviyesi olarak yapabilirsiniz. Yavru kedi mamasını çok fazla vermediğiniz takdirde bu bir sorun olmayacaktır ama yavru kedilerimize yetişkin kedi maması vermek ileride ciddi sorunlara yol açabilecektir. İstanbul Veteriner Kliniği VetArt. --- ## Yavru kedi beslenmesi nasıl olmalıdır? > URL: https://vetart.com.tr/yavru-kedi-beslenmesi-nasil-olmalidir/ Yavru kedilerin beslenme alışkanlıkları ve aldıkları besin değerleri onun gelecekteki yaşam kalitesini, sağlığını ve ömrünün uzunluğunu doğrudan etkileyen faktörlerden biridir. Yavru kediler oldukça hızlı büyüyen canlılardır bu yüzden kedilerin yavru oldukları dönemlerde beslenme dengesine çok dikkat edilmelidir. Yavru kediler için her ne kadar farklı ihtiyaçlar söz konusu olsa da biz genel olarak bu konuda gerekli bilgileri vermeye çalışacağız. Fakat unutmamalısınız ki yavru kedileriniz düzenli olarak veteriner hekim kontrolünde de bulunması gerekmektedir. Sonuç olarak kedinizin kontrolleri yapıldıktan sonra en doğru beslenme şeklini size veterineriniz iletecektir... Yeni Doğan Kediler İçin Beslenme Takvimi Yeni doğan yavrular için anne sütü tıpkı insanlar gibi büyük bir öneme sahiptir. Bu sebeple yeni doğan kediler ilk 3 hafta sadece anne sütü ile beslenmeleri gerekmektedir. Yavru kedilere annesinin sütü dışında süt vermek pekte sağlıklı değildir çünkü inek, koyun ve keçi sütü kediler için aslında hiçte uygun değildir. İleride sindirim problemleri yaşanmaması adına ilk 3 hafta kedinizin anne sütü ile beslenmesini sağlamanız gerekmektedir. Fakat mevcut durumda yavru kedinin anne sütü emmesi mümkün değil ise eğer böyle bir durumda mutlaka veterinere giderek yavru kediniz için uygun formüle edilecek besini öğrenmelisiniz. 4 - 6 Haftalık Yavru Kedi Beslenmesi Bu dönemde yavruların süt dişleri çıkmaya başlamaktadır. Süt dişlerinin çıkması ile birlikte artık yavrunuza ek gıdalar vermeye başlayabilir ve bu geçiş sürecine yön verebilirsiniz. Ona sunmuş olduğunuz ek gıdaların besin değeri yüksek ve onun tüm besin ihtiyacını karşılayacak nitelikte olmasına dikkat etmelisiniz. 7 - 8 Haftalık Yavru Kedi Beslenmesi Kedi yavruları 7 ya da 8 haftalık olduklarında artık sütten kesilmeye başlarlar ve sizlerde bu dönemde onun katı mamalara geçişine yardımcı olabilirsiniz. Kediler özlerinde etobur canlılar olsalar da sindirim sistemlerinde sorunlar yaşamasını engellemek amacıyla yüksek kalitede üretilen ve içeriğinde tahıl bulunan mamalarla da beslenebilmektedir. İçeriğinde tahıl bulunan mamalar, yavrunuzun nişastayı sindirme alışkanlığı kazanmasını da sağlayacaktır. Yavruların mamaya geçiş döneminde aldığınız mamaların yavru kedilere özel mamalar olduğuna dikkat etmelisiniz çünkü yetişkin ve yavru mamaları ayrı olarak üretilmekte ve piyasada yer almaktadır. 2 - 4 Aylık Yavru Kedi Beslenmesi Bu dönemlerde ise kedinizin kemik yapısı güçlenmeye ve kas kütlesi artmaya başlar. Bu yüzden ona ihtiyacı olan enerji gereksinimini sağlamanız gerekmektedir. Bu süreç kediniz 16 haftalık olana kadar süreceği için bunu aklınızda bulundurmanız da yarar var. 4 - 12 Aylık Yavru Kedi Beslenmesi Bu dönem yavrunuza verdiğiniz gıda miktarını sürekli olarak kontrol etmeniz gereken bir dönemdir. Kediler de insanlar gibi günde birkaç kez yemek yemektedirler. Bu yüzden onların günlük öğünlerini atlamamaları için mama kaplarında günlük gıda ihtiyacını karşılayacak şekilde dolu bulundurmanız gerekmektedir. Fakat bazen minik yavrularımız biraz obur olabilmektedir; bu durumu kontrol altında tutmazsanız ileride obezite problemleri yaşayabilirsiniz. Obezite kalp krizi ile ölüme neden olabilen oldukça tehlikeli bir sağlık sorunudur. Beslenmenin insanlarda olduğu kadar kedilerde de önemli olduğunu düşünürsek yavru kedinize tıpkı bir bebeğe bakar gibi bakmalı ve onun üzerine titremelisiniz. Yediği her besine dikkat etmeli onun her dönemine uygun şekilde beslendiğinden emin olmalısınız. Yavru kedilerin son derece kaliteli mamalar ile yüksek protein, mineral, vitamin ve enerji almasına dikkat etmelisiniz. Ve tekrar belirtmek gerekirse ilk dönemlerinde yalnızca anne sütü ile beslenmesi en önemli hususlardan biridir. Üsküdar Veteriner Kliniği VetArt. --- ## Kediler için yaş mama nedir? > URL: https://vetart.com.tr/kediler-icin-yas-mama-nedir/ Yaş mama nedir? Kediler için gerekli midir? Sevimli dostlarımız olan kediler için beslenmenin ne kadar önemli olduğunu birçok yazımızda detaylı olarak vurgulamıştık. Kediler için özel olarak üretilen kuru ve yaş mama gibi iki farklı türde mama çeşitleri bulunmaktadır. Yaş mamalar, kuru mamalara göre çok daha farklı bir üretim aşamasından geçmektedir ve bazı farklı özelliklere de sahiptir. Genel olarak içeriğinde et yan ürünleri, tahıllar, yağlar, mineraller ve sebzeler bulunan yaş mamalarda, su ve jelleştirme maddeleri de bulunmaktadır. Tüm bunların karışımı ile püre haline getirilerek öğütülen yaş mamalar, daha sonraki aşamalarda katı hale getirilmek üzere buhar tünelinden geçirilir ve çok az pişirilerek küp hale gelecek şekilde kesilir. Küp halinde kesilen yaş mamalar sahip olduğu son görüntüsü ile bir et parçası gibi görünerek, etrafına katılan sos ile konservelere doldurulur. Tabi yaş mama üretim süreci bu kadar ile bitmiyor. Kaba ya da konservelere konulan mamalar 2 saat kadar basınçlı bir pişirici aracılığı ile sterilizasyon sağlama amacıyla pişirilmeye devam eder. Görüldüğü üzere üretimi oldukça zor ve zahmetli olan yaş mamalar, besinsel değerleri ile oldukça da faydalı bir içeriğe sahiptir. Günlük beslenmeler için harika bir takviye besin olarak dikkat çeken yaş mamalar, birçok farklı marka adı altında piyasada bulunabilmektedir. Yaş Mama Alırken Nelere Dikkat Edilmeli? Yaş mama alırken kaliteli içeriğe sahip mamaları tercih etmeniz çok önemlidir. Çünkü kalitesi düşük olan yaş mamalar genellikle içerisinde çok az et ürünü bulunan, şeker ilaveli ve %80 oranlarında yüksek su içeriği ile üretilen besin değeri düşük mamalardır. Genel olarak ülkemizdeki bir algıda şu şekildedir ki insanlar kutuların üzerinde tavuk eti yazısını gördüğünde mamanın içerisinde insanların da tükettiği türden bildiğimiz tavuk etinin kullanıldığını düşünebilmektedir. Fakat Avrupa’da üretilen konservelerin üzerinde tavuk eti yazıyorsa eğer bu tavuğun iç organlarından ya da tavuk unundan yapıldığı anlamını taşımaktadır. Yaş Mamalar Sürekli Kullanıma Uygun mudur? Besinsel değerleri yüksek olan yaş mamalar kediler için sürekli kullanıma uygundur. Kediniz eğer yeteri kadar su içmiyorsa ya da içemiyorsa kuru mamaya göre çok daha fazla sıvı takviyesi sağlayabileceği yaş mamalar tercih edilmelidir. Fiyat oranları kuru mamaya göre çok daha yüksek olan yaş mamalar, sürekli tercih edilmesinin yanı sıra takviye gıda olarak kullanılması fayda sağlayıcı bir durum oluşturacaktır. Kaliteli besin içeriğine sahip kuru mamalar da yaş mamalar kadar yüksek besin değerine sahip olabildiği için kuru mamaların kediler için tercih edilmesinde de bir sakınca yoktur. Fakat kolay sindirilebilir olması ve kedinin tüyleri ile derisine de çok iyi gelmesinden dolayı yaş mamalar takviye olarak kedinizin öğünlerindeki yerini alabilir. Yaş mamanın kullanımı çok avantajlı değildir aslında çünkü açıldığı zaman tüketilmesi gereken yaş mamalar kedinizin kabında uzun süre beklerse zehirlenmeye neden olabilir. Örnek olarak çalışan biriyseniz ve kedinizi evde yalnız bırakmanız gerekiyorsa sabahtan kedinizin kabına kuru mama bırakabilirsiniz ama yaş mama için bunu yapamazsınız. Aynı zamanda açılan yaş mamanın kalanını da mutlaka buzdolabında saklamalısınız fakat onu da en fazla 3 gün içerisinde tüketilmesini sağlamalısınız. Tüm bunlara ek olarak kedinize eğer yaş mama vermek isterseniz bunun oda sıcaklığında bekleyen yaş mama olarak vermenizi öneririz. Çünkü kediler sıcak ya da soğuk yemekten asla hoşlanmazlar; bunun için ideal olan odak sıcaklığındaki mamalardır. Tabi tekrarlamakta fayda var ki konserve ya da kap açıldıktan sonra artık onu oda sıcaklığında bekletmeniz mümkün değildir, mutlaka buzdolabında saklamalısınız. Kedi mamaları hakkında bunların dışında aklınıza takılan sorular var ise yada kullandığınız mamanın kedinize iyi gelmediğini düşünüyorsanız mutlaka veteriner kliniği ile iletişime geçmeli daha detaylı bilgi almalısınız. İstanbul Veteriner Kliniği VetArt. --- ## Kedi Maması Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli? > URL: https://vetart.com.tr/kedi-mamasi-secerken-nelere-dikkat-edilmeli/ Sevimli dostlarımız kediler için mama seçimi dikkat edilmesi ve özen gösterilmesi gereken hassas konulardan biridir. Kedilerimiz için mama seçimi sırasında dikkat etmemiz gereken birkaç önemli nokta bulunmaktadır. Kedinizin sindirim sisteminin düzenli çalışmasını sağlayacak bir mamayı tercih etmek kedimizin sağlığı için önemli faktörlerden biridir. Kedi maması seçimlerinde, kedinizin yaşı da göz önüne alınmalı ve bunun ile birlikte değerlendirme yapılarak mama seçimi gerçekleştirilmelidir. Kedi mamaları kedilerin yaş gruplarına göre farklı besin içeriklerine sahip olabilmektedir. Bu sebeple yavru kediler ve yetişkin kedilerin mamaları junior ve adult olarak ikiye ayrılmaktadır. Kediler de tıpkı insanlar gibi farklı yaşlardayken farklı besinlere ihtiyaç duydukları için kedinizin yaş grubuna uygun olan mamayı tercih etmeniz gerekmektedir. Kendinizin sağlığı için önemli etkenlerden birisi de yaş grubuna göre tercih edilen kedi mamalarıdır. Kedinizin Kilosu da Kedi Maması Seçiminde Önemlidir! Kedinize uygun olan mamayı seçmeye çalışırken kedinizin yaşı ile birlikte kilosu da büyük bir önem taşımaktadır. Eğer kediniz kendi yaşına göre fazla kiloya sahip ise kilolu kedilere özel diyet mamaları tercih edebilirsiniz. Ya da bunun tam tersi olarak kediniz yaşına göre zayıf bir kedi ise vitamin takviyelerine sahip besin değeri yüksek kedi mamalarını tercih edebilirsiniz. Kedinizin yaşı ve kilosu kadar kısırlaştırılmış olması da mama seçimini etkileyen kriterlerden biridir. Çünkü kısırlaştırılan kedilerin metabolizmalarında bir takım değişiklikler gözlemlenmektedir. Buna dayanarak da kısırlaştırılmış kediler hızlı bir biçimde kilo almaya eğilimli olurlar. Kedinizi kısırlaştırdıktan sonra sağlık problemleri yaşamaması için kısırlaştırılmş kedilere özel üretilen mamaları tercih edebilir ve aniden alınabilecek fazla kiloların önüne geçebilirsiniz. Kedi maması seçerken dikkat edilmesi gereken birçok husustan biri de kedinizin cinsidir. Çünkü her kedi türünün ihtiyaç duyduğu besin değeri farklı olabilmektedir. Peki bunu kendimiz nasıl ve neye dayanarak yapabiliriz diye düşünüyorsanız; bu konudaki temel noktayı şu şekilde özetleyebiliriz. Buradaki önemli etken kedinizin tüy uzunluğunda saklıdır. Bildiğiniz üzere kediler kendilerini yalayarak temizlerler bu da onların gün içerisinde sürekli belli miktarlarda tüy yutmalarına neden olmaktadır. Bu yutulan tüyler mide sistemini etkilediği için uzun tüylü kediler bu konuda daha fazla sıkıntı yaşamaktadırlar. Yani böyle bir durumda eğer sizin kediniz uzun tüylü bir türden ise malt oranı yüksek mamalar alarak onun bu sıkıntıyı atlatmasına yardımcı olabilirsiniz. Tek Tip Mama Kullanmayınız..! Kedi maması tercih ederken tek tip mama kullanmaktan uzak durmalısınız. Sağlık açısından kedinizin sürekli tek tip mama tüketmesi bir süre sonra bazı problemlere neden olabilmektedir. Kedinizi en az 2 – 3 çeşit farklı mama ile beslemeye dikkat edin ve tek bir tane mamaya alışkanlık edinmesinin önüne geçin. Bu mamaları ona değişimli olarak vererek gerekli vitamin ve besinleri almasını farklı mama türlerinden almasını sağlayabilirsiniz. Kedi mamalarının kalitesi de elbette içerikleri açısından önemli farklılıklar gösterebilmektedir. Kedinizin mamasının kalitesi kedinizin tüy dökülmesini bile etkileyen sebeplerden biri olabilmektedir. Kaliteli kedi mamaları ile yeterli besin değerini en iyi şekilde alan kedileriniz hem daha sağlıklı, hem de daha enerjik gözükecektir. Bununla birlikte tüy dökülmelerinde de fark edilebilir bir azalma olacaktır. Kedinize en uygun olan mamayı bulmak kedinizin mide ve metabolizması için direkt olarak etkili olacaktır. Kaliteli mamalar tercih ederek, kedinizin tuvalet alışkanlıklarında bir düzen olmasını sağlayabilirsiniz. Bunun aksi durumunda ise kedinizde görülen ishal ve kabızlık gibi rahatsızlıklar ortaya çıkabilmektedir. Eğer kedinizde ishal ve kabızlık gibi sağlık sorunları varsa bu mamanızın kalitesi ile ilgili olabilir. Böyle bir durumda veteriner kliniği aranarak bilgi alınabilir. Tüm bu etkenleri göz önüne alacak olursanız eğer, kediniz için en uygun mamayı tercih edebileceğinizi umuyoruz. Unutmayınız ki minik dostlarımızın beslenmesi onlar için en az bizler için olduğu kadar önemlidir... Aklınıza takılan herhangi bir durumda İstanbul Veteriner Kliniği VetArt'a ulaşarak bilgi alabilirsiniz. --- ## Kedi ve Köpeklerde Kısırlaştırma > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-kisirlastirma/ Kedi ve köpeklerin kısırlaştırılması sağlığı açısından oldukça önemlidir. Sağlıksal açıdan kısırlaştırmanın önemi bilinen bir gerçek olmasına rağmen hala karar vermekte zorlanan ve karar vermeyen bir çok evcil hayvan sahibi bulunmaktadır. Doğal ortamını bozmak olarak düşünebilir lakin bazı durumlarda köpek veya kedi kısırlaştırılması gerekir. Eğer hala kararsızsanız makalemizin alt başlığında kedi ve köpeklerde kısırlaştırmanın faydalarını göreceksiniz. Kedi ve köpek kısırlaştırma işlemi için uygun ortam ve alanında uzman ekip gereklidir. Sağlıklı bir kısırlaştırma işlemi gerçekleştirmek istiyorsanız kliniğe gitmeniz gereklidir, diğer durumlarda hayvanlar ciddi acılarla ve sorunlarla karşılaşabilmektedir. Kedi ve köpekleri kısırlaştırılmanın faydaları nelerdir? Testis kanseri riski azaltılarak hayvanda kansere karşı önlem alınmış olunur.Prostat riski en aza indirgenir ve sağlıklı bir üreme sistemi sahibi olur.İstenmeyen veya bakımı yapılamayacak yavruların önüne geçilerek ölümlerden kurtulur.Hayvan uysallaşarak kızgınlık belirtileri göstermez. Dişiler erkekleri uyaramayacak ve çiftleşmenin önüne geçilecektir. Üreme yollarından kaynaklanan kanamaların önüne geçilmek için kısırlaştırılması gerekir.Üreme isteğine karşı önlem alınmış olacak ve hayvanın evden kaçması, sürekli havlama - miyavlaması azalacaktır.Kısırlaştırılmış hayvanlar daha uzun süre yaşamaktadır. Erken ölümlerin önüne geçilerek hayvanın yaşamı 1-4 yıl arası uzayacaktır.Kedilerde idrar kaçırma gibi rahatsızlıklar ortadan kalkacaktır. Kısırlaştırma yapılmadan önce bilinmesi gerekenler nelerdir? Kedi ve köpekler keyfi olarak değil sağlık açısından kısırlaştırılmalıdır. Kedi ve köpek 6 senede yüzlerce kez doğum yapabilir bu gibi durumların önüne geçmek için de kısırlaştırma işlemi yapılmalıdır. Kısırlaştırma ameliyat ortamında yapılması halinde sekel kalma durumu azalacaktır. Yine de her ameliyat risklidir, ameliyatta kullanılan anestezi kedi ve köpeğe zarar verebilir bunun önüne geçmek için mutlaka anestezi öncesi check up işlemi yapılmalıdır. Kedi ve köpekler ne zaman kısırlaştırılır? Kedi ve köpeklerde ilk 8 haftadan sonra kısırlaştırma işlemi yapılmaktadır eğer kedi ve köpek erken kısırlaştırılma (8 haftadan hemen sonra) yapılırsa ciddi anlamda sağlığını olumlu etkiler ve Prostat riski sıfıra iner. Kısırlaştırma ameliyatı ne kadar sürer? Kedi ve köpeklerde kesin bir dakika verilmesi mümkün olmamakla beraber ortalama 20 - 60 dakika arasındadır. Ameliyat sonrası dinlendirilir ve o gün içinde taburcu edilebilir. Kısırlaştırma sonrası kedi veya köpek kilo alır mı? Kilo alma durumunun kısırlaştırma ile alakası yoktur lakin kısırlaştırma sonrası daha sağlıklı yaşadığı için hayvan kilo alabilir. Kedi veya köpeğin kızgınlık döneminde kısırlaştırma yapılmalı mıdır? Eğer çok zorunlu bir ihtiyaç değilse yapılmamalıdır. Kedi veya köpeğin kızgınlık dönemini atlanması beklenmelidir ve sonrasında kısırlaştırma işlemi yapılmalıdır. Köpeğin kızgınlığı hormonlarla geçiştirilebilir lakin yan etkilerinden dolayı kaçınılmalıdır. Kısırlaştırma sonrası kedi veya köpekte davranışsal değişim olur mu? Evet ameliyat sonrası olumlu şekilde hayvanın davranışlarında değişiklik olur ve uysallaşır. Gereksiz sesler çıkarmamaya zamanla başlar ve çiftleşme isteği olmadığından karşı cins hayvanı tahrik etmezler. --- ## Aşı Yeri Sarkomu Nedir? > URL: https://vetart.com.tr/asi-yeri-sarkomu-nedir/ Veterinerlikte aşı yeri sarkomu (Injection-Site Sarcoma, ISS), özellikle kedilerde görülen ve aşı uygulanan bölgede oluşan nadir ancak ciddi bir tümör türüdür. Bu durum, genellikle aşılama veya diğer deri altı enjeksiyonlarından sonra gelişir. Kötü huylu tümörlere sarkom ismi verilir. Sarkom kelimesinin dilimiz de ki tam karşılığı ise; bağ dokusunda oluşan kötücül tümördür. Bu tarz kötü huylu tümörler genetik olarak ve doğrudan olarak ortaya çıkabilmektedir. Aşı bağlantılı sarkoma ise 1991 yılında resmi olan tanınmış ve tıp litaretürüne girmiştir. Aşı bağlantılı sarkomalar literatürdeki ismi ile VAS (Vaccine-Associated Sarcoma) olarak karşımıza çıkabilir. Kedilerde VAS görünme sıklığı 1/1000 ile 1/10000 arasında değişiklik göstermektedir. Bu değişikliğin sebebi ise kedilere daha önce yapılan aşıların sıklığı ve dozuna bağlıdır. Tümörlerin oluşma sebebi genellikle Kuduz ve Feline Lösemi aşısıdır. Bu aşılar olunduktan sonra kedide 3-11 ay arasında Tümör görülebilir. Aşı Yeri Sarkomu Nedenleri Aşı yeri sarkomunun tam nedeni tam olarak bilinmemekle birlikte, bazı faktörlerin rol oynayabilmektedir. Kronik Enflamasyon: Enjeksiyonun neden olduğu lokal inflamasyon, hücrelerin kontrolsüz büyümesine neden olabilir.Adjuvanlar: Bazı aşılar, bağışıklık yanıtını artırmak için kullanılan adjuvan maddeler içerir. Bu maddelerin uzun süreli inflamasyona yol açabileceği düşünülmektedir.Genetik Yatkınlık: Bazı kedilerin genetik olarak bu tür tümörlere daha yatkın olduğu öne sürülmektedir. Aşı Bağlantılı Sarkoma (VAS) Sebebi VAS (Vaccine-Associated Sarcoma) ilk olarak 1985 yılında görülen bir tümör türü olmasına karşın araştırmalarına 1993 yılında başlanmıştır, kesin olmasa da temel sebepleri 1996 yılında açıklanmıştır. 1985 yılında kedilere yapılan Alüminyum içeren kuduz ve feline lösemi aşılarının yan etkisi olduğu söylenmiştir. Kuduz aşıları 1987 yılında Amerika da zorunlu hale gelince bir çok VAS görülmeye başlanmıştır. Günümüzde bile hala bir çok aşının yanlış dozajından ve kaliteli olmayışından dolayı VAS görülmektedir. Aşı yaptırılmadan önce mutlaka kontrol edilmeli ve gerekli yasal koşulların olup olmadığı araştırılmalıdır. Daha sonrasında ise sık aşı yapılan yerlerde tümör ortaya çıktığı gözlemlenmiştir ve Aşı yeri sarkomu gibi isimlerle de anılmaya başlanmıştır. Kediler sık enjeksiyon yapılan bölgeler uzman veteriner hekimler tarafından kontrol edilmelidir. Kediler üzerinden çalışmalar yapılsa da VAS yada Aşı yeri sarkomu köpeklerde de görülebilmektedir. Aşı Yeri Sarkomu Patolojisi Kedi veya köpeklerde sık enjeksiyon yapılan yerlerde iltihap oluşması yada yangı olma durumu VAS görülmesini doğru orantılı olarak etkilemektedir. Yapılan araştırmalar sonucunda oluşan tümör içerisinde yardımcı alüminyum parçaları görülmüştür. VAS kendi içinde türlere ayrılan bir rahatsızlıktır en yaygını ise Fibrosarkoma’dır. Fibrosarkoma ise yine VAS ile aynı anlama gelen bir terimdir. Fibrosarkoma, bağ dokusundan gelişmiş kötü huylu tümöre denir. Enjeksiyon sonrasında deride oluşan iltihap veya yangının ikinci aşaması olarak görülen sarkoma türleri metal implantlar ile insanların vücuduna sonradan yerleştirilen yabancı maddeler ile benzer özellikler taşımaktadır. Sarkoma sonrası Spirocerca lupi enfeksiyonu görülebilir, genellikle köpeklerde görülen bu enfeksiyon kedilerde de görülebilir. Lakin kediler, köpeklere göre VAS rahatsızlığına daha yatkındır. Kedilerin daha yatkın olma sebebi bir çok tıbbi terimle açıklanabilir olsa da temelinde kedilerin bünyesinin daha yetersiz ve dayanıksız olması vardır. Aşı Yeri Sarkomu Belirtileri ve Teşhisi Aşı yapılan bölgede birkaç hafta veya ay sonra oluşan sert bir şişlikŞişliğin zamanla büyümesi ve şekil değiştirmesiAğrı veya hassasiyet (her zaman olmasa da)İleri vakalarda yaralar ve doku kaybı Aşı Yeri Sarkomu Teşhisi VAS teşhisi için uzman veteriner hekim gereklidir, benzer bulgular görmeniz halinde mutlaka bir veteriner kliniğine başvurmalısınız. VAS genellikle deri altında büyük bir kitle olarak ortaya çıkmaktadır. Eğer deri altındaki kitle iltihaplı veya ülserli ise VAS olma olasılığı vardır. Lakin her deri altı kitle VAS olacağı anlamına da gelmez. VAS'ın kesin teşhisi  için biyopsi gereklidir. Sonuç olarak veteriner kontrollerinizi aksatmamalı ve olası ciddi rahatsızlıkların önüne geçebilmek açısından yılda en az 1 kez check-up yaptırılmalıdır. Bu uygulama erken teşhis için gerçekten önemlidir. Eğer gözlemleriniz doğrultusunda bir sorun olduğunu düşünüyorsanız ilgili bölgeye yönelik KBB, Kardiyoloji ve Dahiliye bölümlerinden muayene randevusu alabilirsiniz. Erken teşhis ve düzenli takip sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürmesine yardımcı olacaktır! --- ## Kedi ve Köpeklerde Kulak Kaşıntısı > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-kulak-kasintisi/ Kedi ve Köpeklerde Kulak Kaşıntısı ile Olası Sebepleri Genellikle minik dostlarımızın çok keyifli bir şekilde kulak kaşıma hareketlerini görmekteyiz; bu kaşıntılar arada sırada olduğunda bunun için endişelenmeye gerek yoktur fakat sürekli ve sıklıkla bir bölgeyi kaşıdığını görüyorsanız ve kaşıdığı bölgede bir de tüy dökülmesi gibi bir durumu fark ediyorsanız, o zaman bir sorun olduğunu söyleyebiliriz. Böyle bir durumda öncelikle sorunun ne olduğunu net bir şekilde anlayabilmek için bir an önce veteriner kliniklere gitmelisiniz…  Birçok hastalığın reaksiyonlarından biri olan kulak kaşıntısının neden kaynaklı olduğunu anlamak için bir veteriner hekimin kontrolüne girmesi mutlaka gerekmektedir. Kaşıntıya Sebebiyet Verecek Bazı Nedenler: Bit, Pire ve Kene Sorunları: Genellikle ve yaygın olarak karşımıza çıkan sorunlardan biri bit, pire ve kene sorunlarıdır. Özellikle bahar ayları geldiğinde yumurtalarından çıkan bu canlılar kedi ve köpeklerimize kolayca bulaşabilmektedirler. Kedi ve köpeklerde sürekli kaşınmanın önemli nedenlerinden biri de budur. Tavuk: Kliniklerde karşılaşılan genel durumlardan biri de beslenme alerjisi durumudur. Yaz ayları geldiğinde derinin direnci zayıflar ve yoğun proteinlere karşı alerji göstermeye başlayabilir. En ucuz protein kaynaklarından biri olan tavuk nedeniyle minik dostlarımız sıklıkla tavuk ağırlıklı beslenmektedirler ve bu alerji durumunu da yaşayabilmektedirler. Uyuz: Şiddetli kaşıntılara sebep olabilecek en önemli sebeplerden biri de uyuz rahatsızlığıdır. Vücut direnci düşük olduğunda ortaya çıkan bir parazit olan uyuz, köpekten köpeğe geçebildiği gibi topraktan bile köpeğe geçebilmektedir. Hormonal Bozukluklar: Hormonal bozukluklar da kulakta enfeksiyona ve kaşıntıya sebep olabilmektedir. Kulak Üzerine Alınan Darbeler: Hayvanın kendi kendisini kaşırken kulakta tahribat meydana gelebilir ve bu tahribattan ötürü de hayvan enfeksiyon kapabilir. Kulağın Anatomik Yapısı: Özellikle cocker cinsi gibi uzun kulaklı ve tüylü ırklar bu hastalığa oldukça yatkındırlar. Bu sebeple köpeğinizi yıkarken ve yüzdürürken oldukça dikkatli olmalısınız. Hatta bu ırk köpeklerde dış kulak yolu hastalığı çok sık görüldüğünden ve bu hastalığa karşı kolay yakalanabilme özellikleri olduğundan çok sık yıkanmaları ve yüzdürülmeleri önerilmez. Bunlar dışında daha birçok sebebi örnek verebiliriz. Örnek olarak köpeklerimizi ve kedilerimizi yıkarken kulaklarına oldukça dikkat etmeliyiz. Kulaklarına kaçan su ileride farklı rahatsızlıklara neden olabilmektedir. Bunun yanı sıra yıkadıktan sonra hayvanlarınızın kulaklarını da iyice kuruttuğunuzdan emin olmalısınız; çünkü nemli kalan kulak ortamı mantar gibi çeşitli sorunların meydana gelmesine sebep olabilmektedir.  Hayvanlarımızın temizliği onların sağlığı açısından çok önemli bir rol oynamaktadır. Bu sebeple kedilerimizin ve köpeklerimizin temizliğini yaparken kulaklarının temizliğine de dikkat etmeliyiz. Hatta bunu doğru şekilde nasıl yapabileceğimizi öğrenebilmek adına veteriner hekimlerden yardım da isteyebiliriz. Veteriner hekimlerin, kedilerinizin ve köpeklerinizin kulak temizliği ile bakımını nasıl doğru şekilde yapabileceğine dair verdiği önerilere uyduğunuz takdirde yaşanabilecek rahatsızlıkları minimuma indirmeyi başarırsınız. İlk başta da dediğimiz gibi kedi ve köpeklerimizin kulaklarını arada kaşımaları çok doğal bir eylemdir fakat sürekli aynı yeri şiddetli bir şekilde kaşıyorsa mutlaka bir veteriner kliniğe gitmenizi tavsiye ediyoruz. --- ## Kedilerde Ehlers Sendromu > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-ehlers-sendromu/ Ehlers - Danlos Sendromu Nedir? Bir diğer adı da kırılgan deri sendromu olan ehlers - danlos sendromu, kolajen üretiminde genetik bir bozukluktan kaynaklı rahatsızlıklarda görülebilmektedir. Deri de kırılgan, gergin ve gevşek deri ile karakterize bir grup bağ dokusu bozukluğuna neden olan ehlers sendromu, insanlarda meydana gelebildiği gibi kedilerde de görülebilmektedir.  Kırılgan deri hastalığına maruz kalan kedilerde bu bozukluk anormal bir yapıya sahip olan kolajen lifleri ile sonuçlanmaktadır. Cildi zayıflatan ve yapısal özelliklerini azaltarak, derinin zarar görmesine neden olmaktadır. Kırılgan deri hastalığındaki klinik bulgular, kolajen yapısı ve yoğunluğundaki değişikliklerle hassas cilt ve gevşeklik görülmesidir. Çok küçük çizikler bile bu durumdaki kedilerin ciltlerine zarar verebilir ve yaralanmalarına neden olabilir. Kolajen eksikliği ile vücut, kalp, göz ve kan damarları gibi diğer önemli dokularında etkilenmesine neden olabilir. Kırılgan deri sendromu bir cilt esneme testinin yanı sıra kolajen değişikliklerin gözlemlendiği ve deri örneklerinin laboratuvar tarafından incelenmesiyle de teşhis edilebilmektedir. Yüksek derece bu rahatsızlıktan etkilenen kedi yavrularının hayatta kalmaları mucize denilecek kadar azdır. Fakat bu rahatsızlığı hafif olarak yaşayan kediler, hayatlarını normal şekilde sürdürebilirler. Ama unutulmamalıdır ki derilerindeki rahatsızlıktan dolayı sürekli yaralanma riski ile karşı karşıya yaşamlarını sürdürmektedirler. Kimi zaman ciltlerinde meydana gelen yırtılmalar ve morarmalar hiçbir sebep yokken bile meydana gelebilmektedir. Bu yaralanmalar ve morarmalar oldukça acı verici olabilmektedir. Ehlers Sendromuna Neler Yapabiliriz? Ehlers sendromuna maruz kalan kedilerin sahipleri, kedinin yaşam alanında keskin cisimleri bulundurmamaya dikkat etmelidir. Kedi sahipleri, kedilerinin derileri üzerinde de sık sık kontroller yapmalı ve veteriner hekimlerin tavsiyelerine uymalıdırlar.  Kedilerde nadir görülen bir rahatsızlık olmasına rağmen kaç kedinin bu rahatsızlıktan muzdarip olduğuna dair rakamsal veriler bulunmamaktadır. Diğer kedi ırklarına göre Himalaya kedilerinin daha fazla bu hastalıktan muzdarip olduğunu da dip not olarak belirtmek gerekir. Bu hastalığı ciddi şekilde yaşayan kedilerin doğum yapmamaları gerekmektedir ama hafif etkilenen kediler ise doğum yapabilirler. Fakat unutmamak gerekir ki yüksek ihtimalle de bu rahatsızlığı yavrularına da geçme durumu bulunmaktadır. Bu hastalığın etkilerinin gözlemlenmediği ve hastalığın etkilerine maruz kalmayan ama taşıyıcı olan kediler de bulunmaktadır. Peki kedinizin gerçekten sağlıklı mı yoksa taşıyıcı olduğunu nasıl mı anlayacaksınız? Açıkçası bu hastalık için henüz genetik testler bulunmamaktadır. Yani kedinizin taşıyıcı mı olup olmadığını söyleyebilmek genetik açıdan şimdilik mümkün değildir. Bazı kedilerin oldukça ciddi etkilerini hissettiği ehlers sendormu bazı kedilerde ise hafif ve ılımlı şekilde görülmektedir. Bu sebeple fiziksel etkilerinin gözlemlendiği durumlarda sadece anlaşılabilen bu rahatsızlık için taşıyıcı olup olmadığı bilinmeyen kedilerde bir şey yapabilmek pek de söz konusu değildir. Nadir görülen bir hastalık olsa da kedi sahiplerinin korkulu rüyalarından biri olan ehlers sendromu için kedinizin deri kontrollerini de sıklıkla yapmayı ihmal etmemenizi tavsiye ederiz. --- ## Mide Kanaması ve Ağrı Kesici İlişkisi > URL: https://vetart.com.tr/mide-kanamasi-ve-agri-kesici-iliskisi/ Kedi ve Köpeklerde Mide Kanaması ve Ağrı Kesici İlişkisi Aslında oldukça zararsız gözüken ağrı kesiciler minik dostlarımız için bazen büyük sorunlar yaşanmasına sebep olabilmektedir. Kedi ve köpeklerde yaşanan mide kanaması gibi rahatsızlıkların sebeplerinden biri olan ağrı kesicilerin kullanımında mutlaka çok dikkat edilmelidir.  Zehirlenmelerden kaynaklanan mide kanamaları ne yazık ki bazen ani ölümlerin gerçekleşmesine dahi sebep olabilmektedir. İlk belirtileri kusma olan zehirlenme durumlarında, birçok hayvan sahibinin aklına yanlışlıkla yenilmiş olabilecek böcek ilaçları ya da temizlik malzemeleri gibi kimyasal ürünler gelse de farklı sebeplerden de bu zehirlenme durumları görülebilmektedir. Hatta bazen kötü niyetli kişilerin hayvanlarımızı zehirlemiş olabileceğini bile düşünürüz fakat hiç de aklımıza gelmeyecek nedenlerden biri olan ilaç kullanımı da bu zehirlenmelere sebebiyet verebilmektedir. İçerisinde ibuprofen non-streoid madde bulunan soğuk algınlığı ilaçları dahi fazla tüketildiğinde zehirlenmeye sebep olabilmektedir. İbuprofen non-streoid bir ağrı kesici olmasıyla birlikte kimi zaman sadece tek kullanımlık bir ilaç da bile zehirlenme vakaları görülebilmektedir. Bu zehirlenmeler de hızlı bir şekilde mide kanamalarının yaşanmasına neden olabilmektedir.  Kedi ve Köpeklerimizin Zehirlendiğini Gösterebilen Etkiler Nelerdir? Aşırı salya ve bol köpüklü salya akıntısı durumları.Sürekli bir kusma hali görülür ve hayvan artık safra kusma evresine geçer.Sürekli bir ishal hali yaşanmaktadır.Hayvan öyle şiddetli bir karın ağrısı yaşar ki bu karın ağrısından dolayı kendisini oradan oraya atabilir.Seğirmeler görülür.Hayvanlarda ürkeklik ve çekingenlik tavırları görülür.Kaslarda kasılmalar ve titreme halleri görülürüz.Göz korneasında sabitlik ve büyüme ile birlikte ışığa karşı fazla duyarsızlık görülür. Kedi ve Köpeklerde İç Kanama Belirtileri Nelerdir? Zehirlenme durumları hayvanlarda bazen iç kanamalara dönüşebilmektedir. Bu iç kanamaları da görülen aşağıdaki belirtiler ile anlayabiliriz: Hayvanın kan tükürmesi ciddi bir iç kanama belirtisidir.Eğer kan atma durumu görülüyor ise bu da ciddi bir iç kanama belirtisi olarak değerlendirilir.Köpeklerimizde sakızlık dediğimiz durumu görüyorsak bu da bir iç kanama belirtisidir.Çok hızlı kalp atışı da mide ve iç kanama belirtilerinden biridir.Aşırı güçsüzlük ve halsizlik durumları gözüküyorsa bunun da nedenlerinden biri iç kanama olabilir.Ani bir şekilde enerji kaybı ve halsizlik de iç kanama belirtilerinden biri olarak görülür.Düşme gibi durumlarda hayvanlarımızda gözlenmeye başlamışsa hayvanınızın ciddi bir iç kanama durumuyla karşı karşıya olduğu söylenebilmektedir. Zehirlenmeler ve sonrasında yaşanan mide kanamaları ani ölümlerle dahi sonuçlanabilmektedir. Bu sebeple hayvanlarımızın tavırlarını kontrol altında tutarak erken tedaviye başvurmak önem taşımaktadır. Oldukça zararsız gözüken ilaçlar bile bazen bu zehirlenmeler ile mide kanamalarına sebep olabilmektedir. Bu sebeple köpeklerimize ilaç vermeden önce mutlaka veteriner hekimlerle görüşüp onların kontrollerinde bu ilaçları kullanmaya dikkat etmeliyiz. Basit birer ilaç gibi görünen ağrı kesicilerin bile mide kanamasına sebep olabileceğini unutmamalı, minik dostlarımızın tedavilerinde veteriner kliniklerden destek almaya da özen göstermeliyiz. İstanbul Veteriner Kliniği VetArt, 2012 yılından bu yana Üsküdar Fıstıkağacı'nda hizmet vermeye devam ediyor. --- ## Kedi ve Köpeklerde Kök Hücre Tedavisi > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-kok-hucre-tedavisi/ Günümüzde kedi ve köpekler içinde adından söz ettiren bir tedavi yöntemi olan kök hücre tedavisi oldukça başarılı sonuçlara imza atabilmektedir. Öncelikle kök hücrenin ne olduğundan ve konunun temelinden söz etmek gerekirse, şu şekilde özetleyebiliriz: Kök hücreler, elde edilen bölgedeki hücrelerdir ya da başka hücrelere dönüşebilme özelliği olan farklılaşmamış ve kendi kendine yenilenme özelliklerine sahip hücrelerdir. Aynı zamanda Çoğalma ve farklılaşma özelliklerine de sahip olabilmektedirler. Birçok dokuda bulunabilen bu tip hücreler, bozulmuş hücrelerin yenilenmesinden sorumlu olan hücrelerdir. Dokuya has özellikleri bulunmayan ve özelleşmemiş olan bu hücreler uygun bir sinyal alana kadar farklılaşma göstermezler. Hücre çekirdeğinin genlerinde bulunan yapı ile kök hücrelerin hangi hücreye farklılaşma desteği göstereceği belli olur.  Bir hücrenin kök hücre olarak tanımlanabilmesi için 5 kriterden söz edilmektedir. Bunları şu şekilde sıralamaktayız: Uzun zaman boyunca bölünebilme kapasitesine sahip olan hücrelerdir ve kendilerini yenileyebilme kapasiteleri bulunan hücrelerdir.Bu tip hücreler özelleşmemiş hücrelerdir.Bu tip hücrelerin özelleşmiş hücrelere dönüşebilme durumları vardır.Hasar gören dokuya uygulandıklarında kaynak dokunun işlevsel olarak yeniden çoğaltılabilmelerini sağlamaktadır. In Vivo denilen ortamda dahi doku hasarı oluşmamış olsa bile farklılaşmış kuşaklara destek sağlayabilme özellikleri vardır. Kök Hücrelerin Özellikleri Nelerdir? Bölünme ve Yenilenme: Kök hücreler, dokuda onarım için onlara ihtiyaç duyuluncaya kadar özelleşmeden bölünebilme yeteneklerine sahip hücrelerdir. Kök hücrelerde telomeraz aktivitesi fazla olursa uzun telomer zincirleri oluşturlar ve böylece sınırsız bölünme ile kendilerini kopyalayabilirler. Kök hücre tiplere 2’ye ayrılmaktadırlar. Bunlar “Embriyonik Kök Hücreler” ve “Erişkin Tip Kök Hücreler” olarak isimlendirilmektedirler. Bu iki tip kök hücreyi de kısaca şu şekilde özetleyebiliriz:  Embriyonik kök hücreler yeni bir organizmayı bütünüyle yapabilecek potansiyele sahiptirler. Döllenmeden 4 - 5 gün sonra totipotent hücreler daha özelleşme göstererek blastosistin, inner cell mass olarak isimlendirilen iç hücre tabakasından elde edilen ve kültür ortamında üretilen hücrelere dönüşebilmektedirler. Kültür ortamında 1 - 2 yıl boyunca farklılaşmadan üremelerini sürdürebilen hücre tipidir.  Bir diğer kök hücre tipi olan Erişkin Tip Kök Hücreler ise farklılaşmış bir dokuda bulunurlar ve farklılaşmamış hücre gruplarına dahildir. Bu organizma yaşamını sürdürdüğü sürece kendini kopyalayarak üremeye devam eder ve bulundukları dokuda oluşan bir hasar olduğunda doku üzerinde rejenerasyon sağlarlar. Erişkin tip kök hücreler için multipotent olduklarını söyleyebilmekteyiz. Kendilerini yenileme potansiyeli olan bu kök hücrelerde, işlendikleri dokunun özelleşen hücre tiplerini oluştururlar ve bunun gibi başka dokularında hücrelerine de dönüşebilmektedirler. Bu tip kök hücrelerden sinir, kas ve karaciğer hücreleri elde edilir. Beyin kök hücresinden de kan ve kas hücreleri oluşturabilme özelliklerine sahiptirler. Bu kök hücreler her dokudan elde edilemediği gibi şu ana kadar sadece beyin, kemik iliği, kas, diş, deri, sindirim sistemi, pankreas ve gözden elde edilebilmişlerdir. Kedi ve Köpeklerde Kök Hücre Tedavisi Uygulamaları Tıpta devrim niteliği taşıyan kök hücre tedavisi günümüzde sevimli dostlarımız kedi ve köpeklerde de uygulanmaya başlanarak, hayvanlar üzerinde de birçok hastalığın tedavi edilmesini sağlamaktadır. Hayvan sağlığı açısından çok büyük yararlar sağlayan kök hücre tedavisi ile tedavi edilmesi neredeyse mümkün gözükmeyen durumlardan bile başarılı sonuçlar elde edilerek sevimli dostlarımızın sağlıklarına kavuşmalarına vesile olabilmektedir.  