Kategori: Blog

Mayıs 15, 2018

Köpeklerde osteoartrit rahatsızlığı OA kısaltma ismi ile bilinen eklem kıkırdağı bozulma hastalığıdır. Kemiklerin yapısını koruyan kıkırdak dokunun zaman içerisinde bozulması ve sağlığını kaybetmesi sonucunda osteoartrit hastalığı ortaya çıkmaktadır. Kelime anlamı kemik olan osteo ile iltihap anlamına gelen artrit sözcüklerinin birleşmesi ile bu ismi almıştır. Kıkırdak yapının zaman içerisinde bozulmaya başlaması, köpeklerin hareketlerinde ciddi sorunlara neden olabilmektedir. Kontrol edilmediği takdirde fizyolojik açıdan kalıcı rahatsızlıkla neden olan bu sorun zaman kaybedilmeden uzman veterinere gösterilmelidir.

Köpeklerde Osteoartrit Nedir?

Osteoartrit için eklem iltihaplanması tanımlaması yapılabilmektedir. Kıkırdakta meydana gelen yıpranma zaman içinde eklemlerin enfeksiyon biriktirmesine sebebiyet vermektedir. Köpeklerde en sık görülen hastalık olarak bilinen osteoartrit hastalığı, yaşamsal faaliyetler üzerinde söz hakkına sahiptir. Dolayısıyla köpek sahiplerinin bilinçli olması sorunun çözüme ulaşmasını mümkün kılabilmektedir.

Köpeklerde Osteoartrit Görülme Sıklığı

Yapılan araştırmalar sonucunda Amerika Birleşik Devletleri bünyesinde bakılan hemen her 5 köpekten 1 tanesinde osteoartrit rahatsızlığı ortaya çıkmaktadır. Özellikle 1 yaşın üzerinde olan köpeklerde sık sık karşılaşılan bu durum yalnızca ABD’de değil tüm dünyada benzer oranlara sahiptir. Yaş

Posted in Blog
Nisan 26, 2018

Genel anlamda şeker hastalığı yani diyabet, pankreasın yeterli miktarda insülin üretememesi ve buna bağlı olarak insülin yetersizliği veya etkisizliğinden kaynaklanır. Şeker hastalığı insanlarda olduğu gibi kedilerde de görülebilmektedir. Diyabet (şeker hastalığı) 3 tipte görülür; kedilerde görülen şeker hastalığı ise genellikle Tip 2 Şeker hastalığıdır. Şeker hastalığı tipleri şöyledir; Tip 1 : İnsüline bağlıdır ve insülin salgılanmasının yetersizliği şeklinde görülür. Küçük hayvanlarda daha fazla rastlanır. İnsüline bağımlı tedavi gerektirir. İnsülin tedavisi yanında uygun diyetlerle beslenmelidir. Tip 2: Daha çok obez hayvanlarda (özellikle kedi ve köpeklerde) görülmektedir. İnsüline dirençli tiptir. Tip 3: Diğer bir deyişle gizli şekerdir. Belirtileri yok denecek kadar azdır. Multifaktöriyel olduğu düşünülmektedir. Tip 3 gizli şekere % 25-35 oranında pankreas tümörlerinin neden olduğu düşünülmektedir. Kedilerde şeker hastalığı konusuna dönecek olursak kedilerde görülen şeker (diyabet) hastalığı genellikle Tip 2 türündedir. Çoğunlukla insüline ihtiyaç duyulmaz ancak nadir de olsa insülin tedavisi gerekebilmektedir. Şeker hastalığı yeni teşhis edilen bir kedinin ön

Posted in Blog
Şubat 16, 2018

Scottish Fold!

Ne kadarda güzel bir isim değil mi, tıpkı o yuvarlak, tombul yüzleri ve o çok sempatik duran “kırık kulakları” gibi. Bir çoğumuz bu görüntüsü güzel kedileri, bu kadar tatlı gösteren kırık kulakları için sempatik buluyoruz. Peki o şirin kırık kulakların aslında çok ciddi ve acı veren bir hastalığa ait ilk bulgu olduğunu biliyor musunuz? Evet maalesef durum bu, çünkü aslında diğer kedilerde olduğu gibi dik ve açık durması gereken o kulaklar, genetik yapıdaki bir bozukluk olan, kıkırdak yapıda ciddi hasarlara yol açan hastalığın sonucudur. -Kedinizin cinsi nedir? -Scottish Fold. Ama benimkinde o hastalıktan yok. Benimki normal. En sık duyulan diyaloglardan biri böyle başlar aslında. -Peki ya kulakları? Onlar normal değil ama. -Nasıl yani? Evet yukarıda sık sık scottish fold sahipleriyle girilen diyaloglardan birinden örnek verdik ve şimdi gelelim son sorunun yanıtına. NASIL YANİ? Scottish Foldların bu kırık kulak durumunun asıl sebebi genetik bir problemden kaynaklanan Osteokondrodisplazi hastalığıdır. Bu hastalık scottish foldların gen yapılarındaki bir mutasyondan dolayı oluşmaktadır. Osteokondrodisplazi kemiklerin merkeze uzak uç kısımlarında anormal kemik gelişimiyle karakterize bir durumdur. Ön ve arka bacak eklem bölgelerinde, omurgada ve kuyruk omurlarında sıklıkla bu lezyonlara rastlanmaktadır. Bu lezyonlar hareket