Daha detaylı bilgi için Veteriner kliniğimiz ile iletişime geçebilirsiniz. Vetart Üsküdar Veteriner Kliniği yedi yılı aşkın süredir alanında uzman kadrosu ile hizmet vermeye devam ediyor. --- ## Köpeklerde DCM > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-dcm/ Köpeklerde DCM (Dilate Kardiyomiyopati) Köpeklerde görülen bir kalp rahatsızlığı olan DCM,  yani bir diğer adıyla Dilate Kardiyomiyopati durumu, kalp boşluklarının farklı etiyolojik nedenlerden dolayı genişlemesi olarak tanımlanmaktadır. Kalbin sol ventrikül ve atriumlarında oluşan bu genişleme ise sistolik disfonksiyona sebebiyet vermektedir. Sistolik fonksiyon kaybı ise kalbin kan pompalama gücünü zayıflatmaktadır ve bununla birlikte köpeklerde klinik belirtilerin meydana gelmesine neden olmaktadır. DCM, hangi köpek ırklarında görülen bir rahatsızlıktır? DCM hastalığı için bir genelleme yapacak olursak bu rahatsızlık en yoğun şekilde Alman Çoban Köpeği, Dobermann, Saint Bernard, Boxer, Dalmaçyalı, Labrador Retriever, Kangal ve Akbaş gibi büyük ırktaki köpeklerde gözlemlenmektedir. Elbette bunlarla birlikte Cocker’larında DCM hastalığına karşı duyarlı olduğunun altını çizmek gerekir. Birçok nedene bağlı olarak ortaya çıkabilen bu rahatsızlık, kemoterapi ilaçları kullanan köpeklerde, hipotroidi ya da hipertroidi hastalığı olan köpeklerde, enfeksiyon - sepsis geçmişi bulunan köpeklerde ve taurin yetersizliği bulunan köpeklerde özellikle görülebilmektedir. Bunun yanı sıra birçok köpekte de genetik faktörlerden kaynaklı bu rahatsızlık oluşabilmektedir. DCM Riski Taşıyan Köpekler İçin Ne Yapmalıyız? DCM’nin yıllar süren bir erken dönem süreci olabilmektedir ve bu erken dönemde köpekler DCM’ye dair hiçbir bulgu göstermeyebilirler. Bu sebeple yıllar sürebilen bu sessiz dönemde hastalığın ilerlemesi için büyük bir risk teşkil etmektedir. Köpeklerde DCM’nin ilerlemesini önleyebilmek için en önemli adımlardan biri risk altında olan köpeklerin kontrollerinin aksatılmamasıdır. Erken dönemde veterinerler tarafından yapılan kardiyolojik kontroller, DCM hastalığı ile mücadele de büyük önem taşımaktadır. DCM ileri döneme geçtiğinde ise kardiyomyopatili köpeklerde adım dahi atamayacak kadar yorgunluk, öksürük, erken yorulma, solunum güçlüğü, bayılma ve hızlı kilo kaybı gibi belirtiler görülmektedir. Erken dönemde gelen teşhis ile uygulanan ilaç tedavileri köpeklerdeki yaşam sürelerini ciddi anlamda uzatabilmektedir; bu sebeple erken dönemlerde gerçekleşen kontrollerin önemini köpek sahipleri asla unutmamalıdırlar.  DCM Tedavi Uygulamaları ve Yöntemleri Herhangi bir tedavi yöntemi uygulanmadan önce uygulanacak tedavi yönteminin belirlenmesi için öncelikle hastalığın altında yatan sebep araştırmalıdır. Hastalığın kaynağı eğer tespit edilebilirse en etkili tedavi yöntemi de böylece uygulanabilmektedir. Eğer hastalığın sebebi taurin eksikliği ise beslenme takviyeleri ile kalp sağlığı daha iyi bir duruma getirilebilir. Solunum sıkıntısına bağlı durumlarda ise sıvı takviyesi ve oksijen tedavisi gibi yöntemler de uygulanabilmektedir. Kalpteki stresi azaltmak için uygulanan ilaç tedavileri de olumlu sonuçlar verebilmektedir. Eğer vücutta sıvı birikimi varsa bunu azaltmak için iğne ile göğüs boşluğunda biriken sıvı alınarak farklı tedavi yöntemleri de uygulanabilmektedir. Hastalığın erken sessiz döneminde köpeklerde hiçbir belirti görülmediği için kimi zaman köpek sahipleri bu tedavi yöntemlerini uygulamaktan kaçınabiliyorlar fakat hastalığın ileri dönemlerine geçilmeden uygulanan bu tedavi yöntemleri sayesinde, en iyi sonuçların alındığını da unutmamak gerekir. Minik dostlarımızın neşe dolu halleri hiç eksik olmaması için erken dönem kontrollerini aksatmamanızı ve veteriner hekimlerin sunduğu tedavi yöntemlerini dikkate almanızı şiddetle tavsiye ediyoruz. İstanbul Veteriner Kliniği VetArt, 2012 yılından bu yana Üsküdar Fıstıkağacı'nda hizmet vermeye devam ediyor. --- ## Hayvanlarda Eşcinsel Davranışlar > URL: https://vetart.com.tr/hayvanlarda-escinsel-davranislar/ Hayvanlarda Eşcinsel Davranışların Tarihi Günümüz de yapılan araştırmalar ve gözlemler neticesinde birçok hayvanda eşcinsel davranışlar sergilendiğine de tanık olunmuştur. Hayvanlarda eşcinsel davranışlar yapılan gözlemler ışığında belgelenebilen eşcinsel, transeksüel ve biseksüel davranışlardır. Bu davranışlar içerisinde cinsel ilişki, kur yapma, duygusal bağ kurma, eş olma ve etkilenme gibi eylemler yer almaktadır. Bu konuda ki önemli makalelerden birini 1999 yılında Bruce Bagemih yazmıştır ve makalesinde birçok canlının yer aldığı araştırmaların 500’ü kadarını belgeleyerek 1500 türün eşcinsel davranışlar sergileyeşinden söz etmiştir. Hayvanların cinsel davranışları kendi türleri arasında bile birçok çeşitliliği gözler önüne serebilmektedir. Bunun önemli sebeplerinden biri ise birçok tür üzerinde henüz yeterli araştırma imkanı bulunamamıştır. Bu konudaki en önemli makalelerden birine imza atan Bagemihl ise “ hayvanlardaki cinsel çeşitliliğin ( buna eşcinsellik, biseksüellik ve çoğalmaya dayanmayan cinsellik de dahil olmak üzere ) bilim çevreleri tarafından daha önce kabul etmek istediğinden çok daha fazla “ olduğunu iddia etmektedir. Günümüzde yapılan yeni araştırmaların bizlere gösterdiği konulardan biri de hayvanlar aleminin genelinde aynı cinsteki hayvanların aralarında birçok eşcinsel davranış gözlemlendiği kanıtlanmaktadır. Hayvanlarda Eşcinsel Davranışlara Dair Araştırmalar Bu konuda yine yayınlanan makalelerden biri de 2009 yılında yazılmıştır ve bu makaleye göre aynı cinsteki hayvanlar arasında, cinsel ilişkilerin hayvanlar aleminde evrensel bir olgu olduğunu göstermektedir. Ve bu olgu türler arasında oldukça yaygın bir şekilde görüldüğünü belgelemiştir. Hayvanlar üzerinde artık doğal bir durum olarak görülen eşcinsel davranışlar farklı gruplar tarafından birçok tartışmanın da doğmasına sebep olacak bir durum haline gelmiştir. Aynı cinsten iki hayvanın göstermiş olduğu eşcinsel davranışlar hakkında birçok üniversite de geniş çaplı araştırmalar yapmıştır. Yapılan araştırmalar neticesinde bu durumun yoğunluk olarak kuşlar, memeliler, primatlar ve deniz memelerinde görüldüğünü göstermektedir. Fakat eşcinsellik olgusunun tam olarak hayvanlar aleminin ne kadar kısmında görüldüğü bilinmemektedir. Doğaya Karşı’nın bilim danışmanı olan Petter Bockman’a göre ise hayvanlarda eşncinsel davranışların şu anda bilinenden çok daha yaygın olduğu görüşünü savunmaktadır. Fakat bazı karşıt görüşlerde bulunan da birçok araştırmacı bulunmaktadır. Bu araştırmacılara göre bu davranışlar sadece erkeklerde oluşan veya erkek egemen topluluklarda görülen ve hapishanelerdeki cinsellikte olduğu gibi olduğunu savunmaktadırlar. Fakat buna karşıt olarak da başka araştırmacılar bunun sosyal konum belirleme ile alakası olmadığını ve bu olmadan da sosyal bağların güçlendirilebildiğini savunmaktadırlar. Örnek olarak hayatları boyunca tek bir erkek eşle yaşamış olan penguenlerin onlara şans verildğinde dişi bir penguen ile ilişkiye girmeyi red etmesi gibi davranışların gözlendiğini belirtmektedir. Fakat bu davranışın nedenini tam olarak açıklamanın mümkün olmamasından kaynaklı bunu yeterli bir kanıt olarak görmeyen araştırmacılar da vardır. Fakat günümüzde ilerleyen bilimsel araştırmaların ışığında bazı yeni verilerde elde edilmeye devam etmektedir. Elde edilen bazı rapor ve verilere göre örnek olarak koçların %8’i koyunlarla çiftleşmeleri için bir şans verildiğinde koçlarla çiftleşmeye devam ettikleri gözlemlenmiştir. Günümüzde belirlenen eşcinsel türler arasında koyunlar, kediler, atlar, köpekler ve muhabbet kuşları gibi evcilleştirilmiş hayvanlar da bulunmaktadır. --- ## Kedi ve Köpeklerde Epilepsi Hastalığı > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-epilepsi-hastaligi/ Beyinde gerçekleşen fonksiyonel bozukluklardan dolayı oluşan nöbet durumları, anormal olan elektriksel aktivitelerdir. Bu nöbetler uzun bir süre boyunca belli periyod aralıklarında tekrarlanması durumlarında epilepsi hastalığını işaret etmektedir. Nöbetlerin gerçekleştiği sayı ve süre hakkında kesinlik gösterebilen bir bilgi olmasa da ayda iki veya daha fazla oluşan nöbet durumları için epilepsi hastalığı klinik bir bilgi olarak değerlendirilebilmektedir. Epilepsi hastalığında nöbet öncesi, nöbet başlangıcı,  nöbet sırası ve nöbet sonrası olarak 3 farklı klinik bulgusu elde edilmektedir. Nöbetin bu aşamalarına ise prodrom, auro, iktus ve postikal olarak adlandırılmaktadır. Bazı dönemlerde ise nöbet geçirilmeden geçen zamanlar oluşmaktadır. Nöbet geçirilmeyen o dönemlere ise entiriktal dönem olarak isimlendirilmektedir. Nöbet, hastalarda istemsiz kas hareketleri, davranış bozuklukları ve bilinç kaybı gibi reaksiyonlar yaşatmaktadır. Nöbetler, fokal ve generalize olmak üzere iki farklı grupta değerlendirilmektedir. Fokal nöbetlerde belli kas gruplarında istemsiz hareketler meydana gelse de bilinç açık olmaktadır. Generalize nöbette ise bu nöbet beynin tümünde gerçekleşir ve bilinç kapanır. Köpeklerde çoğunlukla primer generalize nöbet görülmektedir. Epilepsi, neden olan bozukluğa göre idiopatik, sekonder ve reaktif olarak üçe ayrılmaktadır. Fakat ortaya konulan bir nedene bağlı olarak değerlendirilemiyorsa primer veya idiopatik epilepsi oarak tanımlanabilmektedir. Kedilerde ve Köpeklerde Epilepsinin Başlıca Nedenleri Böbrek yetmezliğiKaraciğer bozukluğuBeyin travmalarıBeyin dokusu noksanlığıKimyasal toksinlerMantar enfeksiyonlarFelin infeksiyöz peritonitFelin leukemia virüsü Nöbetle Gelişen Proksimal Bozukluklar BayılmaKardiyak aritmileriHipotansiyonAralıklı güçsüzlükHipoglisemiHipoadrenokortisimElektrolit anormallikleriMyestenia gavisAkut vestibular sendromNarkolepsiKatolepsiHareket bozukluklarıHareket sonrası güçsüzlük Primer Epilepsi Hakkında Primer veya idiopatik epilepsi, ortaya konulabilen herhangi bir sebebe bağlı şekillenmiyorsa adından söz ettirmektedir. Kalıtsal olan bu hastalık, “kendiliğinden oluşan” epilepsi olarak belirtilir. Köpeklerde görülen epilepsinin %25 - %35’i idopatik epilepsidir. Çoğu hayvanda yaşanan ilk nöbet 6 ay ile 3 yaş arasında görülür. Fakat bazı hayvanlarda epilepsi rahatsızlığı 5 yaşına kadar bile görünemeyebilmektedir. Köpeklerin yaşı ilerledikçe yaşanan nöbetlerin sıklığı ve şiddeti zaman geçtikçe artmaktadır. Hayvanlarda epilepsi nöbetleri çoğunlukla dinlendikleri sırada, uykuya daldıkları sırada ya da aniden uyandıkları sırada gerçekleşir. Nöbeti tetikleyen durumlar arasında stres, heyecanlanma, hiperventilasyon ve egzersiz sonrası görülse de hiçbir nedene bağlı olmadan da nöbet oluşabilmektedir. Status Epileptikus ve Akut Tekrarlayan Nöbetler En az 5 dakika süren ve nöbetler arasında bütünüyle normale dönmeyen generalize nöbet haline status epileptikus denilmektedir. Akut tekrarlayan nöbetler ise 24 saat içerisinde 2 veya daha fazla nöbet yaşanması durumunda tanımlanmaktadır. İdiopatik epilepsili köpeklerin %50 - %60’ında akut tekrarlayan nöbetler ve status epileptikus görülmektedir. Vestibular hastalık da kedi ve köpeklerde sentral ya da periferal vestibular sistemin etkilendiği yaygın nörolojik anormalliklerdir. Kediniz yada köpeğinizde bu belirtilerden bir yada daha fazlasını görmeniz halinde derhal veteriner hekiminize danışmalısınız. Evcil hayvanınızın kontrollerini düzenli olarak yaptırmalı ve takip etmelisiniz. --- ## Jack Russell Terrier > URL: https://vetart.com.tr/jack-russell-terrier/ Jack Russell Terrier, ismini üreticisinden alan bir ingiliz yapımı köpektir. Köpek ilk üretildiğinde av için kullanılmıştır. Köpeği üreten kişinin ismi Jack Russell’dir ve kendisi ingiliz din adamıdır. Köpek yeterince hareketli bir türdür eğer egzersizleri iyi sağlanırsa ev ve apartman içinde rahatlıkla yaşayabilmektedir. Ev içerisinde sürekli hareket halinde olması evi biraz dağıtabilir ama iyi bir eğitimle evinize uyum sağlamasını kolaylaştırılabilir. Köpeğin safkan halini genelde İngiltere ve çevresinde bulabilirsiniz. Köpek günümüzde genellikle köpek yarışlarında kullanılır ama gerçek işlevi tilki avıdır. Jack Russell Terrier, av köpeği olduğu için sürekli bir egzersiz ihtiyacı olacaktır, köpek diğer türlerle kıyaslanırsa aşırı hızlıdır. Köpek oyun oynamaktan aşırı şekilde hoşlanır, eğer ilgi gösterebileceğiniz bir köpek arıyorsanız mutlaka Terrier tercih edilmelidir. Jack Russel Terrier ne kadar büyür? Köpeğe iyi bakılırsa ve tüm sağlık ihtiyaçları karşılanırsa 36 santime kadar uzayabilir. Normal boyutları ise 25-36 cm arası değişmektedir. Sağlıklı bir terrier 15 yıla kadar yaşayabilir. Jack Russel Terrier’in ortalama yaşam süresi ise 10-15 yıl arasında değişiklik göstermektedir. Köpeğin sağlıklı bir ağırlığı ise 7 kilodur, Terrier 6-8 kilo arasında değişiklik gösterebilir. Jack Russel Terrier ne kadar egzersize ihtiyacı vardır? Köpek sürekli ev içerisinde yaşarsa depresyona girerek hayatını kaybedebilir, günlük olarak egzersize ve gezdirilmeye çıkarılması gerekir. Bazı durumlarda ise evde egzersiz yöntemleri ile bu ihtiyaç karşılanabilir. Köpek dışarıda gezdirilirken mutlaka tasma kullanılmalıdır, keşfetmeyi ve gezmeyi çok seven bir tür olduğu için kaçıp yeni yerlere gidebilir ve yakalaması oldukça zordur. Ev içerisinde sürekli oyun oynamak isterler ve kendileri ile oyun oynamayan kedilerle anlaşamazlar. Ev içerisinde ki çocuklarınızla çok iyi anlaşırlar ve bir zararları dokunmaz. Jack Russel Terrier’in yatkın olduğu hastalıklar nelerdir? Terrier sağlıklı bir şekilde bakımı yapılırsa herhangi bir hastalığa yakalanması söz konusu değildir lakin köpeğin yatkın olduğu hastalıklar; Sağırlık, Lenslerde çıkık, diz kapaklarında çıkık, Ataksi, Glaukom gibi hastalıklara yatkındır. Bu hastalıklara yatkın olma sebebi çok hareketli bir yapıya sahip olmasıdır. Jack Russel Terrier bakımı nasıl yapılır? Köpeğin bakımı diğer türlere göre daha basit denilebilir lakin egzersiz ihtiyacı size zorluk çıkarabilir. Terrier diğer köpeklere göre kıyaslanırsa orta düzeyde tüy dökebilir. Köpeğin herhangi bir traş ihtiyacı yoktur ve gerektiğinde yıkanabilir. Haftada bir kere veya bir kaç kere fırçalamak gerekebilir. Jack Russel Terrier eğitilebilir mi? Evet köpek eğitilebilir, eğitim düzeyi diğer köpeklere göre kıyaslanacak olursa 5 üzerinden 3 puan verilebilir. Anlaşma düzeyi gayet iyidir ve 5 üzerinde 4 puanı alır. Zeki bir köpek olduğu için yabancılara karşı agresif hareketler sergilemez. Aynı zamanda köpek itaatkardır, doğru şekilde eğitimi verilirse itaat etmekte herhangi bir güçlük sezmez. Veteriner Kliniği VetArt her zaman sevimli dostlarımızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. Fıstıkağacı Üsküdar, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerinde, Kadıköy veteriner kliniği ve Ataşehir veteriner kliniği olarak ta hizmet vermektedir. --- ## İletişim > URL: https://vetart.com.tr/iletisim/ [vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1565099935047{padding-top: 130px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1563191624163{padding-top: 0px !important;}"][/vc_column][/vc_row][vc_row css=".vc_custom_1563197397271{padding-top: 130px !important;}"][vc_column][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row] --- ## Kedi ve Köpeklerde Sıcak Çarpması > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-sicak-carpmasi/ Kedi ve köpeklerde sıcak çarpması sık sık karşılaşılan olumsuz durumlardan biridir. Çoğunlukla yaz aylarında kendini gösteren ve hayvanların sağlığını olumsuz yönde etkileyen güneş çarpması, tedbir gerektiren önemli konulardan bir tanesidir. Gerek sokak hayvanları gerekse evcil hayvanlar için hayati risk taşıyan bu durum, önlem alınabilecek özel bir durumdur. Kedi ve Köpeklerde Sıcak Çarpması Olur mu? Köpeklerde ter bezleri olmadığı için vücutlarında biriken ısıyı soluyarak dilleri ile dışarıya atarlar. Aynı durum kediler için de geçerlidir. Kedilerde terleme durumu söz konusu olmadığı için vücutlarındaki ısıyı farklı yöntemlerle uzaklaştırmak zorunda kalırlar. Sahip oldukları ısıdan daha fazlasının mevcut olması kedilerin ve köpeklerin rahatsızlanmasına neden olmaktadır. Kedilere nazaran köpeklerin daha fazla ısıya maruz kaldığı bilinen bir gerçektir. Yaşanan bu olumsuzluğun nedeni ağırlıklı olarak ihmalkârlığa dayanmaktadır. Kedi ve Köpeklerde Sıcak Çarpmasının Nedenleri Kedi ve köpeklerde sıcak çarpmasının birinci nedeni hayvanları araçlarda kapalı bırakmaktır.Daha önce güneş çarpması yaşayan bir hayvan daha sonra tekrar yaşayabilmektedir. Tekrarlama ihtimali ilk ihtimalden çok daha güçlüdür.Barınacak alan bulamayan kedi ya da köpekler, güneş çarpması sorununu sıkça yaşarlar.Vücut ısısı çevre ısısına adapte olamamış olan kedi ya da köpeklerde sıcak çarpması sık sık yaşanmaktadır.Özellikle köpeklerde sık görülen egzersiz alışkanlığı sıcak saatlerde yapıldığında sıcak çarpmasına sebep olabilmektedir.Köpeklere, balkonlarda bakma durumu sıcak çarpmasına kaynaklık edebilmektedir. Kedi ve Köpeklerde Sıcak Çarpmasının Belirtileri Kedi ve köpeklerde sıcak çarpmasının belirtilerinden ilki soluma güçlüğüdür. Sık sık kesik kesik nefes alıp verme durumu söz konusudur. Ayakta duramama durumu bir başka belirti olarak görülmektedir. Kedi ya da köpeklerin yan yatma sıkıntısı yaşadığı bilinmektedir. Artmış kalp ritminin yanı sıra bir de kusma durumu kendini göstermektedir. Kusmayla eş zamanlı olarak kanlı ishal sorunu da ortaya çıkabilmektedir. Tüm bunların yanı sıra hayvanda salya artışı kendini göstermektedir. Kedi ve Köpeklerde Sıcak Çarpmasına Nasıl Müdahale Edilmeli? Kediniz ya da köpeğinizde sıcak çarpması belirtilerinden herhangi birine rastladığınızda ilk yardım müdahalesini geciktirmemeniz önemlidir. Kedilerde ilk yardım ile köpeklerde ilk yardım bu konuda benzerlik göstermektedir. Kedinizi ya da köpeğinizi sıcaktan alarak gölge ve serin bir yere koymalısınız. Sonrasında üzerinde soğuk su püskürtmelisiniz. Hemen arkasından ateşini ölçmelisiniz. Çevrenizde varsa vantilatör açmalısınız. Daha sonra mümkünse patilerin yumuşak bölgelerine az miktarda alkol sürmelisiniz. Sıcak çarpması ilk yardım müdahalesinin amacı, vücut sıcaklığını düşürmek olmalıdır. Kedi ve Köpeklerde Sıcak Çarpması Tehlikeli mi? Kedi ve köpeklerde sıcak çarpması durumu oldukça tehlikelidir. Ölümcül olabildiği gibi farklı hastalıklara kaynaklık da edebilmektedir. Böbrek yetmezliği, kan pıhtılaşması, anormal kalp sorunları, nefes kesilmesi sorunları bunların başında gelmektedir. Kedi ve köpeklerde sıcak çarpması, felce neden olan durumlardan biridir. Kalıcı hasar olmaması adına ilk yardımın dikkatli şekilde gerçekleştirilmesi ve en kısa sürede veterinere ulaşım sağlanması son derece önemlidir. --- ## Üsküdar Veteriner Kliniği & Polikliniği > URL: https://vetart.com.tr/ [vc_row content_placement="middle" row_content_width="grid" content_text_aligment="center" css=".vc_custom_1564044384578{padding-top: 127px !important;padding-bottom: 45px !important;}"][vc_column width="1/2" offset="vc_col-lg-3 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space height="50px"][/vc_column][vc_column width="1/2" offset="vc_col-lg-3 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space height="50px"][/vc_column][vc_column width="1/2" offset="vc_col-lg-3 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space height="50px"][/vc_column][vc_column width="1/2" offset="vc_col-lg-3 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space height="50px"][/vc_column][/vc_row][vc_row full_width="stretch_row_content" equal_height="yes" content_placement="middle" content_text_aligment="center"][vc_column css=".vc_custom_1564563430198{padding-top: 0px !important;padding-right: 0px !important;padding-bottom: 0px !important;padding-left: 0px !important;background-image: url(https://pawfriends.qodeinteractive.com/wp-content/uploads/2019/07/h6-img-1a.jpg?id=2608) !important;background-position: center !important;background-repeat: no-repeat !important;background-size: cover !important;}" offset="vc_col-lg-6 vc_col-md-12 vc_col-xs-12"][/vc_column][vc_column offset="vc_col-lg-6 vc_col-md-12 vc_col-xs-12" css=".vc_custom_1565362210511{margin-left: -1px !important;padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;}"][/vc_column][/vc_row][vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1563275619727{padding-top: 110px !important;}"][vc_column][vc_empty_space height="28px"][/vc_column][/vc_row][vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1563279890043{padding-bottom: 96px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1563196206070{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196213128{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196224140{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column][vc_row_inner][vc_column_inner width="1/5"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/5"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/5"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/5"][/vc_column_inner][vc_column_inner width="1/5"][/vc_column_inner][/vc_row_inner][/vc_column][/vc_row][vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1563279482803{padding-top: 110px !important;padding-bottom: 88px !important;}"][vc_column][vc_empty_space height="28px"][/vc_column][/vc_row][vc_row row_content_width="grid" simple_background_color="#8dd9e9" css=".vc_custom_1563282078967{padding-top: 110px !important;padding-bottom: 130px !important;}"][vc_column][vc_empty_space height="16px"][vc_column_text][/vc_column_text][/vc_column][/vc_row][vc_row equal_height="yes" content_placement="middle" content_text_aligment="center"][vc_column css=".vc_custom_1565168926169{padding-top: 0px !important;padding-right: 0px !important;padding-left: 0px !important;background-image: url(https://pawfriends.qodeinteractive.com/wp-content/uploads/2019/07/h6-img-7.jpg?id=901) !important;}"][/vc_column][/vc_row] --- ## Zoonoz - Hayvanlardan İnsanlara Bulaşan Hastalıklar > URL: https://vetart.com.tr/hayvanlardan-insanlara-bulasan-hastaliklar-zoonoz/ Zoonoz Nedir? Zoonoz hastalıklar (hayvanlardan insana geçen) insan ve hayvan arasında ortak olan, doğal transfer ile aktarılan hastalıklar olarak tanımlanırlar. Transfer; hayvan ve insan arasında direk hayvana temas ile veya indirek olarak sekresyon, salivasyon ve dışkı yoluyla bulaşabilir veya diğer aracılar olan su, yemek,kıyafet gibi… Çoğu zoonoz ajan bağışıklık durumuna bakmaksızın enfekte edebilir. Fakat immun sistemi baskılanmış olan kişilerde klinik semptomlar daha ağır geçecektir. Örneğin; primer toxoplasma gondii enfeksiyonu olan bir kişi bağışıklığı yeterli olduğunda hastalık anlaşılmadan sonlanacaktır. Oysa immun sistemi baskılanmış kişilerde hayatı tehtid edebilen hastalıklar ortaya çıkabilir. Zoonoz'dan Korunmak İçin Hangi Önlemler Alınmalı? Kedi sahibi olan aile bireylerinin, herhangi birisinde immun yetmezlik ortaya çıkarsa yada bu tarz bir durum farkedilirse sahip olunan kediden uzakta olmaları, kişisel olarak sahip olmamaları gereklidir. Çünkü bu durum hayati tehlikeye yol açabilir. Birçok enfeksiyon oluşturan ajanlar hem kediyi hemde insanı enfekte edebilir. Bazen sonradan alınmış olan zoonoz hastalıklar genellikle kedi ile kontakt sonrası alınmış olarak farzedilir. Özellikle sağlıklı, yetişkin, parazit olmadığı düşünülen ev kedileri benzer enfeksiyon hastalıkları edinebilirler. Birçok örnekte olduğu gibi, çoğu durumlarda kedi ilişkili zoonozlarda insanlar kedilere oranla daha fazla enfekte olabilir. Bu yüzdendir ki insanlar arasındaki bulaşma insan-kedi arasındaki bulaşmadan daha fazladır. Birçok değerli kuruluş bu sebepten dolayı "kedinizden vazgeçmeyin" uyarısında da bulunmaktadır. Özellikle evinde kedi besleyen insanlar için birçok fayda sağlamaktadır. Artan mutluluk ve azalmış depresyon buna dahildir. Hayvanlarla birlikte yaşayan, onlara bakan kişiler, diğer hayvan sahibi olacak kişilere hayvan sahipliliğinin yarar ve zararları hakkında doğru bilgiler sağlamalıdırlar ki evcil hayvan sahibi olacak kişiler önceden kararı doğru verebilsinler. Fakat kişilere sunulan bilgiler bazen çeşitlilik arz eder. Örneğin yakın zamanlarda yapılan çalışmalarda veteriner ve doktorların verdiği cevaplar çeşitlidir. Veterinerler doktorlara oranla zoonozları daha çok tartışmışlardır. Birçok doktor zoonozlar hakkında müşterilerine açıklama yapmaktan rahatsızlık duymuşlardır ve bu bilgiyi veteriner hekimlerin hastalara ve hekimlere sağlamaları gerekliliğine inanmışlardır. Ancak çoğu zaman doktorlar ve veterinerler arasında iletişim eksikliği vardır.(USA, 2002) Multiple enfeksiyon ajanları zoonotik transferi yapmaya müsaitlerdir. Enterik Zoonoz Ajanlar Multiple ajanlar insan ve de kedileri etkiler. Bu enfeksiyonlardan bazıları kedilerde ortaktır. Örneğin Colorado'nun kuzey-merkez kısmında dışkıda zoonoz potansiyeli olan enterik ajanlar kedilerin %13,1′inde ve Newyork merkezinde ise %40,7′sinde pozitif olarak test edilmiştir. Bazı enfeksiyöz ajanlar (Giardia spp., Cryptosporidium spp., Salmonella spp., Campylobacter spp) çok hızlı bir şekilde bulaşabilir. Bunun haricinde kalan diğer ajanlar ise (Ancylostoma braziliense, Toxocara cati, T.gondii) dış ortamda bir müddet zamana ihtiyacı vardır. İnsanlar kedilerden alması muhtemel enterik zoonoz ajanları kedilerden direkt almasından ziyade çevreden daha rahat alabilirler. --- ## Scottish Fold Eklem Hastalığı - Osteochondrodysplasia > URL: https://vetart.com.tr/scottish-fold/ Scottish Fold! Ne kadarda güzel bir isim değil mi, tıpkı o yuvarlak, tombul yüzleri ve o çok sempatik duran “kırık kulakları” gibi. Bir çoğumuz bu görüntüsü güzel kedileri, bu kadar tatlı gösteren kırık kulakları için sempatik buluyoruz. Peki o şirin kırık kulakların aslında çok ciddi ve acı veren bir hastalığa ait ilk bulgu olduğunu biliyor musunuz? Evet maalesef durum bu, çünkü aslında diğer kedilerde olduğu gibi dik ve açık durması gereken o kulaklar, genetik yapıdaki bir bozukluk olan, kıkırdak yapıda ciddi hasarlara yol açan hastalığın sonucudur. -Kedinizin cinsi nedir?-Scottish Fold. Ama benimkinde o hastalıktan yok. Benimki normal. En sık duyulan diyaloglardan biri böyle başlar aslında. -Peki ya kulakları? Onlar normal değil ama.-Nasıl yani? Evet yukarıda sık sık scottish fold sahipleriyle girilen diyaloglardan birinden örnek verdik ve şimdi gelelim son sorunun yanıtına. NASIL YANİ? Scottish Fold Eklem Hastalığı Scottish Foldların bu kırık kulak durumunun asıl sebebi genetik bir problemden kaynaklanan Osteokondrodisplazi hastalığıdır. Bu hastalık scottish foldların gen yapılarındaki bir mutasyondan dolayı oluşmaktadır. Osteokondrodisplazi kemiklerin merkeze uzak uç kısımlarında anormal kemik gelişimiyle karakterize bir durumdur. Ön ve arka bacak eklem bölgelerinde, omurgada ve kuyruk omurlarında sıklıkla bu lezyonlara rastlanmaktadır. Bu lezyonlar hareketi kısıtlayabildiği gibi bazı hareketler sırasında da kediye ciddi acı ve ağrıya sebep olmaktadır. Genç yaşta henüz lezyonların şekillenmediği hastalarda dahi ilerleyen yıllarda bu lezyonların oluşma olasılığı çok yüksektir. Osteochondrodysplasia Nedir? Kendi kedinizde osteokondrodisplazik üremeler olup olmadığını merak mı ediyorsunuz? Kedinize belirli periyotlarda yapılacak radyolojik muayene sonucunda bu üremelerin varlığı tespit edilebilir.Peki ya tedavisi? diye sorduğunuzu duyar gibiyim.Maalesef bu acı ve ağrı veren hastalık tamamen genetik olduğu için kesin bir tedavisi yok. Osteokondrodistrofili kediler hayatları boyunca ağrı duymaya devam ederken ilaç kullanmaya da mahkumdurlar. Bu güzel hayvanların hayatları boyunca ağrı duymalarına engel olamayabiliriz ama en azından üremelerini engelleyerek bir ömür acı duyacak yavruların doğmalarını engelleyebiliriz. Unutmayın onlar ACI ÇEKİYORLAR… Vet. Hek. Yekta Direnç ANBAR --- ## Kedilerde HCM > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-hcm/ Kedilerde görülebilen bir kalp rahatsızlığı olan HCM açılımı ile Hipertrofik Kardiyomyopati'dir. Anlamı ise kalp kasının aşırı büyük olması sebebiyle doğru orantılı olarak kalbinde büyümesidir. Bu hastlalık insanlarda da sıklıkla rastlanan bir türdür genellikle sporcularda görülür ve aniden ölüm ile sonuçlanabilir. Kediler ise Hipertrofik Kardiyomyopati ile ekseriyetle yaşayabilir lakin durum ilerlemiş ve ciddi bir boyut almışsa sonuç mutlak ölüm yada acı olacaktır. Hastalığın kesin teşisini koymak için veteriner hekim tarafından kontrol edilmesi gerekmektedir. Lakin aşağıda vereceğimiz belirtilerin büyük çoğunluğu kedinizde var ise mutlaka uzman görüşü alınız. Kalp kasının aşırı büyümesi kedilerde rahatsızlıklar yaratacaktır bunlardan en başlıcası kedinin stres seviyesinin artması ve ortamın huzurunu bozmasıdır. Hipertrofik Kardiyomyopati ile kalınlaşan kalp kası kalınlaşması sonucundan kedinin ana damarları tıkanabilmektedir. Aynı zamanda pıhtı-emboli oluşumuna da sebebiyet verebilmektedir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için düzenli olarak yılda bir kere check-up yaptırılması önerilmektedir. Bazen hastalık aniden ortaya çıkabilir bazı durumlarda ise gizli şekilde gelişebilir. Eğer kediniz birden soluklaşmış ve yaşam belirtileri azalmışsa mutlaka veterinere götürmeyi unutmayınız. Hipertrofik Kardiyomyopati Belirtileri Evcil hayvanınız herhangi bir semptom göstermeden de bu hastalığa maruz kalabilir bu gibi durumlarla karşılaşmamak için check-up önerilmektedir. Lakin genellikle görülen belirtileri ve az görülen belirtileri madde madde yazacağız.Ayaklarda paraliz görülmesi, yani sararması veya felç durumu oluşması bu gibi durumlarda genellikle ilk arka ayaklarda paraliz görünür.Kedinin son dönemlerde solunum güçlüğü çekmesi yada doğrudan ağızdan nefesler alması, nefes alış verişinde son dönemlerde görülen bozukluklar birçok hastalığın belirtisi olacağı gibi Hipertrofik Kardiyomyopati rahatsızlığın belirtisi olabilir.Patilerde son dönemde hissizleşme yada renk değişmesi, bu renk değişimi morarma veya sararma olabilir. Lakin genel olarak felcin ilk aşamalarıdır.Şiddetli ataklar ve kasılmalar, kediniz son dönemlerde kasılmalar ve ataklar yaşıyorsa kalp sorunu olduğunun göstergesidir.Sinirsel bozukluklar, Hipertrofik Kardiyomyopati sonucunda beynin yeterince beslenememesi durumu görülür buda kedi de sinirsel rahatsızlıklar yapabilir.Kedinin patilerinde oluşan dekübit yaraları Hipertrofik Kardiyomyopati belirtisi olabilir bu kesin belirleyici bir kriter olmasa da kedinin yaşam koşullarından kesin ve net haberdar olmalıdır. Eğer patilerinde son dönemlerde basınç yada darbe almadıysa Hipertrofik Kardiyomyopati rahatsızlığı gözükebilir. Hipertrofik Kardiyomyopati Tedavisi Evde veya küçük veteriner kliniklerinde tedavisi mümkün değildir. Tam teşekküllü veteriner kliniklerinde tedavisi yapılabilir. Herhangi bir ilaç ile sadece hastalık yavaşlatılır ve tamamen yok edilmez. Alanında uzman veteriner hekimler tarafından mutlaka kontrol edilmelidir. Çeşitli blokerler ile tedavisi yapılabilmektedir bunlar; Beta Blokörleri, Kalsiyum kanal blokörleri, diüretikler, ACE inhibitörleri ve antitrombotik ajanlar gibi yöntemler ile tedavisi yapılabilmektedir. Unutmamalıdır ki Hipertrofik Kardiyomyopati ciddi bir rahatsızlıktır ve mutlaka tedavisi edilmesi uğruna çaba gösterilmedilir aksi taktirde kedi büyük acılar çekecektir. VetArt Veteriner Kliniği --- ## Böbrek Hastası Kedilerde Beslenme > URL: https://vetart.com.tr/bobrek-hastasi-kedilerde-beslenme/ Böbrek kedi ve köpeklerde ciddi rahatsızlıklar yaratabilen hayati bir organdır. Kediler için kronik böbrek yetmezliğinin herhangi bir tedavisi söz konusu değildir ancak yaşam ömrü uzatılabilir ve yaşam kalitesi arttırılabilir. Eğer kedinizde taş düşürme, kronik böbrek yetmezliği yada diğer herhangi bir böbrek rahatsızlığı varsa sağlıklı ve doğru şekilde beslenmelidir. Böbrek hastalıkları her zaman kronik (süre gelen) değil akut (aniden) şekilde de gelişebilir. Bu gibi durumlarda öncelikle kedide ki belirtiler iyi analiz edilmeli ve en ufak şüphelenmede uzman veteriner hekim tarafından muayene edilmelidir. En yaygın belirtisi sancı ve iştahsızlıktır. Kedinizin iştahını açmak için çeşitli yöntemler deneyebilirsiniz. Böbrek yetmezliği olan kedilere genellikle veteriner hekimler özel kuru mamalar önermektedir.  Böbrek Hastası Kedilerde Beslenme Sorunları İştahsızlık böbrek hastası bir kedinin ilk belirtilerindendir, en sevdiği mamadan ya da yiyecekten ona uzatsanız bile geri çevirecektir. Bu gibi durumlar aniden gelişebilir ilk başlarda normal gibi görünse de ilerleyen aşamalarda bu iştahsızlık ciddi kilo kayıplarına neden olacaktır.  İştahsızlaşan kedinize iştah açıcı mamalar yada çeşitli aromalı mamalar yedirebilirsiniz eğer iştahını açar ve sağlıklı beslenmesine devam ettirebilirseniz ağrılarını hafifletmiş olursunuz. Kedinin iştahı açıldıktan sonra yada zorla yedirseniz bile ne yerse yesin kusuyorsa ya sindirme problemleri yada böbrek rahatsızlığı var demektir. Genellikle yemek yedikten 10 dakika sonra kusmaya başlarlar bu durum böbrek hastası insanlar için de geçerlidir. Böbrekler gerekli sıvıyı hücrelere veremediği için kusmalar meydana gelebilir. İlerleyen aşamalarda kahverengi, kanlı kusmalar da meydana gelebilir. Kusma sorunu yaşayan böbrek hastası kediler için kliniğinizden mide koruyucu ilaçlar temin edebilirsiniz. Bu midesini rahatlatacaktır. İshal sorunu da böbrek hastası olan kedilerde karşılaşılabilir bunun temel sebebi ise sıvıyı hücrelere dağıtamadan yada emilimini sağlıklı şekilde yapamadan direk dışarı atmasından kaynaklıdır. Veteriner hekim ile görüşerek ishale yönelik ilaçlar alınarak sorun ortadan rahatça kaldırılabilir. Başın ritmik olmayan şekilde sallanması ve titremesi, kedinizin sağlıklı ve düzenli beslenmesine engel olan bir diğer durumdur. Kandaki üre miktarının yükselmesi sonucu ani titremeler ve baş sallanması gibi durumlar ortaya çıkabilir. Böbrek Hastası Kediler Nasıl Beslenmeli? Her böbrek hastalığının tanısı ve hikayesi farklı olacağı gibi her hastalık için farklı bir diyet yöntemi de bulunmaktadır. Bu yüzden kedinizin hastalığını iyi tanımalı ve hastalığına  göre veteriner hekiminizden yemesi ve yememesi gereken şeyleri öğrenmelisiniz. Kronik böbrek yetmezliği olan bir kediye kuru mama önerilirken, böbrek taşı düşüren bir kediye bol sıvı ağırlıklı yiyecek önerilebilir. Temel olarak neler almalı bunları maddeler halinde listelersek; Sıvı takviyesi (Serum ile yada oral)Oksijen TakviyesiProteini azaltılmış besinlerProteinsiz besinler --- ## Evcil Hayvanlarda Meme Tümörü > URL: https://vetart.com.tr/evcil-hayvanlarda-meme-tumoru/ Genellikle kedi ve köpeklerde görülen meme tümörü ciddi bir hastalıktır ve ciddiye alınmalıdır. Yapılan araştırmalar sonucunda kedilerde görülen meme tümörlerinin %85’i, köpeklerde ise %80'i kötü huylu tümörlerden oluşmaktadır. Meme tümörleri kalıtsal bir hastalıktır ve evcil hayvanınızda kötü huylu meme tümörü tespit edilmişse mutlaka kısırlaştırılmalıdır. Aksi taktirde bu hastalık jenerasyonlar boyunca yavrulara aktarılacak bir çok yavrunun acı şekilde ölmesine sebebiyet verecektir. Evcil hayvanlarda kısırlaştırma bazı durumlarda çok önemlidir. Bunların başında kalıtsal hastalıklar gelmektedir ve meme tümörü gibi ciddi hastalıklar da bu hastalıkların başında gelir. İstanbul veteriner kliniği VetArt, bu tür ciddi durumlarda mutlaka kısırlaştırmayı önermektedir. Meme Tümörü sadece kalıtsal olarak değil bazı durumlarda kendiliğinden de gelişebilen bir hastalık. Bu gibi durumlarda erken teşhis oldukça önemlidir. Kedi ve köpeğinizin karın kısmını ve meme bölgesini ara ara kontrol ederek herhangi bir şişlik, büyüme olması durumunu kontrol etmelisiniz. Herhangi bir semptom görmeniz durumda mutlaka uzman veteriner hekim tarafından muayene edilmelidir. Kedi ve Köpeklerde Meme Tümörünün Sebepleri Hastalığın birincil sebebi kalıtsal yollarla alt nesle aktarılmasıdır lakin çeşitli durumlarda da meme tümörü gelişebilir. Hastalıkta yetişkin kedi ve köpekler risk grubundadır. Kedi ve köpeklerin kızgınlık dönemlerinde sakinleşmesi için kullanılan çeşitli hormonlar meme tümörüne sebebiyet verebilir. Sadece meme tümörü değil diğer hastalıklara da sebebiyet verebilmektedir.Kısırlaştırılmamış ve gerekli sağlıklı ortam yaratılmamış kedi ve köpekte çeşitli hormonlardan dolayı meme tümörü gözükebilir. Kedi ve Köpeklerde Meme Tümörü Belirtileri Meme tümörünün birçok belirtisi vardır lakin bu belirtilere bakarak kesin meme tümörü var demek doğru değildir o yüzden uzman veteriner hekim elle, gözle ve tetkiklerle muayene ederek tanı koymalıdır. Meme tümörüne yakalanan kedi ve köpekte kilo kayıpları yaşanır.Kedi ve köpekte iştah kaybı yaşanmaya başlanır.İlk aşamalarda meme bölgesi etrafında oluşan şişliklerdir.Elle meme bölgesine dokunulduğunda hissedilen şişlik yada kist gibi oluşan yapılar. Memelerden iltihap akması yada kuru sarı renkte sıvıların olması. Kedi ve köpek metabolizması zayıfladığı için hastalığa kapılma eşiğinin git gide azalması.Sürekli olarak öksürmesi ve akciğerlerinin yorgun olması. Kedi ve Köpeklerde Meme Tümörü Tedavisi Meme tümörü tedavisinin yapılabilmesi için erken teşhis büyük önem arz etmektedir. Eğer tümör erken teşhis edilmezse diğer organlara sıçrayarak onlarında hayati fonksiyonlarına zarar verecektir ve cerrahi operasyonla tümörün alınması imkansız hale gelecektir. Eğer erken teşhis edilirse cerrahi operasyon ile bulunan tümör alınacaktır. Eğer tümör iyi huylu yada hafif boyutlarda ise ilaç ile tedavi yapılabilir. İlaçlı tedavinin yanı sıra radyoterapi ve kemoterapi yöntemleri ile de tedavi edilebilir. Tedavi sırasında tümörün tamamen alındığından yada yok olunduğundan emin olunmalıdır aksi taktirde ufak bir parça tekrardan büyüyerek hayati önem taşıyabilir. --- ## Kedi ve Köpeklerde Megakolon > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-megakolon/ Kedi ve Köpeklerde Megakolon Nedir? İnsanlarda yaşanan birçok sağlık problemi hayvanlarda da yaşanmaktadır. Bunlardan bir tanesi de Megakolondur. Megakolon, kalın bağırsakta hareket yokluğu veya bağırsak tıkanıklığı denilebilir. Bu rahatsızlığa kısa kabızlık diyebiliriz. Belirtileri insanlarda ki kadar net değildir. Hayvanlar bu sıkıntısını sizlere anlatamayacağı için öncelikle hayvanı iyi tanımak ve düzenli bir tuvalet alışkanlığı sahibi olduğundan emin olmak gerekmektedir. Eğer kedi veya köpeğiniz dışkısını 48 saatten uzun bir süre yapmamışsa ciddi sorunlar olabilir, bunun için mutlaka uzman veteriner hekim tarafından muayene edilmelidir. Megakolon hayvanlarda ciddi boyutlarda sancı yapabilir, bu sancıların başlaması ve kaka yapmama durumu söz konusuysa ameliyat gerektiren durumlar olabilir. Kedi ve Köpeklerde Kanamalı Dışkı Kedi veya köpeğinizin dışkısında kanama olması, çok az ya da hiç yapamaması durumu olabilir. Bu da bir megakolon türüdür bunun en temel ve bilinen sebebi yabancı cisimlerin bağırsaklara zarar vermesidir. Eğer katı ve sindirilemeyen bir madde tüketilmişse bu kanamalı megakolona sebep olabilir. Megakolon sebepleri Megakolon’un en yaygın sebebi sindirilemeyen besinlerin yenilmesi veya yutulmasıdır. Plastik maddeler, tüyler ve diğer katı maddeler megakolon oluşumuna sebep olabilir.Kalıtsal olarak gelen bir hastalık yada bağırsakların ailecek gelişememe durumu.Hormon bozuklukları ve hormonal hastalıklar sebep olabilir.Bağırsak içerisinde artan parazitler.Bağırsak içerisinde büyüyen ve şekil alan tümörler dışkı çıkmasına engel olabilir.Bağırsaklardaki mikropları yok etmek için gönderilen kanların şişkinlik, ağrı ve kızarma yapması.Kalça kemiklerinin daralması yada kemik bozukluğu.Birçok psikolojik etmenler de megakolon oluşumuna sebep olabilir. Korkma, ürperme ve aşırı heyecanlanma gibi.Sinir sistemi bozuklukları.Bilinçsiz şekilde ve fazla kullanılan ilaçlarda megakolon oluşumuna sebebiyet verebilir.Doğum öncesi ve sonrası oluşabilir. Megakolon Tedavisi Her zaman kesin tedaviye ulaşılamamak ile birlikte tedavi sonrası kedi ve köpekte sekel kalma durumu söz konusu olabilir. Bu yüzden tedavi mutlaka alanında uzman bir veteriner hekim tarafından yapılmalıdır. Megakolon tedavisi için öncelikle megakolon sebebi öğrenmelidir eğer basit sebeplerden ötürü oluşmuş ve çok ciddi boyutlara ulaşmamışsa ilaçla yada çeşitli masajlarla tedavi söz konusu olabilir. Lakin bazı durumlar ameliyat gerekebilir, iki çeşit ameliyat söz konusudur bunlardan ilki direk megakolona sebebiyet veren durumların ortadan kaldırılmasına yönelik diğer ameliyat çeşidi ise kalın bağırsak içerisinin boşaltılarak rahatlatılması ve geçiş yollarının açılmasına yöneliktir. Tedavi için çeşitli testler yapılabilir bu testler genellikle; tam kan örneği, biyokimya ve hormonal durumların analizleri olmaktadır. Bu testler yapılmadan ve direk sorun araştırılmadan tedavi yapılmaya çalışılırsa ilerleyen durumlarda kedi ve köpeğinizde idrarını, dışkısını tutamama, sürekli cıvık dışkı bırakma gibi sorunlar ortaya çıkabilir. Bu gibi sorunlarla karşılaşmak istemiyorsanız mutlaka iyi bir veteriner kliniği seçerek muayene ettirmelisiniz. --- ## Hayvanlarda Solunum Yolu Daralması > URL: https://vetart.com.tr/hayvanlarda-solunum-yolu-daralmasi/ Solunum Yolu Daralması (TRACHEAL KOLLAPS) Köpekler de ve birçok evcil hayvanda kalıtsal hastalıklar olabiliyor. Bu gibi durumlar hayvanınızın acı çekmesine hatta ölümüne bile yol açabilir. Eğer kalıtsal bir hastalığa yakalanmış evcil hayvanınız varsa mutlaka kısırlaştırmalısınız. Yavrulara aktarılan hastalık, yavrunun da acı ile ölmesine sebep olabilir. Bu tür hastalıklar kalıtsal oldukları için genellikle anne ve babası iyi bilinmeyen köpek, kedi ve diğer evcil hayvanlarda ortaya çıkmaktadır. Kesin olarak çözüm çoğu durumlarda mümkün değildir. Bu yüzden hayvan sahiplenirken mutlaka anne ve babasının sağlık durumu iyi bilinmelidir. Alacağınız evcil hayvanın ailesinde aşağıdaki kalıtsal hastalıklardan bir yada daha fazlası gerçekleşmişse almanızı tavsiye etmiyoruz. Brakisefalik Sendrom (Brachycephali̇c Syndrome)Hipoplastik Trachea (Hypoplastic Trachea)Larengeal Paraliz (Laryngeal Paralysis)Tracheal Kollaps (Tracheal Collapse) Solunum yolu daralması (Tracheal Kollaps) nedir? Solunum yolu daralması, nefes borusunun daralmasıdır. Hayvan nefes alıp verirken nefes borusu daralır ve buda kaliteli bir oksijen, hava ihtiyacını karşılamasına engel olur. Yeterli oksijen alamayan hayvanlar da beyin ölümü, felç ve birçok hastalık görülebilir. Hastalık sadece genetik faktörlere değil aynı zamanda sonradan da gelişebilir. Beslenme ve kıkırdak dokuda hasar gibi sonradan gelişen faktörler de sebep olabilir. Tracheal Kollaps rahatsızlığa yakalanan hayvanlarda kıkırdak dokuda ki damarlar genişleyerek solunum yolunun iyice sıkışmasına sebep olabilirler. Hastalık için çeşitli tedavi yöntemleri vardır lakin mutlaka tam teşhis konulması için uzman veteriner hekim tarafından muayene edilmelidir. Tracheal Kollaps belirtileri Hastalığın belirtileri hayvanın türüne göre ve sağlık durumuna göre değişiklik gösterebilir. Obez hayvanlarda yüksek acı eşiği ile gerçekleşirken zayıf hayvanlar daha az acı ile hastalığı geçirebilirler. En yaygın belirtilerini aşağıda listeleyeceğiz. Aşağıdaki belirtilerden bir yada daha fazlasını hayvanınızda görürseniz mutlaka veteriner hekime bildiriniz. Normal olmayan solunum sesleri en yaygın belirtilerden bir tanesidir.Hayvan nefes alıp verirken yüksek ses yada farklı bir tonda ses çıkarmaya başlamışsa mutlaka muayene edilmelidir.Dispne durumu sıklıkla görülebilir yani hayvanın nefes alıp verirken yetersiz gelme hissiyatından dolayı sürekli olarak fazla nefes almaya çalışması.Rutin olarak yaptığı egzersizleri yapamaması, koşarken ve yokuş çıkarken zorluk çekmesi nefes nefese kalması gibi durumlar yaşanabilir.Hayvanın aldığı oksijenin yetersiz olması sonucu çeşitli bölgelerinde morarmalar oluşabilir.Bayılma senkop klinik belirtiler arasındadır lakin köpeğin yada evcil hayvanın bayılması sadece solunum yolu daralmasına bağlanması doğru değildir.Öksürük eşliğinde nefes alıp verme durumu da solunum yolu daralmasına işaret edebilir eğer hayvan hastalık döneminde değilse solunum sıkıntısı çektiğinin göstergesidir.Nefes alıp verirken hırıltı çıkması solunum yolu daralmasının belirtilerindendir. --- ## Pomeranian > URL: https://vetart.com.tr/pomeranian/ Pomeranian Irk Özellikleri ve Bakımı Orta Avrupa'nın Pomeranya bölgesinde bulunduğundan dolayı Pomeranian ismini almıştır. Pomeranya köpeği ya da kısaca Pom da denilmektedir. Genellikle süs köpeği olarak büyütülür, çok nadir bir yapıları olduğundan dolayı bakımları biraz maliyetli olabilir. Alman Spitz soyundan gelen köpekler ile üretilmiş bir köpek ırkıdır. Karakteristik yapısında en çok dikkate değen nokta ise dışa dönük ve sosyal bir köpek olmasıdır. Irkının en tanınır özelliği ise oyuncak gibi olmasıdır. 16 yıla kadar yaşayabilen bu ırk diğer köpeklere göre daha fazla yaşayabilmektedir. Duygusal açıdan oldukça hassas bir ırktır. Yaşam süresi boyunca kendini eğiten ve büyüten sahiplerine derinden sevgi beslerler, sahibi değiştiğinde depresyona girip ölebilirler bile. O yüzden yavru Pomeranian ırkı köpekleri sahiplenir küçük olmasına ve eğitiminin yapılması için geç olunmaması gibi özelliklere dikkat edilmelidir. Pomeranian Cinsi Ortalama Yaşam Süresi Bir köpeğin yaşam süresi belirlenirken dikkat edilmesi gereken en önemli nokta ailesinde herhangi bir kalıtsal hastalık olup olmadığıdır. Eğer Pomeranian cinsi sahiplenmek istiyorsanız, köpeğin ailesinde kalıtsal bir hastalık bulunup bulunmadığını mutlaka bilmelisiniz. Pomeranian ırkı köpeklerin ortalama yaşam süresi 13-16 yıl arasında değişiklik göstermektedir. Pomeranian Ortalama Boyları Pomeranian cinsi köpeklerde boylar dişi ve erkeklerde değişiklik gösterir. Eğer sağlıklı bir erkek köpeğiniz varsa 18-30 cm arasında olmalıdır. Sağlıklı bir dişi köpek ise 16-28 cm boylarında olacaktır. Fazla kısa yada uzun olması ırkının saf olmadığı anlamına gelmektedir. Pomeranian Ortalama Ağırlık Ağırlık olarak dişi ve erkeklerde ortalama birbirinin aynısıdır, bu yüzden dikkat etmeniz gereken nokta Ortalamanın altında yada üstünde bir Pomeranian sahibi olmamanızdır. Eğer çok kiloluysa obeziteye yakalanmış olabilir. Bu gibi durumlarda mutlaka uzman veteriner hekim tarafından kontrol edilmelidir. Ortalama ağırlıkları ise 1-3 kilo arasındadır. Pomeranian Bakımı Kısa, küçük ve zayıf olmasına rağmen oldukça sadık ve bekçilik ile araları iyidir. Bulundukları yaşam alanına yabancıların girmesine müsaade etmezlerler. Sahiplerine ve tanıştığı insanlara sevgi dolu gözlerle bakarlar, aynı zamanda her zaman mutlu bir hava içerisinde yaşarlar. Yeni şeyler öğrenmeye can atarlar ve içlerinde keşfetme arzusu vardır. O yüzden dışarılarda tasmasız gezdirilmesi asla önerilmez.Yemek ihtiyaçlarını her zaman sizin karşılamanız gerekir eğer aç bırakılırsa nasıl yemek bulacağı konusunda kararlı olamazlar ve kısa süre içerisinde dengesizleşebilirler. Diğer köpek ırklarına göre daha fazla ilgi isterler ve sürekli onunla vakit geçirmenizi isterler. Eğer çok fazla vakit geçirme imkanınız yoksa köpeğin sağlığı açısından olumlu bir durum değildir.Erkekleri yılda bir kere tüy döker, dişileri ise doğum öncesi, sonrası ve sıcak havalarda sıklıkla tüy dökebilirler. Çok sık banyo yaptırmak sıkıntıya sokabilir ve tüylerine zarar verebilir. Kış aylarında ayda 1 kere banyo yaptırmak yeterli gelecektir. Diş bakımı her gün mutlaka yapılmalıdır yoksa ileride sağlık sorunları çekebilir, eğer her gün yapılamıyorsa 2 güne bir mutlaka yapılmalıdır. --- ## Chihuahua > URL: https://vetart.com.tr/chihuahua/ Ülkemizde Çivava yada Şivava olarak bilinen köpek ırkının gerçek ismi Chihuahua’dır. İsminin değişik şekilde telafuz edilmesinin sebebi bu köpek ırkının Meksika kökenli olmasındandır. Şivavalar dünyanın en küçük boyutlu köpek ırklarından bir tanesidir. Elinizden küçük olabilen bu köpek türünün ne için ortaya çıktığı bilinmemektedir. Küçük olmanlarının gösterdiği diğer yan etkiler de vardır, oldukça çekingen ve korkak bir yapıya sahiptirler. Çok fazla korktukları zaman kan şekerleri düşebilir hatta bağışıklık sistemleri çökebilir. Kan şekerleri düştüğü durumlarda ise şekerli besinler yedirmek köpeğinizi rahatlatacaktır. Oldukça kısa olan köpek ırkı çabuk yorulurlar ve iyi dinlenmezlerse ileri ki yaşlarında kalp sorunları ortaya çıkabilmektedir. Aynı zamanda Meksika kökenli olduğu için soğuk iklimlerde sağlıklı yaşayamazlar. Bir Chihuahua sahiplendiğinizde öncelikli işiniz bir veteriner kliniğine giderek sağlık kontrollerini yaptırmak olmalı. Sonrasında düzenli olarak kontrollerini yaptırmalı, aşılarını takip etmelisiniz. Sağlığı ile ilgili herhangi bir şüpheniz olduğunda derhal veteriner hekiminize danışmalısınız. Chihuahua ortalama yaşam süreleri Köpeğin bakımı ve yeme içme alışkanlığı gibi bir çok etken etki etse de ortalama 12-20 yıl arasında yaşam süreleri vardır. Dişi ve erkekler de ortalama yaşam süresi değişiklik gösterebilir. Şivava ortalama boy uzunluğu Şivava ırkı kısa boylu olmaları ile bilinirler ortalama olarak 13-23 santimetre arasında değişiklik gösterirler. 23 santim ve üzeri şivava görmek çok nadirdir. Şivava ortalama kilo Sağlıklı bir şivava için ortalama 0,5 ile 2,8 kg arasında değişiklik göstermektedir. Aşırı zayıf veya aşırı kilolu olması köpeğin sağlığında bir problem olduğunun göstergesidir. Chihuahua Özellikleri Şivava kendine özgü bir ırk olduğu için diğer ırktan olan köpeklerle ve hayvanlarla iyi anlaşamazlar. Diğer hayvanlara karşı aşırı sinirli olmasını engellemek için erken yaşlarda sosyal ortamlara çıkarılmalı ve iyi eğitilmelidir.Yüksek enerjiye sahip oldukları için yürüyüşe çıkarılması ve sürekli egzersiz yapılması sağlığı açısından gerekli bir durumdur.Eğitim verilirken ödüllendirmek daha iyi anlamasına yardımcı olacaktır.Sabit yemek yemeyi seven bir ırktır, sürekli mama değiştirmek onu sinirlendirecek ve huysuz bir köpek haline gelmesine sebep olacaktır.Sahibine derinden bağlıdır ve sadece sahibinden ilgi beklemektedir. Sahibi ilgi göstermediği taktirde kötü hissedecektir. Aynı zamanda sahibini kıskanan bir türdür.Her köpek ırkı gibi Chihuahua’da taranma ihtiyacı duymaktadır. Düzenli olarak taranması sağlığı açısından gereklidir.Dişleri eğer fırçalanabiliyorsa her gün fırçalanamıyorsa haftada bir kere fırçalanması önerilmektedir. Diş etlerinde iltihap olmaması için gerekli bir durumdur. Aynı zamanda düzenli diş fırçalamak gingivit oluşumunu engeller.Bekçilik yapmada oldukça etkili bir ırktır, kendi alanları içerisinde başka birini gördüğü zaman tüm gücüyle ses çıkarırlar ve kovmak için elinden geleni yaparlar.Çocuklarla iyi iletişim kuramazlar, eğer tanımadığı bir çocukla aynı ortamda bırakılırsa büyük ihtimalle çocuğa zarar vermek isteyecektir.Soğuk havaları pek sevmediği için kazak ile gezdirilmesi önerilir, soğuk havalarda hemen titremeye başlarlar. --- ## French Bulldog > URL: https://vetart.com.tr/french-bulldog/ French Bulldog yani Fransız Buldoğu anlamına gelen köpek ırkı oldukça iyi huylu ve sevecen bir türdür. Oyunculuğu çok iyi yapmaları ile tanınır aynı zamanda tam bir bekçi köpeği olmaya layıktır. Diğer hayvanlarla pekte iyi anlaşamasa da beraber büyüdüğü evcil hayvanlar ile iyi anlaşabilir. Fare ve diğer küçük hayvanlardan haz etmezler, gördükleri zaman direk avlamak isterler. Fransız buldoğunun bilimsel adıysa Canis Lupus Familiaris’tir. Fransız Bulldogları ilk bakışta iri kulakları ile dikkat çekerler, kulakları aynı zamanda yarasa kulaklarına oldukça benzemektedir. Sarkık yanakları ve kısa ayakları olan köpeği genellikle yürüyüş yapma ve gezdirme amaçlı sahiplenen insanlar olmaktadır. Fransa da French Bulldog gezdirmek popülarite hatta toplumca yapılan bir eylem olarak bilinmektedir.  French Bulldog küçük yaşlarda iyi eğitim verilirse kolayca itaat edebilir ve uslu durabilir. French Bulldog ortalama yaşam süresi Çoğu köpek türlerinde dişi ve erkeklerde ortalama yaşam süresi değişken olsa da French bulldog için bu geçerli değildir. Sağlıklı ve iyi bakılan bir French Bulldog 10-12 yıl kadar yaşayabilmektedir. French Bulldog ortalama uzunlukları Fransız Buldoğunun ortalama boy uzunlukları 30 santimetredir. Boy değişkenlik gösterebilir saf kan ile kırma cinsler arasında ciddi farklılıklar olacaktır. French Bulldog Bakımı Diğer köpeklere nazaran daha az tüyleri vardır ve düzenli fırçalanması halinde oldukça sağlıklı görünecektir.Diş temizliği yapılabiliyorsa her 2 günde bir kere, yapılamıyorsa haftada en az 1 kere yapılmalıdır. Günlük olarak yürüyüşe çıkarılması ve 30-35 dakika arasında yürütülmesi önerilmektedir. Düzenli şekilde yürüyüşe ve egzersize çıkması daha sağlıklı büyümesini sağlayacaktır.Kış aylarında ayda 1 kere banyo yaptırılması yaz aylarında ise ayda 2 kere banyo yaptırılması önerilir.Düzenli olarak aşılarının vurdurulması ve uzman veteriner hekim tarafından her yıl check-up yaptırılması önerilmektedir. French Bulldog sıcak iklimlerde yaşamakta zorlanacağı için soğuk iklimi olan yerlerde yaşaması önerilir. Eğer çok sıcak bir iklimi olan yerde büyütülürse erken yaşlarda kalp problemleri ortaya çıkacaktır ve kalp krizinden ölme ihtimali oldukça yüksek olacaktır. French Bulldog Sağlık Sorunları Her köpeğin genetik ve kalıtsal olarak bir takım sağlık sorunları olacaktır. Eğer köpek yuvadan yada petshoptan alınıyorsa mutlaka ailesinin herhangi bir hastalığı olup olmadığı öğrenilmelidir. Köpeğinizde genetiksel bir hastalık çıkarsa kısırlaştırılması önerilmektedir aksi taktirde yavruları da acı çekecektir. Göz problemleri sıklıkla görülebilir.Solunum ve nefes almada güçlük yaşayabilir.Gaz problemleri olabilir.Doğum sırasında çok şiddetli ağrı çekebilir. Diş bakımı düzenli olarak yapılmazsa Gingivit gibi diş sorunları ortaya çıkabilir.Sağlıksız ve düzensiz beslenirse obeziteye yakalanabilir.Nadiren kalp sorunları görülse de sıcak iklimlerde kalp sorunları yaşayacaktır. Diğer köpek ırkları, özellikleri ve bakımı için Köpek kategorimizdeki diğer yazılarımızı inceleyebilirsiniz. --- ## Golden Retriever > URL: https://vetart.com.tr/golden-retriever/ Golden Retriever Irk Özellikleri ve Bakımı Siyah burunları ve gülen yüzleri ile her insanın sevebileceği bir köpek türü olan Golden Retriever sahiplenmek istiyorsanız doğru kararı veriyorsunuz diyebiliriz. Golden Retriever, uzun tüyleri ve siyah burnu ile öne çıkan oldukça tatlı ve sevimli bir köpektir. Retrieverler öğrenmeye meraklı kişilikleri sayesinde sizinle saatlerce gezebilirler, gezi sırasında gördüğü her şeyi hafızasına atarak deneyimlerler. Golden Retriever Irk Özellikleri Golden Retriever'lar oldukça akıllıdır ve kolayca eğitilebilir, eğitim sırasında sizinle eğlenirler ve komutlarınızı kesinlikle yerine getirir. Çok eğlenceli ve özellikle yavrular çok hiperaktif oldukları için çok fazla uyurlar. 24 saatlik bir günün 10-12 saatini uyuyarak geçirebilirler bu da sizin mesai saatlerinize ve evde olmadığınız zamanlara denk getirmek için çabalarlar. Oldukça sevimli ve uykucu köpek Retriever şımarık bir köpektir, eğer fazla şımartırsanız, kontrolden çıkarak komutlarınıza uymayabilirler. Şımarmayı ne kadar sevseler de sorumluluk sahibi bir köpek olduğunu da söylemeden geçmeyelim. Yavrularına iyi bakarlar ve onları büyütmek için tüm gerekli koşulları sağlamada ön ayak olurlar. Golden Retriever Bakımı Karne sahibi bir Retriever sahiplenmişseniz mutlaka aşılarını kontrol etmeli ve eksik olan aşıları gidermelisiniz. İleride olması gerekecek tüm aşıları veterinerden detaylı şekilde öğrenmeli ve takviminize eklemelisiniz.Tuvalet ihtiyaçlarını günde ortalama iki defa giderirler, tuvalet için dışarı çıkmak isteyebilirler eğer çok fazla dışarı çıkaramayacak bir durumdaysanız rahat tuvaletini yapabilmesi için gerekli koşullar sağlanmalıdır.Günlük olarak yürüyüşe çıkarmak köpek için oldukça iyi gelecektir, günlük 35-40 dakika arasında yürüyüş ve egzersiz gereklidir. Her türlü besini yemeye meyillidirler eğer önünüze geleni verirseniz çabucak kilo alarak ileride sorun yaşayabilirler. Acı, tatlı ve tuzlu yiyecekler verilmesi tercih edilmez. Köpek mamaları ile beslenmelidir ve dışarıda ki yiyecekleri asla yemesine izin vermeyiniz.Diş temizliği günlük olarak yapılması önerilir lakin yapılamıyorsa 3-5 güne bir yapmak yeterli olacaktır. Diş temizliği için hem fırçalama hem de büyük kemikler yardımıyla yapabilirsiniz.Diş temizliği için verdiğiniz kemik yutabileceği büyüklükteyse o kemiği mutlaka yutacaktır. Retriever cinslerinde çiğneme alışkanlığı pek sık görülmez.Şekerli besinler verilmesi önerilmez, diyabete yakalanma riski diğer hayvanların ortalamasından yüksektir. Küçük yaşlarda iyi eğitilen Golden Retrieverlar su ile yakın temas kurmayı severler, kış aylarında ayda 1 kere yıkanması yaz aylarında ise ayda 2 kere yıkanması önerilir. Köpeğiniz ile beraber yüzmeye gitmeniz onun hoşuna gidecektir. İlk 6 ay çişlerini tutamazlar bu süreçte iyi eğitim verilirse süre kısalabilir. Golden Rotriever cinsi köpekler kendilerine ilgi gösterilmesinden hoşlanırlar fazla ilgi ise onları şımartarak komutlarını yerine getirmesine engel olabilir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için küçük yaşlarda otur kalk komutları ile başlanarak sağlam bir eğitim verilmesi önerilmektedir. Herhangi bir hayvan sahiplendiğinizde veteriner kontrollerini ve aşılarını düzenli olarak takip ettiğinizden emin olun. Unutmayın, önceliğimiz sağlık... --- ## Kedilerde Vestibülar Sendrom > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-vestibular-sendrom/ Genellikle kedilerde ve köpeklerde görülen bu rahatsızlık hayvanın iç ve dış kulaklarının muayene edilmesi sonucu tespit edilir. Kediniz iç ve orta kulaklarında enfeksiyon kapma yada farklı bir hikayesi varsa vestibülar sendrom görülebilmektedir. Bu rahatsızlığa yakalanan evcil hayvan kendini kötü ve stresli hissedebilir. Evde kesin olarak tanı koymak imkansız olsa da genellikle başı hastalıklı kulağın tarafına doğru yatık şekilde görülebilir. Kedilerde Vestibülar Sendrom akut bir hastalıktır yani aniden gelişebilir. Hastalığın oluşması için herhangi bir şart yoktur, sebepsiz yere gelişebilir ve birden ortaya çıkabilir. İç kulağın içindeki sıvının anormal şekilde akmasına vestibülar sendrom denilir. Tıp terimlerinde daha farklı açıklansa da temel olarak sıvının anormal akmasıdır ve sonucunda çeşitli enfeksiyonlar ortaya çıkabilir. Köpekler için büyük yaşlarda daha sık görülse de kediler için kesin bir yaş grubu yoktur. Kediler vestibülar sendrom tüm yaş grupları için risklidir. Kedilerde Vestibülar Sendrom Belirtileri Kedilerde sıklıkla akut (aniden gelişen) geliştiği için davranışlarında ve hareketlerinde bozukluklar görülmektedir. Genellikle dengesizlik durumu söz konusudur ve düz yürümede kediniz problem yaşayabilir. Hastalığa yakalanan kedide halsizlik durumu görülür. Depresif hava içerisinde çevre ile iletişimi kesmesi yada verilen komutlara karşı tepkisiz kalma durumu gözlemlenebilir. Sendroma yakalanan kedinizde ayakta duramama problemi gözükebilir, ayağa kalktığında düşme yada dengesizce yürüdükten sonra düşme durumları görülebilir. En yaygın belirtisi ise başın bükülmesidir, kedinizin başı sola yada sağa bükülebilir. Göz hareketlerinde dengesizlikte görülebilir, sebepsiz ve anlamsızca sürekli göz hareketleri de hastalığın belirtileri arasındadır.  Mide bulantısı ve kusma ise dengesizlikten kaynaklı gözükebilir, bu yukarıda ki durumlardan bir yada daha fazlası gözükmüşse mutlaka uzman veteriner hekim tarafından kontrol edilmelidir. Tıbbi olarak kesin tanı konulması Herhangi bir test ile hastalığa tanı konulması mümkün değildir, alanında uzman hekimler tarafında iç ve dış kulak muayenesi yapılarak hastalığa tanı koymak  mümkün olabilir. Vestibülar Sendrom ile Felç durumu birbirine çok benzeyen belirtiler gösterebilir bu yüzden veteriner hekim kontrolü olmadan herhangi bir antibiyotik yada ilaç verilmemelidir. Hastalıkta yapılan en büyük yanlışlardan birisi ise kulak enfeksiyonu olduğu zannedilip insanların kullandığı kulak damlalarından verilmesidir. Bu durum hayvanınızda ciddi hasarlar yaratabilir. Vestibülar Sendrom Tedavisi Kedinizi sakinleştirecek ilaçlar verilerek öncelikle sinir, stres durumu ortadan kaldırılması amaçlanır. Genellikle antibiyotik kullanılarak hastalık sonlandırılır, bazı durumlarda ise sekel kalabilir. Kedide Glikokortikoidler kullanımı hastalığı iyiye yada kötüye götürmez yani herhangi bir etki bırakmaz o yüzden mutlaka uzman hekim tarafından tedavisi sürdürülmelidir. Doğru tanı ve tedavi ile 2-3 hafta içerisinde kediniz normale dönecektir. Lakin başta bükülme gibi sekeller bırakabilir. --- ## Hayvanlarda Parasetamol Zehirlenmesi > URL: https://vetart.com.tr/hayvanlarda-parasetamol-zehirlenmesi/ Hayvanlar üzerinde insanların kullandığı ilaçları kullanmak son derece zararlıdır hatta sonucunda ölümler bile olabilmektedir. Basit bir ağrı kesici bile evcil hayvanınızı zehirleyebilir. Bu gibi durumlarla karşılaşmamak için mutlaka uzman hekimler tarafından profesyonel destek alınmalıdır. Parasetamol, etkili ve en çok kullanılan ağrı kesici, ateş düşürücü ilaçlardan bir tanesidir. Bazı ilaç türlerinde ise grip tedavisinin semptonik tedavisinde kullanılmaktadır. Çocuklara verilen parasetamolleri yani ağrı kesici ateş düşürücüleri evcil hayvanınıza kesinlikle vermemelisiniz. Bu verilen parasetamol zehirlenmeye yol açacaktır. İnsanlar için etkili ve hızlı etki gösteren hatta çocuklarda bile güvenle kullanılan parasetamol hayvanlarda kullanıldığında zehirlenme yaratır. Çoğu hayvanda zehirlenme yaratsa da küçük hayvanlarda ölümcül sonuçlar ortaya çıkarır. Evcil hayvanınıza ağrı kesici verirken, kedi ve köpekler uygun olduğundan emin olmalısınız. Farklı türde bir evcil hayvanınız varsa veteriner hekiminizi arayarak bilgi sahibi olmalısınız. Kedi ve köpeklere parasetamol verilirken bunu hesaplayarak ve düşük dozda vermelisiniz. Eğer hesaplama  cetveli yapmaz ve kafanıza göre verirseniz zehirlenme yaratacaktır. Köpekler için 15mg/kg dozda günde 3 kere verilebilir. Kedilerde ise bu doz ölümcül seviyelere ulaşabilir, yani insanların kullandığı klasik bir marka ilaç 500mg parasetamol içerir bu da köpeğinize vereceğiniz dozun yaklaşık 33 katıdır. Eğer bir adet insanlar için kullanılan parasetamol ilacı köpeğinize verirseniz, karaciğerlerinde yağlanma hatta ciddi sekel bırakacak durumlar ortaya çıkabilir. Parasetamol Zehirlenmesinin Yan Etkileri Ağrılı ve sızılı karın ağrısı. Nörolojik dengesizlik ve sinirsel bozukluklar. Sarılık hastalığı, ikter. Kan şekerindeki ani düşüşler. Kanın dışarı akması yada pıhtılaşma sorunları. Kanda ki birçok protein, karbonhidrat azalmaları. Eğer parasetamol zehirlenmesi yaşamış yada yanlış dozaj verdiğiniz bir evcil hayvanınız varsa 1 saat içerisinde veterinere götürmek için çaba sarf ediniz. Yoksa yukarıda ki rahatsızlıklar baş gösterecektir. Zehirlenme başlangıcı 1-4 arasında başlamaktadır lakin 6-24 saat arasında da bu etkisini gösterebilmektedir. Bazı köpek ve kedi cinslerinde daha hızlı yada daha geç sürebilir bu kediniz ve köpeğinizin kilosu ile cinsine bağlı olarak değişiklik gösterebilir. Parasetamol Zehirlenmesinin Tedavisi Eğer zehirlenme yada yanlış ilaç alımı erken tespit edilmişse ilk yapılacak işlem hayvanın midesinden hala sindirilmeyen parasetamol'ü dışarı atmak olacaktır. Bunun için uzman veteriner hekimden yardım almalısınız, eğer hekim yada klinik yoksa kendiniz hayvanı kusturabilirsiniz ama bu kesin çözüm olmayabilir. Oksijen desteği uygulayarak hayvan rahatlatılır. Hayvanın agresif hareketleri minimum düzeye ve stres seviyesi azaltılır. IV sıvı tedavisi uygulanır, serum ile. Mide yıkanır. H2 Reseptör Antogonisti. Karaciğer iltihaplanmasını önlemek amacıyla antibiyotik desteği verilir. Plazma, glukoz ve k vitamini verilir. Zehirlenme yaşandıktan hemen sonra veteriner hekime götürülürse sekel (bir hastalıktan kalan bozukluk) kalmadan bu parasetamol zehirlenmesinden kurtarılabilir. Zehirlenme belirtisi gösteren hayvana yapılacak ilk işlemin her zaman vücuttan  dışarı atılması gerektiğini unutmayın. --- ## Kedi ve Köpeklerde Ağız Kokusu > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-agiz-kokusu/ Ağız kokusu hem insanlarda hem de hayvanlarda görülen bir durumdur. Hayvanlarda ağız kokusunun en temel sebebi kötü bakımdır lakin bakım şartları yerindeyse kalıtsal veya akut gelişen bir hastalık söz konusu olabilir. Bu gibi durumları daha detaylı öğrenmek ve kesin bilgi almak için mutlaka uzman veteriner hekim tarafından kontrol edilmelidir. Aynı zamanda hayvanlarda insanlara göre daha az ağız kokusu oluştuğu bilinmektedir düzenli ve sağlıklı beslenen bir kediniz veya köpeğiniz varsa altında ciddi sorunlar yatabilir. Eğer evcil hayvanınızın ağzındaki tartar ve plaka miktarında artış görülmüşse bu gibi basit sebepler de ağız kokusuna sebep olabilmektedir. Evde ağız kokusunu önlemek için birkaç deneysel yöntem geliştirilebilir eğer sonuç alınmazsa veterinere gidilmesi önerilmektedir. Genellikle ağız kokusunun geçip geçmediğini anlamak için yarım bardak su içine 2-3 damla limon sıkılır ve evcil hayvana içirilir. Eğer koku geçiyorsa hafta da 1 kere mutlaka bu yöntemi uygulayarak hayvanınızı rahatlatınız. Kedilerde ağız kokusunun başlıca nedenleri Ağız içerisinde oluşan plaklar ve tartarların etkisiyle oluşan diş eti iltihabı yada enfeksiyon türü. Ağız içerisindeki hijyenin yetersiz olması. Ağız, diş, diş eti, yanak iltihabı.Reflü veya diyabet.Yeni diş çıkması ile gelişen kokular.Karaciğer ve böbrek hastalıkları da bazı durumlarda ağız kokusuna sebep olabilmektedir. Sağlıksız ve düzensiz beslenme.Kediler düzenli olarak su alamadığı taktirde hem ağızları hem de vücutları kokmaya başlar, yeteri kadar sıvı aldığından emin olunuz. Kediler de ağız kokusu için tedavi Yukarıda ki paragrafta da bahsettiğimiz gibi yarım bardak su içerisine 2-3 damla limon suyu sıkmak ve haftada 1 kere uygulamak iyi gelebilir. Bunun yanında 1 çay kaşığı nane yağı ile beraber 1 bardak su karıştırılarak kedinin ağzına fıs fıs ile sıkılması. Eğer bu deneysel yöntemlerden sonuç alınamamışsa mutlaka veteriner hekime gösterilmelidir. Köpeklerde ağız kokusunun başlıca nedenleri Düzensiz ve sağlıksız ortamda ortaya çıkan dişler kokuya sebep olabilmektedir.Diş, diş eti, yanak iltihabı.Şeker hastalığı (diyabet).Ağız içerisinde akut gelişen yaralar kokuya sebebiyet verebilir.Bağırsak veya diğer iç organ parazitleri sebep olabilir.Ağız içerisinde ki hijyenin yetersiz olması.Düzensiz fırçalanan dişler.Sağlıksız beslenme. Köpekler de ağız kokusu için tedavi Kediler de deneysel yöntemler sıklıkla tercih edilse de sağlıklı bir köpeğin ağzının kokma durumu oldukça zordur. Ağız kokusu dilden kaynaklandığı için köpekler salyaları ile kokuları da bir nevi atarlar lakin köpeğinizden ağız kokusu geliyorsa mutlaka bir uzman hekim tarafından kontrol edilerek iç hastalıkları olup olmadığı kontrol edilmelidir. Eğer köpeğin ağız içi iltihabı varsa bu iltihap giderilmeli ve giderildikten sonra hala kokunun olup olmadığı kontrol edilmelidir. Köpeklere özel diş macunları kullanarak ta köpeğin ağız kokusunu giderebilirsiniz. --- ## Alman Kurdu > URL: https://vetart.com.tr/alman-kurdu/ Alman Çoban Köpeği - German Shepherd Dog Alman çoban köpeği yada halk tarafından sıklıkla bilinen adı olan Alman Kurdu oldukça eski bir türdür. Eski bir tür olmasına karşın hala çok popüler bir köpektir ve polis ekipleri tarafından en sık tercih edilen türdür. Alman kurdu 1899 yılında Max Emil Friedrich Von Stephanitz isimli bir subay tarafından bir şov esnasında keşfedilmiştir ve tarafınca satın alınarak eğitilmiştir. Köpek eğitimi ve üretimi konusunda oldukça uzman olan Max Emil Friedrich Von Stephanitz’ın bütün isteklerini bu köpek karşılamaktadır. Alman kurdu cesaretli, sadık, itaatkar ve becerikli olması ile öne çıkan bir köpek türüdür. Max Emil Friedrich Von Stephanitz satın aldığı gri ve sarı renkteki köpeğin seceresini aldı ve SZ1 olarak kaydını yaptı. SZ1 secere numaralı köpek tarihteki ilk Alman kurdu olarak tarihe geçmiştir. Max bu ırkın daha da geliştirilebileceğini fark ettikten sonra kardeşi ile geliştirme çalışmalarına başladı. Mores Plieningen ırkı ile çiftleşen Alman kurtları daha gelişmiş bir ırk olmaya başladı ve hala bir çok Alman kurdunun kanında Mores Plieningen ırkı yatmaktadır. Alman Kurdu Özellikleri Ortalama yaşam süreleri: Sağlıklı bir Alman kurdu 8-13 yıl arasında yaşayabilmektedir.