Posted in Blog
Kasım 28, 2017

Kedi ve köpeklerimizde genellikle karşılaştığımız ishal problemini gerek evde, gerek veteriner hekiminize anlatmakta zorluk çekilir. Ancak küçük ipuçları bu durumun ne olduğunu kestirmenize olanak sağlar. Öncelikle ishal yada diyare (Diarrhea) çok basit sebepler sonucu olmaktan çok ciddi problemlere kadar ve hatta ölüme yol açabilecek nedenlerden kaynaklanabilir. Bunun için diyarenin başladığı gün itibariyle bir hafta geriden başlayarak neler yaptığını yada sizin ona neler verdiğinizi, davranışlarını (kedi için sık tüylerini yalama, köpek için ise halı, sandalye bacağı yada oyuncağını parçalama gibi) takip etmeniz veya hatırlamanız sonuca ve teşhise yönelik vereceğiniz bilgiler olacaktır. Klasik sebepler arasında sayabileceğimiz; ani mama değişikliği, yabancı cisim yeme, kediler için uzun tüylülerde tüylerini yalama, kimyasal olan ev malzemelerini yalama, çöp karıştırarak farklı gıda yada gıda olmayan şeyleri yeme genellikle karşılaşılan durumlar olabilir. Bunun yanısıra paraziter yada viral kaynaklı sık karşılaşılan bir durumdur. Diyareye

  • Düzensiz beslenme
  • Ani mama değişikliği
  • Parazitler
  • Stres
  • Viral, bakteriyel, fungal
  • Metabolik hastalıklar (Karaciğer/Böbrek hastalıkları, diabetus mellitus, hypoadrenocorticism)
  • Toxic
  • Antibiyotik/antiinflematuar medikasyon
  • Pankreatik hastalıklar, IBD (Inflamatory B

Posted in Blog
Kasım 11, 2017

Lyme hastalığı ülkemizde genellikle hayvan (özellikle köpek) sahiplerinin bildiği bir hastalıktır. Lyme aslında ilk olarak 1909’da İsveç’te fark edilmiştir. Fakat bu hastalığa ilk dikkat çekildiği tarih 1975 yılıdır. Amerikanın Connecticut eyaletinin Lyme ve Old Lyme kasabalarında ortaya çıkmıştır. 1977de Dr. Allen Steere ve ekibi 51 vaka için Lyme bölgesinde araştırmalarına başlamışlar ve bu hastalığın bölgedeki geyiklerin kenesi olan Ixodes’lerden kaynaklandığını belirlemişlerdir. Hastalığı bu ve bunun gibi birçok kene türü nakleder. Dr. Burdorfer 1982 yılında konakçının bu hastalığı kendi isminin verildiği bakteri tarafından olduğunu belirlemişlerdir. Lyme hastalığını oluşturan Borrelia Burgdorferi adlı bakteridir.1982 yılında Lyme hastalığı hakkında broşürler oluşturulmuş ve 1984 yılında kan testleri ile hastalık belirlenmeye başlamıştır. Lyme hastalığının erken döneminde yorgunluk, baş ağrısı, boyunda sertlik, eklem ve kaslarda ağrıları ya da sertlik, hafif ateş, konjuktivit olabilir. Eğer erken dönemde tedavi edilmeyen Lyme hastalığı sinir sistemi ya da kalpte enfeksiyon oluşturabilir. Yine tedavi edilmeyenlerin %60’ında 2 hafta ile 2 yıl arasındaki bir süreçte artrit tablosu oluşabilir. Burada önemli olan noktalardan birisi de her hasta aynı şekilde semptomlar göstermeyebilir. Lyme hastalığının taşıyıcısı olan kenelerden korunabilmek için genel olarak; – Açık renk kıyafe