İlk keşfedildiği yer: Almanya’da Max Emil Friedrich Von Stephanitz tarafından.Karakteristik özellikleri: Sadık, itaatkar, cesur, zeki, plancı, kendinden emin, meraklı.Sık görülen renkleri: En sık siyah ve sarı, siyah, bronz, siyah ve gümüş, siyah ve kırmızı.Kilo ortalaması: Erkek 28 – 42 kilo, dişi 22 – 32 kiloOrtalama boy: Erkek 55 – 65 cm, dişi 50 – 60 cm. Evde alman kurdu beslenir mi? Alman kurdu uysal bir ırk olsa da evde beslenmesi ve büyütülmesi tavsiye edilmez. Bir kurt türü olduğu için sürekli toprağa basmak ve düzenli olarak yürüyüşe çıkmak istemektedir. Eğer düzenli bakılırsa ve geniş bahçesi olan eviniz varsa beslemeniz de herhangi bir sakınca yoktur. Alman kurdu tüy döker mi? Alman kurdu kıl bakımından iki farklı katmanı vardır, bir deri üstünde varken birde deri altında bulunan kılları vardır. Düzenli bakılırsa ve yıkanırsa deri altında ki kılları yılda 2 kere dökülecektir lakin diğer tüyleri düzenli olarak hep dökülecektir. Alman kurduna nasıl bakılır? Alman kurdu eğer çok gençse mutlaka tüm aşıları yaptırılmalıdır aksi taktirde çok fazla sizi sıkıntıya sokabilir. Aynı zamanda yeni doğan Alman kurdu ev içerisinde büyütülüyorsa size aylık belirli miktarda masrafı olacaktır lakin geniş bahçeli evlerde bu miktar yok denilecek kadar azalacaktır. Alman kurdu oynamayı çok sevdiği için mutlaka köpeğe oyuncak alınmalıdır. Köpeğin tüyleri taranırken mutlaka başından başlanmalıdır, bu tarama stili köpeğinizin hoşuna gidecektir. Metal tarakla dökülmüş lakin hala deriye yapışmış yada kıllar arasına girmiş kılları alın. Tüy dökme mevsiminde mutlaka metal taraklarla tüyleri temizlenmelidir. --- ## Acıbadem Veteriner Kliniği > URL: https://vetart.com.tr/acibadem-veteriner-klinigi/ Evcil hayvanınız için Koşuyolu - Acıbadem Veteriner Kliniği arayışındaysanız size bir önerimiz var. Acıbadem hem Üsküdar hem de Kadıköy ilçesine bağlı bir semt. Koşuyolu ise bildiğiniz üzere Kadıköy’e bağlı ancak konum olarak her ikiside Üsküdar’a çok yakın. Acıbadem Veteriner Kliniği yada Koşuyolu Veteriner Kliniği ararken sayfamıza gelmiş olabilirsiniz. Öyleyse biraz kendimizden bahsedelim. VetArt Veteriner Kliniği 2012 yılında kurulan ve Üsküdar Fıstıkağacı’nda bulunan kliniği ile tüm İstanbul Anadolu Yakasına veterinerlik hizmeti veren güvenilir bir kurum. Ulaşım bakımından oldukça kolay bir lokasyonda bulunan kliniğimizi istediğiniz zaman ziyaret edebilir, hizmetlerimizi yerinde görebilirsiniz. Olası bir ihtiyaç yada acil durumda telefon numaralarımızdan bize ulaşabilirsiniz. Evcil hayvanlarınızı gönül rahatlığı ile getirebileceğiniz kliniğimizde verdiğimiz hizmetlerden kısaca bahsetmek gerekirse; Evcil Hayvanlar için Yatılı Tedavi Hizmeti Ülkemizde ne yazık ki minik dostlarımıza karşı şiddet, istismar, ilgisizlik, trafik terörü çok yüksek seviyelerdedir. Trafik kazalarında ya da insan şiddetine uğrayarak durumu ağır halde kliniğimize gelen minik dostlarımız var maalesef. Böyle durumlarda dostlarımız için daha yoğun ve uzun süreli tedaviler gerekebiliyor. Özellikle sokakta yaşayan, sokakta bakımsız kalan dostlarımız kliniğimizde yatılı olarak tedavi edilebilmektedir. Yatılı tedavi kapsamında minik dostumuzun muayenesi yapıldıktan sonra tedavi planlanır ve varsa eksik aşıları da yapılır. Evcil Hayvanlar için Muayene Hizmetlerimiz Minik dostlarınızın düzenli muayenesi için ya da bir rahatsızlığı olduğunda detaylı muayene yapılabilmesi için kliniğimizi ziyaret edebilirsiniz. Muayene sırasında rastlanan sorunlar, basit rahatsızlıklar ayakta tedavi yöntemi ile kolayca çözüme kavuşturulabilir. Üsküdar'da bulunan kliniğimize rutin kontroller ve muayene için de ziyarette bulunabilirsiniz. Kliniğimizde Evcil Hayvanlarınız için detaylı muayene gerektiğinde ihtiyaç duyulabilecek her türlü imkan mevcuttur. İdrar, kan tahlilleri, röntgen, ultrason, gözle, elle muayene gibi teşhis koymaya imkan verecek her türlü imkanı minik dostlarımız için seferber etmekteyiz. Evcil Hayvanlarınız için Özel Tedavi Yöntemlerimiz Bölge olarak Üsküdar Acıbadem veterinerlik hizmetleri açısından da gelişmiştir. Kliniğimize Acıbadem, Koşuyolu bölgelerinden yada çevre semtlerinden evcil hayvanınızın özel tedavileri için de ziyaretimize gelebilirsiniz. Kliniğimizde ilk tedavi tamamlandıktan sonra kalıcı hasara maruz kalmış Evcil Hayvanlarimiz için yoğun bakım, fizik tedavi gibi hizmetler konusunda da destek verilmektedir. Evcil Hayvanlarin diş bakımı konusunda da ihtiyaç duyabileceğiniz yardımı da veteriner hekimlerimizden alabilirsiniz. Acıbadem ve Koşuyolu Semtlerinden Bize Nasıl Ulaşabilirsiniz? İstanbul Anadolu yakasında, Üsküdar, Kadıköy, Koşuyolu, Acıbadem ve civarı bölgelerden kliniğimize kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Minik dostunuzla ilgili her sorunda, petinizin düzenli takibini yapan veteriner hekimimizle iletişime geçerek durumla ilgili bilgi alabilir; olağanüstü durumlarda petinize destek olabilmek adına veteriner hekimimizden destek alabilirsiniz. Kliniğimize kendi aracınızla, taksiyle, toplu ulaşım (metro, otobüs, dolmuş) araçlarıyla rahatlıkla ulaşmanız mümkün. Minik dostumuzun durumu çok ağırsa yapmanız gerekenlerle ilgili bilgi almak, dostumuzun kliniğimize en doğru ve en hızlı şekilde naklini gerçekleştirmek için telefonla iletişim kurabilirsiniz. Minik dostlarımızın bakımını ihmal etmemeli; dışarıda gördüğünüz zor durumda olan dostlarımıza el uzatmalısınız. Zor durumda olduğunu gördüğünüz dostlarımıza edebileceğiniz en doğru yardım, onları güvendiğiniz; onların tedavisini yapabilecek veteriner hekimlere emanet etmektedir. --- ## Ümraniye Veteriner Kliniği > URL: https://vetart.com.tr/umraniye-veteriner-klinigi/ Ümraniye Veteriner Kliniği Hizmetleri Minik dostların güvenle tedavi edilip, en iyi şekilde bakımının yapılacağı bir veteriner kliniği mi arıyorsunuz? Vetart, Üsküdar Fıstıkağacı’nda yer alan veteriner kliniği ile İstanbul Anadolu yakasında tüm bölgelere hizmet veriyor.Kliniğimize İstanbul Anadolu yakasında hemen her ilçeden kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Ümraniye ise konumu ve Üsküdar’a yakınlığı ile bu ilçelerin başında geliyor.Tedaviye ve bakıma ihtiyacı olan evcil hayvanlarınızı güvenle bırakabileceğiniz kliniğimiz haftanın yedi günü hizmet vermektedir. Ümraniye Veteriner Kliniğimize gelmeden önce dilerseniz telefon ile bilgi alabilirsiniz. Minik dostlarınızı emin ellere bırakarak, aklınız kalmadan sağlıklı ve bakımlı günlerine kavuşturabilirsiniz. Tedavi dışında pek çok veterinerlik hizmeti de kliniğimizde en iyi şekilde petleriniz için sunulmaktadır. Ümraniye Bölgesinden Bize Nasıl Ulaşabilirsiniz? Yolda kötü durumda bulduğunuz minik dostları, evinizde bakımını üstlendiğiniz minikleri kliniğimize kolayca ulaştırabilirsiniz. İstanbul Anadolu yakasında, Ümraniye, Çekmeköy civarında kliniğimize kendi aracınızla ulaşabilirsiniz. Dostumuzun durumu ağırsa bize ulaşarak ilk yardım bilgisi alabilir; gerekirse kliniğimize ulaşımı için destek isteyebilirsiniz. Ayrıca Üsküdar’da oldukça merkezi konumda olan kliniğimize metro, otobüs gibi ulaşım araçları ile de kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Kliniğimizden Alabileceğiniz Veterinerlik Hizmetleri VetArt Veteriner Kliniğinde, Acil Tedavi, Cerrahi Müdahale, Dahiliye, Laboratuvar hizmetleri sunuyor. Evcil hayvanlarımızın sağlıklı ve bakımları olmaları için Ağız ve Diş sağlığı bölümü ile Pet Kuaför bölümü de bulunuyor. VetArt Veteriner Kliniğinde ayrıca çok az veteriner kliniğinde rastlayabileceğiniz Koruyucu Hekimlik hizmetinden de yararlanabilirsiniz. Ümraniye bölgesinde veteriner kliniği arayışınız varsa ve alanında uzman bir veteriner kliniği arıyorsanız petinizle birlikte kliniğimizi ziyaret edebilirsiniz.Petinizin ilk muayenesinden sonra gerekli tedavi planlanarak evcil hayvanınıza eksiksiz ve doğru şekilde tedavi uygulanmaktadır. Tedavi, muayene gerektirmeyen durumlarda düzenli kontrol, aşılama, kuaför gibi rutin hizmetleri de kliniğimizden alabilirsiniz. Minik dostunuzun herhangi bir sağlık sorunu olmasa da düzenli bakım için bizi ziyaret edebilirsiniz. Minik Dostlarınızı Emin Ellere Bırakın Evinizdeki minik arkadaşlarınıza özenle bakıyor ve gittiği her yerde öyle bakılmasını istiyorsanız; tam anlamıyla güvenebileceğiniz, özenle bakılacağına emin olabileceğiniz kliniğimize bırakabilirsiniz. Alanında uzman hekimlerimiz ile petinizin ihtiyaç duyabileceği her türlü tıbbi desteği kliniğimizde alabilirsiniz. Minik dostunuzu bize bıraktığınızda aklınız onda kalmasın. Dilediğiniz zaman telefonla iletişime geçerek minik dostunuz hakkında bilgi alabilmeniz de mümkün. Kendinize Minik Bir Dost mu Arıyorsunuz? Kliniğimize yolda, sokakta, dışarıda, parkta bulunan pek çok minik dostumuz getirilmektedir. Kliniğimize ulaşmış tüm miniklerin tedavisi, bakımı, aşısı tam anlamıyla yapılmaktadır. Tüm bakımları tamamlanmış ama kendisine bir ev edinememiş minik dostlarımız için sahiplendirme konusunda desteğimiz de vardır.Kendinize bakımını üstlenebileceğiniz minik bir dost arıyorsanız; kliniğimizi ziyaret edip veteriner hekimlerimizle görüşerek bakımını üstlenmek istediğiniz miniğimiz hakkında bilgileri alarak sahiplenme işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Petinizi Bize Ne Zaman Getirmelisiniz? Evinizdeki can dostunuzu düzenli olarak kliniğimize getirebilirsiniz. Aşılar, düzenli klinik bakımı, kuaför bakımı gibi pek çok şey için veteriner kontrolüne getirmeniz; minik dostunuzun iyiliğine olacaktır. Petinizi düzenli olarak aynı hekime getirirseniz; aşı takvimi, gelişim tablosu gibi takip edilmesi gereken rutinler daha doğru ve hızlı işleyecektir.Petinizi getirmeden önce telefonla iletişime geçerek durumu ve ihtiyaçları hakkında bilgi verip ziyaret gününüzü, saatinizi planlayabilir ve kontrole gelebilirsiniz. Kliniğimize gelmenizin gerekmediği hafif durumlarda, veteriner hekimlerimizden telefonda destek alarak petinize yardımcı olabilirsiniz. --- ## Kedilerde Astım > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-astim/ Kedilerden astım ciddi bir rahatsızlıktır. Astım, alt solunum yollarında alerjik reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan yangı denilebilir ve bir solunum yolu hastalığıdır. İnsanlarda sıkça karşılaşılan astım hastalığı kedilerde de görülmektedir. Kedilerde kronik ve akut olarak ortaya çıkabilir ve kedi ciddi rahatsızlık çekebilir hatta ölümle sonuçlanabilir. Astım kediler için ciddi bir hastalıktır ve kedide öksürük, hırıltılı solunum gibi rahatsızlıklar verebilir. Hırıltılı solunum en yaygın bilinen semptomlarından birisidir. Astım için belirli bir yaş kriteri olmasa da genelde 2 ile 8 yaş arasında ki kedilerde sık görülen bir rahatsızlıktır. Siyam ve himalayan cinsi kedilerde daha sık görülen bir hastalıktır. Astım dişi kedilerde daha fazla görülmektedir. Yapılan çalışmalar sonucunda dişi kediler erkek kedilerden 2 kat daha fazla astım hastalığına yakalandığı ortaya çıkmıştır. Kedilerde Astım Belirtileri Astım solunum yollarında alerjik reaksiyonlar sonucu ortaya çıkan yangı olduğu için genelde semptomları kedinin nefes alışının test edilmesiyle ortaya çıkmaktadır. Kedinin solunum yollarında bazı gariplikler yaşanıyorsa mutlaka veterinere gidilmeli ve bir takım testler uygulanmalıdır aksi taktirde astım krizine giren kedi hayatını kaybedebilir. Astımın en yaygın semptomları ise aşığa da listelenmiştir. Nefes alıp verirken güçlük çekme,ÖksürükÖksürük krizleriTükürük eşliğinde öksürükHırıltılı nefes alıp vermeKedinin ağzından salya akmaSürekli ağızdan nefes almaYorgunluk, halsizlik, itaatsizlik ve uyuşukluk. Kedilerde Astım Neden Olur? Astım solunum yolu kaynaklı bir hastalık olduğu için nedenleri de solunum yolu ile vucüda alınan zararlı bakteriler olabilir. Ama en yaygın bilinen nedenleri aşığa listelenmiştir. Ev içerisinde ki tozları aşırı şekilde solumdan kaynaklı astım oluşabilir.Temizleyici maddeleri solumaktan astım oluşabilir.Kimsayal temizlik maddeleri de astıma neden olabilir.Fazla parfüm solumak astımı tetikleyen ve neden olan bir durumdur.Yerlere dökülen ve kullanılan böcek, haşere ilaçlarları astıma neden olabilir.Kirli havada uzun süre kalmakta astıma sebep olabiliyor.Sigara dumanı da kedilerde astım oluşmasına sebebiyet verebilir. Kedilerde Astım Tedavisi Kedinin hastalık hikayesi iyi bilinmelidir bu tedavi aşamasında yararlı olan bir etkendir. Eğer biliniyorsa hastalığa sebep olan durum ve madde, eşya da veteriner hekim ile paylaşılmalıdır. Astımın kesin olarak tanısının konulması zor bir durum olmakla beraber bazı yöntemlerle kesin tanıya yakın veriler elde edilebilir. Kedinin akciğer röntgenin çekilmesi, solunum yollarından alınan testler de kediye astım tanısı koyabilir. Astım tanısı sonrası tedavi işleminin ana amacı kedinin solunum yollarını iyileştirmek olacaktır. Solunum yollarını iyileştirmek içinse çeşitli yöntemler kullanılabilir bu yöntemlere veteriner hekimin karar vermesi gerekir. Hastalığın durumu ve ilerleme düzeyi saptandıktan sonra herhangi bir işlem gerektirmeden de tedavi sağlanabilir bu tedavi yoluna önlem alma diyebiliriz. Örnekle; parfümden oluşan bir astım hastalığı için kediyi parfüm olan mekanlardan uzaklaştırmak bir süre sonra iyileştirebilir. Lakin bazı durumlarda ilaç tedavisi gibi yöntemler gerekli olabilir. Streoid ve bronkodilatatörler yardımıyla da kedi sağlığa ulaştırılabilir. --- ## İran Kedilerinde Polikistik Böbrek Hastalığı > URL: https://vetart.com.tr/iran-kedilerinde-polikistik-bobrek-hastaligi/ Polikistik böbrek hastalığı (Polycystic Kidney Disease), İran ve Egzotik kedilere etki eden otozomal dominant bir gen tarafından meydana gelen genetik bir hastalıktır. İran kedisi ergin bir birey olana kadar herhangi bir belirti göstermez. Kedinin herhangi bir sempton göstermesi için tahmini 6-7 yaşlarında olması gerekir, sempton olarak; böbrek yetersizliği ve böbreklerinde büyüme görülür. Polikistik böbrek hastalığı olan kediler bu rahatsızlık ortaya çıkana kadar sağlıklı bir şekilde hayatlarını sürdürürler daha sonrasında bu rahatsızlığın ortaya çıkmasıyla (böbrek yetmezliği) hayatlarını kaybederler. Polikistik böbrek hastalığı olan kediler genellikle 6-7’li yaşlarda hayatlarını kaybederler. Bu hastalık genellikle İran ve uzun tüyleri olan kedilerde görülmektedir, bu tür kedilerde hastalığa yakalanma olasılığı %40 civarındadır. Yeni doğan İran kedilerinde bu hastalık erken teşhis edilebilir ve ileriki yaşlara kadar bir sorun olmadan hayatlarına devam edebilirler. Erken teşhis edilemeyen iran kedilerinde ise böbrek yetmezliği olarak ortaya çıkar. Polikistik böbrek hastalığı kedilerden insanlara bulaşan veya diğer hayvanlara bulaşan bir hastalık değildir. Polikistik böbrek hastalığı, renal paranşim de yarıçapı 0,5 mm’den başlayarak veya daha büyük olarak görülen genetik bir böbrek hastalığıdır. Polikistik Böbrek Hastalığı Belirtileri Polikistik böbrek hastalığının en yaygın belirtileri; iştahsızlık, halsizlik, aşırı su içme, aşırı işemedir. Bu belirtiler sadece polikistik böbrek hastalığı belirtisi değildir herhangi bir bakteri sonucunda oluşan tipik belirtilerdendir. Kedi bu tarz belirtiler gösteriyorsa mutlaka uzman veteriner hekim tarafından incelenmelidir. Veteriner hekim batın bölgesini elle muayene ederek hastalığa tanı koyabilir eğer kesin tanı koymak istiyorsa ultrasonografi, radyografi, urogram ile kesin tanı koyabilmektedir. Ultrasonografi yöntemi ile kedide polikistik böbrek hastalığı olup olmadığını %97-98 teşhis edebilir. Ultrasonografi, insan kulağının duyamayacağı frekansta sesler üreterek görüntüleme yapma işlemine verilen işlemdir. Kedi için herhangi bir zararlı durum oluşturmaz. Polikistik Böbrek Hastalığı Tedavisi Hastalığın tedavisi bazı durumlarda olmamaktadır eğer kedide erken teşhis edilirse bu tedavi mümkün olabilmektedir. İran veya diğer egzotik türde bir kedi besliyorsanız mutlaka 6-12 aylık dilimlerde check up işlemi yaparak erken teşhis edilmesini sağlamalısınız. Check up işlemi ile kedinin herhangi bir hastalığı olup olmadığı da kontrol edilir. Polikistik böbrek hastalığının tedavisinde herhangi bir aşı ya da serum kullanılmamaktadır. Polikistik böbrek hastalığının oluşumunda gen çok önemli bir faktör olduğu için iran kedisi sahiplenirken mutlaka ailede bu hastalık öyküsüne sahip olan bir kedi varmı öğrenilmelidir. Eğer polikistik böbrek hastalığı olan kediler varsa bu kediler üremesine engel olarak hastalığın yeni doğan bireylere aktarılması engellenmiş olur. Polikistik böbrek hastalığı, nadiren de olsa bakteriyel enfeksiyon durumlarında karşılaşılmaktadır. Bakteriyel enfeksiyon durumlarıyla karşılaşmamak için mutlaka kullanılan antibiyotiklerde duyarlı olunmalıdır. --- ## Kedi ve Köpeklerde Karaciğer Yağlanması > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-karaciger-yaglanmasi/ Karaciğer yağlanması evcil hayvanlarda sıkça görülen bir rahatsızlık türüdür bu rahatsızlığın en temel sebepleri ise; düzensiz, dengesiz ve sağlıklı beslenmedir. Karaciğer rahatsızlığı bilimsel olarak hepatositlerde (bağırsaklardan besin yoluyla emilen hücre) normalden fazla trigliserid (bir ester) birikmesinden kaynaklanmaktadır. Kedilerde karaciğerin kendi ağırlığının %4-5’ten fazla trigliserid birikmesi sonucu ortaya çıkmaktadır. Karaciğer yağlanması kedi ve köpeklerde en sık görülen karaciğer hastalığıdır. Herhangi bir genetik faktöre bağlı olmaksızın gelişmesine rağmen dişi kedilerde, erkek kedilerden daha fazla karaciğer yağlanması görülmektedir. Kedi ve köpeklerin aşırı kilolu olması da bu hastalığın oluşmasında önemli bir faktördür. Karaciğer yağlanmasını tetikleyen faktör genellikle uzun süren açlık sonrası; vücudun enerji ihtiyacını gidermek maksadıyla yağları yakmaya başladığında, kedinin karaciğeri yağları doğru şekilde işleyememesi sonucu karaciğerde yağlanma olur. Kedi ve Köpeklerde Karaciğer Yağlanmasının Belirtileri Hastalık iştahsızlık sonrası oluştuğu gibi en yaygın belirtisi de iştahsızlık.Başlangıçta kedi ve köpeklerde kilo kayıpları,İlerleyen aşamalarda aşırı kilo kayıpları,Halsizlik,Kusma,Salyada ciddi derece de artış,Deri, kulak ve diş etlerinde sarılık,Kedilerde aşırı miyavlama, köpeklerde aşırı havlama,Hayvanda depresyon havası, Gibi belirtiler görülebilir lakin bazı durumlarda kedilerde görme kaybı gibi olağandışı şeylerde görülmektedir. Köpeklerde ani gelişen koma durumları gözlenlenmektedir. Yukarıda ki belirtilerden 2 veya daha fazlası görülmesi halinde veteriner hekim tarafından muayene edilmesi gerekmektedir, gerektiği durumlarda ise sitoloji, kan örneği ve biyopsi yapılarak karaciğer değerlendirilmesi yapılmalıdır. İstanbul Veteriner hekim tarafından muayene edilen hayvanda testler pozitif çıkarsa ve hayvanın kas kitlesinde azalma varsa karaciğer hastalığı olduğu tanısı kesin olarak konulabilir. Tanı konulmadan önce mutlaka mide - bağırsak hastalıkları, anemi, leukoz gibi hastalıklarda değerlendirilmelidir. Kedi ve Köpeklerde Karaciğer Yağlanmasının Tedavisi Hastalığın tedavisi, hastalığın durumuna bağlı olarak değişmektedir. Hastalığın tanısı konulduktan sonra tedavi işlemleri de ona göre ilerlemektedir. Erken teşhis edilen karaciğer yağlanmasının tedavisi mümkündür. Eğer hastalık aşırı derece de ilerlemişse tedavisi çok güç durumda olacaktır. Erken teşhis için evcil hayvanınız mutlaka düzenli aralıklarla check up yapılmalıdır. Tedavide kullanılan en yaygın yöntem besin takviyesidir, kedi veya köpeğin eski iştahı yerine gelene kadar yüksek enerjili ve lezzetli besin takviyeleri yapılmalıdır. Yüksek enerjili besin takviyeleri hayvanın hastalık döneminde kaybettiği enerjiyi yeniden getirmek için önemlidir. Yoğun besin takviyeleri sonucunda hayvanın metabolizması eski haline geri gelir. Eğer hayvan hala iştahsızlık sebebiyle yeme içmeyi kestiyse tıbbı müdahale gereklidir. Veteriner kliniğine götürülerek muayene edilmelidir, tıbbi müdahale edilmezse yüksek oranla hayvanın hayatı son bulacaktır. Karaciğer yağlanmasının en temel sebeplerinden bir tanesi ise kedi ve köpeğin aşırı kilolu olmasıdır, alınabilecek en güzel önlem ise hayvanın doğru beslenmesini sağlamaktır. Evcil hayvanınızı veteriner hekime götürerek mutlaka ideal ağırlığında olup olmadığını kontrol ettirmelisiniz. --- ## Yavru Kedi ve Köpek Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/yavru-kedi-ve-kopek-bakimi/ Bir kedi veya köpek yavrusuna bakma tecrübe ve bilgi isteyen bir konudur. İlk defa bakacak olan kişi mutlaka tavsiye almalı ve önerilere uymalıdır aksi taktirde kötü sonuçlar ortaya çıkabilir. Kedi ve köpeğin yavrusunu doğar doğmaz ailesinden ayırmak yavruyu öldürebilir, yavru doğduktan sonra bir müddet anne sütüne muhtaç olacaktır. Yani yavrunun ilk doğduğu andan itibaren bakımı iyi şekilde gerçekleştirilmelidir. Yavru eğer satın alınmış veya sahiplenilmişse mutlaka annesinden 45 gün süt alıp almadığını teyit ediniz. Aksi taktirde hayvanın sağlıksız büyümesi sağlanmış olur. Yavru bakımı için önce parazitlere karşı önlem alın Kedi veya köpeğin yavrusu ailesinden ayrılmadan önce sütünün içine parazit ilaçları katılarak aileden veya ortamdan gelen parazitlere karşı korunaklı olunmalıdır. Eğer anne hala yaşıyorsa annenin doğumundan 4 gün sonra parazit ilacı verilerek bu ilacı sütüyle yavrulara aktarması sağlanmalıdır. Kedi veya köpeğin annesi hayatta değilse mutlaka hayvan anne yalaması yöntemiyle 1-2 saatte bir masaj yapılmalıdır. Yavru kedi veya köpekte ısı dengesi önemli Yavru kedi veya köpekte ilk günler ısı dengesi korunmalıdır. Bu ısı dengesi en güzel anne yoluyla olmaktadır. Annesi olmayan yavrular içinse yapay olarak ısı dengesinin korunması gereklidir. Annesinden ayrılmış yavrular içinde bu geçerlidir yavru hayvan mutlaka sabit ısısı olan yerlerde yaşamalıdır. Eğer hayvan soğuk hava seven bir ırka mensup değilse mutlaka ilk aylarda sıcak ortamlarda tutulması gereklidir. Hayvan kendi ısı dengesini korumak için anne sütüne muhtaçtır ve en güzel ısı koruma yöntemi ise yine anne sütüdür. Eğer anneden ayrılan bir yavruya bakım yapılacaksa manuel olarak sıcak tutma ve ısı dengesi kurma işlemi için sıcak su torbaları en yaygın kullanılan yöntemdir. Yavrular gereksiz yere yıkanmamalı ve ıslanmaya karşı takibi çok iyi yapılmalıdır. Yeni doğan yavrularda en sık yaşanan ölüm sebebi hipotermidir. Hipotermiye karşı önlem almak maksadıyla yerlere yakın büyük su birikintileri asla bırakılmamalıdır. Belirli bir büyüklüğe erişmiş olsa dahi kediye asla soğuk su verilmemelidir. Yavru kadar annesinin bakımı da önemli Yavru sağlığının en önemli noktası ise annesinin sağlıklı olmasıdır. Doğum sonrası anne iyi beslenirse yavrularda iyi beslenir ve sağlıklı hızlı büyüme gerçekleşir. Anne doğum öncesinde mutlaka aşıları yapılmış olmalıdır ve yavrularında bu rahatsızlıklar ile doğması önlenmelidir. Aynı şekilde yeni doğan yavrular için de belirli bir erginliğe geldikten sonra mutlaka yavrulara da aşı yapılmalıdır. Aşıları veteriner hekim tarafından yapılmalı ve anne hakkında bilgi varsa bu bilgiler veterinere iletilmelidir. Anne aşı olduktan sonra antikorlar ile süt ile yavrulara aktarır. Anneden aktarılan süt bağışıklık için çok önemlidir, anne sütünü iyi alan yavruların bağışıklık sisteminin güçlü olduğu da bir gerçektir. Annenin aşıları tamam olsa bile yeni doğan yavruya da aşılama gereklidir. Yeni doğan kedi ve köpek yavrularında aşılama için ilk 60 gün beklenmelidir ve 60. günden sonra aşılama yapılmalıdır. --- ## Toksoplazma Nedir? > URL: https://vetart.com.tr/toksoplazma-nedir/ Toksoplazma (Toxoplasma Gondii) Toksoplazma parazit kaynaklı bir hastalıktır, hastalığa neden olan parazitin ismi Toxoplasma  Gondii’dir. Bu parazit hem hayvanlarda hemde insanlarda görülebilmektedir, insanlara en çok hayvanlar aracılığıyla bulaşır. Hayvanlara, çiğ etler veya etlerin az pişmesi sonucu bulaşabilmektedir. Evlerinde kedi, köpek gibi evcil hayvan besleyen kişilerde sıkça görülmektedir, kediden dışkı yoluyla insana bulaşabilir. Kedi dışkısından doğaya yayılan parazit aylarca ölmeden yaşayabilir. Hamile kadınlarda sıkça görülmektedir, hamile kadınlar çiğ et tüketmesi veya kedi dışkısı ile temas etmesi sonucu bu parazite maruz kalabilmektedir. Hamile kadınlar toksoplazma enfeksiyonuna yakalandıkları zaman bebeklerine de enfeksiyonu geçirebilmektedirler. Toxoplasma Gondii enfeksiyonuna yakalanan bir birey tekrardan enfekte olmaz bunun sebebi ise enfeksiyona karşı bağışıklık kazanmasıdır. Toksoplazma Belirtileri Nelerdir? Hastalığa yakalanan birey çoğu zaman farkında olmadan hastalığı geçirir. Hamile kadınlar bazı durumlarda herhangi bir şey hissetmeden hastalığı yaşayabilmektedirler. Genellikle toksoplazma enfeksiyonuna yakalanan birey soğuk algınlığı gibi basitçe atlatılır. Bazı durumlarda ise Toksoplazma enfeksiyonu çok ağır şekillerde yaşanabilir. Toksoplazma enfeksiyonunu lösemi, aids veya organ nakli yapmış hastalar çok şiddetli olarak geçirebilmektedir. İnsanlarda; Lenf bezlerinin şişmesiLenf düğümlerinde şişlikHafif ve orta düzeyde kas ağrılarıHalsizlikYorgunlukGöz enfeksiyonu (Nadir görülmektedir) Kedilerde; Belirli boşluklarla ateşYorgunluk - halsizlikDepresif hareketlerİştah KaybıÇiğnemeYutma güçlükleri Toksoplazmozis, insan kanında Toxsoplasma Gondii parazitinin vücudun bağışıklık sistemine karşı üretilen antikorların saptanması ile tanı konulabilir. Toksoplazma nasıl tedavi edilir? İnsanlarda, Toksoplazma genellikle ilaç gerektirmeden atlatılabilir lakin bazı durumlarda hastalık rahatsızlık verici olabilir bunun için uzman hekimler tarafından önerilen Antibiyotikler ile yapılır. Kedi ve köpeklerde ise akut toxoplasmosisde tedavisi yapılmaktadır. Tedavi için mutlaka veteriner hekimde başvurulmalıdır. Hastalık için herhangi bir iğne veya aşı yoktur, hastalığa yakalanmamak için mutlaka önceden tedbir alınması gereklidir. Toksoplazma’dan nasıl korunur? Toksoplazma enfeksiyonunun herhangi bir aşısı olmadığı için önlem alınmalıdır, alınabilecek en iyi önlem ise hijyenik olmaktır. Toxoplasmosis Gondii evcil hayvanlarınız için sıkıntı oluşturabilmektedir bu sıkıntıların doğmaması için aşağıdaki maddeleri mutlaka dikkate alınmalı. Çiğ yada az pişmiş etler tüketilmemelidir,Kedi ve köpeklere çiğ et verilmemelidir,Kedinin dışkıları kumdan alındıktan hemen sonra evden uzaklaştırılmalıdır,Eller sık sık yıkanmalıdır,Çiğ etlere çıplak elle dokunulmamalıdır.Sebze ve meyveler yenilmeden önce mutlaka iyice yıkanmalıdır,Gebelik öncesi mutlaka toksoplazma testi yapılmalıdır,Toprak ile yakın temas kuran kişiler mutlaka eldiven kullanmalıdır,Pastörize edilmemiş süt ürünleri tüketilmemeli ve evcil hayvana verilmemelidir,Kedinizin kumu sık sık temizlenmelidir. Belirtmekte fayda var; toksoplazmayı yediğiniz et ve süt ürünlerinden, iyi temizlenmemiş sebze ve meyvelerden, topraktan kapma riskiniz, evcil hayvanlardan kapma oranına göre çok daha yüksektir. Evcil hayvanlarınız Veteriner Hekim kontrolllerini aksatmayınız. Koruyucu Hekimlik Hizmetlerimiz --- ## Anestezi Öncesi Check-Up ve Önemi > URL: https://vetart.com.tr/anestezi-oncesi-check-up-ve-onemi/ Hayvanlarda anestezi öncesi Check-up Hayvanlara anestezi uygulamak, ameliyat esnasında hayvanın herhangi bir acı duymaması için gereklidir. Anestezi uygulamak hem ameliyat sırasında hem de ameliyat sonrası ağrı, sızı olmaması için gereklidir. Bir çok cerrahi operasyonda anestezi kullanılır bu operasyonlar da anestezi kullanılmadan önce hayvan mutlaka Check-up edilmelidir. Bunun en temel sebebi ise herhangi bir hayati organın anestezi ile etkilenip etkilenmediğini öğrenme ve test etmek içindir. Eğer doğru şekilde Check-up yapılmazsa anestezi sonrasında hayvanda sekel (bir hastalıktan kalan doku bozukluğu) kalabilir, sekel kalmaması için anestezi öncesi Check-up düzgün ve tam yapılmalıdır. Anestezi den ziyade hayvanın opere edileceği ortamın kalitesi, hijyeni ve teknik gereksinimleri de oldukça önemlidir. Ameliyat edecek veteriner hekimin mutlaka alanında uzman olması, operasyonun yapılacağı veteriner kliniği ise tam donanımlı ve operasyona uygun olmalıdır.  Veteriner Hekim, anesteziyi doğru ve dozunda uygulamalı hayvana zarar vermemelidir. Ameliyatı gerçekleştirecek olan ekip yapacakları bir dizi işlem için hazırlıklı olmalı gereklidir. Anestezi öncesi Check-up neden gereklidir? Ameliyat esnasında doğabilecek sağlık sorunlarını en aza ve hiçe indirebilmek için.Hayvanda daha önce bilinmeyen gizli hastalıkların tespiti için oldukça önemlidir. Yapılacak Check-up testleri ile bu gizli hastalıklar tespit edilerek bunların da tedavisi de sağlanır.Riski azaltarak, ameliyat esnasında aniden gelişen durumlara karşı müdahale şansını arttırır.Anestezi sonrası oluşan anormal durumlar tespit edilerek tedavisinin daha kısa sürmesi için.Referans oluşturarak ileriki dönemlerde Check-up sonuçları incelenir ve yeni doğan hastalığın oluşma süresi daha iyi saptanarak sağlık kalitesi artırılır. Check-up içinde nelere bakılır? Check-up, hayvanlar için genel veya kapsamlı sağlık taraması işlemine verilen isimdir. Check-up hastalıklarda ve sağlık sorunlarında erken teşhis için önemli bir rol alır. Hastalık erken teşhis edilirse ilerlemeden tedavisi yapılarak kötü sonuçlar doğmasını engellemek için mutlaka gereklidir. Tam kan sayımı, kan analizi ile hastalık olup olmadığı tespit edilir eğer hastalık varsa hikayesini incelenir.Kan şekeri testi, hayvanda diyabet veya hipoglisemi olup olmadığı test edilir.Kan üre nitrojen testi, böbreklerin kan içerisinde ki üre artıklarını uzaklaştırıp uzaklaştırmadığı test edilir.Kreatin testi ile böbreklerin fonksiyonlarının doğru çalışıp çalışmadığı test edilir.Kalsiyum testi, kan ve kalp hastalıklarının olup olmadığı test edilir. Böbrek rahatsızlıkları ve pankreas hastalıkları olup olmadığı test edilir.Total protein testi, beslenmenin yetersiz olup olmadığı test edilir.Bilirubin, karaciğer rahatsızlığı olup olmadığı analiz edilir.Kolesterol testi, böbrek üstü bezlerin yeterli çalışıp çalışmadığı kontrol edilir.Sodyum ve potasyum testleri ile kalp, böbrek üstü bezi ve böbrek hastalıklarının teşhisi için oldukça önemli bir testtir.Alanin transferaz testiyle karaciğer fonksiyonlarında bozulmanın olup olmadığı test edilir.Alkalen fosfataz testiyle karaciğer ve kas rahatsızlıklarının olup olmadığı test edilir. Test sonucu yüksek çıkması halinde kas ve karaciğer rahatsızlığı teşhisi konulabilir. https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-check-up-ve-onemi/ --- ## Kist Hidatik Nedir? > URL: https://vetart.com.tr/kist-hidatik-nedir/ Kist Hidatik bir diğer adıyla Kistik ekinokkozis denilebilir. Halk dilinde yaygın olarak Kist Hastalığı olarak bilinir. Kist hidatik’in oluşma sebebi, Echinococcus granulosus isimli bir parazittir. Parazit köpek, kurt ve tilki gibi etçil hayvanlarda sıkça görülür. Parazit bu hayvanların ince bağırsaklarında yaşayarak büyür ve bağırsağı delerek diğer organlara kist şeklinde bulaşır. En sık karaciğer ve akciğerler de görülen kist, başlangıç düzeyinde kendini belli etmez. Parazit en sık köpeklerde görülmektedir, köpeklerin dışkıları ile dışarı atılır. Dışkı yoluyla dışarı atılan parazit insan ve hayvanlara bulaşır. Parazit o kadar kuvvetlidir ki köpek dışkısında 12 ay kadar yaşayabilir. Bu dışkıdan doğaya bulaşarak yediğimiz sebze ve meyvelerle insanlara bulaşır. Sebze ve meyve tüketilmeden önce mutlaka iyi yıkanmalıdır. İnsanlara en sık köpeklerden ve kirli sulardan bulaşmaktadır.Kaynağı belli olmayan ve temizliğinin güveni olmayan sular tercih edilmemelidir. Kist Hidatik belirtileri nelerdir? Başlangıç düzeyinde pek belirgin belirtileri gözükmese de kist büyüdükçe belirtileri de artmaktadır. Kist hemen her yaş grubunda ve cinsiyet gözetmeksizin görülebilir. Yaygın olarak kadınlarda görülmektedir. Karın bölgesinde ağrı Karnın sağ üst bölgesinde ağrıAkut kilo kaybı Halsizlik Bulantı Kusma Sarılık Kist Hidatik başta küçük bir kist gibi gözükse de bir yıl içerisinde 12-15 cm’e kadar  büyüyebilir. Eğer kist karaciğerden safra kesesine doğru ilerlerse zamanla tıkanma sarılığı olabilir. Kist karın içerisinde patlarsa ve karın boşluğuna enfeksiyonlu kistler bulaşırsa ani ölümlere yol açabilir. Hastalıkta erken teşhis için mutlaka hastaneden  Ultrasonografi ve Bilgisayarlı Tomografi istemi yapılmalıdır. Kist bazı durumlarda herhangi bir belirti göstermeksizin büyüyebilir ve organları ele geçirebilir. Kist Hidatik tedavisi nasıl yapılır? Tedaviden önce doğru bir şekilde tespit edilmesi ve yerinin doğru saptanması oldukça önemlidir. Tedavi olarak genellikle cerrahi yöntem kullanılmaktadır. İlaç tedavisi olarak ise parazite karşı etki gösteren ilaçlar mevcuttur. Aynı zamanda hastalık tedavisinde perkütan tedavi yöntemi de kullanılmaktadır. Cerrahi Müdahale Cerrahi yöntem, genellikle kesin çözüme ulaşmasa da sıklıkla tercih edilen yöntem olarak kullanılmaktadır. Cerrahi yöntemde ölüm, uzun süren hastane yatışı, hastalığın yeniden doğma riski ve komplikasyonlar oluşabilmektedir. Cerrahi yöntemde iğne ile aspirasyon, laparoskopi gibi teknikler uygulanabilir. İlaç Tedavisi İlaç tedavisinde başarı oranı yüzde elli civarındadır ve hastalığın yeniden oluşma olasılığı ise yüzde yirmibeş civarındadır. İlaç tedavisi sonrası hastalık iki yıl içerisinde tekrardan oluşabilir. Eğer iki yıl içerisinde hastalık belirtisi görülmemişse kesin çözüme ulaşılmış demektir. Perkütan Tedavi Perkütan drenaj yani Kapalı Boşaltım yöntemi ile herhangi bir cerrahi işlem yapılmaksızın hastalık tedavi edilebilir ve hastalığın tedavisi için en sık kullanılan yöntemdir. Perkütan Drenaj ile kistin bulunduğu yere hortum veya iğne yardımıyla müdahale edilir bu sayede kist vücuttan boşaltılır. Hayvanlardan insanlara geçen hastalıklar için bu yazımızı inceleyebilirsiniz. Sorularınız ve Evcil hayvanlarınızın sağlığı için VetArt Veteriner kliniği her zaman yanınızda... --- ## Çerez Politikası > URL: https://vetart.com.tr/cerez-politikasi/ Çerez (“COOKIE”) Uyarısıİnternet sitemizden en verimli şekilde faydalanabilmeniz ve kullanıcı deneyiminizi geliştirebilmek için Cookie kullanıyoruz. Cookie kullanılmasını tercih etmezseniz tarayıcınızın ayarlarından Cookie’leri silebilir ya da engelleyebilirsiniz. Ancak bunun internet sitemizi kullanımınızı etkileyebileceğini hatırlatmak isteriz. Tarayıcınızdan Cookie ayarlarınızı değiştirmediğiniz sürece bu sitede çerez kullanımını kabul ettiğinizi varsayacağız. Toplanan verilerle ilgili düzenlemelere internet sitemizde yer alan KVKK Aydınlatma Metnin’den ulaşabilirsiniz.İnternet  Sitesinde Kullanılan ÇerezlerÇerez Nedir ve Neden Kullanılmaktadır?Çerezler, ziyaret ettiğiniz internet siteleri tarafından tarayıcılar aracılığıyla cihazınıza veya ağ sunucusuna depolanan küçük metin dosyalarıdır.İnternet Sitemizde çerez kullanılmasının başlıca amaçları aşağıda sıralanmaktadır:İnternet sitesinin işlevselliğini ve performansını arttırmak yoluyla sizlere sunulan hizmetleri geliştirmek,İnternet Sitesini iyileştirmek ve İnternet Sitesi üzerinden yeni özellikler sunmak ve sunulan özellikleri sizlerin tercihlerine göre kişiselleştirmek;İnternet Sitesinin, sizin ve Şirketimizin hukuki ve ticari güvenliğinin teminini sağlamak.İnternet Sitemizde Kullanılan Çerez TürleriOturum Çerezleri(Session Cookies)Oturum çerezleri ziyaretçilerimizin İnternet Sitesini ziyaretleri süresince kullanılan, tarayıcı kapatıldıktan sonra silinen geçici çerezlerdir.Bu tür çerezlerin kullanılmasının temel amacı ziyaretiniz süresince İnternet Sitesinin düzgün bir biçimde çalışmasının teminini sağlamaktır.Kalıcı Çerezler(Persistent Cookies)Kalıcı çerezler İnternet Sitesinin işlevselliğini artırmak, ziyaretçilerimize daha hızlı ve iyi bir hizmet sunmak amacıyla kullanılan çerez türleridir.Bu tür çerezler tercihlerinizi hatırlamak için kullanılır ve tarayıcılar vasıtasıyla cihazınızda depolanır.Kalıcı çerezlerin bazı türleri; İnternet Sitesini kullanım amacınız gibi hususlar göz önünde bulundurarak sizlere özel öneriler sunulması için kullanılabilmektedir.Kalıcı çerezler sayesinde İnternet Sitemizi aynı cihazla tekrardan ziyaret etmeniz durumunda, cihazınızda İnternet Sitemiz tarafından oluşturulmuş bir çerez olup olmadığı kontrol edilir ve var ise, sizin siteyi daha önce ziyaret ettiğiniz anlaşılır ve size iletilecek içerik bu doğrultuda belirlenir ve böylelikle sizlere daha iyi bir hizmet sunulur.Otantikasyon Çerezleri(Authentication Cookies)Ziyaretçiler, şifrelerini kullanarak internet sitesine giriş yapmaları durumunda, bu tür çerezler ile, ziyaretçinin internet sitesinde ziyaret ettiği her bir sayfada site kullanıcısı olduğu belirlenerek, kullanıcının her sayfada şifresini yeniden girmesi önlenir.İnternet Sitemizde Kullanılan ÇerezlerAnalitik Çerezler(Analytical Cookies)Analitik çerezler ile internet sitesini ziyaret edenlerin sayıları, internet sitesinde görüntülenen sayfaların tespiti, internet sitesi ziyaret saatleri, internet sitesi sayfaları kaydırma hareketleri gibi analitik sonuçların üretimini sağlayan çerezlerdir. --- ## Cavalier King Charles Bakımı ve Özellikleri > URL: https://vetart.com.tr/cavalier-king-charles/ Küçük ama güçlü bir gövdeye sahip Cavalier King Charles’ın boyu ortalama 30 ile 33 cm arasında oluyor. Büyük kara gözleri, uzun sarkık kulakları, tüylerle kaplı uzun kuyruğu ve uzun tüylü kürkünü süsleyen lekeleri ve dört farklı rengiyle bu modern cins, üretildiği dört eski ırkı yansıtıyor. Siyah ve kahverengi lekeliler "King Charles" adıyla bilinirken, "Prens Charles" tricolour, "Ruby" kırmızı, "Blenheim" ise kırmızı / beyaz, oluyor. İki cins arasında önemli farklar bulunmasına rağmen Cavalier King Charles Spaniels, genellikle King Charles Spaniels ile karıştırılıyor. Cavalier’in ortalama ağırlığı 5,9 / 8,2 kg, King Charles’ın 3,6 / 6,4 kg oluyor. Yüzleri birbirine oldukça benzese de King Charles yüksek kubbeli bir kafa yapısına sahipken, Cavalier'in kulakları daha uzun ve kafatası ise düz oluyor. Son olarak, King Charles’in burun uzunluğu bir Cavalier'deki tipik buruna oranla kısa oluyor. Cavalier King Charles Karakteri Cavalier King Charles Spaniel, samimi ve dost canlısı mizacıyla biliniyor. Sakin bir ırktan gelen Cavalier King Charles, esasen bir kucak köpeği olma özelliği taşıyor. Çocuklarla iyi bir bağ kurabilmesine ve onlara karşı tolerans göstermesine rağmen, kaba muameleyi kabul etmiyor. Uzun süre yalnız kalmayı sevmeyen Cavalier King Charles, küçük ırkların en sessizlerinden biri olarak, ev yaşamına uyum sağlayabiliyor. Diğer ev hayvanları ile iyi geçinen bu cins, hala atalarının avcılık içgüdüsüne sahip olduğu için, daha küçük hayvanlara karşı her zaman dostça davranamayabiliyor. Zeki ve kolay eğitilebilen Cavalier, istikrarlı mizacından dolayı hastaneler ve bakım evleri için başarılı bir terapi köpeği olma kapasitesi taşıyor. Cavalier King Charles Bakımı Yaşam süresi yaklaşık 9 / 14 yılı kapsayan Cavalier King Charles cinsi köpeklerin genetik olarak, Göz ve solunum sistemi,Endokrin sistem ve metabolik sistem,Kalp sorunları,Siringomyeli (belkemiği) gibi hastalıkları yaşama riski bulunuyor. Kolaylıkla keçeleşen uzun tüylü kürkün, kulak üstündeki ve kulak içindeki tüylerin bakımına önem verilmesi, kulakların her gün, kürkün ise haftada bir fırçalaması gerekiyor. Ayda bir kere banyo, gerektiğinde de kuru şampuanla tüylerin fırçalanması yeterli oluyor. Gözleri sürekli aktığı için göz önlerinin her gün silinmesi, göz sağlığı açısından önem taşıyor. Günde en az bir saat dışarıda dolaştırmak, hareket ve egzersiz ihtiyacını karşılıyor. Sıcak iklim köpeği olmadığı için, çok sıcak hava koşulları Cavalier King Charles’ın sağlığı için uygun nitelikler taşımıyor. Cavalier King Charles’ın Kökeni Cocker Spaniel ile English Toy Spaniel'e ait alt tiplerden biri olan King Charles ile çiftleştirilerek elde edilen Cavalier King Charles, Kral II. Charles için üretilen bir cins olarak biliniyor. 1920’de İngiltere’de üretilmeye başlayan Cavalier King Charles, ayrı bir ırk olma statüsünü 1940’dan itibaren kazanıyor. 1980’de UKC tarafından tanınarak resmiyet kazanan Cavalier King Charles, 1996’dan beri AKC tarafından yerleştirildiği Toy grubunun bir alt sınıfında yer alıyor. Bir Cavalier King Charles sahiplendiğinizde veteriner muayenelerini mutlaka yaptırmalı ve aşı takvimini aksatmamalısınız. Genetik olarak sahip olabileceği yukarıda bahsettiğimiz hastalıklardan dolayı mutlaka düzenli olarak check-up yaptırmalısınız. Bu evcil hayvanınızın uzun ve sağlıklı bir ömür sürmesi için önemlidir. --- ## Ataşehir VetArt Veteriner Kliniği > URL: https://vetart.com.tr/atasehir/ VetArt Ataşehir Veteriner Minik dostların güvenle tedavi edilip en iyi şekilde bakımının yapılacağı kliniğimize İstanbul Anadolu yakasında her yerden kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Tedaviye ve bakıma ihtiyacı olan petlerinizi güvenle bırakabileceğiniz kliniğimiz Üsküdar'da hizmet vermektedir. Minik dostlarınızı emin ellere bırakarak, aklınız kalmadan eski sağlıklı günlerine kavuşturabilirsiniz. Tedavi dışında pek çok veterinerlik hizmeti de kliniğimizde en iyi şekilde petleriniz için sunulmaktadır. Petleriniz için Verdiğimiz Hizmetler Ataşehir veteriner kliniği arayışınız varsa petinizle birlikte kliniğimizi ziyaret edebilirsiniz. İstanbul Anadolu yakası veteriner kliniği arayışında olanlara hizmet verebilecek olan kliniğimizle kolayca iletişime geçebilirsiniz. Bölge olarak Ataşehir veterinerlik hizmeti arıyorsanız; kliniğimizde muayene, teşhis, laboratuar, doğum, yatılı ve ayakta tedavi, röntgen, ultrason gibi ihtiyaç olabilecek tüm hizmetler verilmektedir. Petinizin ilk muayenesinden sonra gerekli tedavi planlanarak evcil hayvanınıza eksiksiz ve doğru şekilde tedavi uygulanmaktadır. Tedavi, muayene gerektirmeyen durumlarda düzenli kontrol, aşılama, kuaför gibi rutin hizmetleri de kliniğimizden alabilirsiniz. Minik dostunuzun herhangi bir sağlık sorunu olmasa da düzenli bakım için bizi ziyaret edebilirsiniz. Minik Dostunuzu Bize Nasıl Ulaştırabilirsiniz? Yolda kötü durumda olduğunuz minik dostları, evinizde bakımını üstlendiğiniz minikleri kliniğimize kolayca ulaştırabilirsiniz. İstanbul Anadolu yakasında, Kadıköy, Üsküdar, Ataşehir civarında kliniğimize kendi aracınızla ulaşabilirsiniz. Dostumuzun durumu ağırsa bize ulaşarak ilk yardım bilgisi alabilir; gerekirse kliniğimize ulaşımı için destek isteyebilirsiniz. Minik Dostlarınızı Emin Ellere Bırakın Evinizdeki minik arkadaşlarınıza özenle bakıyor ve gittiği her yerde öyle bakılmasını istiyorsanız; tam anlamıyla güvenebileceğiniz, özenle bakılacağına emin olabileceğiniz kliniğimize bırakabilirsiniz. Alanında uzman hekimlerimiz ile petinizin ihtiyaç duyabileceği her türlü tıbbi desteği kliniğimizde alabilirsiniz. Minik dostunuzu bize bıraktığınızda aklınız onda kalmasın. Dilediğiniz zaman telefonla iletişime geçerek minik dostunuz hakkında bilgi alabilmeniz de mümkün. Kendinize Minik Bir Dost mu Arıyorsunuz? Kliniğimize yolda, sokakta, dışarıda, parkta bulunan pek çok minik dostumuz getirilmektedir. Kliniğimize ulaşmış tüm miniklerin tedavisi, bakımı, aşısı tam anlamıyla yapılmaktadır. Tüm bakımları tamamlanmış ama kendisine bir ev edinememiş minik dostlarımız için sahiplendirme konusunda desteğimiz de vardır. Kendinize bakımını üstlenebileceğiniz minik bir dost arıyorsanız; kliniğimizi ziyaret edip veteriner hekimlerimizle görüşerek bakımını üstlenmek istediğiniz miniğimiz hakkında bilgileri alarak sahiplenme işlemlerinizi gerçekleştirebilirsiniz. Petinizi Bize Ne Zaman Getirmelisiniz? Evinizdeki can dostunuzu düzenli olarak kliniğimize getirebilirsiniz. Aşılar, düzenli klinik bakımı, kuaför bakımı gibi pek çok şey için veteriner kontrolüne getirmeniz; minik dostunuzun iyiliğine olacaktır. Petinizi düzenli olarak aynı hekime getirirseniz; aşı takvimi, gelişim tablosu gibi takip edilmesi gereken rutinler daha doğru ve hızlı işleyecektir. Petinizi getirmeden önce telefonla iletişime geçerek durumu ve ihtiyaçları hakkında bilgi verip ziyaret gününüzü, saatinizi planlayabilir ve kontrole gelebilirsiniz. Kliniğimize gelmenizin gerekmediği hafif durumlarda, veteriner hekimlerimizden telefonda destek alarak petinize yardımcı olabilirsiniz. --- ## Köpeklerde Patella Luksasyonu / Patellar Luxation > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-patella-luksasyonu-patellar-luxation/ Topallamaya kadar varabilen diz kapağı hastalıklarına evcil hayvanların hemen hepsinde sıklıkla rastlanabiliyor. Çoğunlukla köpeklerde gözlemlenen patella luksasyonu (diz kapağı çıkığı) vakaları literatürde, küçük ırk köpeklerin doğumsal veya travmatik kökenli ortopedik hastalığı olarak karakterize ediliyor. Hastalık, diz kapağı kemiğinin üzerinde yerleşmiş olduğu makaraya benzer kemiğin (trochlea femoris) yerinden çıkarak iç tarafa, yanal ya da daha yukarı yönde yer değiştirmesi şeklinde tanımlanıyor. Bu yer değiştirme tam ya da yarım çıkık şeklinde olabildiği gibi, her iki formda kalıcı ya da geçici bir gelişme gösterebiliyor. Cinsiyet açısından belirgin bir fark olmamakla birlikte, patella luksasyonuna genç köpeklerde daha sık rastlanıyor. Köpeklerde Patella Luksasyonu / Patellar Luxation Nedenleri Patella (diz kapağı) diz ekleminin ön yüzüne iç, orta ve dış bağlarla bağlanıyor. Uyluk kemiği ile diz kapağı kemiği arasındaki bağlar, bir yandan diz kapağının iki yanındaki fibröz kıkırdak bölgeye diğer yandan da suprakondiler susam kemiklerine yapışıyor. Bu bağların herhangi birinde oluşacak dejenaratif bozukluklar, diz kapağı çıkığına neden oluyor. Diz kapağının sağlıklı bir yapıyı sürdürebilmesi, bu bağların sağlıklı olmasıyla mümkün oluyor. İçe doğru gerçekleşen çıkıklara farklı etkenler neden oluyor. Öne doğru yönelen uyluk kemiğinin durumunu dengelemek için uyluk kemiği şaftının içe doğru dönmesiyle, diz kapağı yerinden çıkabiliyor. Uyluk kemiğindeki yapısal bozukluklar, özellikle küçük ırk köpeklerde patella luksasyonuna zemin hazırlarken, parantez bacak yapısı, yumuşak doku lezyonları da diz kapağı sorunlarına neden oluyor. Köpeklerde Patella Luksasyonu / Patellar Luxation Belirtileri Diz kapağı çıkıkları klinik muayenelerde kolaylıkla teşhis edilebiliyor. Muayene esnasında teşhis koyarken köpeğin ırkını göz önünde bulundurmak önem taşıyor. Özellikle Kaniş, Teriyer, Pekinez, Chihuahua ve Pinscher gibi küçük ırk köpeklerde diz kapağı kemiği iç tarafa, büyük ırk köpeklerde ise yanal yönlere doğru çıkıyor. Doğuştan gelen çıkıklar ise genellikle yedi aydan küçük köpeklerde görülüyor. Travmatik çıkıklar ise her yaşta gelişebiliyor. Patella çıkığı, diz kapağı kemiğinin normal konumuna getirilip getirilememesine bağlı olarak dört farklı derecede sınıflandırılıyor. Diz kapağı yapısında aşınmalar, eklemde veya eklem kenarında anormal kemik büyümeleri, eklem kapsülünde kalınlaşmalar kalıcı ya da tedavi edilebilir nitelikteki topallığa neden olabiliyor. Köpeklerde Patella Luksasyonu / Patellar Luxation Tedavisi Patella çıkığının tedavisi ve kullanılacak cerrahi yöntem kemiksel deformasyonların varlığına ve çıkığın derecesine göre şekilleniyor. Bulguların sağlam bacakla mukayesesi bu aşamada önem taşıyor. Diz kapağı kemiği eğer yerine kolayca konulabiliyorsa, patellanın her iki tarafında da kapsülün genişlediği anlaşılıyor. Bu durumda eklem kapsüllerine eski gerginliği kazandırılarak tedavi gerçekleştiriliyor. Patella protezi uygulamalarında, çapraz bağ kopuğu şüphesi varsa, eklem açılarak iç yapı gözlemleniyor. Kalça dizlapzisi teşhislerinde tedavi sürecince, doğumsal kalça çıkığı ile yakın ilişkisi bulunan patella çıkığı olgusu göz önünde tutuluyor. Gelişimini tamamlamamış köpeklerin patella luksasyonu tedavisinde patella protezinden başka bir seçeneğin uygulanması gerekiyor. Bu yöntem uygulamasında kullanılan sentetik ipliğin esnek olmayan yapısı, hayvanın büyüyen yapısına uyum sağlayamayacağı için tedavinin amacına ulaşmayı engelleyeceği göz önüne alınmalıdır. Patella luksasyonu cerrahi olarak kliniğimizde tedavi edilebilmektedir. Üsküdar Hayvan Hastanesi ve Veteriner Kliniği VetArt her zaman sevimli dostlarımızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. VetArt Veteriner Kliniği Fıstıkağacı Üsküdar, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerinde, Kadıköy veteriner kliniği ve Ataşehir veteriner kliniği olarak ta hizmet vermektedir. --- ## Kedi ve Köpeklerde Demir Eksikliği Anemisi > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-demir-eksikligi-anemisi/ Kanda yeterli oranda demirin bulunmaması demir eksikliği anemisi olarak adlandırılıyor. Demir, insanlar için olduğu kadar hayvan sağlığı için de oldukça önem taşıyor. Kandaki demir oranının gerektiğinden az olması durumunda kırmızı kan hücrelerinin gelişimi aksamaya başlıyor. Demir eksikliği yaşanan sistemde, kemik iliği ile üretilen hücreler, oksijen taşıma işlevini sağlıklı bir akışla yerine getiremiyor. Demir eksikliği anemisinin tedavisi yapılmadığında ölüme varabilecek nitelikte sorunlara dönüşebiliyor. Bu nedenle bir an önce teşhis ve tedavinin başlatılması gerekiyor. Tedavi edilebilir bir hastalık olan anemi sorunu çözüldüğünde, kedi ve köpeklerde hem yaşam süresi hem de kalitesi artıyor. Tedaviye hemen cevap verebilen bu hastalığın seyri bir hafta içinde iyiye doğru yön değiştirerek, olumlu sonuçlar gözlemlenmeye başlıyor. Kedi ve Köpeklerde Demir Eksikliği Anemisi Belirtileri Yemede isteksizlikKan basıncını yükselmesiErken yorulma, halsiz ve soluksuz kalmaKum yeme, beton yalamaÜşüme ve titremeBurun, göz kapakları ve dişetlerinde solgunlaşma Kedi ve Köpeklerde Demir Eksikliği Anemisi Nedenleri Pire, kene ya da farklı özellikteki kan emici parazitlerin neden olduğu paraziter enfeksiyonlar.Lenfosit olarak adlandırılan beyaz kan hücrelerinin değişime uğrayarak neden oldukları lenfoma.İdrar yolları ve üreme sistemi ile ilgili kanamalı enfeksiyonlar. Gastro intestinal (mide ve bağırsak) kanallarda kanamalar.Rahim içinde gelişe kistik endometrium. Diyette yer alan fazla miktarda fosfor demirle birleşerek güç çözünebilecek kompleksler oluşturabiliyor. Bunu takiben bağırsaklarda demir emilimi önemli oranda azalıyor. Diyette protein oranının düşük olması da demir transferinin gerçekleşmemesine neden olabiliyor. Gebelikte ve büyüme dönemlerinde kedi ve köpeklerdeki demir ihtiyacı normalden daha fazla oluyor. Demir açısından oldukça fakir olan süt, emzirme döneminde yavruların demir ihtiyacının karşılanmadığı anlamına geliyor. Demir eksikliği anemisi gerçek ve yalancı demir eksikliği anemisi olmak üzere iki ayrı seyirde gözlemlenebiliyor. Aneminin teşhisinde demir parametrelerinin değerlendirilmesi bu ikili seyrin tespitine yardımcı oluyor. Kedi ve Köpeklerde Demir Eksikliği Anemisi Tedavisi Yapılan tam kan sayımında ortalama hücre hacminin (MCV) normalden düşük olduğu gözlemlendiğinde, kesin tanıya ulaşmak için ileri tetkik yaptırmak gerekiyor. Düşük serum demir düzeyi, yüksek toplam demir bağlama kapasitesi, düşük serum ferritin düzeyi gözlemleniyor. Kan sayımı yapmak mümkün değilse, ortalama hücre hemoglobin konsantrasyonu hesap edilerek, demir eksikliği anemisinin olup olmadığı konusunda bir sonuca varılması gerekiyor. Kedi ve köpeklerde demir eksikliği anemisine yönelik en uygun tedavi sürecine geçilebilmesi için öncelikli olarak demir eksikliği seviyesini tespit etmek önem kazanıyor. Muayene ile alınan sonuçlara göre eğer demir oranı çok düşükse kan nakline gidilebiliyor. Kan bileşiminde tespit edilen demir oranını normal düzeylere çıkartmak için birkaç ay süresince besin takviyeleri kullanılabiliyor. Tedavi süresinde olduğu gibi tedavisi bittikten sonra da kedi ya da köpeklerin sağlık durumunun belli aralıklarla kontrolden geçirilmesi gerekiyor. Bu hastaların sağlık durumu normale dönene kadar başka hayvanlarla yakınlaşmalarını önleyerek, gelişebilecek herhangi bir enfeksiyon riskini azaltmak, tedavinin süreci açısından destekleyici olabiliyor. VetArt Veteriner Kliniği her zaman sevimli dostlarımızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. VetArt, Fıstıkağacı Üsküdar, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerinde, Kadıköy veteriner kliniği ve Ataşehir veteriner kliniği olarak ta hizmet vermektedir. --- ## Köpeklerde Brakiosefalik Havayolu Sendromu > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-brakiosefalik-havayolu-sendromu/ Brakiosefalik ne anlama geliyor? Brakiosefalik köpeklerin kafatası kemikleri boyuna kısalır, yüze ve burnuna “itilmiş” bir görünüm verir. Bu durumdan etkilenen dokularda anormal değişiklikler meydana gelir ve etkilenen canlıda problemlere yol açabilir. Brakiosefalik olan cinslere örnek olarak Bulldoglar, Boxer, Boston Teriyerleri, Pekingese, Çin Pugları, Lhasa Apsos, Shih Tzus ve Bull Mastiff'ler verilebilir. Brakiosefalik hava yolu sendromu nedir? Brakiosefalik hava yolu sendromu, brakiosefalik köpekleri etkileyen belirli bir üst solunum yolu anormallik kümesini ifade eder. Bu sendrom aynı zamanda brakiosefalik solunum sendromu, brakiosefalik sendrom veya konjenital obstrüktif üst solunum yolu hastalığı olarak da adlandırılır . Bu sendromda ortaya çıkan üst hava yolu anormallikleri stenotik burun , uzun bir yumuşak damak , bir hipoplastik trakea ve dışa dönük laringeal saksüllerdir . Brakiosefalik sendromlu bir köpek, bu anormalliklerin bir veya daha fazlasının bir kombinasyonu ile etkilenebilir. Stenotik burunlara sahip köpeklerde anormal burun deliği daralması veya küçük burun delikleri bulunur. Daralma, burun delikleri içine akabilen hava miktarını kısıtlar. Uzamış (sarkmış) yumuşak damak ( ağzın çatısının yumuşak kısmı) yapısı olan bir köpekte damak, boğazın arka kısmındaki trakea girişini kısmen bloke eder. Hipoplastik bir trakea, trakea veya nefes borusunun normalden daha küçük bir çapa sahip olduğu anlamına gelir. Laringeal sakküller, larinksin içinde yer alan küçük keselerdir; Bu sakküller, stenotik burun ve / veya uzun yumuşak damağın neden olduğu güç solunum çabasıyla ilişkili basınçla hava yoluna (dışa doğru) dönerler veya hava yolu içine emilirler. Dışa dönük laringeal sakküller, hava yolu akışını daha da zorlaştırır. Brakiosefalik hava yolu sendromunun belirtileri nelerdir? Bu üst hava yolu anormalliklerinden herhangi biri, hava yolu direncinin artmasına neden olarak, nefes almak için gereken çabayı artırır. Bu sendromlu köpeklerin çoğu ağızlarından burunlarından daha rahat nefes alabilirler.  "Genel olarak, şiddetli anormallikler semptomları daha şiddetli gösterir."  Hafifçe etkilenen köpekler, özellikle egzersizle birlikte gürültülü nefes alırlar ve çoğu zaman uyurken horlama benzeri ses çıkarırlar. Ciddi şekilde etkilenen hayvanlarda daha belirgin hava yolu gürültüsü vardır, egzersizle kolayca yorulur ve egzersizin ardından çökebilir veya soluklaşabilir. Diğer belirtiler öksürük ve kusmayı içerebilir. Semptomlar genellikle sıcak veya nemli havalarda daha kötüdür. Zamanla, bu sendromlu köpekler, hava yollarındaki diğer yapıların iltihaplanması dahil olmak üzere başka ikincil problemler geliştirebilir. Uzun vadede, solunumla ilgili artan çaba, kalbe artan bir yük getirebilir. Çoğu köpek 1 ila 4 yaş arasında brakiosefalik hava yolu sendromu tanısı alır. Cinsiyet predispozisyonu yoktur. Birden fazla anormalliği olan köpeklerde daha erken yaşlarda problemler gelişir. Brachycephalic hava yolu sendromu nasıl teşhis edilir? Brakiosefalik bir köpeğe sahipseniz ve yukarıda belirtilen semptomları köpeğnizde görüyorsanız en kısa zamanda kontrollerini yaptırmanızda fayda var.Teşhis için genel muayenenin yanı sıra röntgen gibi görüntüleme yöntemlerinin desteğine itiyaç duyulabilir.Yumuşak damağın ve Larinksin muayenesi genellikle hasta sedasyon altındayken daha rahat yapılır. Brachycephalic hava yolu sendromu tedavisi nedir? En sık uygulanan tedavi operatif tedavi olmakla beraber. Operasyonun çeşidi yapılacak muayeneden sonra belirlenir. Bazen bu anormalliklerin bir tanesi bazen de tamamı operatif sağaltıma ihtiyaç duyar. Üsküdar Veteriner Kliniği VetArt her zaman sevimli dostlarımızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. VetArt Veteriner Kliniği Fıstıkağacı Üsküdar, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerinde, Kadıköy veteriner kliniği ve Ataşehir veteriner kliniği olarak ta hizmet vermektedir. Vet. Hek. Yekta Direnç ANBAR --- ## Köpeklerde Kalça Displazisi > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-kalca-displazisi/ Köpeklerde Kalça Displazisi / Canine Hip Dysplasia Kalça ekleminde gelişen şekil değişimi nedeniyle buradaki doğal uyum kayboluyor. Dengesizleşen yapı, eklem kıkırdağında hasar bırakıyor. Ardından ağrılarla gelen hareket sınırlaması yaşam kalitesine etki etmeye başlıyor. Genetik kökenli ve gelişimsel nitelikli bu hastalık kalça displazisi olarak adlandırılıyor. Gelişimsel nitelik, yavruların genetik olarak hastalığa yatkın olarak doğdukları anlamına geliyor. Doğumdan sonraki ilk 3 ay, yavrunun sağlık durumu, normal ya da normale yakın değerlerde seyrediyor. Yavruların gelişiminin hızlandığı 5 ila 12 aylık dönemdeyse, hastalığın klinik ve radyolojik bulgularının gelişimi gözlemlenebiliyor. Hastanın eklemlerini ağrısız olarak kullanarak yaşantısına devam etmesini sağlamak tedavinin birincil amacını oluşturuyor. Köpeklerde Kalça Displazisine Yatkın Irklar Alman çoban köpekleri, Rottweiler, Golden retriewer, Doberman, Kangal, Kalça displazisi çoğunlukla bu ırklarda gözlemlense de diğer ırklara ait köpeklerde de bu hastalığa rastlanabiliyor. Köpeklerde Kalça Displazisinin Nedenleri Tedavi üzerine en yoğun çalışılan hastalıklarından birisi olan kalça displazisinin genetik kökeni, hastalığın tedavisini ve kontrolünü zorlaştırıyor. Gelişmiş ülkelerde displazik dişi ve erkek köpeklerin çiftleştirilmemesi konusunda üreticiler ve köpek yavrusu almaya niyetli kişiler çok dikkatli davranıyor. Buna ek olarak hastaşığı taşımayan ebeveynlerden karmaşık genetik geçişler nedeniyle displazik yavrular dünyaya gelebiliyor. Hastalığın gelişiminde etkili olabilecek egzersiz, beslenme, hormonal etkiler gibi çevresel etkilerin göz ardı edilmemesi gerekiyor. 5 ila 9. aylarda yüksek enerji ve yüksek kalsiyum içeren diyetler ve düşük kalitede mamalar hastalığın oluşumunu tetikleyebiliyor. Köpeklerde Kalça Displazisinin Belirtileri Kalça displazisi yaşayan köpeklerde 5 aydan önce çoğunlukla hastalığa dair belirtiler gözlemlenemiyor. Ayrıca hastaların hepsinde topallık gerçekleşmiyor. Sırtüstü yatmaktan kaçınan hasta, verilen komutları uygulayamazken, hareket güçlüğü çekebiliyor. Asimetrisi bozulan kalçada, kas küçülerek, zayıflamaya başlıyor. Özellikle arka ayaklarda dengesiz sallantılı bir yürüyüş ve koordinasyon bozukluğu oluşuyor. Yürürken birbirine dolanan bacaklar, kalça ve ayak eklemlerinin hareketlerinde kısıtlılık yine gözlemlenen belirtiler arasında yer alıyor. Hareketsizliğe bağlı olarak kalça bölgesinde kireçlenme gelişebiliyor. Çok çabuk yorulan hayvan, yatmak için hep aynı yönü seçebiliyor. Kalça displazisinin klinik görünümü ve dereceleri her hastaya göre değişebiliyor. Köpeklerde Kalça Displazisinin Tedavisi Kalça eklemindeki şekil değişmesi ile tanımlanan bir hastalık olan kalça displazisi ilaç ile tedavi edilemiyor. Glikozaminoglikanlar gibi bazı beslenme takviyeleri kemiklerin birleşim yerlerindeki kıkırdaklarda oluşan hasarı yavaşlatabiliyor. Bu sayede hayvanın daha rahat hareket etmesi mümkün olabiliyor. Ne var ki bu müdahale, hastanın yaşam kalitesini nispeten iyileştirmek dışında tedaviye yönelik herhangi bir katkı sağlamıyor. Hastalığın erken teşhisi, her zaman olduğu gibi tedavi olasılığını ve seçeneklerini arttırıyor. Risk grubundaki ırklara ait yavruların 4 ila 12. aylarında radyografi görüntüleri alınarak bir uzman ortopedist tarafından değerlendirilmesi ve cerrahi müdahalenin gereken zamanda yapılabilmesine olanak sağlıyor. Hastalığın hangi aşamada olduğuna ve kemiklerin birleşim yerindeki hasarın durumuna göre üç farklı cerrahi yöntemle tedavi gerçekleştirilebiliyor. Üsküdar Veteriner Kliniği VetArt her zaman sevimli dostlarımızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. VetArt Veteriner Kliniği Fıstıkağacı Üsküdar, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerinde, Kadıköy veteriner kliniği ve Ataşehir veteriner kliniği olarak ta hizmet vermektedir. --- ## Siyam Kedisi Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/siyam-kedisi/ Tayland kökenli Siyam kedileri literatürde Wichien Maat adı ile de anılıyor. Tayland diline ait bu isim, “ay pırlantası” anlamına geliyor. Atletik bir beden yapısına sahip, hareketli ama uysal, zeki ve eğitilebilir olmaları, Siyam kedilerinin hepsinin aynı derecede eğitilebileceği anlamında gelmiyor. Tüm kedi ırklarında olduğu gibi siyam kedilerinin de farklı karakterleri olabiliyor. Mavi gözleri ve kısa tüyleri ile karakterize edilen Siyam kedileri, aynı zamanda iletişime açıklıkları ve gevezelikleri ile tanınıyor. Bu kediler isteklerini sesinin yanında hareket yoluyla da güçlü bir şekilde ifade edebiliyor. Farklı renkler elde etmek amacıyla yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan Siyam kökenli yan ırklar bulunuyor: Colorpoint Javanese, Ocicat ve Shorthair bu yan ırklar arasında yer alıyor. Siyam Kedisinin Karakteri Dikkatli, dost canlısı, sevecen ve oldukça konuşkan bir ırk olan Siyam kedileri, yalnızlıktan hiç hoşlanmıyor. Herhangi bir isteğini ve memnuniyetsizliğini sesiyle ve hareketleriyle gayet net bir şekilde ifade edebilen Siyamların güçlü iletişim yetenekleri, farklı tonlardaki miyavlama ve hırıltılarla daha karakterize bir hal alıyor. Hareketli ve oyunbaz bir kedi ırkı olan Siyamlar, uzun süre yalnız bırakılıp ilgilenilmediğinde evin altını üstüne getirip, eşyalara zarar verebiliyor. Çeşitli oyuncaklar ve toplar oyalanması ve eğlenmesi için yardımcı oluyor. Sevgiye ve ilgiye oldukça ihtiyaç duyan bu kediler, sevgi dolu ve sakin bir ırk olsa da küçük çocuklarca bilinçsiz davranışlara maruz kaldıklarında, pek müsamaha gösteremeyebiliyor. Siyam Kedisinin Bakımı 14 ila 15 yıl yaşayabilen Siyam kedilerinin yaşam süreleri, bakım kalitesine bağlı olarak değişebiliyor. Düzenli veteriner kontrolü ve kaliteli mamalar, kedilerin sağlıklı yaşamaları için en büyük katkıyı sunuyor. İnsanlarda olduğu gibi kedilerde de düzenli egzersiz sağlık için yapılması gerekenler arasında yer alıyor. Kedilerin hareketli olması için, oynamasına imkan vermek gerekiyor. Kandaki yağ oranının yükselmesiyle oluşan hiperlipidemi, diş eti iltihapları, istemsiz göz hareketleriyle karakterize bir sinir sistemi hastalığı olan Nistagmus Siyam kedilerinde görülebilecek genetik rahatsızlıklar arasında yer alıyor. Doğumundan itibaren kedi aşı karnesi ve veteriner kontrolüne alınması gereken siyam kedilerinin karşılaşabileceği olası rahatsızlıkların önüne bu sayede geçmek mümkün olabiliyor. Siyan Kedisinin Kökeni Tayland (Siyam) kökenli Siyam kedisi, günümüzdeki kadar tanınmadan önce, Siyam tapınaklarında ve saraylarda yaşayan kutsal bir kediydi. Kimi zaman rahipler tarafından özel olarak yetiştirilen Siyam kedisini sadece asiller beslerdi. Bir rivayete göre 1884 yılında, Siyam’dan alınarak Londra'ya getirilen bir çift erkek ve dişi Siyam kedisi sayesinde zamanla Avrupa, Amerika da bilinir oldu. 1903 yılında Amerika'da ilki düzenlenen kedi yarışmasında birinci seçilmesinin ardından gün geçtikçe tüm dünyada popülaritesi artmaya başladı. 1924 kayıtlarına geçen safkan Siyam üretiminin ardından, yine aynı yıl yeni Siyam türleri elde etmek için çalışmalar başlatıldı. İran kedisi ve diğer pek çok kedi türüyle çiftleştirilmesiyle, yeni türde Siyam kedileri ortaya çıktı. --- ## İran Kedisi (Persian) Irk Özellikleri ve Bakımı > URL: https://vetart.com.tr/iran-kedisi/ Pers kedisi, Persian ya da Fars kedisi olarak da anılan İran kedisi, en eski kedi ırklarından biri olarak biliniyor. Dünyanın her yerinden birçok hayranı olan sakin ve sevgi dolu bu ırk, 19. yüzyıl sonlarında sıklıkla düzenlenmeye başlayan kedi güzellik yarışmalarının en gözde yarışmacıları arasında yer alıyor. İran kedilerinin kökenine dair pek çok hikaye bulunuyor. Bunlardan bir tanesi, yine kendi gibi doğulu bir kedi olan Ankara kedisiyle çiftleştirilmiş olduğu tezine dayanıyor. Yapılan araştırmalara göre, Pers uygarlığının dağlık kesimlerinden gelen İran kedisi ile bugünkü İran kedileri aynı genetik özellikleri taşımıyor. İran Kedilerinin Karakteri 12 ila 17 yıllık bir ömre sahip olan İran kedileri, ev yaşamına uygun sakin mizaçları ve ev eşyalarına zarar vermeyen yumuşak hareketleri ile biliniyor. Güçlü bir bedene ve kısa bacaklara sahip İran kedilerinin renkleri monocolour (tek renkli), bicolour (iki renkli), tricolour (üç renkli) olmak üzere üç grubu kapsıyor. Üç renkli İran kedilerine diğer iki gruba oranla daha nadir rastlanıyor. Geniş ve yuvarlak kafası, belirgin bir girintisi olan basık burnu, iri gözleri ve uzun tüylere sahip kabarık bir kürkü bulunuyor. Akıllı, sakin, narin ve uyumlu mizacı ile sempati toplayan İran kedilerinin bundan birkaç yüzyıl önce, daha agresif olduğuna dikkat çekiliyor. Tüm kediler gibi yalnızlığı seven İran kedileri, bütün gün yalnız kalabilseler de akşam eve gelenlerin ilgisine ve sevgisine ihtiyaç duyuyor. İran Kedilerinin Bakımı Günümüzde evinde bir kedi beslemek isteyenlerin büyük bir kısmı, İran kedisinde karar kılıyor. İran kedilerinin uzun tüylere sahip kürklerinin gün aşırı taranması öneriliyor. Bu da kedinin daha sağlıklı tüylere sahip olacağı hem de eşyaların üzerine daha az tüy bırakacağı anlamına geliyor. Yazın bunalmaması için kesilen tüylerin, çok kısaltılmaması gerekiyor. Çünkü gereğinden fazla kısaltılan tüyler, kedilerin psikolojisini bozabiliyor. İran kedilerinin basık burun yapısı, gözlerinin çevresinde sürekli bir akıntı oluşumuna neden oluyor. Haftada iki / üç kez, gözün çevresindeki doğal yapıyı bozmamaya özen göstererek, kaynatılıp soğutulmuş steril su ve pamuk yardımıyla göz çevresini temizlemek gerekiyor. Bununla birlikte, göz bakımı rutininin kedinin ihtiyacına göre belirlenmesi önem taşıyor. İran Kedilerinin Yatkın Oldukları Genetik Hastalıklar Basık burun yapısı ve kısa burun kanalları hırıltılı bir nefese ya da zor nefes alma gibi solunum problemlerine kaynaklık ediyor. İran kedileri, normal bir yüz formuna sahip kedilerle aynı büyüklük ve aynı sayıda dişe sahipken, basık surat formuna uyumlu olarak gelişen çene uzunluğu normalden daha kısa oluyor. Normal büyüklük ve sayıdaki dişler yetersiz alanda gelişigüzel ve çarpık bir şekilde gelişebiliyor. Çene kemiğinin yetersiz yapısında gelişen çarpık gelişme tedavi edilmezse; diş eti hastalıklarına ve ağız içi enfeksiyonlara, diş kaybına ya da vücuttaki diğer organların rahatsızlanmasına neden olabiliyor. Idiopatik yüz dertamtiti, kalp rahatsızlıkları, böbrek rahatsızlıkları İran kedilerinin kalıtsal rahatsızlıkları arasında yer alıyor. --- ## Kedi ve Köpeklerde Karaciğer Yetmezliği > URL: https://vetart.com.tr/kedi-ve-kopeklerde-karaciger-yetmezligi/ Karaciğer, tüm canlılarda dolayısıyla da kedi ve köpekler için hayati fonksiyonlar itibariyle en mühim organlar arasında yer alıyor. Karaciğerin, organizma içindeki faaliyetlerinden bazıları: Kandaki glikozu, glikojene dönüştürerek depoluyor.Besin ve kanla gelen toksikleri etkisiz hale getiriyor.Kansızlık durumunda alyuvar üretiyor.Vitamin üretimi ve depolamasını yürütüyor.Protein metabolizmasını düzenliyor. Kedi ve köpeklerde yaşa bağlı olarak gelişebilen kronik karaciğer hastalıkları, farklı nedenlerle her yaşta görülebiliyor. Kronik hepatit zamanla fibrozise, ardından da siroza dönüşebiliyor. Karaciğer hastalıklarına bağlı olarak kalp yetmezliği ve çeşitli metabolik rahatsızlıklar gelişebiliyor. Karaciğer hastalıklarının kesin tanısının konulması, bizzat birçok metabolik faaliyete katıldığı için gecikiyor. Genellikle karaciğerin %70'i hasara uğradıktan sonra, spesifik belirtiler izlenebilir oluyor. Kedi ve Köpeklerde Karaciğer Yetmezliği Nedenleri Askaritler ve toxoplasmalar başta olmak üzere farklı birçok parazit karaciğerde hastalık gelişimini tetikliyor. Apseler, kistik oluşumlar ve tümörler karaciğer işlevlerinin bozulmasının nedenleri arasında yer alıyor. Kedi ve köpeklerde sıklıkla rastlanan kronik hepatitin nedeni kesin olarak açıklanamıyor. Yine kedi ve köpeklerde çok yaygın izlenen böbrek hastalıkları da kronik hepatitisin gelişimine zemin hazırlıyor. Nöbete neden olan epilepsi ya da nöropatik ağrıların önlenmesinde kullanılan kimi antikonvülzanlar, antibiyotikler ve analjezikler karaciğer hastalıklarının tetiklenmesine özellikle de hepatik nekroz oluşumuna yol açıyor. Kilolu ve orta yaşlı kedi ve köpeklerde yaygın olarak görülen safra kesesi ve safra taşı problemleri, metabolik ve bakteriyel hastalıklar, toksik etkenler, stres ve beslenme yetersizliği gibi nedenler yine karaciğerde hasara neden olabiliyor. Kedi ve Köpeklerde Karaciğer Yetmezliği Belirtileri Kedi ve köpeklerde karaciğer yetmezliği belirtileri hastalığın türüne bağlı olarak değişebiliyor. Bu semptomlardan bazıları aşağıdaki gibidir: Sarılık, depresyon, ishal ya da kilo kaybı,Kusma,Epilepsi,Uyuşukluk, halsizlik ya da sinirlilik,Karın bölgesinde toplanan su ve karın şişmesi. Karaciğer rahatsızlığı yaşayan kedi ve köpeklerde bu semptomların birini ya da birkaçını bir arada görmek mümkün oluyor. Tüm bunlara rağmen bu bulgular çok spesifik olmamakla beraber, karaciğer hastalığının kesin teşhisi için yeterli olmuyor. Sarılık, karaciğer yetmezliğinin en belirgin semptomları arasında yer alıyor. Safra, kandan atılamadığında bir süre sonra birikerek sarı renkte mukus tabakasına dönüşüyor. Ardından gözün beyaz kısımlarında, diş etleri ve kulak içlerinde sarılık gözlemlenmeye başlıyor. İdrardaki yoğun sarı renk turuncuya kadar dönüşebiliyor. Kedi ve Köpeklerde Karaciğer Yetmezliği Tedavisi Teşhisi zor olan karaciğer yetmezliğinin, tedavisinde de aynı oranda zorluklarla karşılaşılıyor. Hepatitin bazı türleri oldukça hızlı gelişirken, şiddetli semptomlar gösteriyor. Karaciğer yetmezliği tedavisi için serum, antibiyotik ve vitamin bir arada kullanılabiliyor. Tedaviye özel diyet takibi, oldukça önem taşıyor. Genç kedi ve köpeklerde, uygulanan diyetin protein ile takviye edilmesi daha etkili sonuçlar doğurabiliyor. Tedavi başarısı ve süresi, hastalığın seyrine, karaciğerin durumuna ve hasar derecesine bağlı olarak değişiklik gösteriyor. --- ## Kişisel Verilerin Korunması > URL: https://vetart.com.tr/kisisel-verilerin-korunmasi/ Kişisel Verilerinin İşlenmesi ve Aktarılması  Hakkında Bilgilendirme ve Aydınlatma MetniBu bilgilendirme, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nun (“KVKK”) 10. maddesi gereğince yapılmaktadır.1- Bilgilendirmenin Amaç ve KapsamıKVKK kapsamında “Kişisel Veri”, kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgiyi ifade etmektedir. KVKK hükümlerine göre kişisel verilerin işleme amaçlarını ve vasıtalarını belirleyen, veri kayıt sisteminin kurulmasından ve yönetilmesinden sorumlu olan gerçek veya tüzel kişi “Veri Sorumlusu” olarak nitelendirilmektedir. KVKK yönünden Vetart Veteriner Kliniği'nin pozisyonu Veri Sorumlusudur. İşbu Kişisel Verilerin İşlenmesi ve Aktarılması Hakkında Bilgilendirme ve Aydınlatma Metni’nin (“Bilgilendirme Metni”) amacı, Vetart Veteriner Kliniği (Vetart veya Şirket olarak anılacaktır) tarafından yönetilmekte olan https://vetart.com.tr/ adresi  üzerinden hizmet veren Şirket’in, web sitesinin kullanımı sırasında elde edilen ve/veya üçüncü kişilerden alınan kişisel verilerin kullanımına ilişkin KVKK’nın 10. maddesi kapsamında aydınlatma yükümlülüğünün yerine getirilmesidir. Vetart KVKK hakkındaki bilgilendirmesini, yürürlükteki mevzuatta yapılacak değişikler kapsamında “her zaman güncelleme hakkını saklı tutar”.2. Kişisel Verileri Toplamamızının Hukuki Nedenleri Kişisel verileriniz Vetart ile iletişime geçtiğiniz sırada ve/veya sonrasında yazılı ve/veya sözlü olarak ve/veya elektronik ortamda tarafımıza iletmiş olduğunuz, özel nitelikli kişisel verileriniz de dahil olmak üzere her türlü bilgi ve belgeyi ifade etmekte olup, bu bilgiler fiziki ve dijital ortamda saklanmaktadır. Kişisel verileriniz, KVKK tarafından öngörülen temel ilkelere uygun olarak, KVKK’nın 5. ve 6. maddelerinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında işbu Bildirim’de belirtilen gerçek ve tüzel kişiler ile yurt içinde ve yurt dışında işlenebilmekte ve yurt içine ve yurt dışına aktarılabilmektedir.3. Kişisel Verileri Toplama YöntemleriHasta sahiplerimizden ve, hastalarımızdan verdiğimiz veterinerlik hizmetleri çerçevesinde çeşitli bilgiler toplamaktayız. Söz konusu bilgiler, her şartta 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu'nda ("KVKK") yer alan veri işleme ilke ve şartlarına uygun olarak toplanmaktadır.Vetart sizlere hizmet verebilmek ve verdiği hizmetleri geliştirebilmek adına, kişisel verilerinizi iki farklı şekilde toplamaktadır;A. Vetart ile doğrudan paylaştığınız verileradınız, soyadınız,T.C. kimlik bilgileriniz, pasaport numaranız, doğum yeri ve tarihiniz,adresiniz,telefon numaranız,e-posta adresiniz,ödeme ve faturalama bilgileri gibi finansal verileriniz,bizimle iletişim geçtiğiniz takdirde ses kaydınız,kliniğimizi ziyaretiniz sırasında kapalı devre kamera sistemi görüntü kaydınız,e-posta, çağrı merkezi veya diğer sair kanallar ile bize ulaştığınızda paylaştığınız diğer verileriniB. Vetart Web Sitesini Ziyaret Ettiğinize  Alınan verilerhttps://vetart.com.tr/ web sitesini ziyaret eden kullanıcıların, web sitesini veya mobil uygulamalarını kullanması esnasında, teknolojik araçlar ve yazılımlar, çerezler (cookie) aracılığı ile görüntülenen sayfa sayısı, ziyaret süresi, hedef (goal) tamamlama, gibi metrikleri içeren yeniden pazarlama (re-marketing/re-targeting) listeleri tanımlama işlemleri ve online davranışsal reklam ve pazarlama yapılabilmesi için toplanan verilerdir.4. Kişisel Verilerin İşlenmesiYukarıdaki yöntemlerle toplanan kişisel verileriniz, KVKK’nın 5. ve 6. maddesinde belirtilen kişisel veri işleme şartları ve amaçları kapsamında, KVKK’da yer alan istisnai haller saklı kalmak üzere veri sahibinin açık rızası bulunmaksızın işlenememektedir. Vetart, mevzuatın ve rızanızın izin verdiği durum ve ölçüde kişisel bilgilerinizi kaydedebilecek, saklayabilecek, güncelleyebilecek, üçüncü kişilere açıklayabilecek, devredebilecek, sınıflandırabilecek ve işleyebilecektir.Kişisel verileriniz aşağıdaki amaçlar için işlenmektedir:Verilen hizmet kapsamında gerekmesi halinde tarafınız ile iletişim kurulması için adres, telefon bilgisi ve diğer bilgileri kayıt altına almak,Yürürlükteki uygulanabilir mevzuat tahtında akdettiğimiz sözleşmelerin koşulları, güncel durumu ve güncellemeleri ile ilgili müşterilerimiz ile iletişime geçmek, gerekli bilgilendirmeleri yapabilmek,Randevu aldığını takdirde randevunuza ilişkin size bilgi sağlama;Hizmetlerimizi geliştirmek amacıyla analiz yapma;Kamu güvenliğine ilişkin hususlarda talep halinde ve mevzuat gereği kamu görevlilerine bilgi verebilmek,Müşteri memnuniyetini artırmak, web sitesini ziyaret eden müşterilerimizi tanıyabilmek ve tarafımızda bulunan verileri müşteri çevresi analizinde kullanabilmek, mevzuat kapsamında ayrıca rıza gerektiren durumlar saklı kalmak üzere çeşitli pazarlama ve reklam faaliyetlerinde kullanabilmek ve bu kapsamda anlaşmalı kuruluşlar aracılığıyla