Posted in Blog
Kasım 1, 2017

Kedi ve Köpekte uygulanan pediatrik dönem kısırlaştırma 6-14 haftalık yaşta olan kedi veya köpeklere (bazı çiftlik hayvanları da dahil) uygulanan ameliyat ile kısırlaştırma yada diğer bir adıyla “prepubertal gonadectomy” denir. Hayatlarının erken döneminde yapılan bu operasyonun, kontrolsüz artan populasyonun önlenmesinde güvenilir, uzun vadeli medikal/davranışsal yararlarının olduğunu AAFP başta olmak üzere bir çok kaynak ve kuruluş desteklemektedir. (AVMA, HSUS, The Ohio State University, Cat Fanciers Association, Texas A & M, AKC, AVAR, AAHA, ASPCA, Columbus Academy of Veterinary Medicine) Amerika’da tahmini olarak 3 milyon kedi, nüfus artışından dolayı barınaklara alınıyor ve bunların %75′i ötenazi ile itlaf edilmektedir. Erken dönemde yapılan kısırlaştırma ile üremenin önlenmesi ve sonuç olarak istenmeyen veya sahiplenilmeyen hayvan sayısının azalmasına neden olacaktır. Genellikle halk arasında bu tarz kısırlaştırma ile kedi yada köpek populasyonunun yok olacağı tarzda bir düşünce hakim olmasına karşın; bir tane kısırlaştırılmamış kedinin 6 yıl içerisinde 73.000 adet kedi populasyonuna neden olabileceği düşündürücüdür. 20.Yüzyılın ortalarında birçok veteriner hekimin kavram yanılgısına uğradığı gözlenmiştir. Bunlardan bazıları;(About.com Guide)

  • Dişi bir kedinin bir kez doğum yaptıktan sonra kısırlaştır

Posted in Blog
Ekim 29, 2017

Kedi Tırmığı Hastalığı subakut bir bölgesel lenfodenit sendromudur. Hastalığın etkeni ‘Bartonella hanselae’ ve rezervuarı hayvanlardır. Hastalık genellikle kedi ile daha az oranda köpekle temas sonrası gelişmektedir. Kedi tırmalama hastalığı lenf nodüllerinin tipik şişkinliği ile seyreden bakteriyel bir hastalıktır. Tırmalama ve ısırma sonucu oluşabilir. Kediler ile kontak halinde bulunan insanların %90′ ında ve özellikle yavru kediler ile ilişki halinde bulunan insanlarda sıklıkla gözlenir. Dünyanın her yerinde bulunan “Bartonella hanselae” adlı bakteri tarafından bu enfeksiyon oluşabilir. Genellikle bu hastalık Sonbahar ve Kışın daha çok oluşur. Amerika’da bu hastalık yılda 22000 insanda gözlenmiş ve genellikle 21 yaş altı insanlarda daha çok gözlenmektedir. Bunun nedeni ise genellikle çocukların kedilerle daha sık oynaması ve ısırılma/tırmalamaya maruz kalmasındandır. Pireler bu bakteriyi kediden kediye transfer edebilirler ancak pireden insana transfer hakkında herhangi bir bulgu yoktur.Bakteri önce kediye bulaşır ve hayvanların salyasında yaşar. Bartonella hanselae kedi yada yavru kedileri hasta etmez ama kedi bu bakteriyi aylarca taşıyabilir. Genellikle kedilerin %50′ si hayatlarında mutlaka bu bakteri ile karşı karşıya kaldıkları tahmin ediliyor.

Kedi Tırmala

Posted in Blog

Ekim 27, 2017

Günümüzde bir çok hayvansever her antibiyotiğin evcil hayvanına faydalı olduğunu düşünmekte. Bu nedenden dolayıdır ki etken maddesi, etki mekanizması vs. Bilinmeden herhangi bir antibiyotiği minik dostlarımıza uygulamaktadırlar. Bu tür bilinçsizce yapılan uygulamalar minik dostlarımıza faydadan çok zarar vermekte. Beşeri hekimlikte olduğu gibi veteriner hekimlikte de doğru ilaç kullanımı ciddi önem taşımakta. Bir ilacın kullanımından önce o ilacın etki mekanizması, etkili olduğu mikroorganizmalar ve uygulanacak dozajın iyi bilinmesi gerekmektedir. Beşeri alanda kullanılan her ilaç hayvan sağlığında kullanılmamakla birlikte, kullanılan ilaçlar da hayvan türleri arasında farklılık göstermektedir. Bilinçsiz ilaç kullanımı canlıya zarar vermekle kalmayıp aynı zamanda mikroorganizmaların o ilaca karşı direnç geliştirmelerine neden olmaktadır. Bu durum hastalıklarla mücadelede medikal tedavinin başarısını kısıtlamakta. Hayvan sever dostlarımızın minik arkadaşlarımızı korumak için onlara verdiği, sokakta yaşayan canların mama ve sularına kattığı ilaçlar, yanlış ilaç seçimi ve dozaj u

Posted in Blog
error: İçerik Kopyalanamaz.!!
¤