elektronik ortamda ve/veya fiziki ortamda anketler düzenlemek,Mevzuat kapsamında ayrıca rıza gerektiren durumlar saklı kalmak üzere hizmetlerimizle ilgili müşterilerimizi bilgilendirebilmek,Hizmetlerimiz ile ilgili müşteri şikâyet ve önerilerini değerlendirebilmek,İnsan kaynakları politikamız çerçevesinde iş başvurularınızı değerlendirebilmek,Burada belirtilen amaçlar ile sınırlı olarak iş birliği, ortak iş yapma, tedarik ve taşeronluk iş ve işlemleri sırasında kullanmak,Sizlere hizmet sunulması amacı ile ilgili olarak akdedilen sözleşmeler kapsamındaki yükümlülüklerimizi yerine getirebilmek,Yasal yükümlülüklerimizi yerine getirebilmek ve yürürlükteki mevzuattan doğan haklarımızı kullanabilmek,Dolandırıcılık ve diğer yasa dışı faaliyetlerin önüne geçebilmek.5. Veri Güvenliğine İlişkin YükümlülüklerVetart edinmiş olduğu kişisel verileri, Anayasa’nın 20. maddesine ve KVKK’nın 4. maddesine bağlı olarak,Hukuka ve dürüstlük kurallarına uygun,Doğru ve gerektiğinde güncel olarak,Belirli, açık ve meşru amaçlar güderek,Söz konusu amaçla bağlantılı,Sınırlı ve ölçülü bir biçimde,İlgili mevzuatta öngörülen veya kişisel veri işleme amacının gerektirdiği süre kadar saklama koşulu ile KVKK’nın 5. maddesinde belirtilen şartlarla dayanarak işlemektedir.Vetart, topladığı kişisel verileri güvenli bir şekilde korumayı taahhüt eder. Vetart veri sorumlusu sıfatı ve mevzuat hükümleri gereğince, kişisel verilerin hukuk dışı olarak işlenmesini ve erişilmesini engellemek ve kişisel verilerin korunmasını sağlamak amacıyla uygun güvenlik düzeyini temin etmeye yönelik teknik ve idari tedbirleri çeşitli yöntemler ve güvenlik teknolojileri kullanarak sağlamaktadır. Bu tedbirler aşağıda belirtilmiştir olup Vetartveri işleme politikasını zaman zaman güncellemektedir.Vetart, topladığı kişisel verileri işbu Bilgilendirme Metni ve KVKK hükümlerine aykırı olarak 3. bir kişiye açıklamayacaktır ve işleme amacı dışında kullanmayacaktır. İşbu Bilgilendirme Metni uyarınca dış kaynak hizmet sağlayıcılarla kullanıcılara, ait kişisel verilerin paylaşılması durumunda, söz konusu dış kaynak tedarikçilerinin de işbu madde altında yer alan taahhütlere riayet etmeleri için gerekli uyarı ve denetim faaliyetlerini icra edeceğini beyan eder.Web sitemiz, üzerinden alınan bütün veriler uyumlu 256 bit SSL sertifikası ile bilgisayarınızdan veya mobil cihazınızdan sunucularımıza aktarılmaktadır.Web sitesi üzerinden toplanan kişisel verilerin hukuka aykırı olarak işlenmemesi için erişim yetki ve kontrol sistemleri oluşturulmuştur.Topladığımız kişisel verileri, yasal bilinçle ve mevzuatın gerektirdiği ölçüde işlediğimizi, yasal değişikliklerin olması halinde bu dokümanda yer alan bilgileri yeni mevzuata uygun olarak güncelleyeceğimizi, yapılan güncellemeleri de bu sayfa üzerinden takip edebileceğinizi size bildiririz.KVKK’nın 4. maddesi uyarınca Vetart’in kişisel verilerinizi doğru ve güncel olarak tutma yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu kapsamda Vetart’ın mevzuattan doğan yükümlülüklerini yerine getirebilmesi için müşterilerimizin Vetart ile doğru ve güncel verilerini paylaşması gerekmektedir. Verilerinizin herhangi bir neden ile değişikliğe uğraması durumunda iletişim kanallarından bizimle iletişime geçerek verilerinizi güncellemenizi rica ederiz.Vetart tarafından işlenen kişisel veriler ilgili mevzuatta belirtilen süre kadar saklanmakta, mevzuatta herhangi bir süre belirlenmemiş olması durumunda ise; Vetart’ın veriyi işlerken verdiği hizmetle ile ilişkili olarak, olası hukuki uyuşmazlıklarda delil teşkil etmesi amacıyla, gerekliliği ortaya konulan süreler boyunca saklanmaktadır. Belirtilen sürelerin sona ermesinden sonra söz konusu kişisel veriler silinmekte, yok edilmekte veya anonim hale getirilmektedir (Anonimleştirme, kişisel verinin başka veriler ile eşleştirilerek dahi kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişi ile ilişkilendirilemeyecek hale getirilmesini anlamına gelmektedir).6. Kişisel Veri Sahibinin HaklarıKVKK’nın 11. maddesine göre kişisel veri sahipleri;Kişisel verisinin işlenip işlenmediğini öğrenme,Kişisel verileri işlenmişse buna ilişkin bilgi talep etme,Kişisel verilerin işlenme amacını ve bunların amacına uygun kullanılıp kullanılmadığını öğrenme,Yurt içinde veya yurt dışında kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişileri bilme,Kişisel verilerin eksik veya yanlış işlenmiş olması hâlinde bunların düzeltilmesini isteme,İlgili kanun hükümlerine uygun olarak işlenmiş olmasına rağmen, işlenmesini gerektiren sebeplerin ortadan kalkması hâlinde kişisel verilerin silinmesini veya yok edilmesini isteme,Kişisel verinin düzeltilme, silinme ve yok edilmesi talepleri neticesinde yapılan işlemlerin, kişisel verilerin aktarıldığı üçüncü kişilere bildirilmesini isteme,İşlenen verilerin münhasıran otomatik sistemler vasıtasıyla analiz edilmesi suretiyle kendisi aleyhine sonucun ortaya çıkmasına itiraz etme,Kişisel verilerin kanuna aykırı olarak işlenmesi sebebiyle zarara uğraması hâlinde zararın giderilmesini talep etme haklarına sahiptir.Veri sahibinin veri sorumlusundan zararlarının tazmini dışında bir talepte bulunamayacağını (KVKK’nın 28. maddesinin 2. fıkrası) belirli durumlar düzenlemiştir. Bu durumlar ;Kişisel veri işlemenin suç işlenmesinin önlenmesi veya suç soruşturması için gerekli olması, - İlgili kişinin kendisi tarafından alenileştirilmiş kişisel verilerin işlenmesi,Kişisel veri işlemenin kanunun verdiği yetkiye dayanılarak görevli ve yetkili kamu kurum ve kuruluşları ile kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca, denetleme veya düzenleme görevlerinin yürütülmesi ile disiplin soruşturma veya kovuşturması için gerekli olması,Kişisel veri işlemenin bütçe, vergi ve mali konulara ilişkin olarak Devletin ekonomik ve mali çıkarlarının korunması için gerekli olması durumlarında ilgili verilere yönelik olarak yukarıda belirlenen haklar kullanılamayacaktır.7. Kişisel Verilerin AktarılmasıVetart, kullanıcıya ait kişisel verileri ve bu kişisel verileri kullanılarak elde ettiği yeni verileri veya kullanıcıların kendilerinin kendi insiyatifleri ile Vetart ile paylaştıkları kişisel bilgileri, hizmetlerini ifa etmek, kullanıcı deneyimini geliştirmek (iyileştirme ve kişiselleştirme dahil), kullanıcıların güvenliğini sağlamak, hizmetlerini geliştirmek, operesyonel değerlendirme araştırması yapmak, hataları gidermek, kullanıcı ve müşteri kimliklerini doğrulamak, sistem performansını geliştirmek olmak üzere yukarıda işleme amaçları kısmında belirtilen amaçlardan herhangi birini gerçekleştirebilmek için dış kaynak hizmet sağlayıcılar, kargo şirketleri, hukuk büroları, araştırma şirketleri, çağrı merkezleri, şikayet yönetimi ve güvenliğin sağlanmasına ilişkin yazılım şirketleri, ajanslar, danışmanlık şirketleri, basın sektöründe yer alan şirketler, sosyal medya mecraları dahil üçüncü gerçek ve/veya tüzel kişiler ile ve yasal zorunluluklar kapsamında yetkili kurum, kuruluş, merci, idari ve yargı organları ile paylaşabilecektir.Ayrıca, kullanıcı ve müşterinin ad-soyad ve iletişim bilgileri, mevcut olması halinde ödeme aşamasında onaylayacağı ödeme kuruluşu sözleşmesi uyarınca ve 9 Ocak 2008 tarihli ve 26751 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik uyarınca kimlik doğrulaması gerçekleştirilmesi amacıyla ödeme kuruluşlarıyla paylaşılabilecektir.Cihazlarınıza yerleştirilen çerezler aracılığıyla elde edilen kişisel verileriniz üçüncü kişiler ile işbu Bilgilendirme Metni’nde belirtilen kapsam ve amaçlarla paylaşılabilecektir. Vetart kişisel verileri yukarıda belirtilen kategoriler ve amaçlar dahilinde bu amaçlarla sınırlı ve orantılı olmak üzere yurt içinde üçüncü kişilere aktarabileceği gibi yurt dışına da aktarabilecektir.KVKK’nın 13. maddesinin 1. fıkrası gereğince, yukarıda belirtilen haklarınızı kullanmak ile ilgili talebinizi yazılı olarak veya kayıtlı elektronik posta adresi, güvenli elektronik imza, mobil imza ya da Şirket’e daha önce bildirdiğiniz ve Şirket’in sisteminde kayıtlı bulunan elektronik posta adresini kullanmak suretiyle veya başvuru amacınıza yönelik geliştirilmiş bir yazılım ya da uygulama vasıtasıyla Şirket’e iletmeniz durumunda, Şirket talebin niteliğine göre taleplerinizi en geç 30 gün içinde ücretsiz olarak sonuçlandıracaktır. Ancak işlemin ayrıca bir maliyet gerektirmesi halinde Veri Sorumlusuna Başvuru Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ’de belirtilen tarifedeki ücret Şirket tarafından talep edilebilecektir.Veri Sorumlusu : Vetart Veteriner KliniğiAdres : İcadiye Mahallesi, Cumhuriyet Cad. Nil Apt. No : 53/B A Blok Fıstıkağacı Üsküdar/İstanbulE-posta Adresi : info@vetart.com.tr --- ## Köpeklerde Demodikozis > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-demodikozis/ Köpeklerde demodikozis sorunu, demodex canis isimli parazitin neden olduğu özel bir hastalıktır. Bir nevi uyuz olarak tanımlanan bu rahatsızlık, köpeklerde yaygın görülen sorunlardan bir tanesidir. Çoğunlukla tropikal bölgelerde görülmekle beraber havaların ısındığı, nemli olduğu günlerde de ortaya çıkabilmektedir. Rahatsızlığın bilhassa 12 aydan küçük olan henüz yeni gelişmeye başlamış köpeklerde görüldüğü bilinmektedir. Bakımı esnasında bu konuya özen gösterilmemesi, köpeklerin yaşamlarını riske atmaktadır. Gerekli tedavi yöntemi uygulanması halinde hastalığı yenebilmek mümkündür. Köpeklerde Demodikozis Nedir? Köpeklerde ortaya çıkan demodikozis rahatsızlığı, deride bulunan parazit nedeniyle oluşan uyuz hastalığıdır. Özellikle doberman, boxer, fox terrier ırklarının yatkın olduğu bilinse de hastalığa yakalanan farklı köpek ırkları da bulunmaktadır. Uzun tüylü köpeklere nazaran kısa tüylü köpeklerin bu rahatsızlığı daha kolay kaptığı tespit edilmiştir. Köpeklerin derisinde normalde var olan demodex etkeni her zaman durur. Farklı etkenlerle bir araya geldiğinde ise içerik değiştirerek rahatsızlığı başlatır. Neden olan etkenleri bilmek bu açıdan oldukça önemlidir. Köpeklerde Demodikozis Nedeni Köpeklerde demodikozis hastalığına neden olan parazitin harekete geçme sebebi çevre ısısıdır. Çevre ısısında artış gözlemlenmesi halinde uyuz başlangıcı anında gözlemlenmektedir. Soğuk hava koşullarında etkisiz kalan bu parazit yaz sıcaklarında veyahut tropikal nemli sıcaklarda hareket etmeye başlamaktadır. Köpeğin tüy ve deri bakımının yeterince iyi yapılmaması da demodikozis hastalığının nedenleri arasında kabul edilmektedir. Yeterli özeninin gösterilmemesi hali köpeklerin kolayca hastalanmasına neden olabilmektedir. Köpeklerde Demodikozis Belirtileri Köpeklerde demodikozis rahatsızlığının ilk belirtisi tüysüzlüktür. Köpeğin vücudunda devamlı tüy dökülmesi ve kırmızı genişlemeler görülmektedir. Gerekli temizlik yapıldığı halde devam etmesi, rahatsızlıktan emin olunmasını sağlayacaktır.Huzursuzluk, demodikozis rahatsızlığının bir başka belirtisidir. Devamlı hareket etme isteği ve düzensiz davranışlar dikkat çekmektedir.Uyku bozukluğu, hastalığın en önemli belirtileri arasında kabul edilmektedir.Vücut direncinin azalmaya başladığı ise gözlerden kaçmaz. Köpekte zayıflama, çabuk yorulma belirtileri kendini göstermeye başlar.Uyuzun yayıldığı noktalarda irinli kanlı kabarcıklar dikkat çekmektedir.Zaman zaman agresif tavırlar içerisine giren köpek, hastalığın ilerlemesi halinde saldıran davranışlar sergileyebilmektedir. Köpeklerde Demodikozis Tedavisi Köpeklerde demodikozis rahatsızlığının tedavisi, hastanın durumuna bağlıdır. İlerlemiş olan rahatsızlık, tedavi edilememekte ve zaman zaman ölüme neden olabilmektedir.  Bunun yanında gerekli ilaç tedavisi ile birçok köpeğin iyileştiğini söylemek de mümkündür. İlaçları düzenli kullanmak, köpeğin beslenme düzenine dikkat etmek ayrıca sık sık doktor kontrolüne götürmek tedavi süreci için önemlidir. Süreç içerisinde köpeği devamlı yıkamamak ve başka bir köpeğin tasmasını, eşyalarını kullanmasına izin vermemek gerekmektedir. Demodikozis rahatsızlığı, köpeklerden insanlara bulaşabilen bir rahatsızlıktır. Dolayısıyla tahmin edildiğinden daha büyük sorunlara neden olabilmektedir. Gerekli önlemlerin alınması halinde bulaşmanın önüne geçilebilmektedir. Hem köpeğin yaşam kalitesini arttırmak hem de bulaşma durumunu gözden geçirmek için dönemsel kontrollerin sıkça yapılması tavsiye edilmektedir. --- ## Psittacine Gaga Ve Tüy Hastalığı > URL: https://vetart.com.tr/psittacine-gaga-ve-tuy-hastaligi/ Psittacine gaga ve tüy hastalığı en önemli viral hastalıklardan biridir. Papağanların genel olarak yakalandığı ve hemen her türünde yaygın görülen önemli sorunlar arasında yer almaktadır. Belirtilerinin takip edilmesi, özenle bakılması ve kaliteli bir tedavi yaklaşımında olunması son derece önemlidir. Papağanlarda tüy dökme veyahut kanat hastalıkları sık sık görülmektedir. Psittacine hastalığı da bu gruba giren hastalıklar arasında yer almaktadır. Dünyanın birçok ülkesinde kendini gösteren hastalık papağanların %2’si ile %45’i arasında ortaya çıkabilmektedir. Psittacine Gaga Ve Tüy Hastalığı Nedir? Psittacine gaga ve tüy hastalığı,  etken bir circovirüs ailesinde yer alan virüslerden birinin bulaşması ile ortaya çıkmaktadır. Birçok dezenfektana karşı oldukça dirençli olan bu virüs, özel bir tedavi sürecini gerekli kılmaktadır. Çevre şartlarına direnç gösteren virüsler arasında kabul edildiği için mücadele süreci bir hayli zorlu ilerlemektedir. Cennet papağanı hastalıkları, sultan papağanı hastalıkları sırasında ilk sırada yer alan Psittacine gaga ve tüy hastalığı, virüsün vücuda yerleşmesiyle başlamakta ve hızla ilerlemektedir. Psittacine Gaga Ve Tüy Hastalığı Nedeni Psittacine gaga ve tüy hastalığının temel nedeni virüstür. İlk önce enfeksiyon olarak vücuda giren bu virüs daha sonra dışkı ile yayılmaya başlamaktadır. Dışkının yanı sıra tüy tozları ile yaygınlık kazanan hastalığın bulaşıcı kuş hastalıklarından biri olduğu bilinmektedir. Virüsün rahat yayılması aynı zamanda insanlarla da ilgilidir. Zira dışarıda yaşayabilen bir virüs olduğu için eşyalarla, kıyafetlerle de bulaşabildiği gözlemlenmektedir. Bu hastalığın direkt ve indirekt olarak yaygınlık bulundurduğunu söylemek mümkündür. Papağan hastalıkları arasında sık sık ismi geçen Psittacine hastalığı; kemik iliği, lenf dokuları, deri ve tüy köklerini hedef almaktadır. Psittacine Gaga Ve Tüy Hastalığı Belirtileri Papağanım ishal oldu şikâyeti ile danışan birçok kişinin Psittacine gaga ve tüy hastalığı teşhisi ile karşılaştığı görülmektedir. İshal bu rahatsızlığın en önemli belirtisidir.Durgun ruh hali de bir başka rahatsızlık olarak bilinmektedir. Papağanların konuşkan ve neşeli halleri gidip yerine durgun hale geldikleri görülmektedir.Bağışık sisteminde zayıflama belirtisi ortaya çıkmaktadır.Papağanda gaga tüyleri arasında beyaz olanların azaldığı tespit edilmektedir.Hastalığın bir başka belirtisi ise tüylerin yapısında değişim olmasıdır. Psittacine Gaga Ve Tüy Hastalığı Tedavisi Papağanlarda gaga ve tüy hastalıkları klinik belirtileri birkaç şekilde teşhis edilebilmektedir. Teşhisin konmasının hemen ardından tedavi sürecine geçilmesi fayda sağlamaktadır. İleri derece olan gaga ve tüy hastalıklarının ölümle sonuçlandığı bilinmektedir. Papağan hastalıkları tedavi edilirken öncelikle birden fazla papağan varsa biri diğerlerinden ayrılmalıdır. Verilen ilaçların düzenli olarak kullanılması tavsiye edilmektedir. Antibakteriyel ortam oluşturmak, beslenme kurallarına uymak ve kuşun bakımını doğru şekilde yapmak tedaviyi kolaylaştıracaktır. Probiyotikler ve A vitamini desteği de papağanın kendini toparlamasına yardımcı olacak besin grupları içerisinde yer almaktadır. Papağan ve diğer kuşlarla ilgili yazılarımızı incelemek için Kuş kategorimizi inceleyebilirsiniz. --- ## Kedilerde Karın Zarı İltihabı (Peritonit) > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-karin-zari-iltihabi-peritonit/ Kedilerin en hassas noktalarından biri olan karın zarı, dikkat edilmesi gereken noktalardandır. İnce ve sulu bir yapıya sahip olan bu zar zaman zaman iltihabik hastalıklarla karşı karşıya kalabilmektedir. Peritonit olarak da bilinen karın zarı iltihabı, kedilerin sağlığı açısından hayati öneme sahiptir. Zamanında fark edip müdahale etmeniz halinde kedinizin iyileşmesini sağlayabilirsiniz. Kedilerde karın zarı iltihabı durumu tespit edilirse vakit kaybedilmemesi çok önemlidir. Geç kalınan vakaların hemen hepsinde can kaybı sonucu alınmaktadır. Kedilerde Karın Zarı İltihabı (Peritonit) Nedir? Peritonit rahatsızlığı, ince karın zarında enfeksiyon oluşumuna bağlı olarak sorun yaşanması anlamına gelmektedir. Karın zarında meydana gelen enfeksiyon hareket anında kedinizin acı çekmesine diğer dokulara temas ettikçe canının yanmasına neden olmaktadır. Bu sebeple belirti takibi çok önemlidir. Birçok hayvanda görülen peritonit rahatsızlık kedi ve köpekler için sakıncalı hastalıklar grubuna girmektedir. Bilinçlenmek ve nasıl hareket edilmesi gerektiğini bilmek hayvan sahipleri için önemlidir. Kedilerde Karın Zarı İltihabı (Peritonit) Belirtileri Kedilerde karın zarı iltihabı oluştuğunda ilk belirti kusmadır. Kusan her kedi bu rahatsızlığa yakalanmıştır demek, doğru değil ancak kusma asla es geçilecek bir belirti değildir.Peritonit rahatsızlığın bir başka belirtisi ateştir. Kedinizin kulakları sıcak, burnu kuru ise ateşi var demektir.Karın ağrısı ve yüzüstü uzanma durumu diğer belirtiler arasında kabul edilmektedir. Karnı ağrıyan kediler, karın üzerine uzanırlar. Yatma pozisyonuyla beraber hareket etmek istememeleri de bir başka belirti olarak kabul edilebilir. Kedilerde Karın Zarı İltihabı (Peritonit) Teşhisi Kedilerin yakalandığı karın zarı iltihabı durumu belirti takibi sonrasında teşhis ettirilmelidir. Belirtileri izlediğinizde muayene ettirerek kesin teşhis alabilmeniz mümkündür. Kedinizin kan testinde gereğinden fazla zararlı madde çıkması teşhis için yeterli kabul edilebilmektedir. Peritonit teşhisi için ayrıca kalp kontrolleri de yapılmaktadır. Kalp ritminde dengesizlik, kan basıncının düşmesi, tansiyonda ani dengesizlikler, kalp atışlarının zamansız şekilde artış göstermesi de teşhis edebilme yolunda yardımcı olacaktır. Küçük bir kontrol hastalığın netleşmesi adına yardımcı olacaktır. Tanıyı netleştirebilmek adına röntgen ve ultrason çekimi de gerçekleştirilecektir. Görüntülerde sıvı kitlesi, enfeksiyon bulgusu olursa örnek alımıyla hastalık hakkında net bir şey söylenebilecektir. Kedilerde Karın Zarı İltihabı (Peritonit) Tedavisi Peritonit rahatsızlığı olan kediler, zaman kaybedilmeden hastaneye yatırılmalıdır. Burada elektrolit terapi ve iç hastalıkları tedavi yöntemleri ile inceleme altına alınmalıdır. Bu rahatsızlığın tedavisi çoğu zaman cerrahi müdahale ile gerçekleştirilmektedir. Önemli bir ameliyatla kedinizin karın zarı iltihabı tedavi edilebilecektir. Beslenme nedeniyle oluşan bir sorun varsa mideye bir kapsül yerleştirilecek ve karın zarı iltihabının kontrol altına alınması sağlanacaktır. Ameliyat sonrası birkaç gün müşahede altında kalması gereken kediniz sık sık kan testleri ile gözlemlenecektir. Birkaç gün içinde her şeyin yolunda gitmesi halinde tedavi edilmesi mümkün olacaktır. Kediler ile ilgili diğer rahatsızlıklar hakkında bilgi almak için Veterinerlik kategorimizi inceleyebilirsiniz. --- ## Köpeklerde Wobbler Sendromu > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-wobbler-sendromu/ Köpeklerde Wobbler sendromu, boyun omurlarında meydana gelen bozulmaya bağlı olarak tüm vücudun dengesinde sorun ortaya çıkmasıdır. Vücut özellikle yürüme konusunda sorun yaşamaya başlamakta ve yaşam kalitesi konusunda düşüşe neden olmaktadır. Boyun omurlarının deformasyona uğraması birçok sorunu beraberinde getirmektedir. Bu sorunlardan en önemlisi olan Wobbler sendromu, muayene ve tedavi gerektirmektedir. Aksi halde istenmeyen sonuçların meydana gelmesi beklenmektedir. Köpeklerde Wobbler Sendromu Nedir? Köpeklerde ortaya çıkan Wobbler sendromu, omurlara yapılan baskının sonucudur. Birkaç nedeni bulunan bu rahatsızlığın yavru oldukları dönemde, beslenme ile doğrudan ilgisi bulunmaktadır. Yavru köpeklerin doğru şekilde beslenememesi büyümeleri sonrasında Wobbler Sendromu ile karşılaşmalarına neden olmaktadır. Doberman, Borzoi tarzı köpekler bu sendrom için doğuştan yatkın olurlar. Bunun yanında diğer ırkların da yakalanmaları mümkündür. Doğru şekilde bakılmayan ve korunmayan her köpeğin Wobbler sendromu ile karşı karşıya kalma ihtimali bulunmaktadır. Köpeklerde Wobbler Sendromu Nedeni Nedir? Wobbler sendromu yavru döneminde yüksek dozda protein ve kalsiyum verilmesine dayanmaktadır. Omurların şekillenmesi döneminde kemiklere fazla yüklenilmesi ve omuriliğe baskının arttırılması sendromun ortaya çıkmasına sebebiyet vermektedir. Köpeğinizin vücudunda fosfor eksiliği varsa bu da Wobbler sendromuna neden olabilmektedir. Ayrıca güneş ışına çıkıp D vitamini almayan köpeklerin de bu rahatsızlıkla mücadele ettiği bilinmektedir. Yeterince hareketli olmayan, doğada bulunmayan köpekler bu nedenlere bağlı olarak Wobbler sendromunu yaşayabilmektedir. Köpeklerde Wobbler Sendromu Belirtileri Wobbler sendromunun en temel belirtisi iskelet sistemindeki bozulmalardır. Köpeğinize dışarıdan baktığınızda bünyesinde bazı sorunlar olduğunu gözlemleyebilirsiniz.Vücut koordinasyon problemi hastalığın temel belirtilerinden sayılmaktadır.Yürüme bozukluğunun yanı sıra ayakta dururken de çarpık durma sorunu vardır.Bacakların gergin bir yay gibi görünmesi durumu söz konusudur.Kuyruk refleksinde azalma Wobbler sendromunun bir başka belirtisi olarak kabul edilmektedir.Kısa sürede yorulma, enerji kaybı ve mutsuzluk da diğer belirtilerdir.Köpeğinizin bacaklarını korumak istediği gözünüzden kaçmayacak belirtilerdendir.Agresif tavırlar ve hareket etmek istememek de bir başka Wobbler sendromu belirtisidir. Köpeklerde Wobbler Sendromu Tedavisi Köpeklerde görülen Wobbler sendromunun tedavi edilebilmesi için erken teşhis edilmesi gerekmektedir. Geç kalınmış vakalarda durum tahmin edildiğinden daha ağır olmaktadır. Erken teşhis için köpeğinizde belirtilerden bir ya da birkaçını görmeniz yeterli olacaktır. Teşhis sonrasında köpeğinizin hareket etmesine izin vermeden ilaç tedavisine başlamanız gerekmektedir. Verilen ilaçları kurallara uygun, doğru şekilde içirmelisiniz. İlaçlar verilirken aynı zamanda günlük rutinde yapılması gereken egzersizlere ve dinlenmelere uyulmalıdır. Beslenme düzeni tamamıyla sağlıklı olacak şekilde hazırlanmalıdır. Wobbler sendromu olan köpeklerin pek çoğu ilaç tedavisi ile kendini toparlamakta, kısa süre içerisinde iyileşmektedir. İyileşme sonrasında nüksetme durumu ise sık karşılaşılan bir problemdir. Düzenli kontrol edilmesi halinde sorunun büyümesine engel olunacaktır. İlaç tedavisinin olumlu yanıt vermemesi halinde ise cerrahi müdahale yapılması gerekmektedir. Üsküdar Hayvan Hastanesi ve Veteriner Kliniği VetArt her zaman sevimli dostlarımızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. VetArt Veteriner Kliniği Fıstıkağacı Üsküdar, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerinde, Kadıköy veteriner kliniği ve Ataşehir veteriner kliniği olarak ta hizmet vermektedir. Sağlıklı Günlere... --- ## Kuşlarda Kuruma Hastalığı Nedir? > URL: https://vetart.com.tr/kuslarda-kuruma-hastaligi-nedir/ Avian Gastrik Yeast (AGY) kuşlarda kuruma hastalığı olarak da bilinen önemli bir rahatsızlıktır. AGY olarak kısaltılan rahatsızlık, uzun yıllardan itibaren megabakter olarak bilinmektedir. Hastalığın kaynağında uzun süre bakteri olarak bilinen ancak bakteriden çok maya olduğu gözlemlenen bir sorun yer almaktadır. Başta Afrika grisi papağanlarda olmak üzere kanaryalardan, muhabbet kuşlarına, cennet papağanlarından, sultan papağanlarına kadar birçok kuş türünde bu sorunu tespit edebilmek mümkündür. Yaygın olarak görülmesi kuruma hastalıkları üzerinde kapsamlı incelemelerin yapılmasını, takip edilmesini zorunlu kılmaktadır. Avian Gastrik Yeast (AGY) - Kuşlarda Kuruma Hastalığı Nedir? Veteriner hekimlere güvercinlerde kuruma hastalığı, tavuklarda kuruma hastalığı adı altında birçok başvuru yapılmaktadır. Kuş türlerinin birçoğunda görülen bu rahatsızlık, mayanın mideye yerleşmesi sonucu ortaya çıkar. Mideye yerleşen maya daha sonra sindirim, beslenme sorunlarını beraberinde getirir. Birçok belirtiyi bir arada oluşturan hastalık, tedavi edilmesi zorunlu bir hastalıktır. Bulgulardan bir ya da birkaçının keşfedilmesinin ardından zaman kaybedilmeden yardım alınması tavsiye edilmektedir. Kuşlarda Kuruma Hastalığı Belirtileri Kuş hastalıkları içerisinde en yaygın görülenlerden biri olan AGY ilk belirti olarak beslenememe şeklinde ortaya çıkmaktadır. Kuşun yediğini ağzında ezip daha sonra dışarıya çıkarmasına neden olmaktadır.Beslenememe belirtisini takip eden bir başka belirti, hızla zayıflamadır. Kuşum kilo almıyor şikâyeti ile danışan sahiplerin pek çoğu kuruma hastalığı ile karşı karşıya kalmaktadır.Zayıflama, kuşun bünyesinin de zayıf kalmasına neden olmaktadır. Güçsüz ve bağışıklığı sağlıklı olmayan kuş her türlü rahatsızlığa açık hale gelmektedir.Siyah ishal kuşlarda kuruma hastalığı belirtilerinden bir diğeridir. Siyah ishal, hastalığın ileri evresinde olduğunu kanıtlamaktadır.Anemi ise ishal ve kanamaya dayalı olarak ortaya çıkan son belirtidir. Avian Gastrik Yeast (AGY) - Kuşlarda Kuruma Hastalığı Teşhisi Kuruma hastalığı nasıl anlaşılır sorusunu soranlar, teşhis detaylarını en ince ayrıntısına kadar dinlemeli, tedavi için acele etmelidir. Teşhis koymak için hayvanın dışkısından örnek alınması gerekmektedir. Örneğin yanı sıra kursaktan alınan parça da teşhis için gerekli bir diğer maddedir. İleri teşhis yöntemi olarak kuşa PCR testinin yapıldığı da bilinmektedir. Avian Gastrik Yeast (AGY) - Kuşlarda Kuruma Hastalığı Tedavisi Kuşlarda kuruma hastalığı tedavisi olan bir hastalıktır. Ne var ki tedaviye geç kalınması veyahut kendiliğinden geçer diye düşünülmesi ölüme neden olmaktadır. Kuruma hastalığı ilaçları olan bir hastalıktır. Vücuda yerleşen mayadan kurtulmak için ilaç tedavisi uygulanmakta ve sonuç alınması beklenmektedir. Antifungal ilaçlar olarak bilinen bu ilaçlar, kuşun iyileşmesine yardımcı olmaktadır. Yaklaşık olarak 1 ya da 2 ay civarında süren tedaviler, kuşun durumuna göre kısa ya da uzun sürebilmektedir. Hastalığın ilk evrelerinde olan kuşlar için tedaviye olumlu yanıt alınması mümkün olmaktadır. Eğer kuşunuzda bu belirtilerin bir yada birkaçını farkederseniz hemen alanında uzman veteriner hekimlerin bulunduğu bir veteriner kliniğine başvurmalı ve kuşunuzun kontrollerini yaptırmalısınız. Tetkikler sonucunda eğer hastalık mevcut ise derhal tedaviye başlanmalıdır. Geç kalmanız halinde üzücü sonuçlar ile karşılaşabilirsiniz. İstanbul veteriner kliniği VetArt her zaman can dostlarınızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. VetArt Veteriner Kliniği Fıstıkağacı Üsküdar, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerinde, Kadıköy veteriner kliniği ve Ataşehir veteriner kliniği olarak ta hizmet vermektedir. --- ## Evcil Hayvanlarda Paraziter Uygulamalar > URL: https://vetart.com.tr/evcil-hayvanlarda-paraziter-uygulamalar/ Evcil hayvanlarda paraziter uygulamalar (iç-dış) önemli ve son derece dikkat edilmesi gereken konulardır. Yaz ya da kış mevsiminde farklılık gösteren belli başlı parazitler evcil hayvanlar için tehlikeli olabilmektedir. Düzenli bakım ve ilaç kullanımı gerektiren bu duruma paraziter uygulama ismi verilmektedir. Özel ilaçlar kullanılarak yapılan bu uygulama sayesinde hayvanların yaşam kalitesinde artış sağlanmaktadır. Evcil Hayvanlarda Paraziter Uygulamalar Evcil hayvanlarınız için paraziter uygulamalarını aksatmamanız son derece önemlidir. Belli dönemler içerisinde yapılan bu uygulamalar sayesinde hayvanların vücut sistemlerinin daha sağlıklı çalışmasını sağlayabilmeniz mümkündür. Kedi ve köpek gibi kendini yalayarak temizleyen hayvanlarda iç ve dış parazit sorunu hayati risk taşımaktadır çünkü bu parazitler, dilleri aracılığıyla tüylerine yerleşmektedir. Tüylere yerleşen parazitler ise insan eline bulaşarak enfeksiyona sebep olmaktadır. Tüm bu nedenlere dayalı olarak evcil hayvan paraziter uygulaması yapılması tavsiye edilmektedir. Evcil Hayvanlarda Dış Paraziter Uygulaması Dış parazit kavramı başta kedi ve köpekler olmak üzere birçok evcil hayvanda ortaya çıkabilen sorunlardır. Daha çok dışarıya girip çıkan hayvanlarda oluşan dış parazitler, kolay bulaşması nedeniyle büyük bir soruna dönüşebilmektedir. Dış paraziter uygulaması; pire, kene, vücut kurdu ve bitler için yapılabilmektedir. Bunun için veterinerlerin önermiş olduğu paraziter ilaçların kullanılması tavsiye edilmektedir.  Evcil hayvanlar için kullanılan bu ilaçlar, hayvanın ense kısmının üzerine sürülmektedir. Tüylerin dibine sürülen ilacın tüm vücut üzerinde etkisi bulunmaktadır. Bu sayede vücutta mevcut olan parazitler temizlenmektedir. Evcil Hayvanlarda İç Paraziter Uygulaması Köpeklerde iç paraziter uygulama ile kedilerde iç paraziter uygulama hemen hemen aynıdır. Hayvanın kalbinde, bağırsaklarında, midesinde görülen bu özel parazitlerin temizlenebilmesi için tablet ya da aşı uygulaması yapılmaktadır. Belli periyodlar halinde veterinere götürmeniz gereken evcil hayvanınıza tablet yutturarak parazitlerden kurtulmasını sağlayabilirsiniz. Tableti yutan hayvan dışkı yoluyla tüm parazit sorunundan kurtulmuş olacaktır. Evcil Hayvanlarda Parazit Önlemleri Kedilerde iç dış paraziter uygulama konusunda temkinli olmak, parazit sorunu için en önemli önlem olarak bilinmektedir.Parazit konusunda önlem alabilmenin bir başka yolu hayvanların temizliğine özen göstermekten geçmektedir. Dönemsel banyolarını yaptırmak, son derece önem taşımaktadır.Evcil hayvanların parazit sorunu yaşamaması adına dışarıda avlanmalarına izin vermemek gerekmektedir. Özellikle kedilerde iç parazit durumu fare tarzı avlardan kaynaklanmaktadır.Hayvanlarınızı parazitlerden koruyabilmek için diğer hayvanlarla temasına dikkat etmeniz gerekmektedir. Özellikle dış parazit sorunu bu yolla bulaşmaktadır. Evcil Hayvanlarda Parazit Aşısı Evcil hayvanlarda parazit aşısı, korunabilme açısından son derece önemlidir. Sahip olduğunuz hayvanın kaç aylık olduğuna ya da kaç yaşında olduğuna dikkat ederek parazit aşısını düzenli olarak yaptırabilirsiniz. Parazit aşısı yapılan evcil hayvanlarda herhangi bir parazit sorunu ile karşılaşılmamaktadır. Aksatılması halindeyse başta sindirim sistemi olmak üzere tüm vücut fonksiyonları zarar görebilmektedir. Bizim önceliğimiz onların sağlığı... VetArt Veteriner Kliniği olarak evcil hayvanlarınızın kontrollerini düzenli olarak yaptırmanızı ve takip etmenizi tavsiye diyoruz. İstanbul Anadolu yakasında hizmet veren kliniğimiz,Üsküdar Veteriner Kliniği,  Ataşehir Veteriner Kliniği ve Kadıköy Veteriner Kliniği olarak hizmet vermektedir. --- ## Kedi Nezlesi ve Tedavisi > URL: https://vetart.com.tr/kedi-nezlesi-ve-tedavisi/ Kedilerde en yaygın görülen hastalıklardan biri de kedi nezlesidir. Birçok kedi türünde ortaya çıkan ve zaman zaman ölümcül olabilen bu rahatsızlık, üst solunum yolu enfeksiyonu olarak tanımlanmaktadır. İnsanlarda görülen nezlenin bir benzeri olsa da kedi nezlesi, kediler için ağır sonuçlar yaratabilmektedir. Bu nedenle takibini yapmak, belirtilerini fark etmek, zamanında müdahale etmek çok önemlidir. Barınaklarda ya da birkaç kedinin bir arada olduğu ortamlarda daha sık görülen kedi nezlesi, kolay bulaşabilen bir rahatsızlıktır. Toplu şekilde bakıldığı ortamda nasıl davranılması gerektiğini bilmek son derece önemlidir. Kedi Nezlesi Nedir? Kedi nezlesi, FVR ve FHV1 virüslerinin neden olduğu, solunum yolu hastalıklarından bir tanesidir. Üst solunum yollarına yerleşen bu virüslerin doğru bakım yapılmadığında yayılması ve vücudun direncini kırması durumu görülmektedir. Kedinin bir süre sonra bazı belirtileri göstererek durumunun ağırlaştığı tespit edilmektedir. Kedi nezlesi, kedilerin yaşam kalitesini düşüren ağır hastalıklardan biridir. Birçok kedi sahibi dışarı çıkıp gelen kedisinde bu durumla karşılaşmaktadır. Ayrıca yeterince steril olmayan veteriner klinikleri de bu virüsün bulaşmasına sebebiyet verebilmektedir. Kedi Nezlesi Belirtileri Kedi nezlesinin ilk belirtisi hapşırmaktır. Kedinin sık sık ıslak şekilde hapşırmaya yakalandığı gözlerden kaçmamaktadır.Nezlenin bir başka belirtisi öksürmektir. Kesik kesik özellikle uyurken öksürme nöbetlerinin görüldüğü bilinmektedir.Halsizlik ve içe kapanma durumu rahatsızlığın temel belirtileri arasında yer almaktadır.Gözlerde akıntının olması da bir başka nezle belirtisi olarak vurgulanmaktadır.Elinizi kedinizin burnuna dokundurduğunuzda kuru olması halinde ateş belirtisinin olduğunu fark edebilirsiniz.Kedi nezlesi, kedilerin iştahsız olmasına sebebiyet vermektedir. Kedi Nezlesi Tedavisi Kedinizi takip ettiğinizde bir ya da birden fazla belirtiyi görürseniz zaman kaybetmeden uzman veterinere muayene ettirmelisiniz. Kedi nezlesi erken teşhis edildiğinde kolay tedavi edilen bir rahatsızlıktır. Tedavisi içinse ilaç yöntemi uygulanmaktadır. Doktorunuz tarafından verilen ilaçları kullanmanız oldukça önemlidir. Kendinize göre rastgele herhangi bir nezle ilacını asla kullanmamalısınız. Gözlerde akıntı olması halinde temiz ve ılık havlu ile kompres ve damla tedavisi başlatılacaktır. Burun için damla ve mamalara karıştırılacak özel haplar verecektir. Bu sayede iyileşme süreci başlatılmış olacaktır. Kedi Nezlesi Tehlikeli mi? Kedi nezlesi, doğru müdahale gerçekleşmediğinde tehlikeli kabul edilmektedir. Yanlış adımlarla kedinizin hastalığının ağırlaşmasına, hayatını kaybetmesine neden olabilirsiniz. Özellikle göz akıntısı bu noktada çok önemlidir. Doğru zamanda kullanılmayan ilaçlar, kedinizin göz kaybı yaşamasına sebebiyet verebilir. Kedi nezlesinin tehlikeli olması kedinizin dışarıya çıkıp gelmesiyle de bağlantılıdır. Hasta olduğu süre boyunca kedinizi asla dışarıya bırakmamalısınız. Evde gözetim altında kalmalı ve üşütmesine izin vermemelisiniz. Kedinizin beslenme, temizlik ve sıcak ortamda kalma dengesini kurmanız halinde nezleyi rahat şekilde atlatmasını sağlayabilirsiniz. Birkaç gün ilaç alması durumunda geç kalmadan iyileşmesi mümkün olacaktır. Bunun için muhakkak muayene edilmesine özen göstermelisiniz. İstanbul veteriner kliniği VetArt her zaman can dostlarınızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. VetArt Veteriner Kliniği Fıstıkağacı Üsküdar, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerinde, Kadıköy veteriner kliniği ve Ataşehir veteriner kliniği olarak ta hizmet vermektedir. --- ## Papağanlarda Tüy Yolma Hastalığı > URL: https://vetart.com.tr/papaganlarda-tuy-yolma-hastaligi/ Papağanlarda tüy yolma hastalığı papağan bakmayı seven birçok kişinin rastladığı bir durumdur. Ciddi bir sıkıntı olarak bilinen ve papağanlarda yaygın görülen tüy yolma hastalığı, uzman veterinere gösterilmesi gereken hassas bir durumdur. Kendi tüylerini yolmaya başlayan papağanlarda belli başlı belirtilerle gözlemlenen bu sorun daha sonra tüm tüylerin yolunması şeklinde devam etmektedir. Papağan tüy dökme mevsimi dışında tüy dökmeye kendi tüylerini yolmaya başlıyorsa belirtileri bir süre gözlemlemeniz tavsiye edilmektedir. Tüy yolma hastalığı belirtilerinden birkaçını gözlemlemeniz halinde ise zaman kaybetmeden uzmana başvurmanız önerilmektedir. Papağanlarda Tüy Yolma Hastalığı Nedir? Veteriner hekimlere cennet papağanım tüylerini yoluyor, sultan papağanım kendi tüylerini azaltıyor gibi şikâyetler sık sık dile getirilmektedir. Tüy yolma sorunu, papağanlarda görülen özellikle göğüs bölgesinde başlayıp daha sonra tüm vücuda yayılan özel bir rahatsızlıktır. Tüylerini kendi ağzı ile yolarak koparan papağanlar aynı zamanda kaşınma yöntemiyle de dökmeye gayret gösterirler. Bu sorunun temelinde neyin yattığını bulmak, hastalığı tedavi edebilmek açısından oldukça önemlidir. Papağanda tüy dökülmesi durumu ile karıştırılmaması gereken bu özel sorun, tedavi edilmesi mecburi bir durumdur. Papağanlarda Tüy Yolma Hastalığı Nedenleri? Papağan hastalıkları arasında en uzun süreli ve zor nihayete eren durumlardan biri tüy yolmadır. Tüy yolma hastalığının nedenlerinin başında sıkıntı gelmektedir. Papağanınız evde uzun süre yalnız kalıyor, oyun arkadaşı bulamıyorsa tüy yolma hastalığına yakalanabilmektedir.Papağanlarda stres de insanlarda olduğu gibi olumsuz sonuçlar doğurmaktadır. Stres ve depresyon halinde olan papağanlar kendi tüylerini yolabilmektedir.Işıksız kalma durumu da tüy yolma hastalıklarından bir diğeridir. Papağanların ışıklı ve aydınlık ortamlarda yaşaması gerekmektedir.Uykusuzluk bir diğer tüy yolma hastalığı nedeni kabul edilmektedir. Papağanların gün içinde en az 10 saat uyuması gerekmektedir. Uykularını almadıklarında metabolizmalarının dengesinde bozulma olabilmektedir. Papağanlarda Tüy Yolma Hastalığı Belirtileri Papağanların psikolojik sorunları birçok bilimsel araştırmaya konu olmuştur. Hassas ve narin bir yapıları olduğu için sizin davranışlarınızdan ortamdaki yabancılara kadar her detay papağanların ruhsal dengesini bozabilmektedir. Başka birinin tüylerine dokunması dahi tüy yolma hastalığına yakalanmalarına sebebiyet verebilmektedir. Papağanların bu rahatsızlığa yakalandığını davranışlarından rahatlıkla fark edebilirsiniz. Agresif bir tavır içerisinde kendilerine zarar verme eğilimleri vardır. Gagalarını kullanarak tüm tüylerini tek tek yolmaya başlarlar. Mutsuz ve keyifsizdirler. Bir başka önemli belirti ise iştahlarını kaybetmeleridir. Papağanlarda Tüy Yolma Hastalığı Tedavisi Papağanlarda tüy hastalıklarının başında gelen tüy yolma sorunu, tedavisi olan bir sorundur. Bunun için ilk önce nedeni bilmelisiniz. Hastalığın fizyolojik mi yoksa psikolojik mi olduğunu öğrenmelisiniz. Sorasında nedeni ortadan kaldırıp veterinerinizin verdiği ilaçları kullanmalısınız. Tıbbı ilaçların yanı sıra gün içinde yeterince su aldığından, sağlıklı beslendiğinden, yeterince güneş banyosu yaptığından emin olmalısınız. Papağanlar ve hastalıkları temelde yalnızlığa dayanmaktadır. Bu nedenle ona oyun köşesi yapmalısınız. Güzel bir köşe hazırladığınızda kendiliğinden oynayacaktır. Müzik dinletmek, kuşlarla ilgili belgeseller izletmek, çizgi film seyrederken arkadaşlık etmek tüy yolma hastalığını atlatabilmesine yardımcı olacaktır. Üsküdar Veteriner Kliniği VetArt her zaman can dostlarınızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onların sağlığından emin olmalısınız. VetArt Veteriner Kliniği İstanbul Anadolu Yakasında; Fıstıkağacı, Üsküdar başta olmak üzere Kadıköy, Ataşehir, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerine de hizmet vermektedir. --- ## Köpeklerde Osteoartrit > URL: https://vetart.com.tr/kopeklerde-osteoartrit/ Köpeklerde osteoartrit rahatsızlığı OA kısaltma ismi ile bilinen eklem kıkırdağı bozulma hastalığıdır. Kemiklerin yapısını koruyan kıkırdak dokunun zaman içerisinde bozulması ve sağlığını kaybetmesi sonucunda osteoartrit hastalığı ortaya çıkmaktadır. Kelime anlamı kemik olan osteo ile iltihap anlamına gelen artrit sözcüklerinin birleşmesi ile bu ismi almıştır. Kıkırdak yapının zaman içerisinde bozulmaya başlaması, köpeklerin hareketlerinde ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Kontrol edilmediği takdirde fizyolojik açıdan kalıcı rahatsızlıkla neden olan bu sorun zaman kaybedilmeden uzman veterinere gösterilmelidir. Köpeklerde Osteoartrit Nedir? Osteoartrit için eklem iltihaplanması tanımlaması yapılabilmektedir. Kıkırdakta meydana gelen yıpranma zaman içinde eklemlerin enfeksiyon biriktirmesine sebebiyet vermektedir. Köpeklerde en sık görülen hastalık olarak bilinen osteoartrit hastalığı, yaşamsal faaliyetler üzerinde söz hakkına sahiptir. Dolayısıyla köpek sahiplerinin bilinçli olması sorunun çözüme ulaşmasını mümkün kılabilmektedir. Köpeklerde Osteoartrit Görülme Sıklığı Yapılan araştırmalar sonucunda Amerika Birleşik Devletleri bünyesinde bakılan hemen her 5 köpekten 1 tanesinde osteoartrit rahatsızlığı ortaya çıkmaktadır. Özellikle 1 yaşın üzerinde olan köpeklerde sık sık karşılaşılan bu durum yalnızca ABD’de değil tüm dünyada benzer oranlara sahiptir. Yaşı büyüyen ve buna bağlı olarak yeterince iyi bakılmayan köpekler 1 yaşını geçmelerinin hemen arkasından hareket fonksiyonlarının yavaşladığını ortaya koyarlar. Bu nedenle yaşı büyümeye başladıkça muayenelerin aksatılmaması tavsiye edilmektedir. Köpeklerde Osteoartrit Belirtileri Köpeklerde eklem iltihaplanması olarak tanımlanan osteoartrit rahatsızlığının ilk belirtisi bacaklarda hassasiyet artışıdır.Hareket oranında azalma olması da bir diğer belirti olarak bilinmektedir.Köpeklerde eklem şişmesiyle de belirti veren osteoartrit rahatsızlığı dışarıdan bakıldığında bacağın sıkıntılı olduğunu ortaya koymaktadır.Çok çabuk yorulma ile kendini gösteren hastalık, köpek sahiplerinin uzun süre incelemesi ile belirti vermektedir.Agresif tavırlara neden olan rahatsızlık, köpeğin kendini güvende hissetmemesine sebebiyet vermektedir.Merdiven çıkma, arabaya binerken zorlanma diğer osteoartrit belirtileri arasında yer almaktadır. Köpeklerde Osteoartrit Nedenleri Köpeğim neden topallıyor sorusunu soran hayvan sahipleri uzmana danıştıklarında osteoartrit hastalığı ile karşı karşıya kalmaktadır.  Birkaç nedeni bulunan bu sorunun temelinde yaş yatmaktadır. Yaşlı olan köpeklerde zamana bağlı olarak eklem ve kemik yıpranması ortaya çıkabilmektedir. Bu sorunun nihayetinde osteoartrit hastalığı gündeme gelmektedir. Yaralanma nedeniyle de ortaya çıkan sorun araba çarpması veyahut düşmeye bağlı olarak da kendini gösterebilmektedir. Köpeklerde ağrı belirtisi gözlemlendiğinde geçirilen bir kazaya bağlı osteoartrit rahatsızlığı akla gelmelidir. Köpeklerde Osteoartrit Tedavi Edilebilir mi? Birçok hastalık için köpeklerde iltihap tedavisi yapılıyor olsa da osteoartrit hastalığının tedavisi bulunmamaktadır. İlerleyici bir hastalık olduğu için uzmanlar sahiplere yalnızca kaliteli bir bakım önermektedir. Köpeğim topallıyor ne yapmalıyım sorusunun cevabı için uzmana gittiğinizde OA teşhisi konursa zaman kaybetmeden bireysel bir plan oluşturmalısınız. Tıbben yapılacak bir şey olmasa da doğal yollarla hastalığın ilerlemesini yavaşlatabilirsiniz. Süreç içinde köpeğim birden topallamaya başladı artık yürüyemeyecek mi endişelerinden ziyade egzersiz, kilo kontrolü, özel besinler, kaliteli eğitimler uygulayarak durumu hafifletebilirsiniz. İstanbul veteriner kliniği VetArt her zaman can dostlarınızın yanında... Kontrollerinizi düzenli yaptırmalı ve onun sağlığından emin olmalısınız. VetArt Veteriner Kliniği Fıstıkağacı Üsküdar, Kadıköy, Ataşehir, Acıbadem, Koşuyolu bölgelerine de hizmet vermektedir. --- ## Kedilerde Şeker Hastalığı > URL: https://vetart.com.tr/kedilerde-seker-hastaligi-ve-belirtileri/ Genel anlamda şeker hastalığı yani diyabet, pankreasın yeterli miktarda insülin üretememesi ve buna bağlı olarak insülin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. Şeker hastalığı insanlarda olduğu gibi kedilerde de görülebilmektedir. Diyabet (şeker hastalığı) 3 tipte görülür; kedilerde görülen şeker hastalığı ise genellikle Tip 2 Şeker hastalığıdır. Şeker hastalığı tipleri şöyledir; Tip 1 : İnsüline bağlıdır ve insülin salgılanmasının yetersizliği şeklinde görülür. Küçük hayvanlarda daha fazla rastlanır. İnsüline bağımlı tedavi gerektirir. İnsülin tedavisi yanında uygun diyetlerle beslenmelidir. Tip 2: Daha çok obez hayvanlarda (özellikle kedi ve köpeklerde) görülmektedir. İnsüline dirençli tiptir. Tip 3: Diğer bir deyişle gizli şekerdir. Belirtileri yok denecek kadar azdır. Multifaktöriyel olduğu düşünülmektedir. Tip 3 gizli şekere % 25-35 oranında pankreas tümörlerinin neden olduğu düşünülmektedir. Kedilerde şeker hastalığı konusuna dönecek olursak kedilerde görülen şeker (diyabet) hastalığı genellikle Tip 2 türündedir. Çoğunlukla insüline ihtiyaç duyulmaz ancak nadir de olsa insülin tedavisi gerekebilmektedir. Şeker hastalığı yeni teşhis edilen bir kedinin öncelikle kam şekeri ölçülür, sonuçlara göre diyet ve gerekli ise insülin tedavisine başlanır. Kan şekeri yüksek olan her kedi şeker hastası mıdır? Hayır. Eğer kedi kan alınma işleminden önce strese girmişse kan şekeri düzeyinin yüksek çıkması muhtemeldir. Bu sebeple bir kediye şeker hastası teşhisi konmadan önce çok iyi tetkik edilmesi gerekir. Kan şekeri düzeyi dışındaki belirtiler nelerdir? Aşırı su içiyor mu?Çok yemek yiyor mu?Çok yemesine rağmen kilo kaybediyor mu?Çok sık idrara çıkma yada miktar olarak çok fazla idrar yapma. Kedilerde şeker hastalığının görülme nedenleri nelerdir? Genetik faktörlerDişi kedilerde hormonal değişimlerIrksal özelliklerYaş (özellikle orta yaş ve yaşlı kedilerde daha fazla görülmektedir.) Şeker hastalığı hangi sorunlara sebep olur? Kedilerde şeker hastalığı böbrek ve gözlerde hasara sebep olabilir, ayrıca iyileşmesi zor yaralara sebep olabilir. Kedilerde Şeker Hastalığı Tedavisi Veteriner kliniğinde muayenesi yapılan kedinize teşhiş konulduktan sonra tedaviye başlanır. Bu konuda sizi en doğu yönlendirecek olan veteriner hekiminizdir. Alınan sonuçlara göre kedinize özel bir diyet uygulayacaktır. Gerekli görülmesi halinde insülin tedavisi de uygulanabilir. Bununla birlikte birkaç noktaya dikkat edebiliriz; Kuru mama yerine konserve mama tercih edilmelidir. (Kuru mamalarda karbonhidrat daha fazladır.)Konserve mama içerisindeki karbonhidrat miktarı ise %7-8’i geçmemelidir. Kedilerde ve diğer hayvanlarda şeker hastalığı için nasıl önlem alabiliriz? Tabii ki alınacak en iyi önlem düzenli olarak veteriner hekim kontrolünün yapılması veteriner ve hekiminizin tavsiyelerine uymaktır. Bilinçsizce yapacağınız herhangi bir uygulama sevgili dostunuza zarar verebilir. Ayrıca sevimli dostunuza vereceğiniz yiyeceklerede dikkat etmelisiniz. --- ## Kadıköy Veteriner Kliniği > URL: https://vetart.com.tr/kadikoy-veteriner-klinigi/ Kadıköy Veteriner Petinizi Kadıköy veteriner hekimlerine götürüp tedavi ettirmek düşüncesindeyseniz; bölgede minik dostlarınız için en iyi hizmeti verebilecek kliniğimizi tercih edebilirsiniz. İstanbul Anadolu yakası veteriner kliniği arayışında olanlar merkezimizi ziyaret ederek petleri için ne kadar uygun bir klinik olduğunu görebilirler. Minik dostlarımızın bakımını ihmal etmemeli; dışarıda gördüğünüz zor durumda olan dostlarımıza el uzatmalısınız. Zor durumda olduğunu gördüğünüz dostlarımıza edebileceğiniz en doğru yardım, onları güvendiğiniz; onların tedavisini yapabilecek veteriner hekimlere emanet etmektedir. Petler için Yatılı Tedavi Hizmeti Ülkemizde ne yazık ki minik dostlarımıza karşı şiddet, istismar, ilgisizlik, trafik terörü çok yüksek seviyelerdedir. Trafik kazalarında ya da insan şiddetine uğrayarak durumu ağır halde kliniğimize gelen minik dostlarımız maalesef çokçadır. Böyle durumlarda dostlarımız için daha yoğun ve uzun süreli tedaviler gerekebilmektedir. Özellikle sokakta yaşayan, sokakta bakımsız kalan dostlarımız kliniğimizde yatılı olarak tedavi edilebilmektedir. Yatılı tedavi kapsamında minik dostumuzun muayenesi yapıldıktan sonra tedavi planlanır ve varsa eksik aşıları da yapılır. Petler için Muayene Hizmetlerimiz Minik dostlarınızın düzenli muayenesi için ya da bir rahatsızlığı olduğunda detaylı muayene yapılabilmesi için kliniğimizi ziyaret edebilirsiniz. Muayene sırasında rastlanan sorunlar, basit rahatsızlıklar ayakta tedavi yöntemi ile kolayca çözüme kavuşturulabilir. Üsküdar'da bulunan kliniğimize rutin kontroller ve muayene için de ziyarette bulunabilirsiniz. Kliniğimizde petleriniz için detaylı muayene gerektiğinde ihtiyaç duyulabilecek her türlü imkan mevcuttur. İdrar, kan tahlilleri, röntgen, ultrason, gözle, elle muayene gibi teşhis koymaya imkan verecek her türlü imkanı minik dostlarımız için seferber etmekteyiz. Petleriniz için Özel Tedavi Yöntemlerimiz Bölge olarak Kadıköy veterinerlik hizmetleri açısından da gelişmiştir. Kliniğimize Kadıköy, Ataşehir, Üsküdar bölgelerinden ve civarlarından petinizin özel tedavileri için de ziyaretimize gelebilirsiniz. Ne yazık ki bazı büyük kazalarda, şiddete uğramış hayvanlarda kalıcı ve uzun süre tedavi gerektiren durumlar olabilmektedir. Bu tür sorunlar genelde sokakta yaşayan dostlarımızın başına gelse de görünmez kazalar evde bakımı üstlenilen petlerin başına da gelebilmektedir. Kliniğimizde ilk tedavi tamamlandıktan sonra kalıcı hasara maruz kalmış petlerimiz için yoğun bakım, fizik tedavi gibi hizmetler konusunda da destek verilmektedir. Petlerin diş bakımı konusunda da ihtiyaç duyabileceğiniz yardımı da veteriner hekimlerimizden alabilirsiniz. Petiniz için Bize Nasıl Ulaşabilirsiniz? İstanbul Anadolu yakasında, Üsküdar, Kadıköy, Koşuyolu, Acıbadem ve civarı bölgelerden kliniğimize kolaylıkla ulaşabilirsiniz. Minik dostunuzla ilgili her sorunda, petinizin düzenli takibini yapan veteriner hekimimizle iletişime geçerek durumla ilgili bilgi alabilir; olağanüstü durumlarda petinize destek olabilmek adına veteriner hekimimizden destek alabilirsiniz. Kliniğimize kendi aracınızla, taksiyle, toplu ulaşım araçlarıyla rahatlıkla ulaşmanız mümkün. Minik dostumuzun durumu çok ağırsa yapmanız gerekenlerle ilgili bilgi almak, dostumuzun kliniğimize en doğru ve en hızlı şekilde naklini gerçekleştirmek için telefonla iletişim kurabilirsiniz. --- ## Lyme Hastalığı (Borrelia Burgdorferi - Lyme Disease) > URL: https://vetart.com.tr/lyme-hastaligi-borrelia-burgdorferi-lyme-disease/ Lyme hastalığı ülkemizde genellikle hayvan (özellikle köpek) sahiplerinin bildiği bir hastalıktır. Lyme aslında ilk olarak 1909’da İsveç’te fark edilmiştir. Fakat bu hastalığa ilk dikkat çekildiği tarih 1975 yılıdır. Amerikanın Connecticut eyaletinin Lyme ve Old Lyme kasabalarında ortaya çıkmıştır. 1977de Dr. Allen Steere ve ekibi 51 vaka için Lyme bölgesinde araştırmalarına başlamışlar ve bu hastalığın bölgedeki geyiklerin kenesi olan Ixodes’lerden kaynaklandığını belirlemişlerdir. Hastalığı bu ve bunun gibi birçok kene türü nakleder. Dr. Burdorfer 1982 yılında konakçının bu hastalığı kendi isminin verildiği bakteri tarafından olduğunu belirlemişlerdir. Lyme hastalığını oluşturan Borrelia Burgdorferi adlı bakteridir.1982 yılında Lyme hastalığı hakkında broşürler oluşturulmuş ve 1984 yılında kan testleri ile hastalık belirlenmeye başlamıştır. Lyme hastalığının erken döneminde yorgunluk, baş ağrısı, boyunda sertlik, eklem ve kaslarda ağrıları ya da sertlik, hafif ateş, konjuktivit olabilir. Eğer erken dönemde tedavi edilmeyen Lyme hastalığı sinir sistemi ya da kalpte enfeksiyon oluşturabilir. Yine tedavi edilmeyenlerin %60’ında 2 hafta ile 2 yıl arasındaki bir süreçte artrit tablosu oluşabilir. Burada önemli olan noktalardan birisi de her hasta aynı şekilde semptomlar göstermeyebilir. Lyme hastalığının taşıyıcısı olan kenelerden korunabilmek için genel olarak; – Açık renk kıyafetler giyilmesi,– Kapalı ayakkabı kullanılması– Pantolonun altında çorabın en üste kadar çekilmesi– Evcil hayvanınız varsa keneye karşı üretilmiş ilaçların uygulanması gerekmektedir. Evcil hayvanınız için durum aslında çok da farklı değildir. Köpekler başta olmak üzere evcil hayvanınız ormanlık arazi, çimenlik gezintilerinde ,eğer herhangi bir ilaç ile korunmuyorsa kenelerin saldırısına maruz kalabilir. Kene köpeğiniz üzeinde yürüyerek belirli bir nokta seçer ve buradan deriye ulaşır. Beslenmek için ağız organelini deri altına yerleştirir kan emmeye başlar. Bu sırada eğer Lyme hastalığı etkeni Boriella Burgdorferi kenede mevcut ise etkeni köpeğinize bulaştırır. Bu sırada dişi kene beslenmesi için gerekli olan kanı köpeğinizden aldıktan sonra kendi yaşam döngüsü için toprağa düşüp yumurtalarını bırakarak döngüsünü yeniden başlatır. Etken özellikle eklemlere yerleşerek köpeğinizde herhangi bir semptom yok iken aniden başlayan yürüyememe belirtileri ile sizi endişeye sokacaktır. Daha önceleri veteriner hekimler açısından yetersiz olan testler, günümüz itibari ile yeni testlerle duyarlılık ve doğruluk payı çok yüksek olarak teşhislerde yardımcı olmaktadır. Teşhis sonucunda antibiyotik tedavisi ile hastalık çok geçmeden tedavi edilmelidir. Bu hastalıktan köpeğinizin etkilenmemesi köpeğiniz için mevcut olan Lyme aşısını yaptırtarak bu bakteriden yüksek oranla uzak tutabilirsiniz. Aşının bir yıl boyunca koruyuculuk özelliği sayesinde bu hastalığa yakalanma ihtimalini ortadan kaldırabileceksiniz. Kenelerin Nisan-Ekim aylarında ortaya çıktıklarını düşünerek bu aşının geciktirilmemesini tavsiye ederim. Veteriner Hekim Koray Musluer --- ## Laboratuvar > URL: https://vetart.com.tr/laboratuvar/ Veteriner klinikleri, evcil hayvanların tedavi sürecinde çok önemli merkezlerdir. Bununla beraber kliniklerinin gerek kendi bünyelerindeki gerek anlaşmalı olduğu laboratuvarlar çok büyük önem teşkil etmektedir. Bunun temel nedeni teşhis aşamasında veteriner hekimin sağ kolu olmalarıdır. Laboratuvarlar özellikle teşhis edilemeyen hastalıklar için ışık kaynağı olmaktadır. Bu nedenle doğru veteriner ve doğru laboratuvar tetkikleri ile teşhise daha hızlı ulaşabilirsiniz. Evcil hayvanlar dönem dönem bazı rahatsızlıklar geçirmektedirler. Sahipleri olarak devamlı gözünüzün üstlerinde olması önemlidir. Bazen basit bir üşütme olan bu hastalık bazen ciddi bir dahiliye sıkıntısını işaret ediyor olabilir.  Bu süreçte yanınızda olacak bir ekibe ihtiyacınız varsa, Üsküdar Vetart Veteriner Kliniği olarak elimizden geleni yapamaya hazırız. Veteriner Kliniklerinde Laboratuvar Var mı? Bazı kliniklerin kendi bünyelerinde laboratuvarları bulunmaktadır. Daha kapsamlı, araştırma laboratuvarları kliniklerle anlaşma yaprak çalışmaktadırlar. Veterineriniz yapılması gereken laboratuvar tetkiklerine karar verip sizi yönlendirecektir.Basit bir el muayenesi veyahut röntgenle görülemeyen durumlar, yapılan testlerle görülebilmektedir. Veteriner Hekimler Laboratuvarları Ne Zaman Kullanır? Laboratuvarlar çoğunlukla muayene ile teşhis konulamadığında kullanılmaktadır. Uzmanlar hastalarının bilhassa iç hastalıkları sorunlarında laboratuvar tetkiklerine başvurmayı uygun bulurlar. Bunun temel nedeni attıkları adımların doğru olduğundan emin olmaktır. Veteriner Kliniği Laboratuvarı İle Hastane Laboratuvarı Aynı mı? İnsan doğası, hayvan doğasından oldukça farklıdır. Bu nedenle ölçüm yapılan araç gereçler de bir o kadar değişkenlik göstermektedir. Hastalanan evcil hayvanların tahlillerinin hastane laboratuvarlarında yapılması söz konusu değildir. Evcil Hayvan Tedavisinde Laboratuvarın Önemi Evcil hayvanlar ne yazık ki insanlar kadar şanslı değildir. Sıkıntılarını dile getirememeleri sahiplerinin daha temkinli olmasını gerektirmektedir. Bu nedenle olabildiğince detaylı araştırmalar yapılması son derece önemlidir. Laboratuvarlar, basit hastalıklar için olmasa da büyük hastalıklar için gerekmektedir. İç organ rahatsızlıkları, enfeksiyonlar, kanser gibi olumsuz durumlarda laboratuvarlar hayati öneme sahiptir. Vetart Veteriner Kliniği olarak evcil hayvanlarınızın bütün bu süreçte eksiksiz tedavi görmesini isterseniz bizlere ulaşabilirsiniz.   --- ## Kedi Tırmalama Hastalığı > URL: https://vetart.com.tr/kedi-tirmalama-hastaligi/ Kedi Tırmığı Hastalığı subakut bir bölgesel lenfodenit sendromudur. Hastalığın etkeni 'Bartonella hanselae' ve rezervuarı hayvanlardır. Hastalık genellikle kedi ile daha az oranda köpekle temas sonrası gelişmektedir. Kedi tırmalama hastalığı lenf nodüllerinin tipik şişkinliği ile seyreden bakteriyel bir hastalıktır. Tırmalama ve ısırma sonucu oluşabilir. Kediler ile kontak halinde bulunan insanların %90' ında ve özellikle yavru kediler ile ilişki halinde bulunan insanlarda sıklıkla gözlenir. Dünyanın her yerinde bulunan "Bartonella hanselae" adlı bakteri tarafından bu enfeksiyon oluşabilir. Genellikle bu hastalık Sonbahar ve Kışın daha çok oluşur. Amerika'da bu hastalık yılda 22000 insanda gözlenmiş ve genellikle 21 yaş altı insanlarda daha çok gözlenmektedir. Bunun nedeni ise genellikle çocukların kedilerle daha sık oynaması ve ısırılma/tırmalamaya maruz kalmasındandır. Pireler bu bakteriyi kediden kediye transfer edebilirler ancak pireden insana transfer hakkında herhangi bir bulgu yoktur. Bakteri önce kediye bulaşır ve hayvanların salyasında yaşar. Bartonella hanselae kedi yada yavru kedileri hasta etmez ama kedi bu bakteriyi aylarca taşıyabilir. Genellikle kedilerin %50' si hayatlarında mutlaka bu bakteri ile karşı karşıya kaldıkları tahmin ediliyor. Kedi Tırmalama Hastalığı Belirtileri Çevresinde kedi olan çoğu insan mutlaka kedi tırmalama hastalığını aklına getirmelidir. Ancak bu sıklıkla mümkün değildir. Genel bir hata olarak ısırılma veya tırmıklanmadan sonra kabarma yada küçük şişkinlikler, birkaç gün içinde oluşur ama bu genellikle böcek ısırması olarak düşünülür.Bu kabarcık yada küçük şişkinlikler aşı yeri gibi gözlenir. Sıklıkla kollarda, ellerde, kafada görülebiliri. Genellikle bu lezyonlar acı verici tipte değildir. Isırılma veya tırmalanmadan birkaç hafta sonra, bu bölgeye yakın lenf yumrusu yada yumruları hassaslaşmaya ve şişmeye başlar. Örnek olarak travmaya uğrayan bölge kolda ise dirseklerdeki ve koltuk altındaki lenf nodülleri şişmeye başlayacaktır. Lenf nodülleri yaklaşık 1-4cm deri altında büyümeye başlayabilir. Şişmiş olan lenf yumrularından sonra deri sıcak ve kırmızı renkte olabilir. Lenf yumrusu dren edilirse irin akacaktır. Çocuklarda ve gençlerde büyümüş olan lenf yumrusu ana belirtidir. Ateş 38,3 ve üzeri, bitkinlik, iştah azalması, baş ağrısı, boğaz ağrısı, kurdeşen çıkartma belirtileri gözlemlenebilir. Tipik olmayan bazı vakalarda aşağıdaki semptomlar gözlenebilir ancak bunlar çok az sıklıkla gözlenir. Bu vakalarda kişide karaciğer, dalak, kemiklerde yada akciğerlerde enfeksiyon, yüksek ateş ve diğer semptomlar gözlenmeden oluşabilir. Bazı insanlarda küçük, ağrılı konjuktiva, kızarık göz ve kulağın önündeki lenf nodülünün şişmesiyle karakterize "Parinaud oculoglandar sendrom" olarak bilinen göz enfeksiyonu oluşabilir. Diğer yandan çok az sıklıkla gözlenen beyinde enfeksiyon ve nöbetler oluşabilir. Tüm bu semptomlar "kedi tırmalama hastalığı" tedavi edilince azalır. Bulaşma Kedi tırmalama hastalığı insandan insana bulaşmaz. Bakteri bakteriyi barındıran kedilerle yayılır. Eğer bakteri hayvanın salyasından yara yada göze temas ederse bulaşma oluşabilir. Bazen multiple vakalarda hastalık aynı ailede aynı kediden yada direkt kontak sağlamaktan dolayı oluşabilir. Korunma Eğer teşhis kedi tırmalama hastalığı ise evinizdeki pet'ten kurtulmak yada göndermek zorunda değilsiniz. Öncelikle çocuklarınıza sokakta olan ve sahipsiz bulunan hayvanlardan uzak durmayı veya onlarla oynarken dikkat etmeyi öğretmelisiniz. Mutlaka evdeki veya dışarıdaki hayvanlarla oynadıktan sonra çocuklarınıza ellerini yıkamasını öğretiniz. Eğer çocuğunuz kedi tarafından tırmalanmış ise sabun ve su ile ellerini yıkamasını sağlayınız. Kedinizin bu hastalıktan uzak tutulmasını sağlamak istiyorsanız, evde tutunuz ve pire ile transfer sağlanmaması için önlemler alınız. Eğer ailenizden herhangi bir kişi bu hastalığa maruz kalmış ise evde bulunan petinizi sokağa atmanızı veya ondan kurtulmaya çalışmanızı gerektirmez. Bu problem hakkında veterineriniz ile konuşmanız yeterli olacaktır. Kuluçka Dönemi Tipik olarak 3-10 gün içerisinde kabarma ve küçük şişkinlik oluşur. 1-4 hafta sonra lenf nodülleri genellikle şişer. İyileşme Lezyonun oluştuğu ve bakterinin vücuda girdiği yerdeki yaranın iyileşmesi günler alabilir. Lenf nodüllerinin şişkinliği genellikle 2-4 ay içerisinde düzelir. Profesyonel Tedavi Çocukların geçmişi (anamnez) sonucu doktorlar bu hastalığı teşhis edebilirler. Muayene sırasında doktorunuz kedi tırmığı, ısırığına ve şişmiş olan lenf yumrularına bakacaktır. Bazı vakalarda doktorunuz teşhis için bazı testler yapabilir; deri testi, kan testi, lenf nodülünün büyümesine bağlı olarak kültür testi gibi. Çoğu vakalarda kedi tırmalama hastalığı herhangi bir tedavi uygulanmadan iyileşebilir. Daha az sıklıkla şişmiş olan lenf çok daha büyümüş ve ağrılı olduğu durumlarda doktorunuz iğne ile lenf nodülündeki sıvıyı boşaltmayı önerebilir. Antibiyotikler bu hastalık için kullanılabilir. Eğer doktorunuz antibiyotik reçete etmiş ise çocuğunuza bu ilacı verilen gün kadar kullanınız. Evde Tedavi Eğer çocuğunuz bu hastalık ile karşı karşıya kalmış ise onu evin diğer fertlerinden uzak tutmak zorunda değilsiniz. Yatak istirahatı gerekli değildir ancak çocuğunuz için yararlı olabilir. Eğer çocuğunuz oyun oynamaya istekli ise şişmiş olan lenf yumrusuna dikkat ederek oyun oynatınız. Eğer lenf nodül çok ağrılı ise sıcak kompres yapabilirsiniz. Doktorunuzu Ne Zaman Aramalısınız? Kedi tırmalaması yada ısırığı oluşmuş ve lenf nodülleri şişmiş ise yüksek ateş, tırmalanan yerde çok kızarıklık devam ediyorsa, ağrılı ise veya çok hasta gözüküyorsa en kısa sürede doktorunuz ile irtibat kurmalısınız. --- ## Röntgen (X-ray) - DR > URL: https://vetart.com.tr/rontgen/ Veteriner klinikleri tıpkı hastanelerde olduğu gibi son teknoloji ile donanması gereken adreslerdir. Tıpkı bizler gibi hayvanların da türlü hastalıkları olabilmektedir. Kimi hastalıklar yalnızca belirtiler üzerinden tahmin edilebildiği gibi kimi hastalıklarda belirtiler yetersiz kalmaktadır. Dolayısıyla hekimler teşhis ekipmanlarına ihtiyaç duymaktadırlar. Veteriner kliniklerinde olması gereken en önemli teşhis cihazı röntgendir. Hayvanların neredeyse tüm hastalıklarında röntgen, emin olmaya yardımcıdır.  Veteriner Kliniklerinde Röntgen Veteriner klinikleri, teknoloji ile her geçen gün gelişme kaydetmektedir. Evcil hayvanlar için başta dahiliye alanı olmak üzere tüm hastalıklarında röntgen gibi teknolojik araçlardan faydalanmak mümkündür. Röntgen, dokularda gözle görülemeyen sorunların teşhis edilmesine fayda sağlamaktadır. Röntgenin çalışma prensibi gölgeler üzerine kuruludur. Düz akan X ışınları, kişinin ekran karşısından görüntüsünü almaktadır. Sonrasında ortaya gölgelerle bir analiz çıkmaktadır. Veterinerler olması gereken ile hastanın röntgen sonuçlarını kıyaslarlar. Bu şekilde hastalığın görüntüsü ve sonuçları çok daha faydalı olur. Veteriner Röntgen Cihazları Veterinerlikte röntgen, hayvanların iç yapılarının görüntülenmesi için kullanılan yaygın ve önemli bir tanı aracıdır. Röntgen teknolojisi, veteriner hekimlere kemik, eklem, organ ve doku sorunlarını teşhis etme imkanı sunar. Bu görüntüleme yöntemi, birçok farklı durumda ve hastalıkta kullanılır. DR (Dijital Radyografi) ve CR (Bilgisayarlı Radyografi) Dijital radyografi teknikleri kendi arasında ikiye ayrılmaktadır.  1- Bilgisayarlı radyografi olarak adlandırılan ve kısaca CR dediğimiz teknik,  2- Dijital radyografi olarak adlandırılan ve kısaca DR dediğimiz uygulamadır.  DR (Dijital Radyografi): DR sistemlerinde, röntgen görüntüleri dijital dedektörler aracılığıyla doğrudan dijital forma dönüştürülür. Bu dedektörler, x-ışınlarını dijital sinyallere çevirir ve anında bir bilgisayara iletilir. Görüntüler, hızlı bir şekilde elde edilir ve hemen incelenebilir. DR sistemleri daha yüksek çözünürlüklü ve daha kaliteli görüntüler sağlar. Bu, daha detaylı teşhis imkanı sunar. Anında geri bildirim ve daha iyi kontrast sunar. DR sistemleri daha hızlıdır çünkü görüntüler anında dijital formata dönüştürülür ve incelenebilir. Daha hızlı görüntüleme, acil durumlarda veya yoğun kliniklerde büyük avantaj sağlar. CR (Bilgisayarlı Radyografi): CR sistemlerinde, x-ışınları fosfor plakaları üzerinde tutulur. Bu plakalar daha sonra bir okuyucu cihazda taranarak dijital görüntülere dönüştürülür. CR işlemi, DR'ye göre daha fazla zaman alır çünkü plakaların taranması ve dijital formata dönüştürülmesi gereklidir. ~~ Evcil hayvanlar, röntgen çekimlerinden pek hoşlanmazlar. Teknolojinin bu denli gelişmesi en çok onların rahat etmesini sağlamaktadır. Üsküdar Vetart Veteriner Kliniği olarak küçük dostlarımızın tekrar tekrar çekim sıkıntısı yaşamasına gerek kalmadan, röntgen işlemini tamamlayacağımızdan emin olabilirsiniz. Röntgen DR Sistemlerinin Hatasız Hizmeti DR sistemleri ile hatasız verilen en yaygın hizmet, yaralanma alanlarında olmaktadır. Hayvanların başına sık gelen kırılmalar, çıkıklar ve benzeri kemik sorunları bu sistemle çok daha rahat kontrol edilebilmektedir. Bunlarla beraber kalp sorunlarının teşhisi için de DR sistemlerinden yardım alınması gerekmektedir. Üstelik hatasız sonuçlar elde etmek mümkündür. Veterinerlikte Röntgenin Kullanım Alanları Kemik ve Eklem Sorunları: Kırıklar, çıkıklar, artrit ve diğer kemik hastalıklarının teşhisi. Eklem displazisi ve diğer ortopedik problemlerin değerlendirilmesi. Yumuşak Doku ve Organ İncelemeleri: Akciğer, kalp, karaciğer, böbrekler ve diğer iç organların değerlendirilmesi. Tümörler, kistler ve diğer kitlelerin teşhisi. Yabancı Cisimler: Yutulan veya vücuda giren yabancı cisimlerin yerinin belirlenmesi. Diş Sağlığı: Diş hastalıkları, kök apseleri ve diğer diş sorunlarının incelenmesi. Travma Sonrası İnceleme: Kazalar veya yaralanmalar sonrası iç hasarların değerlendirilmesi. Röntgen Çekimi Süreci Kedi röntgen çekimi veya köpek röntgen çekimi süreci birkaç adımdan oluşur. Evcil hayvanlarımız oldukça hareketli oldukları için onların canını sıkmadan ve kısa sürede işlemi bitirmek gerekir. Aksi halde kedi veya köpeğimizin huysuzlanması gibi durumlarla karşılaşılabilir. Hazırlık: Hayvanın uygun şekilde pozisyonlandırılması. Gerekirse sedasyon veya anestezi uygulanması (özellikle hareketli veya endişeli hayvanlarda). Görüntüleme: Röntgen cihazı kullanılarak hedeflenen bölgenin görüntüsü alınır. Genellikle farklı açılardan birkaç görüntü alınarak daha kapsamlı bir değerlendirme yapılır. Değerlendirme: Alınan röntgen görüntüleri veteriner hekim tarafından incelenir. Sorunların teşhisi ve tedavi planının oluşturulması. --- ## Ultrasonografi > URL: https://vetart.com.tr/ultrasonografi/ Ultrasonografi, insan kulağının duyamayacağı kadar hassas olan frekansların kullanıldığı inceleme tekniklerinden biridir. İnsanlar için oldukça önemli olan bu teknik özellikle hastalıkların teşhisi, iç görüntülerin elde edilmesi bakımından da çokça önemlidir. Aynı durum veterinerlikte de geçerlidir. Veteriner görüntüleme tekniklerinden biride ultrasonografidir. Evcil hayvanların gebelikleri, hastalıkları durumunda da ultrasonografi alternatifi kullanılabilmektedir. Güvenilir ve işini iyi yapan veteriner klinikleri bu tekniği de sorunsuz şekilde uygulayabilmektedir. Kısaca tanımlamak gerekirse; Veteriner kliniklerinde Ultrasonografi (USG), hayvanların iç organlarının yapısını ve işlevlerini incelemek için kullanılan non-invaziv (kesiye ihtiyaç duyulmadan) bir görüntüleme yöntemidir. Bu teknoloji, ses dalgalarını kullanarak organların görüntülerini oluşturur ve veteriner hekimlerin tanı koymalarına yardımcı olur.  Ultrasonografi (USG) Nedir? Ultrasonografi, yüksek frekanslı ses dalgalarının hayvanın vücuduna gönderilmesi ve geri dönen dalgaların bir bilgisayar tarafından görüntüye dönüştürülmesi prensibine dayanır. USG, özellikle yumuşak doku görüntülemede çok etkilidir ve genellikle karın boşluğu organları (karaciğer, böbrekler, mesane, rahim vb.), kalp, kaslar, eklemler ve bazen de gözlerin değerlendirilmesinde kullanılır. Veteriner ultrason poliklinikleri hastalıkların teşhisinde hız kazandırır. Veteriner USG Çekimleri Nasıl Yapılır? Hazırlık Aşaması: Ultrasonografi yapılacak bölgedeki tüyler tıraş edilir ve cilde ultrason jeli sürülür. Jel, prob ile cilt arasında hava boşluğu oluşmasını engeller ve daha net görüntüler elde edilmesini sağlar. Pozisyon Ayarlama: Hayvan, muayene masasına uygun bir pozisyonda yatırılır. Bu pozisyon, incelenen bölgeye göre değişiklik gösterebilir. Prob Kullanımı: Veteriner hekim, ultrason probunu jelli bölgeye yerleştirir ve probu hareket ettirerek farklı açılardan görüntüler alır. Bu sırada, bilgisayar ekranında organların canlı görüntüleri izlenir. Değerlendirme: Veteriner hekim, alınan görüntüleri değerlendirerek organların yapısını ve işlevlerini analiz eder. Gerekirse, görüntüler kaydedilir ve daha detaylı bir inceleme için saklanır. Kedi ve Köpek İçin USG Kedi Ultrason Kedilerde USG genellikle karın boşluğundaki organların, özellikle karaciğer, böbrekler, mesane ve rahim gibi organların değerlendirilmesi için kullanılır. Kediler küçük ve narin yapıya sahip olduklarından, USG onların iç yapısını incelemede oldukça faydalıdır. Köpek Ultrason Köpeklerde de USG, karın boşluğu organlarının incelenmesi için yaygın olarak kullanılır. Ayrıca, kalp ultrasonografisi (ekokardiyografi) köpeklerde kalp hastalıklarının tanısında önemlidir. Köpeklerin boyutlarına ve türlerine göre, farklı ultrason probları kullanılabilir. Ultrasonografi, veteriner hekimler için çok değerli bir tanı aracıdır ve doğru uygulandığında birçok hastalığın erken teşhisinde önemli rol oynar. Kediler ve köpekler üzerinde yapılan ultrasonografik incelemeler, veteriner hekimlerin tedavi planlarını daha iyi yapmalarına yardımcı olur ve hayvanların sağlığını korumada önemli bir katkı sağlar. Veteriner Hekimlikte Ultrasonografi Teşhis noktasında ne kadar teknolojik gelişmiş araç kullanılırsa hastanın iyileşmesi o kadar çabuk olmaktadır. Ultrasonografi, yayılan ses dalgaları sayesinde vücudun sorun olan noktasında tespit yapmayı kolaylaştırmaktadır. Gri, siyah ve beyaz renk skalasına sahip olan ultrasonlar olduğu gibi renkli ultrasonlar da bulunmaktadır. Vücutta sorun olan noktanın üzerinde gezinildiğinde cihaz hem renk uyarısı hem de rakam uyarısı vermektedir. Dolayısıyla sorunun hangi bölgede olduğunu tespit etmek zor olmamaktadır. Veteriner Hekimlikte Ultrasonografi Kullanım Alanları Nelerdir? Veterinerlere gelen hastaların pek çoğunun durumu, belirtilerle teşhis edilebilmektedir. Hasta sahibinin şikâyetleri dinlendikten sonra hastanın durumunu tahmin etmek zor olmamaktadır. Ne var ki kimi hastalıkların teşhisi biraz daha zaman alabilmektedir. Bu gibi durumlarda ultrason kullanılması çok daha faydalı olmaktadır. Veterinerler ultrasonografi ile karaciğer, pankreas, böbrek, mesane, üreme organları ve dalak hakkında net bilgiler edinebilmektedir. Özellikle dâhiliye alanında hastalanan evcil hayvanlar için ultrason hayat kurtaran bir cihazdır. Bu nedenle Üsküdar Vetart Veteriner Kliniği olarak sizlere ultrasonografi hizmeti vermeye hazırız. Veteriner Hekimlikte Ultrasonografi İçin Hazırlık Gerekli mi? Evcil hayvanların ultrasonografi ile incelenebilmesi biraz zorlu olmaktadır. Çoğu ortamının yabancılaşmasından dolayı tedirgin hissetmekte, kaçma teşebbüsünde bulunmaktadır. Bu gibi durumlarda bazı hastalara sedasyon uygulamak gerekebilmektedir. İnceleme için sabit kalınması çok önemlidir. Birkaç saat öncesinden aç kalınması, idrar dengesinin sağlanması gibi önemli noktalar unutulmamalıdır. Gereken kriterleri yerine getirdiğinizde ultrasondan alınan sonuçlar çok daha sağlıklı olacaktır. Vetart ekibi olarak sizlere bu süreçte gereken tüm hazırlığı detaylıca anlatmaya hazırız. Veteriner Hekimlikte Ultrasonografinin Yan Etkileri Nelerdir?  Süreç boyunca hastaların zarar görmesine neden olacak herhangi bir yan etki bulunmamaktadır. Bilinen en yanlış ifade ultrasonun radyasyon yaydığı yönündedir. Ne var ki ultrasonografi bilinen en sağlıklı teşhis tekniklerinden biridir. --- ## Mikrochip Uygulaması > URL: https://vetart.com.tr/mikrochip-uygulamasi/ Evcil hayvanlar, zamanla ailenizden biri gibi olur. Eşiniz, çocuğunuz ne ise sizin için aynı değere sahiptir. Hayatınızın tamamında yer verdiğiniz bu misafirler aynı zamanda evinizin de bir parçası olmuştur. Kendinizden önce düşündüğünüz, hastalandığında her şeyi bir kenara bırakıp veterinere yetiştirdiğiniz en önemli arkadaşlarınızdır. Evcil hayvanlar ne yazık ki insanlarla aynı kaderi paylaşmazlar. Sorumlulukları kendilerine ait olmadığı için devamlı gözetim halinde yaşarlar. Gözlerinizi üzerlerinden bir an ayırdığınızda kaybolmuş olurlar. Bu nedenle Vetart veteriner kliniği başta olmak üzere işini profesyonel olarak yapan pek çok veterinerlik mikrochip uygulamasını önermektedir. Veterinerlikte Mikrochip Uygulaması Nedir? Üsküdar veteriner kliniği ve daha pek çok klinik tarafından yapılan mikrochip uygulaması, evcil hayvanların kaybolmasına yönelik bir işlemdir. Her gün kaybolan evcil hayvan sayısı şiddetle artış göstermektedir. Dolayısıyla hayvan sahiplerinin bu konuda her geçen gün büyüyen endişeleri de haklılık payı taşımaktadır. Hayvanların kaybolduğunda rahatlıkla bulunabilmesi için yapılabilecek en ideal işlem mikro chip uygulamasıdır. Evcil hayvanınızın üzerine yerleştirilen chip sayesinde gittiği her yerden haberiniz olabilir. Bu sayede kaybolduğunda bulmanız da bir hayli kolay olur. Veterinerler Mikrochip Uygulamasını Nasıl Yapar? Evcil hayvanlar üzerine yerleştirilen mikrochipler, yer belirleme konusunda oldukça başarılıdır. Bu nedenle her geçen gün evcil hayvan sahipleri tarafından tercih edilme oranı artmaktadır. Hayvanların deri altına işlenen cihazlar, bilgisayar veyahut cep telefonunuza gönderilerek devamlı takipte kalmanıza yardımcı olmaktadır. Veteriner klinikleri, mikrochip uygulamasını şiddetle önermektedir. Uzun süre bulunamayan hayvanlar sokağa adapte olmakta zorlanırlar. Üstelik sahipleri de bir o kadar kötü hisseder. Siz de bu olumsuz tablonun içerisinde yer almamak için Üsküdar veteriner klinikleri arasından bizi tercih edebilirsiniz. Mikrochip uygulaması kısa süre içerisinde sorunsuz şekilde yapacağımızdan emin olabilirsiniz. Mikrochip Uygulaması Acı Verir mi? Veteriner klinikleri tarafından uygulanan mikrochip işlemi, acı verici bir işlem değildir. Bu nedenle hemen her evcil hayvan sahibi, içi rahat şekilde bu uygulamayı yaptırabilmektedir. Hayvanların derilerinin altına yerleştirilen çip küçük bir iğne ile konulmaktadır. Birkaç gün önceden randevu alınarak yapılan bu işlem, küçük dostunuzun klinikte kısa süre geçirmesiyle tamamlanabilecektir. Üsküdar veteriner kliniklerinden biri olarak mikrochip uygulamasını misafirlerimize zarar vermeden, bir nevi aşı tekniği ile ense dibine yerleştirebiliriz. Mikrochip Uygulaması Ne Kadar Süren Bir İşlemdir? Veterinerler tarafından uygulanması gereken mikrochip uygulaması yaklaşık birkaç dakikalık bir işlemdir. Bu birkaç dakika içerisinde evcil hayvanınıza herhangi bir ilaçla sakinleştirici yapılmamaktadır. Birkaç dakikalık sürede sabit tutulması mikrochipin takılması için yeterli olacaktır. Mikrochip uygulaması dünyanın pek çok yerinde güvenle kullanılan bir uygulamadır. Özellikle köpek sahibi olan kişiler tarafından tercih edilmektedir. Sık sık dışarıda dolaştırdığınız evcil hayvanınız varsa mikrochip uygulaması işinizi kolaylaştıracaktır. Kaybolma endişesi taşımadan rahatlıkla dolaşmasına fırsat yaratmaktadır. --- ## Veteriner Kardiyoloji > URL: https://vetart.com.tr/kardiyoloji/ Kardiyoloji (EKG - EKO) Kalp hayat boyu devam eden düzenli bir döngü içerisindedir. Bu nedenle korunması, sağlıklı bakılması önemlidir. Durumun önemi yalnızca insanlar için değil tüm canlılar için aynı derecede yüksektir.  Veterinerlikte kardiyoloji, evcil hayvanların kalp ve dolaşım sistemi hastalıklarının teşhis ve tedavisi ile ilgilenen bir alandır. Bu alan, kedi ve köpek gibi evcil hayvanlarda kalp hastalıklarının tanı, tedavi ve önlenmesine odaklanır. Polikliniğimize Veteriner Kardiyoloji ve EKG uygulamaları ile ilgili çok fazla soru geliyor.  VetArt Veteriner Polikliniği kurucusu ve aynı zamanda Kardiyoloji ile ilgili gelişmeler ve güncel uygulamalarla yakinen ilgilenen, Uzman Veteriner Hekim Koray Musluer ile birlikte, bu alanda başarılı uygulamalar ve tedaviler gerçekleştiriyoruz. Bu sayfamızda kendisinden de aldığımız değerli bilgiler ışığında Vet. Kardiyoloji bölümümüz ve uygulamalarımız hakkında bilgi vermek istedik.  Daha detaylı bilgiye ihtiyacınız olması durumunda VetArt Veteriner Polikliniği İletişim sayfamızdan veya +90 (216) 553 01 12 no'lu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. Veterinerlikte Kardiyoloji Nedir? Veteriner kardiyoloji poliklinikleri, çeşitli kardiyovasküler hastalıkların teşhisi, tedavisi ve yönetimi konusunda uzmanlaşmış veteriner hekimler tarafından hizmet verir. Veteriner Kardiyoloji Polikliniği Görevleri Kalp hastalıklarının erken teşhisi için rutin kontroller yapmak. Kalp yetmezliği, aritmiler ve diğer kardiyovasküler hastalıkların tedavisini planlamak ve uygulamak. EKG (elektrokardiyografi), EKO (ekokardiyografi), röntgen ve kan testleri gibi teşhis araçlarını kullanarak detaylı incelemeler yapmak. Hastalara ve sahiplerine kalp sağlığını koruma konusunda rehberlik etmek. Kardiyolog Veteriner Hekimin Yaptığı İşlemler Kardiyolog veterinerler, aşağıdaki işlemleri yaparlar: Ekokardiyografi (EKO): Kalp yapısını ve fonksiyonlarını değerlendirmek için ultrason kullanımı. Elektrokardiyografi (EKG): Kalp ritmini ve elektriksel aktivitesini ölçmek. Röntgen: Göğüs röntgeni çekerek kalp ve akciğer yapısını incelemek. Kan Testleri: Kalp hastalıkları ile ilişkili biyomarkerların değerlendirilmesi. Kan Basıncı Ölçümü: Hipertansiyon ve diğer dolaşım bozukluklarını belirlemek. EKG ve EKO Arasındaki Fark Nedir? Yukarıda bahsettiğimiz iki terimin arasında farklar bulunmaktadır. Veteriner EKG: Kalbin elektriksel aktivitesini ölçer, ritim bozukluklarını ve elektriksel iletim anormalliklerini tespit eder. Veteriner EKO: Kalbin yapısını ve fonksiyonlarını görüntüler, kalp odacıkları, kapakçıklar ve kan akışını değerlendirir. Veteriner Eko (Ekokardiyografi) Nedir? Veteriner ekokardiyografi, ultrason teknolojisi kullanarak kalp ve çevresindeki yapıları görüntüleyen bir teşhis aracıdır. Kalbin büyüklüğünü, yapısını, fonksiyonlarını ve kan akışını değerlendirmede kullanılır.  Kedi Eko ve Köpek Eko Nasıl Çekilir? Kedi ve köpeklerde ekokardiyografi işlemi genellikle şu adımları içerir: Hazırlık: Hayvan, sakinleştirici veya anesteziye ihtiyaç duyulmadan muayene masasına yatırılır. Göğüs bölgesi tüylerinden arındırılır. Pozisyonlama: Hayvan, genellikle yan yatar pozisyonda tutulur. Jel Uygulama: Ultrason probunun daha iyi temas etmesi için göğüs bölgesine jel uygulanır. Görüntüleme: Ultrason probu göğüs bölgesine yerleştirilir ve kalp görüntüleri elde edilir. Analiz: Veteriner hekim, elde edilen görüntüleri analiz eder ve teşhis koyar. Ekokardiyografi, invaziv olmayan bir yöntem olduğu için hayvanlar için oldukça güvenli ve rahattır. Veteriner EKG (Elektrokardiyografi ) Nedir? Veteriner EKG (Elektrokardiyografi), hayvanların kalbinin elektriksel aktivitesini ölçen ve kaydeden bir testtir. Veteriner hekimler, evcil hayvanların kalp ritmi ve fonksiyonları hakkında bilgi edinmek için EKG'yi kullanırlar. Bu test, kalp hastalıklarının teşhisi ve yönetiminde önemli bir rol oynar. Kedi ve Köpeklerde EKG Nasıl Çekilir? Hazırlık: Hayvan muayene masasına yerleştirilir ve rahatlatılır. Elektrodlar, hayvanın cildine yapıştırılır. Bu elektrodlar genellikle ön ve arka bacaklara ve göğüs bölgesine yerleştirilir. Elektrodlar, EKG cihazına bağlanır. Kayıt: Elektrodlar, kalbin elektriksel sinyallerini algılar. Bu sinyaller, EKG cihazı tarafından kaydedilir ve bir monitörde dalga formu olarak gösterilir. Veteriner hekim, kaydedilen dalga formlarını analiz eder. Veteriner EKG'nin Kullanım Alanları Aritmilerin Teşhisi: Kalp ritim bozukluklarını (örneğin atriyal fibrilasyon, ventriküler taşikardi) belirlemek. Kalp Krizi ve Diğer Kalp Hastalıkları: Kalp krizi, miyokard enfarktüsü ve diğer kalp hastalıklarının belirtilerini tespit etmek. İlaç Takibi: Kalp ilaçlarının etkilerini izlemek. Anestezi Öncesi ve Sonrası Değerlendirme: Anestezi uygulanmadan önce ve sonra kalp fonksiyonlarını kontrol etmek. Veteriner EKG'nin Avantajları Non-İnvaziv: EKG, kedi veya köpeğin kalp sağlığını değerlendirmek için invaziv olmayan (kesi olmayan) bir yöntemdir. Hızlı ve Kolay: Test hızlı bir şekilde yapılabilir ve sonuçlar hemen alınabilir. Bilgi: Kalbin elektriksel aktivitesi hakkında kapsamlı bilgi sağlar. Daha detaylı bilgiye ihtiyacınız olması durumunda veya randevu oluşturmak için VetArt Veteriner Polikliniği İletişim sayfamızdan veya +90 (216) 553 01 12 no'lu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. Hayvan sahiplerinin kalp için gözlem yapması çok önemlidir. Sık ve kesik nefes alma, hareket ederken oksijensiz kalma, morarma, bayılma gibi durumlar kalple ilgili şüpheleri akla getirmelidir.  --- ## Koruyucu Hekimlik > URL: https://vetart.com.tr/koruyucu-hekimlik/ Koruyucu hekimlik henüz herhangi bir hastalığın kendini göstermeden önlenebilmesi durumudur. Hasta bazı belirtileri yavaş yavaş gösterdiğinde çevresinde bulunanlar tarafından durumunun tahmin edilmesi gerekmektedir. Olumsuz belirtilerin vakit kaybedilmeden veteriner hekime gösterilmesi, hastanın hastalığının erken teşhis edilmesine yardımcı olacaktır. Koruyucu hekimliği yapabilecek veteriner sayısı oldukça azdır. Bunun temel nedeni yeterince profesyonel donanıma sahip olunamamasıdır. Üsküdar veteriner kliniği seçenekleri arasında bizi bulabilir, koruyucu hekimlik hizmetimizle evcil hayvanınızın korunmasını sağlayabilirsiniz. Veteriner Kliniklerinde Koruyucu Hekimlik Koruyucu hekimlik yalnızca insanlar için olan bir durum değildir. Hayvanlar için de hayati risk taşıyan hastalık sayısı çoktur. Dolayısıyla erken teşhis edilmesi, hayat kurtarmak açısından son derece önemlidir. Hastalığın henüz yolun başında fark edilmesi, sahibinin de derin bir soluk almasına yardımcı olacaktır. Üsküdar'da koruyucu hekimlik donanımına sahip klinikler arasında Vetart ailesi ve hekimleri de bulunmaktadır. Ziyaretimize gelen sevimli dostlarımızın teşhisini erken yapabilmek en az sahipleri kadar bizi de mutlu etmektedir. Veterinerler Koruyucu Hekim Olarak Neler Yaparlar? Koruyucu hekimliğin temel amacı, hastalıkla karşılaşmadan gereken önlemi almaktır. Bu nedenle çoğu yerde koruyucu hekimliğin aşılama olarak tanındığı bilinmektedir. Aşılama, hastanın herhangi bir hastalığa yakalanmadan korunmasını sağlamak için yapılmaktadır. Evcil hayvanların dönemsel aşıları, uygun beslenme planlamaları gerekirse diyet uygulamaları, periyodik dönemlerde yapılması gereken muayeneler koruyucu hekimlik kapsamında yer almaktadır. Hayvan sahiplerinin bu süreçte bilgilendirilerek işlemlere dahil edilmesi, sürecin tanıtılması ise ayrıca önemli bir konudur. Vetart Veteriner Kliniği olarak tüm bu süreci profesyonel bir şekilde yürüteceğimizden emin olabilirsiniz. Koruyucu Hekimliğin Amacı Nedir? Veteriner kliniklerinde uygulanan koruyucu hekimliğin temel amacı hastanın hastalığa yakalanmadan korunmasını sağlamaktadır. Özellikle viral hastalıklar, evcil hayvanların hayatını riske atan olumsuzlukların başında gelmektedir. Gerekli önlemler alınmadığı takdirde viral hastalık nedeniyle pek çok hayvanın hayatını kaybettiği bilinmektedir. Koruyucu hekimlik, gelecekte meydana gelebilecek hastalıklar için önlem niteliği taşımaktadır. Dolayısıyla sonrasında herhangi bir hastalık kendini gösterdiğinde veteriner kliniklerinde yapılan bu işlem sayesinde hastalık yayılmadan durdurulmaktadır. Bu işlem hem hastaların hem de hasta sahiplerinin rahat etmesine yardımcı olan, tedirginliklerini ortadan kaldıran bir uygulamadır. Hayvan sahipleri koruyucu hekimlikle beraber güvenle hayvan sahibi olabilmektedirler. Koruyucu Hekimliğin Maliyeti Nedir? Veterinerde koruyucu hekimlik, uygulama yapılacak evcil hayvana göre değişkenlik göstermektedir. Kedilere yapılan işlemlerle köpeklere yapılan işlemler aynı değildir. Dolayısıyla hayvanların göreceği önlem de değişkenlik gösterecektir. Yapılan beslenme çizelgelerinin maliyeti, korunma amacıyla uygulanan dönemsel aşılar farklı fiyatlara tabi tutulmaktadır. Veterinerlikte koruyucu hekimliğin en büyük avantajı daha sonra yaşanacak hastalıkların maliyetini azaltmasıdır. Herhangi bir hastalık nedeniyle yüzlerce lira ödemek yerine korunmak için ödeme yapmak hem maddi hem manevi olarak çok daha sağlıklı olacaktır. Üsküdar Vetart Veteriner Kliniği olarak tüm bu süreçte siz ve sevimli dostlarınızı ağırlamaktan mutluluk duyarız. --- ## Veteriner Dahiliye > URL: https://vetart.com.tr/dahiliye/ Veterinerlikte Dahiliye, iç hastalıklarıyla ilgili olan detaylı bir bölümdür. Evinize baktığınız küçük dostlarınızın belirli aralıklarla kontrollerinin, takibinin yapılması, sağlıklı bir yaşam için oldukça önemlidir. Herhangi bir hastalık, yaralanma, kaza gibi olumsuz durumlarda Üsküdar’da bulunan veteriner kliniğimize ulaşabilirsiniz. VetArt Veteriner Polikliniği kurucusu ve aynı zamanda Dahiliye alanında Uzman Veteriner Hekim Koray Musluer ile birlikte bu alanda başarılı uygulamalar, operasyonlar ve tedaviler gerçekleştiriyoruz. Vet. Dahiliye bölümü için hazırladığımız sayfamızda kendisinden de aldığımız değerli bilgiler ışığında dahiliye bölümü ve uygulamalarımız hakkında bilgi vermek istedik.  Daha detaylı bilgiye ihtiyacınız olması veya randevu oluşturmak istemeniz durumunda VetArt Veteriner Polikliniği İletişim sayfamızdan veya +90 (216) 553 01 12 no’lu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. Veterinerlikte Dahiliye Nedir? Veterinerlikte dahiliye (internal medicine), hayvanların iç hastalıklarının teşhisi, tedavisi ve yönetimi ile ilgilenen bir alandır. Bu alan, genel sağlık durumlarını değerlendirmek, organ sistemlerindeki bozuklukları tanımlamak ve bu bozuklukların tedavisi için uygun yöntemleri uygulamakla ilgilenir.  Veteriner dahiliye uzmanları, birçok hastalık ve sağlık durumu ile ilgilenirler ve genellikle aşağıdaki alanlarda çalışırlar: Sindirim Sistemi Hastalıkları: Mide, bağırsaklar, karaciğer, pankreas gibi organların hastalıkları. Solunum Sistemi Hastalıkları: Akciğerler ve solunum yollarının hastalıkları. Üriner Sistem Hastalıkları: Böbrekler ve idrar yollarının hastalıkları. Endokrin Sistem Hastalıkları: Hormonlarla ilgili hastalıklar, tiroid, pankreas (şeker hastalığı gibi) ve adrenal bezleri içeren hastalıklar. Hematolojik Hastalıklar: Kan hastalıkları, anemi, kanama bozuklukları. Enfeksiyöz Hastalıklar: Bakteriyel, viral, paraziter ve mantar enfeksiyonları. Onkoloji: Kanser ve tümörlerin teşhisi ve tedavisi. Kardiyovasküler Hastalıklar: Kalp ve damar hastalıkları. Nöroloji: Sinir sistemi hastalıkları. Dahiliye Uzmanı Veteriner Hekim Uzmanlık Alanları Dahiliye uzmanı veteriner hekimler, belirli bir alan üzerinde uzmanlaşmış olabilirler. Bu uzmanlık alanları genellikle yukarıda belirtilen alt alanlardır: Gastroenteroloji: Sindirim sistemi hastalıkları üzerinde uzmanlaşma. Pulmonoloji: Solunum sistemi hastalıkları üzerinde uzmanlaşma. Nefroloji/Üroloji: Böbrek ve idrar yolları hastalıkları üzerinde uzmanlaşma. Endokrinoloji: Hormon bozuklukları üzerinde uzmanlaşma. Hematoloji: Kan hastalıkları üzerinde uzmanlaşma. Onkoloji: Kanser ve tümör hastalıkları üzerinde uzmanlaşma. Kardiyoloji: Kalp ve damar hastalıkları üzerinde uzmanlaşma. Nöroloji: Sinir sistemi hastalıkları üzerinde uzmanlaşma. Bu uzmanlık alanları, veteriner hekimlerin belirli hastalık gruplarında daha derinlemesine bilgi ve deneyim kazanmalarını sağlar ve bu sayede daha etkili ve hedeflenmiş tedaviler sunmalarına yardımcı olur. Örneğin; Vetart Veteriner Polikliniği kurucumuz ve Dahiliye alanında Uzman Veteriner Hekim Koray Musluer, aynı zamanda Kardiyoloji bölümünde de uzmandır. Veteriner Dahiliye Polikliniği Görevleri Veteriner dahiliye poliklinikleri, iç hastalıkları konusunda uzmanlaşmış veteriner hekimlerin çalıştığı yerlerdir ve çeşitli görevleri vardır: Hastalıkların Teşhisi: Gelişmiş tanı araçları kullanarak hayvanların hastalıklarını belirlemek. Tedavi Planlarının Oluşturulması: Teşhis edilen hastalıklara yönelik tedavi planları oluşturmak ve uygulamak. Koruyucu Hekimlik: Aşılama, parazit kontrolü ve diğer önleyici sağlık hizmetlerini sunmak. Hasta Takibi: Tedavi sürecindeki hayvanların durumunu izlemek ve gerekli görüldüğünde tedavi planlarını güncellemek. Danışmanlık Hizmetleri: Hayvan sahiplerine, hayvanlarının sağlık durumu ve bakımı hakkında bilgi ve öneriler sunmak. Acil Durum Müdahalesi: Acil durumlarda hızlı ve etkili müdahale sağlamak. Veterinerlikte dahiliye bölümünün önemi, hayvan sağlığının korunması, hastalıkların önlenmesi ve tedavisi, ve genel olarak hayvanların yaşam kalitesinin artırılması açısından büyük bir rol oynamasından kaynaklanır. Veteriner dahiliye bölümü, hayvanların genel sağlık durumlarını iyileştirme ve hastalıklarla mücadele etme konusunda hayati bir rol oynar. Dahiliye bölümünün sunduğu hizmetler, hayvanların daha uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmelerini sağlar. --- ## Veteriner Cerrahi > URL: https://vetart.com.tr/cerrahi/ Veterinerlikte cerrahi, hayvanların sağlık sorunlarını gidermek amacıyla yapılan ameliyatları kapsar. Cerrahi müdahaleler, teşhis ve tedavi süreçlerinin önemli bir parçasıdır ve hayvanın hayatını kurtarmak, yaşam kalitesini artırmak veya ağrı ve rahatsızlığı azaltmak için uygulanır. Cerrahi, çoğu zaman Kardiyoloji, KBB, Dahiliye gibi diğer bölümler ile bağlantılı şekilde ihtiyaç duyulan bir bölümdür. Hangi Konularda Cerrahi Operasyon Gerekebilir? Veteriner cerrahisi, kedi, köpek ve diğer hayvanlar için çeşitli durumlarda gerekebilir. Gereksinim duyulan başlıca durumları sıralayalım. Travmalar ve Yaralanmalar: Kaza veya saldırı sonucu meydana gelen kırıklar, yaralanmalar, iç kanamalar. Tümörler ve Kanser: Kanserli dokuların veya tümörlerin çıkarılması. Sindirim Sistemi Problemleri: Bağırsak tıkanıklıkları, mide torsiyonu gibi acil durumlar. Üreme Sistemi Problemleri: Kısırlaştırma, sezaryen doğumlar. Ortodontik Sorunlar: Diş ve çene problemleri. Enfeksiyonlar: Enfekte olmuş yaralar, apseler. Doğumsal Anomaliler: Doğuştan gelen yapısal bozukluklar. Veterinerlikte Cerrahi Müdahale Ne Zaman Yapılır? Veteriner cerrahi müdahaleler, aciliyetine göre değişiklik gösterebilir: Acil Müdahaleler: Hayvanın yaşamını tehdit eden durumlar (travma, iç kanama, torsiyon) acil cerrahi müdahale gerektirir. Planlı Ameliyatlar: Kısırlaştırma, tümör çıkarma gibi planlı cerrahi işlemler randevu ile yapılır. Teşhis Amaçlı Cerrahiler: Biyopsi gibi teşhis amaçlı işlemler de belirli bir plan dahilinde gerçekleştirilir. Vet. Cerrahi İşleme Nasıl Karar Verilir? Cerrahi işleme karar verme süreci birkaç adımdan oluşur: Tanı: Veteriner hekim, fizik muayene, kan testleri, görüntüleme (röntgen, ultrason, MR) gibi yöntemlerle hayvanın durumunu değerlendirir. Değerlendirme: Hayvanın genel sağlık durumu ve cerrahiye uygunluğu değerlendirilir. Anestezi riski gibi faktörler göz önünde bulundurulur. Alternatif Tedaviler: Cerrahi dışında mümkün olan tedavi seçenekleri değerlendirilir. Eğer başka tedavi yöntemleri yeterli olmazsa cerrahiye başvurulur. Sahip Bilgilendirme: Hayvan sahibine cerrahinin neden gerekli olduğu, riskleri ve beklenen sonuçları hakkında bilgi verilir. Veteriner Cerrahi Kliniğinde İşlemler Nasıl Yapılır? Cerrahi işlemler genellikle şu adımlarla gerçekleştirilir: Hazırlık: Hayvanın cerrahiye hazırlanması, anesteziye uygunluğunun kontrolü ve gerekli anestezi uygulamaları. Ameliyat: Steril bir ortamda, gerekli cerrahi aletler kullanılarak işlem gerçekleştirilir. İyileşme: Ameliyat sonrası bakım, yara bakımı, gerekli ilaçların verilmesi ve hayvanın izlenmesi. Takip: Ameliyat sonrası kontroller ve iyileşme sürecinin takibi. Cerrah Veteriner Hekimlerin Görevleri Bir veteriner hekimin cerrahi müdahale yapabilmesi ve cerrah olabilmesi için bu alanda uzmanlığı olması gerekir. Bir cerrah veteriner hekimin görevleri arasında şunlar bulunur; Cerrahi Müdahaleler: Yukarıda belirtilen çeşitli cerrahi işlemleri planlamak ve gerçekleştirmek. Teşhis ve Değerlendirme: Hayvanın durumu hakkında doğru teşhis koymak ve tedavi planı oluşturmak. Danışmanlık: Hayvan sahiplerine cerrahi işlemler ve bakım hakkında bilgi vermek. Acil Müdahale: Acil durumlarda hızlı ve etkili cerrahi müdahalede bulunmak. Kedi Cerrahı ve Köpek Cerrahı Uzmanlığı Nedir? Kedi ve köpek cerrahları, bu hayvan türlerine özgü cerrahi ihtiyaçları karşılamak için özel eğitim almış veteriner hekimlerdir. Kedilerin ve köpeklerin anatomik ve fizyolojik farklılıkları nedeniyle, her iki tür için cerrahi prosedürler ve teknikler farklılık gösterebilir. Bu uzmanlar, türlere, ırklara, cinslere özgü hastalıklar ve cerrahi müdahaleler konusunda derinlemesine bilgi sahibidir. Veteriner cerrahi, hayvan sağlığı ve refahı için kritik öneme sahiptir ve veteriner cerrahları, hayvanların yaşam kalitesini artırmak için büyük bir sorumluluk taşır. Veteriner klinikleri evcil hayvanlarınız için hastanelerdir. Bakımları, kontrolleri dışında hastalıklarıyla ilgilenilecek yerler de bu adreslerdir. Üsküdar Vetart Veteriner Kliniği olarak hastalarımızın tüm hastalık sürecinde yanında olmayı tercih ederiz. Önemli olan yalnızca tedavi süreci değil öncesi ve sonrasıdır. Hastaların sahiplerinin sürecin tamamıyla ilgili bilgi sahibi olması gerekmektedir. --- ## Veteriner Ağız ve Diş Polikliniği > URL: https://vetart.com.tr/agiz-ve-dis-sagligi/ Veterinerlikte ağız ve diş polikliniği, evcil hayvanların ağız ve diş sağlığını koruma ve tedavi etme amacıyla hizmet veren bir bölümdür. Bu kliniklerde, diş temizliği, çürüklerin tedavisi, diş çekimi, periodontal hastalıkların tedavisi gibi işlemler yapılır. Ayrıca, dişlerin röntgeni çekilerek daha detaylı incelemeler de yapılabilir. Vetart Veteriner Polikliniği Ağız ve Diş sağlığı bölümümüzde detaylı uygulamalar, operasyonlar ve tedaviler gerçekleştiriyoruz. Vet. Diş Polikliniği için hazırladığımız sayfamızda ekibimizdeki uzman veteriner hekimlerden aldığımız değerli bilgiler ışığında bu bölüm ve uygulamalarımız hakkında bilgi vermek istedik.  Daha detaylı bilgiye ihtiyacınız olması veya randevu oluşturmak istemeniz durumunda VetArt Veteriner Polikliniği İletişim sayfamızdan veya +90 (216) 553 01 12 no’lu telefon numaramızdan bize ulaşabilirsiniz. Kedi ve Köpeklerde Ağız ve Diş Sağlığı Kedi ve köpeklerin ağız ve diş sağlığı, genel sağlıklarının bir parçasıdır ve düzenli olarak kontrol edilmelidir. İyi bir ağız hijyeni, diş eti hastalıklarını ve diş kaybını önlemeye yardımcı olur. Evcil hayvanların ağız ve diş sağlığı için düzenli diş fırçalama, uygun beslenme ve veteriner kontrolü önemlidir. Kedi ve Köpeklerde Görülen Ağız ve Diş Sorunları Kedilerde ve köpeklerde sıkça karşılaşılan ağız ve diş sorunları şunlardır: Diş Taşı ve Plak Birikimi: Bu, diş eti hastalıklarına ve diş çürümesine yol açabilir. Gingivitis (Diş Eti İltihabı): Diş etlerinin iltihaplanmasıdır ve tedavi edilmezse periodontal hastalığa dönüşebilir. Periodontal Hastalık: Diş etleri ve dişleri destekleyen kemik yapıların enfeksiyonudur. Diş Çürükleri: Çürükler, dişlerin yapısının bozulmasına ve ağrıya neden olabilir. Diş Kırıkları: Travmalar sonucu oluşabilir ve tedavi edilmezse enfeksiyona yol açabilir. Ağız Kokusu: Genellikle ağızda bakteri birikiminden kaynaklanır. Veteriner Diş Polikliniği Veteriner diş poliklinikleri, evcil hayvanların ağız ve diş sağlığını korumak ve tedavi etmek için özel olarak donatılmıştır. Bu kliniklerde veteriner diş hekimleri, çeşitli diş tedavileri ve cerrahi müdahaleler yapar. Ayrıca, diş röntgeni çekilerek daha detaylı teşhisler yapılabilir. Veteriner Diş Hekimliği (Diş Hekimi Veteriner) Veteriner diş hekimliği, veteriner hekimliğinin bir dalıdır ve evcil hayvanların ağız ve diş sağlığını koruma, tedavi etme ve cerrahi müdahaleleri içerir. Diş hekimi veterinerler, bu alanda özel eğitim almış uzmanlardır. Kedi Diş Hastalıkları Kedilerde ağız ve diş bakımı önemlidir ve bu alanda birçok farklı sorun ile karşılaşmaktayız. Bu sorunların bazıları doğuştan gelen ırk ve cins yatkınlıklarından dolayı genetik sorunlar olsa da genelde sonradan meydana gelen rahatsızlıklar oluyor. Aşağıda yaygın olarak görülen kedi diş hastalıklarını listeledik. Feline Odontoclastic Resorptive Lesions (FORL): Diş köklerinde erime ve çürüme ile karakterizedir. Stomatitis: Ağzın iç yüzeyinin iltihaplanmasıdır ve oldukça ağrılı olabilir. Periodontal Hastalık: Diş etleri ve dişleri destekleyen kemik yapıların enfeksiyonu. Köpek Diş Hastalıkları Köpekler için de durum benzerdir aslında. Ağız ve diş bakımı düzenli takip edilmeli ve gözlemlenmelidir. Aynı şekilde ırk ve cins özelliklerine göre yatkınlık olan hastalıkların dışında ağız ve diş hastalıkları genellikle yanlış bakım sebebi ile gerçekleşir. Ağız ve diş kısmında meydana gelecek herhangi bir sorun beslenmeyi de etkileyeceği için son derece önemlidir. Aşağıda Köpeklerde yaygın olarak karşılaştığımız köpek diş hastalıklarını listeledik. Periodontal Hastalık: Diş eti iltihabı ve kemik kaybına neden olabilir. Diş Taşı ve Plak: Dişlerin yüzeyinde biriken plak ve taşlar, diş eti hastalıklarına yol açabilir. Diş Çürükleri: Özellikle köpeklerde nadir görülen, ancak tedavi edilmezse ciddi sorunlara yol açabilen bir durumdur. Elbette burada listelediklerimiz en yaygın karşılaştıklarımızdır. Görülen tüm sorun ve komplikasyonları burada listelememiz mümkün değildir. Kedi veya köpeğinizin ağız veya dişinde sorun olduğunu düşünüyorsanız hiç vakit kaybetmeden kontrol ettirmeniz erken müdahale için iyi olacaktır. Hayvanlarda Ağız Sağlığı Hayvanlarda ağız sağlığı, genel sağlıkları açısından büyük önem taşır. Düzenli diş temizliği, doğru beslenme ve veteriner kontrolleri ile ağız ve diş sağlığı korunabilir. Erken teşhis ve tedavi, ağız ve diş sorunlarının daha ciddi sağlık problemlerine yol açmasını engeller. Evcil hayvanların ağız ve diş sağlığı hakkında daha fazla bilgi almak veya özel bir sorununuz varsa, veteriner hekiminize danışmanız en doğru yaklaşım olacaktır. --- ## Acil Tedavi > URL: https://vetart.com.tr/acil-tedavi/ Acil Tedavi, veterinerlikte ne anlama gelir? Evcil hayvanların devamlı hareket halinde olmaları, sahiplerinin sorumluluklarını ikiye katlamaktadır. Sürekli oyun oynayan, koşuşturan, kimi zaman kavgalara karışan küçük dostlara olabildiğince hassas bakılması önemlidir. Zaman zaman meydana gelen olumsuz tablolar, evcil hayvanların istem dışı zarar görmelerine neden olabilmektedir. Evcil hayvanların sıkça başına gelen yaralanmalar veyahut kazalarda zaman kaybetmeden müdahale edilmesi oldukça önemlidir. Bu nedenle olabildiğince aceleci bir şekilde tedavi edilecekleri kliniklere götürülmelidirler. Üsküdar Hayvan Hastanesi VetArt Veteriner Kliniği olarak, ekibimizle tüm bu olumsuzluklarda yanınızda olmaya hazırız. Veteriner Hekimlikte Acil Var mı? Hayvan sahiplerinin, evcil hayvanlarının bakımı için merak ettikleri sorulardan biri acildir. Hastanelere gidildiğinde nasıl ki bizlere acil tedavi yöntemleri uygulanabiliyorsa evcil dostlara da acil tedavi yöntemleri uygulanabilmektedir. Bunun için yapılması gereken en önemli şey doğru veterineri seçmektir. Vetart Veteriner Kliniğini ararsanız yardımcı olmak için bir telefon uzağınızda olacağız. Evcil Hayvanlar Acil Tedaviye Neden İhtiyaç Duyar? En az insanlar kadar evcil hayvanların da acil tedavi tekniklerine ihtiyacı vardır. Bunun temel nedeni ise yaşanan kazalardır. Bilhassa evden kaçan, yerinde duramayan evcil hayvanların başına kazalar sıkça gelmektedir. Trafik kazaları ve sokak kavgaları evcil hayvanların en çok tedavi gerektiren durumlarıdır. Bu nedenle bir an önce müdahale edilmesi önemlidir. Evcil hayvanlar özellikle fizyoterapik alanlarda yardıma ihtiyaç duyarlar. İhtiyaçları çoğunlukla ortopedik olmaktadır. Bunun yanında bir takım hastalıklar da acil tedavi teknikleriyle çözülebilmektedir. Evcil hayvanlarınızın acil tedaviye ihtiyacı olduğunda Üsküdar Vetart Veteriner Kliniği olarak gereken tüm müdahaleleri yapacak donanıma sahibiz. Veteriner Hekimler Acil Tedavide Zehirlenmelere Bakar mı? Evcil hayvanınız veyahut gördüğünüz herhangi bir sokak hayvanının zehirlendiğini fark ederseniz zaman kaybetmeden veterinere getirmelisiniz. Veterinere getirdiğiniz bu canlının hayatını kurtardığınıza emin olabilirsiniz. Özellikle zehirlenmeler hayvanların başına sık gelen durumlardır. Kimi zaman yememeleri gereken bir şeyi yemeleri kimi zaman da alerjileri sebebi olan bir besini tüketmeleri hayvanları zehirleyebilmektedir. Zehirlenen hayvanları, veterinere getirdiğinizde gerekli tetkikler yapılır ve nedeni tespit edilir. Daha sonra zaman kaybedilmeden tedavi sürecine geçilir. Üsküdar'da veteriner alternatifleri arasında güvenebileceğiniz bir adres ararsanız, tüm acil tedavi aşamasında, bilgilendirme dahilinde yanınızda olmaya hazırız. Veteriner Hekimlikte Acil Tedavide Neler Yapılır? Evcil hayvanını veterinere emanet ederken bin bir endişe hissedenlerden biriyseniz veteriner klinikleri arasından tercihinizi iyi yapmalısınız. Emanet ettiğiniz canlının sizin için ne kadar önemli olduğunu bilen bir veterinere gitmelisiniz. Acil tedavi sürecinde hastalığın önce teşhis edilmesi gerekmektedir. Bunun için önce kan testi olmak üzere pek çok test yapılmaktadır. Yaralanma söz konusu ise röntgen çekilmelidir. Daha sonra hasta sahibi ile istişare yapılarak en acil tedavi yöntemi devreye sokulmalıdır. Veteriner klinikleri bu şekilde profesyonel ve kontrollü adım atarlarsa hastanın kurtulma ihtimali çok daha yüksek olacaktır. --- ## Hakkımızda > URL: https://vetart.com.tr/hakkimizda/ Vetart Veteriner Kliniği Vetart Veteriner Kliniği 04.07.2012’de Vet. Hek. Koray Musluer tarafından kuruldu. 12 yılı aşkın süredir bizlerin en yakını olan can dostlarımızın sağlığı için özveriyle çalışıyoruz. Her geçen yıl tecrübemizi arttırırken, ekibimizi ve teknolojik donanımlarımızı, sizlere en iyi hizmeti verebilmek için geliştirmeye devam ediyoruz. VetArt Veteriner Kliniği, en az insanlar kadar hayvanlarında ihtiyacı olan Acil Tedavi, ciddi rahatsızlıklarda ve gerekli olması durumunda Cerrahi Müdahale, iç hastalıkların teşhisi ve müdahalesinde  Dahiliye, yapılması gereken tetkikler için Laboratuvar hizmetleri sunuyor. Evcil hayvanlarımızın sağlıklı ve bakımları olmaları için Ağız ve Diş sağlığı bölümü ile Pet Kuaför bölümü de bulunuyor. VetArt Veteriner Kliniğinde ayrıca çok az veteriner kliniğinde rastlayabileceğiniz Koruyucu Hekimlik hizmetinden de yararlanabilirsiniz. Koruyucu hekimlik herhangi bir hastalığın kendini henüz göstermeden önlenebilmesi için önemlidir. Bazı belirtiler yavaş yavaş kendini göstermeye başladığında veteriner hekim tarafından önceden, hastalık oluşmadan fark edilmesi ve müdahale edilmesi birçok hastalığın önüne geçebilir. Bu konuda en önemli nokta ise veteriner hekimin tecrübeli ve alanında uzman olmasıdır. VetArt koruyucu hekimlik hizmetimizle evcil hayvanınızın korunmasını sağlayabilirsiniz. Kliniğimiz şu an 5 Veteriner Hekim ve 8 Veteriner Sağlık Teknisyeni ile hizmet veriyor. Bunun yanında her sene genç veteriner hekim adaylarının staj başvurularını değerlendiriyor ve gelecekte can dostlarımıza destek olacak veteriner hekim adaylarının gelişimine katkı sağlamaya çalışıyoruz. Bizler hayvan sağlığı doğrultusunda can dostlarımıza hizmet verirken her gün kendimizi geliştirmeye devam ediyor, tıp ve teknoloji alanındaki tüm yenilikleri takip ediyoruz. Kliniğimizde sadece İstanbul Veteriner Hekimler Odası tarafından belirlenen fiyatları uyguluyoruz. İstanbul Anadolu Yakası Veterinerlik Hizmeti Verdiğimiz bölgeler: Üsküdar Fıstıkağacı semtinde bulunan kliniğimiz, İstanbul Anadolu Yakasında genelinde veterinerlik hizmeti vermektedir. Üsküdar’da merkezi konumda olan kliniğimize Üsküdar'a bağlı Bağlarbaşı, İcadiye, Sultantepe, Altunizade, Salacak, Selimiye, Çamlıca, Koşuyolu - Acıbadem, Kuzguncuk, Beylerbeyi, Çengelköy, Kandilli, Kuleli, Kısıklı, Ünalan, Bulgurlu gibi semtlerin yanı sıra Kadıköy, Ataşehir, Maltepe, Sancaktepe, Çekmeköy, Ümraniye, Beykoz, Kartal, Pendik gibi birçok ilçeden de rahatlıkla ulaşabilirsiniz. Sağlık bizim için her şeyden önemli. Daima dediğimiz gibi ‘Ortak Noktamız Sağlık’. --- ## Antibiyotikler Şeker Değil..! > URL: https://vetart.com.tr/antibiyotikler-seker-degil/ Günümüzde bir çok hayvansever her antibiyotiğin evcil hayvanına faydalı olduğunu düşünmekte. Bu nedenden dolayıdır ki etken maddesi, etki mekanizması vs. Bilinmeden herhangi bir antibiyotiği minik dostlarımıza uygulamaktadırlar. Bu tür bilinçsizce yapılan uygulamalar minik dostlarımıza faydadan çok zarar vermekte. Antibiyotikler Nasıl Kullanılmalı? Beşeri hekimlikte olduğu gibi veteriner hekimlikte de doğru ilaç kullanımı ciddi önem taşımakta. Bir ilacın kullanımından önce o ilacın etki mekanizması, etkili olduğu mikroorganizmalar ve uygulanacak dozajın iyi bilinmesi gerekmektedir. Beşeri alanda kullanılan her ilaç hayvan sağlığında kullanılmamakla birlikte, kullanılan ilaçlar da hayvan türleri arasında farklılık göstermektedir. Bilinçsiz ilaç kullanımı canlıya zarar vermekle kalmayıp aynı zamanda mikroorganizmaların o ilaca karşı direnç geliştirmelerine neden olmaktadır. Bu durum hastalıklarla mücadelede medikal tedavinin başarısını kısıtlamakta. Hayvan sever dostlarımızın minik arkadaşlarımızı korumak için onlara verdiği, sokakta yaşayan canların mama ve sularına kattığı ilaçlar, yanlış ilaç seçimi ve dozaj uygulaması yüzünden çoğu zaman fayda etmemekle beraber ciddi zararlar ortaya çıkarabiliyor.Buradan sizlere tavsiyem can dostunuzu yada sokakta gördüğünüz bir canı tedavi etmeye kalkmadan önce bir veteriner hekim kontrolüne götürmenizdir. Unutmayınız ki ilaçlar uygun şekilde kullanılmadıkları zaman birer zehirdir. Veteriner Hekim Yekta Direnç ANBAR --- ## Ekibimiz > URL: https://vetart.com.tr/ekibimiz/ [vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1563279890043{padding-bottom: 96px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1563196206070{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196213128{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196224140{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][/vc_row][vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1563279890043{padding-bottom: 96px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1563196206070{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196213128{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196224140{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][/vc_row][vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1563279890043{padding-bottom: 96px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1563196206070{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196213128{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196224140{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][/vc_row][vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1563279890043{padding-bottom: 96px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1563196224140{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196206070{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196213128{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][/vc_row][vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1563279890043{padding-bottom: 96px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1563196206070{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196224140{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196213128{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][/vc_row][vc_row row_content_width="grid" css=".vc_custom_1563279890043{padding-bottom: 96px !important;}"][vc_column css=".vc_custom_1563196206070{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196213128{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][vc_column css=".vc_custom_1563196224140{padding-right: 10px !important;padding-left: 10px !important;}" offset="vc_col-lg-4 vc_col-md-6 vc_col-xs-12"][vc_empty_space][/vc_column][/vc_row] ---